İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Özden Başvurusu (B. No: 2013/5549)

1. Başvurucu, Bahçelievler

Başvuru No2013/5549Tarih21 Mayıs 2015Okuma24 dk · 4.887 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emine Özden Başvurusu

Karar tarihi
21 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2013/5549
R.G. Tarih- Sayı
8/8/2015-29439
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.887 kelime·24 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Bahçelievler

Belediyesi (Belediye) ile Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası

(BEM-BİR-SEN) arasında imzalanan sözleşme uyarınca yapılan sosyal denge

yardımının Aralık 2006 döneminde kendisine ödenmemesi nedeniyle 25/1/2007

tarihinde idareye yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine İstanbul 8. İdare

Mahkemesinde açtığı iptal ve tam yargı davasının hukuka aykırı olarak

reddedildiğini, Danıştay tarafından hükmün onandığını, onama kararının

gerekçesiz olduğunu, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, eşitlik ilkesinin, mülkiyet ve adil yargılanma

hakları ile sendikaya üye olma özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 17/7/2013 tarihinde

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede, belirlenen eksiklikler tamamlatılmış, başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 11/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

11/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş,

Adalet Bakanlığının 15/9/2014 tarihli görüş yazısına karşı başvurucu,

24/10/2014 tarihinde beyanlarını sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Belediyede memur

olarak görev yapmakta iken 9/1/2007 tarihinde 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı

Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca görevine gelmediği

gerekçesiyle uyarma cezası almıştır.

8. Başvurucu, Belediye ile

BEM-BİR-SEN arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesine göre belediye

çalışanlarına yapılan ödemenin, Aralık 2006 dönemine ilişkin olarak kendisine

yapılmaması üzerine, 25/1/2007 tarihinde idareye başvurmuştur.

9. Başvurucu, talebinin

Belediye tarafından zımnen reddedilmesi sonucunda idari işlemin iptali ve

uğradığı maddi kayıpların ödenmesi istemiyle 5/4/2007 tarihinde İstanbul 8.

İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

10. Mahkemece, 29/1/2008 tarihli

ve E.2007/665, K.2007/64 sayılı kararla; Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında

imzalanan 18/4/2006 tarihli sosyal denge sözleşmesinin 27. maddesinde 657

sayılı Kanun uyarınca uyarma cezası alanlara bir ay süreyle sosyal denge

yardımı ödenmeyeceğinin açıkça belirtildiği, başvurucunun 657 sayılı Kanun'a

göre aldığı uyarma cezası nedeniyle Aralık 2006 dönemine ilişkin ödemenin

yapılmadığı ve dava konusu işlemin hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın

reddine karar verilmiştir.

11. Temyiz üzerine, Danıştay

Onuncu Dairesinin 14/9/2011 tarihli ve E.2008/9313, K.2011/3354 sayılı

ilamıyla; incelenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, temyiz dilekçesinde

ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hüküm onanmıştır.

12. Karar düzeltme istemi, aynı

Dairenin 9/5/2013 tarihli ve 2012/982, K.2013/4279 sayılı ilâmıyla; Danıştay

Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararları

hakkında ancak 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun

54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesinin istenebileceği, karar

düzeltme dilekçesinde ileri sürülen hususların ilgili maddede yer alan

nedenlerden birine uymadığı belirtilerek reddedilmiştir.

13. Karar, başvurucuya 27/6/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu, 17/7/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 657 sayılı Kanun’un "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak

fiil ve haller" kenar başlıklı 125. maddesinin birinci

fıkrasının (A) bendi şöyledir:

“(A)- Uyarma: Memura, görevinde ve

davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

Uyarma cezasını

gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Verilen emir ve

görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca

belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve

bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,

b) Özürsüz veya

izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek,

c) Kurumca belirlenen

tasarruf tedbirlerine riayet etmemek,

d) Usulsüz müracaat

veya şikâyette bulunmak,

e) Devlet memuru

vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak,

f) Görevine veya iş

sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak,

g) Belirlenen kılık

ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak,

h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda

bulunmak”

16. 657 sayılı Kanun’un “İtiraz” kenar başlıklı, 13/2/2011 tarihli

ve 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 135. maddesi şöyledir:

“Disiplin amirleri

tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, varsa bir üst

disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabilir.

Aylıktan kesme,

kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına

karşı idari yargı yoluna başvurulabilir."

17. 657 sayılı Kanun’un “İtiraz” kenar başlıklı, 13/2/2011

tarihli ve 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 136. maddesi

şöyledir:

“Disiplin amirleri ve

disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak

itirazlarda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür.

Bu süre içinde itiraz

edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.

İtiraz halinde,

itiraz mercileri kararı gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul

edebilecekleri gibi cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.

İtiraz edilmeyen

kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine

idari yargı yoluna başvurulamaz.

İtiraz

mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin,

kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek

zorundadırlar.

Kaldırılan cezalar

sicilden silinir."

18. 18/4/2006 tarihinde

Bahçelievler Belediye Başkanlığı ve BEM-BİR-SEN arasında imzalanan Sosyal Denge

Sözleşmesinin “SOSYAL DENGE YARDIMI

ÖDEMELERİNDE İSTİSNALAR” başlıklı 27. maddesi şöyledir:

“Çalışan hakkında 657

sayılı Devlet Memurları Kanununa göre yapılan

soruşturma sonucuna göre;

a) Uyarı cezası

alanlara 1 ay,

..

e) Hakkında disiplin soruşturması

açılanlara, soruşturma sürecince sosyal denge yardımı ödenmez.”

19. 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 2.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi, 28. maddesi, 54. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 21/5/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 17/7/2013 tarihli ve 2013/5549

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, Bahçelievler

Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü Sivil Savunma Uzmanlığı bürosunda memur olarak

görev yapmakta iken temsilcisi olduğu Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri

Emekçileri Sendikası (TÜM-BEL-SEN) tarafından organize edilerek 14/12/2006

tarihinde gerçekleştirildiğini iddia ettiği basın açıklamasına katıldığı

gerekçesiyle uyarma cezası aldığını, Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında

imzalanan sosyal denge sözleşmesi uyarınca yapılan ödemelerin Aralık 2006

dönemine ilişkin kısmın kendisine yapılmaması nedeniyle 25/1/2007 tarihinde

idareye yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine idari işlemin iptali ve

uğradığı maddi kayıpların ödenmesi talebiyle İstanbul 8. İdare Mahkemesinde

açtığı iptal ve tam yargı davasının Teşkilatlanma ve Kollektif

Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına Müteallik Sözleşme (ILO 98 No’lu Sözleşme), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme)

ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları dikkate alınmaksızın

reddedildiğini, temyiz üzerine Danıştay Onuncu Dairesince hükmün onandığını,

karar düzeltme isteminin aynı Daire tarafından reddedildiğini, Danıştay

kararlarının gerekçesiz olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca başvurucu, Belediye

tarafından yapılan bu ödemeden yararlanmak için BEM-BİR-SEN üyesi olmaya

zorlandığını, bir başka sendikaya üye olmaktan dolayı aldığı disiplin cezası

sonucunda sosyal denge yardımının kendisine yapılmamasının eşitlik ilkesine

aykırı olduğunu, Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında imzalanan sosyal denge

sözleşmesinde yer alan uyarma disiplin cezası alan çalışana bir ay süreyle

sosyal denge yardımı yapılmamasına ilişkin hükmün sendikaların bağımsızlığı

ilkesiyle bağdaşmadığını belirterek, Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan

eşitlik ilkesinin, Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının,

Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının, Anayasa’nın 51.

maddesinde düzenlenen sendikaya üye olma hakkı ile Anayasa'nın 90. maddesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, 25/1/2007 tarihinde idareye yaptığı başvurunun

zımnen reddedilmesi sonucunda İstanbul 8. İdare Mahkemesinde açtığı davada

hukuka aykırı karar verildiğini, Anayasa’nın 90. maddesi kapsamında ILO 98

No.lu Sözleşme, AİHS ve AİHM kararlarının dikkate alınmadığını, başka bir

sendika üyesi olduğu gerekçesiyle uyarma disiplin cezası aldığını, bir başka

sendikaya üye olmaktan dolayı aldığı disiplin cezası nedeniyle sosyal denge

yardımının kendisine yapılmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek

eşitlik ilkesinin, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına

ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar. Anılan ihlal iddiaları, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ile Mahkemece verilen kararın adil olup olmamasına

ilişkin olduğundan, bu iddialar yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı

iddiası kapsamında nitelendirilmiştir. Başvurucunun Danıştay kararlarının

gerekçesiz olduğu, sendikaya üye olma özgürlüğünün ihlal edildiği iddiası ile

makul sürede yargılama yapılmadığı yönündeki iddiası ise ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

23. Başvurucu, Belediye ile

BEM-BİR-SEN arasında imzalanan sözleşme uyarınca yapılan ödemelerin Aralık 2006

dönemine ilişkin kısmın kendisine yapılmaması nedeniyle 25/1/2007 tarihinde

idareye yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine idari işlemin iptali ve

uğradığı maddi kayıpların ödenmesi talebiyle İstanbul 8. İdare Mahkemesinde

açtığı iptal ve tam yargı davasının Anayasa’nın 90. maddesi kapsamında ILO 98 No’lu Sözleşme, AİHM kararları ve Sözleşme dikkate

alınmaksızın reddedildiğini, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri

sürmüştür.

24. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvurucunun yargılamanın tüm aşamalarında hakkını savunmak için kendi

görüşlerini sunma imkânı bulduğu ve iddialarının mahkemeler tarafından

değerlendirildiği hususlarının dikkate alınarak inceleme yapılması gerektiği

belirtilmiştir.

25. Adalet Bakanlığı görüşüne

karşı başvurucu, Derece Mahkemesince iddialarının dikkate alınmadığını, resen

araştırma ve inceleme yapılması gerekirken davalı idarenin savunmasına göre

karar verildiğini belirtmiştir.

26. Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

29. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

30. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun, Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesi

uyarınca belediye çalışanlarına yapılan ödemenin, Aralık 2006 dönemine ilişkin

kısmının kendisine yapılmaması nedeniyle, 25/1/2007 tarihinde idareye yaptığı

başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine idari işlemin iptali ve uğradığı maddi

kayıpların ödenmesi istemiyle İstanbul 8. İdare Mahkemesinde açtığı dava;

Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında imzalanan 18/4/2006 tarihli sosyal denge

sözleşmesinin 27. maddesinde 657 sayılı Kanun uyarınca uyarma cezası alanlara

bir ay süreyle sosyal denge yardımı ödenmeyeceğinin açıkça belirtildiği,

başvurucunun 657 sayılı Kanun'a göre aldığı uyarma cezası nedeniyle Aralık 2006

dönemine ilişkin ödemenin yapılmadığı ve dava konusu işlemin hukuka aykırı

olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, temyiz üzerine, Danıştay Onuncu Dairesinin

14/9/2011 tarihli ilâmıyla karar onanmış, karar düzeltme istemi ise aynı

Dairenin 9/5/2013 tarihli ilâmıyla reddedilmiştir.

31. Belediye ile BEM-BİR-SEN

arasında imzalanan 18/4/2006 tarihli Sosyal Denge Sözleşmesinin sosyal denge

yardımı ödemelerinde istisnalar başlıklı 27. maddesinde, 657 sayılı Kanun’a

göre yapılan soruşturma sonucunda uyarı cezası alanlara bir ay süreyle sosyal

denge yardımının yapılmayacağı belirtilmiş, Mahkemece ilgili sözleşme hükmüne

göre idari işlemin hukuka aykırı olmadığı tespit edilerek davanın reddine karar

verilmiştir.

32. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında

isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

33. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

Derece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı

gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

34. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası

35. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

36. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde

gözetilmesi gerektiği açıktır(Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §

30).

37. Temyiz mercilerinin

kararlarının tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz merciinin

yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı

gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir.

Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş

ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını

ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi,

B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

38. Başvurucu, Mahkemece verilen

davanın reddi kararının temyizi üzerine Danıştay tarafından gerekçesiz olarak

hükmün onandığını ve karar düzeltme istemlerinin gerekçe gösterilmeksizin

reddedildiğini ileri sürmüştür.

39. Somut olayda, başvurucunun

açtığı davada İlk Derece Mahkemesince, başvurucunun iddiaları, davalı idarenin

savunması ve Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında imzalanan sözleşme hükümleri

değerlendirilmiş, ilgili sözleşmeye göre çalışanlara 657 sayılı Kanun uyarınca

ceza verilmesi durumunda ödemenin yapılmayacağının anlaşıldığı belirtilerek

davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 9). Temyiz üzerine Danıştay Onuncu

Dairesince, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri

sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilmiş, Mahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yapılarak ve bu gerekçe

kabul edilerek hüküm onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Daire tarafından

reddedilmiştir (bkz. §§ 10-11). Dolayısıyla Danıştay kararlarının gerekçesiz

olduğundan söz edilemez.

40. Açıklanan nedenlerle;

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Sendikaya Üye Olma Özgürlüğünün İhlal Edildiği İddiası

41. Başvurucu, 14/12/2006

tarihinde temsilcisi olduğu TÜM-BEL-SEN tarafından düzenlenen etkinliğe

katıldığı gerekçesiyle hakkında göreve gelmeme nedeniyle disiplin cezası

verildiğini, buna bağlı olarak sosyal denge tazminatının bir ay süreyle

ödenmediğini, Belediye tarafından yapılan bu ödemeden yararlanmak için

BEM-BİR-SEN üyesi olmaya zorlandığını, başka bir sendika üyesi olduğu

gerekçesiyle aldığını iddia ettiği uyarma cezası sonucunda, ilgili sosyal denge

sözleşmesi uyarınca yapılan ödemelerin Aralık 2006 dönemine ilişkin kısmın

kendisine yapılmamasının Anayasa’ya aykırı olduğunu, Belediye ile BEM-BİR-SEN

arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesinde yer alan uyarma disiplin cezası

alan çalışana bir ay süreyle sosyal denge yardımı yapılmamasına ilişkin hükmün

sendikaların bağımsızlığı ilkesi ile bağdaşmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu,

AİHM'in daha önce benzer başvurularda ihlal kararı

verdiğini ayrıca Danıştayın da istikrar kazanmış

içtihatlarında sendikal faaliyet kapsamında göreve gelinmemesi fiilinin mazeret

olarak kabul edildiğini belirtmiş, ayrıca ILO 98 No.lu Sözleşme hükümlerine

aykırı hareket edildiğini ifade etmiştir.

42. Bakanlık görüşünde, AİHM

içtihatları hatırlatılarak, başvurucunun uyarma cezası aldığı tarihte iç

hukukta bu cezalara karşı yargı yolunun açık olmadığı, başvurucunun bu yönde

bir şikâyetinin de bulunmadığı, başvurucunun sendikal faaliyette bulunduğu

gerekçesiyle uyarma cezası aldığı ve sosyal denge tazminatının bu nedenle

ödenmediği iddiaları ile sosyal denge yardımı almak için BEM-BİR-SEN isimli

sendikaya üye olmaya zorlandığı yönündeki iddiaları ilgili herhangi bir somut

belge sunmadığı hususlarının dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiği

belirtilmiştir.

43. Adalet Bakanlığı görüşüne

karşı başvurucu, başvuru formunda belirttiği diğer hususlar yanında, göreve

gelmeme fiili nedeniyle 657 sayılı Kanun’a göre hakkında aylıktan kesme cezası

verilmesi gerekirken uyarma cezası verildiğini, uyarma cezası aldığı tarihte bu

cezaya karşı yargı yoluna başvurma imkânının bulunmadığını, aynı fiil nedeniyle

hem disiplin cezası aldığını hem de hak mahrumiyeti yaşadığını belirtmiştir.

44. Anayasa'nın "Sendika kurma hakkı" başlıklı 51.

maddesi şöyledir:

"Çalışanlar ve

işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve

menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve

üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme

haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya

zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı

ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve

genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve

kanunla sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

İşçi niteliği

taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve

sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.

Sendika ve üst

kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel

niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz."

45. 6216 sayılı Kanun'un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.

maddesinin (3) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3) Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa

temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle

ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa

hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin

aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru

dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem

veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin

eklenmesi şarttır.

…

(6) Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması

hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucu

veya varsa vekiline onbeş günü geçmemek üzere bir

süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin

tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.”

46. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik

kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci

maddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.

(2) Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya

temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan

ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

47. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün bireysel

başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel

başvuru formu ve ekleri” başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:

…

ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü

açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının

doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

…

(3) Başvuru formuna aşağıdaki belgeler ya da onaylı

örnekleri eklenir:

…

e) Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri.

…

(4) Başvurucu ihlal iddiasına dayanak gösterdiği üçüncü

fıkradaki belgelere herhangi bir nedenle erişememesi hâlinde bunun

gerekçelerini belirtir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bu bilgi ve belgeleri

resen toplar.

…”

48. İçtüzüğün “Formun ve eklerinin hazırlanmasına ilişkin ilkeler”

başlıklı 60. maddesi şöyledir:

“(1) Başvuru formu, İçtüzüğün 59 uncu maddesine uygun olarak

düzenlenir ve aynı maddede belirtilen belgeler ya da onaylı örnekleri başvuru

formuna eklenir.

(2) Başvuru formu okunaklı ve başvurunun esasına yönelik

özlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Başvuru formunun ekler hariç on

sayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun ayrıca başvuru formuna olayların özetini

eklemesi gerekir.

(3) Başvurucu, başvuru formunun ekinde sunduğu belgeleri,

tarih sırasına göre numaralandırarak her bir belgeyi tanımlayıcı başlıklar

hâlinde dizi pusulasına bağlar.”

49. İçtüzüğün “Form ve eklerinin ön incelemesi ve eksiklikler”

başlıklı 66. maddesi şöyledir:

“(1)Bireysel Başvuru Bürosu gelen

başvuruları şeklî eksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceler. Başvuru

formunda veya eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bunların

tamamlattırılması için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir.

(2) Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıda

başvurucuya geçerli bir mazereti olmaksızın verilen sürede eksiklikleri

tamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği bildirilir.

(3) Başvurunun; süresinde yapılmadığı, 59 uncu ve 60 ıncı maddelerdeki şekil şartlarına uygun olmadığı ve tespit

edilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerde

Komisyonlar Başraportörü tarafından reddine karar

verilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara tebliğ tarihinden itibaren yedi

gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların verdiği

kararlar kesindir.”

50. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3)

numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzüğün 59.

maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusu

olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 19).

51. Başvurucunun, kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali

nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa

hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya

da örneğini başvuru dilekçesine eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu

gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve

deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir,

§ 20).

52. Yukarıda belirtilen koşullar yerine

getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun

olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun

olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından

ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru

hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve

eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamaları

yapması zorunludur (Veli Özdemir, §

23).

53. Somut başvuruda başvurucu,

temsilcisi olduğu TÜM-BEL-SEN tarafından düzenlenen etkinliğe katıldığı

gerekçesiyle hakkında göreve gelmeme nedeniyle disiplin cezası verildiğini ve

buna bağlı olarak sosyal denge tazminatının bir ay süreyle ödenmediğini,

Belediye tarafından yapılan bu ödemeden yararlanmak için BEM-BİR-SEN üyesi

olmaya zorlandığını, başka bir sendika üyesi olduğu gerekçesiyle uyarma cezası

aldığını, Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında imzalanan sosyal denge

sözleşmesinde yer alan uyarma disiplin cezası alan çalışana bir ay süreyle sosyal

denge yardımı yapılmamasına ilişkin hükmün sendikaların bağımsızlığı ilkesi ile

bağdaşmadığını belirterek, sendikaya üye olma özgürlüğünün ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

54. Başvurucunun, ihlale neden olduğunu

ileri sürdüğü İstanbul 8. İdare Mahkemesindeki dava dosyasının incelenmesinde;

başvurucunun 657 sayılı Kanun'a göre aldığı uyarma cezası nedeniyle Aralık 2006

dönemine ilişkin ödemenin yapılmadığı, Belediye ile BEM-BİR-SEN arasında

imzalanan sözleşmede, 657 sayılı Kanun uyarınca verilen cezalar neticesinde

sosyal denge yardımının ödenmeyeceğinin belirtildiği, dava konusu işlemin

hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği

belirlenmiştir. Başvuru formu ile ihlal iddialarının dayanağı belgeler

incelenmiş, başvurucunun temsilcisi olduğu TÜM-BEL-SEN tarafından 14/12/2006

tarihinde düzenlendiği iddia edilen etkinliğe katıldığına ve bu nedenle

disiplin cezası aldığına, disiplin cezası aldığı tarihte ulusal hukukta yer

alan herhangi bir başvuru yoluna müracaat edilip edilmediğine ilişkin

belgelerin sunulmadığı, herhangi bir bilgi ve belgenin ilgililerden istenmesi

için Anayasa Mahkemesinden de bu yönde bir talepte bulunulmadığı anlaşılmıştır.

55. Anayasa Mahkemesine yapılan

bireysel başvurularda başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve

takip etme yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu,

ihlal edildiğini iddia ettiği Anayasa hükmünün nasıl ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır.

Başvurucu tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta

bulunulmuş olması iddiaların ispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yolu, Anayasa’ya aykırılığın soyut biçimde ileri sürülmesini

sağlayan bir yol olarak düzenlenmemiştir (Halil

İbrahim Aydın ve diğerleri, B. No: 2014/483, 19/11/2014, § 29).

56. Başvurucunun, ihlal

iddiasının dayanağı olan tüm olayları göstermesi, başvuruyu aydınlatacak ve

hükmün esasını etkileyecek argümanları destekleyici tüm belgeleri başvuru

dilekçesine eklemesi gerekir. Şayet bir belge elde edilememişse, bunun da

nedenleri açıklanmalıdır. Somut başvuruda başvurucu bu koşulları yerine

getirmeyerek iddialarını temellendirmediğinden başvurusunun esasının

incelenmesi imkânı bulunmamaktadır (Veli

Özdemir, § 26).

57. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının başvurucu tarafından

kanıtlanmamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Yargılamanın Süresinin Makul Olmadığı İddiası

58. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

59. Başvurucu, Aralık 2006

döneminde sosyal denge tazminatı ödemesinin kendisine yapılmaması nedeniyle

25/1/2007 tarihinde idareye yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine

idari işlemin iptali ve uğradığı maddi kayıpların ödenmesi istemiyle İstanbul

8. İdare Mahkemesinde açtığı iptal ve tam yargı davasında yargılamanın makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

60. Anayasa ve Sözleşme’nin

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen

adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin

lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergün ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38–39).

61. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergün ve diğerleri, §§ 41–45).

62. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku”

alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki haklar ve

yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan davalar da

Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması kapsamına

girmektedir. Bu anlamda, belirtilen düzenlemelerde yer verilen güvenceler,

başvurucunun haklarına zarar verdiği iddia edilen idareden kaynaklanan zararın

giderilmesi amacıyla açılan tam yargı davalarında da uygulanacaktır. Başvuruya

konu davanın, sosyal denge tazminatının başvurucuya ödenmemesi nedeniyle

25/1/2007 tarihinde idareye yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi sonucunda

işlemin iptali ve uğranılan parasal kayıpların tazmini istemini konu alan bir

uyuşmazlık olduğu görülmekle, somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri

konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).

63. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarihtir. Ancak idari yargıda dava açılabilmesi için öncelikle idari makamlara

başvurulmasının zorunlu olduğu durumlar ile idari davaya konu olabilecek bir

işlem veya eylemin yapılmasını sağlamak amacıyla idari makamlara yapılan

başvurular üzerine açılan davalar bakımından sürenin başlangıcı idareye başvuru

tarihi olup, somut başvuru açısından bu tarih,

25/1/2007 tarihidir.

64. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (Güher Ergün ve diğerleri,

§ 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Danıştay Onuncu Dairesi tarafından

karar düzeltme isteminin reddedildiği, 9/5/2013 tarihidir.

65. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, idari yargıda açılan ve Aralık 2006 dönemine ilişkin

sosyal denge tazminatı ödemesinin yapılmaması nedeniyle 25/1/2007 tarihinde

idareye yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine idari işlemin iptali ve

uğranılan maddi kayıpların ödenmesi istemini konu alan davada; Mahkemenin

29/1/2008 tarihli kararıyla davanın reddine karar verildiği, temyiz üzerine

Danıştay Onuncu Dairesinin 14/9/2011 tarihli ilâmıyla kararın onandığı, karar

düzeltme isteminin, aynı Dairenin 9/5/2013 tarihli ilâmıyla reddedildiği

anlaşılmaktadır.

66. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları

nezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif

maddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 18).

67. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM kararlarında yer verilmiş olup,

özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar ve Danıştay nezdinde temyiz

ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlal

kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı

makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümleri de göz

önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde

karar verilmiştir (Selahattin Akyıl,

§§ 54-60).

68. Başvuruya konu davaya bir

bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi

bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu altı yıl üç aylık

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

69. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

70. Başvurucu, haklarının ihlal

edildiğinin tespitini, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

71. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

72. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin altı yıl üç aylık yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararı karşılığında başvurucuya net 4.150,00 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

73. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

74. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

3.

Sendikaya üye olma özgürlüğünün ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

Nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

5. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 4.150,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

21/5/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Kadir ÖZKAYA Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Emine ÖZDEN Vekili : Av. Metin İRİZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5549, 21 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Kaleli
  17. Dursun
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5549
Tarih
21 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Mahmut Kayahan Başvurusu (B. No: 2013/1679)
  • Mehmet Tekin Başvurusu (B. No: 2013/7611)
  • Ali Kemal Songür Başvurusu (B. No: 2013/2225)
  • Muhammed Gökhan Özmen Başvurusu (B. No: 2013/7872)
  • Mustafa Sıtkı Özkaya Başvurusu (B. No: 2013/3689)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/8475

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.