İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Tekin Başvurusu (B. No: 2013/7611)

1. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davanın

Başvuru No2013/7611Tarih20 Mayıs 2015Okuma22 dk · 4.415 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Tekin Başvurusu

Karar tarihi
20 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2013/7611
R.G. Tarih- Sayı
10/8/2015-29441
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.415 kelime·22 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı davanın

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından kısmen reddedilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 8/10/2013 tarihinde Edirne İdare Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 14/4/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 2/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş,

Adalet Bakanlığı görüşünü 5/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı görüşü, başvurucuya 12/6/2014 tarihinde tebliğ

edilmiş olup, başvurucu, karşı görüşlerini 18/6/2014 tarihinde sunmuştur.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Tokat 48. Eğitim Bölük Komutanlığı emrinde onbaşı

olarak askerlik görevini yerine getirmekte iken, 1 ve 2 Mart 2010 tarihlerinde

yapılan denetlemeye hazırlık faaliyetleri sırasında engelli parkurun 4. kiriş

engelinden aşağıya atlarken, ters basma nedeniyle ayağından yaralanmış ve

ambulansla birlik revirine götürülerek tedavisi yapılmıştır.

9. Daha sonra başvurucu, 25/3/2010, 26/4/2010, 17/6/2010 ve

25/8/2010 tarihlerinde yumuşak doku travması tanısıyla revirde muayene ve

tedavi görmüş, iyileşme olmayınca 22/9/2010 tarihinde Tokat Devlet Hastanesinde

ameliyat edilmiş, Sivas Asker Hastanesinin 12/10/2010 tarihli raporu ile

başvurucuya 3 ay hava değişimi verilmiş, hava değişimi sonrasında başvurucu

askerlik şubesince garnizon revirine ve oradan Edirne Devlet Hastanesine sevk

edilmiş, 2/2/2011 tarihinde 10 gün spor istirahatının

uygun görülmesi sonucu birliğine katılmasını müteakip 13/4/2011 tarihinde

terhis edilmiştir.

10. Başvurucu 28/6/2011 tarihli dilekçesiyle Milli

Savunma Bakanlığından 1 ve 2 Mart 2010 tarihlerinde spor denetlemeleri

esnasında düşmeye bağlı sol dizinden yaralanarak sakat kaldığından bahisle

maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, Bakanlık bu talebe 60 günlük yasal

süre içinde cevap vermemiştir.

11. Başvurucu tarafından, uğradığı ileri sürülen 200.000 TL maddi,

60.000 TL manevi zararın tazmini istemiyle 22/9/2011 tarihinde AYİM İkinci

Dairesinde dava açılmış, ayrıca maddi durumunun yargılama giderlerini

karşılamaya yetmeyeceği gerekçesiyle adli yardım talebinde bulunulmuştur.

12. Başvurucu, 27/2/2012 tarihli dilekçesi ile davalı idare

tarafından kendisine bilgi ve belge ibraz edilmediğini, bu aşamadan sonra bilgi

ve belge ibraz edilecek olursa savunmasını yapabilmesi için bu bilgi ve

belgelerin kendisine tebliğ edilmesini istemiş, AYİM İkinci Dairesi 25/4/2012

tarihli ara kararı ile davalı idare tarafından sunulan belgelerin savunmaya

esas teşkil edecek nitelikte olması ve savunma hakkının kısıtlanmaması için

başvurucuya belgelerin incelettirilmesine ve incelemeden sonra belgelere karşı

savunma yapılabilmesi için on beş (15) günlük süre tanınmasına karar vermiştir.

13. AYİM İkinci Dairesi, 12/10/2012 tarihli ve E.2011/1292 sayılı

kararı ile adli yardım talebini reddetmiş, uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi

incelemesinin GATA Adli Tıp Anabilim Dalına yaptırılmasına ve başvurucunun Mart

2010 tarihinde spor denetlemeleri esnasında düştüğü anda meydana gelebilecek

rahatsızlığın ameliyat anındaki rahatsızlıkla aynı rahatsızlık ve aynı derece

ve ağırlıkta rahatsızlık olması halinde başvurucunun sonraki tarihlerde günlük

faaliyetlerini devam ettirmesinin ve futbol oynamasının mümkün olup

olmadığının, ameliyat olduğu anda tespit edilen rahatsızlığın başka nedenlerle

artma durumunun söz konusu olup olmadığının, ameliyat anında tespit edilen

rahatsızlığın spor denetlemesi esnasında meydana geldiği belirtilen

rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilerek, buna ait tıbbi

raporun gönderilmesinin istenmesine karar vermiştir.

14. GATA Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 17/1/2013

tarihli bilirkişi raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"...Sol

diz ön çarpraz bağ yaralanmasına bağlı yapılan sol

diz ön çarpraz bağ ameliyatının;

1. GATA

Ortopedi ve Travmatoloji AD'nın 13.11.2010 tarihli

raporuna göre; kişinin sol dizindeki rahatsızlığın ilk olay tarihi olan

01-02.03.2010 tarihinde 4'lü kirişten düşme sonrası oluşan diz travması ile

ilişkili olabileceğinin düşünüldüğü, ancak 03.03.2010 tarihli birlik revir

kayıtlarında hastanın fizik muayenesinin normal olduğunun belirtilmiş olduğu,

bununla birlikte daha sonraki revir kayıtlarında diz ydt

(yumuşak doku travması ) tanılarının, ön çapraz bağ zedelenmesi ile ilişkili

olabileceği ilk olay sonrası yapılan futbol maçı gibi ağır sportif faaliyetler

neticesinde daha da kötüleşebileceğinin değerlendirildiği,

2. Mecit oğlu, 1989 doğumlu, Mehmet TEKİN'in

sol diz ön çarpraz bağ yaralanmasına bağlı yapılan

sol diz ön çarpraz bağ ameliyatına neden olan arızası

sonucunda 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü

Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre; meslekte kazanma gücü azalma

oranının tespitine mahal arızasının olmadığı..."

15. Başvurucu, raporun hukuka, tıbba ve hayatın olağan akışına

aykırı olduğu, tek tabip tarafından düzenlendiği, çelişki içerdiği, iyileşme

süreci içerisinde meslekte kazanma gücü kaybının tespit edilmediği, Adli Tıp

Kurumu Başkanlığına sevkinin yapılması gerektiği gerekçeleriyle rapora itiraz

etmiş, AYİM İkinci Dairesi başvurucunun ameliyat olduğu tarihten terhis

edildiği tarihe kadar geçen yaklaşık beş aylık süre boyunca askerlik hizmetini

yaptığı, askerlik süresi içinde yapılan son kontrol muayenesinde on gün spor istirahatının uygun görüldüğü hususlarını dikkate alarak,

hazırlanan raporun ilmi verilere ve Mahkemenin kıstaslarına uygun olduğu

gerekçesiyle itirazı yerinde görmemiştir.

16. AYİM İkinci Dairesi, 27/3/2013 tarihli ve E.2011/1292,

K.2013/431 sayılı kararı ile başvurucunun maddi tazminat istemini reddetmiş,

başvurucuya 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine ve reddedilen maddi ve manevi

tazminat miktarları üzerinden 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu

İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin

Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14. maddesi uyarınca takdir edilen 13.690 TL

avukatlık ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine karar

vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"...

Davacının

askerlik hizmeti sırasında yaralanması nedeniyle oluşan sakatlık ve efor kaybı

dolayısıyla maddi tazminat isteminde bulunulmuş olup, askerliğini tamamlayarak

terhis olan davacının meslekte kazanma gücü azalma oranının tespitine mahal

arızasının olmadığının GATA Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 17.01.2013

tarihli raporu ile belirtilmesi karşısında vücut fonksiyon kaybından söz

edilemeyeceği anlaşıldığından maddi tazminat isteminin reddine karar

verilmiştir.

Davacının

olay nedeniyle ve tedavi süresince duyduğu acı ve ıstırapların kısmen de olsa

giderilmesi amacıyla, olayın meydana geliş şekli, olay sonrası davacının

hareketleri, askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek

yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesine

hükmedilmiştir."

17. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri

sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş, AYİM İkinci Dairesinin 11/9/2013

tarihli ve E.2013/1142, K.2013/939 sayılı kararıyla talebin reddine karar

verilmiş ve karar, 2/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu, 8/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

19. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade

Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1.

maddesi ile 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46. maddesinin

dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:

“Ancak,

tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul

kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek

suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına

ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ

edilir.”

20. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesi şöyledir:

“Daireler

veya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri

kendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum

gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini

taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,

ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin

bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan

biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar

üzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara

kararında bu husus ayrıca belirtilir.

Ancak,

istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin

güvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve

yüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan,

Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz

konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.

(Değişik

dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20 md.) Dava

dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve vekillerine açıktır. Şu kadar ki;

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekiler taraf ve vekillerine

incelettirilemez.

(Ek fıkra:

19/6/2010-6000/20 md.) Taraf ve vekillerine

incelettirilemeyecek nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla

taraf ve vekillerine açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf

ve vekillerine incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından

karartılarak ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra:

19/6/2010-6000/20 md.) Davacı taraf veya vekili,

karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek

unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz,

mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler

karşı tarafa incelettirilebilir.

(Ek fıkra:

19/6/2010-6000/20 md.) Bu hükümlere göre elde edilen

ve gizlilik derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme

haricinde, diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar

hakkında ilgili kanun hükümleri saklıdır.”

21. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı KHK’nın 14. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile

icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar

tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine

neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde

ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine

vekalet ücreti takdir edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 20/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 8/10/2013 tarihli ve 2013/7611 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu, eksik yargılama sonucu iyileşme sürecini de kapsayan

tarafsız heyet raporu temin edilmeden maddi tazminatın reddedilmesi ve düşük

miktarda manevi tazminat verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi

raporuna yapılan itirazın dikkate alınmadığını, bağımsız bir heyetçe bilirkişi

incelemesi yapılması gerektiğini, AYİM’in daha

öncesinde benzer uyuşmazlıklarda davacıları Adli Tıp Kurumuna sevk etmesine

rağmen kendisinin sevkinin yapılmadığını, dava dosyasına sunulan gizli

belgelerin tebliğ edilmediğini, ancak incelenmesine müsaade edildiğini, karar

düzeltme talebinin reddedilmesi üzerine para cezasına mahkûm edildiğini ve

davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren 659 sayılı KHK uyarınca avukatlık

ücreti ödemesine hükmedildiğini belirterek, Anayasanın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, hizmet

kusuru nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder. Başvurucunun adil yargılanma hakkı çerçevesinde ileri sürdüğü

şikâyetlerinin, yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı, silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği başlıklarında ve karar

düzeltme para cezası ile aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesinin de

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği başlıklarında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

25. Başvurucu, açtığı davanın reddedilmesinin adil yargılanma

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un “Esas

hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

29. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

30. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri önünde

dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası

veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez

(Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B.

No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

31. Başvurucu, eksik yargılama sonucu iyileşme sürecini de kapsayan

tarafsız heyet raporu temin edilmeden maddi tazminatın reddedilmesi ve düşük

miktarda manevi tazminat verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi

raporuna yapılan itirazın dikkate alınmadığını, bağımsız bir heyetçe bilirkişi

incelemesi yapılması gerektiğini, AYİM’in daha

öncesinde benzer uyuşmazlıklarda davacıları Adli Tıp Kurumuna sevk etmesine

rağmen kendisinin sevkinin yapılmadığını ileri sürmüştür.

32. Başvuru konusu olayda AYİM İkinci Dairesi, uyuşmazlığın çözümü

için GATA Adli Tıp Anabilim Dalında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar

vermiş, yapılacak incelemede, başvurucunun Mart 2010 tarihinde spor

denetlemeleri esnasında düştüğü anda meydana gelebilecek rahatsızlığın ameliyat

anındaki rahatsızlıkla aynı rahatsızlık ve aynı derece ve ağırlıkta rahatsızlık

olması halinde başvurucunun sonraki tarihlerde günlük faaliyetlerini devam

ettirmesinin ve futbol oynamasının mümkün olup olmadığının, ameliyat olduğu

anda tespit edilen rahatsızlığın başka nedenlerle artma durumunun söz konusu

olup olmadığının, ameliyat anında tespit edilen rahatsızlığın spor denetlemesi

esnasında meydana geldiği belirtilen rahatsızlıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığının

tespit edilmesini istemiştir.

33. AYİM İkinci Dairesinin bu kararı üzerine yapılan inceleme

sonucunda, başvurucunun ameliyatına neden olan arızanın meslekte kazanma

gücünde azalmaya neden olmadığı sonucuna varılmış, başvurucu tarafından raporun

tıbba ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tek tabip tarafından

düzenlendiği, çelişki içerdiği, iyileşme süreci içerisinde meslekte kazanma

gücü kaybının tespit edilmediği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığına sevkinin

yapılması gerektiği gerekçeleriyle itiraz edilmiş, AYİM İkinci Dairesi

başvurucunun ameliyat olduğu tarihten terhis edildiği tarihe kadar geçen

yaklaşık beş aylık süre boyunca askerlik hizmetini yaptığı, askerlik süresi

içinde yapılan son kontrol muayenesinde 10 gün spor istirahatının

uygun görüldüğü hususlarını dikkate alarak, hazırlanan raporun ilmi verilere ve

Mahkememin kıstaslarına uygun olduğu gerekçesiyle itirazı yerinde görmemiştir.

Daire, 27/3/2013 tarihli kararı ile de, askerliğini

tamamlayarak terhis olan başvurucunun meslekte kazanma gücü azalma oranının

tespitine mahal arızasının olmadığının GATA Adli Tıp Anabilim Dalı

Başkanlığının raporu ile tespit edilmesi karşısında vücut fonksiyon kaybından

söz edilemeyeceği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, olay ve tedavi

süreci nedeniyle duyulan acı ve ızdırabın giderilmesi

için ise 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

34. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararın

değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı

verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin

incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı

gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller

ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz

etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir.

35. Somut olayda başvurucu, yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı

olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmamış olup, mahkemece delillerin

değerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil olmadığı şikâyetini

dile getirdiği anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama

İlkesinin İhlal Edildiği İddiası

37. Başvurucu, dava dosyasına sunulan gizli belgelerin tebliğ

edilmediğini, ancak incelenmesine müsaade edildiğini belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

38. Bakanlık görüş yazısında, AYİM’in,

davayı karara bağlarken iadesine karar verdiği belgeleri değerlendirerek hüküm

kurmadığını, dolayısıyla anılan belgelerin hükme esas alınmadığını, diğer

taraftan başvurucunun yargılama safhasında dava dosyasına sunulan belgeleri

inceleyebildiğini ve bu durumun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

39. Başvurucu cevap dilekçesinde, olayda gizli nitelikte bir durum

söz konusu olmadığından dava dosyasına gizli belgelerin gönderilmesinin adil

yargılanma hakkını ihlal ettiğini tekrarlamıştır.

40. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

41. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

42. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil olmak

üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmekte olup, bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede

yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013,§ 38).

43. AİHM, hükme esas olan ve gizli olduğu belirtilen belgelere

tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal sebebi saydığı birçok kararından

biri olan Miran/Türkiye kararında, Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde görülen

davada "gizli" ibareli

belgelere başvurucunun erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet

yönünden Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğine

karar vermiştir (Miran/Türkiye,

B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında da “gizli” ibareli belgelere erişimin

sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı

olduğu gerekçesiyle Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal

edildiğini hükme bağlamıştır (Güner

Çorum/Türkiye, B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§, 21-30).

44. 6000 sayılı Kanun’un 20. maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52.

maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş ve maddeye beşinci ve altıncı

fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede, dava dosyasındaki bilgi ve

belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak mahkeme tarafından

getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve

makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya

idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve

vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük

dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerine

incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler, bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretlerinin,

ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı

taraf veya vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya

esas teşkil edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu

itirazın, mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin

belirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve

belgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (Bülent Karataş, B. No: 2013/6428,

26/6/2014,§ 75).

45. Başvuruya konu olayda, bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve bu

rapor hükme esas alınarak uyuşmazlık hakkında karar verilmiş olup, başvurucunun

talebi üzerine dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler incelettirilmiş, bu

bilgi ve belgelere karşı varsa savunmasını sunabilmesi için on beş (15) gün

süre verilmiş, diğer yandan davanın hiçbir aşamasında dava dosyasına sunulan

belgelerin değerlendirildiğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gibi başvurucu

tarafından mahkeme önünde dile getiremediği hangi ilave tezlerin olduğu

konusunda da bir açıklamada bulunulmamıştır.

46. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerine yönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı

anlaşılmaktadır.

47. Açıklanan nedenlerle, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama

ilkesine yönelik açık ve görünür bir ihlal olmadığından, başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Karar Düzeltme Talebinin Reddedilmesi Sonucunda

Verilen Para Cezası Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası

48. Başvurucu, karar düzeltme talebiyle yaptığı başvurunun

reddedilmesi üzerine aleyhine para cezasına hükmedilmiş olmasının mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

49. Anılan şikâyet konusu, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesince, hükmolunan bu miktarın, gözetilen meşru amaç ile

korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir

yük oluşturmadığı, dolayısıyla söz konusu yaptırımın mahkemeye erişim hakkına

bir engel teşkil etmediği kabul edilerek, bu iddiaların açıkça dayanaktan

yoksun olduğuna karar verilmiştir (Mustafa

Kemal Sungur, B. No: 2013/2507, 6/3/2014, § 36-42; benzer yöndeki AİHM

kararları için bkz. Maillard/Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005, §§

35, 37; Topaloğlu/Türkiye, B. No:

38388/04, 3/7/2012; Dalar/Türkiye,

B. No: 35957/05, 21/2/2012, § 52). Somut başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Aleyhine Hükmedilen Avukatlık Ücreti Nedeniyle

Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası

50. Başvurucunun, aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun

olmayıp, başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından, bu şikâyet

yönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

51. Başvurucu, davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren 659 sayılı

KHK’daki düzenleme ile öngörmediği bir şekilde avukatlık ücreti ödemeye mahkûm

edildiğini, bu durumun hak arama özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia etmiştir.

52. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” başlıklı 36. maddesi şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma

(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir

mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

53. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

54. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan

veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının

hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale

oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri

disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. Ancak, bu

sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı

ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının

gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak

şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, §§ 61-62).

55. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. Başvuru konusu olayda dava açılmadan önce 2/11/2011 tarihinde

yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu

davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve

avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddi halinde idare lehine

avukatlık ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.

Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan avukatlık

ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38,39).

56. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda, davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, § 54).

57. Başvurucunun tam yargı (tazminat) davasını açtığı 22/9/2011

tarihi itibarıyla yürürlükteki usul

hükümlerinde, dava dilekçesinde belirtilen talep konusu miktarın

sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesini öngören bir düzenleme bulunmamakla birlikte

dava sonucunda haksız çıkan davacının, her halükarda

davalı idare lehine, reddedilen miktar üzerinden nispi avukatlık ücreti

ödemesini gerektiren düzenlemenin bulunduğu anlaşılmaktadır.

58. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu

belirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan düzeltilmesi (ıslah) yoluyla

aşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın açıldığı 22/9/2011 tarihi

öncesinde mümkün olmadığından, hak kaybına uğramak istemeyen davacıların,

tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin

olmadığı görülmektedir.

59. Başvurucu da bu nedenle, AYİM’e açtığı

davada, uğrağı zarar için 200.000 TL maddi ve 60.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur. AYİM başvurucu lehine toplam 2.000 TL manevi tazminata

ve 440 TL avukatlık ücretine hükmettikten sonra, başvurucunun reddedilen

fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden de davalı idare lehine 13.690 TL

avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.

60. Buna göre, başvurucunun dava açtığı sırada ıslah imkânının

olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak amacıyla talebini yüksek tuttuğu, hak

kazandığı toplam 2.440 TL tazminat ve avukatlık ücreti karşısında 13.690 TL

avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır.

61. Başvurucu aleyhine avukatlık ücreti ödenmesini öngören

düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu

düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi

gerekir.

62. Somut olayın koşulları bir bütün halinde değerlendirildiğinde,

davanın açıldığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına

uğramamak için talebin yüksek tutulduğu ve yargılama sonucunda talep edilen

ancak reddedilen maddi ve manevi tazminat tutarı üzerinden 13.690 TL avukatlık

ücretinin başvurucu tarafından davalı idareye ödenmek zorunda bırakıldığı

görülmüştür. Böylece başvurucunun, ıslah imkânı olmaması nedeniyle davanın

açıldığı sırada yüksek tazminat talebinde bulunduğu yargılamanın sonucunda aleyhine

hükmedilen avukatlık ücretinin ölçülü olmadığı saptandığından, mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

63. Açıklanan nedenlerle, yapılan müdahale ölçülü olmadığından

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

64. Başvurucu, uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

65. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

66. Başvuru konusu olayda, tespit edilen ihlalin sonuçlarının

ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya takdiren net 10.000 TL

manevi tazminat ödenmesine, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin

ise reddine karar verilmesi gerekir.

67. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2. Silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun

olması”,

3. Karar düzeltme para

cezasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine ilişkin iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Aleyhe avukatlık ücretine

hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine ilişkin

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya

net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

avukatlık ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

20/5/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Mehmet

TEKİN

Vekili : Av. Recep SELÇUK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7611, 20 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. C. Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya
  12. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. Altan
  14. Özgüldür
  15. Topal
  16. Yalçınöz
  17. Tekin
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7611
Tarih
20 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Ali Kemal Songür Başvurusu (B. No: 2013/2225)
  • Muhammed Gökhan Özmen Başvurusu (B. No: 2013/7872)
  • Mustafa Sıtkı Özkaya Başvurusu (B. No: 2013/3689)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/8475
  • Kader Doğan Başvurusu (B. No: 2014/7292)
  • Hamza Ali Temiz ve Hasan Dağ Başvurusu (B. No: 2014/5890)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.