İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hamza Ali Temiz ve Hasan Dağ Başvurusu (B. No: 2014/5890)

1.

Başvuru No2014/5890Tarih20 Mayıs 2015Okuma10 dk · 2.063 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hamza Ali Temiz Ve Hasan Dağ Başvurusu

Karar tarihi
20 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2014/5890
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.063 kelime·10 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvurucular, kanuni tutukluluk süresinin aşıldığını ve

tutukluluk durumuna karşı başvurabilecekleri etkili bir yolun bulunmadığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş

ve tazminat talebinde bulunmuşlardır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, 30/4/2014 tarihinde İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 17/3/2015 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

5.

Başvurucular haklarından yürütülen soruşturma kapsamında

19/3/2004 tarihinde tutuklanmışlardır.

6.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 5/5/2004 tarihli ve

E.2004/515 sayılı iddianamesi ile anayasayı ihlal suçundan açılan kamu

davasında başvurucular hakkında İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/6/2013

tarihli ve E.2004/200, K.2013/111 sayılı kararı ile mahkûmiyet ve tutukluluk

hallerinin devamına karar verilmiştir. Karar başvurucuların yüzüne karşı tefhim

edilmiştir.

7.

Anılan kararın temyizi üzerine dava dosyası 2/12/2013 tarihinde Yargıtaya gönderilmiştir.

8.

Başvurucular, 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele

Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına

Dair Kanun'un yürürlüğe girmesiyle 11/3/2014 tarihinde tahliye talebinde

bulunmuşlardır. Talebi inceleyen İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 14/3/2014

tarihli ve 2014/258 Değişik İş sayılı kararı ile dosyanın Yargıtay'da olduğu

gerekçesiyle talep konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

Karar 10/4/2014 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

9.

Başvurucular, 10/3/2014 tarihinde temyiz incelemesini yapan

Yargıtay 9. Dairesinden tahliye talebinde bulunmuşlar, ancak talepleri ile

ilgili cevap verilmemiştir.

10.

Başvurucular, 30/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuştur.

11.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 25/6/2014 tarihli ve E.2014/4364,

K.2014/7670 sayılı ilamıyla başvurucular hakkında verilen hükmün onanmasına

karar vermiştir

B. İlgili Hukuk

12.

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“(1) Suç

soruşturması veya kovuşturması sırasında;

…

k) (Ek bent: 11/04/2013-6459 S.K./17. md)

Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından

yararlandırılmayan,

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler.”

13.

Aynı Kanun’un 142. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir.”

14.

1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 146. maddesi

şöyledir:

“Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye

Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun

ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini iskata

veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs

edenler, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına mahkum

olur.

65 inci maddede

gösterilen şekil ve suretlerle gerek yalnızca gerek bir kaç

kişi ile birlikte kavli veya tahriri veya fiili fesat çıkararak veya meydan ve

sokaklarda ve nasın toplandığı mahallerde nutuk irat

veyahut yafta talik veya neşriyat icra ederek bu cürümleri işlemeğe teşvik edenler hakkında,

yapılan fesat teşebbüs derecesinde kalsa dahi ağırlaştırılmış müebbet ağır

hapis cezası hükmolunur.

(Ek fıkra: 06/07/1960 - 15/1 md.) Birinci fıkrada

yazılı suça ikinci fıkrada gösterilenden gayri surette iştirak eden fer'i şerikler hakkında beş seneden onbeş

seneye kadar ağır hapis ve amme hizmetlerinden müebbeden

memnuiyet cezası hükmolunur.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15.

Mahkemenin 20/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 30/4/2014 tarihli ve 2013/5890 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

16.

Başvurucular, yaklaşık on yıldır tutuklu olmaları nedeniyle

kanuni tutukluluk süresinin aşıldığını, altı ay boyunca gerekçeli kararın

yazılmadığını, sonrasında yazılan gerekçeli kararın ise hüküm tarihi üzerinden

on ay geçmesine rağmen tebliğ edilmediğini, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin

tahliye talebi üzerine verdiği kararın gerekçelerinin ilgili ve yeterli

olmadığını, sadece kanuni terimlerin tekrarından ibaret olduğu ve adli kontrol

hükümlerinin dikkate alınmadığını, bunun Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasının ihlali olduğunu, ayrıca hüküm verilinceye kadar kovuşturma aşaması devam

ettiğinden hüküm verildikten sonra tahliye talebi hakkında karar verilmemesinin

Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasının ihlali olduğunu, kamuoyunda “Ergenekon davası” olarak bilinen davada

hükmen tutuklu olan kişiler tahliye edilirken kendilerinin tahliye

edilmemesinin ve taleplerinin incelenmemesinin Anayasa’nın 10. maddesinin

düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüş, tahliye edilerek

tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

17.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder. Başvurucuların kanuni tutukluluk süresinin aşıldığı yönündeki

şikâyetinin Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası, tutukluluk durumuna

karşı başvurabilecekleri etkili bir yolun bulunmadığı, İstanbul 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin tahliye talebi üzerine verdiği kararın gerekçelerinin ilgili ve

yeterli olmadığı ve eşitlik ilkesinin ihlali iddialarının ise aynı maddenin

sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Kanuni

Tutukluluk Süresinin Aşıldığı İddiası

18.

Başvurucular, kanuni tutukluluk süresinin aşıldığını iddia

etmişlerdir.

19.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. …”.

20.

Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olan

başvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her

aşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).

21.

Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Bu yönüyle başvuru

yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine ilişkin koşullar arasında yakın bir

bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekir. Olağan başvuru yollarının tamamının

tüketilmesi ibaresinin katı bir şekilde yorumlanması, birtakım başvurular

açısından bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmayan neticelere yol

açabilecektir. Bu nedenle, olayın özel şartları içinde etkisiz ve yetersiz olan

bir kanun yolunun tüketilmesi şartı aranmaksızın, her bir başvuru yolunun somut

başvurular açısından etkili olup olmadığının münferiden denetlenmesi

gerekmektedir (Taner Kurban, B.

No: 2013/1582, 7/11/2013, § 20).

22.

Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan

bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı

olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunmadığının

tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk

halinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona

erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla

yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolunda çekişmeli yargılama ve/veya

silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı

da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest

bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel

başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam

ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

23.

Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk

hali sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu"

olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından,

tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark da

bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmesi, şüphenin yenildiği anlamına

gelmekte; isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta

erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

ve/veya para cezasına hükmedilmektedir. Bir başka ifadeyle tutuklu sanığın

hukuki statüsü değişmekte, tutuklanmasına neden olan (kuvvetli) şüphe yerini,

her türlü şüpheden uzak bir kabulü ifade eden "kanaat"e bırakmaktadır. Bu

nedenle mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesinin ve bir tutuklama

nedenine bağlı olarak tutukluluk halinin sona erdiğinin kabulü gerekir. Bu

bakımdan, mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez (Hasan Elçi, B. No: 2013/6398, 3/4/2014, §

32).

24.

Bu nedenle mahkûmiyete ilişkin nihai kararla birlikte, sanığın

tutukluluğa ilişkin hukuki statüsü ve dolayısıyla tabi olduğu rejim

değiştiğinden, 30 günlük başvuru süresinin, itiraz yoluna başvurulmayan

durumlarda, tutukluluğun hükümle birlikte devamına dair kararın başvurucu

tarafından öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanması gerekir (Hasan Elçi, B. No: 2013/6398, 3/4/2014, §

33).

25.

Somut olayda başvurucular hakkında İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesi 5/6/2013 tarihinde mahkûmiyetlerine ve tutukluluk hallerinin devamına

karar vermiştir. Buna göre ilk derece mahkemesinin 5/6/2013 tarihli mahkûmiyet

ve tutukluluğun devamı kararı ile başvurucuların tutukluluk hali bu anlamda

sona ermiştir. Bu karar, başvurucuların yüzüne karşı tefhim edilmiştir.

Başvurucular bu karara karşı kanuni süresi içerisinde itiraz kanun yoluna

başvurduklarına dair bir belge ve bilgi sunmamıştır. Başvurucuların 11/3/2014

tarihli tahliye talebi üzerine İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği

14/3/2014 tarihli ve 2014/528 Değişik iş sayılı kararın bireysel başvuru süresi

üzerinde etkisi bulunmamaktadır.

26.

Bu belirlemeler karşısında, kanuni tutukluluk süresinin

aşıldığına ilişkin şikâyetleri içeren bireysel başvurunun, İstanbul 9. Ağır

Ceza Mahkemesinin tutukluluğun devamına ilişkin kararının tarihi olan 5/6/2013

tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekirken 30/4/2014 tarihinde

yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

27.

Açıklanan nedenlerle, başvurunun kanuni tutukluluk süresinin

aşıldığına ilişkin kısmının “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekmiştir.

b. Tutukluluk

Durumuna Karşı Başvurabilecekleri Etkili Bir Yolun Bulunmadığı İddiası

28.

Başvurucular tutukluluk durumuna karşı başvurabilecekleri etkili

bir yolun bulunmadığını, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin tahliye talebi

üzerine verdiği kararın gerekçelerinin yeterli olmadığını ve eşitlik ilkesinin

ihlali edildiğini iddia etmişlerdir.

29.

Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"… Başvuruda bulunabilmek için

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır ."

30.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri

sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması

gerekir."

31.

Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru, "ikincil nitelikte

bir kanun yolu" olup, bu yola başvurulmadan önce kural olarak

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

32.

Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle,

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle idari merciler

ve derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

33.

Buna göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun

Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

34.

Tutukluluk hâli sona ermiş olan bir başvurucunun, devam eden

tutukluluk hâlinden farklı olarak tutukluluk işlemine karşı etkili başvuru

hakkının ihlali yönünde iddialar ileri sürmesi halinde iddia edilen ihlallerin

tespitini ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise

öncelikle bu yolu tüketmesi gerekir (Hamit

Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 46).

35.

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k)

bendinde tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından

yararlandırılmayan bir tutuklu için tazminat talebinde bulunabilme imkânı

tanınmaktadır. Bu yol, bir yandan başvurucuların maruz kaldığı tutukluluk nedenleri

ve süresinin uzunluğunun tespiti, diğer yandan da uğradıkları zararın tazmini

imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi ile

öngörülen hukuk yolu, başvurucuların şikâyetleri açısından erişilebilir ve

elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §

48).

36.

Somut olayda başvurucular, haklarındaki dava Yargıtayda

temyiz aşamasındayken 30/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunmuşlardır. Ancak bireysel başvuruları sonuçlanmadan temyiz

aşamasında olan dava Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25/6/2014 tarihli onama kararı

ile kesinleşmiştir. Başvurucular, haklarındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği

25/6/2014 tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak

tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptirler. Etkin ve erişilebilir bir

çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızın yapılan bireysel başvuruların

Mahkemece incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği ilkesi gereği mümkün

değildir.

37.

Açıklanan nedenlerle, başvurucuların, tutukluluk durumuna karşı

başvurabilecekleri etkili bir yolun bulunmadığı yönündeki iddiaları ile ilgili

olarak 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinde öngörülen tazminat yoluna

başvurmadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru

yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemezliğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurunun;

1. Kanuni tutukluluk süresinin

aşıldığı iddiasına ilişkin kısmının “süre

aşımı”,

2. Tutukluluk durumuna karşı

başvurabilecekleri etkili bir yolun bulunmadığı iddiasına ilişkin kısmının “başvuru yollarının tüketilmemesi”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

bırakılmasına,

20/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Şükrü DURMUŞ

Başvurucular

:

1- Hamza Ali

TEMİZ

2- Hasan DAĞ

Vekilleri

:

Av. Selahattin

KARAHAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5890, 20 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve
  6. Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Başvurucuların
  12. B. Değerlendirme
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  14. Akıncı
  15. M. Emin KUZ
  16. Temiz
  17. Karahan
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5890
Tarih
20 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2013/5298)
  • Zübeyit Kaya Başvurusu (B. No: 2013/7674)
  • Yıldız Oto Ağca Başvurusu (B. No: 2013/5074)
  • Kazım Orhan Başvurusu (B. No: 2013/7875)
  • Murat Atılgan Başvurusu (B. No: 2013/9047)
  • Arafat Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/4232)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.