İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zübeyit Kaya Başvurusu (B. No: 2013/7674)

1. Başvurucu, 17/7/2004 tarihli

Başvuru No2013/7674Tarih21 Mayıs 2015Okuma16 dk · 3.205 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Zübeyit Kaya Başvurusu

Karar tarihi
21 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2013/7674
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.205 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 17/7/2004 tarihli

ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması

Hakkında Kanun kapsamında yaptığı başvuruda talebinin kısmen kabul edildiğini

ve idare ile sulhname imzalandığını, talebinin kabul

edilmeyen kısmı için açmış olduğu davanın hukuka aykırı olarak reddedildiğini

ve mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığını belirterek, Anayasa’nın 19., 35.,

36. ve 45. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

ihlalin tespitiyle yargılamanın yenilenmesine, bunun mümkün olmaması durumunda maddi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep

etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 8/10/2013 tarihinde

Ağrı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde tespit edilen eksikliklerin

giderilmesinin ardından Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

20/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 19/3/2015 tarihli yazısı ile benzer şikâyetlere ilişkin

başvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak, ayrıca görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 14/3/2005

tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle

Ağrı Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna başvurmuştur.

8. 15/1/2008 tarihli ve 1347

sayılı Zarar Tespit Komisyonu kararında, "... Zübeyt KAYA'nın Ağrı İli Taşlıçay İlçesi Yeltepe (Gümüşlü) köyünde ikamet ederken 1993-1994

tarihlerinde yasadışı PKK terör örgütü mensupları ile meydana gelen olaylar

nedeniyle ikamet ettikleri köylerinden ayrılarak göç ettikleri, babası Reşit

KAYA 'nın kaçırıldığı ve daha sonra fidye istemiyle

serbest bırakıldığı iddia edilmiştir. Bakanlıklara ve ilgili birimlere yapılan

idari araştırmada Zübeyt KAYA' nın

babası Reşit KAYA'nın PKK örgüt mensuplarınca

kaçırıldığı ve akabinde serbest bırakıldığı anlaşılmıştr.... kaçırılma

olayından sonra başvurucuların köylerini terk ederek İzmit iline göç ettikleri

burada bir yıl kaldıktan sonra tekrar Taşlıçay ilçesine geri döndükleri kendi

ifade tutanaklarından anlaşılmış olup, Reşit KAYA ve oğullarına ait köyde 4

adet evlerinin bulunduğu bir tanesini sattıkları diğer 2 evde kardeşlerden Zeki

KAYA ve Zübeyt KAYA’nın

ikamet etmekte olduduğu arazilerini ekip biçtikleri…

Başvurucunun gayrimenkul hasar ve taleplerinin ise yörenin yaşam şekli

itibariyle insanların konut algılamaları değerlendirildiğinde ev standardının

aynı taş yapı ve kerpiçten ibaret olduğundan İl Bayındırlık Müdürlüğümüzce 2002

yılında çıkarılan 2 Oda 1 Salondan ibaret keşif özetinde 2.957,00.-YTL

belirlenmiş olup bu miktar yeniden değerleme oranlarına tabi tutularak 5233

Sayılı Kanunun 9. maddesine göre verilecek olan tazminatın Zarar Tespit

Komisyonunca belirlenen 5.000,00.-YTL " ödenmesine karar

verilmiştir.

9. Zarar Tespit Komisyonu

kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince davet yazısı ile

birlikte sulhname örneği başvurucu vekiline

gönderilmiştir.

10. “Yukarıda

ayni/nakdi olarak belirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda, komisyonun tespitine esas olay ile ilgili olarak

uğradığım zararımın tamamının karşılanmış olduğunu kabul ve taahhüt ederim” beyanını içeren sulhname, 6/2/2008 tarihinde başvurucu vekili tarafından

imzalanmıştır.

11. Başvurucu tarafından, Zarar

Tespit Komisyonu kararında hükmedilen miktarın gerçek zararını

karşılamadığından bahisle Erzurum 2. İdare Mahkemesinde tazminat davası

açılmıştır.

12. Erzurum 2. İdare

Mahkemesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/837, K.2008/1358 sayılı kararında,

“… davacı ile davalı idare arasında sulhname

imzalandığı, 06.02.2008 tarih ve 172 sayılı Sulhname

ile davacı vekili tarafından; terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu aynı/nakdi tüm

zararlarının karşılandığının kabul ve taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.

Hukukumuzda sulh, feragat ve kabul, görülmekte

olan davaları sona erdiren işlemler olup, sulh işlemi dava öncesinde yapılmış

ise dava açılmasını engelleyici özelliktedir. 5233 sayılı Kanun’daki sulh

müessesesinin, taraflar arasındaki uyuşmazlığı onların rızası ile çözmeye

yarayan ve terör olayları nedeniyle zarar gören gerçek ve özel hukuk tüzel

kişilerinin kanun kapsamındaki maddi zararlarının yargı yoluna gidilmeksizin,

kısa sürede, daha ucuz ve daha basit çözüm yolu ile tatmin edici şekilde

karşılama amacına hizmet ettiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki sulh yoluyla

çözülmeyen uyuşmazlıklar için yargı yolunun saklı olduğu yukarıda adı geçen

Kanunun açık hükmü gereğidir. Sulhname ise taraflar

arasındaki uyuşmazlığı kesin olarak ortadan kaldıran, her iki taraf için

bağlayıcı metin niteliğindedir. Sulh yoluyla çözülmüş bir uyuşmazlığın daha

sonra yargı mercilerine taşınması sulh müessesesinin yapısıyla bağdaşmayacağı

gibi 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi hükmüne de uygun düşmeyecektir.

5233 sayılı Kanun’da öngörülen sulh müessesesi

Kanunda ayrıntılarıyla düzenlenmiş, idareye ve ilgililere yapılacak iş ve

işlemler için ayrıntılı çözümler getirmiştir. Nitekim ilgililerin sulhnameyi kabul etmeme hakları bulunmakta olup, bu hakkın

kullanılış şekli ve dava açma hakkı da Kanun’da düzenlenmiştir. Buna göre

başvuru sahiplerinin sulhname imzalarken maddi hataya

düştükleri, idare tarafından yanıltıldıkları veya sulhnameyi

kısmen kabul ettikleri yönündeki iddialarına itibar etmeye hukuki olanak

bulunmamaktadır.

Bu durumda, sulhname

tutanağını imzalayarak, tespit edilen zararları, ödenecek tazminat miktarını ve

ifa tarzını kabul eden tarafların, sulhnamenin

gereğini aynen yerine getirmek zorunda oldukları ve uyuşmazlığın temelinden

çözüldüğü anlaşıldığından, sulhname ile uzlaşılan

hususların dayanağı olan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.”

gerekçesi ile davanın reddine karar

verilmiştir.

13. Kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 21/11/2012 tarihli ve E.2011/7040,

K.2012/11387 sayılı kararı ile temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

14. Başvurucunun karar düzeltme

istemi, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 12/6/2013

tarihli ve E.2013/8508, K.2013/4400 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

15. Ret kararı 12/9/2013 tarihinde

başvurucu vekiline tebliğ edilmiş ve 8/10/2013 tarihinde süresi içinde bireysel

başvuruda bulunulmuştur.

16. Başvurucu vekilinin ilamsız

icra takibi başlatması üzerine, sulhname kapsamında

belirlenen tazminat miktarı 17/4/2009 tarihinde icra dosyası hesabına

aktarılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

17. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2.,

4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 4. maddeleri (bkz. Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, § 15-21, 23).

18. 5233 sayılı Kanun’un “Zararın karşılanmasına ilişkin sulhname”

kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

“Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi

aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye göre belirlenen zararı, 9

uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerindeki

nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa tarzını ve 11 inci maddeye göre

mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla

karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak

sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz gün içinde gelmesi

veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı

yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu

belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili

temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde,

bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından

imzalanır.

Sulhname tasarısının

kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması hâllerinde

bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.”

19. 5233 sayılı Kanun’un “Zararın karşılanması” kenar başlıklı 13.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Sulhnamede belirlenen

zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin

onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten

üç ay içerisinde karşılanır.”

20. Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik’in “Nakdî ödemenin şekli ve tutarı” kenar başlıklı 27. maddesi

şöyledir:

“Sulhname tasarıları

hak sahibi veya yetkili temsilcisi ile komisyon başkanı tarafından

imzalandıktan sonra Vali veya Bakan tarafından onaylanır.

Ödemeler sulhname

tasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate alınarak yapılır. Nakdi ödemeler

hak sahibi veya sahiplerinin banka hesaplarına yapılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 21/5/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 8/10/2013 tarihli ve 2013/7674 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

22. Başvurucu, Ağrı ili,

Taşlıçay ilçesi, Yeltepe (Gümüşlü) köyünde ikamet

etmekte iken terör olayları nedeniyle yerleşim yerini terk etmek zorunda

kaldığını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu müracaatının kısmen

kabul, kısmen reddedildiğini, kabul edilen kısım için idare ile sulhname imzalanmakla birlikte sulhname

kapsamına dahil olmayan ürün kaybı, gayrimenkulü kullanamama ve büyükbaş

hayvanların telef olması zararları için açmış olduğu tam yargı davasında idare

mahkemesi tarafından hatalı değerlendirme yapılarak sulhnamenin

tüm zararlarını kapsadığı ve uyuşmazlığı sona erdirdiği sonucuna ulaşıldığını,

gerçek zararının hesabında birçok zarar kalemi mevcut olmasına rağmen bunların

göz önünde bulundurulmadığını, yerleşim yerinde terör olayları yaşanması

nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini, tarım, hayvancılık

ve üretim alanlarında çalışanların korunması ilkesine riayet edilmediğini,

zararının eksik tazmin edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkından yoksun kaldığını

belirterek, Anayasa’nın 19., 35., 36. ve 45. maddelerinde tanımlanan haklarının

ihlal edildiğini iddia etmiş, yargılamanın yenilenmesi veya maddi tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Başvuru formunun muhtelif

kısımlarında maddi hataya düşülerek Iğdır Valiliği Zarar Tespit Komisyonu

kararından ve bu karara ilişkin yargılama sürecinden bahsedilmekle birlikte,

başvuru dosyasının geneli, atıf yapılan ve başvuru formuna eklenen idari ve

yargısal kararlar ile başvurucunun sonuç talepleri dikkate alındığında, Ağrı

Valiliği Zarar Tespit Komisyonu kararından ve bu karar hakkındaki yargısal

süreçten şikâyetçi olunduğu anlaşılmaktadır.

24. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, başvurucunun

iddialarının incelenmesi neticesinde, iddialarının özünün kişi özgürlüğü ve

güvenliği, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaline ilişkin olduğu

anlaşılmakla birlikte tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların

korunması ilkesine yönelik iddialarının özünün mülkiyet hakkı temelli olduğu

tespit edilmiş, söz konusu iddiaların belirtilen kapsamda değerlendirmeye tabi

tutulması uygun görülmüştür.

1. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlali

İddiası

25. Başvurucu, terör olayları

nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ve bu nedenle

oluşan zararlarının karşılanması gerektiğini iddia etmiştir.

26. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesi'nin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve

başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

27. Başvuruya konu ihlal

iddiasıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki

iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen, başvurucu

tarafından soyut şekilde Anayasa’nın 19. maddesi hükmüne atıfta bulunulmakla

birlikte, belirtilen hükmün nasıl ihlal edildiğine ilişkin bir açıklama ve

özellikle ihlal iddiasına konu terör olayları nedeniyle kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine dair kanıtlamada bulunulmadığı

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir (Benzer karar için bkz. S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38).

2. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

28. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun

kapsamında yapmış olduğu başvurunun kısmen kabul edilerek kısmen

reddedildiğini, zararının kabul edilen kısmı için idare ile sulhname

imzalanmakla birlikte kabul edilmeyen kısım için tam yargı davası açtığını,

gerçek zararının hesabında birçok zarar kalemi mevcut olduğundan sulhnamenin ev ve müştemilat zararlarını kapsadığını, diğer

zarar kalemleri olan ve sulhname kapsamında

bulunmayan gayrimenkulünü kullanamama, ürün kaybı ve büyükbaş hayvan zararları

için açtığı davanın reddedildiğini, bu nedenle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

29. Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. ..."

30. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

31. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar"

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."

32. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,

anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmesi için iki temel ön koşul bulunmaktadır. Bunlardan

birincisi başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü

eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, “güncel

bir hakkının ihlal edilmesi” ve bunun sonucunda başvurucunun

kendisinin “mağdur” olduğunu

ileri sürmesi, ikincisi ise bu ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak ve doğrudan” etkilenmiş

olması gerekir (Onur Doğanay, B.

No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

33. Bu iki temel koşula ilave

olarak 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre

Anayasa Mahkemesine ancak Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve buna ek Türkiye’nin

taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiği

iddiasıyla başvurulabilir. Buradan çıkan sonuca göre Anayasada güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerden, AİHS ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu

protokoller kapsamında bir hakkı doğrudan etkilenmeyen kişi “mağdur” statüsü kazanamaz (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014,

§ 43).

34. Bireysel başvuruda “mağdur” kavramı, davada menfaat veya dava

ehliyeti kuralları gibi kurallardan bağımsız bir şekilde yorumlanır (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Gorraiz Lizarraga ve Diğerleri/İspanya, No: 62543/00,

10/11/2004, § 35). Ayrıca “mağdur”

kavramının yorumu, günümüzde toplumun koşulları ışığında değişime tabi olup, bu

kavram aşırı biçimcilikten uzak bir şekilde uygulanmalıdır (Gorraiz Lizarraga ve Diğerleri/İspanya, §

38, Onur Doğanay, B. No:

2013/1977, 9/1/2014, § 44).

35. Öte yandan bir başvurunun

kabul edilebilmesi için başvurucunun sadece mağdur olduğunu ileri sürmesi

yeterli olmayıp, ihlalden doğrudan etkilendiğini yani mağdur olduğunu

göstermesi veya mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini ikna etmesi

gerekir. Bu itibarla, mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk statüsünün

varlığı için yeterli değildir (Onur Doğanay,

B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 45).

36. Bireysel başvuruda bir

hakkın ihlaline karar verilebilmesi için, mağdurluk statüsünün ve/veya

başvuruya konu olan kamu gücü kullanımına dayalı temel nedenlerin başvurunun

yapıldığı anda mevcut olması ve başvuru hakkında karar verileceği zamana kadar

devam etmesi gerekir. Mağdurluk statüsünün varlığı konusunda değerlendirme

yapılırken başvurucunun şikâyet ettiği hususların gerçekleşip gerçekleşmediği,

hâlâ mevcut olup olmadığı ve muhtemel hak ihlalinin etkilerinin giderilip

giderilmediği incelenmelidir.

37. Bunun yanında tazminat ya da

başvurucunun taleplerinin anlaşma ile karşılanması da,

mağdurluk statüsünün belirlenmesine etki eder. Zira kamu idaresinin

başvurucuyla yaptığı anlaşma ile borcun tamamını faiziyle birlikte ödemesi

durumunda başvurucunun önceki borçtan olumsuz etkilenme olasılığı kalmamaktadır

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Kemal

Kol ve Ünal Kol/Türkiye, B. No: 3816/04, 30/9/2008, Arman Mazman, B.

No: 2013/1752, 26/6/2014, § 43).

38. 5233 sayılı Kanun’un 2.

maddesinde, bu Kanun’un, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanunu’nun 1., 3., ve 4. maddeleri kapsamına giren eylem veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel

hukuk tüzel kişilerinin maddi zararlarının sulhen

karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı ifade

edilmiş; “Zararın karşılanmasına ilişkin sulhname” başlıklı 12. maddesinde ise komisyonun

doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra uğranılan

zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirleyeceği ve belirtilen

esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının bir

örneğini davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edeceği, davet üzerine

gelen hak sahibinin veya yetkili temsilcisinin sulhname

tasarısını kabul etmesi durumunda bu tasarının kendisi veya yetkili temsilcisi

ve komisyon başkanı tarafından imzalanacağı, sulhname

tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması

hallerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneğinin ilgiliye

gönderileceği, sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı

yoluna başvurma haklarının saklı olduğu; 13. maddesinin ilk fıkrasında da sulhnamede belirlenen zararların sulhnamenin

imzalanmasından sonra Valilik onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine

bu amaçla konulan ödenekten üç ay içinde ödeneceği hükme bağlanmıştır.

39. Somut başvuruda mülkiyet

hakkına ilişkin şikâyet temel olarak, idare ile sulhname

imzalanması nedeniyle, bakiye zarar iddiasına ilişkin davanın reddedilmesine

dayanmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi başvurucu terör ve terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması

amacıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş, Komisyon tarafından

yapılan araştırma ve inceleme sonucunda başvurucunun tespit edilen zararları

yeniden değerleme oranlarına tabi tutularak 5.000 TL’lik tazminat miktarı

belirlenmiş ve başvurucu vekiline, kararlaştırılan tazminat miktarını içerir sulhname örneği ile birlikte sulha davet yazısı

gönderilmiştir. Sulh teklifi başvurucu tarafından kabul edilmiştir. Başvurucu,

idarenin hazırladığı sulhnameyi 6/2/2008 tarihinde

imzalayarak kendisine 5.000 TL ödenmesi ile Komisyonun bu zarar tespitine esas

olay ile ilgili uğradığı zararlarının tamamının karşılanmış olduğunu kabul ve

taahhüt ettiğini beyan etmiş ve 17/4/2009 tarihinde bahsedilen bedel

başvurucunun icra takibi hesabına aktarılmıştır.

40. Buna karşılık başvurucu,

5233 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun AİHM kararlarında (bkz. Akdıvar ve Diğerleri/Türkiye [Madde 50], B. No:

21893/93, 16/9/1996; Doğan ve

Diğerleri/Türkiye, B. No: 8803-8811/02, 8813/02 ve 8815-8819/02,

13/7/2006) belirtilen nitelikleri taşımadığı yahut Komisyon tarafından

ödenmesine karar verilen tazminat tutarının kendisine ödenmediği ya da eksik

ödendiği yönünde bir iddiada da bulunmamıştır.

41. İdari ve yargısal süreci

müteakip, ihlali tespit eden ve makul bir tazminata hükmedilmesi ile etkili bir

giderim yolu bulunmakta olup başvurucu ayrıca sulhname

konusu olayla ilgili tüm zararlarının Komisyon tarafından tespit edilenle

sınırlı olduğunu beyan ettiğinden başvurucunun mağdur sıfatı ortadan

kalkmıştır.

42. Bu durumda başvurucunun,

idareyle anlaşma sağlayarak ve 6/2/2008 tarihli sulhnameyi

imzalayarak Komisyonun tespitine esas olan olay ile ilgili maddi mağduriyeti

açıkça orantısız olmayacak şekilde giderilmiştir. Başvurucu, zararlarının

tamamını karşıladığını beyan ettiği alacağını tümüyle davalı idareden tahsil

etmekle, mülkiyet hakkına ilişkin mağduriyet 17/4/2009 tarihinde giderildiğinden,

bu hak yönünden başvurucunun mağdurluk statüsü de aynı tarihte sona ermiştir.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik şikâyet yönünden mağdurluk statüsünü

kaybettiği anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin "kişi

bakımından yetkisizlik" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

44. Başvurucu tarafından, maddi

vakıalar ve hukuki müesseselere ilişkin yanlış hukuki değerlendirme yapılarak, sulhname kapsamına dahil olmayan zarar kalemleri için

açtığı tam yargı davasında tazminata hükmedilmesi gerekirken, sulhnamenin uyuşmazlığı tamamen ortadan kaldırdığına

ilişkin hatalı tespit sonucu davasının reddine karar verildiği beyan edilerek,

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddia edilmiştir.

45. Anayasa'nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında,

bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece

kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

46. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama

sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir

uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil

olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdir hatası

içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar

bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 25-26).

47. Başvurucunun belirtilen

iddiasının özünün derece mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve

hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet bulunmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince,

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle başvurucunun uğramış olduğu aynî-nakdî tüm zararlarının karşılandığı

kabul edildiğinden (§ 10) ve 5233 sayılı Kanun’un sulh yoluyla çözülmeyen

uyuşmazlıklar için yargı yolunun saklı olduğu kuralını içerir 12. maddesinin (§

18) açık hükmünden hareketle başvurucunun davasının reddiyle sonuçlanan

yargılama prosedüründe, Mahkemece bariz bir takdir hatası yapıldığı yönünde bir

bulguya rastlanılmamıştır.

48. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası da

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin "açıkça

dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Anayasa’nın 19. maddesinde

güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan

yoksun olması”,

2. Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “kişi bakımından yetkisizlik”,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderleri başvurucu üzerinde bırakılmakla birlikte

fazla tahsil edilen 7,75 TL harcın talep halinde başvurucuya iadesine,

21/5/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucu

:

Zübeyit

KAYA

Vekili : Av. Ali ARTUK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7674, 21 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderleri başvurucu üzerinde bırakılmakla birlikte
  16. Kaleli
  17. Dursun
  18. Kaya
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7674
Tarih
21 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Yıldız Oto Ağca Başvurusu (B. No: 2013/5074)
  • Kazım Orhan Başvurusu (B. No: 2013/7875)
  • Murat Atılgan Başvurusu (B. No: 2013/9047)
  • Arafat Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/4232)
  • Akün Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/6361)
  • Ramazan Genç Başvurusu (B. No: 2013/3185)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.