İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yıldız Oto Ağca Başvurusu (B. No: 2013/5074)

1. Başvuru, Habertürk adlı

Başvuru No2013/5074Tarih21 Mayıs 2015Okuma13 dk · 2.530 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yıldız Oto Ağca Başvurusu

Karar tarihi
21 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2013/5074
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.530 kelime·13 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Habertürk adlı

internet sitesinde yapılan bir haberde gerçeğe aykırı bilgilere yer verilerek

başvurucunun kişilik haklarının zedelendiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 25/6/2013 tarihinde Alanya 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 22/12/2014 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Alanya Vergi Dairesinde memur olarak görev

yapmaktayken adının karıştığı bazı adli olaylar nedeniyle memuriyetten

çıkartılmıştır. Olayların geçtiği tarihte başvurucu hakkında ceza

mahkemelerinde bazı davalar açılmıştır.

6. 19/6/2009 tarihinde, Habertürk

isimli internet sitesinde, başvurucu hakkında, “vergi şefinin serveti şaşırttı, 8 trilyonluk vergi şefi bankalardaki

kasaları boşalttı, izini kaybettirdi, kaçtı, devlet bütün varlıklarına, emekli

maaşına ve ikramiyesine el koydu” şeklinde bir haber yapılmıştır.

Haberle ilgili olarak başvuru formu ve eklerinde daha fazla ayrıntıya yer

verilmemiştir.

7. Başvurucu, 2/6/2010 tarihli dava dilekçesiyle, Habertürk internet sitesinin sorumluları olan davalı

aleyhine haberde yer alan bilgilerin doğru olmadığı, bir delile dayanmadığı,

kendisi hakkında açılan bütün davaların yapay olduğu, sonuçlanmamış davayla

ilgili bilgi yayımlamanın yargıya müdahale olduğu, hakkında suç üreterek

kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasıyla maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

8. Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, 28/4/2011 tarihli

kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"...Tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirildiğinde, davacı hakkında bahsi geçen internet sitesinde 3 yıl önce

oğlu ile tartışan tezgahtarı alıkoyarak dövdürdüğü iddiasıyla hakkında dava

açılan Alanya Vergi Dairesi gelir şefi Yıldız Oto Ağca'nın 2 yıl 6 ay hapis

cezasına çarptırıldığı, Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava sırasında,

Ağca'nın yaklaşık 8 milyon değerinde mal varlığının ortaya çıktığı belirtilerek

haberin devam ettiği, davacı ise bu haberlerin kişilik haklarına saldırı

niteliği taşıdığından bahisle maddi ve manevi tazminat talep ettiği, Alanya 5.

Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1075 esas sayılı dava dosyasında yapılan

yargılama sonunda gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunmak suçundan davacının

cezalandırılmasına karar verildiği, Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/209

esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonunda davacı Yıldız Oto

Ağca'nın haberde geçen hürriyeti tahdit suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla

cezalandırılmasına karar verildiği, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı 2009/272

esas 2009/148 iddianame no ile davacı Yıldız Oto Ağca

hakkında 3628 sayılı yasaya muhalefet suçundan cezalandırılması istemi ile kamu

davası açtığı, bu dosyada davacı hakkında rapor aldırıldığı, aldırılan raporda

davacının kaynağı açıklanamayan 651.000 TL mal varlığı bulunduğunun

belirtildiği, bu dosyadaki yargılamanın halen devam ettiği, Maliye Bakanlığı

Gelir İdaresi Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu Başkanlığınca 23/6/2009 tarih

2009/18 karar no ile davacının memuriyetten çıkarılmasına

karar verildiği, kişilik hakları hukuka aykırı bir şekilde saldırıya uğrayan

kişinin manevi tazminat isteyebilmesi için yayımlanan haberin, yahut yapılan

eleştirinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıması ve saldırının manevi

bir zarar doğrup saldırı ile zarar arasında uygun

illiyet bağı kurulabilmesi ve haberde hukuka uygunluk nedenlerinin de

bulunmaması gerektiği, davacı Yıldız Oto Ağca'nın vergi dairesinde şef olarak

çalıştığı, yapılan haberde Yıldız Oto Ağca'nın 2 yıl 6 ay hapis cezası aldığının

belirtildiği, Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/209 esas, 2009/165 karar nolu ilamı ile davacı Yıldız Oto Ağca'ya hürriyeti tahdit

suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası verildiği, böylece yapılan haberin bu kısmında

her hangi bir abartı bulunmadığı, haberin gerçeğe uygun bir şekilde yapıldığı,

haberin devamında, Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava sırasında Ağca'nın

8 milyon TL değerinde mal varlığının ortaya çıktığının belirtildiği, Alanya 5.

Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1075 esas, 2010/384 karar sayılı ilamıyla

davacının gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunmak suçundan cezalandırılmasına

karar verildiği, ayrıca Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/65 esas sayılı

dava dosyasında, davacının 3628 sayılı yasa kapsamında yargılamasının halen

devam ettiği, bu dosyada aldırılan raporda davacının hesabında bulunan bir

kısım paranın kaynağının açıklanamadığının tespit edildiği, yine davacının

bağlı bulunduğu kurumun Yüksek Disiplin Kurulu Başkanlığının aldığı karar ile

davacının memuriyetten çıkarılmasına karar verdiği, böylece bu haberinde

gerçeğe uygun olup haberde manevi tazminatı gerektirir nitelikte bir abartı

bulunmadığı, yapılan haberin ise güncel olup haber niteliği taşıdığı, böylece

davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımayan bu haber sebebiyle de

tazminat talep edilemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine (karar vermek

gerekmiştir.)"

9. Anılan karar, başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 4.

Hukuk Dairesinin 14/11/2012 tarihli ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karar

düzeltme talebi de aynı Dairenin, 16/4/2013 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

Nihai karar, 27/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

10. Bireysel başvuru, 25/6/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

11. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

49. maddesinin şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar

verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir

fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı

gidermekle yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 21/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 25/6/2013 tarihli ve 2013/5074 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

13. Başvurucu,

i. Davalıların

19/6/2009 tarihinde Habertürk isimli internet

sitesinde kime ait olduğu belli olmayan, hakkında gerçeğe aykırı haber yapıp 8

milyon Türk lirası değerinde gayri meşru servetinin olduğu, vergi şefi olarak

çalışan kendisinin kasaları boşaltarak izini kaybettirdiği, emekli maaşı ve

ikramiyelerine el konulduğu şeklinde basın yoluyla kişilik haklarına saldırıda

bulunup iftira ettiklerini,

ii. Kendisi,

eşi ve çocuğunun açık kimlikleri ve fotoğraflarının izinleri olmadan

yayımlandığını, bu durumun kendisini ve ailesini telafisi imkânsız maddi ve

manevi zararlara uğrattığını,

iii. İlk

Derece Mahkemesince, hakkında açılan davaların sonuçları beklenmeden, dava

dosyasına sunduğu emsal kararlar ve tekzip kararları ile lehine olan deliller

dikkate alınmadan, hukuk kuralları hatalı yorumlanarak, eksik incelemeyle,

mevcut deliller de yanlış değerlendirilerek davasının reddedildiğini,

iv. İlk

Derece Mahkemesi kararındaki gerekçeler yeterli olmadığı gibi Yargıtay onama ve

karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilamların ulusal ve uluslararası

kurallara aykırı biçimde gerekçesiz olduğunu,

v. Davaya

konu haber içeriğindeki bilgilerin tamamen yanlış olup 8 milyon değerinde mal

varlığı olmadığını, maaş ve ikramiyesine el konulmadığını, kendisinin kasaları

boşaltıp izini kaybettirdiği iddiasının doğru olmayıp hakkını arama peşinde olduğunu,

vi. Kendisinin

adli sicil kaydında her hangi bir sabıkası gözükmeyip

masum olduğu halde Mahkemenin kesinleşmemiş ceza mahkemeleri kararlarına göre

davayı reddettiğini, davaya konu haber içeriğinin yanlış olduğunu ispatlamak

için ekonomik sosyal durumunun Anayasa Mahkemesince araştırılması gerektiğini,

vii. Gerçeğe

aykırı yapılan yayın nedeniyle ailecek psikolojik sorunlar yaşadıklarını,

hakkını aramak için ev ve arsalarını satmak zorunda kaldığını, hakkında

komplolar kurulduğunun Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının dosyalarıyla sabit

olduğunu,

belirterek Anayasa'nın 10., 36., 40. ve 141.

maddelerinde tanımlanan ilke ve haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

14. Başvurucu hakkında yapılan haberin gerçeği

yansıtmadığını, haberde geçen sözlerin tahkir içerdiğini, şeref ve itibarın

korunması hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa’nın 10., 36., 40. ve

141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu temel olarak,

açtığı tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarının

korunmadığından şikâyetçi olmuştur. Her ne kadar adil yargılanma hakkının ve

benzer olaylarda tazminata hükmedildiği halde kendisi hakkında tazminat

verilmemesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de bu

şikâyetlerin özü şeref ve itibarının korunmadığı hakkındadır.

15. Öte yandan başvurucu, gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de Anayasa Mahkemesinin benzer şikâyetlerdeki

görevi, yargı mercilerinin şeref ve itibar hakkı ile basın özgürlüğü arasında

Anayasa Mahkemesi içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir şekilde bir

denge kurup kurmadıklarını ve mahkemelerin başvuranı aşırı bir eleştiriden

korumakta yetersiz kalıp kalmadıkları denetlemektir. Bu yapılırken derece

mahkemelerinin gerekçeleri göz önüne alınacaktır.

16. Son olarak başvurucu, söz konusu haber ile birlikte

kendisinin, eşinin ve çocuklarının fotoğraflarının da kullanıldığını ileri

sürmüş ise de başvuru formu ve eklerinde şikâyete konu internet sitesi haberi

ya da kullanılan fotoğraflara yer verilmemiştir. Kaldı ki başvurucunun bu

iddiaları derece mahkemeleri önüne taşıyıp incelenmesini sağladığı da tespit

edilememektedir. Bu sebeplerle söz konusu habere ilişkin bireysel başvuru

incelemesi, başvurucunun Anayasa Mahkemesine sunduğu İlk Derece Mahkemesinin

gerekçesinde yer verilenle sınırlı olarak yapılacaktır.

17. Anayasa Mahkemesi başvurucunun hukuki nitelendirmesi ile

bağlı değildir. Yukarda sıralanan sebeplerle başvurucunun şikâyet ettiği

koşullar ve şikâyetlerini dile getirme biçimi dikkate alınarak bu şikâyetlerin

tümünün Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında incelenmesi uygun görülmüştür.

18. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

ilk olarak İlhan Cihaner

kararında (İlhan Cihaner, B.No:

2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) ortaya konulmuştur. Daha sonra aynı ilkeler

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından benimsenmiş (bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §§ 35-66; Nihat Özdemir, B.No:

2013/1997, 8/4/2015 [GK], §§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen şikayetlerde

sözü geçen ilkeleri uygulamışlardır (Ali

Suat Ertosun, B.No: 2013/1047, 15/4/2015,

§§ 21-52; Ali Suat Ertosun (2), B.No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 19-50).

19. Başvuruya konu sözler ve iddialar (§ 6, 8) nedeniyle

başvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiği kabul

edilmelidir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını isteme hakkı ile

ulusal günlük gazetenin ve şikâyet konusu makalenin yazarı gazetecinin

Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve bu

özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan

ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekmektedir.

20. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17.

maddesinde yer alan “manevi varlık”

kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan

kişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin

saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Abdullah

Doğtaş, B.No:

2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibarı etkileyen sözel saldırılar veya

basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı bireyin korunmaması halinde

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 36; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42). Anayasa Mahkemesi,

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının olaya uygulanabilmesi için

kişinin itibarına yapılan saldırının kişinin itibarına saygı gösterilmesini

isteme hakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasına zarar verecek

şekilde yapılmış olup olmadığını olayın şartlarına göre değerlendirir (bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 39; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 45, 56).

21. Öte yandan ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini

oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrası saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum

tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve

fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi ve

düşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğu

halinde “demokratik bir toplum”dan söz edemeyeceğimiz

çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir ve bazı istisnalara

tabi ise de, bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının

ikna edici olması gerekir (bkz. Abdullah

Öcalan, B.No: 2013/409, 25/6/2014 [GK], §

95; Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 48; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 55; başka kararlar yanında

bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, §

49).

22. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu,

prensip olarak, başvurunun ihtilaflı sözlerin sahibi tarafından Anayasa’nın 26.

maddesine dayanılarak yapılmış olması ile bu sözlere konu olan kişi tarafından

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak yapılmış olmasına göre

değişmez. Aksi halde Anayasa’nın anılan maddelerinde korunan hakların

dengelenmesinde, benzer olaylarda çelişkili sonuçlar ortaya çıkabilir. Yargı

mercilerinin bu iki maddede düzenlenen haklar arasında Anayasa Mahkemesi

içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir şekilde bir denge kurmaları

gerekir.

23. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıp

sağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya

sıradan birey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi), haber veya makalenin

konusu, ilgili kişinin önceki davranışları, yayımın içeriği, şekli ve sonuçları

ile haber veya makalenin yayımlanma şartları (bkz. İlhan Cihaner, B.No:

2013/5574, 30/6/2014, § 66-73; Kadir Sağdıç,

B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §§ 58-66; Nihat Özdemir, B.No:

2013/1997, 8/4/2015 [GK], §§ 54-61; Ali Suat

Ertosun, B.No: 2013/1047, 15/4/2015, §§

44-52; Ali Suat Ertosun (2), B.No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 42-50).

24. Başvurucu, henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet

kararı olmadığı halde suçlu olarak gösterildiğini, söz konusu haberin kendisi

hakkında kurulan komplonun bir parçası olduğunu, hakkında suç üretilerek

yargıya müdahale edildiğini iddia etmektedir. Buna karşın İlk Derece Mahkemesi,

başvurucunun olayların gerçekleştiği tarihlerde vergi dairesinde şef olarak

görev yaptığını, başvurucunun görevi nedeniyle hakkında çeşitli suçlardan iki

ayrı ceza davasının devam ettiğini, bir ceza davasının ise kesinleşmemiş

olmakla beraber başvurucunun cezalandırılması ile sonuçlandığını

hatırlatmıştır. İlk Derece Mahkemesine göre haberde geçen iddialar,

başvurucunun yargılandığı ceza davalarında dile getirilen iddialar olup

başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin ceza mahkemesi kararının gerekçesi ile

büyük oranda uyumludur. Mahkemeye göre söz konusu yazı basın özgürlüğü

sınırlarını aşmayan eleştirel nitelikte bir yazıdır. İlk Derece Mahkemesi

başvurucunun talebini, söz konusu haberin bir bütün olarak görünür gerçeğe

uygun olduğu ve özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı gerekçesi ile

reddetmiştir.

25. İlk olarak, davalının başvuruya konu gazete yazısında

dile getirdiği düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı

sunup sunmadığı ve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip

geçmediği sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda, bir haber veya yazının

kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya

makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine, yazının

bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çok

üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner, B.No:

2013/5574, 30/6/2014, § 74). Basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla

ilgili olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri

alma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

26. Şikâyet konusu haberin yayınlandığı dönem, başvurucuya

karşı bazı ceza davalarının devam ettiği bir dönemdir ve başvurucu yönetici

konumunda bir devlet memurudur. Bir bütün olarak şikâyet konusu yazıda daha

önce vergi şefi olarak çalışan başvurucunun adının karıştığı bazı adli

vakalardan söz edilmiş, başvurucunun önemli bir miktar parayı alarak kaçtığı

iddia edilmiştir. Bu bakımdan söz konusu haberde sarf edilen sözlerin, bir

ölçüde, genel yarar nitelikli tartışmaya katkı sundukları kabul edilebilir. Bu

hususla ilgili olarak, basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla ilgili

olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri alma

hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

27. Son olarak başvuruya konu sözlerde abartıya kaçılmadığı

da söylenemez. Ne var ki basın özgürlüğünün kapsamının, demokrasi ile yakın

ilişkisinin doğal sonucu olarak, bir dereceye kadar abartıya ve hatta

kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir

(Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §

76; Radio France ve Diğerleri/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004, §

37).

28. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini

belirleyemezler. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle

aktarılacağına ancak bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu

bağlamda Anayasa’nın 26. maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin

içeriğini değil, fakat aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu

hatırda tutulmalıdır (bkz. Ali Suat Ertosun,

B.No: 2013/1047, 15/4/2015,

§ 66; Oberschlick/Avusturya, B. No: 11662/85, 23/5/1991, §

57).

29. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın

özgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının

korunması hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk Derece

Mahkemesi, söz konusu yazının genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya katkı

sunup sunmadığı sorusuna özel bir önem vermiş, ayrıca haberin yapıldığı şartlar

üzerine de eğilmiştir. İlk Derece Mahkemesi davaya konu yazıda geçen olayların

gerçekliği meselesine eğilmiş ve yayınların yapıldığı tarihte meydana gelen

olaylarla yayınların içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin bozulmadığına ve

başvuruya konu sözlerde geçen olayların “gerçekliğe

uygun” olduğuna karar vermiştir.

30. Bu şartlarda, yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve

yargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları

da dikkate alındığında, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan

pozitif yükümlülüklere uyulduğu, derece mahkemelerince tarafların haklarının

değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

Başvurunun, “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 21/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Yıldız OTO AĞCA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5074, 21 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5074
Tarih
21 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Kazım Orhan Başvurusu (B. No: 2013/7875)
  • Murat Atılgan Başvurusu (B. No: 2013/9047)
  • Arafat Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/4232)
  • Akün Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/6361)
  • Ramazan Genç Başvurusu (B. No: 2013/3185)
  • Nevriye Sağır ve Salim Sağır Başvurusu (B. No: 2014/6129)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.