İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2013/5298)

1. Başvurucu, ulusal ölçekte yayın yapan haftalık Aksiyon

Başvuru No2013/5298Tarih20 Mayıs 2015Okuma12 dk · 2.461 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İlhan Cihaner Başvurusu (3)

Karar tarihi
20 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2013/5298
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.461 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, ulusal ölçekte yayın yapan haftalık Aksiyon

Dergisinde yayımlanan bir makalede kullanılan ifadelerin kişilik haklarını

zedelediğini, şeref ve itibarının korunması hakkını ihlal ettiğini iddia

etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 15/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde

Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 25/12/2014 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Feza Gazetecilik A.Ş. bünyesinde ulusal düzeyde haftalık

yayımlanan Aksiyon Dergisinin 2-8/11/2009 tarihli nüshasının 32. sayfasında “Plan Uygulamaya Çoktan Geçti Komutanım”

başlığı altında yayın yapılmıştır. Dergide yayımlanan haberin dava konusu

edilen bölümü şöyledir:

“Erzincan'da 23 şubatta İsmailağa

Cemaatine dönük bir operasyon başladı. Suç çocuklara Kur'an öğretilmesiydi.

Ancak operasyonun boyutu bu iddianın çok ötesine geçiyordu. Erzincan Cumhuriyet

Savcısı İlhan Cihaner'in talimatıyla başlayan

operasyonda 22 ilde teknik takip yapılmıştı. Hatta teknik takibe alınan kişiler

arasında bir bakan, AK Partinin önemli bir belediye başkanı ve bir gazetenin

sahibi de vardı. Soruşturmayı ise Jandarma yürütüyordu. Erzincan şehir

merkezinde polis nezaretinde yapılması gereken baskınlar sadece Jandarma

tarafından gerçekleştirildi. 26 kişi hukuka aykırı usullerle gözaltına alındı.

Bu kişilere psikolojik harekât uygulandı. 4,5 aylık hamile bir kadın 48 saat aç

ve susuz bırakıldığı için çocuğunu düşürdü...”

6. Başvurucu 27/10/2010 tarihli dilekçesi ile yukarıda

belirtilen haberin gerçeğe aykırı olup asılsız ve çirkin ithamlarla

suçlandığını, bu haberle bağlantılı olarak hakkında gerçek dışı yayınlar

yapıldığını belirterek basın yoluyla kişilik haklarına saldıran davalıların

manevi tazminat ödemelerine karar verilmesini talep etmiştir.

7. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi, 27/9/2011 tarihli

kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“...Davalı şirket tarafından yayımlanan

Aksiyon Dergisindeki 'Plan Uygulamaya Çoktan Geçti Komutanım' yazısının içeriği

bir bütün olarak göz önüne alındığında Erzincan'da bir cemaate yönelik

operasyon ile Kayseri'de bir astsubayın ifadesinin alınması olayları birlikte

değerlendirerek yorum yapıldığı, bu yorum içerisinde davacının talimatıyla

yürütülen soruşturmadaki usulsüzlüklerin okuyucuya aktarıldığı, davacının

talimatıyla yürütülen soruşturmada bir takım usulsüzlüklerin bulunduğu

hususunun Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının 24/9/2009 tarihli yazısı

ekinde yer alan soruşturma izni verilen 17/7/2009 tarihli soruşturma raporu

içeriğinde de yer aldığı, dolayısıyla davacının Erzincan Başsavcılığı görevini

yürütürken verdiği talimatla yürütülen soruşturmada izlenen yöntemin usul ve

kanuna aykırı olduğu hususunda davacının bağlı olduğu Bakanlığın Teftiş Kurulu

Başkanlığınca da soruşturma yürütülmüş olması karşısında davalı yazarın

belirttiği hususların kesinleşmiş gerçek olmamakla birlikte yayımlandığı tarih

itibarıyla güncel olup, kamuoyunu ilgilendiren bir konuda basın özgürlüğü

çerçevesinde yorum yapılmak suretiyle yayınlanmış bir yazı olduğu, haber

içeriğinde davacının kişilik haklarına ve kişiliğine yönelik saldırının

bulunmadığı, manevi tazminat isteminin şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından

davanın reddine (karar vermek gerekmiştir.)”

8. Anılan karar, başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 4.

Hukuk Dairesinin 10/12/2012 tarihli ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karar

düzeltme talebi, aynı Dairenin 14/5/2013 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Nihai

karar, 17/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

9. Bireysel başvuru 15/7/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

10. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

“Sorumluluk” başlıklı 49.

maddesinin şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar

verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir

fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı

gidermekle yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

11. Mahkemenin 20/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 15/7/2013 tarihli ve 2013/5298 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

12. Başvurucu,

i. 2007

yılında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olarak göreve başladığını, yasaya aykırı

yardım toplamak, Kimlik Bildirme Kanunu'na muhalefet, Kılık Kıyafet Kanunu'na

aykırı davranmak, okul öncesi yaş grubundaki çocuklara izinsiz dini eğitim

veren kurum açmak gibi faaliyetleri tespit edilen kişiler hakkında Erzincan

Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açıldığını belirtmiştir. Başvurucu,

soruşturma kapsamında 26 kişinin gözaltına alınarak sorguya sevk edildiğini,

dönemin başbakan yardımcısının kendisinden şüphelilerin serbest bırakılmasını

istediğini, daha sonra soruşturma dosyasının görevli Erzurum Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderildiğini, bu soruşturmadan sonra kendisi hakkında linç

kampanyası başlatıldığını ileri sürmüştür.

ii. Başvuruya

konu yayının da bu kapsamda yapıldığını, haberin Erzincan ilinde yürüttüğü

soruşturmanın kamuoyunda irtica ile mücadele eylem planı olarak bilinen planla

ilişkilendirilip gerçek dışı eklemelerle sunulduğunu iddia etmiştir.

Müfettişler tarafından yapılan soruşturmada davaya konu haber içeriğindeki

olayların yer almadığını, yürütülen soruşturma sonucu haberde geçen olaylarla

ilgili Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkûmiyet hükmü kurulmasının

soruşturmanın içeriğinin doğru olduğunu gösterdiğini, yayında bahsi geçen 4,5

aylık hamile bir kadının soruşturma esnasında 48 saat aç ve susuz bırakılarak

çocuğunun düşmesi olayının daha sonraları da haber konusu yapıldığını ancak bu

haberin gerçek dışı olduğunun resmi belgelerle sabit olduğunu ileri sürmüştür.

iii. Derece

mahkemeleri kararlarının yeterli gerekçe içermediğini, gerçeğe aykırı yayın

nedeniyle Anayasa'nın 17., 36. ve 141. maddelerinde tanımlanan ilke ve

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

13. Başvurucu, söz konusu haberde yer alan bilgilerin doğru

olmadığını, çarpıtıldığını, haber nedeniyle şeref ve itibarına müdahalede

bulunulduğunu, kararların gerekçeli olmadığını belirterek Anayasa’nın 17., 36.

ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun şikâyet

ettiği koşullar ve şikâyetlerini dile getirme biçimi dikkate alınarak bu

şikâyetlerin Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında incelenmesi uygun görülmüştür.

14. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

ilk olarak İlhan Cihaner

kararında (B.No:

2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) ortaya konulmuştur. Daha sonra aynı ilkeler

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından benimsenmiş (bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §§ 35-66; Nihat Özdemir, B.No:

2013/1997, 8/4/2015 [GK], §§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen şikayetlerde

sözü geçen ilkeleri uygulamışlardır (Ali

Suat Ertosun, B.No: 2013/1047, 15/4/2015,

§§ 21-52; Ali Suat Ertosun (2), B.No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 19-50).

15. Başvuruya konu sözler ve iddialar (§ 9) nedeniyle

başvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiği kabul

edilmelidir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını isteme

hakkı ile ulusal haftalık derginin ve şikâyet konusu makalenin yazarı

gazetecinin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve

bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına

alınan ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekmektedir.

16. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17.

maddesinde yer alan “manevi varlık”

kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan

kişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin

saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Abdullah

Doğtaş, B.No:

2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibarı etkileyen sözel saldırılar veya

basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı bireyin korunmaması halinde

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 36; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42). Anayasa Mahkemesi,

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının olaya uygulanabilmesi için

kişinin itibarına yapılan saldırının kişinin itibarına saygı gösterilmesini

isteme hakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasına zarar verecek

şekilde yapılmış olup olmadığını olayın şartlarına göre değerlendirir (bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 39; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 45, 56).

17. Öte yandan ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini

oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrası saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum

tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve

fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi ve

düşünceler için de geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğu

halinde “demokratik bir toplum”dan söz edemeyeceğimiz

çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir ve bazı istisnalara

tabi ise de, bu istisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının

ikna edici olması gerekir (bkz. Abdullah

Öcalan, B.No: 2013/409, 25/6/2014 [GK], §

95; Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 48; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 55; başka kararlar yanında

bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, §

49).

18. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu,

prensip olarak, başvurunun ihtilaflı makale ve sözlerin sahibi tarafından

Anayasa’nın 26. maddesine dayanılarak yapılmış olması ile bu makaleye veya

sözlere konu olan kişi tarafından Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına

dayanılarak yapılmış olmasına göre değişmez. Aksi halde Anayasa’nın anılan

maddelerinde korunan hakların dengelenmesinde, benzer olaylarda çelişkili

sonuçlar ortaya çıkabilir. Yargı mercilerinin bu iki maddede düzenlenen haklar

arasında Anayasa Mahkemesi içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir

şekilde bir denge kurmaları gerekir.

19. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıp

sağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya

sıradan birey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi), haber veya makalenin

konusu, ilgili kişinin önceki davranışları, yayımın içeriği, şekli ve sonuçları

ile haber veya makalenin yayımlanma şartları (bkz. İlhan Cihaner, B.No:

2013/5574, 30/6/2014, § 66-73; Kadir Sağdıç,

B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §§ 58-66; Nihat Özdemir, B.No:

2013/1997, 8/4/2015 [GK], §§ 54-61; Ali Suat

Ertosun, B.No: 2013/1047, 15/4/2015, §§

44-52; Ali Suat Ertosun (2), B.No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 42-50).

20. Başvurucu, sözü geçen ulusal haftalık dergide yayımlanan

haber ve yazının gerçeğe aykırı bir şekilde yapıldığını ve haberin bütününün

kendisi hakkında suçlayıcı iddialara yer vermek suretiyle itibar ve kişilik

haklarına zarar verdiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, açtığı tazminat davasında

İlk derece Mahkemesinin ve Yargıtayın, itibarını

korumadıklarını şikâyet etmiştir.

21. Başvurucunun bireysel başvuru dilekçesine eklediği bilgi

ve belgelere göre başvurucu hakkında olayların geçtiği dönemde çok sayıda yayın

organında haber yapılmış ve makale yazılmıştır. Başvurucunun bu dönemde yapılan

haber ve makalelerle ilgili olarak Anayasa Mahkemesinde çok sayıda bireysel

başvurusunun olduğu anlaşılmaktadır. Yine başvurucunun Anayasa Mahkemesine

yaptığı bireysel başvurularda şablon dilekçeler verdiği anlaşılmaktadır. Mevcut

başvuruda da başvurucu, genel olarak söz konusu haberde yer alan bilgilerin

doğru olmadığını belirtmekle yetinmiştir.

22. İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada başvurucu,

söz konusu haberde verilen olayların gerçek dışı olduğunu ileri sürmüş olmakla

birlikte, haberde yer alan bilgilerin doğru olmadığını, bilginin elde edilme

yönteminin kabul edilemez olduğunu gösterebilmiş değildir. Başvurucunun, söz

konusu haberin kendisine yönelik karalama kampanyasının bir parçası olduğu

yönündeki soyut değerlendirmelerine karşı davalı, söz konusu haberin gerçeklik,

güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi ve konu ile ifadeler arasında düşünsel

bağ kuralları çerçevesinde yayımlandığını ileri sürmüştür. Davalı söz konusu

haberde aşağılayıcı ifadeler kullanılmadığını ve kendilerinin esas olarak

başvurucunun talimatı ile yürütülen soruşturmada teftiş kurulu başkanlığının

hazırladığı raporda da yer alan usulsüzlükleri haberleştirdiklerini, haberin

görünür gerçeğe uygun olduğunu ileri sürmüştür.

23. Başvurucunun, davalının makalede yer verilen hususları

dile getirmesinin şahsiyet haklarına yönelik bir saldırı olduğu yönündeki

değerlendirmelerine karşı davalı, söz konusu makaledeki bilgilerin gerçek ve

güncel olduğunu ve hukuka aykırı bir yönünün de bulunmadığını ileri sürmüştür.

İlk Derece Mahkemesi de başvurucunun talebini, söz konusu makalenin bir bütün

olarak görünür gerçeğe uygun olduğu ve özle biçim arasındaki dengenin

bozulmadığı gerekçesi ile reddetmiştir.

24. İlk olarak, davalının başvuruya konu makalede dile

getirdiği düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup

sunmadığı ve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip

geçmediği sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda, bir haber veya yazının

kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya

makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine, yazının

bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çok

üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner, B.No:

2013/5574, 30/6/2014, § 74). Basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla

ilgili olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri

alma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

25. Şikâyet konusu dergi makalesinde geçen olayların meydana

geldiği ve başvurucunun Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde,

başvurucu hakkında bazı soruşturmaların yapıldığı bir dönemdir. Şikâyet konusu makalede,

Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığınca kamuoyunda İsmailağa

Cemaati olarak bilinen sivil oluşuma karşı başlatılan soruşturma konu

edilmiştir. Davalı, söz konusu soruşturmanın Erzincan’da başlatılmakla birlikte

22 ili kapsayan, bir gazete sahibi, bir bakan ve pek çok siyasetçiyi kapsayan

bir soruşturmaya dönüştürüldüğünü, usulsüz bir şekilde 26 kişinin gözaltına

alındığını, gözaltı koşullarının kötü olması nedeniyle hamile bir kadının

çocuğunu düşürdüğünü iddia etmiştir. Söz konusu makalede o sırada Türkiye’de

meydana gelen başka bazı olaylara değinilmiştir. Davalı genel olarak, Türk

Silahlı Kuvvetleri ve yargı içerisinde bazı gurupların bazı cemaatlere yönelik

hukuk dışı uygulamaları bulunduğunu iddia etmiş ve o sıralarda yargıya intikal

etmiş bazı soruşturma ve kovuşturmalara değinmiştir. Bu bakımdan söz konusu

makalede sarf edilen sözlerin, bir ölçüde, genel yarar nitelikli bir tartışmaya

katkı sundukları kabul edilebilir.

26. Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamu

görevlileri olan hâkim ve savcılarla yüksek mahkeme üyeleri de diğer kamu

görevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdırlar (benzer bir karar için

bkz. Saday/Türkiye, B. No: 32458/96, 30/3/2006, §

33). Bu sebeple adalet sisteminde görev alan hâkimler ve savcılarla birlikte

diğer yargı çalışanlarını asılsız suçlamalardan korumak devletin

görevlerindendir. Demokratik bir toplumda, bireylere, yargı sistemi ve ona

dâhil olan kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı

tanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin şeref ve itibarlarının

korunmasını isteme haklarını ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir (benzer

değerlendirmeler için bkz. İlhan Cihaner, B.No:

2013/5574, 30/6/2014, § 85).

27. Buna karşın kamu adına soruşturmaları yürüten cumhuriyet

savcılarının her türlü eleştirinin dışında olduğu da iddia edilemez.

Başvurucunun olayların geçtiği zaman diliminde Türkiye kamuoyunda oldukça

tanınan bir yargı mensubu olduğu ve itiraz götürmeyen tanınmışlık derecesi

dikkate alındığında, onun az bilinen bir kişi olduğu iddia edilemez. Öte yandan

başvuruya konu makale başvurucunun üstlendiği Cumhuriyet Başsavcılığının

otoritesini zayıflatmış görünmemektedir. Zira söz konusu makale başvurucunun

hakkındaki isnatlar nedeniyle soruşturulmasından ve tutuklanmasından sonra

yazılmıştır. Dolayısıyla hakkında yürütülen soruşturma ve açılan dava nedeniyle

başvurucunun kişisel kariyerinin ve mesleğinin de önemli ölçüde etkilendiği

söylenebilirse de başvurucu, kariyerindeki değişiklikleri münhasıran söz konusu

makaleye dayandırmamıştır.

28. Son olarak başvuruya konu sözlerde abartıya kaçılmadığı

da söylenemez. Ne var ki basın özgürlüğünün kapsamının, demokrasi ile yakın

ilişkisinin doğal sonucu olarak, bir dereceye kadar abartıya ve hatta

kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir

(Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §

76; Radio France ve Diğerleri/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004, §

37).

29. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini

belirleyemezler. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle

aktarılacağına ancak bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu

bağlamda Anayasa’nın 26. maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin

içeriğini değil, fakat aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu

hatırda tutulmalıdır (bkz. Ali Suat Ertosun,

B.No: 2013/1047, 15/4/2015,

§ 66; Oberschlick/Avusturya, B. No: 11662/85, 23/5/1991, §

57).

30. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın

özgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının

korunması hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk Derece

Mahkemesi, söz konusu yazının genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya katkı

sunup sunmadığı sorusuna özel bir önem vermiş, ayrıca haberin yapıldığı şartlar

üzerine de eğilmiştir. İlk Derece Mahkemesi davaya konu yazıda geçen olayların

gerçekliği meselesine eğilmiş ve yayınların yapıldığı tarihte meydana gelen

olaylarla yayınların içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin bozulmadığına ve

başvuruya konu sözlerde geçen olayların “görünür

gerçekliğe uygun” olduğuna karar vermiştir.

31. Bu şartlarda, yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve

yargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları

da dikkate alındığında, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan

pozitif yükümlülüklere uyulduğu, derece mahkemelerince tarafların haklarının

değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

Başvurunun, “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 20/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yunus HEPER

Başvurucu

:

İlhan

CİHANER

Vekili

:

Av. Mustafa

GÜLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5298, 20 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Altan
  12. Özgüldür
  13. Akıncı
  14. Topal
  15. M. Emin KUZ
  16. Cihaner
  17. Güler
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5298
Tarih
20 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Zübeyit Kaya Başvurusu (B. No: 2013/7674)
  • Yıldız Oto Ağca Başvurusu (B. No: 2013/5074)
  • Kazım Orhan Başvurusu (B. No: 2013/7875)
  • Murat Atılgan Başvurusu (B. No: 2013/9047)
  • Arafat Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/4232)
  • Akün Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/6361)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.