İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Kemal Songür Başvurusu (B. No: 2013/2225)

1. Başvurucu, 12/12/2007 tarihinde Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde Kat

Başvuru No2013/2225Tarih6 Mayıs 2015Okuma18 dk · 3.624 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ali Kemal Songür Başvurusu

Karar tarihi
6 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2013/2225
R.G. Tarih- Sayı
27/6/2015-29399
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.624 kelime·18 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 12/12/2007 tarihinde Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde Kat

Mülkiyeti Kanunu'ndan doğan uyuşmazlık nedeniyle aleyhine açılan davada lehine

vekâlet ücretine hükmedilmediğini, bu durumu düzeltebilmek için yargılama

masraflarına katlanmak zorunda kaldığını ve yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ve eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, yanlışlıklar sonucu katlanmak zorunda

kaldığı yargılama masraflarının ödenmesini ve tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 1/4/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 31/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 16/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 15/12/2014 tarihli

görüşüne karşı başvurucu 9/1/2015 tarihinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu hakkında, 12/12/2007 tarihinde on bir davacı tarafından Kat Mülkiyeti

Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde

dava açılmıştır.

8. Ankara 6. Sulh Hukuk

Mahkemesi, 25/1/2012 tarih ve E.2007/2458, K.2012/114

sayılı kararı ile davacılar tarafından ara karar gereğinin verilen kesin süreye

rağmen yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddine hükmetmiş, ancak

başvurucu lehine avukatlık ücreti takdirinde bulunmamıştır.

9. Başvurucu, lehine avukatlık

ücreti takdir edilmesi ve bu şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının

düzeltilerek onanması için temyiz talebinde bulunmuştur.

10. Temyiz incelemesi sonucu,

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 15/5/2012 tarih ve

E.2012/2970, K.2012/5561 sayılı ilâmı ile İlk Derece Mahkemesinin kararını

düzelterek onamış, ancak başvurucu lehine vekalet ücretine hükmetmek yerine

maddi hata sonucu davacı taraf lehine vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğine

karar vermiştir.

11. Söz konusu hata nedeni ile

başvurucu maddi hatanın düzeltilmesi isteminde bulunmuş, Yargıtay 18. Hukuk

Dairesi, 1/10/2012 tarih ve E.2012/8672, K.2012/10311

sayılı ilâmı ile tespit ettiği eksikliklerin giderilmesi amacıyla dosyanın

Mahkemesine geri çevrilmesine karar vermiştir.

12. İlk Derece Mahkemesince

eksikliklerin tamamlanmasının ardından, yeniden Yargıtaya

gönderilen dosyaya ilişkin karardaki maddi hatalar, aynı Dairenin 17/1/2013 tarih ve E.2012/14857, K.2013/430 sayılı ilâmı ile

"600 TL maktu vekalet ücretinin

davacıdan alınıp davalıya verilmesine" şeklinde düzeltilmiştir.

13. Bu karar başvurucuya 7/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 1/4/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisi

ilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür."

16. 6100 sayılı Kanun’un “Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler” kenar

başlıklı 316. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Basit yargılama

usulü, kanunlarda açıkça belirtilenler dışında, aşağıdaki durumlarda uygulanır:

a) Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava

ve işler.

…”

17. 6100 sayılı Kanun’un “Yargılama giderlerinin kapsamı” kenar

başlıklı 323. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Yargılama giderleri şunlardır:

a) Celse, karar ve ilam harçları.

b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.

c) Dosya ve sair evrak giderleri.

…

ğ)Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir

olunacak vekâlet ücreti,

…

18. 6100 sayılı Kanun’un “Yargılama giderlerinden sorumluluk” kenar

başlıklı 326. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama

giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.”

19. 23/6/1965 tarih ve 634 sayılı Kat

Mülkiyeti Kanunu’nun “Kat mülkiyetinin devri

mecburiyeti” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kat maliklerinden biri bu kanuna göre kendisine düşen

borçları ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle diğer kat maliklerinin

haklarını, onlar için çekilmez hale gelecek derecede ihlal ederse, onlar, o kat

malikinin müstakil bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının kendilerine

devredilmesini hakimden istiyebilirler.”

20. 634 sayılı Kanun’un “Görevli mahkeme” kenar başlıklı ek 1.

maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık

sulh mahkemelerinde çözümlenir.”

21. 3/4/2012 tarihli Hukuk Muhakemeleri

Kanunu Yönetmeliğinin “Yargılama

giderlerinin iadesi” kenar başlıklı 47. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“(1)

Yargılama gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmı hükmün

kesinleşmesinden sonra yazı işleri müdürü tarafından ilgilisine iade edilir.

Hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak

suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan

karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli

olarak gönderilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

1/4/2013 tarih ve 2013/2225 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu, 12/12/2007 tarihinde Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde Kat

Mülkiyeti Kanunu'ndan doğan uyuşmazlık nedeniyle aleyhine açılan davada hukukun

yanlış uygulanması sonucu lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, bu nedenle

hükmün düzeltilerek onanması için temyiz talebinde bulunduğunu ve Mahkeme

veznesine 124,65 TL temyiz harcı ile 80,00 TL posta gideri yatırdığını; temyiz

sonucu ilâmda yapılan maddi hatadan dolayı maddi hatanın düzeltilmesi talebinde

bulunduğunu, bu aşamada ise dosyanın eksiklik nedeniyle Yargıtaydan

geri çevrildiğini, eksikliğin tamamlanmasının ardından dosyanın tekrar Yargıtaya gönderildiğini yine bu süreçte Mahkeme veznesine

50,00 TL gider avansı yatırmak durumunda kaldığını; Yargıtay ilâmlarında

yaptığı bu masrafların iadesine dair bir hüküm bulunmadığından anılan

masrafları tahsil edemediğini ayrıca yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ve eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen

yargılamada lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, hukuka aykırı olan bu

durumu düzeltebilmek için temyiz ve karar düzeltme yollarına başvurarak masraf

yapmak zorunda kaldığını, Yargıtay ilâmlarında da yapılan masrafların iadesine

yönelik hüküm bulunmadığından anılan masrafları tahsil edemediğini belirterek,

eşitlik ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Anılan

ihlal iddiaları yargılama sürecinin ve yargılama sonunda verilen kararın adil

olup olmadığına ilişkin olduğundan, adil yargılanma hakkının ihlali iddiası

kapsamında değerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun makul sürede yargılama

yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ayrıca

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Kanun Yollarına Başvuru Sürecinde Yapılan

Masrafların İade Edilmemesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

25. Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

26. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

27. Anayasa'nın

148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için

ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısal

başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.

28. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

29. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları

ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak

ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda

başvurulabilir (Bayram Gök, B.

No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

30. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi

zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun

olarak iletmesi ve bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu

makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek

için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Bayram

Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

31. Bireysel başvurunun ikincil

niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler

önünde dayanılmayan iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu

edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de

Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

32. Başvurucu, Ankara 6. Sulh

Hukuk Mahkemesinin, vekâlet ücretine hükmedilmemesinden dolayı hatalı olan 25/1/2012 tarihli kararının düzeltilerek onanması için

temyiz talebinde bulunduğunu, talebinin kabul edildiğini ancak yapılan maddi

hata nedeniyle karar düzeltme isteminde bulunmak zorunda kaldığını, bu aşamada

ise dosyanın eksiklik nedeniyle Mahkemesine geri gönderildiğini, belirtilen

eksikliğin tamamlanmasının ardından Yargıtay temyiz ilâmında yapılan maddi

hatanın düzeltilebildiğini, ancak bu süreçte yaptığı yargılama masraflarının

iadesine yönelik hüküm kurulmadığını, dolayısıyla yaptığı masrafları tahsil

edemediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

33. Adalet Bakanlığı görüşünde,

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) mahkemeye erişim hakkı ve mahkeme

ücretleri konusundaki içtihatlarına atıfta bulunduktan sonra, başvurucunun,

yargılama sürecinde yaptığı masrafları, uygulamada kararın kesinleşmesi ile

birlikte aleyhine hüküm verilen taraftan ilamlı icra yoluyla talep

edebileceğini, yargılama sürecinde kullanılmayan ve başvurucu tarafından

yatırılan fazla gider avansının da Mahkemeden iadesini talep edebileceğini,

dolayısıyla başvurucunun anılan ihlal iddiası kapsamında idari ve yargısal

başvuru yollarını tüketip tüketmediğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini

ifade etmiştir.

34. Başvurucu, Adalet

Bakanlığının görüşüne karşı, yargılama sürecinde yapılan masraflara ilişkin bir

itirazının olmadığını, ancak bireysel başvuruya konu ettiği yargılamada yapılan

basit hatalar nedeniyle davanın uzadığını, yargılamanın davalı tarafı

olmasından dolayı mağdur olduğunu beyan etmiştir.

35. Bireysel başvuruya konu

edilen, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin ilgili dosyasının incelenmesinde,

Mahkemece, başvurucu hakkında açılan davanın, davacılar tarafından ara karar

gereğinin verilen kesin süre içinde yerine getirilmemesi nedeniyle

reddedildiği, kararda avukat ile kendini temsil ettiren başvurucu lehine vekâlet

ücretine hükmedilmediği, başvurucunun anılan kararın vekâlet ücreti yönünden

düzeltilerek onanması için temyiz isteminde bulunduğu, bu istem nedeniyle

124,65 TL temyiz harcı ile 80,00 TL posta masrafı yatırdığı, temyiz incelemesi

sonucu, başvurucunun talebinin kabul edilerek lehine 600,00 TL vekâlet ücretine

hükmedildiği, ancak maddi hata nedeniyle ilâma “600

TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine”

ifadesinin yazıldığı, söz konusu maddi hata nedeniyle maddi hata düzeltme talebinde

bulunulduğu, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 1/10/2012

tarihli ilâmı ile eksiklik nedeniyle dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesine

hükmedildiği, başvurucunun da belirtilen eksikliklerin tamamlanmasında

kullanılmak üzere Mahkeme veznesine 50,00 TL gider avansı yatırdığı,

eksikliklerin tamamlanmasının ardından Yargıtaya

gönderilen dosyaya ilişkin maddi hatanın, ilâma, “600 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine”

ifadesinin yazılarak düzeltildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla,

Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin vekâlet ücreti yönünden hatalı olan kararına

karşı kanun yollarına başvurması sonucu yaptığı yargılama giderlerini tahsil

edemediğini ileri süren başvurucunun, yaptığı masrafları öncelikle yargılama

sonunda aleyhine karar verilen taraftan ya da Maliye Hazinesinden talep etmesi

gerekirken ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü iddiaya ilişkin

olarak idari veya yargısal yollara başvurmadığından, başvuru yollarını usulünce

tüketmediği anlaşılmıştır.

36. Açıklanan nedenlerle, kanun yollarına başvuru sürecinde

yapılan masrafların iade edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

Üye Serruh

KALELİ bu görüşe katılmamıştır.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası

37. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

38. Başvurucu, 12/12/2007 tarihinde

Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan

kaynaklanan davada makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

39. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

40. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

41. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, Sulh Hukuk Mahkemesi

nezdinde açılan Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlığın söz konusu

olduğu görülmekle, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (Güher

Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 49).

42. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,

12/12/2007 tarihidir.

43. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (Güher Ergun ve Diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Bu kapsamda, somut

yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucunun karar

düzeltme talebinin Yargıtay 18. Hukuk Dairesince kabul edilerek, temyiz

ilâmında yapılan maddi hatanın düzeltildiği 17/1/2013

tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

44. Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan

doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda görevli mahkeme, anılan Kanun’un ek 1.

maddesine göre sulh hukuk mahkemeleridir. Yine 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesine göre, bu mahkemelerde basit yargılama usulüne göre yargılama

yapılmaktadır.

45. Basit yargılama usulü, 6100

sayılı Kanun’un 316. maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça

belirtilen bazı davalarda uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve

çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir

inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir

yargılama usulüdür (Nesrin Kılıç, B.

No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

46. 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesi ve devamı maddelerinde yer alan bu usulde davalar, mahkemeye sunulan

dilekçe ile açılmakta ve davalının, dava dilekçesinin kendisine tebliğinden

itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesini mahkemeye sunması gerekmektedir. Bu

süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla iki hafta uzatılabilmektedir. Basit

yargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci cevap aşamaları bulunmamaktadır.

Mahkemeler, 6100 sayılı Kanun’un 320. maddesine göre mümkünse tarafları

duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verirler. Duruşmalı yargılamada

aynı maddeye göre mahkemelerin, tahkikatı ilk duruşma hariç, kural olarak iki

duruşmada tamamlaması ve duruşmalar arasındaki sürenin de bir aydan uzun

olmaması gerekmektedir. Ancak istisnai hallerde ikiden fazla duruşma

yapılabileceği gibi, duruşma araları da bir aydan fazla tutulabilmektedir.

47. Bu şekilde kanun koyucu, Kat

Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan davaların, bu uyuşmazlıklara bakmakla görevli

mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.

48. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun, davacılar ile aynı binada

oturan başvurucunun bağımsız bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının arsa payları

oranında davacılara devredilmesine karar verilmesi istemi olduğu, davanın, verilen

kesin süre içinde davacılarca ara karar gereğinin yerine getirilmemesinden

dolayı 25/1/2012 tarihinde reddedildiği, ancak

kararda, yargılama boyunca kendisini avukat ile temsil ettiren başvurucu lehine

vekâlet ücretine hükmedilmediği, bu nedenle başvurucunun İlk Derece Mahkemesi

kararını, düzeltilerek onanması yönünde temyiz ettiği, Yargıtay 18. Hukuk

Dairesinin, 15/5/2012 tarihli ilâmı ile temyiz talebini kabul ederek, kararın

düzeltilerek onanmasına hükmettiği, ancak yapılan maddi hata nedeniyle başvurucunun,

maddi hata düzeltme isteminde bulunduğu, bu aşamada eksiklik nedeniyle dosyanın

1/10/2012 tarihli ilâmla Mahkemesine geri çevrildiği, eksikliklerin

tamamlanmasının ardından tekrar Yargıtaya gönderilen

dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin,

17/1/2013 tarihli ilâmı ile maddi hatanın düzeltilmesine karar verdiği, böylece

İlk Derece Mahkemesi kararının 17/1/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

49. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).

50. Başvuruya konu Kat Mülkiyeti

Kanunu’ndan kaynaklanan davada yer alan kişi sayısı dikkate alındığında

başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğu ortaya çıkmakla birlikte, davaya

bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu beş yıl bir aylık yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

52. Başvurucu, başvuru konusu yaptığı

yargılama sürecinde adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle yapmış

olduğu toplam 254,65 TL yargılama masrafının ve 250.000,00 TL manevi tazminatın

ödenmesini talep etmiştir.

53. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

54. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin beş yıl bir ay beş günlük yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 2.550,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

55. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen

maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun

maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Kanun yollarına başvuru sürecinde yapılan masrafların iade edilmemesi nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, üye Serruh KALELİ’nin karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

2. Makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

OYBİRLİĞİYLE,

B. Başvurucuya net 2.550,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, OYBİRLİĞİYLE,

6/5/2015 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

Başvurucu,

aleyhine açılan ancak reddedilen ve Avukat ile temsil edildiği davada lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasını temyiz etmiş, bunun

için temyiz karar ve başvuru harçları yatırmış, düzeltilerek onanan kararda

maddi hata yapan Yargıtaya, yeniden düzeltme talebi

için istenen gider avansını yatırmış ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi de ilamda ki

maddi hatayı düzeltmiş ancak haklı çıkan başvurucu lehine süreçte yapılan

yargılama masraflarının iadesine yönelik bir hükmün ise kurulmadığı

anlaşılmıştır.

Yargılama

sürecinde kararda ki yanlışları düzelttirmek ve hakkını elde etmek için yapmak

zorunda kaldığı masrafların kararda hüküm altına alınmamış olması nedeniyle

tahsil edemediğinden ve bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiası ile yaptığı başvuru, Mahkememizce yaptığı masrafları tahsil etmek için

idari ve yargısal yollara başvurmadığının anlaşılması diyerek “Başvuru

Yollarının Tüketilmemiş Olması” gerekçesiyle “Kabul Edilemez” bulmuştur.

Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 332. maddesinde;

“Yargılama Giderlerine Hükmedilmesi

1- Yargılama giderlerine,

mahkemece resen hükmedilir.

2- Yargılama gideri,

tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında

gösterilir,

3- Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği,

miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece

ilamın altına yazılır.”

Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 333. maddesinde;

“Avansın İadesi

1- Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan

avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideri

iade edilecek avanstan karşılanır.”

demektedir.

Sözleşme

metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen

adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşmenin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin

lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

Anayasa’nın

36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan

en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı

güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme

uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadece

yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma

hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır

(AYM, E.2009/27, K.2010/9, K.T. 14/1/2010).

Ankara

6. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının temyizi nedeniyle ortaya çıkan maddi

hataların düzeltildiği karar, yargı sürecinde lehine karar verilen başvurucunun

yaptığı giderleri bir nevi uğradığı kabul edilen zararları karşılamaya yönelik

yasal zorunlulukları içermemektedir.

Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’na göre yargılama giderleri (Madde 326) aleyhine hüküm

verilen taraftan alınmasına karar verilir demektedir. Hükmedilme şekil şartları

da 332. ve 333. maddelerde açıkça yazılıdır.

Başvurucu,

somut olay dikkate alındığında, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme amacı

ile adalet adına mücadele etme zorunda bırakıldığında, hukukun etkin

korumasından, yararlanacağından endişe etmemeli, karar mercileri de kararın

hukuka uygunluğunun sağlanmasında gerekli özeni göstermiş olmalıdırlar.

Yargılama

giderlerine hükmedilmeden verilmiş yargı kararı, başvurucunun aleyhine sonuç

doğuracak, hakka erişimi engelleyecek şekilde kurgulanmış, haklı çıktığı davada

iade alması gerekli masrafların elde edilişini, infazını teminatsız bırakmış,

sözleşmenin altıncı maddesi kapsamında ki güvencelerden yararlanmasını

önlemiştir.

Başvurucunun

yargılama giderlerine ulaşmada yasaca öngörülmüş hiçbir açıklığı taşımayan ilam

hukuki belirliliğe açık aykırılık ve keyfilik taşımaktadır.

Hal

böyle iken, başvurucuya çoğunluk görüşündeki gibi git alacaklarını idari ve

yargısal yolları kullan ve almaya çalış demek suretiyle başvurucuya getirilen

ek yük, bizatihi adil yargılanmanın mahkemeye erişim hakkı unsurları yönünden

tanıdığı güvenceler ile, kamu otoritelerinin keyfi

uygulamalarına karşı teminat içeren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili

maddelerini görmezden gelmek olduğu gibi, karar mercilerine de benzeri hataları

yeniden yapma ve, yasayı uygulamada keyfi davranma meşruiyeti hazırladığı ve

alacağına ulaşmada çektirilen bu sıkıntının mülkiyet hakkı yönünden dahi

ihlalini tartıştırmayan “Başvuru Yollarının Tüketilmemiş Olması” nedeniyle

başvurunun “Kabul Edilemez” bulunduğu şeklindeki çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.

Başkan

:

Burhan

ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Erdal

TERCAN

Raportör Yrd. : İsmail Emrah PERDECİOĞLU Başvurucu : Ali Kemal SONGÜR Üye Serruh KALELİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2225, 6 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Karşıoy
  17. Üstün
  18. Necipoğlu
  19. Tercan
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2225
Tarih
6 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Muhammed Gökhan Özmen Başvurusu (B. No: 2013/7872)
  • Mustafa Sıtkı Özkaya Başvurusu (B. No: 2013/3689)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/8475
  • Kader Doğan Başvurusu (B. No: 2014/7292)
  • Hamza Ali Temiz ve Hasan Dağ Başvurusu (B. No: 2014/5890)
  • İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2013/5298)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.