İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mahmut Kayahan Başvurusu (B. No: 2013/1679)

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er

Başvuru No2013/1679Tarih6 Mayıs 2015Okuma14 dk · 2.790 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mahmut Kayahan Başvurusu

Karar tarihi
6 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2013/1679
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.790 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 10/3/2011 tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er

Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32.

maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak için açtığı davanın reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/3/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 31/12/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, subay statüsünde

görev yapmakta iken disiplinsizliği ve ahlaki durumu nedeniyle 30/11/2007 tarihli Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararıyla Türk

Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) resen emekli edilmek suretiyle ilişiği

kesilmiştir.

6. Başvurucu resen emekli

edilmesinin gerekçelerini öğrenmeyi talep etmesi üzerine, TSK’da kalmasının

uyun olmadığı şeklinde kanaat oluştuğu, ayırma işleminin tüm meslek safahatı

süresince askeri düzenleme ve emriler çerçevesinde oluşturulan askeri disiplin

kurallarına aykırı tutum ve davranışlardan kaynaklandığı, uzun bir süre

zarfında sıralı sicil amirlerinin gözlem, inceleme ve değerlendirmelerinin

dikkate alındığı yönünde bilgi verilmiş, bunun yanında uyuşturucu veya uyarıcı

madde satın alma, kullanmak ve bulundurmak olayı ile ilgili olarak kendisinden

alınan 25/1/2007 tarihli ifade tutanağı, diğer

kişilerden alınan ifade tutanaklarının değerlendirildiği istihbarat raporu,

disiplin bozucu hareketlerde bulunduğu, ikaz ve cezalara rağmen ıslah olmadığı,

TSK’nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğuna ilişkin

komisyon tutanağı, ayırma işleminin gerekçelerinin belirtildiği 19/11/2007

tarihli Genelkurmay Başkanlığı yazısı, ayırma işlemine ilişkin Yüksek Askeri

Şura Genel Sekreterliğinin 30/11/2007 tarihli yazısı, 28/4/2011 tarihli yazı

ekinde, 1999 ila 2007 yıllarına ilişkin sicil notları, 11 takdirname ve 3

disiplin cezası da 13/7/2011 tarihli yazı ile başvurucuya gönderilmiştir.

7. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine

kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı

haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirmiş ve bu

hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren

60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme

bağlanmıştır.

8. Başvurucunun, 926 sayılı Kanun’a

eklenen geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle yaptığı başvuru,

Milli Savunma Bakanlığının 6/6/2011 tarihli işlemi ile

reddedilmiştir. İşlem gerekçesi şöyledir:

“… Askeri personel ile toplu olarak UYUŞTURUCU

MADDE kullanması, uyuşturucu maddeyi kendi isteğiyle kullanması ve

bulundurması, disiplinsiz ve ahlaki niteliklerinin zayıf olması gerekçesi ile, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde yargı yolu açık olmak

üzere başvurunuzun REDDİNE …”

9. Başvurucu tarafından, anılan

işlemin iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci

Dairesinde dava açılmış, davaya ilişkin dilekçede ayırma işlemine tabi

tutulmasına ilişkin YAŞ kararı ve bu karara dayanak teşkil ettiği iddia edilen

bilgi ve belgelerin kendisine gönderildiği belirtilmiş, gerekçelerin soyut

olduğu ve sicillerinin olumlu olduğu hususları da ileri sürülmüştür. AYİM Birinci Dairesi 9/10/2012 tarih ve E.2012/449 ve K.2012/1063 sayılı kararı

ile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir

“Görüldüğü üzere, 12 Mart 1971 tarihinden

22.03.2011 tarihine kadar yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek

Askeri Şura kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenlerin,

yani kişi olarak kapsama girenlerin başvurularını kabul veya reddetmek

konusunda Milli Savunma Bakanına (sebep unsuru yönünden) geniş bir takdir

yetkisi tanınmıştır. Kuşku yok ki, diğer bütün kamusal yetkilerde olduğu gibi

idarenin takdir yetkisi de kamu yararı amacı ve hizmet gerekleriyle sınırlı

bulunmaktadır.

Bu çerçevede, yapılan

değerlendirmede; Astları ile birlikte esrar içtiği, bir astına 2-3 kez

uyuşturucu hap verdiği, keza bir astından esrar istediği, tanıkların samimi

anlatımı ile hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılan davacının,

uyuşturucu madde konusunda son derece lakayt tutum ve davranışlar sergilediği

de nazara alındığında 926 sayılı Kanunun 32’nci maddesinden yararlandırılmaması

işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

10. Bu karara karşı yapılan

karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 29/1/2013 tarih

ve E.2013/100, K.2013/103 sayılı kararı ile reddedilmiş, karar, başvurucuya

11/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu, 4/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

12. Anayasa’nın “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” kenar

başlıklı 157. maddesi şöyledir:

“Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, askerî olmayan makamlarca

tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askerî hizmete ilişkin

idarî işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve

son derece mahkemesidir. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda

ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin askerî hâkim sınıfından

olan üyeleri, mahkemenin bu sınıftan olan başkan ve üyeleri tamsayısının salt

çoğunluğu ve gizli oy ile birinci sınıf askerî hâkimler arasından her boş yer

için gösterilecek üç aday içinden; hâkim sınıfından olmayan üyeleri, rütbe ve

nitelikleri kanunda gösterilen subaylar arasından, Genelkurmay Başkanlığınca

her boş yer için gösterilecek üç aday içinden Cumhurbaşkanınca seçilir.

Askerî hâkim sınıfından olmayan üyelerin görev süresi en

fazla dört yıldır.

Mahkemenin Başkanı, Başsavcı ve daire başkanları hâkim

sınıfından olanlar arasından rütbe ve kıdem sırasına göre atanırlar.

Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi,

yargılama usulleri, mensuplarının disiplin ve özlük işleri mahkemelerin

bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”

13. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Teminat”

başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Başkanı, Başsavcı, Daire

Başkanları ve üyeleri; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi hakimleri

olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının kendilerine sağladığı teminat altında

hizmet görürler.”

14. 1602 sayılı Kanun’un 8., 9. ve 10. maddeleri şöyledir:

“Üyelerin seçimi:

Madde 8 – Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri hakim sınıfından olan üyeleri, bu sınıftan olan başkan ve

üyeler tam sayısının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterilecek üç aday

arasından,

Hakim sınıfından olmayan üyeleri, Genelkurmay

Başkanlığınca her boş yer için gösterilecek üç aday arasından,

Cumhurbaşkanınca seçilir.”

“Atanma:

Madde 9 – Seçilenler arasından rütbe ve kıdem sırasına göre

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına, Başsavcılığına, daire

başkanlıklarına ve üyeliklere, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanın imzalayacağı,

Cumhurbaşkanının onaylayacağı Kararname ile atama yapılır. Atamalar Resmi Gazete'de yayımlanır.

Başkan, Başsavcı ile daire başkanlarının askeri hakim sınıfından olması şarttır.”

“Görev süresi:

Madde 10 – Askeri Hakim sınıfından

olmayan üyelerin görev süresi en fazla dört yıldır.”

15. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli

Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en

geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

4/3/2013 tarih ve 2013/1679 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması için tek şartın yargı

denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiğin

kesilmesi olduğunu, bunun dışında mevzuatta bir şart aranmadığını, hangi somut

bilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da mahkeme nezdinde

açıklanmayan soyut iddialara dayanarak davanın reddedildiğini, bilgi edinme

hakkı kapsamında yapılan başvuruya idarenin verdiği cevapta, amirlerinin

gözlemlerine göre işlem tesis edildiğinin belirtildiğini, gönderilen

belgelerden görüleceği üzere sicil notlarının çok yüksek olup, birçok

takdirnamesinin bulunduğunu, uyuşturucu madde kullanan askeri personelin

mahkemeye sevk edilip yargılanması zorunlu iken hakkında hiçbir adli ve idari

soruşturmanın açılmadığını, böylesine önemli bir suç isnadının herhangi bir

somut delile, tıbbi bir belgeye dayandırılmadan işlem tesis edildiği ve açılan

davanın da soyut iddialara dayanarak reddedildiğini, kararda yeterli gerekçeye

yer verilmediğini, AYİM kararına dayanak tanık anlatımı ve belgelerin kendisine

gönderilmediğini, AYİM’in kuruluşu ve bünyesindeki

sınıf subayları nedeniyle tarafsız ve bağımsız olmadığını, AYİM daire

kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin bulunmadığını

belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu

kapsamda başvurucunun şikâyetlerinin, yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığı, gerekçeli karar hakkının ihlali, bağımsız ve tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlali ile iki dereceli yargılama hakkı tanınmamasının adil

yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiaları kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

1. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

19. Başvurucu, 926 sayılı

Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması talebiyle açtığı davanın

reddedildiğini, bu durumun sonuç itibarıyla adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

20. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamı

Anayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir.

21. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

22. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013,

§ 22).

23. Başvuru konusu olayda, 926

sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması için tek şartın yargı

denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiğin

kesilmesi olduğunu, bunun dışında mevzuatta bir şart aranmadığını, hangi somut

bilgi ve belgeye dayandığı anlaşılamayan, idare tarafından da mahkeme nezdinde

açıklanmayan soyut iddialara dayanarak davanın reddedildiğini, bilgi edinme

hakkı kapsamında yapılan başvuruya idarenin verdiği cevapta, amirlerinin

gözlemlerine göre işlem tesis edildiğinin belirtildiğini, gönderilen

belgelerden görüleceği üzere sicil notlarının çok yüksek olup, birçok

takdirnamesinin bulunduğunu, uyuşturucu madde kullanan askeri personelin

mahkemeye sevk edilip yargılanması zorunlu iken, hakkında hiçbir adli ve idari

soruşturmanın açılmadığını, davanın da soyut iddialara dayanarak reddedildiğini

belirtmiş, AYİM ise (§ 9), yargı denetimine kapalı idari işlemler veya YAŞ

karaları ile TSK’dan ilişiği kesilenlerin başvurularını kabul veya reddetmek

konusunda Milli Savunma Bakanı’na geniş bir takdir yetkisi tanındığını,

idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını, kamu yararı amacı ve hizmet

gerekleriyle sınırlı olduğunu belirtmiş ve başvurucunun astları ile birlikte

esrar içtiği, bir astına 2-3 kez uyuşturucu hap verdiği, keza bir astından

esrar istediği, uyuşturucu madde konusunda son derece lakayt tutum ve

davranışlar sergilediği gerekçesiyle, 926 sayılı Kanun’un 32. maddesinden

yararlandırılmamasına konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna

varmıştır.

24. Başvurucu, başvuru formunda

AYİM kararına dayanak tanık anlatımı ve belgelerin kendisine gönderilmediğini

ileri sürmüş ise de, AYİM Birinci Dairesinde dava açmadan önce Dairenin

kararına esas alınan bilgi ve belgelere ulaşmış, dava dilekçesinde ayırma

işlemine tabi tutulmasına ilişkin YAŞ kararı ve bu karara dayanak teşkil ettiği

iddia edilen bilgi ve belgelerin kendisine gönderildiği belirtilmiş, bunlara

ilişkin olarak itirazlarını ileri sürmüş, Daire de dava dosyasına sunulan bilgi

ve belgeler üzerinde delil değerlendirmesi yapmak suretiyle başvurucunun 926

sayılı Kanun’un 32. maddesinden yararlandırılmamasına konu işlemde kullanılan

takdir yetkisinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine

karar vermiştir.

25. Somut olayda başvurucunun, yargılama

sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bilgi ya da belge sunmadığı, 926

sayılı Kanun’un geçici 32. maddesi kapsamından yararlandırılmamasına ilişkin

işleme karşı açtığı davada iddialarını ileri sürebildiği ve karşı tarafın delil

ve görüşlerinden haberdar olduğu ve bunlara cevap verme imkânı verilmediğine

dair bir iddiada bulunmadığı görülmektedir (B.

Ç. B. No:2013/2349, 20/11/2014, § 37).

26. Bu durumda, başvurucunun

iddialarının mevzuatın yorumlanmasına, delillerin değerlendirilmesine ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de

içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir

2. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası

28. Başvurucu, kararın yeterli

gerekçe içermediğini belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından birisi olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnş. Taah. Mad. Gıda

Tur. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. B. No: 2013/1213, 4/12/2013,

§ 26).

30. Başvuru konusu olayda AYİM,

idare tarafından kullanılan takdir yetkisinin sınırlarının nelerden ibaret

olduğunu belirttikten sonra, başvurucunun astları ile birlikte esrar içtiği,

bir astına 2-3 kez uyuşturucu hap verdiği, keza bir astından esrar istediği,

uyuşturucu madde konusunda son derece lakayt tutum ve davranışlar sergilediği

gerekçesiyle, 926 sayılı Kanun’un 32. maddesinden yararlandırılmamasına konu

işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

31. Bu durumda AYİM, dava konusu

işlemin tesisinde takdir yetkisinin hukuka uygun kullanıldığı gerekçesiyle

davayı reddetmiş olup, kararda başvurucunun iddialarının karşılanmadığından söz

etmeye imkân yoktur.

32. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli

karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bu

kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Bağımsız ve

Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

33. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle bağımsız ve

tarafsız olmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

34. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet BALABANOĞLU, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

35. Anayasa Mahkemesi tarafından

bu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in

oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına

alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin bağımsızlığının

Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve

çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir

hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda

bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca

incelenip karara bağlandığı görülmektedir (Yaşasın

Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29).

Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile görev

yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna tabi

kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce herhangi

bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşı

bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Mustafa Yavuz ve

Diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 29870/96,

25/5/2000; Bek/Türkiye,

B. No: 23522/05, 20/4/2010, § 30).

36. Açıklanan nedenlerle,

mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından

başvurunun bu bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

4. İki Dereceli

Yargılanma Hakkı Tanınmaması Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiası

37. Başvurucu, ayrıca, AYİM

daire kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmadığını

belirterek, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

38. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin

taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka

ifadeyle, Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

39. Başvurucunun başvuru

dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanma

hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmadığı

gibi, Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi birinin

kapsamına da girmemektedir.

40. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu ihlal

iddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla adil olmadığı

iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması"

3.

Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

4.

İki dereceli yargılanma hakkı tanınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasının “konu bakımından

yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

6/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Mahmut KAYAHAN Vekili : Av. Fevzi AKSOY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1679, 6 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1679
Tarih
6 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Mehmet Tekin Başvurusu (B. No: 2013/7611)
  • Ali Kemal Songür Başvurusu (B. No: 2013/2225)
  • Muhammed Gökhan Özmen Başvurusu (B. No: 2013/7872)
  • Mustafa Sıtkı Özkaya Başvurusu (B. No: 2013/3689)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/8475
  • Kader Doğan Başvurusu (B. No: 2014/7292)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.