İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/12354)

1. Başvuru, fazladan alınan motorlu taşıtlar vergisinin ve

Başvuru No2014/12354Tarih9 Kasım 2017Okuma17 dk · 3.301 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii Ve Ticaret Limited Şirketi Başvurusu

Karar tarihi
9 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/12354
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.301 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, fazladan alınan motorlu taşıtlar vergisinin ve

gecikme zammının faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımı

yönünden reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden

sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, bu aşamada başvuru hakkında bir görüş

bildirilmeyeceğini ifade etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu Çölbeyi Lojistik Nakliyat

Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi 2005 yılı

Ağustos ayında 12 adet çekiciyi ikinci el olarak satın almıştır. Başvurucu

satın aldığı çekicilere ilişkin motorlu taşıtlar vergisini gecikmeli olarak

ödemiştir. Vadesinde ödememe nedeniyle ayrıca gecikme zammı da tahakkuk

ettirilerek başvurucudan tahsil edilmiştir. Başvurucu adına tahakkuk ettirilen

motorlu taşıtlar vergisinin tam olarak hangi dönemlere ilişkin olduğu hususunda

başvuru dilekçesinde herhangi bir açıklama yapılmamıştır.

A. Başvurucu Tarafından

Yapılan Düzeltme ve Mahsup Talebi

9. Başvurucu 4/2/2009 tarihli

dilekçeyle Toros Vergi Dairesi Müdürlüğüne (Vergi Dairesi) başvurarak 2005

yılından beri kendisinden fazladan 11.305,37 TL motorlu taşıtlar vergisi

tahsilatı yapıldığını belirtmiş ve fazladan tahsil edilen bu vergi ile buna

bağlı gecikme zammının 2009/1 dönemi motorlu taşıtlar vergisi borcundan mahsup

edilmesini ya da iadesini talep etmiştir. Başvurucu, 18/2/1963

tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanun'unun 6. maddesinde yer

alan II Sayılı Tarife'de, 25/12/2003 tarihli ve 5035 sayılı Kanun'un 24.

maddesiyle yapılan değişikliğe dayanmıştır. Değişiklikten önce çekici türü

araçların vergilendirilmesinde model yılı ve istiap haddi dikkate alınmakta

iken değişiklikten sonra model yılı ve azami toplam ağırlığı esas alınmaya

başlanmıştır. Başvurucu, bu değişiklik dikkate alındığında kendisinden haksız

yere fazla motorlu taşıtlar vergisi tahsil edildiğini ileri sürmüştür.

10. Başvurucu 9/6/2009 tarihli

dilekçesi ile de fazladan tahsil edilen motorlu taşıtlar vergisi ve gecikme

zammının, 2009/1 dönemine ilişkin olarak yapılan mahsuptan arda kalan kısmının

sonraki dönemlere mahsup edilmesine muvafakat göstermeyeceğini ve bu kısmın,

1/1/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesini talep

etmiştir. Ancak Vergi Dairesi tarafından 29/6/2009

tarihli işlemle iade alacağının tamamının 2009/1 ve 2009/2 dönemleri motorlu

taşıtlar vergisi borçlarından mahsup edildiği belirtilerek iade talebi

reddedilmiştir. Vergi Dairesi ayrıca gecikme faizi ödenmesini gerektiren bir

nedenin de bulunmadığını bildirmiştir.

11. Başvurucu tarafından bu işlemin iptali ile fazladan tahakkuk

ettirilen motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammının 1/1/2005

tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar

verilmesi istemiyle 7/7/2009 tarihli dilekçe ile Mersin 1. Vergi Mahkemesinde (Mahkeme)

dava açmıştır. Mahkeme fazladan yapılan tahakkukun 4/1/1961

tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 117. maddesinin ikinci fıkrası

uyarınca vergi hatası kapsamında olduğu sonucuna ulaşmış ve başvurunun dava

açma süresinden sonra yapılmış olması nedeniyle 213 sayılı Kanun'un 124.

maddesi uyarınca Gelir İdaresi Başkanlığına (GİB) şikâyet yoluna başvurulması

gerektiğini tespit etmiştir. Mahkeme sonuç olarak 6/8/2009

tarihli kararıyla 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 15. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca dava

dilekçesinin GİB'e tevdiine karar vermiştir.

12. Bu karar 31/8/2009 tarihinde GİB'e tebliğ edilmiştir. Ancak GİB tarafından başvurucuya

herhangi bir cevap verilmemiştir.

B. Başvurucu Tarafından

Vergi Mahkemesinde Açılan İkinci Dava

13. GİB tarafından Mersin Vergi Dairesi Başkanlığına gönderilen 3/12/2009 tarihli yazıda, başvurucunun 4/2/2009 tarihli

dilekçesi ilgi gösterilerek başvurucuya ait çekicilerin teknik açıdan izin

verilen azami yüklü kütlelerinin tespitine ilişkin "uygunluk belgesi"nin, belgeyi veren makine mühendisinin VOLVO

firmasında çalışmadığı veya anılan firmayla bir sözleşmesinin bulunmadığı,

ayrıca Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından da onaylanmadığı

belirtilmiştir. Söz konusu yazıda, yazının başvurucuya tebliğinden itibaren on

beş gün içinde usulüne uygun düzenlenmiş bir uygunluk belgesinin ibraz

edilmemesi durumunda mahsup suretiyle iade edilen vergilerin tahsili yoluna

gidileceği ifade edilmiştir. Bu yazı, Mersin Vergi Dairesi Başkalığının 9/12/2009 tarihli yazısıyla başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 22/12/2009 tarihli

dilekçe ile Vergi Dairesine başvurarak uygunluk belgelerinin araç proje müdürü

tarafından onaylanmasına gerek bulunmadığını belirtmiş ve fazladan tahakkuk

ettirilen motorlu taşıtlar vergisi ile gecikme zammının 1/1/2005 tarihinden

itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir.

15. Vergi Dairesi 9/2/2010 tarihli

yazısıyla, 15 gün içinde TSE'den onaylı uygunluk belgesinin ibraz edilmemesi

durumunda yersiz yere (mahsup suretiyle) iade edilen vergilerin tahsil

edileceği hususunu başvurucuya bildirmiştir.

16. Başvurucu tarafından, anılan işlemin iptali ile fazladan

tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar vergisinin ve gecikme zammının 1/1/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle

birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle 26/2/2010 tarihinde Mahkemede dava

açmıştır. Mahkeme tarafından 19/3/2010 tarihli karar

ile davanın 9/2/2010 tarihli işlemin iptali istemine ilişkin kısmının

incelenmeksizin reddine; fazladan tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar vergisi

ile gecikme zammının 1/1/2005 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle

birlikte tazminine karar verilmesi istemine ilişkin kısmı yönünden süre aşımı

nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde, Vergi Dairesi

Başkanlığının 9/2/2010 tarihli işleminin bildirim

mahiyetinde bir yazı olduğu ve dolayısıyla dava konusu edilebilecek kesin ve

yürütülmesi gerekli bir işlem niteliğini taşımadığı belirtilmiştir. Mahkeme,

daha önce düzeltme başvurusunun reddine ilişkin işleme karşı açılan davada 6/8/2009 tarihli kararla dava dilekçesinin GİB'e tevdi kararı verildiğini ve bu kararın 31/8/2009 tarihinde

anılan idareye tebliğ edildiğini hatırlatmıştır. Anılan idarece dilekçeye

herhangi bir cevap verilmeyerek şikâyetin zımnen reddedildiğini vurgulayan

Mahkeme, başvurucunun zımnen ret işlemine karşı otuz gün içinde dava açması

gerekirken 26/2/2010 tarihinde açtığı davada süre

aşımı bulunduğu sonucuna ulaşmıştır.

17. Mahkeme kararı Danıştay Yedinci Dairesinin 30/5/2014 tarihli kararıyla onanmıştır. Nihai karar 15/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 25/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

C. Başvurucu Adına İkmalen Tarh Edilen Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Buna Karşı

Açılan Dava

19. Başvurucu tarafından dosyaya sunulan belgelerden başvurucuya

ait 33 E 9673 plakalı çekici sebebiyle 2007 yılı için ikmalen

motorlu taşıtlar vergisi tarh edildiği görülmektedir. İkmalen

tarhiyat, TSE'den onaylı uygunluk belgesinin ibraz edilmemesi sebebine

dayandırılmıştır.

20. Tarh edilen vergilere karşı Mersin 2. Vergi Mahkemesinde

açılan dava sonucu 17/2/2011 tarihli kararla

tarhiyatın iptaline karar verilmiştir. Kararda, çekicinin azami toplam

ağırlığının trafik tescil belgesi ve uygunluk belgesinde gösterilenden farklı

olduğu yolunda idarece yapılmış bir tespitin bulunmadığı gerekçesine

dayanılmıştır. Mahkeme salt TSE onayının bulunmadığı gerekçesiyle çekicinin

azami ağırlığının gerçeği yansıtmadığı sonucuna ulaşılamayacağını

vurgulamıştır. Bu karar Adana Bölge İdare Mahkemesinin 28/4/2011

tarihli kararıyla onanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

21. 213 sayılı Kanun’un 116. maddesi şöyledir:

“Vergi hatası, vergiye mütaallik

hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya

eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.”

22. 213 sayılı Kanun’un 117. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Hesap hataları şunlardır:

...

2.

Vergi miktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması,

mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı

vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.

...”

23. 213 sayılı Kanun’un 122. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların

düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler.”

24. 213 sayılı Kanun’un 124. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten

sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler.”

25. 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre

gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.”

26. 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“...

3 . (Değişik bent: 05/04/1990 - 3622/5 md.)

Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının

görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi

mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:

...

b) İdari merci tecavüzü,

...

Yönlerinden sırasıyla incelenir.

...”

27. 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“1. ... vergi

mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna

aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

...

e) 3/b bendinde yazılı halde dilekçelerin

görevli idare merciine tevdiine,

Karar verilir.

2. Dilekçelerin görevli mercie tevdii halinde,

Danıştaya veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi,

merciine başvurma tarihi olarak kabul edilir.

...”

B. Uluslararası Hukuk

28. İlgili uluslararası hukuk için bkz. Ahmet Ersoy ve

diğerleri, B. No: 2014/4212, 5/4/2017, §§ 31-35.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 9/11/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. TSE Onaylı Uygunluk

Belgesinin İbrazı Gerekliliğini Bildiren Yazıya İlişkin İddia

30. Başvurucu, Vergi Dairesince TSE onayının istenmesinin yasal

dayanağının bulunmadığını savunmuştur.

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel

ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.

32. Buna göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön

koşullar başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü

eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı başvurucunun “güncel bir hakkının

ihlal edilmesi”, bu ihlalden dolayı kişinin “kişisel

olarak” ve “doğrudan” etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun,

kendisinin “mağdur” olduğunu ileri sürmesidir (Onur

Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

33. Olayda Vergi Dairesi tarafından 9/2/2010

tarihli yazıyla, on beş gün içinde TSE'den onaylı uygunluk belgesinin ibraz

edilmemesi durumunda mahsup suretiyle iade edilen vergilerin tahsil edileceği

hususu başvurucuya bildirilmiştir. Mahkemece bu yazının bildirim mahiyetinde

olduğu ve dolayısıyla dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir

işlem niteliği taşımadığı sonucuna ulaşılarak davanın bu kısmı incelenmeksizin

reddedilmiştir.

34. İleriye yönelik uyarı içeren işlemlerin kişilerin hukuk aleminde değişiklik yaratmayacağı ve bu nedenle idari davaya

konu edilemeyeceği hususu yerleşik Danıştay içtihadıyla kabul edilmiştir.

Kişilerin hukuk aleminde değişikliğe neden olmayan

işlemlerin kişisel bir menfaati ihlal etmesi söz konusu olmadığından bir

mağduriyete yol açmaları da mümkün değildir. Bununla beraber uyarının gereğinin

yerine getirilmemesi nedeniyle muhatap hakkında işlem tesis edilmesi hâlinde

muhatabın hukuki durumu etkilenebilir.

35. TSE onaylı uygunluk belgesinin ibraz edilmemesi durumunda

mahsup suretiyle iade edilen vergilerin tahsil edileceği uyarısını içeren

yazının tek başına icrai bir hükmünün bulunmadığı ve

henüz başvurucunun hukuk aleminde bir değişikliğe

neden olmadığı ortadadır. Başvurucunun hukuki durumu, TSE onaylı uygunluk

belgesinin ibraz edilmemesi sebebiyle daha önce mahsup yoluyla iade edilen

vergilerin tahsili yolunda işlem tesis edilmesi hâlinde etkilenecektir. Nitekim, başvurucu tarafından eklenen bilgi ve belgelerden,

TSE onaylı uygunluk belgesinin ibraz edilmemesi sebebine dayanılarak

başvurucuya ait 33 E 9673 plakalı çekici için 2007 yılına ilişkin olarak ikmalen motorlu taşıtlar vergisi tarh edildiği ve bu

tarhiyatın Mahkeme tarafından, çekicinin azami toplam ağırlığının trafik tescil

belgesi ve uygunluk belgesinde gösterilenden farklı olduğu yolunda idarece

yapılmış bir tespitin bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildiği anlaşılmaktadır.

36. Bu açıklamalar dikkate alındığında, icrai

işlem vasfı taşımayan Vergi Dairesinin 9/2/2010

tarihli yazısının başvurucu yönünden bir mağduriyete yol açmadığı sonucuna

ulaşılmaktadır.

37. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Haksız Yere Tahsil

Edilen Vergilerin Başvurucunun Vergi Borcuna Mahsup Edilmesine İlişkin İddia

38. Başvurucu, kanun hükümlerinin yanlış yorumlanması sonucu

fazladan tahakkuk ve tahsil edilen motorlu taşıtlar vergisinin ve buna bağlı

gecikme zammının, muvafakati bulunmadan mahsup edildiğinden şikayet

etmektedir.

39. Başvurucudan fazladan tahsil edilen 11.305,37 TL motorlu

taşıtlar vergisi ile buna isabet eden gecikme zammının başvurucuya ait 2009/1

ve 2009/2 dönemine ilişkin motorlu taşıtlar vergisi borcuna mahsup edildiği

hususu ihtilafsızdır. Başvurucudan haksız yere tahsil edilen motorlu taşıtlar

vergisinin yine başvurucunun başka bir vergi borcundan mahsup edilmiş olması

nedeniyle başvurucunun buna ilişkin mağduriyeti giderilmiştir.

40. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Gecikme Faizine

İlişkin İddia

41. Başvurucu, Vergi Dairesinin kusurundan kaynaklı olarak

hatalı tahsil edilen vergiler için faiz ödenmemesinin mülkiyet hakkının

ihlaline yol açtığını iddia etmiştir. Başvurucu, ilk dava dilekçesinin GİB'e tevdiine dair kararın hangi tarihte GİB'e gönderildiğine ilişkin olarak kendisine herhangi bir

tebligat yapılmadığından altmış günlük zımni ret süresinin başlangıç tarihi ile

ilgili bilgi sahibi olmadığını ve dolayısıyla otuz günlük dava açma süresinin

ne zaman işlemeye başladığının da tarafından bilinmesinin mümkün bulunmadığını

ileri sürmüştür.

42. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu

tarafından açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmiş olması nedeniyle öne

sürülen iddiaların mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna ulaşılmıştır.

44. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı

Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un, Anayasa'nın 36. maddesinin

birinci fıkrasına "adil yargılanma hakkı" ibaresinin eklenmesine

ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde, "değişiklikle

Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınmış olan adil yargılama hakkı[nın] metne dahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla

Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu

ibaresinin eklenmesinin amacının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde

(Sözleşme/AİHS) düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasal güvence altına

almak olduğu anlaşılmaktadır.

45. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.

No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç., B. No:

2012/1061, 21/11/2013, § 28; Kenan Yıldırım

ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).

46. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye

erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini

savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı

haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en

etkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,

E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014). Mahkemeye erişim

hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne

taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek

anlamına gelmektedir (Özkan Şen, § 52).

47. Dava konusu edilen uyuşmazlığın esasının incelenmesini

engelleyen yasal düzenleme ve uygulama, mahkemeye erişim hakkına müdahale

teşkil eder. Somut olayda başvurucu tarafından açılan davanın gecikme faizine

ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davanın süre

aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenememiş

olmasının, mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.

48. Mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılması mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin gözönünde

bulundurulması gerekmektedir.

49. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

50. Anılan madde uyarınca mahkemeye erişim hakkına ilişkin

sınırlandırmaların da kanuna dayanması, hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı

kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38; İbrahim

Can Kişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014, § 36). Kişinin mahkemeye

başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka

ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,

§ 52).

51. Mahkeme tarafından 213 sayılı Kanun’un 124. maddesinin

birinci fıkrası ile2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrasına

dayanılarak davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dolayısıyla

müdahalenin yasal dayanağı bulunmaktadır.

52. İdari işlemlere karşı dava açmanın belli bir süreyle

sınırlanması idari istikrar gerekçesine dayandırılmaktadır. İdari istikrarın

sağlanması Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereğidir. Dolayısıyla kanun koyucunun idari istikrarın sağlanması gayesiyle

vergisel işlemlere karşı dava açılmasını otuz günlük süreyle sınırlamasının

anayasal açıdan meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır.

53. Bakılan olay yönünden asıl tartışılması gereken mesele altı

aylık sürenin ölçülü olup olmadığıdır. Ölçülülük ilkesi, öngörülen müdahalenin

ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen

amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan

müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi

gerekliliğini ifade etmektedir. Öngörülen tedbirin, maliki olağan dışı ve aşırı

bir yük altına sokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez

(AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102,

K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32,

K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158,

K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016;

E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet

Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

Müdahalenin ölçülülüğü değerlendirilirken ilgili yasal düzenlemelerle birlikte

somut olayın koşulları ve başvurucunun tutumu da gözönünde

bulundurulmalıdır (Ahmet Ersoy ve diğerleri,

§ 50).

54. Mükelleflerin hukuka aykırı gördükleri tarh ve tahakkuk

işlemlerine karşı yasal süresi içinde vergi mahkemelerinde dava açmaları

gerekir. Tarh ve tahakkuk işlemlerine karşı vergi mahkemelerinde dava açma

süresi otuz gündür. Yasal dava açma süresinin geçmesinden sonra tarh ve

tahakkuk işlemlerine karşı dava açılması mümkün değildir.

55. Bununla beraber kanun koyucu dava açma süresinin geçtiği

durumlarda hukuki hata niteliğinde olmayan vergilendirme hatalarının

düzeltilmesi amacıyla vergi hatası düzeltme ve şikâyet yolunu ihdas etmiştir.

Vergi hatası düzeltme ve şikâyet yolu, 213 sayılı Kanun'un 116. ve 117.

maddelerinde düzenlenen ve hukuki hata niteliği taşımayan vergilendirme

hatalarının (vergi ve hesap hatalarının) yapılması nedeniyle mükelleften haksız

yere vergi alınması durumunda başvurulabilecek bir idari başvuru

mekanizmasıdır. Bu yola başvurulabilmesi için bir vergilendirme hatasının

bulunması ve bu hatanın, vergilendirme işlemine karşı dava açma süresinin

geçmesinden sonra ortaya çıkmış olması gerekmektedir. Dava açma süresi henüz

geçmemişse vergilendirme hatasının, işleme karşı açılacak davada ileri

sürülmesi gerekir. Vergilendirme hatalarının bu yolla düzeltilmesi ancak tarh

zamanaşımı süresi içinde, yani vergiyi doğuran olayı izleyen yıldan itibaren

beş yıl içinde mümkündür. Tarh zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra vergi

hatası içeren tarh ve tahakkukların düzeltilmesi olanaksızdır.

56. Mükellefler dava açma süresi geçmiş ancak tarh zamanaşımı

süresi dolmamış tarh ve tahakkuk işlemlerinin vergi hatası içerdiğini

düşünüyorlarsa öncelikle bağlı bulundukları vergi dairesine düzeltme

başvurusunda bulunmalıdırlar. Düzeltme başvurusunun reddedilmesi hâlinde

mükellefin Maliye Bakanlığına (GİB'e) şikâyet yoluna

başvurması mümkündür. GİB tarafından da şikâyetin yerinde görülmeyerek reddi

durumunda otuz gün içinde vergi mahkemesinde dava açılması gerekir. Şikâyet,

tüketilmesi zorunlu bir idari başvuru yolu olup şikâyet yoluna başvurulmadan vergi

mahkemesinde dava açılması mümkün değildir.

57. Somut olayda Mahkeme, başvurucudan fazladan 11.305,37 TL

motorlu taşıtlar vergisi tahsil edilmesini 213 sayılı Kanun'un 117. maddesinin

ikinci fıkrası kapsamında kalan bir vergi hatası olarak değerlendirmiş ve

başvurucunun iade talebinin Vergi Dairesince reddi yolunda tesis edilen işlemi

ise "vergi hatasının düzeltilmesi" isteminin reddi şeklinde

yorumlamıştır. Başvuru dilekçesinde, Mahkemenin bu değerlendirmesine de yönelik

herhangi bir şikâyet öne sürülmemiştir. Mahkeme, GİB'e

şikâyet yolu tüketilmeden dava açıldığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 15.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca dava dilekçesinin GİB'e tevdiine karar vermiştir. Bu karar 31/8/2009

tarihinde GİB'e tebliğ edilmiştir. Ancak GİB

tarafından başvurucuya herhangi bir cevap verilmemiştir.

58. Başvurucu tarafından 26/2/2010

tarihinde açılan ikinci dava Mahkemece süresinde bulunmamıştır. Mahkeme, Gelir

İdaresi Başkanlığına tevdii edilen dilekçeye herhangi bir cevap verilmeyerek

şikâyetin zımnen reddedildiğini belirtmiş ve başvurucunun zımnen ret işleminden

sonra otuz gün içinde dava açması gerektiği sonucuna ulaşmıştır. Başvurucu ise

dava dilekçesinin GİB'e gönderildiğine ilişkin

herhangi bir tebligatın yapılmadığını ve hangi tarihte GİB'e

ulaştığına dair bir bilgisinin bulunmadığını ileri sürmüştür.

59. Mahkeme kararıyla birlikte dava dilekçesinin hangi tarihte

merciine (GİB'e) tevdi edildiği hususu başvurucuya

bildirilmemiş ise de dava dilekçesinin merciine tevdii kararı verildiği hususu

başvurucunun bilgisi dahilindedir. Başvurucunun, dava

dilekçesinin merciine tevdi edilmesine ilişkin kararın verilmesinden sonraki

süreci takip etme yükümlülüğü ve sorumluluğu bulunmaktadır. Mahkeme kararı ve

kararla birlikte dava dilekçesinin GİB'e gönderildiği

tarihin Mahkeme kaleminden öğrenilmesi mümkündür. Gönderme tarihinin Mahkeme

kaleminden öğrenilmesi başvurucuya aşırı ve olağanın ötesinde bir külfet de

yüklememektedir. Ancak başvurucunun bu sorumluluğunu yerine getirmediği ve dolayısıyla

sürecin takibi hususunda özenli davranmadığı anlaşılmaktadır.

60. Bu durumda başvurucunun, dava

dilekçesinin merciine tevdi edilmesine ilişkin kararının verilmesinden sonraki

sürecin takibinde özenli davranmadığı ve bu husustaki sorumluluğunu yerine

getirmediği gözetildiğinde, GİB tarafından cevap verilmeyerek şikâyetin zımnen

reddedilmiş sayıldığı tarihten yaklaşık dört ay sonra açılan davanın süresinde

görülmeyerek reddedilmesiyle başvurucuya aşırı ve katlanılamaz bir külfet

yüklenmediği sonucuna ulaşılmaktadır. Sonuç olarak mahkemeye erişim hakkına yönelik açık bir

ihlalin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

61. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. TSE onaylı uygunluk belgesinin ibrazı gerekliliğini

bildiren yazıya ilişkin iddianın kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Haksız yere tahsil edilen vergilerin başvurucunun vergi

borcuna mahsup edilmesine ilişkin iddianın kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gecikme faizine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 9/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme

Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi

Vekili : Av. Saba SOYTEKİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12354, 9 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucu Tarafından
  7. B. Başvurucu Tarafından
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. TSE Onaylı Uygunluk
  13. B. Haksız Yere Tahsil
  14. C. Gecikme Faizine
  15. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu
  16. A. 1. TSE onaylı uygunluk belgesinin ibrazı gerekliliğini
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12354
Tarih
9 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Murat Yildeniz Başvurusu (B. No: 2014/10342)
  • Seyfullah Turan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1982)
  • Ethem Zariç Başvurusu (B. No: 2014/4137)
  • Eylem Çetin Demir Başvurusu (B. No: 2014/2302)
  • Arif Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/6689)
  • Remzi Altuntaş Başvurusu (B. No: 2014/13905)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.