İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Remzi Altuntaş Başvurusu (B. No: 2014/13905)

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre

Başvuru No2014/13905Tarih9 Kasım 2017Okuma18 dk · 3.529 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Remzi Altuntaş Başvurusu

Karar tarihi
9 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/13905
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.529 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; davanın uzun

sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Türkiye Halk Bankası A.Ş. (Banka) Diyarbakır Melikahmet Şubesinde memur olarak görev yapmakta iken

özelleştirme uygulamaları kapsamında29/4/2002 tarihinde Genel Müdürlük emrine

atanmıştır.

9. Genel Müdürlük başvurucunun ismini 15/11/2000 tarihli ve 4603

sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketi

ve Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin

(3) numaralı fıkrası uyarınca istihdam fazlası personel olarak Devlet Personel

Başkanlığına bildirmiştir.

10. Başvurucu 23/9/2002 tarihinde Gümrük Müsteşarlığı Mersin

Gümrükler Başmüdürlüğü emrine atanmıştır.

11. Söz konusu atama sırasında Banka tarafından başvurucunun son

maaş durumunu gösteren 4/10/2002 tarihli maaş nakil ilmuhaberi

düzenlenmiştir.

12. Maaş nakil ilmuhaberinde net maaş

tutarı 596.628.629 eski Türk lirası olarak gösterilmiştir.

13. Başvurucu 7/10/2002 tarihinde yeni kurumunda göreve başlamıştır.

14. Başvurucu 18/11/2004 tarihinde Bankaya başvurmuş, atama

sırasında maaşının yeni kurumuna eksik bildirildiğini belirterek söz konusu

hatanın düzeltilmesini talep etmiştir.

15. Başvuru 18/11/2004 tarihli işlem ile reddedilmiştir. Bu

işlem 22/11/2004 tarihinde başvurucuya teliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu söz konusu işlemin iptali istemiyle 24/1/2005

tarihinde Ankara 7. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu dava

dilekçesinde, Bankada çalıştığı son ay 707.830.849 eski Türk lirası maaş

aldığını, Mersin Gümrükler Başmüdürlüğüne atanması sırasında Bankanın maaşını

596.628.629 eski Türk lirası olarak bildirmesi nedeniyle yeni görev yerinde bu

maaşı almaya başladığını, bu durumun bir yanlışlıktan kaynaklandığının ve

düzeltileceğinin şifahi olarak kendisine bildirildiğini ancak iki yıldan fazla

bir süre geçmesine rağmen yanlışlığın düzeltilmemesi nedeniyle idareye

başvurmak zorunda kaldığını belirtmiştir.

17. Dava, Ankara 7. İdare Mahkemesinin 23/3/2006 tarihli

kararıyla yetki yönünden reddedilerek dava dosyası yetkili Mersin İdare

Mahkemesine gönderilmiştir.

18. Mersin 2. İdare Mahkemesi 27/4/2007 tarihli kararıyla dava

konusu işlemi kısmen iptal etmiş, kısmen de davayı süre aşımı nedeniyle

reddetmiştir. Kararın gerekçesinde öncelikle başvurucunun atama sırasında

düzenlenen maaş nakil bildiriminde Bankadaki görevine ait aylık, ek gösterge,

ikramiye, her türlü zam ve tazminatı ile sözleşme ücretinin esas alınması ve

hesaplanarak kendisine ödenmesi gerekirken Genel Müdürlük emrine aldığı maaşa

göre işlem tesis edildiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca, idari

yargıda özlük hakları yönünden belli bir uygulama tarihi esas alınarak talepte

bulunulan davalar yönünden dava açma süresinin hesaplanmasına ilişkin

içtihattan bahsedilmiştir. Belirtilen içtihat uyarınca, başvurucunun idareye

başvurduğu 18/11/2004 tarihinden geriye doğru altmış günlük süre içindeki ilk

uygulama tarihi olan 15/10/2004 tarihinden itibaren maaşındaki eksikliğin

düzeltilmesi isteğinin reddine ilişkin dava konusu işlemin 15/10/2004

tarihinden sonraki kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir. Dava

konusu işlemin 15/10/2004 tarihinden önceki uygulamalara ilişkin kısmının ise

süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı ifade edilmiştir.

19. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

20. Danıştay Beşinci Dairesi 15/12/2009 tarihli kararıyla ilk

derece mahkemesi kararını onamıştır.

21. Söz konusu onama kararına karşı davalı karar düzeltme

talebinde bulunmuştur.

22. Danıştay Beşinci Dairesi 27/12/2012 tarihli kararıyla davalı

idarenin karar düzeltme istemini kabul etmiş, 15/12/2009 tarihli onama kararını

kaldırarak Mersin 2. İdare Mahkemesinin 27/4/2007 tarihli kararını bozmuştur.

Bozma kararının gerekçesinde, dava açma süresinin hesaplanmasında 6/1/1982

tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinin dikkate

alınmasının mümkün olmadığı, 7. ve 11. maddelerinin uygulanması gerektiği ifade

edilmiştir. Buna göre yeni kurumunda 7/10/2002 tarihinde göreve başlayan

başvurucunun, maaş nakil ilmuhaberinin yeniden

düzenlenmesi istemiyle atandıktan sonraki ilk uygulama işlemi olan 15/10/2002

tarihinden sonra 2577 sayılı Kanun'un 7. ve 11. maddelerini gözönünde

bulundurarak altmış günlük dava açma süresi içinde dava açması gerekirken 24/1/2005

tarihinde açtığı davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir.

23. Mersin 2. İdare Mahkemesi 28/3/2013 tarihli kararıyla bozma

kararındaki gerekçeler doğrultusunda davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

24. Karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 8/10/2013 tarihli kararıyla

onanmıştır.

25. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

17/6/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

26. Nihai karar 22/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

27. Başvurucu 20/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

28. 2577 sayılı Kanun'un "Dava

açma süresi" kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"1. Dava açma süresi, özel kanunlarında

ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare

mahkemelerinde altmış... gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin

yapıldığı,

(...)

Tarihi izleyen günden başlar.(...)"

29. 2577 sayılı Kanun'un "İdari

makamların sükutu" kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"1. İlgililer,

haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için

idari makamlara başvurabilirler.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren

dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya,

idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler.(...)"

30. 2577 sayılı Kanun'un "Üst

makamlara başvurma" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

" 1. İlgililer

tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması

değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa

işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu

başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş

sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine

kadar geçmiş süre de hesaba katılır."

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının,

medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar

verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına

sahiptir..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin birinci fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine

erişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak

dikkate alındığında mahkemeye erişim hakkını da garanti altına aldığı sonucuna

ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70,

21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim

hakkı Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama,

Sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6.

maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaç ve

hedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmasına

dayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleme'nin 6. maddesinin

birinci fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını

mahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

33. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeye

erişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasını

gerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. Ancak

AİHM; bu sınırlamaların, kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecek

şekilde ve genişlikte kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifade

etmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan ya

da uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık

ilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasıyla

uyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve Meryem

Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,

§ 19; Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).

34. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukuk

hükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özellikle

mahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; AİHM'in

rolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme'yle uyumlu

olup olmadığının tespitiyle sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırı

getiren kuralların uygun adalet yönetiminin güvence altına alınması amacına

dayandığına işaret eden AİHM, bu kuralların veya bunların uygulanmasının,

ilgililerin ulaşılabilir başvuru yollarına müracaatlarını engelleyecek

mahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her bir

olayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesinin

birinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesi

gerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye,

§ 20).

35. AİHM; bu ilkeler uyarınca mahkemelerin dava açılabilmesi

için öngörülen yasal yükümlülükleri uygularken hem yargılama adaletinin

zayıflamasına yol açacak düzeyde aşırı şekilcilikten hem de kanunlarda

öngörülen usule ilişkin gereklilikleri abes hâle getirecek seviyede aşırı

esneklikten kaçınması gerektiğini belirtmektedir. AİHM, kuralların belirlilik

ve iyi adalet yönetimini sağlama amacına hizmet etme işlevlerini yitirmesi

hâlinde ve davaların esasının yetkili mahkeme tarafından karara bağlanmasını

önleyecek birtakım bariyerler oluşturma fonksiyonu görmesi durumunda mahkemeye

erişim hakkının zedeleneceğini ifade etmektedir (Eşim/Türkiye, § 21).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 9/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu, atandığı kuruma maaşının eksik bildirilmesine

ilişkin işlemin düzeltilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair idari

işlemin iptali istemiyle açtığı davanın süre aşımından reddedilmesinin adil

olmadığını ileri sürmüş; ihlalin tespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

38. Anayasa’nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, mahkemenin

dava açma süresini hesaplama usulünu belirleme ve

sürenin başlangıcını tespit etme noktasında hukuk kurallarını hatalı

değerlendirmesi ve uygulaması neticesinde uyuşmazlığın esasının

incelenememesidir. Bu nedenle başvurucunun belirtilen şikâyetleri bağlamındaki

ihlal iddialarının mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan

AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

42. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden fayadalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya

koyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil

yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

43. Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın

süre aşımından reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

44. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

45. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

46. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarak

Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklı

bir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir

(1) Kanunilik

47. Başvurucunun idari işlemin iptali istemiyle açtığı davanın

süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının

2577 sayılı Kanun'un 7. ve 11. maddelerine dayandığı görülmektedir. Bu kapsamda

somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni

dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

(2) Meşru Amaç

48. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence

altına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama

nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması

mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni

öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu

kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama

nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir. Dava açma

hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemenin, hak

arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm

alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa'nın

13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (AYM, E.2015/96, K.2016/9,

10/2/2016, § 10).

49. İdarenin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi altında

kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari işlem ve eylemlere karşı yapılacak

başvurular ve açılacak davalar kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır (Aynı

yönde karar için bkz. Mohammed Aynosah, § 39).

Diğer yandan idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalar için tanınan

süreler, mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan, eksik

ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar

hakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne

geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli ve meşru amaçlara hizmet eder

(AYM, E.2014/92, K.2016/6, 28/1/2016, § 17). Dolayısıyla bu tür durumların

önlenmesi bakımından idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre

koşulunun öngörülmesi meşru amaçlara sahiptir.

(3) Ölçülülük

50. Ölçülülük ilkesi "elverişlilik",

"gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. "Elverişlilik" öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen

amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, "gereklilik" ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, "orantılılık" ise

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,

K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127,

22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

51. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya

mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını

önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

52. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilik

ilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancak

mevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış

uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava

açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunması

mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş.

Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

53. Hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması bakımından dava

açma hakkının belli bir süreyle sınırlandırılması tek başına mahkemeye erişim

hakkını ihlal etmemekte ise de öngörülen sürenin makul olması, diğer bir

ifadeyle haktan yararlanılmayı imkânsız kılacak veya aşırı derecede

zorlaştıracak derecede kısa olmaması gerekir. Dava açma süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken dava ile elde edilecek hakkın niteliği, davanın

konusu ve kişinin dava hakkının doğduğunu öğrenme imkânına sahip olup olmadığı

gibi hususlar gözönünde bulundurulmalıdır. Öngörülen

sürenin dava açmak için gerekli araştırma ve hazırlıkların yapılmasına,

gerekiyorsa hukuki ve teknik yardım alınmasına yetecek ve hakkın önemiyle

orantılı bir uzunlukta olmaması durumunda ölçüsüz olduğu söylenebilir (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673,

25/7/2017, § 64).

54. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an da mahkemeye

erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır. Bu kapsamda dava açma süresinin, hak sahibinin henüz dava

hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar

olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye

başlaması dava hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini

zedeleyebilir (Yaşar Çoban, §

65).

55. Öte yandan mahkemeler, dava açma süresi öngören kanun

hükümlerini yorumlarken sınırlamanın istisna olduğu ilkesini gözeterek aşırı

şekilcilikten kaçınmalı ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde davayı

ayakta tutma yolunda bir yaklaşım benimsemelidir. Bununla birlikte

mahkemelerin, sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına yorum

kurallarının sınırlarını zorlayarak kanunda öngörülen dava açma süresini

bertaraf etmesi hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin zedelenmesine neden

olabilir. Bu nedenle süreye ilişkin kanun hükümlerinin yorumunda hukuki

güvenlik ve istikrar ilkesi ile mahkemeye erişim hakkı arasındaki hassas denge

gözetilmelidir (Yaşar Çoban, §

66).

56. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucu maaşının 15/10/2002

tarihi itibarıyla düzeltilmesi istemiyle yaptığı idari başvurunun

reddedilmesinden sonra 24/1/2005 tarihinde bu idari işlemin iptali istemiyle

dava açmıştır. Mahkeme Danıştayın bozma kararına

uyarak başvurucunun maaşının eksik hesaplandığını 15/10/2002 tarihinde

öğrendiğini belirtmiş vebu tarihten itibaren altmış

içinde dava açmadığı için süre aşımı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

57. Mahkeme tarafından verilen ilk karardaki tespit ve

değerlendirmelerden (bkz. §18) başvurucunun maaşının eksik hesaplandığının

sabit olduğu anlaşılmaktadır. Danıştayın da aksi

yönde bir tespiti, değerlendirmesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla idarenin,

başvurucunun maaşını 15/10/2002 tarihinden itibaren sürekli olarak eksik

ödediği ve ödemeye devam ettiği görülmektedir.

58. İdarelerin iyi yönetim ilkesi gereğince hatalı işlemlerinin

neticelerini herhangi bir başvuru olmaksızın resen düzeltmeleri beklenir. Bu

gereklilik özellikle maaş, ek gösterge ödemeleri gibi süregelen etkiler doğuran

ve gelecekte de ilgilisi üzerinde etki doğuracağı açık olan uygulamalar

yönünden daha bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla ilgilinin ilk

uygulama tarihi itibarıyla hatayı fark etmemesi ya da zamanında başvurmaması

hatalı uygulamanın sürdürülmesini haklı hâle getirmez. Başka bir ifadeyle

hatalı uygulamanın idare lehine kazanılmış hak hâline gelebileceğinden söz

edilemez.

59. Bu bağlamda somut olayda Mahkemenin, geçmişte uygulanmış ve

tamamlanmış maaş ödemeleri yönünden dava açma süresinin hesaplanmasına ilişkin

yorumunun idari yargıdaki dava açma sürelerinin getiriliş amacıyla örtüştüğü

görülmektedir. Bununla birlikte geleceğe yönelik, bir başka ifadeyle henüz

doğmamış ve maddi alemde etkisi görülmemiş maaş alacakları bakımından dava açma

süresinin uygulanmasıyla ilgili yorumun ise başvurucunun dava açmasını aşırı

derecede zorlaştıracak hatta imkânsız kılacak nitelikte katı bir yorum olduğu

değerlendirilmiştir. Dolayısıyla somut olayda eksik ödenen maaşının

düzeltilmesi talebinin geleceğe yönelik olarak da süre aşımı gerekçesiyle

reddedilmesi başvurucuya aşırı bir külfet yüklemiş ve mahkemeye erişim hakkına

yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılmıştır.

60. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

61. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; tazminat talebinde bulunmuştur.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

62. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

63. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak

davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam

eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,

7/11/2013, §§ 45, 47).

64. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin

Akyıl, § 41).

65. Somut olayda 24/1/2005 tarihinde Ankara 7. İdare

Mahkemesinde açılan dava ile başlayan yargılama sürecinin Danıştay tarafından

karar düzeltme isteminin reddedildiği 17/6/2014 tarihinde sona erdiği

anlaşılmıştır.

66. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkate

alındığında 9 yıl 4 ay 24 günlük yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna

varılmıştır.

67. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

69. Başvurucu mahkemeye erişim hakkının ve makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle tazminat talebinde bulunmuş ancak

miktar belirtmemiştir.

70. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

71. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 2. İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

72. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargı

merciine gönderilmesinin belirtilen ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin

oluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

73. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

74. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 9.600 TLmanevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

75. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında

mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere Mersin 2. İdare Mahkemesine (E.2013/201, K.2013/247)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Remzi

ALTUNTAŞ

Vekili

:

Av. Serhat

TEPE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/13905, 9 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mahkemeye Erişim
  11. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  14. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Altuntaş
  20. Tepe
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/13905
Tarih
9 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Osman Köse ve Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası Başvurusu (B. No: 2014/13387)
  • Ali Açığ Başvurusu (B. No: 2014/16467)
  • S. A. K. ve Y. K. Başvurusu (B. No: 2014/13950)
  • İrfan Yün Başvurusu (B. No: 2014/12879)
  • Mümin Cankurt Başvurusu (B. No: 2014/15333)
  • Gelişim Teknik Sanayi ve Ticaret Pazarlama Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2014/13214)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.