İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Coşkun Çiftler Başvurusu (B. No: 2014/18624)

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması sonucu

Başvuru No2014/18624Tarih22 Şubat 2018Okuma41 dk · 8.258 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Coşkun Çiftler Başvurusu

Karar tarihi
22 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2014/18624
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.258 kelime·41 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması sonucu

meydana gelen ölüm olayı hakkında etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu soruşturma

dosyasından tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 106'ncı Topçu Alay Komutanlığı

(Gaziantep/İslahiye) emrinde asker iken 2/2/2012 tarihinde yaşamını yitiren

1991 doğumlu G.Ç.nin babasıdır.

A. Başvurucunun Oğlu G.Ç.nin

Askere Alınması ve Ölümü

9. Başvurucunun oğlu G.Ç. 4/7/2011 tarihinde askere sevk edilmiş

ve 6/7/2011 tarihinde Birinci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığına (Manisa) teslim

olmuştur.

10. Manisa'daki askerlik eğitimini 5/8/2011 tarihinde tamamlayan

G.Ç., yedi gün izin kullanmış ve 12/8/2011 tarihinde 106'ncı Topçu Alay

Komutanlığına teslim olmuştur. G.Ç., birliğine katılmasından sonra 18/8/2011

tarihinde yapılan Psikososyal Risk Faktör Tarama Anketi'nde herhangi bir psikolojik rahatsızlığının bulunmadığını

belirtmiştir. G.Ç., bu kapsamda kendisine sorulan "Daha önce ruhsal (psikolojik) bir rahatsızlık geçirdiniz mi?

Şimdiye kadar kendinize zarar vermeye/öldürmeye yönelik herhangi bir

teşebbüsünüz oldu mu? Son zamanlarda kendinizi öldürmeyi düşündünüz mü?"

gibi sorulara "Hayır"

cevabını vermiştir.

11. G.Ç., 106'ncı Topçu Alay Komutanlığında askerliğini ifa

ettiği sırada devriye aracı şoförü olarak görevlendirilmiştir.

12. G.Ç., 106'ncı Topçu Alay Komutanlığına verdiği 28/10/2011

tarihli dilekçe ile 5/11/2011 tarihinden geçerli olmak üzere on gün izin

kullanma talebinde bulunmuştur. Talebi kabul edilen G.Ç. 5/11/2011 ile

19/11/2011 tarihleri arasında (dört gün yol izni dâhil) izin kullanmıştır.

13. Kullandığı izin sonrasında askerlik hizmetine devam eden

G.Ç. 6/1/2012 tarihinde tuttuğu 01.30-03.30 nöbetinde uyuyakalmıştır. G.Ç.yi uyur vaziyette gören Devriye Çvş. Ö.K., bu olayla

ilgili olarak bir tutanak düzenlemiştir. G.Ç., bu olay nedeniyle nöbet

talimatlarına aykırı hareket etmek suçundan yedi gün oda hapsi cezası ile

tecziye edilmiştir. Bu ceza, Bölük Komutanı Topçu Yüzbaşı İ.M.S. tarafından

verilmiştir. G.Ç. ayrıca bölük garajından izinsiz olarak araç çıkardığı

gerekçesiyle emre itaatsizlik suçundan yedi gün oda hapsi cezası ile tecziye

edilmiştir. Bu ceza ise Bölük Komutanı Vekili Topçu Üsteğmen S.U. tarafından

verilmiştir.

14. Bunların yanı sıra, sakal tıraşı olmadığı, öğlen içtimasına katılmadığı ve kılık kıyafetinin uygunsuz olduğu

gerekçesiyle ölüm olayının gerçekleştiği 2/2/2012 tarihinde G.Ç. hakkında Topçu

Üsteğmen S.U., Topçu Başçavuş N.G. ve Üstçavuş H.A. tarafından tutanak

düzenlenmiştir.

15. G.Ç., anılan tutanağın düzenlenmesinden sonra Rehberlik ve

Danışma Merkezine (RDM) gitmiş ve burada görevli Asteğmen E.A. ile bir görüşme

gerçekleştirmiştir. Bu görüşme sonucunda doldurulan form şöyledir:

"Personel askerlik uyumunda sıkıntı

yaşadığını ifade etti. Komutanlarıyla yaşadığı problemlerin kendisinde stres

yarattığını ifade etti. Komutanlarına kendini ifade etmekte zorlandığını ifade

etti. Stresle baş etme ve kendini ifade etme yöntemleri üzerine danışmanlık

yapıldı. Psikolojik baskıdan yakındı. Bu konuda komutanlarıyla nasıl iletişim

kurması gerektiği anlatıldı. Aşağıda isimleri yazılı komutanlar hakkında

[Başçavuş [N.G.],

Üstçavuş [H.A.], Üsteğmen [S.U.] bölük komıutanına bilgi

verilmesi için bölük arandı. Bölük komutanı toplantıda olduğu için ulaşılamadı.

Personele dilek şikâyet kutusuna sıkıntısını yazmasının kendisine iyi geleceği

söylendi. Personele durumu çözülmezse üst komutanlığa bilgi verilebileceği

söylendi."

16. G.Ç., bu görüşmeden sonra Kurmay Albay M.A.ya

hitaben bir dilekçe kaleme almıştır. Dilekçenin içeriği şöyledir:

"Ben alay karargah bölüğünde (...)

şoförlüğü yapan 1991-2 tertip [G.Ç.]

Bölüğümüzde yaşanan bir kaç haksız anlayıştan

dolayı bu satırları yazmaktayım. Geçtiğimiz hafta garaj nöbetinde iken hava

yağışlı olduğundan dolayı aracın içinden gözlemleme yapmaktaydım. Başka

birliklerden devriyeye gelen bir uzmanımız (araçla) garajın içine iyice girince

araçtan inip yanına gittim. Vukuat olup olmadığını sordu ve ardından gitti.

Hakkımda yazılan tutanakta ise araçta uyuyor olarak tespit edildiği yazılmış ve

7 gün oda hapsine girmiştim..

Bugün ise öğle arasında çok uykum olduğundan

yemeğe bile gitmedim. Biraz uyuyup dinleneyim istedim. Çünkü gece Nöb.Amirim vardı.

Öğle içtimasına

giremediğimden tutanağım tutulmuştu. Durumu [S.U.ya] ifade etmeme

rağmen, gece ve gündüz şoförlük yapmama rağmen bir de gece nöbeti tutmaktayım. Nöb.Amiri olduğu vakitler iyice yorulmaya başlamıştım. Bu

durumu anlayışla karşılamıyorlar.

Bir diğer konu ise [N.G.nin] askerlerimizin

arkasından ağıza alınmayacak ve haketmediği ailesine

edilen küfürler ve yüz yüze söylenen hakaretler. Bunu ilk ben mi dile

getiriyorum bilmiyorum ama bu durum bence hepsinden önemli. Beni annem doğurmuş

çilesini çekmiş. Babam bu topraklar için yetiştirmiş böyle bir anlayışsız

insanın eline göndermişlerdir habersizce. [H.A.nın] yaptıkları ise beni ve garaj arkadaşlarımı rencide

edici hareketlerdi. Bunlar topluluk önünde kulak çekip sürüklemeler [okunamadı]

tokat atmasıydı.

Geçtiğimiz senelerde sinirden tedavi

görmekteydim. İstem dışı aileme el kaldırırken buradaki yapılanlara göz yummam,

içime atmam, beni yetiştirip doğuran insana alttan almayıp kalp kırıp

komutanlarıma 'Emredersiniz' kelimesini kullanmam bugün beni çok üzdü ve eski

rahatsızlığımı tekrardan bana yaşatmaya başladı.

RDM.ye başvurup durumu anlatmam biraz beni

rahatlattı. Fakat ben efendiliğimi bozmak istemiyorum. Yine de ne olursa olsun

'Emredersiniz' demeye çalışıyorum. Tokat yiyip dudağım patlamış olmasına rağmen

esas duruşumu bozmadım ama artık canımı yakıyor. İçime attıkça büyüyor.

Size bu satırları yazarken bir bakıma

rahatlamak içimi dökmek istedim. Bu kadar disiplin varsa hak varsa şoförlere

tanınan hakkı da istiyoruz. Görev zamanları (Nöb.

Amir) uyku problemi yaşamak istemiyorum. Bir de bu yaşananlara bir çözüm arz

ediyorum.

Beni dinlediğiniz için teşekkürlerimi de

iletirim."

17. G.Ç., aynı gün, devriyeye çıkacağını söyleyerek Kışla

Emniyet Nöbetçi Astsubayı M.E.den iki adet G-3 piyade

tüfeği şarjörü almış, ardından garajlar bölgesine gitmiştir. G.Ç. garaj

bölgesinde ilk önce Topçu Er Y.D., Topçu Er R.K. ve Topçu Er E.S.nin bulunduğu şoför dinlenme odasına, akabinde ise

üzerine zimmetli olan aracın başına kendisine ait telefonla gitmiştir. Kısa bir

süre sonra saat 20.15 sıralarında G.Ç.nin bulunduğu

yerden üç el silah sesi gelmiştir.

18. Silah sesinin duyulduğu yere gidilmesi üzerine başvurucunun

oğlu G.Ç.nin, üzerine zimmetli aracın sürücü

koltuğunda kafasından vurulmuş bir vaziyette olduğu görülmüştür. Bunun üzerine

G.Ç. derhâl ambulansla hastaneye götürülmüştür. Hastanenin acil servisinde,

G.Ç..nin hastaneye giriş yaptığı anda ölü olduğu

tespit edilmiştir.

B. Ceza Soruşturması Süreci

1. Soruşturma Kapsamında Yapılan İlk İşlemler

ve Alınan Raporlar

19. Olay hakkında bilgilendirilen 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı

Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi savcısı, yetkililere delillerin

tespiti ve muhafazası için gerekli tedbirlerin alınması talimatını vermiştir.

Askerî savcı ayrıca olay yeri inceleme ekibinin ölümün gerçekleştiği yere

yönlendirilmesini istemiş, ardından kendisi de saat 22.30 sıralarında yola

çıkarak saat 23.50 civarında olay yerine ulaşmıştır.

20. Saat 21.05 sıralarında olaydan haberdar edilen olay yeri

inceleme ekibi, saat 21.26'da olay yerine varmış ve askerî savcının talimatları

doğrultusunda olay yeri incelemesine başlamıştır. Bu kapsamda aracın ön camının

üzerinde iç kısımda saçlı deri ve doku parçalarının olduğu, şoför koltuğu

üzerinde kan izlerinin bulunduğu, araç içinde herhangi bir kurşun giriş-çıkış

deliğinin bulunmadığı, olay yerinde bulunan 519858 seri numaralı G-3 piyade

tüfeğinin araca paralel şekilde yerde olduğu, tüfeğin "S" (seri) konumunda olduğu,

olay yerinde üç adet boş kovanın, bir adet şapkanın ve cep telefonun bulunduğu

tespitleri yapılmıştır. Olay yerinde bulunan deliller muhafaza altına

alınmıştır. Ayrıca olayı ilk gören askerlerden Topçu Er Y.D. ile Topçu Er R.K.nin el ve yüz bölgelerinden atış artığı transfer kitine

svapları alınmıştır. Svaplar

alınırken Topçu Er Y.D.nin ölen kişinin silahını

arabadan sağ eliyle aldığı, bu kişinin ayrıca ellerini ve yüzünü revirde

yıkadığı anlaşılmıştır. Topçu Er R.K.nin ise silaha

dokunmadığı gibi ellerini ve yüzünü de yıkamadığı tespit edilmiştir. Olay yeri

inceleme ekibince araç içinden ve şoför mahalli dış bölümünden de svaplar alınmıştır.

21. Olay yeri incelemesi işleminden sonra hastaneye gidilerek

ceset üzerinde ölü muayene işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölü muayene

tutanağında, ölen kişinin ağzının içinde, dişlerinde ve damağında bir tahribat

olduğu, ayrıca kafasının arkasının üst bölümünde kırık ve doku harabiyeti olduğu belirtilmiştir. Ölü harici muayenesi

sırasında ayrıca ölen kişinin el ve yüz svapları

alınmıştır. Muayene sonucunda kesin ölüm sebebinin klasik otopsi işlemi

yapılarak tespit edilmesinin yerinde olacağı değerlendirilmiştir.

22. Bunun üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti için klasik

otopsi yapılmasına karar verilmiştir. Klasik otopsi işlemi sonucunda hazırlanan

3/2/2012 tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir:

"(...)

Harici muayenede ağız tavanından giren maksilla kafa tabanı ön çukurunda parçalı kırıklar

oluşturarak devam eden ve kafa tabanı orta bölgede kafatasına girerek beyin

dokusu tabanında her iki hemisferde yaygın doku

hasarı yaparak ilerleyen ve harici muayenede tarif edilen oksipital

kemik ve her iki paryatel kemiğin birleşme

noktasından çıkış deliği oluşturarak kafayı terk eder bir adet mermi çekirdeği

yaralanması tespit edilmiştir. Yapılan harici muayenede giriş deliği cilt cilt altı bulgularına göre atışın bitişik atış mesafesinden

yapılmış olduğu, mermi çekirdeğinin vücudu terk etmiş olduğu tespit edildi.

(...)

Bir adet ateşli silah yaralanmasına bağlı

parçalı kafa tabanı ve kafa kubbesi kırıkları ile müterafık

yaygın beyin doku harabiyeti, yaygın SAK nedeniyle

gelişen solunum ve dolaşım durması neticesinde ölümün meydana geldiği (...)

kanaatindeyiz."

23. Yapılan klasik otopsi işlemi sırasında ayrıca ceset

üzerinden doku, kan ve idrar örnekleri alınmış ve bu örnekler toksikolojik inceleme amaçlı Adana Adli Tıp Grup Başkanlığı

Kimya İhtisas Dairesine gönderilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde ölen

kişiden alınan kanda alkol, uyutucu ve uyuşturucu madde bulunamadığı

belirtilmiştir. Keza ölen kişiden alınan idrarda da uyutucu ve uyuşturucu madde

bulunamamıştır.

24. Başvurucunun oğlu G.Ç. ile Topçu Er Y.D. ve Topçu Er R.K.nin el ve yüz bölgesinden atış artığı transfer kitiyle

alınan svaplar üzerinde Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Kimyasal İnceleme Laboratuvarı

görevlileri tarafından atış artığı analizi yapılmıştır. Kimyasal İnceleme

Laboratuvarı görevlileri tarafından hazırlanan 13/4/2012 tarihli uzmanlık

raporuna göre G.Ç.nin sağ el dış ve sol el dış

bölgesinden alınan svaplarda atış artığı tespit

edilmiştir. Topçu Er Y.D. ile Topçu Er R.K.den alınan

svaplar üzerinde yapılan incelemede ise atış

artıklarına rastlanmamıştır. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına

giysiler üzerinde yapılan atış artığı analizi sonucunda ise G.Ç.ye ait

siperliğin ön tarafında atış artığı tespit edilmiştir. Ayrıca ölüm olayının

gerçekleştiği aracın sol ön kapı iç kısmından, sol ön kapı iç kısım üst

tarafından ve son ön kapı ile arka kapı arasından alınan svaplar

üzerinde atış artığı tespit edilmiştir.

25. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan

G.Ç.ye ait 519858 seri numaralı G-3 marka silah ve şarjör ile bir adet 7.62x51

çapında MKE ibareli fişek ve üç adet 7.62x51 mm çapında kovan gerekli

tetkiklerin yapılması amacıyla Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal

Daire Başkanlığı Balistik İnceleme Laboratuvarına gönderilmiştir. Balistik

İnceleme Laboratuvarının 6/3/2012 tarihli uzmanlık raporunda, 519858 seri

numaralı silahın ateş etmesine mani mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı,

incelenmek için gönderilen 7.62x51 mm çap ve tipindeki üç adet kovanın 519858

seri numaralı silah ile atılmış olduğu, bir adet fişek üzerinde yapılan

incelemede ise mukayeseye elverişli karakteristik bir iz bulunamadığı

tespitleri yapılmıştır. Askerî Savcılık bu konu ile ilgili olarak ayrıca G-3

piyade tüfekleri seri konumdayken tetiğine bir kez basıldığında bir ya da iki

adet fişeği ateşleyip ateşleyemeyeceği hususunu tespit edebilmek için bilirkişi

raporu almıştır. MKE Silah Fabrikası Müdürlüğü tarafından hazırlanan bilirkişi

raporunda, G-3 piyade tüfeği ile emniyet mandalı seri konumdayken ateş

edildiğinde en az bir adet atış yapılabileceği, uzman bir atıcı tarafından

tetiğe basış yeri ve parmağı çekme süresi ayarlanarak tetiğe bir kez basıldığında

bir ya da iki adet atış yapmanın mümkün olduğu belirtilmiştir.

26. Askerî Savcılık, Kurmay Albay M.A.ya

hitaben kaleme alınan dilekçenin G.Ç.nin elinden

çıkıp çıkmadığının tespit edilmesi amacıyla da araştırmalar yapmıştır. Askerî

Savcılık, bu dilekçe ile G.Ç.nin el yazı örneklerini

içeren diğer bazı belgeleri Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal

Daire Başkanlığı El Yazısı ve Doküman İnceleme Laboratuvarına göndermiş ve bu

dilekçenin G.Ç.ye ait diğer yazılarla mukayese edilmesini ve nihayetinde bir

rapor tanzim edilerek Askerî Savcılığa gönderilmesini talep etmiştir. El Yazısı

ve Doküman İnceleme Uzmanları B.T. ile M.D. tarafından hazırlanan 8/3/2012

tarihli uzmanlık raporunda, gönderilen yazı örnekleri üzerinde doküman inceleme

(VSC-5000) ve makroskop (LEICA M 420) cihazı ile

fiziki, optik, karakteristik inceleme ve karşılaştırmalar yapıldığı

belirtilmiş; yapılan bu incelemeler neticesinde söz konusu dilekçenin G.Ç.nin elinden çıktığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

27. Olay yerinde bulunan G-3 piyade tüfeği ile şarjör üzerinde

yapılan parmak izi incelemesinde mukayeseye elverişli iz olmadığı tespit

edilmiştir. Bunun üzerine Askerî Savcılık, söz konusu silah üzerinde parmak

izinin hangi nedenlerle bulunamamış olabileceğine dair bir bilirkişi raporu almıştır.

Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme ekibinde görevli Astsubay

M.D. tarafından hazırlanan 22/6/2012 tarihli bilirkişi raporunda özetle parmak

izlerinin kalış süresinin ortamın sıcaklık, nem ve toz durumuna göre

değişebileceği, bunun yanı sıra temas edilen yüzeyin kayması hâlinde mevcut

izlerin kaymadan dolayı da bozulabileceği, söz konusu olayda tüfekte kayma

gerçekleşmiş ise öncesinde oluşan izlerin mukayeseye elverişli olmayacak

şekilde bozulabileceği belirtilmiştir.

2. Soruşturma Kapsamında

İfadesi Alınan Kişilerin Beyanları

28. Askerî savcı, olaydan hemen sonra 3/2/2012 tarihinde bazı

askerlerin ifadesini almıştır.

29. G.Ç.yi vurulmuş vaziyette ilk

gören kişilerden biri olan Topçu Er Y.D. 3/2/2012 tarihli ifadesinde olay anına

ilişkin olarak özetle Topçu Er R.K. ile birlikte garaj bölgesindeyken yanlarına

G.Ç.nin geldiğini, G.Ç.nin

bu sırada ellerinde mermi olduğunu ve bu mermileri havaya atıp tutarak bunlarla

kendince oyun oynadığını, bu sırada G.Ç.nin gayet

neşeli olduğunu, daha sonra G.Ç.nin aracı park

ettiğini, kendisinin de hobi merkezine doğru yürümeye başladığını, hobi

merkezine doğru giderken bir el silah sesi duyduğunu, silah sesinin gelmesi

üzerine garaj bölgesine doğru koştuğunu, o sırada garaj bölgesinde bulunan

Topçu Er R.K.nin silah sesinin araçtan geldiğini

işaret ettiğini, bu sırada araçtan iki el daha ateş edildiğini, ilk silah sesi

ile ikinci silah sesi arasında yaklaşık on on beş saniye olduğunu, aracın şoför

mahallinde G.Ç.yi başı öne düşmüş vaziyette

gördüğünü, tüfeğin G.Ç.nin kucağında namlusu yukarıyı

gösterir şekilde durduğunu, bunun üzerine hemen telefona sarıldığını ve

garajlar bölgesine bir ambulansın gelmesi gerektiğini bildirdiğini, ambulans

gelince G.Ç.ye sağlık görevlileriyle birlikte müdahale ettiklerini, bu sırada

kendisinin G.Ç.nin tüfeğini alarak kenara attığını,

sağlık görevlilerinin ise onu ambulansa taşıdığını belirtmiştir. Topçu Er Y.D.

ayrıca G.Ç.nin neşeli bir insan olduğunu ancak son

zamanlarda komutanların baskıcı davranışlarından bıkmış durumda olduğunu,

nitekim olay günü öğlen içtimasına geç geldiği için

hakkında tutanak düzenlendiğini, G.Ç.nin de bunun

üzerine bir şikâyet dilekçesi yazdığını ifade etmiştir.

30. G.Ç.yi vurulmuş vaziyette ilk

gören kişilerden biri olan Topçu Er R.K., 3/2/2012 tarihli ifadesinde olay

anına ilişkin olarak özetle G.Ç.nin olay günü

aracıyla garaj bölgesine geldiğini ve garaj bölgesinde bir tur attıktan sonra

Topçu Er Y.D. ile konuştuğunu, bu esnada G.Ç.nin

elinde bir şey olup olmadığını görmediğini çünkü G.Ç.nin

araçtan inmediğini, daha sonra yanına geldiğini ve aralarında kısa bir konuşma

geçtiğini, ardından G.Ç.nin aracı park ettiğini,

aracı park ettikten sonra araçtan inmediğini, bu sırada bir el silah sesi

duyduğunu, aracın şoför mahallinde oturan G.Ç.nin

bulunduğu yerden dışarıya doğru ateş edildiğini gördüğünü, ilk silah sesiyle

ikinci silah sesi arasında otuz saniyeden fazla olmayan bir süre geçtiğini, o

sırada aracın kapısının açık olup olmadığını hatırlamadığını, bu olay üzerine

Topçu Er Y.D.nin ambulans çağırdığını, ambulansın

gelmesi üzerine G.Ç.ye müdahale edildiğini, kendisinin araca ve G.Ç.ye

dokunmadığını belirtmiştir.

31. Askerî savcı, RDM'de psikolojik

danışman olarak görev yapan E.A.nın 3/2/2012

tarihinde ifadesini almıştır. E.A. ifadesinde G.Ç.yi

ilk kez 2/2/2012 tarihinde RDM'ye gelmesiyle

tanıdığını belirtmiş ve genel olarak 2/2/2012 tarihli görüşme sonucunda

doldurduğu formdaki bilgileri tekrar ifade etmiştir. E.A. ayrıca silah sesinin

duyulmasından kısa bir süre sonra revir acil telefonunun arandığını, telefonu

kendisinin açtığını, telefonun karşı tarafındaki askerin "Alay karargâh garajına acil bir ambulans!"

diye bağırdığını ve ardından bir çığlık attığını, bunun üzerine ambulansı ve

sağlık ekibini olay yerine yönlendirdiğini, olay yerine giden sıhhıye askerin kendisini arayarak nabız alamadığını

söylediğini, kendisinin de kişiyi derhâl devlet hastanesine götürmeleri

gerektiğini söylediğini belirtmiştir.

32. Askerî savcı, bunun üzerine revirde sağlık görevlisi olarak

görev yapan Topçu Er Y.S.nin ifadesini almıştır.

Topçu Er Y.S. ifadesinde özetle olayın kendilerine bildirilmesi üzerine derhâl

garaj bölgesine hareket ettiklerini, olay yerine vardıklarında G.Ç.nin şoför mahallinde oturur pozisyonda ve bacaklarının

arasında namlusu yukarıyı gösterir şekilde bir G-3 piyade tüfeği olduğunu

gördüğünü, aracın şoför bölümünün kapısının açık olduğunu, olay yerindekilere G.Ç.nin kucağında bulunan silahı almaları konusunda

seslendiğini, bu sırada kendisinin de G.Ç.nin nabzına

baktığını ancak nabız alamadığını, verilen talimat doğrultusunda G.Ç.yi araçtan çıkardığını ve hastaneye götürdüğünü ancak

hastanedeki doktorların G.Ç.nin yaşamını yitirdiğini

söylediğini belirtmiştir.

33. Askerî savcı, aynı gün Topçu Üsteğmen S.U.nun

ifadesini almıştır. Üsteğmen S.U. 3/2/2012 tarihli ifadesinde özetle on gündür

vekâleten bölük komutanı olarak görev yaptığını, G.Ç.nin

... plakalı aracın şoförü olarak, kışla nizamiyesinde de nöbet tutmakla görevli

olduğunu, G.Ç.nin disiplinsiz bir asker olduğunu, en

son 2/2/2012 tarihinde G.Ç.nin öğlen içtimasına katılmadığını tespit ettiğini ve bu konuda

tutanak düzenlediğini belirtmiştir. Üsteğmen S.U. ayrıca G.Ç.nin

neşeli bir asker olduğunu ve arkadaşlarıyla iyi geçindiğini, kimseyle bir

husumetinin bulunup bulunmadığını ise bilmediğini ifade etmiştir.

34. Askerî savcı, olaydan sonra başvurucunun da ifadesini

almıştır. Başvurucu, askerî savcı huzurunda verdiği 4/2/2012 tarihli ifadesinde

özetle oğlu ile askerlik süresi boyunca çeşitli defa telefonla görüştüğünü,

oğlunun normalde yasak olmasına karşın askerdeyken cep telefonu kullandığını,

telefonla yaptıkları görüşmelerde oğlunun askerliğin yorucu ve psikolojik

anlamda sıkıntılı geçtiğinden bahsettiğini, oğlunun özellikle Üsteğmen S.U.nun üzerine gelmesinden, kendisine psikolojik baskı

uygulamasından yakındığını, oğlunun kendisine dinlenme imkânı verilmediğinden

şikâyet ettiğini, son yaptıkları konuşmada oğlunun yine bunlardan şikâyetçi

olduğunu ve bu sebeple RDM'ye gittiğini belirtmiştir.

Başvurucu ayrıca oğlunun olay günü kız arkadaşı T.K. ile telefonla görüştüğünü,

oğlunun bu görüşmede kız arkadaşına aldığı cezalardan ve askerliğinin

uzayacağından söz ettiğini ifade etmiştir. Başvurucu, oğlunun kız arkadaşının

bu konuşma esnasında önce bir el ardından iki el daha silah sesi duyduğunu

söylediğini ifade etmiştir. Başvurucu, soruşturmanın ilerleyen safhalarında da

Askerî Savcılığa birçok dilekçe vererek olaya ilişkin iddialarını sürdürmüştür.

35. Askerî Savcılık, başvurucunun ifadesi üzerine G.Ç.nin olay anında telefonla kiminle görüştüğünü tespit

etmek için bazı araştırmalar yapmıştır. Askerî Savcılık, yaptığı araştırmalar

neticesinde G.Ç.nin olay anında telefonla konuştuğu

kişinin T.K. adlı bir kişi olduğunu tespit etmiş ve istinabe yoluyla bu kişinin

ifadesini almıştır. 14/3/2012 tarihinde istinabe yoluyla dinlenen T.K.nin ifadesi şöyledir:

"SORULDU/CEVABEN: Ben, [G.Ç.] ile önceden sevgili tarzında arkadaştım. Ancak Nisan

ya da Mayıs 2011 gibi kavga edip ayrıldık. [G.Ç.] Temmuz'da askere gittikten sonra kendisiyle 2011

Eylül gibi yeniden normal arkadaş olarak konuşmaya başladık. Eski konulara

girsek de sevgili değildik dedi.

SORULDU/CEVABEN: 02.02.2012 tarihinde bana ait

0-5... numaralı telefon ile [G.Ç.ye]

ait 0-5... numaralı telefon arasında saat 20:00 sularında bir görüşme

gerçekleşmiştir. Bu konuşma gerçekleşmeden önce [G.Ç.] bana iki adet mesaj atmış. Telefonum şarjda olduğu

için bu mesajların sonradan farkına vardım. Bana saat 19:45 ve 19:48 itibarıyla

iki mesaj atmış dedi.

Tanıktan cep telefonu alınarak 0-5... numaralı

telefondan 02.02.2012 tarihinde atılan iki adet mesajın olduğu görüldü.

Saat 19:45'te atılan mesajın aynen "Bu

gece hakkını helal et bana ..! Seni üzdüm o kadar.. Belki son kez üzücem bu gece.. Bak kardeşim aynı bana benziyormuş.. Onun

elinden sen tut sev onu bn gıbı

buyut bıraz.. ben sıkıldım

bu askerlik oyunundan hayattan..!" olduğu görüldü.

Saat 19:48'de atılan mesajın ise aynen

"Ha bu aradaa.. Bunu virgul

değil.. Bir hayat hikayesinin son noktası kabul et..! Her ne kadar uzduysem seni uzuldum ve sevdim..

SevdiğimM.. !" şeklinde olduğu görüldü. Telefon

tanığa iade edildi.

SORULDU/CEVABEN: Ben telefonu elime alıp bu

mesajları gördükten sonra evimizde bulunan benden iki yaş büyük teyzem ve

arkadaşımın yanına gittim. Mesajları okudum. Yapmaz değil mi dedim. Teyzem

yapmaz, her zamanki [G.Ç.]

işte dedi. Çünkü [G.Ç.nin] her zaman böyle konuşmaları olurdu. Ancak kendini

öldürecek cesareti yoktu. Ben tam cevap yazarken [G.Ç.] beni aradı. Ben telefonu açar açmaz beni dinle dedim.

O beni dinle dedi. Bu şekilde karşılıklı dinle derken telefonu kapattı. Ben

tekrar kendisini aradım. Beni dinlemesini istedim "aileni düşün,

kardeşinin psikolojisini düşün, kendine zarar vermen için bir neden yok"

dedim. [G.Ç.] bana cevaben bir

yıl ceza aldığını artık katlanamadığını, bu cezaya dayanamayacağını söyledi.

Sonradan öğrendiğimize göre meğerse bu cezası kesinleşmemiş. Adını bilmediğim

bir üsteğmen gözünü korkutmak için askerliğini yakarım senin, bir yıl hapis

cezası alacaksın demiş. Biz bunları sonradan öğrendik. Ben telefonda ailene ve

bizlere bu cezayı ödetme, madem bir yıl ceza aldın çek gel dedim. Bana seni

sevdiğimi unutma dedi. Ben de biliyorum dedim. Buradakiler benim yaptıklarıma

dayanamıyor, çok uğraşıyorlar dedi. Bu arada bir el silah sesi duyuldu.

[G.Ç.] bana bu silah sesi gerçek farkında

mısın dedi. Ben de farkındayım ama sen yapmayacaksın dedim. Bu sırada [G.Ç.] "Y. gir içeri" diye bağırdı ve ikinci bir

el silah sesi duyuldu. Bu sırada birinin "[G.Ç.] [ölen kişinin

ismi]" diye feryadı duyuldu. Ben hemen

yan odadaki annemlerin yanına koştum, fenalaşmışım. Annemlerin dedigine gore sıktı demişim. [G.Ç.nin] hastaneye

kaldırılırken öldüğü bize söylendi. Ancak anladığım kadarıyla [G.Ç.] kendisine biz telefonla konuşurken sıktı ama tabii

ki kendi mi sıktı onu bilemem dedi.

SORULDU/CEVABEN: Ben toplam iki el silah sesi

duydum. Bu iki silah sesi arasında çok fazla bir zaman aralığı yoktu. Ben ilk

silah sesinden sonra paniklediğim için arada konuştuysak da hatırlamıyorum

dedi.

SORULDU/CEVABEN: Olay

olduktan sonra ben fenalaşınca kuzenim benim telefonumu almış, karşı taraftan

telefon kapanmadığı için bağrış çağrış sesleri duyuluyormuş. Daha sonra telefon

kapanmış. Annem benim telefonumdan ya da kendi telefonundan [G.Ç.nin] telefonunun

aradı. Ancak telefon açılmamış. Biz olay nedeniyle [G.Ç.nin] kuzeni [N.]

Abiyi aradık. O [G.Ç.nin] telefonunu

arayınca biri açmış ancak konuşma içeriğini bilmiyorum. Biz daha sonra

askeriyeyi arayınca nöbette dediler dedi.

SORULDU/CEVABEN: [G.Ç.] yukarıda belirttiklerim haricinde bana bir

şikayetinden bahsetmedi. Ancak annem [Z.K.] ile olan konuşmasında "orada çok fazla olay

yaşandığından" anneme bahsetmiş. Yine babasından duyduğuma göre

bağcıklarını yanlış bağlaması nedeniyle bir hafta ceza almış. Yine sonradan

öğrendiğime göre [G.Ç.] bir

şikayet mektubu yazmış ve eğer bu olay olmasa geri hizmete alınacakmış. Yine

sonradan öğrendiğime göre aynı yerde Ocak ayında bir intihar olmuş. Hatta

yılbaşı akşamıymış. [G.Ç.nin] psikolojik sıkıntısı yoksa da çok sinirli, bir anda

parlayan bir kişiliği vardı. Aslında yaşamı çok severse de bu tarz eğilimleri

vardı. Yani kedine zarar vermekten bahsederdi. Ancak ben onu sakinleştirirdim,

davranışları göz korkutmak amaçlıydı. Ben [H.A.] ve [N.G.nin] adını duymadım. Ancak ben babasından bir üsteğmeni

duydum. Bu isim [S.U.] olabilir

dedi.

SORULDU/CEVABEN: Benim

[G.Ç.] ile yaklaşık 1-1,5

yıllık mazim var. Ancak öncesinde uzaktan tanıyordum. [G.Ç.nin] askerlik öncesi

bir sorunu yoktu. Ailesi bir dediğini iki etmezdi dedi.

SORULDU/CEVABEN: [G.Ç.nin] gelen eşyaları

arasında eksikler var. [G.Ç.] sivilde

de askerde de yazan bir insandı. Günlük veya not tarzı bir şeyler olması lazım.

Hatta bana telefonda sana yollayacağım demişti. İntihar etmiş olsa bir not

bırakacağını düşünüyorum. Bunlar gelmedi. Ayrıca normal eşyaları arasında da

ailesinden duyduğuma göre eksikler varmış dedi.

SORULDU/CEVABEN: Ben

[G.Ç.] ile konuşmalarımız

esnasında [G.Ç.] "Yasin

içeri gir" diye bağırdıktan sonra hemen sonra silah sesi duydum. O sırada [G.Ç.]

veya karşıdaki kişi de bir şey söylüyorsa da

duymadım dedi.

SORULDU/CEVABEN: [G.Ç.] ile ben o akşam kavga etmedik. [G.Ç.nin] benle normalde

birleşme isteği vardı. Bu isteği benim geri çevirdiğim oluyordu. Ancak onun da

biz birlikte olamayız, anlaşamayız tarzı konuşmaları vardı dedi.

SORULDU/CEVABEN: Olay

günü sabahı [G.Ç.] ailesiyle

konuşmuş. Para isteyip çarşıya çıkacağından bahsetmiş. Bunlar bence yaşam

isteğini gösteriyor dedi."

36. Topçu Er Y.D. İle Topçu Er R.K.nin

3/2/2012 tarihli ifadeleri yukarıdaki şekilde olmakla birlikte (bkz. §§ 29,30)

Topçu Er Y.D. 11/6/2012 tarihinde Askerî Savcılığa yeni bir ifade vermiş ve

önceki ifadelerinin bir kısmını değiştirmek istediğini ifade etmiştir. Topçu Er

Y.D.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"02.02.2012 tarihinde meydana gelen [G.Ç.nin] ölümü ile

ilgili olarak daha önce çeşitli tarihlerde ifadelerimi vermiştim. Şuan bu

ifadelerin içeriğinde belli hususları değiştirmek istiyorum. Bu nedenle size

şuan söylediğim hususların haricide daha önce vermiş olduğum ifadelerim doğrudur.

Önceki ifadelerimi kısmen tekrar ederim.

Ben 02.02.2012 tarihinde kullanmakta olduğum

araç ile kışla dışarısında görevim olduğundan dışarıda bulunmaktaydım. Saat

18.00-18.30 sıralarında kışla nizamiyesinden giriş yaptım. Daha önceki

ifadelerimde belirttiğim gibi bazı işlemleri hallettikten sonra bölüğe de

gittikten sonra araç ile garaj bölgesine geçtim. Garaja aracı park ettikten

sonra 076 ibareli garaj binasına girdim. Burada [G.Ç.nin] soruşturma

dosyasında bulunan dilekçeyi yazdığını gördüm. Söz konusu hususların detayını

daha önceki ifadelerimde vermiştim. Bu bölümleri tekrar ederim. Ben [G.Ç.nin] yazdığı

dilekçeyi okudum. Biraz konuştuk. Daha sonrasında ise ben [R.K.] ile birlikte kullanmakta olduğum araçla bölüğe gittim.

Daha önceki ifadelerimde belirttiğim şekilde burada bazı işlemleri

gerçekleştirdim. Ardından yanımda bulunan [R.K.] o gün garaj bölgesinde nöbetçi olacağından hücum

yeleğini silahlıktan birlikte aldık ve devamında garaj bölgesine döndük. Ben bu

aralarda [G.Ç.] ile

karşılaşmadım. Yinegaraj bölgesine döndüğümde [G.Ç.] orada bulunmuyordu. Bu arada mutfak bölümünde

çalışan Topçu Er [E.S.] ben garaj

bölgesine gittikten sonra oraya geldi. Biz [E.S.] ile birlikte 076 ibareli garaj binasının içerisinde

bulunan şoför dinlenme odasına gittik. Burada oturduk. Birlikte uyuşturucu

madde kullandık. Biz bu şekilde söz konusu odada oturup esrar maddesi

kullanırken sözünü ettiğim 076 ibareli binanın dış kapısı kapalı idi. Bizim de

normal şartlar altında o saat itibarı ile bina içerisinde bulunmamız yasaktı.

İçeride otururken dışarıdan bir aracın sesi ve beraberinde çalan korna sesini

duyduk. Biz ilk başta bu nedenle telaşlandık. Ancak sonrasında ben giderek dış

kapıyı açtım. Gelen [G.Ç.] idi.

Aracını 076 ibareli binanın girişine önüne çekmişti ve araçta müzik dinliyordu.

O sırada aracın kapısını açtı. Aramızda kısa bir konuşma geçti. [G.Ç.] bana "4 gündür görüşmüyoruz, takılıyorsunuz,

bana haber vermiyorsunuz, insan kardeşine haber vermez mi?" dedi. Sonra

birlikte binanın içerisine girdik. Daha doğrusu [G.Ç.] önden içeriye girdi ve [E.S.] ile birlikte şoför dinlenme odasına geçtiler. Ben

onlar içeriye geçerken dış kapıyı kapatıyordum. Biz bu şekilde içerideyken [R.K.] dışarıda garaj nöbetini tutuyordu. Bu şekilde üçümüz

söz konusu odaya geçtik. [G.Ç.]

ayakta duruyordu. Havadan sudan birkaç kelime konuştuk. [G.Ç.] elinde bulunan bir şarjörün içerisinde bulunan

mermileri üst tarafından ittirerek masanın üzerine boşalttı. Bunları tespihin

ucuna takarsınız gibisinden sözler söyledi. Bense söz konusu fışekler yüzünden sorumluluk doğabileceği düşüncesiyle bu

fişekleri toplayıp şarjöre taktım ve şarjörü [G.Ç.ye] verdim. [G.Ç.] bu şarjörü ne yaptı tam olarak hatırlayamıyorum. Hücum yeleğinin

üzerine giyili olup olup

olmadığını hatırlamıyorum. Bu şekilde kısa bir süre daha muhabbet ettik. Bu

sırada kızlar hakkında kısa bir muhabbet geçti. Benim [E.] isminde [G.Ç.nin] arkadaşı olan bir kızla muhabbetim geçmekteydi. O

bana bunu sordu. Ben de ona onun kız arkadaşıyla ilgili durumunu sordum.

Devamında kendisi "T.den aman yok ki" gibi bir söz söyledi. Yine

içeride olduğumuz sırada [G.Ç.]

elindeki telefonu kurcalıyordu. Zaten az sonra da içinde bulunduğumuz binadan

dışarıya çıktı. O çıkarken ben de arkasından binanın kapısını kapattım. [G.Ç.] çıkarken yine elinde telefon vardı ve telefon ile

birisi ile konuşmaya başladı. Telefonu tam binadan çıkarken açmıştı. Telefonun

çalması üzerine mi [G.Ç.] açtı

yoksa [G.Ç.] mi diğer tarafı

aradı şuan için hatırlayamıyorum. O esnada kimle konuştuğunu bilmiyorum. Ancak

bildiğim kadarıyla kendisi genellikle ailesi ile ve bunun haricinde kız

arkadaşı [T.] ile görüşürdü. [G.Ç.] çıktıktan sonra ben kapıyı kapattım ve [E.S.nin] bulunduğu odaya

geçtim. Burada bir an için durduktan sonra ben telefonla konuşacağımı

söyleyerek telefonun bulunduğu kısım komutanımızın odasına geçtim. Burada

santral aracılığıyla Çorum'da Osmancık ilçesinde Jandarma olarak askerlik yapan

[M.K.] isimli arkadaşıma bağlandım. Şuan

halen kendisi askerlik görevine devam etmektedir. Kullanmakta olduğu bir cep

telefonu numarası varsa da şuan aklımda olmadığından veremiyorum. Ancak

istendiği takdirde verebilirim.

Ben bu şekilde kısım komutanı odasında

arkadaşım [M.K.]

ile telefonda konuşurken odanın camından dışarısını görebiliyordum. Bu sırada [G.Ç.nin] (...) aracı

vefat ettiği yerde ve pozisyonda duruyordu. Ben bulunduğum yerden [G.Ç.nin] aracın

içerisinde telefon ışığı yanar vaziyette olduğunu görüyordum. Bu şekilde ben

telefonda kısa bir konuşma yaptıktan sonra [E.S.nin]

olduğu odaya geri döndüm. Odada oturduktan

kısa bir süre sonra dışarıdan bir silah sesi geldi. Ben silah sesini duyunca

dışarıya çıktım. [R.K.] garaj

bölgesinde nöbet tuttuğundan ona sesin nerden geldiğini sordum. O da bana

aracın içerisinden geldiğini söyledi. Ben bu şekilde dışarıya çıktığımda [R.K.] park halinde bulunan ve benim kullandığım C. marka

aracın civarında duruyordu. Sesin araçtan geldiğini söyleyince ben araca doğru

koştum. Bu esnada [G.Ç.nin] kullandığı telefonun ışığını görüyordum, ancak [G.Ç.yi] net bir şekilde

göremiyordum. Araca doğru bir miktar koştum. İçgüdüsel olarak aracın önünde

keşif sırasında size gösterdiğim yerde durdum. Bu sırada da zaten araçtan 2 el

silah sesi daha duyuldu. Ayrıca namlunun ucundan çıkan alevi de gördüm. Bu

şekilde [G.Ç.yi] yokladım. Ardından binaya girerek revire telefon ettim. Bundan sonra

olan olaylar daha önceki ifademde belirttiğim gibidir. [E.S.] zaten olayın devamında müdahale olmamış ve doğrudan

oradan ayrılmıştır. Bu arada ben olayın devamında [G.Ç.nin] kullandığı

telefonu görmedim, ancak olay meydana gelirken ışığını gördüğümden orada bir

yere düştüğünü tahmin ediyorum.

(...)

Ben şuan size vermiş olduğum ifadeleri daha

önce beyan etmemiştim. Çünkü esrar maddesi kuIlandığımdan

ceza verilebileceğini düşünmüştüm. Bu nedenle [R.K.de] benzer şekilde ifade vermiştir. İlk akşam o şekilde

ifade verince sonraki ifadelerimizde benzer mahiyette olmuştur. Çevremizdeki

insanlarda daha sonra ifademizi değiştirirsek ceza alabileceğimizi söyleyerek

bizi korkutmuştur. Bunların haricinde farklı ifade vermem yönünde beni

yönlendiren olmamıştır. Bütün söylediklerim doğrudur. Aksi ispatlanacak olursa

cezamı çekmeye hazırım, ancak söylediğim gibi o güne dair aklımda kalan her şey

şuan doğru bir şekilde size anlattım/Bütün söyleyeceklerim bunlardır."

37. Askerî savcı, olayın nasıl gerçekleştiği tespit edebilmek

için 16/7/2012 tarihinde garaj mahallinde bulunan E.S. adlı askeri de

dinlemiştir. E.S., Topçu Er Y.D.nin 11/6/2012 tarihli

ifadesine benzer şekilde ve onu doğrulayıcı nitelikte beyanda bulunmuştur. E.S.

ayrıca G.Ç. ile Topçu Er Y.D.nin samimi iki arkadaş

olduğunu, ne önceki bir tarihte ne de olay günü bu iki kişinin tartıştığına

şahit olduğunu ifade etmiştir.

38. Askerî savcı, gerek G.Ç.nin olay

günü Kurmay Albay M.A.ya hitaben kaleme aldığı

dilekçesindeki iddialar gerekse başvurucunun G.Ç.ye psikolojik baskı

uygulandığı yönündeki iddiaları ile ilgili olarak birçok tanık dinlemiştir.

Askerî Savcılık, askerlerin bir çoğu terhis olduğu için istinabe yoluna

başvurmuş ve dinlenmesini istediği tanıklara aşağıdaki soruların yöneltilmesini

istemiştir:

" [Tanık olarak dinlenen kişinin]

1-Müteveffa [G.Ç.yi] tanıyıp

tanımadığı, tanımakta ise ne sıklıkta görüştüğü, bu görüşmeler sırasında

müteveffanın kendisine herhangi bir probleminden bahsedip bahsetmediği, yine

askerlik yaptığı birlikte herhangi bir kimse ile husumet yaşayıp yaşamadığı,

2-Müteveffanın mevcut herhangi ailevi, maddi

bir problemi yada psikolojik sıkıntısının mevcut olup olmadığını bilip

bilmediği, yine müteveffanın alkol ve uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı

hususunda bilgisi olup olmadığı,

3-[G.Ç.nin] kız arkadaşı

olup olmadığı, kız arkadaşı ile sorunlar yaşayıp yaşamadığı, kendisine bu

konularda herhangi bir probleminden bahsedip etmediği,

4-Müteveffaya, Üsteğmen [S.U.], Astsubay [N.G.] ve Astsubay [H.A.] veya başka herhangi bir rütbeli personel tarafından

herhangi bir şekilde kötü muamelede bulunup bulunulmadığı, kötü muamele varsa

hangi rütbeli personelin ne şekilde müteveffaya kötü muamelede (dayak, küfür,

hakaret vb.) bulunduğu, kötü muamele olayını kendisi dışında gören personel

olup olmadığı, gören varsa gören personelin kim olduğu,

5-Müteveffanın herhangi bir asker arkadaşı ile

husumeti olup olmadığı,

6-Müteveftanm ölüm tarihi olan 02.02.2012 günü

saat 20:00 sıralarında nerede olduğu, olay günü müteveffa ile görüşüp

görüşmediği, görüşmüş ise en son ne şekilde görüştüğü, bu görüşmelerinde

kendisine herhangi bir sıkıntısından bahsedip etmediği."

39. İstinabe yoluyla dinlenen kişiler genel olarak G.Ç.nin ailevi bir sıkıntısının olmadığını ve maddi durumununun iyi olduğunu belirtmişlerdir. Tanıkların

birçoğu ayrıca G.Ç.nin kimseyle husumeti olmayan

neşeli bir asker olduğunu ifade etmiştir. Bununla birlikte bazı tanıklar, G.Ç.nin bazen komutanlarıyla sorunlar yaşadığını ifade

etmiş ancak tanıkların hiçbirisi komutanların G.Ç.ye vurduğu yahut ona

küfrettiği yönünde beyanda bulunmamıştır.

3. Soruşturma Kapsamında

Yapılan Diğer Araştırmalar ve Soruşturma Kapsamında Verilen Kısıtlama Kararı

40. Askerî savcı, olayın nasıl gerçekleştiğini tespit edebilmek

için olay yerinde 5/6/2012 tarihinde keşif yapmıştır. Yapılan keşifte Topçu Er

Y.D., Topçu Er R.K. ve Topçu Er Y.S.nin ifadeleri

alınmıştır. Keşfe başvurucu da katılmış ve askerî savcı tarafından dinlenen

kişilere sorular yöneltmiştir.

41. Beşinci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesi, olay

yerinde yapılan keşiften sonra 13/6/2012 tarihinde Askerî Savcılığın talebi

doğrultusunda soruşturma dosyasında bulunan evrakların incelenmesi ve bu evraklardan

suret alınması hususunda kısıtlama kararı vermiştir. Askerî Mahkeme 10/10/2012

tarihinde ise yine Askerî Savcılığın talebi doğrultusunda kısıtlama kararının

kaldırılmasına karar vermiştir.

42. Askerî Savcılık, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ile

yazışmalar yapmış; G.Ç.nin üzerine kayıtlı telefon

numarasıyla kimlerle görüştüğünü ve mesajlaştığını tespit etmiştir. Askerî

Savcılık bu kapsamda tespit ettiği bazı sivil kişilerin de ifadesini almıştır.

43. Askerî Savcılık ayrıca G.Ç.nin

Facebook hesabını incelemiştir. Bu inceleme neticesinde G.Ç.nin

Facebook hesabında 2/2/2012 tarihinde saat 16.07'de telefon ile "Geldii geldii.. artık bir filmin sonuna geldi..!",

saat 19.50'de de "Üzülmeyin ben hep

yanınızdayım..!" şeklinde yazılar yazdığı tespit edilmiştir.

4. Soruşturma Sonucunda

Verilen Karar

44. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm

verileri değerlendirerek G.Ç.nin ölümünde herhangi

bir kişiye atf-ı kabil kusur ve ihmal bulunmadığı

kanaatine varmış; 23/7/2014 tarihli karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir.

45. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm

verileri değerlendirerek G.Ç.nin kendi iradesi ile

üzerine zimmetli araca gittiği, olaydan önce temin ettiği dolu şarjörü de

yanında araca götürdüğü, T.K. ile yapmış olduğu telefon görüşmesi sırasında

üzerine zimmetli 519858 seri numaralı G-3 piyade tüfeğiyle öncelikle muhtemelen

araç içinden dışarı doğru bir el ateş ettiği, bunu müteakiben söz konusu

silahın dipçiğini muhtemelen şoför mahallinin yan tarafına dayadığı ve silahın

namlusunu açık olan şoför kapısını gösterecek pozisyona getirdiği, akabinde ise

silahın namlusunu kendi ağzına dayadığı ve iradi eylemi ile seri hâldeki

silahın tetiğine basarak bir kez ateş ettiği kanaatine varmıştır. Askerî Savcılık

araç içinde boğuşma veya mücadeleye bağlı herhangi bir dağınıklığa ve ize, G.Ç.nin vücudunda da herhangi bir darp-cebir izine

rastlanmaması, G.Ç.nin herhangi bir kişiyle arasında

husumet bulunmaması, yapılan atışın ağız kısmından bitişik atış olması, kriminal raporlarda G.Ç.nin ateş

ettiğine dair delillerin bulunması hususlarını dikkate alarak ve G.Ç.nin Facebook hesabındaki yazılar ile T.K.ye göndermiş

olduğu mesajları gözönünde bulundurarak olayın üçüncü

kişi ya da kişilerce gerçekleştirilmediği sonucuna ulaşmış ve olayı intihar

olarak nitelendirmiştir.

46. Askerî Savcılık, G.Ç.ye ölümünden önce kötü muamelede

bulunulup bulunulmadığı yahut G.Ç.yi intihara teşvik

eden bir personel olup olmadığı hususundaki değerlendirmesinde ise G.Ç.nin herhangi bir personelden doğrudan fiziki olarak

şiddet gördüğüne dair tanık beyanının bulunmadığını ancak disiplinsiz tavırları

nedeniyle zaman zaman komutanları tarafından ikaz edildiğini belirtmiştir.

Askerî Savcılık, G.Ç.nin olay tarihinde de içtimaya geç kalması ve sakal tıraşı olmaması nedeniyle

Topçu Üsteğmen S.U. tarafından hakkında tutanak düzenlendiği ancak bu esnada

G.Ç.ye karşı herhangi bir müessir fiil ve hakarette bulunulmadığı, yine olay

tarihinden önce rütbeli personel tarafından ya da başka bir askerî personel

tarafından G.Ç.ye müessir fiilde bulunulmadığı sonucuna ulaşmıştır.

47. Başvurucu 18/8/2014 tarihli dilekçe ile kovuşturmaya yer

olmadığı kararına itiraz etmiş ve bu kararın kaldırılması talebinde

bulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde özetle Topçu Er Y.D. ile R.K.nin ifadelerinin çelişkilerle dolu olduğunu, hatta bu

kişilerin ifadelerini daha sonra değiştirdiğini, olayın faillerinin ve

müsebbiplerinin bu kişiler olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu; olaya intihar

süsü verilmiş olabileceğini, araçta mermi deliğinin bulunmamasının şüpheli bir

durum olduğunu, silah üzerinde parmak izi bulunamadığını, delillerin

karartıldığını iddia etmiştir.

48. K.K.K. İkinci Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesi (Askerî

Mahkeme) 2/10/2014 tarihli ve 2014/A-12-344 sayılı karar ile başvurucunun

itirazının reddine karar vermiştir.

49. Bu karar 7/11/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

50. Başvurucu 25/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

C. Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde Açılan Tam Yargı Davası Süreci

51. Başvurucu, maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle

Millî Savunma Bakanlığına başvurmuştur. Millî Savunma Bakanlığı, dilekçeye

süresi içinde cevap vermeyerek başvuruyu zımnen reddetmiştir.

52. Başvurucu, zımni ret üzerine eşi ve oğluyla birlikte 23/1/2013

tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) Millî Savunma Bakanlığı

aleyhine toplam 125.000 TL talepli tam yargı davası açmıştır.

53. AYİM İkinci Dairesi 14/10/2015 tarihli karar ile tarafların

dilekçelerini ve ölüm olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında bulunan

bilgi ve belgeleri dikkate alarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. AYİM

bu kapsamda başvurucu lehine 7.792 TL maddi, 4.500 TL manevi tazminata; ayrıca

ölen kişinin annesi lehine 11.956 TL maddi, 4.500 TL manevi tazminata; kardeşi

lehine ise 2.500 TL manevi tazminata hükmetmiştir.

54. Başvurucu, anılan karara karşı karar düzeltme yoluna

başvurulup başvurulmadığı hususunda herhangi bir açıklama yapmamıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

55. 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu

ve Yargılama Usulü Kanunu’nun “Soruşturma”

kenar başlıklı 96. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Askerî savcı 95 inci maddede yazılı usûl ve yollarla bir suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez,

kamu davasının açılmasına lüzum olup olmadığına karar verilmek üzere bir

soruşturma yapar."

56. 353 sayılı Kanun'un “Askeri

savcıların yetkisi” kenar başlıklı 97. maddesi şöyledir:

"Askerî savcı, gerek doğrudan doğruya ve

gerekse askerî, adlî veya diğer kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü

araştırmayı yapabilir; bütün kamu görevlilerinden ve özel kuruluşlardan

soruşturmaya ilişkin her türlü bilgiyi isteyebilir.

Askerî savcılar; diğer askerî savcılar ile

Cumhuriyet savcılarını istinabe edebilirler.

Askerî, adlî ve diğer kolluk görevlileri,

askerî savcının soruşturmaya ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine

getirmekle yükümlüdür. Bu emirler yazılı; acele hâllerde sözlü olarak verilir.

Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.

Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan

soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden askerî

savcıya vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür."

57. 353 sayılı Kanun'un “Askeri

savcının soruşturma istemi” kenar başlıklı 98. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

"Askeri savcılar, ancak hakim tarafından

yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine lüzum görürlerse, bu istemlerini

nezdinde bulundukları askeri mahkemeye veya işlemin cereyan edeceği yerdeki

askeri mahkemeye, yoksa sulh hakimine bildirirler."

58. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafiin dosyayı

inceleme yetkisi" kenar başlıklı 153. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Müdafiin dosya

içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını

tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim

kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin

yürütülen soruşturmalarda verilebilir:

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

1. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

(...)"

B. Uluslararası Hukuk

59. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur.

(...)"

60. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ölen kişinin

yakınlarının ceza soruşturmasına katılma olanağı bulmasını etkili bir

soruşturmanın önemli bir ilkesi olarak değerlendirmektedir. AİHM, hem

uygulamada hem de teoride hesap verilebilirliğin sağlanması için soruşturmanın

veya sonuçlarının kamuya yeterli şekilde açık olması gerektiğini kabul

etmektedir. AİHM'e göre kamuya açık incelemenin

derecesi davadan davaya değişebilmekle birlikte ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için gerekli olduğu ölçüde soruşturma sürecine dâhil

edilmesi gerekir (Hüseyin İlhan ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 23856/07, 27/8/2013, § 48). Bununla

birlikte ölen kişinin yakınlarının soruşturmaya katılımı, soruşturmanın diğer

aşamalarında da sağlanabilir (Halil

Yeşilyurt ve diğerleri/Türkiye, B. No: 27749/09, 25/6/2015, § 102).

61. İlgili uluslararası hukuk için ayrıca bkz. Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017,

§§ 89-96.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

62. Mahkemenin 22/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

63. Başvurucu; oğlunun askerlik hizmetini ifa etmekte iken

ateşli silah yaralanması sonucu yaşamını yitirmesi üzerine başlatılan soruşturma

sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiği gerekçesiyle

kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, olay ile ilgili olarak yürütülen

soruşturmada bir dizi ihmaller zincirinin olduğunu, olayın açıklığa

kavuşturulamadığını ifade etmiştir. Başvurucu bu kapsamda Topçu Er Y.D. ile R.K.nin şüpheli olarak ifadelerinin alınması için Askerî

Savcılığa müracaat etmiş ise de bundan bir netice alamadığını, bu iki kişinin

yeterli sorgudan geçirilmeden terhis edildiğini, çelişkili ifadeler veren bu

kişilerin daha sonra ifadelerini değiştirdiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca

soruşturmanın adil ve etkin olmadığını, maddi delillerin savcının olaya el

koymasından evvel karartılmış olduğunu, delillerin yok edildiğini, silah

üzerinde parmak izinin bulunamamış olduğunu, olaya karışan kişiler ellerini

yıkamış olduğundan bu kişilerin svaplarının

alınamadığını, oğluna ait cep telefonunun aracın güneşliği ile tavanı

arasındaki bölmeye saklandığını, oğlunun olay yerinden hastaneye götürüldüğünü,

aracın tavanında mermi deliği bulunmamasının şüpheli bir durum olduğunu ifade

etmiştir. Başvurucu, anılan iddialarla Anayasa'nın 4., 17. ve 32. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

64. Başvurucu son olarak soruşturma kapsamında verilen kısıtlama

kararı nedeniyle uzun bir süre dosyanın teferruatına erişilemediğini, kısıtlama

kararının eksik yürütülen soruşturmaya müdahil olunamaması için alındığını

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

65. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, yaşam

hakkının usul yönü ile ilgilidir. Bu itibarla başvurucunun tüm şikâyetlerinin

yaşam hakkının usul yönü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

66. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

67. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

68. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam

hakkının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

69. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete negatif

ve pozitif yükümlülükler yükler (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

70. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

korumaya ilişkin maddi yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de

bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir

soruşturma yürütmeyi gerektirir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

71. Yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülük, her olayda

mutlaka ceza soruşturması yürütülmesini gerektirmemektedir. İhmal nedeniyle

meydana gelen ölüm olaylarında mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle

ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

Ancak somut olay açısından yetkili ve sorumlu kişilerin muhakeme hatasını veya

dikkatsizliği aşan bir ihmalinin yani olası sonuçların farkında olmalarına

rağmen kendilerine verilen yetkileri göz ardı ederek olayda ortaya çıkan

riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almama gibi bir

durumun bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Çünkü bu gibi

durumlarda bireyler kendi inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş

olursa olsun insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler

aleyhine hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması 17.

maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 60-62).

72. Yaşam hakkı kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarının

amacı, yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların ölüm olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

73. Soruşturma yükümlülüğünün sonuç yükümlülüğü değil uygun

araçların kullanılması yükümlülüğü olması, her soruşturmada mağdurların

olaylarla ilgili beyanlarıyla bağdaşan bir sonuca varılması gerektiği anlamına

gelmemektedir. Ancak soruşturma kural olarak olayın gerçekleştiği koşulların

belirlenmesini ve iddiaların doğru olduğunun kanıtlanması hâlinde sorumluların

tespit edilerek cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır (Doğan Demirhan, B. No: 2013/3908,

6/1/2016, § 66).

74. Bu bağlamda ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek ölümü aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Soruşturmada ölüm

olayının nedenini veya sorumlu kişilerin ortaya çıkarılması imkânını zayıflatan

bir eksiklik, etkili soruşturma yürütme kuralıyla çelişme riski taşır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).

75. Bu kapsamda yetkililer, diğer deliller yanında görgü

tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi

incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için

alabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır (Doğan Demirhan, § 68).

76. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veya

karıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olması gerekir. Bu durum sadece

hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda somut

bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

77. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan

hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği

sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır.

Buna ilaveten her olayda ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak

için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

78. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri gözönünde bulundurularak değerlendirilir.

Bu nedenle soruşturmanın etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere

bir asgari soruşturma işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek

mümkün değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri,

B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68)

79. Yukarıda sayılanlara ek olarak yürütülecek soruşturmalarda

makul bir hızla gerçekleştirilme ve özen gösterilme zorunluluğu da zımnen

mevcuttur. Elbette ki bazı durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın

ilerlemesine engel olan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir. Ancak bir

soruşturmada ve devamında yapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareket

etmeleri yaşanan olayları daha sağlıklı bir şekilde aydınlatabilmesi, kişilerin

hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı eylemlere

hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin

engellenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

80. Başvurucu, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. §§ 63, 64)

yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

81. Yaşanan bir ölüm olayının oluşumuna ilişkin delillerin

değerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevidir. Ancak Anayasa

Mahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim şeklini anlayabilmesi ve G.Ç.nin ölümünün “şüpheli” olduğuna dair iddiaların

soruşturma makamları ve derece mahkemeleri tarafından karşılanıp

karşılanmadığını nesnel bir şekilde değerlendirebilmesi için olayın oluşum

şeklini incelemesi gerekebilmektedir.

82. Somut olayda öncelikle delillerin karartıldığı yönündeki

iddianın incelenmesi gerekir. Başvurucu; silah üzerinde parmak izi bulunamamış

olmasına, Topçu Er Y.D.nin olaydan sonra ellerini

yıkamış olmasına, oğluna ait cep telefonunun aracın güneşliği ile tavanı

arasındaki bölmede bulunmasına ve oğlunun olay yerinden hastaneye götürülmesine

vurgu yaparak maddi delillerin askerî savcının olaya el koymasından evvel

karartılmış olduğunu ileri sürmüştür.

83. Başvurucunun anılan iddiaları ile ilgili olarak öncelikle

olay hakkında Askerî Savcılık tarafından resen bir soruşturmanın başlatıldığı,

olaydan haberdar edilen askerî savcının olay anından yaklaşık üç buçuk saat

sonra olay yerine intikal ettiği, bununla birlikte askerî savcının emir ve

talimatları doğrultusunda hareket eden olay yeri inceleme ekibinin olayın

meydana gelmesinden yaklaşık bir saat sonra olay yerine vardığı ve delillerin

muhafazası için gerekli olan tedbirleri aldığı, olay yeri inceleme ekibince

askerî savcının emir ve talimatları doğrultusunda olay yeri incelemesinin

yapıldığı, olay yerinin fotoğraflarının çekildiği ve krokisinin çizildiği, bu

işlemler sonucunda ayrıntılı bir olay yeri inceleme raporunun hazırlandığı

belirtilmelidir. Somut olayın koşulları bağlamında anılan işlemlerin soruşturmanın

seyrini olumsuz olarak etkileyecek kadar geç yapıldığını yahut gereken özende

gerçekleştirilmediğini söylemek mümkün gözükmemektedir.

84. Olay yeri incelemesi sırasında G.Ç.ye ait telefon, aracın

güneşliği ile tavanı arasındaki bölmede bulunmuş ve muhafaza altına alınmıştır.

Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında HTS kayıtları dosyaya eklenmiş ve G.Ç.nin kimlerle telefon görüşmesi yaptığı ve mesajlaştığı

tespit edilmiştir. Bu durumda sadece G.Ç.ye ait telefonun aracın güneşliği ile

tavanı arasındaki bölmede bulunmuş olmasına dayanılarak telefonla ilgili

delillerin yok edildiği sonucuna ulaşılması mümkün gözükmemektedir. Soruşturma

kapsamındaki diğer bilgi ve belgeler ise olay yerinde bulunan telefon ile

ilgili delillerin yok edildiği şüphesini uyandırmamaktadır. Bu bağlamda HTS

kayıtları sayesinde G.Ç.nin olay anında ve olay

öncesinde kimlerle görüştüğünün tespit edildiği, bu kişilerden bazısının Askerî

Savcılık tarafından ifadesinin alındığı ve G.Ç.nin

olayın hemen öncesinde eski kız arkadaşına attığı bazı mesajlara ulaşıldığı

ayrıca belirtilmelidir.

85. Somut olayda, ölüm olayının meydana geldiği yerin tam

manasıyla korunamadığı bir gerçektir. Şöyle ki olayın meydana gelmesinden hemen

sonra garajlar bölgesine intikal eden sağlık görevlileri, G.Ç.ye müdahale etmiş

ve onu araç içinden önce sedyeye, akabinde ise ambulansa taşıyarak hastaneye

götürmüştür (bkz. §§ 31, 32). Topçu Er Y.D. ise bu sırada G.Ç.nin

bacaklarının arasında bulunan tüfeği alarak yere koymuştur (bkz. §§ 29, 36).

Dolayısıyla olay yerinde bazı değişiklikler yapıldığı sabittir. Bununla

birlikte soruşturma kapsamındaki hiçbir bilgi ve belge, sağlık görevlilerinin

ve Topçu Er Y.D.nin delilleri karartmak amacıyla

hareket ettiği görüşünü desteklememektedir. Esasında olay yerine intikal eden

sağlık görevlileri, gerekli ilk yardımı yapabilmek için G.Ç.yi

araçtan çıkarmıştır. Keza Topçu Er Y.D., G.Ç.ye yardım etmeye çalıştığı sırada

tüfeğin yerini değiştirmiştir. Bu durumda yaşıyor olabileceği düşüncesiyle

G.Ç.ye müdahale edilmesi gerekliliğinin olay yerinin olduğu gibi muhafaza

edilmesi gerekliliğine göre öncelik taşıdığı kabul edilmelidir. Kaldı ki askerî

savcı, olay yerindeki bu değişikliğin soruşturmanın seyrini olumsuz

etkilememesi için olay yerinde keşif yapmış ve G.Ç.yi

vurulmuş vaziyette ilk gören kişiler olan Topçu Er Y.D., Topçu Er R.K. ve Topçu

Er Y.S.nin ifadelerini alarak olayın nasıl

gerçekleştiğini tam olarak tespit etmeye çalışmıştır.

86. G.Ç.nin olaydan hemen sonra hastaneye

götürülmesi de G.Ç.ye yapılmak istenen yardımın bir sonucu olarak

değerlendirilmelidir. Tıbben yapılabilecek bir tedavinin mümkün olabileceği

düşüncesiyle kişinin hastaneye götürülmesi somut olayın koşulları bağlamında

makul kabul edilmelidir. Kaldı ki askerî savcı, bu durumun olası bazı olumsuz

sonuçlarını gidermek için de çeşitli adımlar atmıştır. Askerî savcı bu kapsamda

hastanede ölü muayene işlemi gerçekleştirmiş, ölen kişinin el ve yüz svaplarının alınması talimatını vermiştir. Bu kapsamda yapılan

inceleme neticesinde ise G.Ç.nin sağ el dış ve sol el

dış bölgesinden alınan svaplarında atış artığı tespit

edilmiştir.

87. Somut olayda Topçu Er Y.D.nin

ellerinin ve yüzünün olaydan sonra yıkanması bir eksiklik ise de soruşturma

kapsamında elde edilen hiçbir delilin G.Ç.nin üçüncü

kişi ya da kişilerce öldürülmüş olabileceği iddiasını desteklememesi karşısında

bu durumun sonuca etkili olmadığı değerlendirilmiştir. Başvurucu ayrıca olayda

kullanılan silah üzerinde mukayeseye elverişli parmak izinin tespit

edilemediğini ileri sürmüş ise de bu hususta Askerî Savcılık tarafından çeşitli

araştırmaların yapıldığı ve tüfek üzerindeki parmak izlerinin bazı durumlarda

mukayeseye elverişli olmayacak şekilde bozulabileceğinin gerekçeleriyle

birlikte açıklandığı görülmektedir. Başvuru formu ve eklerinden, Askerî

Savcılığın bu konudaki araştırmalarından ve değerlendirmelerinden kuşku

duyulmasını gerektirecek bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

88. Başvurucu, özellikle aracın tavanında mermi deliği bulunmamasına

ve Topçu Er Y.D. ile R.K.nin ifadesini değiştirmesine

vurgu yaparak olayın cinayet olabileceğini ancak bu hususun yeterince

araştırılmadığını ileri sürmüştür.

89. Bu durumda cinayet iddiası kapsamında Askerî Savcılık

tarafından ne tür araştırmalar yapıldığının incelenmesi gerekir.

90. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde olay yeri

incelemesinden hemen sonra ölü muayenesi ve akabinde otopsi işlemlerinin

gerçekleştirildiği görülmektedir. Gerçekleştirilen otopsi işlemi neticesinde

hazırlanan raporda, G.Ç.nin ağız tavanından giren ve

kafasının üst bölgesinden çıkan bir mermiyle yaralandığı, atışın bitişik atış

mesafesinden yapılmış olduğu, G.Ç.nin ölümünün ateşli

silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı beyin doku harabiyeti

sonucu meydana gelmiş olduğu yönünde tespitler yapılmıştır.

91. Soruşturma kapsamında ayrıca kimyasal ve balistik inceleme

raporlarının alındığı görülmektedir. Yapılan balistik inceleme neticesinde olay

yerinde bulunan üç adet mermi kovanının G.Ç.ye ait tüfek ile atılmış olduğu

tespit edilmiştir. Atış artığı ile ilgili olarak yapılan kimyasal inceleme

neticesinde ise G.Ç.nin sağ el dış ve sol el dış

bölgesinden alınan svaplarda atış artığı tespit

edilmiştir. Keza G.Ç.ye ait siperliğin ön tarafından alınan svaplar

ile ölüm olayının gerçekleştiği aracın iç kısmından alınan svaplar

üzerinde de atış artığı tespit edilmiştir. G.Ç.nin

arkadaşlarından alınan svaplarda ise atış artığı

bulunamamıştır.

92. Olayla ilgili olarak ayrıca bazı asker kişiler ile sivil

kişilerin tanık olarak ifadelerinin alındığı, tanık olarak dinlenen bu

kişilerin beyanlarının cinayet iddiasını destekleyecek herhangi bir açıklama

içermediği, aksine bu kişilerin beyanlarının, özellikle de G.Ç.nin

eski kız arkadaşı olduğunu ifade eden T.K.nin

beyanlarının olayın intihar olabileceği yönünde ciddi bilgiler içerdiği

görülmektedir.

93. Bu durumda Askerî Savcılık tarafından G.Ç.nin

üçüncü kişi ya da kişilerin eylemi neticesinde öldürülüp öldürülmediği

hususunda etkili bir soruşturma yürütüldüğü, soruşturma kapsamında elde edilen

hiçbir delilin G.Ç.nin üçüncü kişi ya da kişilerce

öldürülmüş olabileceği iddiasını desteklemediği, dolayısıyla Askerî Savcılığın G.Ç.nin intihar etmek suretiyle hayatına son verdiği

yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektirecek bir durumun somut olayda

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

94. Ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini koruyabilecek

ölçüde soruşturmaya katılmaları da etkili soruşturmanın önemli

unsurlarındandır. Ceza soruşturması süreci bu kapsamda incelendiğinde kısıtlama

kararı nedeniyle belli bir dönem (13/6/2012-10/10/2012) soruşturma dosyasına

erişilememiş ise de başvurucunun gerek kısıtlama kararından önce gerekse

kısıtlama kararının kaldırılmasından sonra soruşturmaya aktif bir şekilde

katılabildiği, delillerini soruşturma makamlarına sunabildiği ve iddialarını

soruşturma makamları önünde dile getirebilme imkânını elde edebildiği

görülmektedir. Bu bağlamda başvurucunun 4/2/2012 tarihinde ifadesinin alındığı,

5/6/2012 tarihinde yapılan keşfe katıldığı ve muhtelif tarihlerde Askerî

Savcılığa dilekçeler vererek soruşturma sürecine etkin bir şekilde katılma

imkânı elde ettiği anlaşılmaktadır.

95. Ayrıca 2 yıl 8 ay gibi makul kabul edilebilecek bir sürede

soruşturmanın sonuçlandırıldığı görülmektedir.

96. Sonuç olarak yukarıdaki tespitler bir arada

değerlendirildiğinde başvuruya konu soruşturmada olayın aydınlatılabilmesi için

gerekli olan adımların zamanında atılmadığı, delillerin toplanması konusunda

gerekli özenin gösterilmediği, başvurucunun etkin bir şekilde soruşturmaya

katılamadığı ve soruşturmanın makul süratle yürütülmediği sonucuna ulaşılması

mümkün gözükmemektedir. Başvuru konusu olayda soruşturma makamlarının elde

ettikleri tüm bulgulara ilişkin kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analiz

yapmadıkları da söylenemez.

97. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu olayda yaşam hakkının

usul yönünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul yönünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

22/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucu

:

Coşkun

ÇİFTLER

Vekili

:

Av. Davut

ERDOĞAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/18624, 22 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucunun Oğlu G.Ç.nin
  7. B. Ceza Soruşturması Süreci
  8. C. Askeri Yüksek İdare
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68)
  16. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  17. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  18. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  19. Yıldırım
  20. Akıncı
  21. Çiftler
  22. Erdoğan
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/18624
Tarih
22 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • Najeebullah Najeebullah Başvurusu (B. No: 2017/34731)
  • M.e. Başvurusu (B. No: 2017/22214)
  • Hüseyin Çağlıyan Başvurusu (B. No: 2014/12553)
  • Ali Demir ve Ali Erden Başvurusu (B. No: 2014/7847)
  • H.v. Başvurusu (B. No: 2017/5249)
  • Bünyami Arıkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5390)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.