İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ali Demir ve Ali Erden Başvurusu (B. No: 2014/7847)

1. Başvuru, tutukluluğun

Başvuru No2014/7847Tarih22 Şubat 2018Okuma16 dk · 3.279 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ali Demir Ve Ali Erden Başvurusu

Karar tarihi
22 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2014/7847
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.279 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun

makul süreyi aşması ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda matbu

gerekçelere yer verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;

özel statülü mahkemece yargılama yapılması, ana dilde savunma talebinin

reddedilmesi, mahkûmiyet kararının gerekçesiz olması, kollukta sorulan

soruların masumiyet karinesini ihlal etmesi, soruşturma dosyasına erişim

kısıtlandığından savunma hakkının kullanılamaması, yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmaması ve delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu haksız yere mahkûmiyet kararı verilmesi nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 30/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvurucusu Ali Erden olan 2014/7848 numaralı bireysel

başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu Ali Erden Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

8. 2014/7848 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının konu

yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/7847 numaralı başvuru ile

birleştirilmesine, incelemenin 2014/7847 başvuru numaralı bireysel başvuru

dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

10. PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün gençlik yapılanmasıyla ilgili

başlatılan soruşturma kapsamda başvuruculardan Ali Erden ve bazı şüpheliler

hakkında fiziki takip yapılmıştır.

11. 10/2/2011 tarihinde 155 Polis İmdat Hattı'nı arayan bir

şahıs, başvurucuların kamu kurumlarına molotof

kokteyli atacağı ihbarında bulunmuştur. Başvurucular ve diğer bir kişi [Ö.K.]

ihbarda belirtilen olay mahallinden kolluk görevlilerini görünce kaçmaya

başlamış, kovalamaca sonucu her üç şahıs da yakalanmıştır. Kolluk

görevlilerinin başvuruculardan Ali Erden'in elinde gördükleri poşet, yapılan

arama sonucu kaçış istikametindeki boş bir arsada içerisindeki dört adet el

yapımı patlayıcıyla birlikte ele geçirilmiştir.

12. 11/2/2011 tarihli polis raporuna göre poşetin dış yüzünden

elde edilen iki adet parmak izinden biri, başvurucu Ali Erden'in sağ el işaret

parmak izi ile aynıdır.

13. Şüpheli Ö.K. 12/2/2011 tarihinde kollukta müdafi huzurundaki

ifadesinde; olay tarihinde diğer şüpheliler Ali Demir ve Ali Erden ile

buluştuklarını, Ali Erden’in Abdullah Öcalan’ın yakalanışının yıl dönümünü

protesto etmek amacıyla eylem yapacaklarını, poşet içerisinde ses bombası

olduğunu ve atacakları yeri söyleyip nasıl çalıştırılacağını anlattığı esnada

polislerin kendilerini görmesi üzerine kaçarkenyakaladıklarını

beyan etmiştir.

14. Başvurucu Ali Erden'in 12/2/2011 tarihinde hakları

hatırlatılarak müdafi huzurunda kollukta alınan ifadesinde; 155 Polis İmdat

Hattı'na gelen ihbar açıklanarak ele geçirilen patlayıcılara, birlikte yakalanan

Ö.K.nın olaya ilişkin beyanlarına, telefonla yaptığı

görüşmelere, ikametinde yapılan aramada bulunan eşyalara, çeşitli yerlere

patlayıcı atılmasına, örgütsel toplantılara katıldığına, Ö.K. ve yakalanan bir

diğer şüpheli E.A.nın terör örgütünün gençlik

yapılanması olan Demokratik Yurtsever Gençlik Meclisi (DYGM) içerisinde

başvurucunun faaliyet gösterdiği şeklinde aleyhindeki beyanı uyarınca örgütsel

yapı içindeki konumuna dair sorular yöneltilmiştir. Başvurucu susma hakkını

kullanmış ve savcılıkta ifade vereceğini belirtmiştir.

15. Başvurucu Ali Demir'e hakları hatırlatılarak müdafi

huzurunda aynı tarihli kollukta alınan ifadesinde; ele geçirilen patlayıcılara,

birlikte yakalanan Ö.K.nın

olaya ilişkin ve başvurucunun DYGM içerisinde yer aldığına ilişkin beyanlarına,

çeşitli yerlere patlayıcı atılmasına, örgütsel toplantılara katıldığına dair

sorular yöneltilmiştir. Başvurucu susma hakkını kullanmış ve savcılıkta ifade

vereceğini belirtmiştir.

16. Başvurucular Ali Erden ve Ali Demir 14/2/2011 tarihli

savcılık ifadelerinde suçlamaları reddetmişlerdir. Ö.K.da savcılık ifadesinde suçlamayı reddederek

kollukta yakalamanın verdiği stresle gerçeğe uygun olmayan ifadeler verdiğini

beyan etmiştir.

17. Gaziantep 5. Sulh Ceza Mahkemesi, 14/2/2011 tarihindeki sorgularının

ardından başvurucular ve diğer üç şüphelinin "PKK/KONGRA-GEL terör

örgütüne üye olma suçunu" işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesi

varlığının bulunması, suçun niteliği, delillerin tamamının toplanmamış olması

gerekçeleriyle tutuklanmalarına karar vermiştir.

18. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga 250. madde ile

görevli) 10/6/2011 tarihli iddianamesi ile başvurucuların tehlikeli maddeleri

izinsiz olarak bulundurma ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarını

işledikleri iddiasıyla ve diğer on dokuz kişi hakkında kamu davası açılmıştır.

19. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. maddesi ile

görevli) 6/9/2011 tarihli ilk duruşmasında, başvurucular Türkçe savunma

yapmamışlardır. Müdafileri de başvurucuların Kürtçe beyanda bulunmaları

nedeniyle savunmaları alınamadığından diyeceklerinin olmadığını ve önceki

beyanlarını tekrar ettiklerini söylemiştir.

20. Başvurucular 26/1/2012 tarihli duruşmaya kadar Türkçe ifade vermemişlerdir.Belirtilen tarihli

duruşmada Türkçe savunmada bulunarak, suçlamaları ve aleyhlerindekibilgi

ve belgeleri kabul etmediklerini belirtmişlerdir.

21. 25/12/2012 tarihli karar duruşmasında başvurucular ek

savunma ve son sözlerini Türkçe ifade etmişlerdir. Başvurucular müdafi de

parmak izinin tek başına suçluluğu göstermeyeceğini ve müsnet

suçun işlediğine dair somut bir delil olmadığını, aksi kanaat halinde tüm lehe

hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir.

22. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 25/12/2012 tarihli

kararıyla başvurucuların terör örgütüne üye olma ve tehlikeli maddeleri izinsiz

olarak bulundurma suçlarından mahkûmiyetlerine ve tutukluluk hâllerinin hükmen

devamına karar verilmiştir.

23. Mahkeme mahkûmiyet gerekçesinde; başvurucu Ali Erden

yönünden iletişim tespit tutanaklarına, fiziki takip sonucunda terör örgütünün

gençlik yapılanması DYGM adına organize edilen toplantılara katıldığının tespit

edildiğine ve DYGM içerisinde faaliyet gösterdiği yönündeki E.A.nın kolluk ifadesine dayanmıştır. Ayrıca birlikte

yakalanan her iki başvurucu açısından da patlayıcı madde inceleme ve parmak izi

inceleme raporları ile diğer sanık Ö.K.nın

müdafisi huzurunda kolluktaki beyanına itibar edildiğini açıklamıştır.

24. Başvurucuların mahkûmiyet kararıyla birlikte verilen

tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara itirazı, Adana 7. Ağır Ceza

Mahkemesinin 14/1/2013 tarihlikararıyla kesin olarak

reddedilmiştir. Bu karar başvuruculara 7/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

25. Temyiz üzerine hükmün; Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 17/1/2014

tarihli kararıyla başvurucu Ali Erden yönünden onanmasına, başvurucu Ali Demir

yönünden ise tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan onanmasına,

terör örgütüne üye olma suçundan bozulmasına karar verilmiştir.

26. Anılan karar başvurucular vekiline 8/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiş, 30/5/2014 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

27. Diğer taraftan UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgelerden başvurucuların, 25/12/2012 tarihli mahkûmiyet kararına konu

yargılandıkları davada, tutukluluk süresinin makul olmadığı ve tutukluluğun

devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğu yönünde 25/2/2013

tarihinde 2013/1912 ve 2013/1913 sayılı bireysel başvurularda bulundukları

tespit edilmiştir. Bu başvurular, mahkûmiyetin kesinleştiği 17/1/2014

tarihinden itibaren 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânının olduğu

belirtilerek başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

28. Mahkemenin 22/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucular, tutukluluğun makul süreyi aşması ve

tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda matbu gerekçelere yer verilmesi

nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (5) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Kabul edilebilirlik

şartları ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle

düzenlenir."

31.Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 80. maddesi şöyledir:

"(1) Bölümler ya da komisyonlarca yargılamanın her

aşamasında aşağıdaki hallerde düşme kararı verilebilir:

…

ç)

Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden ötürü,

başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi.

(2) Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen

nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının

gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir."

32. Anılan düzenlemeler uyarınca Anayasa Mahkemesi başvurucunun

davadan açıkça feragat etmesi, davasını takipsiz bıraktığının anlaşılması,

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması ya da Anayasa Mahkemesince

saptanan benzer nitelikteki başka bir gerekçeden dolayı başvurunun

incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine

varması hâlinde başvuru hakkında düşme kararı verebilmektedir (Bayram Şahin, B. No: 2013/463, 16/5/2013,

§ 16).

33. Somut olayda başvurucuların temel şikâyeti tutukluluğun

hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiği iddiasıdır.

34. Başvurucuların bireysel başvuru konusu olan yargılama

sürecinde mahkûmiyet kararı sonrasında tutukluluğa ilişkin aynı nedenlerle

bireysel başvurularda bulundukları, 17/9/2014 ve 12/3/2015 tarihlerinde Anayasa

Mahkemesince başvuruların başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verildiği

anlaşılmaktadır (bkz. § 27).

35. Öte yandan İçtüzük'ün 80.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen başvurunun incelenmesinin

devamında Anayasa'nın uygulanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı herhangi bir

durumun da söz konusu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

36. Dolayısıyla başvurucuların söz konusu temel şikâyetinin daha

önceden Anayasa Mahkemesince değerlendirilerek bu konuda karar verilmesi

nedeniyle başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

bulunmadığı anlaşılmıştır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Kanuni Hâkim

Güvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

38. Başvurucular; 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile görevli

mahkemede yargılanmalarının kanuni hâkim güvencesini ihlal ettiğini ileri

sürmüşlerdir.

39. Bakanlık görüş yazısında, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına atıfla yargılamanın ilgili kanun

çerçevesinde kurulan mahkemece yapıldığına işaret edilmiştir.

b. Değerlendirme

40. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzük'ün

59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucuların; başvuru konusu

olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal

edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki

haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri ve

delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

41. Başvurucular, ihlal iddiasını salt özel yetkili mahkemede

yargılanmalarına dayandırmış bu durumun neden kanuni hâkim ilkesine aykırı

olduğunu temellendirmemişlerdir. Bir başka ifadeyle Mahkemenin hangi somut

özelliğinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği konusunda bir açıklamada

bulunmamışlardır. Bu nedenle ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olguların

ispatına ilişkin yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucuların iddialarını

temellendirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tercümandan Yararlanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

43. Başvurucular, ana dilde savunma hakkı tanınmaması nedeniyle

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

44. Bakanlık görüş yazısında, savunmanın Türkçe yapıldığına

vurgu yapılarak bu konudaki Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına

değinilmiştir.

b. Değerlendirme

45. Mahkemede kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı

takdirde bir tercümanın yardımından ücretsiz olarak yararlanma hakkı yalnızca

hakkında suç isnadında bulunulan kişilere tanınmış bir haktır ve bu haktan

faydalanabilmek için sanığın ödeme gücü olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır

(Ali İlhan Bayar, B. No:

2013/725, 19/11/2014, § 51).

46. Bu hak, Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsam ve

içeriğinden sadece mahkemede konuşulan dili bilmeyenlerin kullanabileceği bir

haktır. Mahkemenin dilini “anlayan” ve “konuşan” bir sanığın başka bir dilde

-mensubu olduğu etnik dilde- savunma yapabilmesi için tercümandan yararlanma

talebinde ısrar edemeyecektir (Nihat Baymiş, B.

No: 2014/10373, 30/6/2016, §§ 35-38).

47. Başvuru konusu olayda 10/2/2011 tarihinde gözaltına alınan

başvurucular kollukta susma haklarını kullanarak Cumhuriyet savcısına ifade

vereceklerini beyan etmişler ve 14/2/2011 tarihinde Cumhuriyet savcısına Türkçe

ifade vermişlerdir. Kovuşturma aşamasında ise 6/9/2011 tarihli ilk duruşmada

Kürtçe savunma yapmayı talep etmişlerse de Türkçeyi bildikleri ve soruşturma

aşamasında ifadelerini Türkçe verdikleri gerekçesiyle tercümandan yararlanma

istekleri kabul edilmemiştir. Başvurucular 26/1/2012 tarihli duruşmada Türkçe

savunma yapmak istemişler ve Türkçe olarak ifadelerini vermişlerdir. Bu

durumda, mahkemenin dilini “anlayan” ve “konuşan” başvurucuların, ana

dillerinde savunma yapabilmesi için tercümandan yararlanma taleplerinin kabul

edilmemesinin savunma hakkını kısıtlamadığı ve dolayısıyla adil yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle tercümandan yararlanma hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

49. Başvurucular, varsayımlar üzerinden verilen mahkûmiyet

kararının gerekçesizolduğunu ileri sürmüşlerdir.

50. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu AİHM'in

birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de

kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah

Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

51. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

52. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından

yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 57).

53. Somut olayda yapılan açık yargılama sonunda tarafların

davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışılarak

verilen kararda, hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir.

Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm ve

gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına

yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Masumiyet Karinesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

55. Başvurucular, polis sorgusunda soruşturma tekniğine aykırı

olarak sorulan soruların masumiyet karinesini ihlal ettiğini ileri

sürmüşlerdir.

56. Bakanlık görüş yazısında, masumiyet karinesine yönelik

Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarından söz edilerek başvurucuya soruşturma

dosyasındaki somut bilgi ve belgelere dayanılarak sorular sorulduğu ve

başvurucunun da susma hakkını kullanarak ifadesini savcılıkta vereceğini beyan

ettiği vurgulanmıştır.

b. Değerlendirme

57. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile "adil

yargılanma" hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat

edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı

düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954,15/2/2017,

§ 33).

58. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin

adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar

masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir

gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Anılan

karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu

olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Ayrıca hiç kimse,

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri

tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

59. Somut olayda başvuruculara soruşturma aşamasında kolluk

tarafından sorulan sorular suç isnadı altında bulundukları soruşturma konusu

olaya ilişkindir. Bu soruların başvurucular aleyhine ifadelerde bulunan bir

kısım şüpheliler Ö.K. ve E.A.nın

beyanları uyarınca ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelere dayalı olarak

maddi gerçeğe ulaşmak için sorulduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle

başvurucuların başka bir olaydan ötürü yürütülen ceza soruşturmasındaki fiilden

dolayı ve suçlu oldukları imasıyla bir soru sorulmamıştır. Sonuç olarak

masumiyet karinesine yönelik bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde

güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Savunma İçin Gerekli

Kolaylıklara Sahip Olma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

61. Başvurucular, soruşturma aşamasında alınan gizlilik kararı

nedeniyle savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

62. Bakanlık görüş yazısında, AİHM kararlarına atıfla

soruşturmanın etkili bir şekilde yürütülmesi ve şüphelilerin delilleri

karartmalarını önlemek için bazı delillerin gizli tutulabileceği belirtilerek,

başvuru dosyasında soruşturma aşamasında hangi temel bilgi ve belgelere

ulaşılamadığının açıklanmadığına işaret edilmiştir.

b. Değerlendirme

63. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

20).

64. Somut olayda soruşturma aşamasında kısıtlama (gizlilik)

kararı nedeniyle yargılamanın seyrini ve sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir

imkândan mahrum bırakıldığına ilişkin şikâyetin, yargılama esnasında

duruşmalarda dile getirilmediği gibi temyiz dilekçesinde de başvurucuların

böyle bir iddiada bulunmadıkları anlaşılmaktadır.

65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

6. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

66. Başvurucular, haklarında açılan ve mahkûmiyetle neticelenen

kamu davasının makul sürede sonuçlandırılamadığını ileri sürmüşlerdir.

67. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında bir suç

isnadına dayalı yargılamaların makul sürede karara bağlanması gerektiğine dair

temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda kararlar

verilmiştir (B.E., B. No:

2012/625, 9/1/2014; Ersin Ceyhan,

B. No: 2013/695, 9/1/2014). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir husus bulumamaktadır.

68. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması ya da kamu davasının

açılması anıdır (Ersin Ceyhan, §

35). Somut başvuru açısından sürenin başlangıcının başvurucuların gözaltına

alındığı 10/2/2011 tarihi, sürenin sonunun ise suç isnadının nihai olarak

karara bağlandığı Yargıtay 9. Ceza Dairesince kararın onandığı 17/1/2014 tarihi

olduğu anlaşılmıştır.

69. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde; davanın, iki

dereceli bir yargılama sisteminde toplam 2 yıl 11 ay 7 gün sürdüğü, yargılama

sürecinin bütünü dikkate alındığında başvurucuların haklarını ihlal edecek bir

gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

70. Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

7. Yargılamanın Sonucuna

İlişkin İddialar

71. Başvurucular; deliller eksik ve hatalı değerlendirilerek

haksız yere mahkûmiyetlerine karar verilmek suretiyle suç ve cezaların

kanuniliği ilkesinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, düşünce ve

kanaat hürriyetinin, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün ve etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

72. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğundan bu kapsamda değerlendirme yapılmıştır.

73. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği

belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi

kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B.

No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

74. Mahkûmiyet hükmü; iletişimin dinlenmesi, ihbar, fiziki

takip, arama ve yakalama tutanaklarına, ekspertiz ve bilirkişi raporlarına,

aynı soruşturma kapsamında başka bir mahkemede yargılanan E.A. ile başvurucularla

birlikte yakalanan diğer bir sanık Ö.K.nın

kolluktaki beyanlarına dayandırılmıştır. Başvuru dosyası incelendiğinde

başvuruculara delillerini sunma, inceletme ve itiraz etme hususlarında uygun

olanakların sağlanmadığına ilişkin bir iddiaya rastlanmamış olup Mahkemenin ve Yargıtayın kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

75. Başvurucular tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının

yukarıda belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın incelenmesinin sürdürülmesini haklı

kılan bir neden görülmemesi nedeniyle DÜŞMESİNE,

B. 1. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tercümandan yararlanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Savunma için gerekli kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

22/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

SEVTEKİN

Başvurucular

:

1. Ali DEMİR

2. Ali ERDEN

Vekili

:

Av. Ziya

FIRAT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7847, 22 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kişi Hürriyeti ve
  8. B. Adil Yargılanma
  9. B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli
  10. B. 1. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin
  11. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Kömürcü
  14. Akıncı
  15. Sevtekin
  16. Fırat
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7847
Tarih
22 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • H.v. Başvurusu (B. No: 2017/5249)
  • Bünyami Arıkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5390)
  • Hanife Karakurt Başvurusu (B. No: 2015/445)
  • Hızır Güneş Başvurusu (B. No: 2014/5197)
  • Rifat Algan Başvurusu (B. No: 2014/19138)
  • Mohammed Alhaj Khlf Başvurusu (B. No: 2017/23404)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.