İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Bünyami Arıkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5390)

1. Başvuru; ruhsat iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini

Başvuru No2014/5390Tarih22 Şubat 2018Okuma9 dk · 1.804 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Bünyami Arıkan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
22 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2014/5390
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.804 kelime·9 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ruhsat iptali nedeniyle uğranılan zararın tazmini

için açılan davada karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı

iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucular, Nevşehir'in Derinkuyu ilçesi Tilköyü Kepezaltı mevkiinde

tarımsal faaliyette bulunmaktadırlar. Başvurucular, tarımsal faaliyet için yer

altı sularından faydalanmaktadır. Başvurucuların sahip olduğu 4342 sayılı yer

altı su kullanma belgesinin aslında Bağlaraltı mevkii

için verildiği ve Kepezaltı mevkiinde bulunan

kuyuların izin belgesinin bulunmadığının tespit edildiğinden bahisle Devlet Su

İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından 13/4/2006 tarihli işlemle 4342 sayılı

yer altı su kullanma belgesi iptal edilmiş ve başvurucuların kullandığı kuyular

kapatılmıştır.

7. Başvurucuların 13/4/2006 tarihli işleme karşı açtıkları dava,

Kayseri 1. İdare Mahkemesi'nin (Mahkeme) 22/7/2008 tarihli kararıyla

reddedilmiştir. Mahkeme kararında; yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda

verilen rapor uyarınca Kepezaltı mevkiinde bulunan

iki yer altı suyu kuyusunun arama ve kullanma belgeleri olmaksızın kaçak olarak

kullanıldığı,kuyuların bölgenin yer altı su

rezervlerinde meydana gelen azalmalar dikkate alınarak belirlenen yasak saha

içinde kaldığı ve Bağlaraltı mevkiinde bulunan

taşınmaz nedeniyle verilen yer altı suyu kullanma belgesinin de herhangi bir

kuyu açılması için kullanılmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı gerekçesine yer verilmiştir. Hüküm Danıştay Onuncu

Dairesinin 21/7/2009 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemi de aynı

Dairenin 31/3/2010 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

8. Başvurucular, bu sürecin ardından su kullanma izin belgesini

idarenin iptal etmesi ve kuyuları kapatması nedeniyle tarımsal faaliyette

bulunamadıklarını belirterek işlem nedeniyle uğradıkları zararın tazmini

istemiyle tam yargı davası açmışlardır.

9. Mahkeme 17/9/2010 tarihli ilamıyla davayı reddetmiştir.

Mahkeme kararında, öncelikle işlem nedeniyle açılan tam yargı davalarında eğer

işlem için dava açılmışsa işlemin hukuksal denetiminin yapıldığı yargılama

sonucu verilen ve kesinleşen kararların dikkate alınması gerektiği

vurgulanmıştır. Tam yargı davasına konu zararın oluşmasına sebep olarak

gösterilen su kuyularının kapatılması ve su kullanma izin belgesinin iptali

işlemine karşı açılan davanın esastan reddedildiğini (bkz. § 7) ve kararın

kesinleştiğini ifade eden Mahkeme, su kaynaklarının yetersiz olması nedeniyle

yasak alan içinde kalan ve kaçak kullanılan kuyuların kapatılmasında hukuka

aykırılık bulunmadığının sabit olduğunu belirlemiştir. Sonuç olarak Mahkeme,

izinsiz açılan kuyulardan sulama yapılamaması nedeniyle uğranıldığı ileri

sürülen zarar için açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğuna

hükmetmiştir.

10. Ret hükmü, Danıştay Onuncu Dairesinin 11/4/2013 tarihli

kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemi aynı Dairenin 31/1/2014 tarihli

ilamıyla reddedilmiştir.

11. Başvurucular, nihai kararı 19/3/2014 tarihinde tebellüğ

etmelerinin ardından 17/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

12. Anayasa'nın 125. maddesinin ilk ve son cümleleri şöyledir:

" İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu

açıktır.

...İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle

yükümlüdür."

13. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 12. maddesi şöyledir:

"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya

tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri

gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu

husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın

tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra

tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde

de ilgililerin 11 nci madde

uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 22/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

15. Başvurucular, tam yargı davasına ilişkin sürenin

tüketilmesinin ardından bireysel başvuruda bulunmuş ise de ileri sürdükleri

ihlal iddialarının bir kısmı 13/4/2006 tarihli DSİ işleminin tesis edilme

safahatı ve iptali için açılan davaya dair yargılama sürecine ilişkin olup bu

iddialara ilişkin değerlendirmenin ayrıca yapılması gerekmektedir.

A. DSİ İşlemine Karşı Açılan İptal Davası

Sürecine İlişkin İhlal İddiaları

16. Başvurucular, su kuyularının kapatılması ve sulama izni

verilmemesi sürecinde usulsüzlükler olduğunu ancak yargı mercii tarafından

yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini ve bu durumun adil yargılanma

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

17.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

18. Somut olayda 4342 sayılı yer altı su kullanma belgesinin

iptal edilerek başvurucuların kullandığı kuyuların kapatılmasına ilişkin

işlemin iptali için açılan dava Danıştay Onuncu Dairesinin 31/3/2010 tarihli ilamıyla

kesin olarak sonuca bağlanmıştır. Buna göre ihlal iddiasına konu yargılama

sürecinin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle incelenmesi mümkün değildir.

19. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tam Yargı Davası

Sürecine İlişkin İddialar

1. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

20. Başvurucular; yargılama sürecinde derece mahkemesi ve itiraz

mercii tarafından su kaynaklarının yeterliliği ile su kullanma izinlerinin

alınması sürecine ilişkin esasa yönelik iddialarının karşılanmadığını,

gerekçeden yoksun karar verildiğini ve bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmektedir.

21.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

22. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

23. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve kişileri denetlemeyi amaçlamakta; tarafların

muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde

incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi

adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin

sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer

Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

24. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

25. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucunu etkilemesi,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

26. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız

bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

27. Öte yandan kanun yolu incelemesi yapan mercinin

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması, bunu aynı gerekçeyi

kullanarak veya atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması

bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi,

§ 57).

28. Mahkeme; tam yargı davasının reddine ilişkin gerekçesini

(bkz. § 9), zarara neden olduğu ileri sürülen idari işleme ilişkin yargı

sürecinde ulaşılan hükmü (bkz. § 7) esas alarak şekillendirmiştir. Mahkeme,

başvurucuların hukuka aykırı bir biçimde izinsiz kullandıkları kuyudan sulama

yapamamaları sonucu zarara uğramalarında idarenin mali sorumluluğuna yol açacak

bir kusurunun veya kusursuz sorumluluk hâllerinin bulunmadığı hususu üzerine

gerekçesini kurmuştur.

29. Bu durumda yapılan yargılama sonunda hükme ulaşılması için

yeterli gerekçe (bkz. § 9)

bulunduğu, kanun yolu aşamasında değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin

uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal

olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

31.Başvurucular, yeterli inceleme yapılmadan hukuka aykırı karar

verildiğini ve bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmektedir.

32. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

33. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerek

ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 9) gerekçeyle 17/9/2010 tarihinde

hüküm kurulmuştur. Kanun yolu mercii tarafından da deliller takdir edilerek

karar verildiği ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle karar

yerinde görülmüştür.

34. Başvurucular tarafından ileri sürülen iddialar, delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup kararda

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan

bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir..

3. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucular, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını

ileri sürmektedir.

37. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması

gerektiğine dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu

konuda karar verilmiştir (Selahattin Akyıl,

B. No: 2012/1198, 7/11/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir husus bulunmamaktadır.

38.Somut olayda 26/10/2009 tarihinde Kayseri 1. İdare Mahkemesi

nezdinde açılan dava ile başlayan yargılama sürecinin Danıştay Onuncu Dairesi

tarafından verilen karar düzeltme isteğinin reddine dair 31/1/2014 tarihli

ilamla sona erdiği anlaşılmıştır.

39. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde davanın iki

dereceli bir yargılama sisteminde toplam yaklaşık 4 yıl 3 ay sürdüğü, yargılama

süresinin bütünü dikkate alındığında başvurucuların haklarını ihlal edecek bir

gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. DSİ işlemine karşı

açılan iptal davası sürecine ilişkin ihlal iddialarının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

22/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucular

:

1. Bünyami ARIKAN

2. Nazife ARIKAN

3. Yılmaz

ARIKAN

Vekilleri

:

Av. Özgür

ARIKAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5390, 22 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. DSİ İşlemine Karşı Açılan İptal Davası
  9. B. Tam Yargı Davası
  10. A. 1. DSİ işlemine karşı
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Kömürcü
  14. Akıncı
  15. Çakmak
  16. Arıkan
  17. Arıkan
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5390
Tarih
22 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • Hanife Karakurt Başvurusu (B. No: 2015/445)
  • Hızır Güneş Başvurusu (B. No: 2014/5197)
  • Rifat Algan Başvurusu (B. No: 2014/19138)
  • Mohammed Alhaj Khlf Başvurusu (B. No: 2017/23404)
  • Kadir Ayva Başvurusu (B. No: 2015/19926)
  • Abdıfatah Said Mohamud Ahmet Başvurusu (B. No: 2016/544)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.