İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cüneyt Görür Başvurusu (B. No: 2014/243)

1. Başvurucu, suç işlemek

Başvuru No2014/243Tarih17 Kasım 2014Okuma16 dk · 3.283 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cüneyt Görür Başvurusu

Karar tarihi
17 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2014/243
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.283 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, suç işlemek

amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek suçunu işlediği iddiasıyla

yargılandığı davada, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi aştığını,

yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde yer alan özgürlük ve güvenlik

hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve

manevi tazminat ile tahliye talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/1/2014

tarihinde İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 13/5/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm başkanı tarafından

30/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 7/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığınca (CMK. 250. maddesi ile yetkili) yürütülen soruşturma kapsamında

10/11/2006 tarihinde gözaltına alınmıştır.

8. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin

(CMK. 250. maddesi ile görevli), 11/11/2006 tarih ve 2006/26 Sorgu sayılı

kararı ile başvurucunun “silahlı suç örgütü

yöneticisi olmak, adam öldürmek, işyeri kurşunlamak, adam yaralamak, silahlı

suç örgütüne üye olmak ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından

tutuklanmasına karar verilmiştir.

9. Başvurucu ve diğer yirmi sekiz

şüpheli hakkında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK. 250. maddesi ile

yetkili) 17/7/2007 tarih ve E.2007/317 sayılı iddianamesi ile "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve

yönetmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, örgüt faaliyeti

çerçevesinde tasarlayarak birden fazla adam öldürmek, öldürmeye teşebbüs, 6136

sayılı Kanun’a muhalefet, ev ve işyeri kurşunlamak, mala zarar vermek, örgüt

faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ve silah ticareti yapmak, genel

güvenliği kasten tehlikeye sokmak, silahla kasten adam yaralamak, tefecilik,

örgüte gelir temin etmek amacıyla hırsızlık ve tehdit” suçlarını

işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

10. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının

(CMK. 250. maddesi ile yetkili) 23/10/2007 tarih ve E.2007/426 sayılı

iddianamesi ile on şüpheli hakkında "suç

işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, örgüt faaliyeti çerçevesinde

tasarlayarak birden fazla adam öldürmek, öldürmeye teşebbüs ve genel güvenliği

kasten tehlikeye sokmak” suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu

davası açılmıştır.

11. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının,

17/7/2007 ve 23/10/2007 tarihli iddianameleri ile açılan kamu davaları, İzmir

10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. maddesi ile görevli) E.2007/316 sayılı

dosyasına kaydedilmiştir.

12. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi,

14/4/2011 tarih ve E.2007/316, K.2011/70 sayılı kararı ile başvurucunun

mahkûmiyetine karar vermiştir.

13. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 1.

Ceza Dairesinin 6/11/2012 tarih ve E.2012/3338, K.2012/7873 sayılı ilâmıyla

bozulmuştur.

14. Bozma üzerine, dava İzmir 10. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2012/216 sayılı dosyasına kaydedilmiş, 24/1/2013 tarihli duruşmada,

başvurucunun tutuklu olduğu “silahlı suç

örgütü yöneticisi olmak, adam öldürmek, işyeri kurşunlamak, adam yaralamak,

silahlı suç örgütüne üye olmak ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet”

suçlarından tutukluluğunun beş yıla yaklaşmış olması nedeniyle tahliyesine, “adam öldürmeye teşebbüs” suçundan mevcut

delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin bulunması nedenleri ile 4/12/2004 tarih

ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. ve devamı maddeleri gereğince

tutuklanmasına karar verilmiştir.

15. Başvurucunun da bulunduğu duruşmada

Mahkeme, 12/4/2013 tarih ve E.2012/216, K.2013/55 sayılı kararı ile

başvurucunun “suç işlemek amacıyla silahlı

örgüt kurmak ve yönetmek, örgüt faaliyeti çerçevesinde tasarlayarak birden

fazla adam öldürmek (4 kez), öldürmeye teşebbüs (3 kez), korku kaygı ve panik

yaratacak şekilde silahla ateş etmek, silahla kasten adam yaralamak (2 kez)” suçlarından

mahkûmiyetine ve tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına karar

vermiştir.

16. Karar başvurucu tarafından temyiz

edilmiş olup, temyiz incelemesi halen devam etmektedir.

17. Başvurucu, 11/7/2013 tarihinde

tutukluluğunun makul süreyi aştığını ileri sürerek İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesine tahliye talebinde bulunmuş, Mahkemece 16/7/2013 tarihli karar ile “5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinde yer alan

şartların oluşmadığı, ayrıca suçun niteliği, mevcut delil durumu, Kanun’da

belirtilen bir tutuklama nedeninin mevcut olması ve başvurucu hakkında isnat

edilen suçların ceza miktarı değerlendirildiğinde kaçma şüphesinin bulunduğu,

bu nedenle sanık hakkında adli kontrol tedbirine hükmedilmesinin yeterli

olamayacağı” gerekçesiyle tahliye talebinin reddi ile tutukluluk

halinin devamına karar verilmiş, bu karar 22/7/2013 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu, 7/1/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

19. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 35. maddesi, 37. maddesinin (1) numaralı fıkrası, 38.

maddesinin (1) numaralı fıkrası, 82. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendi, 86. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile (3) numaralı fıkrasının (e)

bendi, 170. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi, 220. maddesinin (1),

(3) ve (5) numaralı fıkraları; 10/7/1953 tarih ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve

Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 12. maddesinin ikinci fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 17/11/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/1/2014 tarih ve 2014/243 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 10/11/2006 tarihinde gözaltına

alındığını ve 11/11/2006 tarihinde “silahlı

suç örgütü yöneticisi olmak, adam öldürmek, işyeri kurşunlamak, adam yaralamak,

silahlı suç örgütüne üye olmak ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçlarından tutuklandığını, hakkında açılan kamu

davasında yapılan yargılamada İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesince 24/1/2013

tarihli duruşmada, tutukluluğunun beş yıla yaklaşmış olması nedeniyle

tahliyesine karar verildiğini ancak, aynı tarihli duruşmada “adam öldürmeye teşebbüs” suçundan

tutuklandığını, aynı suçtan iki defa tutuklandığını, uzun süredir tutuklu

olduğunu, tutukluluğunun kanunda öngörülen makul süreyi aştığını ve

yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek, özgürlük ve güvenlik hakkı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Kişi

Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası

22. Başvurucu, İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 10/11/2006 tarihinde gözaltına

alındığını ve 11/11/2006 tarihinde tutuklandığını, hakkında açılan kamu

davasında yapılan yargılamada, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesince 24/1/2013 tarihli

duruşmada, tutukluluğunun beş yıla yaklaşmış olması nedeniyle tahliyesine karar

verildiğini, ancak aynı tarihte tekrar tutuklandığını, 12/4/2013 tarihinde

hakkında mahkûmiyet kararı verildiğini, tutukluluk halinin halen devam

ettiğini, uzun süredir tutuklu olduğunu ve tutukluluğunun kanunda öngörülen

makul süreyi aştığını, bu nedenle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tahliye talebinde bulunmuştur.

23. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru usulü" kenar

başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel

başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu

öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekir. ..."

24. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün "Başvuru süresi ve mazeret"

kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel

başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu

öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekir."

25. Bireysel başvurunun kabul

edilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı,

bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken bir

başvuru koşuludur (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).

26. Yukarıda belirtilen hükümler

uyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu

öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekmektedir. Bu yönüyle başvuru yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine

ilişkin koşullar arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilen

hükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak

anlaşılması gerekir. Olağan başvuru yollarının tamamının tüketilmesi ibaresinin

katı bir şekilde yorumlanması, bir takım başvurular

açısından bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmayan neticelere yol

açabilecektir. Bu nedenle, olayın özel şartları içinde etkisiz ve yetersiz olan

bir kanun yolunun tüketilmesi şartı aranmaksızın, her bir başvuru yolunun somut

başvurular açısından etkili olup olmadığının münferiden denetlenmesi

gerekmektedir (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 20).

27. Bireysel başvurunun, başvuru yolu

öngörülmüş olması halinde bu yolun tüketildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerektiği belirtilmekle beraber, başvuru süresinin başlangıç

tarihinin belirlenmesi hususunda başvurucunun nihai karardan yeterince bilgi

sahibi olması aranacaktır. Bu noktada, nihai kararın tebliğinin öngörüldüğü

hallerde tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen hallerde ise başvurucunun

kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması gerekir (B.

No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).

28. Devam eden tutukluluğun hukuka

aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel

amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep

veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna

bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak gösterilen

hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının

yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolunda

çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir

inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen

nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla

yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla,

tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

29. Ancak başvurucu hâlihazırda tahliye

olmuş ya da hakkında ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş ise

bireysel başvuru açısından talebi, hukuka aykırılığın tespiti ve gerekiyorsa

belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu

tür ihlal iddiaları bakımından varsa başvuru yolları denendikten sonra bireysel

başvuru yapılmalıdır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 31).

30. Buna karşılık, kişi serbest

bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm

olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu

durumda kişinin hukuki durumu "bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır.

Bireysel başvuru incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete

hükmedilmesi arasındaki esaslı fark da bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar

verilmesi, şüphenin yenildiği anlamına gelmekte; isnat olunan suçun işlendiği,

bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle

sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasına

hükmedilmektedir. Bir başka ifadeyle tutuklu sanığın hukuki statüsü değişmekte,

tutuklanmasına neden olan (kuvvetli) şüphe yerini, her türlü şüpheden uzak bir

kabulü ifade eden "kanaat"e

bırakmaktadır. Bu nedenle mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesinin

ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk halinin sona erdiğinin kabulü

gerekir. Bu bakımdan, mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez.

Nitekim gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gerekse Yargıtay,

mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini tutukluluk olarak

nitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olan bir

sanığın, söz konusu mahkûmiyet kararından sonraki tutulmasını Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi

hükmü uyarınca "mahkûmiyet sonrası

tutma" olarak değerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında

dikkate almamaktadır (Benzer yöndeki bir AİHM kararı için bkz. Solmaz/Türkiye, B. No: 27561/02, 16/1/2007, §§ 23, 24; Şahap Doğan/Türkiye, B. No: 29361/07, 27/5/2010, § 26). Aynı yaklaşım Yargıtay Ceza

Genel Kurulu (YCGK) tarafından da benimsenmektedir. YCGK'nin

12/4/2011 tarih ve E.2011/1-51, K.2011/42 sayılı kararında, "hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmakla sanığın

atılı suçu işlediği yerel mahkeme tarafından sabit görülmekte ve bu aşamadan

sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmü olmaktadır."

gerekçesiyle, temyizde geçen sürenin tutukluluk süresine dâhil edilmeyeceğine

karar verilmiştir (B. No: 2013/6398, 3/4/2014, §32).

31. Bu nedenle mahkumiyete ilişkin

nihai kararla birlikte, sanığın tutukluluğa ilişkin hukuki statüsü ve

dolayısıyla tabi olduğu rejim değiştiğinden, otuz günlük başvuru süresinin,

itiraz yoluna başvurulmayan durumlarda, tutukluluğun hükümle birlikte devamına

dair kararın başvurucu tarafından öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanması

gerekir (B. No: 2013/6398, 3/4/2014, § 33, benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

Atalay Öztürk/Türkiye [KK], B.

No: 54890/09, 7/1/2014).

32. Somut olayda başvurucu, 11/11/2006

tarihinde İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanmış, İlk Derece Mahkemesinin

son mahkûmiyet kararını verdiği 12/4/2013 tarihinde tutukluluk statüsü bu

anlamda sona ermiştir. Bu karar başvurucuya aynı tarihte tefhim edilmiştir.

Başvurucunun bu karara karşı itiraz yoluna başvurduğuna dair herhangi bir bilgi

veya belge bulunmamaktadır.

33. Başvurucu, 11/7/2013 tarihinde,

tutukluluğun makul süreyi aştığı gerekçesiyle tahliye talebinde bulunması

üzerine, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesince, “5271

sayılı Kanun’un 102. maddesinde yer alan şartların oluşmadığı, ayrıca suçun

niteliği, mevcut delil durumu, Kanun’da belirtilen bir tutuklama nedeninin

mevcut olması ve başvurucu hakkında isnat edilen suçların ceza miktarı

değerlendirildiğinde kaçma şüphesinin bulunduğu, bu nedenle sanık hakkında adli

kontrol tedbirine hükmedilmesinin yeterli olamayacağı” gerekçesiyle

tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına karar verildiğini ileri

sürmüşse de 12/4/2013 tarihinde, başvurucunun da bulunduğu duruşmada verilen

karardan itibaren süresi içinde itiraz yoluna başvurduğuna veya tahliye

talebinde bulunduğuna dair herhangi bir bilgi veya belge sunmadığı gibi otuz

günlük sürede bireysel başvuruda da bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre,

başvurucunun 7/1/2014 tarihinde yapmış olduğu bireysel başvurunun, bu şikayet yönünden süresi içerisinde yapıldığının kabul

edilmesi mümkün değildir.

34. Açıklanan nedenlerle, ihlale neden

olduğu iddia edilen karara ilişkin olarak otuz gün geçtikten sonra yapılan

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin "süre aşımı"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılama Yapılmadığı İddiası

35. Başvurucunun yargılamanın

uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet

için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu

nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

36. Başvurucu, İzmir Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 10/11/2006 tarihinde gözaltına

alındığını ve 11/11/2006 tarihinde tutuklandığını, tutuklu yargılandığı davanın

halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

37. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında,

ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul

sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

38. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın

kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki

tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin

niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde

göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

41–45).

39. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6.

maddesi uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı)

makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil,

ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza

hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi

yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No:

2013/625, 9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve

yönetmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, örgüt faaliyeti

çerçevesinde tasarlayarak birden fazla adam öldürmek, öldürmeye teşebbüs, 6136

sayılı Kanun’a muhalefet, ev ve işyeri kurşunlamak, mala zarar vermek, örgüt

faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ve silah ticareti yapmak, genel

güvenliği kasten tehlikeye sokmak, silahla kasten adam yaralamak, tefecilik,

örgüte gelir temin etmek amacıyla hırsızlık ve tehdit” suçlarını

işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan

suçlar 5237 ve 6136 sayılı Kanunlarda hapis ve adli para cezasını gerektirir

şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı

yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda

kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

40. Ceza muhakemesinde yargılama

süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye

suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan

ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım

tedbirlerin uygulanması anıdır. Somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca gözaltına alındığı 10/11/2006 tarihidir. Ceza

yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara

bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin

makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (B. No: 2013/695,

9/1/2014, § 35).

41. Başvuruya konu yargılama sürecinin

incelenmesinde, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/11/2006 tarihinde gözaltına

alınan ve 11/11/2006 tarihinde tutuklanan başvurucu ve diğer yirmi sekiz

şüpheli hakkında 17/7/2007 tarihinde “suç

işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek, suç işlemek amacıyla kurulan

örgüte üye olmak, örgüt faaliyeti çerçevesinde tasarlayarak birden fazla adam

öldürmek, öldürmeye teşebbüs, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet, ev ve işyeri

kurşunlamak, mala zarar vermek, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde

ve silah ticareti yapmak, genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak, silahla

kasten adam yaralamak, tefecilik, örgüte gelir temin etmek amacıyla hırsızlık

ve tehdit” suçlarını işledikleri iddiasıyla düzenlenen iddianame ve

Başsavcılığın 23/10/2007 tarihinde başvurucu dışındaki on şüpheli hakkında

düzenlediği iddianame ile kamu davası açıldığı, davanın İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2007/316 sayılı dosyasına kaydedildiği belirlenmiştir. Mahkemece

yapılan yargılamada, başvurucunun savunmasının alındığı, uzun süre mağdur,

müşteki ve tanık beyanlarının alınabilmesi için ilgili Mahkemelere yazılan

talimat cevaplarının beklendiği, taraflarca sunulan delillerin toplandığı,

telefon tape kayıtlarına ve suça konu olaya ait

CD’lere ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alındığı, 14/4/2011 tarihli karar ile

başvurucunun mahkûmiyetine karar verildiği, başvurucu tarafından temyiz edilen

hükmün, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 6/11/2012 tarihli ilâmıyla bozulduğu tespit

edilmiştir. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada Mahkemece, 12/4/2013

tarihli karar ile başvurucunun “suç işlemek

amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek, örgüt faaliyeti çerçevesinde

tasarlayarak birden fazla adam öldürmek (4 kez), öldürmeye teşebbüs (3 kez),

korku kaygı ve panik yaratacak şekilde silahla ateş etmek, silahla kasten adam

yaralamak (2 kez)” suçlarından mahkûmiyetine ve tahliye talebinin

reddi ile tutukluluk halinin devamına karar verildiği, hükmün başvurucu

tarafından temyiz edildiği ve temyiz incelemesinin halen devam ettiği

anlaşılmıştır.

42. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü

yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B. No:

2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

43. Başvuruya konu davada yer alan kişi

sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği

başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya

bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu sekiz yıldır devam eden

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216

Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

45. Başvurucu, makul sürede

yargılama yapılmadığı için 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

46. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

47. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin sekiz yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 4.400,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

48. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

49. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

50. Başvuruya konu yargılamanın

sekiz yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal

ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Özgürlük ve güvenlik

hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerinin "süre aşımı" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 4.400,00 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan

206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin

ilgili derece Mahkemelerine gönderilmesine,

17/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucu : Cüneyt GÖRÜR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/243, 17 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya net 4.400,00 TL
  16. C. Başvurucu tarafından yapılan
  17. D. Ödemenin, kararın tebliğini
  18. E. Kararın bir örneğinin
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/243
Tarih
17 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Mehmet Köseoğlu Başvurusu (B. No: 2013/7858)
  • Dursun Sakar Başvurusu (B. No: 2013/6799)
  • Onay Yürüklü Başvurusu (B. No: 2014/1212)
  • Mehmet Salih Ayyıldız Başvurusu (B. No: 2012/397)
  • Aziz Sütçü ve Ömer Faruk Sütçü Başvurusu (B. No: 2014/4641)
  • Yaşar Demir Başvurusu (B. No: 2013/2506)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.