İçeriğe geç
AC
İkinci Bölüm Başvuru No: 2014/16549 Tarih:

D.a. Başvurusu (B. No: 2014/16549)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

GİZLİLİK TALEBİ KABUL

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

D.A. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/16549)

Karar Tarihi: 9/5/2018

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun nüfus kaydının düzeltilmesi için

açılması istenen dava kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığına verilen dilekçe

üzerine başvurucu hakkında soruşturma açılmasının ve yapılan soruşturma

sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin özel hayata saygı

hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu ile G.A. 17/6/1970 tarihinde evlenmişlerdir.

8. Nüfus kayıtlarına göre başvurucunun 21/8/1993 tarihinde

evlilik birliği içinde doğan müşterek bir çocuğu olmuştur.

9. Başvurucunun eşi 10/6/2009 tarihinde vefat etmiştir.

10. Başvurucu 21/10/2010 tarihinde Mersin Nöbetçi Asliye Hukuk

Mahkemesine başvurarak nüfus kaydında görünen çocuğun müteveffa eşinden ve

kendisinden olmadığını, yeğeninden (başvurucunun erkek kardeşinin oğlu) ve

yeğeninin eşinden olduğunu, bu kapsamda nüfus kaydının düzeltilmesi gerektiğini

belirterek “nüfus kaydının düzeltilmesi” davası açmıştır.

11. Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi yaklaşık iki yıl sonra

20/11/2012 tarihli kararla davanın "soybağının reddi" davası

niteliğinde olduğunu, anılan davaların aile mahkemeleri tarafından görüldüğünü

belirterek görevsizlik kararı vermiştir.

12. Tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine kararın

kesinleşmesini müteakip dosya Mersin Nöbetçi Aile Mahkemesine gönderilmiştir.

13. Mersin 3. Aile Mahkemesi 26/2/2013 tarihli kararla

başvurucunun dava dilekçesi ile duruşmadaki beyanlarını nazara alarak "soybağının

reddi" davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını

belirterek davayı reddetmiştir.

14. Başvurucunun temyiz ve karar düzeltme istemleri Yargıtay

(kapatılan) 18. Hukuk Dairesi tarafından reddedilmiştir. Hüküm, 26/11/2013

tarihinde kesinleşmiştir.

15. Bunun üzerine başvurucu 3/1/2014 tarihinde Mersin Cumhuriyet

Başsavcılığına ihbar eden sıfatıyla başvurmuş, yukarıda değinilen süreci

anlatmış ve 5/5/1972 tarihli ve 1587 sayılı mülga Nüfus Kanunu'nun 46.

maddesini dayanak göstererek nüfusta hâlen varlığını sürdüren kaydın

düzeltilmesi için dava açılmasını istemiştir.

16. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu ile beraber

başvurucunun oğlu ve başvurucunun yeğeni ile eşinin ifadelerini almak için

girişimlerde bulunmuştur.

17. 22/1/2014 tarihinde başvurucunun ve yeğeninin eşinin

ifadeleri şüpheli sıfatıyla alınmıştır. Başvurucunun ifadesi şu şekildedir:

"İ.A.

yeğenim, D.A. da onun eşi olur. G.A. ise benim ölen eşimdi. Eşim G. ile bir

çocuğumuz oldu, o da öldü, başka çocuğumuz olmamıştı.

İ. A.ve D. A. yeni doğan çocukları ...'ı bize evlatlık olarak verdiler,

yeni doğan çocuğu kendi nüfusumuza kaydettirmemize razı oldular. Ben de eşimin

isteği üzerine onu kıramayarak 1993 yılında Tarsus Nüfus Müdürlüğüne müracaat

ederek ...'ı kendi çocuğumuz gibi eşimle kendi nüfusuma kaydettirdim. Eşim

öldükten sonra ...'ı geri aldılar, çocuğu kovdu diye beni mahkemeye verdiler,

kovmadığımı söyleyince ...'ın kendi çocukları

olmadığı iddiasıyla dava açtılar, yapılan DNA testinde ...'ın

İ. A. ve D. A' ın çocukları olduğu tespit edildi.

Başkasının çocuğunu kendi nüfusuma kaydettirmenin suç olduğunu bilmiyordum.

Yukarıda da belirttiğim gibi ...'ı Tarsus Nüfus Müdürlüğüne müracaat ederek

kaydını yaptırdım..."

18. Başvurucunun verdiği ifade kapsamında suç yerinin Tarsus

olduğu gerekçesiyle ve yetkisizlik kararı ile soruşturma dosyası aynı gün

Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

19. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı, "resmî belgenin

düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma ve çocuğun soybağını

değiştirme" suçları kapsamında yaptığı soruşturmada başvurucunun da

aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir. Gerekçede; bahse konu suçlara ait eylemlerin 1993 yılında

gerçekleştiği, suça uyan maddelerin zamanaşımının 1/3/1926 tarihli ve 765

sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'na göre 5 yıl, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'na göre ise 8 yıl olduğu belirtilerek şüphelilerin üzerlerine

atılı suçların zamanaşımına uğradığı belirtilmiş ve zamanaşımını kesen herhangi

bir nedenin de bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiştir.

20. Başvurucunun itirazı Tarsus Sulh Ceza Hâkimliğinin 12/8/2014

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

21. Başvurucu, nihai kararı 16/10/2014 tarihinde dosyayı

incelerken öğrendiğini bildirmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)

üzerinden yapılan incelemede nihai kararın başvurucuya tebliğ edildiğine

ilişkin herhangi bir bilgiye rastlanamamıştır.

22. Başvurucu 20/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Mevzuat

23. 1587 sayılı mülga Kanun’un 46. maddesininin

birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Yaş, ad, soyadı ve diğer kayıt düzeltme

davaları ilgilinin oturduğu yer asliye hukuk mahkemesinde Cumhuriyet savcısı ve

nüfus başmemuru veya nüfus memuru huzuruyla görülür

ve karara bağlanır.

Bu davalar düzeltmeyi isteyenlerle, ilgili

resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları tarafından

açılabilir ve dinlenecek tanıklar, resmi kayıt örnekleri ve belgelerle ispat

olunur. Şu kadar ki; ilgilinin görünüşü davayı yalanlayıcı

olmaması şarttır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre ceza

mahkemelerinde yapılacak yaş düzeltmesi işlerinde de nüfus başmemuru

veya nüfus memuru taraf olarak bulunurlar.”

24. 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun

36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"(1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt

düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur:

a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme

davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği

lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu

yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Kayıt düzeltme davaları (..) nüfus müdürü veya

görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır."

25. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun

289. maddesi şöyledir:

"Koca,

davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir

erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl,

(...) içinde açmak zorundadır.

Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç

bir yıl içinde dava açmak zorundadır.

Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir

yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar."

B. İlgili Yargı Kararları

26. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/4/2016 tarihli ve

E.2014/18-717, K.2016/503 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

“…Dava, nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili,

davacı H.ile müteveffa eşinin evlilikleri boyunca

çocukları olmadığını,.... davalı S.’nin davacı H.’nin ağabeyi olan müteveffa M. ile Z.’nin

müşterek çocukları olduğu halde, ...davacı H. ile müteveffa eşinin çocuğu

olarak nüfusa kaydedildiğini...belirterek ...nüfus kaydındaki bu yanlışlığın

düzeltilmesini,...talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, ...davanın "soybağıdavası" niteliğinde olmakla aile mahkemelerinin

görevli olduğu gerekçesi ile görev nedeniyle davanın reddine karar

verilmiş(tir)...

...temyizi üzerine karar Özel Dairece,

yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur. Mahkeme, önceki gerekçeler ile

direnmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık;

dava dilekçesi dikkate alındığında davanın soybağı

mı, yoksa kayıt düzeltme davası mı olduğu belirlenecek hukuki nitelendirmeye

göre görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi mi, yoksa aile mahkemesi mi

olduğu noktasında toplanmaktadır.

Konunun anlaşılabilmesi için öncelikle kanuni

düzenlemeler sonra kavramlar ve soybağı davaları ile

nüfus kayıt düzeltim davalarının farklılıkları üzerine durulması gerekmektedir.

...

Babalık karinesinden faydalanma söz konusu

olmaksızın, kocanın nüfus kütüğüne kaydedilen çocukla koca arasında soybağının kurulması söz konusu olmadığı için, böyle bir

durumda çocuk ile koca arasında soybağının

bulunmadığının tespitine yönelik olarak açılacak dava, soybağının

reddi davası değil, yanlış kaydın düzeltilmesi amacına yönelik kayıt düzeltme

davasıdır (TMK m. 39). Örneğin kocanın eşi dışında bir başka kadın tarafından

doğrulan çocuğu, eşinden doğmuş gibi nüfus kütüğüne kaydettirmesi ...

hallerinde durum böyledir.

...

Şu durumda; zamanaşımı veya hak düşürücü

süreye bağlı olmaksızın açılabilen nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davada

resmi kayıt ve belgelere başvurulabileceği gibi tanık da dinlenebilecektir...

...nüfus kütüğünde yer alan “doğru olmayan

kayıtlar”, ilgilileri veya cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan “kayıt

düzeltme davası” ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava

uygulamada “nüfus kaydının düzeltilmesi davası” olarak adlandırılmaktadır.

...

Yukarıda açıklanan hususlar dikkate

alındığında soybağı davaları ile nüfus düzeltim

davaları arasında davanın tarafları dava açması süresi ve ispat kuralları

bakımından ciddi ayrımlar bulunduğu açıktır.

...

Somut olaya gelince; ...H. ve eşinin kendi

çocukları olmadığını bildikleri halde davalı S.’yi

yanlış ve yanıltıcı beyan ve işlemlerle yasaya aykırı olarak kendi hanelerine

kayıt ettirdikleri de iddia edilmektedir. Bu türden yanlış ve yanıltıcı beyan

ve işlemle yasaya aykırı olarak yapılan kayıtların düzeltilmesinin nüfus

kaydının düzeltilmesi davası olduğu ve görevli mahkemenin asliye hukuk

mahkemesi olduğu açıktır...”

27. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28/9/2011 tarihli ve

E.2011/18-471, K.2011/561 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

“…Dava, nüfus kayıtlarında tescilli anne

adının silinmesi ile gerçek anne adının nüfus kayıtlarına tescili istemine

ilişkindir.

Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, E.'nin Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ... dilekçeye

istinaden Cumhuriyet Savcılığı tarafından bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36.

maddesine göre nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları düzeltmeyi isteyen

şahıslar ile resmi dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet Savcıları

tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli Asliye Hukuk

Mahkemesinde açılır. Yasanın bu hükmüne göre Cumhuriyet Savcılarının böyle bir

davayı açmaları ancak ilgili resmi dairelerin gösterecekleri lüzum üzerine

mümkündür. Kişilerin dava harç ve masraflarını yatırarak ilgili Asliye Hukuk

Mahkemesinde açmaları mümkün bulunan böyle bir davayı, görev ve yetkileri

yasalarla belirlenmiş Cumhuriyet Savcılığını aracı kılarak açtırmaları mümkün

değildir. Mahkemece bu durum dikkate alınarak yasal dayanağı bulunmayan davanın

reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması doğru

görülmemiştir...”

C. Uluslararası Hukuk

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve

yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının

müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda

ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması,

suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu

olabilir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 9/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu, nüfus kayıtlarında oğlu olarak görünen kişinin

kendisinden olmadığını, ilgili kaydın yolsuz ve gerçeğe aykırı olduğunu ifade

ederek Mersin Cumhuriyet Başsavcılığından nüfusta hâlen varlığını sürdüren bu

gerçeğe aykırı durumun 1587 sayılı mülga Kanun'un 46. maddesi uyarınca

düzeltilmesi talebinde bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca Cumhuriyet

Başsavcılığının başvurunun konusunu ve mahiyetini yanlış değerlendirdiğini, bu

nedenle soruşturma kapsamında şüphelilere isnat edilen fiiller nedeniyle

kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini, oysa talebinin sadece gerçeğe

aykırı olan nüfus kaydının düzeltilmesinden ibaret olduğunu dile getirmiştir.

Bu kapsamda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

B. Değerlendirme

31. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu şikâyetini

öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara

sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek,

B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

32. Başvurucunun amacı nüfus kayıtlarında oğlu olarak görünen

kişinin kendisinden ve müteveffa eşinden olmadığını ispat etmek ve nüfus

kaydının düzeltilmesini sağlamaktır.

33. Başvurucunun 2010 yılında önce Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

“nüfus kaydının düzeltilmesi” davası açtığı, daha sonra görevsizlik kararının

kesinleşmesi üzerine davaya "soybağının

reddi" davası olarak devam edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun açtığı

dava, Mersin 3. Aile Mahkemesinin 2013 yılında kesinleşen kararıyla hak

düşürücü süre nedeniyle reddedilmiştir. Başvurucu bunun üzerine 1547 sayılı

mülga Kanun'un 46. maddesini dayanak göstererek Cumhuriyet Başsavcılığından,

nüfus kaydının düzeltilmesi için dava açılmasını talep etmiştir. Cumhuriyet

Başsavcılığı, yaşanan olayın özelinde Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümlerine

göre bir suç işlendiği şüphesiyle başvurucunun ifadesini almış, ancak başvurucu

ile beraber diğer şüpheliler hakkında olayın 1993 yılında gerçekleşmesi

nedeniyle dava zamanaşımının düzenlendiği hükümlere göre kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir.

34. Somut olayda başvurucu, Nüfus Kanunu'nun ilgili hükümlerinde

yer alan “nüfus kaydının düzeltilmesi” davasının Cumhuriyet Başsavcılığınca da

açılabileceği varsayımıyla yaptığı başvuru üzerine hakkında yürütülen cezai

soruşturma kapsamında şikâyetlerini dile getirmektedir. Ancak tüketilen başvuru

yolunun ileri sürülen şikâyetler açısından bir çözüm sağlayabilecek nitelikte

kullanılabilir ve etkili bir yol olmadığı anlaşılmaktadır.

35. Nitekim, başvurucunun aslında asliye hukuk mahkemesinde

açılmasını istediği “nüfus

kaydının düzeltilmesi” davası kendisi tarafından herhangi bir süre koşuluna

bağlı olmaksızın açılabilir (bkz. § 26).

36. Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davası ilgili nüfus

dairesinin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından da

açılabilir. Ancak Yargıtayın yerleşik içtihadı

uyarınca Cumhuriyet savcılarının böyle bir davayı açabilmeleri için mutlaka

ilgili nüfus dairesinin talebi gerekmektedir. Dolayısıyla kişilerin dava harç

ve masraflarını yatırarak ilgili asliye hukuk mahkemesinde açmaları mümkün

bulunan böyle bir davayı, görev ve yetkileri yasalarla belirlenmiş Cumhuriyet

Başsavcılığını aracı kılarak açtırmaları mümkün değildir (bkz. § 27). Somut

olayda başvurucunun Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına doğrudan ilettiği dilekçe

sonrasında olaydaki şartlar dikkate alınarak bir cezai soruşturma açılmıştır.

37. Buna göre başvurucu tarafından asliye hukuk mahkemelerinde

nüfus kaydının düzeltilmesi için her zaman dava açılabilmesi mümkün iken bu

yolun tüketilmediği, bunun yanı sıra kaydın düzeltilmesi amacıyla ilgili nüfus

idaresine herhangi bir müracaattada bulunulmadığı görülmektedir.Bu sebeple başvurucunun, hukuk sisteminde

mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu

anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportörler

:

Şermin

BİRTANE

Hikmet Murat

AKKAYA

Başvurucu

:

D.A.

Vekili

:

Av. İsmail

ÇATAL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/16549, 9 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası