İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Defne Su Poçulu Başvurusu (B. No: 2015/7477)

1. Başvuru, aile birliğinin hukuka aykırı fiiller sonucu

Başvuru No2015/7477Tarih18 Nisan 2019Okuma12 dk · 2.482 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Defne Su Poçulu Başvurusu

Karar tarihi
18 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/7477
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.482 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, aile birliğinin hukuka aykırı fiiller sonucu

bozulması ve boşanma kararı nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

ve geliştirme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin olarak görüş bildirilmesine

gerek görülmediğini bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu küçüğün babası ile annesi 2005 yılında evlenmişler

ve başvurucu 12/12/2005 tarihinde doğmuştur. Evlilik birliği devam ederken

başvurucunun babası, eşinin başka bir erkekle duygusal yakınlaşma yaşadığını

iddia ederek şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açmıştır. Dava

sürecinde tarafların boşanma ve ferî sonuçlarına ilişkin anlaşmaları üzerine

Hatay Aile Mahkemesi 6/3/2009 tarihinde tarafların boşanmalarına, müşterek

çocuğun velâyetinin babasına bırakılmasına karar vermiştir. Mahkeme kararına

esas teşkil eden 6/3/2009 tarihli boşanma protokolünün 3 numaralı maddesinde,

tarafların karşılıklı olarak maddi ve manevi tazminat haklarından vazgeçtikleri

belirtilmiştir.

9. Başvurucunun babası U.P. kendi adına asaleten ve başvurucu

adına velâyeten olmak üzere 1/9/2009 tarihinde, eski

eşi ve Ö.İ. aleyhine manevi tazminat davası açmıştır. Dava dilekçesinde

başvurucunun babası, eski eşinin davalı Ö.İ. ile tanıştıktan sonra kendisine ve

çocuğuna karşı ilgisiz davrandığını, eski eşinin telefonuna Ö.İ. tarafından

gönderilen bir aşk mesajıyla ikisi arasında bir ilişkinin geliştiğini

anladığını, boşanma sürecinde yaşanılan olaylar nedeniyle psikolojik yönden

ağır tahribata uğradığını ve travma sonrası stres bozukluğu teşhisi konularak

hakkında iş görmezlik raporu düzenlendiğini belirmiştir. Eski eşi ve Ö.İ.nin haksız hareketleri sonucu aile bütünlüğünün

bozulduğunu ve müşterek çocuklarının anne ve babasının ayrı yaşamasından dolayı

manevi olarak etkilendiğini ifade etmiştir.

10. Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 29/3/2012 tarihinde, davayı

miktar yönünden kısmen kabul ederek başvurucu ve babası lehine tazminata

hükmetmiştir. Kararda, anlaşmalı boşanma davasında tazminat hakkından şekli

olarak vazgeçilmesinin tarafların ayrıca açacakları bir tazminat davası ile

maddi ve manevi zararlarının tazminini isteme haklarını ortadan kaldırmadığı

vurgulanmıştır. Davalı annenin müşterek çocuğuyla ilgilenmediği ve Ö.İ ile

ilişki yaşadığı, davacı babanın psikolojisinin bozulması nedeniyle tedavi

gördüğü iddiaları değerlendirilerek olaylardan kaynaklanan elem ve ızdırabın karşılığı olarak tazminata hükmedilmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır.

11. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 6/5/2013 tarihli ilamıyla anılan

kararın bozulmasına oyçokluğu hükmetmiştir. Karar gerekçesinde, evlilik birliği

devam ederken gayriresmî ilişki kurmak eyleminin

davacıların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği, ancak bu eylemin en az iki

kişinin birlikte hareketi ile meydana gelebilecek türden bir eylem olduğu

belirtilerek oluşan zarardan davalıların müteselsilen

sorumlu olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda davacı babanın

boşanma davasında eski eşi hakkında maddi ve manevi tazminat hakkından feragat

ettiği, bu feragatten müteselsil sorumlu diğer davalı İ.Ö.nin

de yararlanması gerektiği vurgulanarak, boşanma dosyasına sunulan feragat

beyanı nedeniyle davanın reddi gerektiği belirtilmiştir.

12. Karara katılmayan üye görüşünde, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesi ve çocuk haklarını hatırlatarak, müşterek

çocuğun davaya konu olaylardan ruhsal olarak etkilendiğinin kabul edilerek ilk

derece mahkemesi kararının çocuk yönünden onanması gerektiği ifade edilmiştir.

13. Başvurucunun karar düzeltme talebi, kararın usul ve yasaya

uygun olduğu gerekçesiyle oyçokluğu ile reddedilmiştir. Karşı oy görüşünde,

boşanma davasında dava hakkından feragat eden davacı U.P. ile ilgili bozma

kararının isabetli olduğu belirtilmiştir. Ancak davacı çocuğun dava hakkından

feragat etmediği ve aile değerlerine saldırı teşkil eden olay nedeniyle kişilik

haklarının zedelendiğinin sabit olduğu vurgulanarak çocuk yönünden yerel mahkeme

kararının onanması gerektiği vurgulanmıştır.

14. Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi bozma ilamına uyarak

25/2/2014 tarihli karar ile davanın reddine hükmetmiştir. Mahkeme kararda,

bozma ilamındaki gerekçeyi tekrarlamakla yetinmiştir.

15. Anılan karar, temyiz ve karar düzeltme incelemelerinden

geçerek 19/2/2015 tarihinde kesinleşmiştir.

16. Nihai karar başvurucuya 31/3/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 30/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

18. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58.

maddesi şöyledir:

“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören,

uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para

ödenmesini isteyebilir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 18/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu davanın altı yıldan fazla sürdüğünü belirterek

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

21. 1/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013

tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı

Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde

eklenmiştir.

22.

6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre yargılamaların uzun sürmesi ve

yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi

şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih

itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bireysel başvuruların başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının

tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Adalet Bakanlığı

İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Komisyon) tarafından incelenmesi

öngörülmüştür.

23. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi;

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç

veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018

tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat

Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma,

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı

yönlerinden inceleyerek etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).

24. Ferat Yüksel kararında özetle;

anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda

kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli

itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum

olmadığı vetazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya

bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle

potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda

değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§

27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir

olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden

yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat

Yüksel, §§ 35, 36).

25. Mevcut başvuruda da söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

B. Kişinin Maddi ve

Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; ilk derece mahkemesinin davasını kabul ederek

tazminata hükmettiğini, Yargıtayın ise babasının

boşanma davası sırasında dava hakkından feragat ettiği gerekçesiyle kendi

durumu ile ilgili bir değerlendirme yapmadan ve gerekçe belirtmeden kararı

bozduğunu belirtmiştir. Bozma sonrası verilen ret kararında da yine kendisi ile

ilgili olumlu ya da olumsuz bir gerekçe sunulmadığını, boşanma davasında taraf

olmadığını ve dava hakkından feragat etmediğini, babasının feragat beyanından

bağımsız olarak davasının değerlendirilerek bir sonuca bağlanması gerektiğini

ifade etmiştir. Babasından ayrı bir birey olduğunu ve kusurlu davranışlardan

bizzat zarar gördüğünü vurgulayarak aile hayatına saygı hakkı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

28. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi

varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16).

30. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde

özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel

bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir.

31. Anılan kararlar doğrultusunda somut olayda başvurucunun

haksız fiil nedeniyle aile birliğinin bozulmasına ilişkin tüm şikâyetlerinin

Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve

manevi varlığını koruma hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişinin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

(1)

Genel İlkeler

33. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığının

bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin

müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).

34. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı öncelikle

devletin, kişilerin maddi ve manevi varlığına keyfî olarak müdahale etmemesini

gerektirir. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi varlığı

koruma ve geliştirme hakkı Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte

değerlendirildiğinde devlete, ayrıca vücut ve ruh bütünlüğüne yönelen

saldırılar, tıbbi müdahaleler, şeref ve itibara yönelik haksız eylemler

karşısında kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili biçimde koruma şeklinde

pozitif ödevler yükler (Adnan Oktar

(3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 32).

35. Devletin kişilerin maddi ve manevi varlıklarına yapılan

müdahaleler bakımından söz konusu pozitif yükümlülüğü; müdahalelere karşı etkili

mekanizmalar kurmak, bu kapsamda gerekli usule ilişkin güvenceleri sunan

yargısal prosedürleri sağlamak ve bu suretle yargısal ve idari makamların

bireylerin idare ve özel kişilerle olan uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir

karar vermesini temin etmek sorumluluğunu da içermektedir (Hüdayi Ercoşkun, B. No: 2013/6235,

10/3/2016, § 94).

36. Maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında hukuki

sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat

davalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesi

gerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri

yargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve

özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da

Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece

mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargı

sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesinde

sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (Yasin Çıldır, B. No: 2013/8147, 14/4/2016,

§ 57; Tevfik Gayretli, B. No:

2014/18266, 25/1/2018, § 32).

37. Bu bağlamda derece mahkemelerinin gerekçeleri, tarafların

kanun yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesini sağlayacak

surette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterli

açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verilere

dayandırılmalıdır (Murat Atılgan,

B. No: 2013/9047, 7/5/2015 , § 45).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

38. Anayasa Mahkemesi yukarıda değinilen Anayasa'nın 17. maddesi

kapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamında yerine

getirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli, § 36). Bu sebeple başvuruya konu olay,

devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına ilişkin

pozitif yükümlülüğü kapsamıyla sınırlı olarak incelenmiştir.

39. Somut olayda ilk derece mahkemesinin 29/3/2012 tarihli

davanın kabulü yönündeki kararında, başvurucu çocuğun davaya konu olaylar ve

aile birliğinin bozulması nedeniyle psikolojik olarak etkilenip etkilenmediği

hususunun, tanık beyanları, aile yapısı ve haksız eylem gözetilerek

değerlendirildiği ve başvurucu lehine tazminata hükmedildiği görülmüştür. Aynı

kararda ayrıca başvurucunun babasının maddi ve manevi tazminat davası açma

hakkından feragate ilişkin beyanının hukuki sonuçları da tartışılmıştır.

40. Anılan kararının bozulması yönündeki Yargıtay ilamında ise

başvurucunun babasının dava hakkından feragat etmesi ve davalıların haksız

fiilden sorumlulukları gözetilerek bir sonuca varıldığı anlaşılmıştır. Ancak

başvurucunun iddialarının ve hukuki durumunun ayrıca değerlendirilmediği, bozma

kararına uyularak yapılan yargılamada da Yargıtayın

gerekçelerinin tekrarlanılmasıyla yetinildiği

görülmüştür.

41. Başvurucunun babası ile birlikte aynı davada davacı

sıfatıyla taraf olduğu gözetildiğinde, davaya konu olaylar karşısındaki durumu

ve iddiaları tartışılarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği

açıktır. Ancak ilk derece mahkemesinin tazminat talebini başvurucu yönünden

kabul etmesine rağmen, temyiz incelemesinde ve bozma ilamı sonrasında devam

eden yargılamada; başvurucunun hukuki durumu ile ilgili bir değerlendirme

yapılmadığı, davadan feragate yönelik beyanın ve davaya konu olayların

sonuçlarının başvurucu yönünden tartışılmadığı, annesinin davranışları

nedeniyle çocuğun kişilik haklarının zarar görüp görmediği konusunda gerekçe

sunulmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığın Anayasa'nın

17. maddesinin gerektirdiği özen ve derinlikte incelenmediği anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte yargı kararlarında başvurucunun iddialarına özgü, ilgili ve

yeterli gerekçe sunulmadığı hususu da dikkate alındığında, kamu makamlarının pozitif

yükümlülüklerini yerine getirdiği söylenemeyeceğinden kişinin maddi ve manevi

varlığının korunması ve geliştirmesi hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

42. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine

ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

44. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan (B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, Anayasa

Mahkemesince bir temel hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve

sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel

ilkelere yer verilmiştir (Mehmet Doğan,

§§ 57-60).

45. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesini ve lehine 50.000 TL

manevi tazminat kararı verilmesini talep etmiştir.

46. Somut başvuruda çocuğun kişilik haklarının zedelenip

zedelenmediği yönünden derece mahkemelerince konuyla ilgili ve yeterli bir

gerekçe ortaya konulmadığından maddi ve manevi varlığın korunması hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

47. Bu durumda başvurucunun kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma hakkına yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden

yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece

mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme

kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar

verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

48. Öte yandan başvurucu tarafından tazminat talebinde

bulunulmuş olmakla birlikte, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili

yargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Kararın kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2014/161,K.2014/92) GÖNDERİLMESİNE,

C. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargı

merciine gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminat

talebinin REDDİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Defne Su POÇULU Temsilcisi : Umut POÇULU Vekili : Av. Sinan TAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/7477, 18 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Makul Sürede
  9. B. Kişinin Maddi ve
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. D. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargı
  12. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/7477
Tarih
18 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Atıf Duran Başvurusu (B. No: 2016/6056)
  • Atilla Yıldırım Başvurusu (B. No: 2015/19500)
  • Baran Perişan Başvurusu (B. No: 2016/1747)
  • Cem Tayfun Başvurusu (B. No: 2016/99)
  • Memet Uçar Başvurusu (B. No: 2015/5052)
  • Süleyman Akkaya Başvurusu (B. No: 2015/8095)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.