İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Demir Dinipak Başvurusu (B. No: 2013/7983)

1. Başvurucu, görev yaptığı

Başvuru No2013/7983Tarih26 Haziran 2014Okuma17 dk · 3.468 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Demir Dinipak Başvurusu

Karar tarihi
26 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/7983
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.468 kelime·17 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, görev yaptığı

ilçeden başka bir ilçeye yapılan atamasının iptali istemiyle açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve aile bütünlüğünün ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 1/11/2013 tarihinde

Yalvaç Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 23/12/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm

tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 26/6/2014

tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu hakkında Isparta

ili Merkez ilçesi Süleyman Demirel Fen Lisesinde müdür yardımcısı olarak

çalışmakta iken 2011/2012 eğitim-öğretim döneminde yatılı kız öğrencilere

hakarete varan aşağılayıcı davranışlar gösterdiği, 2010 yılında okul

pansiyonunda ücret ödemeden yediği yemek bedeli olan 272,50 TL’yi yasal faizi

ile birlikte ödemediği iddiaları ile 12/4/2012 tarihinde soruşturma

başlatılmıştır.

7. Yukarıda bahsi geçen

soruşturma, 4/6/2012 tarihinde sona erdirilmiş olup 11/6/2012 tarih ve

663-7/39.41 sayılı soruşturma raporunun sonuç kısmında, disiplin yönünden

başvurucunun uyarma cezasıyla tecziye edilmesi, idari yönden ise başvurucu

hakkında daha önce yapılan 25/2/2011 ve 25/7/2011 tarihli soruşturma

raporlarında teklif edilen “yöneticilik

görevinin üzerinden alınarak” ibaresinin de değerlendirilerek başka

bir okula atamasının yapılması ve mali yönden 272,50 TL’nin tahsilinin

sağlanması teklif edilmiştir.

8. Isparta Valiliği İl Milli

Eğitim Müdürlüğü 13/7/2012 tarih ve 663-07/1813 sayılı işlemi ile ödeme

hakkında kurumun müdürlüğüne ya da İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bilgi vermemek

suretiyle kayıtsızlık gösterdiği gerekçesiyle başvurucunun uyarma cezası ile

tecziyesine karar vermişse de sicil ortalamasının çok iyi olması sebebiyle bu

cezanın uygulanmamasına ancak 6/7/2012 tarih ve 3933 sayılı işlem ile

soruşturma raporunda getirilen teklife dayalı olarak başvurucunun Yalvaç Fen

Lisesine müdür yardımcısı ve felsefe öğretmeni olarak atanmasına karar

vermiştir.

9. Başvurucu, tahsilatı istenen

yemek bedeline ilişkin olarak 2011 yılında da hakkında aylıktan kesme cezasının

uygulanmasına dair işlem tesis edildiği ancak Isparta İdare Mahkemesinin 28/9/2012

tarih ve E.2012/256, K.2012/954 sayılı kararı ile bu işlemin iptal edildiğini

gerekçe göstererek uyuşmazlık konusu bedeli yatırmamış, yer değiştirme işlemine

ilişkin olarak ise Isparta İdare Mahkemesinde yürütmeyi durdurma talepli iptal

davası açmıştır.

10. Isparta İdare Mahkemesi,

19/9/2012 tarih ve E.2012/769 sayılı kararı ile başvurucunun yürütmeyi durdurma

talebini reddetmiş, bunun üzerine başvurucu Antalya Bölge İdare Mahkemesinde

itiraz yoluna başvurmuş ve Mahkeme 17/10/2012 tarih ve E.2012/1423 sayılı

kararı ile itirazı kabul ederek yürütmeyi durdurma kararı vermiştir.

11. Isparta İdare Mahkemesi,

iptal davasının esasına ilişkin yaptığı değerlendirme neticesinde 22/2/2013

tarih ve E.2012/769, K.2013/163 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Mahkeme

kararının ilgili kısmı şöyledir:

“…

Olayda, atama işleminin dayanağı disiplin soruşturması

sonucunda; davacının, yersiz, tutarsız ve bir eğitimciye yakışmayan itham ve

ifadelerle Milli Eğitim Müdürlüğü çalışanlarını zan ve töhmet altında bıraktığından

bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125/B-ı maddesi uyarınca ‘kınama’

cezası, aynı okulda öğretmen olarak görev yapan Matematik Öğretmeni S. İ.’yi taciz ettiği, dışladığı, okulda yalnız bıraktığı,

kötülediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125/A-h maddesi

uyarınca ‘uyarma’ cezası ile cezalandırıldığı, yine öğrencisi O. Ç.’ye ‘Ben sana ne dedim, benden izinsiz oraya nasıl

girersin de çalışırsın, senin canına okurum‘ şeklinde sözler sarfettiği gerekçesiyle 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat

Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun'un 20.maddesinin 3.bendi

uyarınca ‘İhtar’ cezası ile cezalandırıldığı, anılan soruşturma raporunun sonuç

kısmında da davacının "yöneticilik görevinin üzerinden alınarak başka bir

okula atamasının yapılması" yolunda idari yönden getirilen teklif uyarına

yöneticilik görevinden alınmadan il içinde naklen atanmasına ilişkin dava

konusu işlemin tesis edildiği ve disiplin cezalarına karşı açılan davaların

reddedildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, dosyada

yer alan bilgi, belge ve soruşturma dosyasında yer alan tanık ifadeleri

birlikte değerlendirildiğinde, davacının görev yaptığı okulda güven ilişkisinin

zedelendiği, kurum içinde ve dışında sıkıntılar yaşadığı açık olup; aynı okulda

görev yapmasının çalışma huzur ve barışını bozacağı, eğitim öğretim

hizmetlerini olumsuz yönde etkileyeceği sonucuna varıldığından kamu yararı ve

hizmet gereklerine dayanılarak il içinde bir başka okula atanmasında hukuka

aykırılık bulunmamaktadır.

…”

12. Başvurucu, Mahkemenin

gerekçesinde belirttiği uyarma, kınama ve ihtar cezaları ile ilgili olarak

açılan iptal davalarının reddedilmiş olmasına karşın henüz yargı yollarının

tüketilmediğini, söz konusu kararlar ile ilgili olarak itiraz ve temyiz

istemlerinde bulunulduğunu, ayrıca dava konusu işlemin dayanağı olan soruşturma

raporunun konusunun, bahsi geçen disiplin cezalarının değil ödenmeyen yemek

parası ve öğrencilere kötü muamele yapılması hususlarının oluşturduğunu,

Mahkemenin gerekçesini söz konusu disiplin cezalarına dayandırmasının hukuka

aykırı olduğunu ileri sürmüş ve davanın reddi kararına karşı Antalya Bölge

İdare Mahkemesine itiraz yoluna başvurmuş, Mahkeme 31/5/2013 tarih ve

E.2013/686, K.2013/1180 sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararını

onamıştır.

13. Bu karara karşı yapılan

karar düzeltme başvurusu da aynı Mahkemenin 11/9/2013 tarih ve E.2013/1692,

K.2013/1874 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

14. Karar başvurucuya 2/10/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 1/11/2013 tarihinde

bireysel başvuru yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

16. 10/6/1949 tarih ve 5442

sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 8. maddesi şöyledir:

“Yetiştirme ve ikmal kaynakları Bakanlıklar veya tüzel

kişiliği haiz genel müdürlüklere bağlı olup il genel teşkilatı içinde birden

fazla istihdam yerleri bulunan meslek, fen ve uzmanlık kadrolarına dahil görevlerden :

A) İlçe idare şube başkanı sıfatını haiz olanlarla il

merkezinde Devlet gelir, giderlerinin ve mallarının tahakkuk, tahsil, ödeme ve

idaresiyle ilgili ikinci derecedeki müdürler, şube şefleri ve kontrol

memurları, nakit muhasipleriyle, lise, orta ve o derecelerdeki okul müdür ve

öğretmenleri, hastaneler mütehassıs hekimleri, Bakanlıklar veya tüzelkişiliği

haiz genel müdürlükler tarafından tayin edilirler.

B) Bunun dışında kalan bütün memurlar Bakanlıklar veya

tüzelkişiliği haiz genel müdürlükler tarafından valilik emrine tayin edilerek

il idare şube başkanının inhası üzerine valiler tarafından istihdam yerleri tesbit olunur;

C) Yukardaki fıkralarda yazılı bütün memurların lüzumu

halinde il içinde nakil ve tahvilleri mensup olduğu il idare şube başkanlarının

inhası üzerine valiler tarafından icra edilmekle beraber mensup oldukları

Bakanlıklar veya genel müdürlüklere sebepleriyle bildirilir.

Yukarda (A, B) fıkraları dışında kalan il merkez teşkilatına

bağlı memurlar ilgili idare şube başkanının inhası ile valiler tarafından

tayin, nakil ve tahvil olunurlar.

Tayin, nakil ve tahviller için gereken yolluk ödenekleri

bütçe yılı başında ilgili Bakanlık veya genel müdürlüklerce valiler emrine

gönderilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 26/6/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 1/11/2013 tarih ve 2013/7983

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, hakkında

başlatılan soruşturma nihayetinde uygulanan yer değiştirme işleminin yasal ve

somut gerekçelere dayanmadığını, suç sayılmayan hususların soruşturma konusu

yapıldığını ve yaptırım uygulandığını, söz konusu işlemin iptaline ilişkin

olarak açmış olduğu iptal davasında idare mahkemesinin, işleme dayanak

soruşturma raporunda bahsi geçmeyen ve halen yargılama aşamasında bulunan

kendisine ait önceki disiplin cezalarını gerekçe göstererek iptal istemini

reddettiğini ve yargılama aşamasında ileri sürdüğü iddia ve olguları dikkate

almadan karar verdiğini, Antalya Bölge İdare Mahkemesinin itirazın reddine

ilişkin kararında gerekçe bulunmadığını ve iddialarının dikkate alınmadığını,

aile bütünlüğü gözetilmeksizin bulunduğu yerden 105 kilometre uzaklıktaki bir

yere atamasının yapıldığını belirterek, adil yargılanma hakkının ve aile

bütünlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş, uğradığını iddia ettiği zarara

karşılık maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bu kapsamda başvurucu, atama

işleminin iptali istemiyle açtığı davanın hukuka aykırı olarak reddedildiğini

ve aile bütünlüğünün gözetilmediğini ileri sürmektedir. Bu şikâyetler

gözetilerek başvurucunun şikâyetleri, ailenin korunması ve aile hayatına saygı

hakkı ile adil yargılanma hakkı çerçevesinde iki başlık halinde

değerlendirilmiştir.

1. Ailenin

Korunması ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlali İddiası

20. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, bulunduğu yerden 105 kilometre uzaklıktaki bir yere atamasının

yapıldığını, atama yapılırken kendisinin ve aile fertlerinin huzur ve refahının

dikkate alınmadığını, atama işleminin iptali istemiyle açtığı davanın ise

reddedildiğini belirterek atama nedeniyle aile bütünlüğünün ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

21. Anayasa’nın 13. maddesi

şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz.”

22. Anayasa’nın 20. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini

isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine

dokunulamaz.”

23. Anayasa’nın 41. maddesinin

birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler

arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur

ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının

öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı

kurar.”

24. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.

Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

25. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin 8. maddesi şöyledir:

“1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına

saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi,

ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal

güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç

işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu

olabilir.”

26. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

27. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları

ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

29. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,

Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden kişilere

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.

30. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 20).

31. Başvurucu tarafından, atama

işlemi nedeniyle aile bütünlüğüne kamu gücü tarafından müdahale edildiği ileri

sürülmüş olup, bu husus Anayasa’nın 20., 41. ve AİHS’in

8. maddesinde yer alan ve aile hayatına saygı hakkı kapsamındadır.

32. Bu durumda incelenmesi

gereken husus ailenin korunması ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında korunan

bu hakkın kullanımına veya haktan yararlanılmasına kamu gücünün işlem, eylem

veya ihmali nedeniyle doğrudan bir müdahalenin söz konusu olup olmadığıdır.

Eğer doğrudan bir müdahalenin varlığı tespit edilirse bu müdahalenin

Anayasa’nın 13., 20. ve 41. maddelerinde öngörülen şartlara uygun olup olmadığı

değerlendirilmeli; bu çerçevede müdahalenin hukuki dayanağının ve meşru bir

amacının olup olmadığı ile ölçülü ve demokratik bir toplumda gerekli olup

olmadığı hususlarının tartışılarak ihlal iddiası hakkında bir sonuca varılması

gerekir (B. No: 2013/2954, 19/12/2013, § 38).

33. Kişinin kamu görevlisi

olması, kendisine sağladığı bir takım ayrıcalıklar ve

avantajların yanında, bir takım külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğer

kişilerin tabi olmadığı bir takım sınırlamalara tabi olmayı gerektirmektedir.

Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle, bu statünün gerektirdiği

ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayılmakta

olup, kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj ve sınırlamaları

zorunlu kılmaktadır (B.No:

2012/606, 20/2/2014, § 38).

34. Bazı kamu görevlilerinin,

hizmetin niteliği gereği belirli aralıklarla başka yerlere atanmaları;

bazılarının ise başka yer veya kurumlara atanmamaları zorunlu olabilir. Bu

konuda idareye, belirli bir takdir alanı tanınması makul karşılanmalıdır.

Kişilerin bir takım mazeretler çerçevesinde başka yere

atanma konusunda talep hakları var ise de atamaya ilişkin mazeretlerini

değerlendirip karara bağlayacak olan idarenin, kendi mevzuatı çerçevesinde, ifa

edilen kamu hizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimli kullanılması,

teşkilat yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate alması

kaçınılmazdır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine

getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli görevi ve

sorumluluğudur (B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 39).

35. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, aynı il içinde görev yaptığı ilçeden 105 kilometre uzaklıktaki başka

bir ilçeye atamasının yapıldığını, atama yapılırken kendisinin ve aile

fertlerinin huzur ve refahının dikkate alınmadığını ileri sürmüş ise de kamu

gücü tarafından tesis edilen atama işleminin, başvurucunun aile hayatı

yaşamasına izin vermeyen, bu hakkı engelleyen veya yasaklayan bir işlem

niteliğinde olduğunun söylenemeyeceği, atama işlemi nedeniyle aile bütünlüğünün

sağlanamayacağı iddiasının hiçbir şekilde gerekçelendirilemediği, başvurucunun

ailesi ile birlikte atamasının yapıldığı yere yerleşmesinin kamu gücü

tarafından engellendiği yönünde bir tespitin de bulunmadığı görülmekle, atama

işlemi nedeniyle başvurucunun aile hayatının korunması ve aile hayatına saygı

hakkının doğrudan etkilenmediği anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun ailenin korunması ve aile hayatına saygı hakkının ihlali

iddialarına ilişkin olarak doğrudan bir müdahalenin olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

37. Başvurucu, yargılama sonucunda

verilen kararın adil olmadığını, yargılama aşamasında ileri sürdüğü iddia ve

olguların dikkate alınmadan karar verildiğini ve Antalya Bölge İdare

Mahkemesinin itirazın reddine ilişkin kararında gerekçe bulunmadığını ileri

sürmüş olup, başvurucunun bu iddialarını iki başlık halinde değerlendirilmesi

gerekmiştir.

a. Mahkeme

Kararının Adil Olmadığı İddiası

38. Başvurucu, atama işleminin

iptali istemiyle açtığı davanın reddedildiğini, yargılama aşamasında ileri

sürdüğü iddia ve olguların dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek, bu

durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

39. Anayasa’nın 36. maddesi

şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma (Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.)

ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan

kaçınamaz.”

40. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde

görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak,

demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına,

küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği

gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi

özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde,

duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere

kapatılabilir.”

41. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkı”nın kapsamı Anayasa’da açık

bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, AİHS’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

42. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) ilke olarak kamu görevlileri ile ilgili uyuşmazlıkların

AİHS’nin “adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde adil yargılanma hakkı kapsamında ele

alınabileceğini kabul etmektedir. Ancak devlet ile ona özel bir güven ve

sadakat bağı ile bağlı olan kamu görevlileri (asker, polis vb.) açısından

konuyu ayrı değerlendirmekte olup, bu kişiler ile idare arasında olan

uyuşmazlıkların adil yargılanma hakkının kapsamı dışında tutulabilmesi için söz

konusu uyuşmazlığa ilişkin iç hukukunda mahkemeye başvuru hakkını tanımamış

olmalı ve bu yoksun bırakma devletin menfaatiyle ilgili objektif sebeplerle

haklı kılınmalıdır. Başka bir ifadeyle, devlet uyuşmazlık konusunun kamu

gücünün icrası ve devlete özel bir sadakat ve güven bağı ile alakalı olduğunu

açıkça ortaya koymalıdır (B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 28).

43. Dolayısıyla, Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı içinde yer alan başvuru konusu uyuşmazlık adil

yargılanma hakkı kapsamında yer almaktadır.

44. Bireysel başvuruya konu

davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve

değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından

getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru

incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa’da yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfilik içermedikçe derece

mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde

ele alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz

takdir hatası veya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire

müdahalesi söz konusu olamaz (B.No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

45. Başvurucu, hakkında

başlatılan soruşturma nihayetinde uygulanan yer değiştirme işleminin yasal ve

somut gerekçelere dayanmadığını, suç sayılmayan hususların soruşturma konusu

yapıldığını ve yaptırım uygulandığını, söz konusu işlemin iptaline ilişkin

olarak açmış olduğu iptal davasında idare mahkemesinin, işleme dayanak

soruşturma raporunda bahsi geçmeyen ve halen yargılama aşamasında bulunan

kendisine ait önceki disiplin cezalarını gerekçe göstererek iptal istemini

reddettiğini ve yargılama aşamasında ileri sürdüğü iddia ve olguların dikkate

alınmadığını ileri sürmektedir.

46. Başvurucu hakkında yapılan

11/6/2012 tarih ve 663-7/39.41 sayılı soruşturma raporunun sonuç kısmında daha

önce yapılan 25/2/2011 ve 25/7/2011 tarihli raporlarda teklif edilen “yöneticilik görevinin üzerinden alınarak”

ibaresinin de değerlendirilerek başka bir okula atamasının yapılması teklifinde

bulunulduğu ve bu kapsamda atama işleminin yapıldığı görülmektedir.

47. Yapılan atama işleminin

iptali istemiyle açılan davada ise Mahkeme, idari işlemin dayanağı olan

663-7/39.41 sayılı soruşturma raporu, bu raporun sonuç kısmında belirtilen

diğer raporlarda da uygulanması istenilen yer değişikliği hususuna dayanak olan

olaylar ile elde edilen delillere göre değerlendirmesini yapmış, netice itibarıyla

“ başvurucu hakkında da “dosyada yer alan

bilgi, belge ve soruşturma dosyasında yer alan tanık ifadeleri birlikte

değerlendirildiğinde, davacının görev yaptığı okulda güven ilişkisinin

zedelendiği, kurum içinde ve dışında sıkıntılar yaşadığı açık olup; aynı okulda

görev yapmasının çalışma huzur ve barışını bozacağı, eğitim öğretim

hizmetlerini olumsuz yönde etkileyeceği sonucuna varıldığından kamu yararı ve

hizmet gereklerine dayanılarak il içinde bir başka okula atanmasında hukuka

aykırılık bulunmamaktadır” gerekçesine yer vermek suretiyle davanın

reddine karar vermiştir.

48. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucunun

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge

sunmadığı, aksine yargılama sonucunda verilen kararın içeriğinin adil olmadığı

şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.

49. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında bariz takdir hatası veya açık bir

keyfilik de bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mahkeme

Kararının Gerekçesiz Olduğu İddiası

50. Başvurucu, Antalya Bölge

İdare Mahkemesinin itirazın reddine ilişkin kararında gerekçe bulunmadığını

ileri sürmüştür.

51. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.”

52. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, § 30, 16/5/2013).

53. Derece mahkemeleri,

kendisine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir. Ancak ileri

sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde davanın sonucuna etkili olması

halinde, mahkeme bu hususa belirli ve açık bir yanıt vermek zorunda olabilir.

Böyle bir durumda dahi, ileri sürülen iddiaların zımnen reddi yeterli olabilir

(B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56)

54. Gerekçeli karar hakkı

bakımından, temyiz merciinin, yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı

fikirde olması ve bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla

kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir

şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece

mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (B.

No: 2013/3351, 18/9/2013, § 50)

55. Somut olayda, İlk Derece

Mahkemesi, tarafların iddia ve savunmaları ile tüm dosya kapsamını dikkate

alarak, hukuk kuralları ile dava konusu atama işlemini değerlendirmiş ve

davanın reddine karar vermiştir. Antalya Bölge İdare Mahkemesi tarafından da

Mahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yapılarak ve bu gerekçe kabul

edilerek hüküm onanmıştır. Dolayısıyla itiraz üzerine verilen kararın

gerekçesiz olduğundan söz edilemez.

56. Açıklanan nedenlerle,

gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Aile korunması ve aile hayatına saygı hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2.

Mahkeme kararının adil olmadığı iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

3.

Mahkeme kararının gerekçesiz olduğu iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

26/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Demir DİNİPAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7983, 26 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. Kaleli
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7983
Tarih
26 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Abdurrahman Özekinci ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4507)
  • Uğur Akay Başvurusu (B. No: 2013/3613)
  • Mahmut Savaşçi Başvurusu (B. No: 2014/2243)
  • Yıldız Eğitim ve Yayıncılık Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/2235)
  • A.y.i. Başvurusu (B. No: 2013/252)
  • İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2013/5574)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.