İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Uğur Akay Başvurusu (B. No: 2013/3613)

1. Başvurucu, 5/5/2008 tarihinde Salihli 1. Asliye Hukuk

Başvuru No2013/3613Tarih30 Haziran 2014Okuma17 dk · 3.370 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Uğur Akay Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/3613
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.370 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 5/5/2008 tarihinde Salihli 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) açtığı kooperatif genel kurul

kararının iptali davasının reddedildiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, ihlalin giderilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 27/5/2013 tarihinde İzmir 11. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 23/12/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölümün 14/1/2014 tarihli ara kararı gereğince

başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve

bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı, 3/3/2014 tarihli yazısı ile makul

sürede yargılama yapılmadığına yönelik olarak görüş sunulmasına gerek

olmadığını, diğer ihlal iddialarının dayanaktan yoksun nitelikte olduğunu

bildirmiş, başvurucu vekili 31/3/2014 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı

diyeceklerini sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşünde ifade

edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 5/5/2008 tarihinde S.S. Yeşil Palmiye Konut

Yapı Kooperatifi aleyhine Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret

Mahkemesi sıfatıyla) açtığı davada, 30/3/2008 tarihinde yapılan kooperatif

genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun olmadığını, gündemin usulüne

uygun ilan ve tebliğ edilmediğini, Yönetim Kurulu Başkanının yakınlarının

katılımıyla yapılan genel kurulda alınan ibra kararının, geçersiz denetçi

raporuna dayandığını ileri sürerek, 30/3/2008 tarihli genel kurul kararının

iptalini talep etmiştir.

8. Başvurucu vekilinin 9/3/2009 tarihli duruşmaya mazeret

bildirdiği, Mahkemece başvurucu vekilinin mazeretinin kabulüne, İstanbul

Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak bilirkişi raporu

alınmasına, masrafların başvurucu tarafından karşılanmasına, duruşmanın

22/4/2009 tarihine ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.

9. Başvurucu tarafından masraf verilmediği için bilirkişiden

rapor alınması amacıyla talimat yazılamadığı, Mahkemece 22/4/2009 tarihli

duruşmada yeniden bilirkişi raporu alınması için talimat yazılmasına ve

masrafın başvurucudan alınmasına karar verildiği belirlenmiştir.

10. Başvurucu, 4/5/2009 tarihli dilekçesi ile bilirkişi incelemesine

gerek olmadığını, meselenin hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile

çözümlenebilecek bir husus olduğunu ileri sürmüş, ancak bilirkişi ücretini

yatırması üzerine, bilirkişiden rapor alınması için İstanbul 4. Asliye Ticaret

Mahkemesine talimat yazılmıştır.

11. Bilirkişi 30/7/2009 tarihli raporunda, toplantı ve karar

nisabının oluştuğunu, başvurucunun çağrıya rağmen genel kurula katılmaması

sebebiyle iptal davası açamayacağını, ayrıca toplantıya katılsa dahi bir tane

ret oyunun kararların sıhhatine tesir etmeyeceğini dolayısıyla iptal talebinde

haklı olmadığını bildirmiştir.

12. Başvurucu vekilinin 28/9/2009 tarihli duruşmaya mazeret

verdiği ve Mahkemece başvurucu vekilinin mazereti kabul edilerek duruşmanın

18/11/2009 tarihine ertelendiği anlaşılmıştır.

13. Mahkemece, 18/11/2009 tarih ve E.2008/265, K.2009/693

sayılı kararla; davalı Kooperatif merkezi Salihli'de olduğundan davanın yetkili

Mahkemede açıldığı, bu nedenle başvurucunun yargılama sırasındaki yetki

itirazının yerinde olmadığı, başvurucunun 25/2/2008 tarihinde usulünce genel

kurula çağrıldığı, çağrıya rağmen toplantıya katılmayan başvurucunun iptal

davası açamayacağı, dava açma hakkı bulunsa dahi 13 ortaklı kooperatifin iptali

istenen genel kurulunun 7 ortağın katılımı ile yapıldığı, tüm kararların

oybirliği ile alındığı, başvurucunun toplantıya katılıp ret oyu kullanması

halinde dahi alınan kararlara etkisinin olmayacağı, alınan kararların yasaya,

ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle

davanın reddine karar verilmiştir.

14. Başvurucunun 11/3/2010 tarihinde hükmü temyiz ettiği,

ancak dosyanın Yargıtaya gidiş-dönüş ve tebliğ

giderini yatırmaması nedeniyle 15/3/2010 tarihli yazıyla başvurucuya anılan

masrafları yatırması için Mahkemece muhtıra gönderildiği, başvurucunun

masrafları tamamlaması üzerine 29/4/2010 tarihinde dosyanın Yargıtay 11. Hukuk

Dairesine gönderildiği anlaşılmıştır.

15. Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 29/7/2011 tarih ve

E.2010/6410, K.2011/3098 sayılı kararla davanın Dairenin görevine girmediği

gerekçesiyle dosyanın Yargıtay 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar

verilmiştir.

16. Başvurucu, 5/3/2012 tarihinde, dava dosyasına ek

dilekçelerini Yargıtaya göndermiştir.

17. Başvurucunun duruşmalı temyiz istemi sonucu, Yargıtay 23.

Hukuk Dairesinin 21/5/2012 tarih ve E.2012/969, K.2012/3464 sayılı kararıyla;

dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere,

delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre hükmün onanmasına

karar verilmiştir.

18. Karar düzeltme istemi üzerine dosya, 6/8/2012 tarihinde

Yargıtay 23. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.

19. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 27/11/2012 tarih ve

E.2012/4510, K.2012/6989 sayılı ilamıyla; dosyadaki yazılara, mahkeme kararında

belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK'un 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine

uymayan karar düzeltme istemi reddedilmiştir.

20. Karar, 26/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu, 27/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

22. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi”

kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

23. 1086 sayılı mülga Hukuk

Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275. maddesi şöyledir:

“Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren

hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik

mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan

konularda bilirkişi dinlenemez.”

24. 24/4/1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun

98. maddesi şöyledir:

“Bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda

Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.”

25. 1163 sayılı Kanun’un 99. maddesi şöyledir:

“Bu

kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup

olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılır.

Bu davalarda basit muhakeme usulü uygulanır.”

26. 29/6/1956 tarih ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu’nun

381. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Aşağıda

yazılı kimseler, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi

niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden

itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla

iptal davası açabilirler:

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 30/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 27/5/2013 tarih ve 2013/3613 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, ortağı olduğu kooperatifin 30/3/2008 tarihli

genel kurul toplantısının ve gündeminin bildirilmediğini, usulüne uygun çağrı

yapılmadığı için kooperatif genel kuruluna katılamadığını, anılan genel

kurulda, gerçeği yansıtmayan denetçi raporuna dayalı olarak yönetim kurulunun

ibra edildiğini, genel kurul kararının iptali amacıyla Salihli 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı davada, Kooperatifin adresi Çiğli/İzmir olmasına rağmen

Mahkemece yetkisizlik kararı verilmediğini, bilirkişi incelemesini gerektiren

bir husus bulunmadığı, hâkimin hukuki bilgisi ile çözümlenebilecek bir husus

olduğu halde Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, denetçinin Türk

Ticaret Kanunu'na aykırı şekilde seçildiği, toplantıya çağrının ve gündemin

usulüne uygun olarak ilan ve tebliğ edilmediği, bilançoların gerçeği

yansıtmadığı iddialarının bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, genel

kurul toplantısına çağrı usulsüz olduğu için genel kurulda alınan kararların

hükümsüz olarak kabul edilmesi gerektiği halde Mahkemece bilirkişi raporu

doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, Kooperatif kayıtlarının gerçek

durumu yansıtmadığını, defterlerin sahte ve ikinci kez düzenlendiğini, suç

sayılan bu fiillerin temyiz incelemesinde dikkate alınmadığını, Mahkemece

verilen kararın soyut gerekçelerle onandığını, karar düzeltme isteminin de

somut gerekçeler gösterilmeden reddedildiğini, hukuka aykırı şekilde yönetim

kurulunun ibra edildiğini, bir kısım ödemelerin gerçeği yansıtmadığını, bu

karar nedeniyle tekrar ödemeler yapmak zorunda kalabileceğini, yargılamanın 4

yıl 6 ay sonra neticelendiğini, davanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, Anayasa'nın 35., 36. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş, ihlalin giderilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

29. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın reddine karar verilmesinin

mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürdüğü

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar.

Başvurucunun anılan iddiaları yargılama sonucunda verilen kararın adil olup

olmadığına yönelik olup, bu iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası

kapsamında değerlendirilmiştir. Başvurucunun, kararın gerekçesiz olması ve

makul sürede yargılama yapılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiaları ayrıca incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığı İddiası

30. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

31. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

32. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

33. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

34. Başvuru konusu olayda

başvurucu, ortağı olduğu kooperatifin genel kurul kararının iptali amacıyla

Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, Mahkemece delillerin hatalı

değerlendirilerek davanın reddine karar verildiğini, yetki itirazının kabul

edilmediğini ve hukuka aykırı olarak bilirkişi incelemesi yapıldığını,

iddialarının Derece Mahkemesince ve Yargıtay tarafından karşılanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Başvurucu tarafından Salihli

1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) açılan davada

başvurucu yetki itirazında bulunmuşsa da Mahkemece, Kooperatif ana

sözleşmesinin 4. maddesine göre Kooperatif merkezinin Salihli olduğu

gerekçesiyle yetki itirazının reddine karar verilmiştir. Başvurucu tarafından

açılan davada tarafların delilleri toplanmış, Kooperatif ana sözleşmesi

incelenmiş, iptali talep edilen genel kurul toplantı tutanağı değerlendirilmiş

ve bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. 1086 sayılı mülga Kanun’un

275. maddesine göre, mahkemece, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren

hallerde bilirkişi raporu alınmasına karar verilebilir. Bu konuda takdir hakkı

mahkemeye aittir. Somut davada başvurucunun, delil listesinde, gerektiği

takdirde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.

Mahkemece, genel kurul toplantı tutanağının değerlendirilmesi, ortak sayısı,

toplantı ve karar nisaplarının tespiti açısından rapor alınmış, anılan rapor ve

tüm dosya kapsamı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

36. Mahkemenin gerekçesi ile

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

37. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece

Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı

gibi Mahkemenin kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

38. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası

39. Başvurucu, Yargıtay

kararlarının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür.

40. Anayasa’nın 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü

kararları gerekçeli olarak yazılır.”

41. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak

başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma

hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa’nın, bütün

mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden

141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

42. Temyiz mercilerinin

kararlarının tamamen gerekçeli olması zorunlu değildir. Temyiz merciinin

yargılamayı yapan mahkemenin kararıyla aynı fikirde olması ve bunu ya aynı

gerekçeyi kullanarak ya da basit bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir.

Burada önemli olan husus, temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş

ana unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını

ya da bozduğunu göstermesidir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

43. Somut olayda başvurucu,

Mahkemece verilen kararın soyut gerekçelerle onandığını, karar düzeltme

isteminin de somut gerekçeler gösterilmeden reddedildiğini belirterek,

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece,

başvurucunun sunduğu deliller incelenmiş, bilirkişi raporu alınmış, Kooperatif

ana sözleşmesi ve genel kurul toplantı tutanağı incelenerek, genel kurulda tüm

kararların oybirliği ile alındığı, başvurucunun toplantıya katılıp ret oyu

kullanması halinde dahi alınan kararlara etkisinin olmayacağı, alınan kararların

yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun

kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir (bkz. § 13).

Yargıtay tarafından da Mahkemece verilen kararın gerekçesine atıf yapılarak ve

bu gerekçeler aynen kabul edilerek hüküm onanmış ve karar düzeltme istemi

reddedilmiştir (bkz. §§ 17-19). Dolayısıyla Yargıtay kararlarının gerekçesiz

olduğundan da söz edilemez.

44. Açıklanan nedenlerle, gerekçeli karar

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurucunun bu yöndeki

iddiası da “açıkça dayanaktan yoksun”

bulunmuştur.

c. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı

İddiası

45. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu

bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

46. Başvurucu, 5/5/2008 tarihinde Salihli 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) açtığı davanın makul sürede

tamamlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

47. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, makul sürede yargılanma

hakkına ilişkin olarak görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

48. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

49. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

50. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

51. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

52. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

53. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda, başvurucunun açtığı Kooperatif genel kurul kararının iptali

davasında, 1086 sayılı mülga Kanun ile 6100 sayılı Kanun’da yer verilen usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, anılan genel kurulda

tasfiyenin gerçekleşmesi ve borçların ödenmesi için ortaklardan aidat alınmasına

karar verildiği de dikkate alındığında, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

54. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

55. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

56. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

57. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

58. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarihtir. Sürenin bitiş tarihi ise, yargılamanın sona erme tarihidir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 52).

59. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

60. Başvuru konusu yargılamanın,

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcını teşkil eden

23/9/2012 tarihinden önce başlamış olduğu, başvuru tarihinde yargılamanın sona

erdiği anlaşılmakla, somut başvuruya ilişkin olarak yapılacak makul süre

değerlendirmesinde dikkate alınacak sürenin başlangıcı 5/5/2008 tarihidir.

61. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler.

62. 1163 sayılı Kanun’un 99. maddesine göre kooperatif

hukukundan kaynaklanan davalar basit yargılama usulüne tabidir. Basit yargılama

usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316. maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda

açıkça belirtilen bazı davalarda uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha

basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay

bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir

yargılama usulüdür (B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

63. Somut başvuruda makul süre

incelemesi yapılırken, kooperatif genel kurul kararının iptali davası açan

başvurucunun kişisel yararı göz önünde bulundurularak, yargılama sürecindeki

gecikmelerin her biri belirlenerek gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların

gecikmedeki etkisinin tespiti ve bahsedilen makul süre kriterlerinin toplam

etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

64. Anayasa Mahkemesinin, derece mahkemelerinin yargılama

sürelerine riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl yorumladıklarını ve

uyguladıklarını denetleme görevi bulunmamakta olup Mahkeme, davaların “makul süre” içerisinde tamamlanıp

tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü ele alarak,

bu sürenin Anayasa’nın 36. maddesine uygun olup olmadığıyla sınırlı bir

inceleme yapmaktadır.

65. Başvuruya konu yargılama sürecinin

incelenmesinde, yargılamanın konusunun, kooperatif genel kurul kararının iptali

istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Başvurucu tarafından 5/5/2008 tarihinde

Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) açılan

davada, tensip zaptının tanziminden sonra taraflara delillerini sunmaları için

süre verilmiş ve Kooperatifin sicil kayıtları getirtilmiştir. Başvurucunun,

Karşıyaka mahkemelerinin yetkili olduğuna dair yetki itirazı Mahkemece

reddedilmiştir.

66. 9/3/2009 tarihli duruşmaya

başvurucu vekili mazeret bildirmiş, anılan duruşmada bilirkişi raporu

alınmasına, masrafların başvurucudan alınmasına karar verilmiştir. Başvurucu

masrafları yatırmadığı için bilirkişi raporu alınamamıştır. Bir sonraki duruşma

tarihi olan 22/4/2009 tarihli duruşmada başvurucu vekili, bilirkişi raporu

alınmasına gerek olmadığı yönünde itirazda bulunmuş, Mahkemece rapor alınmasına

karar verilmiştir. Başvurucunun 29/4/2009 tarihinde masrafları yatırmasından

sonra 8/5/2009 tarihinde, bilirkişi raporu alınması için İstanbul Nöbetçi

Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmıştır.

67. Başvurucu vekili 20/7/2009 tarihli

duruşmaya mazeret bildirerek katılmamış, Mahkemece mazeretin kabulüne ve

duruşma gününün başvurucu vekiline tebliğine karar verilmiştir.

68. Bilirkişi raporu 28/9/2009 tarihli

duruşmada okunmuş, ancak anılan duruşmaya başvurucu vekilinin mazeret

bildirmesi nedeniyle duruşma ertelenmiştir. Mahkemece 18/11/2009 tarihli

duruşmada davanın reddine karar verilmiştir.

69. Başvurucu vekili, 11/3/2010 tarihinde

kararı temyiz etmiş ancak Yargıtaya gidiş-dönüş ve

tebliğ giderlerinin eklenmemesi nedeniyle anılan giderlerin yatırılması için

15/3/2010 tarihinde başvurucuya yazı gönderilmiştir. Anılan giderlerin

yatırılmasından sonra 29/4/2010 tarihinde dosya Yargıtaya

gönderilmiştir.

70. Yargıtay 23. Hukuk Dairesince

21/5/2012 tarihinde hüküm onanmıştır. Karar düzeltme isteminin aynı Daire

tarafında reddedildiği 27/11/2012 tarihinde hüküm kesinleşmiştir.

71. Mahkemece, yargılama süresince

yaklaşık iki ay aralıklarla duruşmalar yapıldığı belirlenmiştir. Yargılama

sırasında başvurucu vekilinin mazeret bildirerek katılmadığı duruşmaların

bulunduğu, başvurucunun mazereti, bilirkişi ücretini ve temyiz masraflarını geç

yatırması nedeniyle yaklaşık yedi ay yargılamanın uzamasına neden olduğu

dikkate alındığında, başvurucunun tutumunun, yargılamanın uzun sürmesi üzerinde

etkili olduğu anlaşılmıştır.

72. Davada yer alan kişi sayısı ve

davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya

konu yargılamanın karmaşık bir niteliğe sahip olmadığını gösterdiği, davaya

bütün olarak bakıldığında, ilk açılış tarihi olan 5/5/2008 tarihinden itibaren

temyiz ve karar düzeltme safhalarından sonra hükmün kesinleştiği 27/11/2012

tarihine kadar 4 yıl 6 ay 22 gün yargılamanın devam ettiği, yargılama sürecinin

kısmen başvurucunun fiilleri nedeniyle uzadığı belirlenmiştir.

73. Başvurunun konusu olan Kooperatif

genel kurul kararının iptali davasında yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı

ayrı değerlendirildiğinde, davanın niteliği gereği bilirkişi incelemesini

gerektirdiği, temyiz ve karar düzeltme safhalarıyla beraber iki dereceli

yargılama yapıldığı ve başvurucu vekilinin yargılama sürecindeki tutum ve

davranışları dikkate alındığında 4 yıl 6 ay 22 gün süren yargılama sürecinin

makul olduğu sonucuna varılmıştır.

74. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun

1. Yargılamanın

sonucunun adil olmadığı iddiası yönünden “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Gerekçeli karar hakkına yönelik ihlal iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası yönünden KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan yargılama giderlerinin başvurucu

üzerine bırakılmasına,

30/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Uğur AKAY Vekili : Av. Saime Gülden ÇİÇEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3613, 30 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun
  16. C. Başvurucu tarafından yapılan yargılama giderlerinin başvurucu
  17. Kaleli
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3613
Tarih
30 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Mahmut Savaşçi Başvurusu (B. No: 2014/2243)
  • Yıldız Eğitim ve Yayıncılık Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/2235)
  • A.y.i. Başvurusu (B. No: 2013/252)
  • İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2013/5574)
  • Osman Özkök Başvurusu (B. No: 2013/2363)
  • Zekiye Şanlı Başvurusu (B. No: 2012/931)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.