İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Özkök Başvurusu (B. No: 2013/2363)

1. Başvurucu 1983 ve 1995

Başvuru No2013/2363Tarih26 Haziran 2014Okuma14 dk · 2.854 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Osman Özkök Başvurusu

Karar tarihi
26 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/2363
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.854 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu 1983 ve 1995

yıllarında açılan ve tarafı olduğu hukuk davasının henüz ilke derece

mahkemesinde karara bağlanmamış olması ve yargılama süresince taşınmazlardan

yararlanamamış olması nedeniyle makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının

ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradığı manevi zararın

tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, 25/3/2013 ve 8/4/2013 tarihlerinde Marmaris 2. ve 3. Asliye

Hukuk Mahkemeleri vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvuruların Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci ve

İkinci Komisyonlarınca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından

yapılmak üzere dosyaların Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 24/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvuruların birer örneği görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 30/9/2013 ve

2/10/2013 tarihli görüş yazıları 11/10/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiş, başvurucu vekili tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 25/10/2013

tarihli beyan dilekçeleri ibraz edilmiştir.

6. Bölüm tarafından 25/6/2014 tarihinde, başvurucu tarafından makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına konu edilen yargılamaların aynı

dava dosyasına ilişkin olduğu anlaşıldığından, 2013/2645 numaralı dosyanın,

2013/2363 başvuru numaralı dosya ile birleştirilerek incelenmesine karar

verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu tarafından, 13/5/1983 havale tarihli dilekçe ile Marmaris Asliye Hukuk

Mahkemesine, Muğla ili Marmaris ilçesi Hisarönü köyü Sümbüllütaş mevkiinde kain taşınmazın adına tescili

talebiyle dava açılmıştır.

9. Mahkemenin E.1983/78 sayılı

dosyası üzerinde yürütülen yargılama sırasında, dosya 12/4/2005

tarihli karar uyarınca aynı Mahkemenin E.1982/230 sayılı dosyası ile

birleştirilmiştir.

10. Belirtilen yargılama

sürecinde taşınmaza ilişkin kadastro tespit çalışması yapıldığından bahisle, 19/3/2008 tarihinde dosyada tefrik kararı verilerek

başvurucunun davacısı olduğu dosya aynı Mahkemenin E.2008/150 sırasına

kaydedilmiş ve Mahkemenin 19/3/2008 tarih ve E.2008/150, K.2008/144 sayılı

karar ile Marmaris Kadastro Mahkemesi lehine görevsizlik kararı verilmiştir.

11. Görevsizlik kararı

sonrasında Marmaris Kadastro Mahkemesinin E.2009/1554 sırasına kaydı yapılan

dosya, 9/6/2009 tarih ve E.2009/1554, K.2009/720

sayılı karar uyarınca aynı Mahkemenin E.2009/1450 sayılı dosyası ile

birleştirilmiştir.

12. Marmaris Kadastro

Mahkemesinin E.2009/1450 sayılı dosyasının yargılaması sırasında, belirtilen

dosya 18/1/2010 tarih ve E.2009/1450, K.2010/45 sayılı

karar uyarınca aynı Mahkemenin E.2009/583 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.

13. Yukarıda belirtilen sürecin

yanı sıra, bir kısım davacılar tarafından 26/5/1995

havale tarihli dilekçe ile Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinde başvurucu

aleyhine açılan davada, dava dilekçesinde hudutları itibariyle belirtilen beş

parça taşınmazın tapulu olduğu belirtilerek, mahkeme kararına istinaden

başvurucu adına oluşan mükerrer tapuların iptaline ve müdahalenin önlenmesine

karar verilmesi talep olunmuştur.

14. Marmaris Asliye Hukuk

Mahkemesinin 1995/494 esasına kaydı yapılan dosyanın yargılaması sırasında, belirtilen

dosya 10/5/2005 tarih ve E.1995/494, K.2005/392 sayılı karar ile,

aynı Mahkemenin diğer kırk beş dosyası ile birlikte E.1984/42 sayılı dosya

üzerinde birleştirilmiştir.

15. Taşınmazlar hakkında

kadastro tespit çalışması yapıldığından bahisle E.1984/42 sayılı dosyanın 8/12/2009 tarihli duruşmasında, E.1984/42 sayılı dosya ile

birleştirilmiş olan dosyaların tefrikine karar verilmiş ve her bir dosya

açısından Kadastro Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı

verilmiştir.

16. Tefrik kararı sonrası

E.2009/534 sırasına kaydedilen ve başvurucunun davalı olduğu dosya da 8/12/2009 tarih ve E.2009/534, K.2009/320 sayılı görevsizlik

kararı ile Marmaris Kadastro Mahkemesine devredilerek, belirtilen Mahkemenin

E.2010/260 sırasına kaydedilmiştir.

17. Marmaris Kadastro

Mahkemesinin E.2010/260 sayılı dosyasında yapılan tespit keşfi sonrasında

belirtilen dosya, 7/10/2010 tarih ve E.2010/260, K.2010/794 sayılı karar ile, aynı Mahkemenin E.2009/583 sayılı dosyası ile

birleştirilmiştir.

18. Bu kapsamda başvurucu

tarafından 13/5/1983 tarihinde açılan ve birleşme kararı öncesinde Marmaris

Kadastro Mahkemesinin E.2010/260 sırasına kayıtlı olan dava ile,

başvurucu aleyhine 26/5/1995 tarihinde açılan ve birleşme kararı öncesine

Marmaris Kadastro Mahkemesinin E.2009/1450 sırasına kayıtlı olan dava dosyası,

Mahkemenin E.2009/583 sayılı dosyası ile birleştirilmiş olup, yargılama

belirtilen esas üzerinde hâlihazırda derdesttir.

19. Marmaris Kadastro

Mahkemesinin 13/2/2014 tarihli yazısında, birleşen

dosyalardan E.2010/260 sayılı dosyadaki dava konusu parsellerin Hisarönü köyü 179 ada 2,3,6 ve 7 nolu

parseller, diğer birleşen dosya olan E.2009/1450 sayılı dosyada başvurucu

tarafından dava konusu edilen parsellerin ise Hisarönü

köyü 179 ada 3,4 ve 7 nolu parseller olduğunun tespit

edildiği bildirilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

20. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

21. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı

Kadastro Kanunu’nun “Genel

olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kadastro

mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya

şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve

ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri

davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya

kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek

üzerine veraset belgesi de verebilir.”

22. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”

kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro

müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro

tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava

dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile

uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili

dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara

Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”

23. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar

başlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu

madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerde

basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

24. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin

takdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Kadastro

tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe

gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,

kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında

çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri

tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro

komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen

dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının

dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak

taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.

Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit

edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.”

25. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun

yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi

kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”

26. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro

harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince

resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,

ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten

karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 26/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

25/3/2013 tarih ve 2013/2363 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

28. Başvurucu, 1983 yılında

açtığı ve 1995 tarihinde aleyhine açılan davaların hâlihazırda ilk derece

mahkemesi nezdinde derdest olduğunu, yargılama sırasında gereksiz birleştirme

kararları ve taraflara ara kararların yerine getirilmesi hususunda usule aykırı

süreler verilmesinin yargılamanın uzamasına neden olduğunu, ayrıca tapu

kayıtlarına ihtiyati tedbir konulan taşınmazlarını yargılama süresince

kullanamadığını ve taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkının kesinleşmesi için

yıllarca beklemek zorunda kaldığını belirterek, Anayasa’nın 35. ve 36.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

29. Başvurucu, başvuruya konu

uyuşmazlığı sonlandırır nitelikte bir karar mevcut olmadığını belirtmiştir.

30. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvuruya konu yargılamanın hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdest

olduğunun, yapılacak değerlendirmede nazara alınması gerektiği bildirilmiştir.

31. Başvuru konusu dava, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan 23/9/2012’den

önce açılmış olup, başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu anlaşılmakla,

başvurunun incelenmesi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

dâhilindedir. Ayrıca, bireysel başvuruda bulunulmadan önce,

ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması

gerekmekle birlikte hukuk sistemimizde, yargılamanın uzamasını önleyici etkiye

sahip olan veya yargılamanın makul sürede yapılmaması sonucunda oluşan

zararları tespit ve tazmin edici nitelik taşıyan bir idari veya yargısal

başvuru yolunun bulunmadığı anlaşıldığından, başvuru kanun yollarının

tüketilmesi yönünden kabul edilebilir niteliktedir. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 21-30).

32. Açıklanan nedenlerle, açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucu, 1983 ve 1995

yıllarında açılan ve tarafı olduğu hukuk davasının henüz ilke derece

mahkemesinde karara bağlanmamış olması nedeniyle makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

34. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvuruya konu yargılamanın otuz yılı aşkın süredir ilk derece mahkemesi

nezdinde derdest olduğunun ve yargılama sürecinin uzamasında dosyanın

taraflarındaki kişi sayısının fazlalığı, başka yargılama dosyalarının bekletici

mesele yapılması, keşif ara kararlarının icrasındaki gecikmeler ile verilen

birleştirme ve tefrik kararlarının etkili olduğunun, yapılacak değerlendirmede

nazara alınması gerektiği bildirilmiştir.

35. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18)

36. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

37. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

38. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

39. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin

lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

40. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

41. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 40).

42. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

43. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek

başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının

ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle,

hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

44. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

45. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, asliye hukuk mahkemesi nezdinde açılan tapu iptal, tescil ve meni müdahale

davasının görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine devredilmiş olduğu

görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 49).

46. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, nihai olarak Marmaris Kadastro

Mahkemesinin E.2009/583 sayılı dosyasında birleştirilen davalardan ilkinin

açılma tarihi olan 13/5/1983 tarihidir. Sürenin bitiş tarihi

ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

47. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil,

uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir.(B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 51).

48. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başlangıçta tapu iptali,

tescil ve meni müdahale taleplerine ilişkin olduğu, görevsizlik kararı ile

Kadastro Mahkemesine devredilen dosyanın Mahkemece muhtelif birleştirme ve

tefrik kararlarına konu edilmesi sonrasında nihai olarak Marmaris Mahkemenin

E.2009/538 sayılı dosyası üzerinde birleştirildiği ve taraflarında ondan fazla

kişinin yer aldığı yargılamanın otuz bir yılı aşkın süredir uyuşmazlığın

esasına dair karar verilmeksizin ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğu

anlaşılmaktadır.

49. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin kısmen asliye hukuk kısmen

kadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı Kanun’da yer alan

özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları

konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu

olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı

Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi

gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (§ 12-18).

50. Kadastro mahkemesi ve 6100

sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların

makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru

konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati

temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64;

B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43), başvuruya konu davada

yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul

işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu otuz

bir yılı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

52. Başvurucu tarafından ayrıca,

uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan yararlanamadığı gibi taşınmaz

üzerindeki mülkiyet hakkının kesinleşmesi için yıllarca beklemek zorunda

kaldığı belirtilerek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddia edilmiş olmakla beraber, somut yargılama bağlamında

başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde yukarıda

yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

53. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 150.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin otuz bir yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren

23.700,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

57. Başvuruya konu yargılamanın

otuz bir yılı aşkın bir süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede

yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği

açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven

ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın

mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,

kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 23.700,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

26/6/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : Osman ÖZKÖK Vekili : Av. Aydın TORAMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2363, 26 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2363
Tarih
26 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Zekiye Şanlı Başvurusu (B. No: 2012/931)
  • Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2012/855)
  • Natık Bıçak Başvurusu (B. No: 2013/1562)
  • Ayşe Korkmaz Başvurusu (B. No: 2013/2695)
  • Adil Gökalp Başvurusu (B. No: 2013/6846)
  • İsmet Yağcı Başvurusu (B. No: 2013/6712)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.