İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Natık Bıçak Başvurusu (B. No: 2013/1562)

1. Başvurucu açtığı menfi

Başvuru No2013/1562Tarih26 Haziran 2014Okuma15 dk · 3.085 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Natık Bıçak Başvurusu

Karar tarihi
26 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/1562
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.085 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu açtığı menfi

tespit davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını ve yapılan yargılamanın

adil yargılanma hakkının gereklerine aykırı olduğunu ileri sürerek, ihlalin

tespitiyle, yeniden yargılama yapılmasına ve uğradığı maddi ve manevi zararın

tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 15/2/2013

tarihinde Nazilli 2.Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtası ile yapılmıştır. İdari

yönden yapılan ön incelemede başvuruların Komisyona sunulmasına engel bir

durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölümün Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 7/11/2013 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 13/12/2013 tarihli görüş yazısı

24/12/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekili

tarafından, Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 8/1/2014 tarihli beyan dilekçesi

sunulmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu tarafından 4/11/2003 havale tarihli dilekçe ile İstanbul Asliye Ticaret

Mahkemesinin E.2003/1385 sayılı dosyası üzerinde bir bankadan almış olduğu

otomobil kredisini konu alan menfi tespit davası açılmıştır.

8. İstanbul Asliye Ticaret

Mahkemesi Üçüncü Ticaret Dairesinin 7/6/2004 tarih ve

E.2003/1385, K.2004/694 sayılı kararı ile Mahkemenin görevsizliği nedeniyle

dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

9. Görevsizlik kararı sonrası

yürütülen yargılama neticesinde, İstanbul Üçüncü Tüketici Mahkemesinin

26/6/2007 tarih ve E.2004/871, K.2007/444 sayılı kararı ile,

davanın açılmamış sayılmasına karar hükmedilmiştir.

10. Karar temyiz edilmekle,

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2/3/2009 tarih ve E.2008/12270, K.2009/2684

sayılı kararı ile, başvurucu vekilince süresinde

mazeret dilekçesi verilmiş olduğu nazara alındığında, bu mazeret dilekçesi

değerlendirilerek yargılamaya devam olunması gerekirken davanın açılmamış

sayılmasına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek bozulmuştur.

11. Bozma sonrası yapılan

yargılama neticesinde İstanbul Üçüncü Tüketici Mahkemesinin 6/12/2011 tarih ve

E.2010/5, K.2011/1004 sayılı kararı ile, dava tarihi

itibarıyla başvurucunun davalı bankaya 6.136,23 TL borcu bulunduğu

anlaşıldığından, borcunun bulunmadığının tespiti yolundaki isteminin reddine,

davadan sonra yapılan ödemelerin infaz sırasında icra müdürlüğünce

değerlendirilmesine karar verilmiştir.

12. Karar temyiz edilmekle

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 6/12/2012 tarih ve

E.2012/18857, K.2012/28117 sayılı kararı ile karar düzeltme yolu kapalı olmak

suretiyle onanmıştır.

13. Karar 18/1/2013

tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

14. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 26/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

15/2/2013 ve 2013/1562 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, açtığı menfi

tespit davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını, vekilinin mesleki

mazeretine rağmen dosyanın iki defa işlemden kaldırıldığını ve davanın

açılmamış sayılmasına karar verildiğini, ayrıca yargılama sonucunda verilen

kararın hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Çelişmeli Yargılama İlkesi ve Yargılamaya

Etkin Katılım Hakkının İhlali İddiası

17. Başvurucu, vekilinin mesleki

mazeretine rağmen dosyanın iki defa işlemden kaldırıldığını ve davanın

açılmamış sayılmasına karar verildiğini beyan ederek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

18. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvurucu tarafından vekilinin mesleki mazeretine rağmen dosyanın iki defa

işlemden kaldırıldığı ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği

belirtilmesine rağmen, belirtilen hususların Yargıtay tarafından denetlenmek

suretiyle, ilk derece mahkemesince verilen kararın bozulduğunun ve bozma

sonrası süreçte başvurucuya yargılamaya ilişkin beyan ve itirazlarını sunma

imkânı tanındığının, yapılacak değerlendirmede nazara alınması gerektiği

bildirilmiştir.

19. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir

mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir

temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

21. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından olan çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara dava malzemesi

hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını ve bu nedenle

tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını gerektirmektedir (B.

No: 2013/4424, 6/3/2013,§ 21). Bu ilke ve bu ilkeyle

bağlantılı olan yargılamaya etkin katılım hakkı, adil yargılanma hakkının somut

görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşmenin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen bu ilke

ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013,§ 38).

22. Çelişmeli yargılama hakkı

kapsamında, mahkemece tarafların dinlenilmemesi, iddialarını sunma ve delillere

karşı çıkma imkânı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hale

gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Ruiz-Mateos/Spain, B. No:

12952/87, 23/06/1993, § 63; Feldbrugge/Netherlands, B.

No: 8562/79, 29/05/1986, § 44). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların eşitliği

ilkesi ile de yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar

niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,

davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır. Çelişmeli

yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor olması, medeni

bir hakka ilişkin yargılamada da tarafların duruşmada hazır bulunmasını, daha

genel bir ifade ile, yargılamanın bütününe aktif

olarak katılmalarını ifade etmektedir (B. No: 2013/4424, 6/3/2013,§ 21).

23. Somut başvuru açısından,

başvuruya konu yargılama sürecinde ilk derece mahkemesince dava dosyasının iki

kere işlemden kaldırıldığı ve dosyanın üçüncü defa takipsiz bırakıldığından

bahisle davanın açılmamış sayılmasına hükmedildiği ancak, temyiz incelemesinde,

başvurucu vekilinin ilgili celseden önce mahkemeye ibraz edilmiş olduğu

anlaşılan mazeret dilekçesinin dosya arasına alınmamış olması nedeniyle davanın

takipsiz bırakıldığına istinaden davanın açılmamış sayılması yönünde kurulan

hükmün bozulduğu, bozma ilamı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde ise

tarafların talepleri doğrultusunda bilirkişi raporu ve ek rapor alınmak

suretiyle, yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunun davasının reddine

hükmedildiği, başvurucu tarafından sunulan delil ve beyan dilekçeleri

kapsamında mahkemece ilgili hususların tetkik edilerek, başvurucuya dava

malzemesine ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu

çerçevede, başvuru dosyası kapsamından başvurucunun delillerini ve iddialarını

sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin olarak katılma imkânının

elinden alındığına dair bir bulgu saptanmadığı anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun çelişmeli yargılama ve yargılamaya etkin katılım haklarının ihlal

edildiği yönündeki iddialarının, bir ihlalin olmadığı açık olduğundan “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

25. Başvurucu tarafından, yanlış

hukuki değerlendirme yapılarak davasının reddedildiği ve hükmün sonuç

itibarıyla hukuka aykırı olduğu beyan edilerek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddia edilmiştir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

27. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama

sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir

uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil

olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdir

hatası içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar

bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No: 2012/1027,

12/2/2013, §§ 25-26).

28. Başvurucu tarafından, yanlış

hukuki değerlendirme yapılarak davasının reddedildiği ve hükmün sonuç

itibariyle hukuka aykırı olduğu belirtilmekte olup, başvurucunun belirtilen

iddiasının özünün derece mahkemelerince delillerin değerlendirilmesinde ve

hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası da

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

30. Başvurucu Yargıtay onama

ilamının tebliği tarihinden itibaren süresi içinde başvuruda bulunulduğunu

belirtmiştir.

31. Adalet Bakanlığı görüşünde,

Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olarak

verilen kararlara atfen, başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlali

iddiası hakkında görüş sunulmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.

32. Başvuru dosyası kapsamından,

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun, kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucu, bir bankayla olan

kredi ilişkisine dayalı olarak açtığı menfi tespit davasının yaklaşık dokuz

yıllık bir süreçte karara bağlandığını beyan ederek, makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

34. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da

girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

35. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

36. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

37. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

38. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

39. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 40).

40. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

41. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek

başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının

ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle,

hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

42. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

43. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, bir banka ile olan kredi ilişkisine dayanan menfi tespit talebiyle

ilgili olarak tüketici mahkemesi nezdinde yürütülen bir yargılama faaliyetinin

söz konusu olduğu görülmekle, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 49).

44. Medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı

kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye

başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut

başvuru açısından, başvuruya konu davanın açılmış olduğu 4/11/2003

tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 45). Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu

zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihi olup,

davanın reddi hükmüyle sonuçlanan başvuru konusu yargılama açısından bu tarih

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin E.2012/18857, K.2012/28117 sayılı onama ilamı

tarihi olan 6/12/2012 tarihidir.

45. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından

yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın

başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir.(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

46. Başvuruya konu yargılama sürecinin

incelenmesinde, yargılamanın konusunun bir banka ile başvurucu arasındaki kredi

ilişkisine istinaden ileri sürülen menfi tespit talebi olduğu, 4/11/2003

tarihinde açılan ve İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi Üçüncü Ticaret Dairesinin

E.2003/1385 sırasına kaydı yapılan davanın tensip zaptını takiben yedi ayı

aşkın süre sonra 7/6/2004 tarihli celsesinde, Mahkemenin görevsizliği nedeniyle

dava dilekçesinin reddine karar verildiği, görevsizlik kararı sonrası İstanbul

3. Tüketici Mahkemesinin E.2004/871 sırasına kaydı yapılan davanın 20/9/2004

tarihli tensip zaptı sonrasında dosyanın iki defa işlemden kaldırılmasına karar

verildiği, başvurucu vekilince verilen ikinci yenileme dilekçesi üzerine

yürütülen süreçte 31/10/2006 ilâ 26/6/2007 tarihli celseler arasında bilirkişi

raporu teminine çalışıldığı ve 26/6/2007 tarihli celsede taraflarca üçüncü defa

takipsiz bırakıldığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği,

Mahkemece tutulan 26/6/2007 tarihli tutanakta, yargılamanın son celsesinden önce

hakim havalesi alınarak dosyaya ibraz edildiği ancak

yapılan araştırmalar sırasında bulunamaması nedeniyle duruşmadan önce dosya

arasına alınamadığı belirtilen başvurucu vekilinin mazeret dilekçesinin

duruşmadan sonra bulunarak dosya arasına alındığının belirtildiği

görülmektedir. Kararın başvurucu tarafından temyiz edildiği, dosyanın temyiz

incelemesi neticesinde Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2/3/2009 tarih ve

E.2008/12270, K.2009/2684 sayılı kararı ile, başvurucu

vekilince süresinde mazeret dilekçesi verilmesine rağmen, bu mazeret dilekçesi

değerlendirilerek yargılamaya devam olunması gerekirken davanın açılmamış

sayılmasına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle ilk derece

mahkemesi kararının bozulduğu, bozma kararı sonrasında başvurucu vekiline

çıkarılan 10/4/2009 tarihli tebligata ilişkin evrakın dosyaya ulaşmadığından

bahisle ilgili posta idaresine yazılan 25/12/2009 tarihli müzekkereye cevaben,

ilgili evrakın ikmâlen 5/5/2009 tarihinde mahkemeye

teslim edildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.

47. Bozma kararı sonrası

yürütülen yargılama sürecinde bir yıl iki aylık süreçte bilirkişi raporu ve ek

rapor temin edilerek, belirtilen yargılama evrakı hakkında beyanda bulunmak

üzere taraf vekillerine mehil verildiği, 6/12/2011

tarihli celsede verilen, davanın reddine dair hükmün temyiz edilmesi üzerine

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 6/12/2012 tarih ve E.2012/18857, K.2012/28117

sayılı kararı ile karar düzeltme yolu kapalı olmak suretiyle onandığı

anlaşılmaktadır.

48. Başvuruya konu yargılama

sürecinin değerlendirilmesinde, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi Üçüncü

Ticaret Dairesinin E.2003/1385 sırası üzerinde yürütülen yargılamada tensip

duruşmasını takiben yaklaşık yedi ay sonra görevsizlik kararı verildiği,

görevli mahkeme nezdinde yapılan yargılama sırasında atanan bilirkişinin iki

defa yargılama konusu hususlara ilişkin inceleme yapmaya ehil olmadığını

bildiren ön rapor ibraz etmesi üzerine Mahkemece uygun bilirkişi tetkikine

başlanıldığı ve bu suretle yaklaşık sekiz aylık bir sürenin bilirkişi tespit

edilmesi amacıyla geçirildiği, başvurucu vekilince sunulan ve hakim havalesi taşıyan mazeret evrakının ilgili celseden

önce dosya arasına alınmaması nedeniyle davanın takipsiz bırakıldığından

bahisle açılmamış sayılmasına hükmedildiği, bu hükme ilişkin temyiz süreci de

nazara alındığında, belirtilen ihmale istinaden iki yıl yedi ayı aşkın bir

yargılama süresinin geçtiği, ayrıca bozma sonrasında başvurucu vekili için

çıkarılan ve 15/4/2009 tarihinde tebliğ edilerek 5/5/2009 tarihinde mahkeme

kalemine teslim edildiği anlaşılan tebligat evrakının dokuz ayı aşkın süreçte

dosya arasına alınmaması nedeniyle 2/3/2009 tarihli bozma kararı sonrası ancak

8/2/2010 tarihinde tensip duruşmasının yapılabildiği, ayrıca bozma kararı

sonrası yürütülen yargılama sürecinde temin edilen bilirkişi raporlarının,

ilgili celse ara kararlarında belirtilen tarihler arasında temini ile tetkik ve

beyanda bulunmak üzere taraflara tebliği gerekirken, belirtilen hususların

zamanında ikmal edilmeyerek taraflara bilirkişi raporu ve ek raporların ilgili

celselerde elden tebliğinin sağlandığı ve tetkik ile beyanda bulunmak üzere

taraflara ayrıca süreler verildiği ve belirtilen bu uygulamaların yargılamanın

uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.

49. Medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların

makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

50. Başvurucu vekilince bir

kısım celselerde mazeret dilekçesi ibraz edildiği görülmekle birlikte,

yargılamanın uzaması noktasında başvurucunun tutumunun baskın bir etkiye sahip

olduğu tespit edilmemiştir.

51. Davanın mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında söz konusu

dokuz yıl bir aylık yargılama sürecinde, makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

52. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

53. Başvurucu, yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmaması ve adil olmaması nedeniyle yeniden yargılama

yapılmasını ve 35.000,00 TL maddi tazminat ile 35.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

54. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

55. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin dokuz yıl bir aylık yargılama süresi nazara alındığında,

başvurucunun yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında, başvurucuya takdiren 6.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

56. Başvurucu tarafından

yargılamanın adil olmadığı belirtilerek, uyuşmazlık hakkında yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi talep edilmekle birlikte, başvuruya konu yargılama

sürecinin adil olmadığı yönündeki iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu

sonucuna varılmakla, başvurucunun yargılamanın yenilenmesi yönündeki talebinin

reddine karar verilmesi gerekir.

57. Başvurucu tarafından ileri

sürülen maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığı

anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

58. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

çelişmeli yargılama ilkesi ve yargılamaya etkin katılım hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

26/6/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : Natık BIÇAK Vekili : Av. Nedim KOÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1562, 26 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Başvurucuya 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1562
Tarih
26 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Ayşe Korkmaz Başvurusu (B. No: 2013/2695)
  • Adil Gökalp Başvurusu (B. No: 2013/6846)
  • İsmet Yağcı Başvurusu (B. No: 2013/6712)
  • Ömer Mercen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6265)
  • Sadullah Arslan Başvurusu (B. No: 2013/7276)
  • Cemaleddin Demircan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7845)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.