İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cemaleddin Demircan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7845)

1. Başvurucular, 4/10/1957

Başvuru No2013/7845Tarih18 Haziran 2014Okuma14 dk · 2.883 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Cemaleddin Demircan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/7845
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.883 kelime·14 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 4/10/1957

tarihinde murisleri aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasının Mardin

Kadastro Mahkemesinde devam ettiğini, makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler, tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 25/10/2013 tarihinde

Kızıltepe 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci

Bölüm İkinci Komisyonunca, 19/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 6/3/2014 tarihli ara kararı

gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

5. Adalet

Bakanlığı, 14/3/2014 tarihli yazısı ile görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Abdulaziz Kurt tarafından, Dinham Demircan ve başvurucuların murisi Mahmut Demircan

aleyhine 4/10/1957 tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada,

davalıların taşınmaza müdahalelerinin men’i talep

edilmiştir.

8. Mahkemece, 8/5/1958 tarih ve E.1957/128, K.1958/41 sayılı

kararla; taşınmazın bulunduğu yerde kadastro tespitinin yapılması nedeniyle

Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Kızıltepe Kadastro Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmiş, dava dosyası E.1958/18 sayılı dosyasına

kaydedilmiştir.

9. Halil Özgül tarafından, Dinham

Demircan ve arkadaşları aleyhine 1958 yılında Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde

açılan dava dosyası, Mahkemenin E.1958/23 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

10. Mahkemece, 11/9/1958 tarih ve E.1958/18, K.1958/18 sayılı

ilamla, E.1958/18 sayılı dava dosyasının, Mahkemenin E.1958/23 sayılı dava

dosyasıyla birleştirilmesine ve yargılamaya bu dava dosyası üzerinden devam

edilmesine karar verilmiştir.

11. Mahkemece, 3/3/1960 tarih ve E.1958/23, K.1960/11 sayılı

kararla davanın reddine karar verilmiştir.

12. Temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 28/4/1960

tarih ve E.1960/4724, K.1960/3944 sayılı kararıyla; taşınmazın bulunduğu yerde

bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak sonucuna göre karar verilmesi

gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

13. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 14/10/1987 tarih ve E.1960/2, K.1987/13 sayılı kararla yeniden davanın

reddine karar verilmiştir.

14. Temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16/1/1989

tarih ve E.1987/26266, K.1989/30 sayılı ilamıyla tanık beyanlarına

başvurulmadığı, eksik incelemeye dayalı karar verildiği gerekçesiyle hüküm

bozulmuştur.

15. Mahkemece bozma kararına uyularak E.1989/13 sayılı dava

dosyasında yargılamaya devam edilmiştir.

16. Başvurucuların murisi Mahmut Demircan 29/3/2008 tarihinde

vefat etmiş olup, başvurucular, mirasçı olarak davaya devam etmişlerdir.

17. Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılması üzerine dava

dosyası, Mardin Kadastro Mahkemesine devredilmiş, anılan Mahkemenin E.2013/94

sayılı dosyasında yargılamaya devam edilmektedir.

B. İlgili

Hukuk

18. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun

“Usul ekonomisi ilkesi”

kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

19. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev”

kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı

ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde

gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu

sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen

işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları

çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”

20. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı

28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi

içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak

taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden

devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu

beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili

olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen tebliğ eder.”

21. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı 29.

maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

22. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri”

kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu

beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.

Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma

sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için

tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden

dinleyebilir.

Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli

mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı

veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı

takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri

toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle

yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da

tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı

verilir.”

23. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma ve

ilamların infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre

resen taraflara tebliğ olunur.”

24. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku”

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve

tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan

alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 25/10/2013 tarih ve 2013/7845 numaralı başvuruları incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

26. Başvurucular, murisleri aleyhine 4/10/1957 tarihinde

Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan men’i

müdahale davasında görevsizlik kararı verilerek dosyanın Kızıltepe Kadastro

Mahkemesine devredildiğini, Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılması üzerine

dosyanın Mardin Kadastro Mahkemesine gönderildiğini, yargılamaya anılan

Mahkemede devam edildiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, mülkiyet

ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

27. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucular, 4/10/1957 tarihinde, murisleri aleyhine

Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının

halen devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,

Anayasa’nın 35. ve 36. maddesinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

30. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

31. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

32. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

33. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

34. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

35. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, taşınmaz mülkiyeti hakkında Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan

kadastro tespitine itiraz davasında, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 49).

36. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardı

edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru

açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

37. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

38. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu

kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

39. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

4/10/1957 tarihidir.

41. Başvuruya konu dava, başvurucuların miras bırakanlarından

intikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların

yargılamaya katıldıkları an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeye

esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

42. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

43. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

44. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusunun, taşınmazın başvurucuların murisi adına yapılan kadastro

tespitinin iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

45. Başvurucuların murisi ve

arkadaşları aleyhine Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde 4/10/1957 tarihinde

açılan müdahalenin men'i davasında Mahkemece, dava

konusu taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının başlaması nedeniyle

dava dosyasının Kızıltepe Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmiş,

yargılamaya Mahkemenin E.1958/18 sayılı dosyasında devam edilmiştir.

46. Mahkemece, E.1958/18 sayılı dava dosyası ile E.1958/23

sayılı dava dosyasının taraflarının ve konusunun aynı olduğu gerekçesiyle dava

dosyalarının birleştirilmesine ve yargılamaya E.1958/23 sayılı dava dosyası

üzerinden devamına karar verilmiştir. Mahkemece taraf teşkilinin sağlanmasından

sonra eski tapu kayıtları çıkarılmış ve tarafların delilleri toplanmıştır.

Yargılama sırasında davaya müdahil olarak katılan kişiler olduğu anlaşılmıştır.

47. Mahkemece verilen 3/3/1960 tarihli kararın Yargıtay

tarafından bozulması üzerine yargılamaya devam edilmiş, taşınmazın bulunduğu

yerde 21/7/1987 tarihinde keşif yapılmasından sonra 14/10/1987 tarihinde

davanın reddine karar verilmiştir. Karar, Yargıtay tarafından, eksik inceleme

ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğu ve müdahillerin talepleri hakkında

inceleme ve araştırma yapılmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

48. Mahkeme bozma kararına uyarak yargılamaya devam etmiştir.

Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılmasından sonra dava dosyası Mardin

Kadastro Mahkemesine devredilmiş olup, yargılama halen anılan Mahkemede devam

etmektedir.

49. Yargılama evrakının

incelenmesinden, özellikle tensip zaptı kapsamında ikmaline başlanılması

gereken tapu kaydı, birleşik kroki, mahalli bilirkişi listesi gibi evrakın

ilgili kurumlardan talep edilmeyerek, yargılama sırasında münferit celselerde

verilen ara kararları uyarınca kısım kısım talep

edildiği, Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeye alındığı ve bu sebeple duruşmaların

ertelendiği, keşif ara kararlarının farklı gerekçelerle yerine getirilmediği ve

birçok defa keşiflerin ertelendiği anlaşılmaktadır.

50. 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile bu

Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için

geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı

Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini

ortaya koymaktadır.

51. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece defalarca davaya

dâhil edilmesi gereken şahısların tespiti ve davaya dâhil edilmeleri, yargılama

sırasında vefat edenlere ait veraset ilamlarının sunulması için taraflara

süreler verildiği, keşif ara kararlarının müracaat yokluğu, hava şartları,

bilirkişi temin edilememesi, keşif masrafının yatırılmaması, ilçede tek hâkimin

olması ve duruşmalarının bulunması, güvenlik gibi nedenlerle yerine

getirilmediği ve bu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazara

alındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu

anlaşılmaktadır. Bu kapsamda verilen bir kısım keşif ara kararlarından

dönülerek tekrar taraf teşkili sağlanmaya çalışıldığı görülmektedir.

52. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

yargılamanın gerek taşınmaz sayısı gerekse taraf sayısı bakımından ve keşif ve

bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşık

bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı

değerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayı

hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen

ara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usul

hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzun

sürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

53. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruya

konu yargılama sürecinin kısmen asliye hukuk kısmen kadastro mahkemesi önünde

sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama

faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren

6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402

sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.

maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır.

54. Kadastro mahkemesi ve 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü

yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet

eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43), başvuruya konu davada

yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul

işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu

yaklaşık elli yedi yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

55. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle

taşınmazdan yararlanamadıkları gibi taşınmazdan sağlanan gelir desteğinden de

mahrum kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, makul sürede yargılanma

haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında,

mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

57. Başvurucular, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyunca

kullanamadıklarını ve taşınmazın değerinin düştüğünü belirterek, maruz

kaldıkları zarar karşılığı 2.225.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi

tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

58. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

59. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde

bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği

tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

60. Başvurucuların tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkin

yaklaşık elli yedi yıllık yargılama süresi nazara alındığında, başvurucuların

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya takdiren 3.900,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

61. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

62. Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık elli yedi yıldır

devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği

gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuların her birine 3.900,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE,

C. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili Mardin Kadastro Mahkemesine

gönderilmesine,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Murat AZAKLI

Başvurucular

:

Cemaleddin

DEMİRCAN

Nizamettin DEMİRCAN

Nizame

DEMİRCAN

Celile AĞAOĞLU

Meryem DEMİRCAN

Nezihe NAİFOĞLU

Vejdin

DEMİRCAN

Fatma DEMİRCAN

Şeyhdavut

DEMİRCAN

Vekilleri : Av. Şükrullah KURUL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7845, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuların her birine 3.900,00 TL manevi TAZMİNAT
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. F. Kararın bir örneğinin ilgili Mardin Kadastro Mahkemesine
  18. M. Emin KUZ
  19. Demircan
  20. Demircan
  21. Demircan
  22. Demircan
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7845
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Eyup Aksarı Başvurusu (B. No: 2014/767)
  • Abdülhamit Kaplan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2229)
  • Mehmet Erbek Başvurusu (B. No: 2013/6792)
  • Hüseyin Süral Başvurusu (B. No: 2013/7057)
  • Süleyman Öner ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9062)
  • Emine Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6044)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.