İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Erbek Başvurusu (B. No: 2013/6792)

1. Başvurucu, 21/10/2002 tarihinde Diyarbakır 2. İş

Başvuru No2013/6792Tarih18 Haziran 2014Okuma14 dk · 2.756 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Erbek Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/6792
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.756 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 21/10/2002 tarihinde Diyarbakır 2. İş

Mahkemesinde açtığı tazminat davasının makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat

talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 23/8/2013 tarihinde Diyarbakır 1. İş Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Birinci Bölümün 22/11/2013 tarihli ara kararı gereğince

başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 14/1/2014

tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, fabrika inşaatında işçi olarak çalıştığı

sırada, 10/2/2002 tarihinde iç duvar sıvası yaparken iskeleden düşerek

yaralanmıştır.

8. Başvurucu, 21/10/2002 tarihinde güvenlik önlemlerini

almadığı iddiasıyla işveren aleyhine Diyarbakır İş Mahkemesinde maddi ve manevi

tazminat davası açmıştır.

9. Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin kurulmasından sonra dava

dosyası Diyarbakır 2. İş Mahkemesine devredilerek, anılan Mahkemenin 2006/518

esas sayılı dava dosyasında yargılama yapılmıştır.

10. Mahkemece, 11/12/2009 tarih ve E.2006/518, K.2009/750

sayılı kararla; başvurucunun sürekli iş göremezlik maluliyet oranının % 47 olduğu, maddi zararın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)

tarafından yapılan ödemelerle karşılandığı gerekçesiyle maddi tazminat

isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000 TL'nin

olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

11. Taraflarca temyiz üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin

4/10/2011 tarih ve E.2010/4355, K.2011/7585 sayılı kararıyla; Mahkemece maddi

tazminatın hesaplanmasında SGK tarafından belirlenen % 62

sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak davanın reddine karar verildiği

halde, manevi tazminatın tayininde bu oran yerine, Mahkemenin kendi tespiti

olan %47 sürekli iş göremezlik oranının dikkate alınması doğru görülmemiş,

hüküm bu nedenle bozulmuştur.

12. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 19/4/2012 tarih ve E.2012/138, K.2012/259 sayılı kararla; başvurucunun

sürekli iş göremezlik maluliyet oranının % 62 olduğu

gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, 25.000 TL manevi tazminatın olay

tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

13. Davalının temyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin

14/1/2013 tarih ve E.2012/20690, K.2013/28 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır.

14. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm, 14/1/2013

tarihinde kesinleşmiştir.

15. Karar, 24/7/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

16. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

17. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili

hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf

yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri

uygulanır.”

18. 30/1/1950 tarih ve 5521

sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş Kanununa göre işçi sayılan

kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında

istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri

arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan

hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş

mahkemeleri kurulur.”

19. 5521 sayılı Kanun’un 7.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk

oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya

vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas

hakkında hüküm verilir.”

20. 5521 sayılı Kanun’un 15.

maddesi şöyledir:

“Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 18/6/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 23/8/2013 tarih ve 2013/6792

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, 10/2/2002 tarihinde iş kazası sonucu

yaralandığını, 21/10/2002 tarihinde işveren aleyhine Diyarbakır İş Mahkemesinde

açtığı dava dosyasının Diyarbakır 2. İş Mahkemesine devredildiğini, anılan

Mahkemece verilen 11/12/2009 tarihli kararın Yargıtayca

bozulması üzerine, 19/4/2012 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar

verildiğini, hükmün 14/1/2013 tarihinde onanarak kesinleştiğini, bu şekilde

2002 yılında meydana gelen yaralanma nedeniyle açtığı tazminat davasının 2013

yılında sona erdiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Başvurucu, iş kazası sonucu yaralanması nedeniyle açtığı

tazminat davasının yaklaşık 11 yıllık makul olmayan bir sürede tamamlandığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

26. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

27. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

28. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

29. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesine dayanarak

inceleme yaptığı birçok kararında, AİHS'in 6. maddesi

ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorum yaparak

Sözleşme'nin lâfzî içeriğinde yer alan alt ilke ve hakları adil yargılanma

hakkı kapsamında kabul etmektedir (AYM, E.2011/43, K.2012/10, 19/1/2012).

30. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

31. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda iş kazası sonucu yaralanan başvurucunun, zarar gördüğünü ileri

sürerek açtığı bir tazminat davası bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik

olarak 5521 ve 6100 sayılı Kanunlarda yer verilen usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

32. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

33. Davanın koşulları ve karmaşıklığı, yargılamanın kaç

dereceli olduğu, başvurucunun yargılama süresince gösterdiği tavır ve

davranışlar, ilgili kamu makamlarının yargılama sürecindeki tutumu ve

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaati ile davanın

başvurucu açısından taşıdığı önem ve değer gibi hususlar bir davanın süresinin

makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken unsurlardır

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 57).

34. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu

kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

35. İşverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini

sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve

araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu, mülga 4857 sayılı Kanun’un 77.

maddesinde açıkça düzenlenmiştir. İş kazalarında işverenin sorumluluğu, kusur

sorumluluğu esasına dayanır. İşverenin, kendisine bağımlı olarak çalışan

işçisini koruma ve gözetme borcuna aykırı hareket etmesi sonucunda iş kazası

veya meslek hastalığına maruz kalan işçi, tüm zararlarının tazminini talep etme

hakkına sahiptir.

36. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesinde

düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş

akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk

uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına alınmıştır.

37. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.

38. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. İş kazası sonucu yaralanan bir çalışanın, bu fiil sonucu ortaya

çıkan zararının karşılanması için derhal bir yargı kararı verilmesinde önemli

bir kişisel yararı bulunmaktadır. Zira çalışma gücünü kısmen veya tamamen

kaybeden bir bireyin hukuki durumunun ivedilikle açıklığa kavuşturulması

gerekir. Çalışanın, geçim kaynağı olmaksızın hukuki durumunun uzun süre

belirsiz bırakılması halinde, çalışan bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Bu

nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının

özel bir itina göstermesi gerekir.

39. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğe

girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve

bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama

usulü getirilmiştir. Dolayısıyla iş kazası nedeniyle tazminat davalarında da

takip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği

1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.

40. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda

uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa

bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile

sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

41. Somut başvuruda makul süre incelemesi yapılırken, iş

kazası nedeniyle açılan tazminat davasının başvurucu için taşıdığı değer ve

başvurucunun kişisel yararı göz önünde bulundurularak yargılama sürecindeki

gecikmelerin her biri belirlenerek gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların

gecikmedeki etkisinin tespiti ve bahsedilen makul süre kriterlerinin toplam

etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

42. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu

tarih, 21/10/2002 tarihidir. Sürenin

bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde uyuşmazlığın

kesin olarak sona erme tarihidir (B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 69).

43. Başvuru konusu olayda, iş kazası sonucu yaralanan

başvurucu tarafından 21/10/2002 tarihinde Diyarbakır 2. İş Mahkemesi nezdinde

açılan tazminat davasında Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, temyiz

edilen karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından 14/1/2013 tarihinde

onanmıştır. Bu durumda iki dereceli yargılama sisteminde davanın on yılı aşkın

bir süre devam ettiği anlaşılmaktadır.

44. İlk derece mahkemesince toplam 33 duruşma yapıldığı ve

duruşma aralıklarının ortalama iki buçuk ay olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece

11/12/2009 tarihinde verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın temyizi

üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 4/10/2011 tarihinde hüküm bozulmuştur.

Bozma kararı sonrası bir duruşma yapılmış ve 19/4/2012 tarihinde manevi

tazminat yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

45. Mahkemece, dava tarihinden itibaren tarafların delilleri

toplanmış ve tanıklar dinlenmiş, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin

2002/353 esas sayılı dava dosyasında kusur raporu alınması beklenilmiştir. Bu

süre içinde başvurucunun maluliyet oranının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu 3.

İhtisas Kurulundan rapor alınması için 8/4/2004 tarihinde talepte bulunulmuş,

anılan kurum tarafından başvurucuya ait röntgen filmleriyle beraber

başvurucunun hazır edilmesinin talep edildiği, bu eksikliklerin giderilmesinden

sonra 6/4/2007 tarihinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu sürede yine

maluliyet oranının tespiti amacıyla Yüksek Sağlık Kurulundan rapor alınması

için 10/11/2005 tarihinde müzekkere yazıldığı, 27/2/2007 tarihinde raporun

Mahkemeye geldiği belirlenmiştir. Tarafların raporlara itirazı üzerine Adli Tıp

Kurumu Genel Kuruluna rapor tanzimi için 30/7/2007 tarihinde talimat yazıldığı,

25/10/2007 tarihinde rapor düzenlendiği anlaşılmıştır. Anılan raporların

düzenlenmesinden sonra kusur durumunun tespiti amacıyla Ankara 14. İş Mahkemesi

vasıtasıyla üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığı belirlenmiştir. Bu

raporun gelmesinden sonra tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişi

raporu alındığı, bu rapora davalı tarafın itirazı üzerine farklı bir

bilirkişiden yeniden rapor alındığı, rapora başvurucu vekilinin itirazı üzerine

ek rapor alındığı anlaşılmıştır. Başvurucu vekili, 16/7/2009 tarihinde davayı

ıslah etmiş ve maddi tazminat miktarını artırmıştır. Başvurucu vekilinin ek

rapora itirazı üzerine aynı bilirkişiden yeniden ek rapor alınmış ve 11/12/2009

tarihinde karar verilmiştir.

46. Mahkemece, 13/5/2008 tarihli duruşmada taraf vekillerine

bilirkişi raporunu incelemek üzere bir sonraki duruşmaya kadar süre verilmiş,

17/7/2008 tarihli duruşmadan önce başvurucu vekilinin rapora itirazlarını

bildirdiği ve taraf vekillerinin bu duruşmaya mazeret bildirdikleri

anlaşılmıştır. Mahkemece taraf vekillerinin mazeretleri kabul edilerek duruşma

ertelenmiştir. Bir sonraki duruşmada Mahkemece, maddi zararın tespiti amacıyla

bilirkişi raporu alınmasına hükmedilmiştir. Dolayısıyla başvurucu vekilinin

mazeret dilekçesi vermesinin yargılama sürecini uzattığından söz edilemez.

47. Mahkemece, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin

2002/353 esas sayılı dava dosyasındaki kusur durumunu belirten bilirkişi

raporunun beklenildiği ve anılan raporun incelenmesinden sonra, 12/2/2008

tarihinde kusur durumunun tespiti amacıyla Ankara 14. İş Mahkemesi aracılığıyla

bilirkişi raporu alındığı anlaşılmıştır. Mahkemece, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki

dava dosyasında kusur durumunun tespiti amacıyla alınan bilirkişi raporu

beklendiği halde, bu rapora rağmen kusur oranlarının tespiti için bilirkişi

raporu alınması, ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporunun beklenmesine

gerek olmadığını ortaya koymaktadır.

48. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama

makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak

suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 59).

49. Başvuruya konu ilk derece mahkemesi önündeki davaya dokuz

farklı hâkimin baktığı görülmüştür. Hâkimlerin görevlerinin sık aralıklarla

değiştirilmesi nedeniyle farklı hâkimlerin aynı dosyayı tekrar incelemek

zorunda kalmalarının, yargılama sürecini uzattığı göz önünde tutulmalıdır.

50. Mahkemece verilen 11/12/2009 tarihli karara kadar

yargılamanın 7 yıl 1 ay 20 gün devam ettiği, Mahkemece verilen kararın temyizi

üzerine 4/10/2011 tarihinde kararın bozulduğu ve temyiz incelemesinde geçen

sürenin 1 yıl 7 ay 10 gün olduğu anlaşılmıştır.

51. Yargıtay 21. Hukuk Dairesince hükmün bozulması üzerine

ilk duruşma tarihi olan 19/4/2012 tarihinde manevi tazminat davasının kabulüne

karar verildiği, temyiz üzerine 14/1/2013 tarihinde hükmün onanarak

kesinleştiği, bu sürecin toplam 8 ay 25 gün sürdüğü belirlenmiştir.

52. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

iş kazası nedeniyle tazminat davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi

olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf

sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.

Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli

haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez.

53. Başvurunun konusu olan tazminat davasında yargılama

sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince

birçok defa bilirkişi raporu alındığı, temyiz süreciyle beraber yargılamanın

makul olmayan bir süre olan on yılı aşkın bir süreçte tamamlandığı

görülmektedir. İş kazasına dayalı tazminat davalarının niteliği, başvurucu

açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında,

bu sürenin makul olmadığı açıktır.

54. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

55. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle 250.000,00 TL

manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

56. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

57. Başvurucunun iş kazası sonucu yaralanması nedeniyle

açtığı tazminat davası, makul olmayan bir süre olan on yılı aşkın bir süreçte

sonuçlandırılmış olup, başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararı karşılığında takdiren 10.800,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 10.800,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Mehmet ERBEK Vekili : Av. Barış YAVUZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6792, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Kaleli
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6792
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Süral Başvurusu (B. No: 2013/7057)
  • Süleyman Öner ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9062)
  • Emine Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6044)
  • Abdullah Öcalan Başvurusu (B. No: 2013/409)
  • Fikret Tüfek Başvurusu (B. No: 2013/9768)
  • Mehmet Karadağ Başvurusu (B. No: 2013/2030)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.