İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Süleyman Öner ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9062)

1. Başvurucular, 31/3/1954

Başvuru No2013/9062Tarih18 Haziran 2014Okuma15 dk · 3.049 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Süleyman Öner Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/9062
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.049 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 31/3/1954

tarihinde Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz

davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler ve tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, 16/12/2013 ve

19/2/2014 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci

Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 16/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. Başvurucular

Süleyman Öner ve Ahmet Öner tarafından yapılan 2013/9062 sayılı bireysel

başvuru dosyası ile Mehmet Karaaslan tarafından yapılan 2014/2213 sayılı

bireysel başvuru dosyası, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle

birleştirilmiş, incelemeye 2013/9062 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden

devam edilmiştir.

5. İkinci Bölümün 29/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6.

Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 26/3/2014 tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.0

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Mardin ili Kızıltepe ilçesi Dikmen köyünde bulunan 457 ve 460

parsel numaralı taşınmazlara yönelik olarak başvurucu Mehmet Karaaslan ve

arkadaşları tarafından 31/3/1954 tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde

Maliye Hazinesi ve Dikmen Köyü tüzel kişiliği aleyhine tescil davası

açılmıştır.

9. Taşınmazların bulunduğu yerde yapılan kadastro

çalışmalarından sonra, 460 parsel numaralı taşınmaz, vergi kaydı ve senetsizden

İdan Karaaslan ve arkadaşları adına tespit

edilmiştir.

10. Kadastro Komisyonuna yapılan itiraz üzerine, anılan

parselin Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğu gerekçesiyle tespit

tutanaklarının malik hanesi iptal edilerek Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.

11. Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesince, dava konusu

taşınmazların bulunduğu yerde kadastro çalışması yapıldığı gerekçesiyle dava

dosyasının Kızıltepe Kadastro Mahkemesine devredilmesine karar verilmiş, dosya

Mahkemenin E.1966/194 sayısına kaydedilmiştir.

12. Başvurucular Ahmet Öner ve Süleyman Öner, dava konusu 460

parsel numaralı taşınmazın bir kısmını 20/12/2000 ve 29/7/2002 tarihli

gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleriyle haricen satın aldıklarını ileri sürerek

müdahil olarak davaya katılmak istemişlerdir.

13. Mahkemece, 13/6/2001 tarihinde başvurucu Ahmet Öner’in,

30/7/2002 tarihinde başvurucu Süleyman Öner’in müdahil davacı olarak davaya

kabullerine karar verilmiştir.

14. Mahkemece, 30/6/2010 tarih ve E.1966/194, K.2010/3 sayılı

kararla; başvurucu Mehmet Karaaslan tarafından açılan davanın kısmen kabulüne,

457 ve 460 parsel numaralı taşınmazların kısmen başvurucunun murisi Muse Karaaslan mirasçıları adına tapuya tesciline, müdahil

davacıların kadastro tespitinden sonraki bir hakka dayandıkları, satış vaadi

sözleşmesinin taraflarından ve dayanakları İdan Karaaslan

tarafından açılan davanın reddine karar verildiği gerekçesiyle, müdahiller

tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.

15. Temyiz üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2/11/2012

tarih ve E.2011/6686, K.2012/8681 sayılı ilamıyla; dava konusu taşınmazlara

komşu parsellere ait tapu kayıtlarının gönderilmesi için dosyanın geri

çevrilmesine karar verilmiştir.

16. Kararın temyiz incelemesi devam etmekte olup henüz

kesinleşmemiştir.

B. İlgili

Hukuk

17. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

18. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev”

kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı

ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde

gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu

sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen

işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları

çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”

19. 3402 sayılı Kanun’un “Mahalli mahkemelerde görülmekte olan

davaların devri ve eksik idari işler hakkında yapılacak işlem” kenar başlıklı 27.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve

henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz

mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona

erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine resen devrolunur”

20. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı

28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi

içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak

taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden

devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu

beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili

olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen tebliğ eder.”

21. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı 29.

maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

22. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri”

kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu

beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.

Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma

sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için

tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden

dinleyebilir.

Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli

mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı

veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde,

hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak

taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.

Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit

edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı

verilir.”

23. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma ve

ilamların infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen taraflara tebliğ olunur.”

24. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku”

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve

tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan

alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 16/12/2013 ve 19/2/2014 tarihli, 2013/9062 numaralı başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

26. Başvurucu Mehmet Karaaslan Kızıltepe Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı tescil dava dosyasının 1966 yılında Kızıltepe Kadastro

Mahkemesine devredildiğini, başvurucular Ahmet Öner ve Süleyman Öner; dava

konusu taşınmazın bir kısmını gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleriyle haricen

satın aldıklarını, 2001 ve 2002 yıllarında Kızıltepe Kadastro Mahkemesindeki

davaya müdahil davacı olarak katıldıklarını, 30/6/2010 tarihinde davanın

reddine karar verildiğini, hükmün henüz kesinleşmediğini, yargılamanın makul

sürede sonuçlanmadığını, uzun süredir devam eden yargılama sürecinde taşınmazı

kullanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler, maddi ve manevi tazminat ödenmesini talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

27. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucular, 31/3/1954 tarihinde açılan ve müdahil

davacı olarak katıldıkları Kızıltepe Kadastro Mahkemesindeki tespite itiraz

davasının devam ettiğini, yargılamanın makul sürede tamamlanmayarak Anayasa’nın

35. ve 36. maddesinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

30. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

31. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

32. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

33. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38).

34. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.

35. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, taşınmaz hakkında

Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasında,

3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

36. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardı

edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru

açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

37. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

38. Ancak, belirtilen kriterlerden

hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.

Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin

toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi

açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

39. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

40. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı tarih

olup, bu tarih somut başvuru açısından, başvurucu Mehmet Karaaslan yönünden

31/3/1954 tarihidir.

41. Başvurucuların asli müdahil

sıfatıyla yargılama prosedürüne dâhil olmaları durumunda, yapılacak makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, davanın

açıldığı tarih değil, usule uygun olarak asli müdahale talebinde bulunulduğu

tarih olup (B. No: 2012/367, 17/9/2013, § 25), bu çerçevede makul süre

değerlendirmesinde nazara alınacak sürenin başlangıç tarihi başvurucular Ahmet

Öner ve Süleyman Öner yönünden sırasıyla, davaya müdahil davacı olarak

katıldıkları 13/6/2001 ve 30/7/2002 tarihleridir.

42. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012

tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren

geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

43. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

44. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusunun, Kızıltepe ilçesindeki taşınmazın kadastro tespitine

itiraz ve taşınmazın tapuya tescili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

45. Başvurucu Mehmet Karaaslan ve arkadaşları tarafından

31/3/1954 tarihinde Kızıltepe Asliye Hukuk Mahkemesinde Maliye Hazinesi ile

Dikmen köyü tüzel kişiliği aleyhine tescil davası açılmıştır. Taşınmazın bulunduğu

yerde kadastro çalışmalarının başlaması üzerine dava dosyası 1966 yılında

Kızıltepe Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.

46. Yargılama devam ettiği sırada başvurucular Ahmet Öner ve

Süleyman Öner 13/6/2001 ve 30/7/2002 tarihlerinde müdahil davacı olarak davaya

katılmışlar ve taşınmazı haricen satın aldıklarını ileri sürerek adlarına

tescil edilmesi isteminde bulunmuşlardır.

47. Mahkemece birçok defa keşif kararları verilmiş ve farklı

gerekçelerle keşiflerin ertelenmesinden sonra, 9/6/1998 ve 18/4/2008

tarihlerinde keşifler yapılmış ve bilirkişi raporları alınmıştır. Tüm deliller

değerlendirilerek, 30/6/2010 tarihinde, başvurucu Mehmet Karaaslan tarafından

açılan davanın kabulüne, başvurucular Ahmet Öner ve Süleyman Öner tarafından

açılan davanın reddine karar verilmiştir. Karar temyiz edilmiş olup, temyiz

incelemesi devam etmektedir.

48. Yargılama evrakının incelenmesinden, özellikle tensip

zaptı kapsamında ikmaline başlanılması gereken tapu kaydı, birleşik kroki,

mahalli bilirkişi listesi gibi evrakın ilgili kurumlardan talep edilmeyerek,

yargılama sırasında münferit celselerde verilen ara kararları uyarınca kısım kısım talep edildiği, Mahkemece birçok defa dosyanın

incelemeye alındığı ve bu sebeple duruşmaların ertelendiği, keşif ara

kararlarının farklı gerekçelerle yerine getirilmediği ve birçok defa keşiflerin

ertelendiği anlaşılmaktadır.

49. 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile bu

Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için

geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı

Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini

ortaya koymaktadır.

50. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece defalarca keşif

masraflarının ikmali, davaya dâhil edilmesi gereken şahısların tespiti ve

davaya dâhil edilmeleri, yargılama sırasında vefat edenlere ait veraset

ilamlarının sunulması için taraflara süreler verildiği, birçok defa keşif ara

kararlarının müracaat yokluğu, hava şartları, bilirkişi temin edilememesi,

güvenlik gibi nedenlerle yerine getirilmediği ve bu uygulamanın davada yer alan

taraf sayısı da nazara alındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir

etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda verilen bir kısım keşif ara

kararlarından dönülerek tekrar taraf teşkili sağlanmaya çalışıldığı

görülmektedir.

51. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

yargılamanın gerek taşınmaz sayısı gerekse taraf sayısı bakımından ve keşif ve

bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşık

bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı

değerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayı

hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen

ara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usul

hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzun

sürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

52. Özellikle somut yargılama açısından dava malzemesinin

taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında,

yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha

dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No: 2013/4687, 23/1/2014, §

47).

53. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama

makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak

suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda,

taraflarca muhtelif celselerde mazeret dilekçeleri sunulduğu görülmekle

birlikte, başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi

olduğu tespit edilememiştir.

54. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında başvurucu

Mehmet Karaaslan açısından altmış yılı aşkın süredir, başvurucu Ahmet Öner

açısından on üç yılı aşkın süredir ve Süleyman Öner açısından yaklaşık on iki

yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

55. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle

taşınmazdan yararlanamadıkları gibi taşınmazdan sağlanan gelir desteğinden de

mahrum kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

57. Başvurucular, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyunca

kullanamadıklarını ve gelirlerinden istifade edemediklerini belirterek, maruz

kaldıkları zarar karşılığı başvurucu Mehmet Karaaslan için 100.000,00 TL maddi,

50.000,00 TL manevi tazminata, başvurucular Ahmet Öner ve Süleyman Öner için 250.000,00

TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

58. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

59. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde

bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği

tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar

arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

60. Başvurucuların tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkin,

başvurucu Mehmet Karaaslan açısından altmış yılı aşkın süredir, başvurucu Ahmet

Öner açısından on üç yılı aşkın süredir ve Süleyman Öner açısından yaklaşık on

iki yıldır devam eden yargılama süreci nazara alındığında, başvurucuların

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında, başvurucu Mehmet

Karaaslan’ın kök murisin beş mirasçısından biri olduğu nazara alınarak 7.000,00

TL, başvurucu Ahmet Öner’e 13.300,00 TL, başvurucu Süleyman Öner’e 11.650,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

61. Başvurucu Mehmet Karaaslan tarafından yapılan 206,10 TL

harçtan oluşan yargılama giderinin anılan başvurucuya; başvurucular Ahmet Öner

ve Süleyman Öner tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin müştereken anılan başvuruculara ödenmesine, toplam 1.500,00 TL vekâlet ücretinin müştereken üç

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

62. Başvuruya konu yargılamanın uzun süredir devam ettiği ve

bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal

bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete

ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi

amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucu Mehmet Karaaslan’a 7.000,00 TL, başvurucu Ahmet Öner’e

13.300,00 TL, başvurucu Süleyman Öner’e 11.650,00 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE,

C. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu Mehmet Karaaslan tarafından yapılan 206,10 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin anılan başvurucuya; başvurucular Ahmet Öner ve

Süleyman Öner tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

anılan başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, toplam

1.500,00 TL vekâlet ücretinin tüm başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili

Kızıltepe Kadastro Mahkemesine gönderilmesine,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : Süleyman ÖNER Ahmet ÖNER Mehmet KARAASLAN Vekilleri : Av. Ali AYDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9062, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. E. Kararın bir örneğinin ilgili
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9062
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Emine Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6044)
  • Abdullah Öcalan Başvurusu (B. No: 2013/409)
  • Fikret Tüfek Başvurusu (B. No: 2013/9768)
  • Mehmet Karadağ Başvurusu (B. No: 2013/2030)
  • Hüseyin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/7282)
  • Halkevleri Derneği ve İlknur Birol Başvurusu (B. No: 2013/577)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.