İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6044)

1.

Başvuru No2013/6044Tarih18 Haziran 2014Okuma15 dk · 2.972 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emine Sarıdağ Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/6044
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.972 kelime·15 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvurucular, 21/7/1978 tarihinde açtıkları kadastro tespitine itiraz davasının

halen devam etmesi nedeniyle yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını

belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi zararların tazminini talep

etmişlerdir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, 7/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari

yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

Birinci Bölümün 14/11/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5.

Adalet Bakanlığının 16/12/2013 tarihli görüş yazısı 23/12/2013 tarihinde

başvuruculara tebliğ edilmiş olup, başvurucular vekili tarafından 8/1/2014

havale tarihli Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyan dilekçesi ibraz

edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Mardin ili Kızıltepe ilçesi Akdoğan köyünde 1978 yılında

yapılan kadastro çalışmaları sırasında 333, 334, 335, 338, 339, 340, 341 ve 350

parsel numaralı taşınmazlar kısmen Halef Kurt ve arkadaşları ile Maliye

Hazinesi adına tespit edilmiştir.

8. Bir kısım başvurucuların kardeşi Yusuf Sarıdağ

(murisi İbrahim Sarıdağ mirasçıları adına), diğer

başvurucuların murisleri Ömer ve Ahmet Sarıdağ ile

Halef Savcı, Kıleyp Hazar, Tahir Dündar, Dehham Karadeniz, A.Rezzak

Karadeniz ve Maliye Hazinesi tarafından, Halef Kurt ve müşterekleri ile Maliye

Hazinesi aleyhine 21/7/1978 tarihinde Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin 1978/71

esas numarası ile kadastro tespitine itiraz davası açılmıştır.

9. a) Bir kısım başvurucuların kardeşi Yusuf Sarıdağ (murisi İbrahim Sarıdağ

mirasçıları adına), Halef Savcı, A.Rezzak

Karadeniz, Dehham Karadeniz, Tahir Dündar ve Maliye

Hazinesi tarafından İbrahim Sarıdağ ile Maliye

Hazinesi aleyhine 11/1/1980 tarihinde Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin 1978/73

esas numarası ile kadastro tespitine itiraz davası açılmıştır.

b) Kızıltepe Kadastro Mahkemesince, 28/12/1988 tarih ve

E.1978/73, K.1988/18 sayılı kararla; 1978/73 esas sayılı dava dosyası ile

1978/71 esas sayılı dava dosyasının birleştirilmesine, yargılamaya 1978/71 esas

sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir.

10. a) Bir kısım başvurucuların kardeşi Yusuf Sarıdağ (murisi İbrahim Sarıdağ

mirasçıları adına), diğer başvurucuların murisleri Ömer ve Ahmet Sarıdağ ile Halef Savcı, Kıleyp

Hazar, Ali Sarıdağ, Fatma Kurt ve müşterekleri, Tahir

Dündar, A.Rezzak Karadeniz, Dehham Karadeniz, Mehmet Dinler ve Maliye Hazinesi

tarafından, Halef Kurt ve arkadaşları ile Maliye Hazinesi aleyhine 21/7/1978

tarihinde Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin 1978/76 esas numarası ile kadastro

tespitine itiraz davası açılmıştır.

b) Mahkemece, 28/12/1988 tarih ve E.1978/76, K.1988/19 sayılı

kararla; 1978/76 esas sayılı dava dosyası ile 1978/71 esas sayılı dava

dosyasının birleştirilmesine, yargılamaya 1978/71 esas sayılı dava dosyası

üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir.

11. a) Halef Savcı, A.Rezzak

Karadeniz, Dehham Karadeniz, Mehmet Aslan, Bedii Füsari ve Maliye Hazinesi tarafından, Mehmet Kabalı ve müşterekleri ile Maliye Hazinesi aleyhine

11/1/1980 tarihinde Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin 1980/1 esas numarası ile

kadastro tespitine itiraz davası açılmıştır.

b) Kızıltepe Kadastro Mahkemesince, 5/12/2007 tarih ve

E.1980/1, K.2007/9 sayılı kararla; 1980/1 esas sayılı dava dosyası ile 1978/71

esas sayılı dava dosyasının birleştirilmesine, yargılamaya 1978/71 esas sayılı

dava dosyası üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir.

12. a) Halef Savcı, A.Rezzak

Karadeniz, Dehham Karadeniz, Mehmet Aslan, Kasım

Aslan, Bedii Füsari ve Maliye Hazinesi tarafından, A.Rezzak Karadeniz ve Dehham

Karadeniz ile Maliye Hazinesi aleyhine 11/1/1980 tarihinde Kızıltepe Kadastro

Mahkemesinin 1980/2 esas numarası ile kadastro tespitine itiraz davası

açılmıştır.

b) Mahkemece, 13/7/1998 tarih ve E.1980/2, K.1998/69 sayılı

kararla; 1978/71 esas sayılı dava dosyası ile 1980/2 esas sayılı dava

dosyasının birleştirilmesine, yargılamaya 1978/71 esas sayılı dava dosyası

üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir

13. Belirtilen dava dosyası 2013

yılında Mardin Kadastro Mahkemesine devredilmiş olup, yargılamaya Mardin

Kadastro Mahkemesinin E.2013/71 sayılı dava dosyası üzerinde devam

edilmektedir.

B. İlgili Hukuk

14.

12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi”

kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

15.

21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı

ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde

gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu

sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen

işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları

çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”

16.

3402 sayılı Kanun’un “Kadastro

davalarında usul” kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi

içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak

taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden

devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu

beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili

olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen tebliğ eder.”

17.

3402 sayılı Kanun’un “Yargılama

usulü” kenar başlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü

fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

18.

3402 sayılı Kanun’un “Deliller

ve hakimin takdiri” kenar başlıklı 30.

maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu

beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.

Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma

sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için

tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden

dinleyebilir.

Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli

mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı

veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı

takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri

toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle

yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da

tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı

verilir.”

19.

3402 sayılı Kanun’un “Kararların

tebliği, kanun yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar

başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen taraflara tebliğ olunur.”

20.

3402 sayılı Kanun’un “Yargılama

giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve

tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan

alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21.

Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların

7/8/2013 tarih ve 2013/6044 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

22.

Başvurucular, 1978 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların

kısmen başka şahıslar adlarına tespit edildiğini, murisleri tarafından

21/7/1978 tarihinde Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine

itiraz davasının 35 yıldır devam ettiğini ve devam eden yargılama sürecinde

taşınmazı kullanamadıklarını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23.

Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

26.

Başvurucular, 21/7/1978 tarihinde Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açtıkları

kadastro tespitine itiraz davasının, Mardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/71

sayılı dava dosyasında devam ettiğini, yargılamanın makul sürede

tamamlanmayarak Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

27.

Adalet Bakanlığı görüş yazısında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin

olarak görüş sunulmasına gerek görülmediği belirtilerek, mülkiyet hakkının

ihlali iddialarının, başvurucuların ihtilaf konusu taşınmazlar üzerinde henüz

mülkiyet haklarının bulunmadığı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği

bildirilmiştir.

28.

Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan

bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından

müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış

olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin

taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka

ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

29.

Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti”

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

30.

Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların

gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası

şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

31.

Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

32.

Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının

somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer

verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38).

33.

Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda

belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup,

ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının

yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede

yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği

açıktır.

34.

Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması

gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, taşınmaz mülkiyeti hakkında Kızıltepe

Kadastro Mahkemesinde açılan bir kadastro tespitine itiraz davasının söz konusu

olduğu görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 49).

35. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardı

edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru

açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

36. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

37. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

38.

Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması

için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş

tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

39.

Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre

değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara

bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından 21/7/1978

tarihidir.

40.

Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların

incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı

olması halinde dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre

değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 51).

41.

Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde

yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların

yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan,

değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı başvurunun karara bağlandığı

tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

42.

Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun kadastro

tespitine itiraz ve tescil istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece,

başvurucular tarafından açılan dava dosyalarının farklı dava dosyaları ile

birleştirildiği görülmektedir. Birleştirme gerekçelerinin, dava konusu

taşınmazların dayanak tapu kayıtlarının ve taraflarının aynı olması olduğu

belirlenmiştir. 21/7/1978 havale tarihli dilekçe ile yargılamasına başlanıldığı

anlaşılan davanın tensip zaptının tanzimi sonrasında, halen derdest olmakla

birlikte, yargılama sürecinde yüzü aşkın duruşma yapıldığı ve belirtilen

celseler arasında genellikle iki aylık sürelerin bulunduğu anlaşılmaktadır.

43.

İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, özellikle tensip zaptı kapsamında

ikmaline başlanılması gereken tapu kaydı, birleşik kroki, mahalli bilirkişi listesi

gibi evrakın ilgili kurumlardan talep edilmeyerek, yargılama sırasında münferit

celselerde verilen ara kararlar uyarınca kısım kısım

talep edildiği, ara karar gereklerinin yerine getirilmediği muhtelif celselerde

taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulüne dair karar tesisi ile yetinildiği,

celse harcı tayini gibi usuli imkanların yargılama

makamlarınca kullanılmadığı, Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeye alındığı

ve bu sebeple duruşmaların tehir edildiği, keşif ara kararlarının farklı

gerekçelerle yerine getirilmeyerek muhtelif tarihli keşiflerin ertelendiği

anlaşılmaktadır.

44.

3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm

bulunmaması durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için

geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı

Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini

ortaya koymaktadır. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece defalarca keşif

masraflarının ikmali, davaya dâhil edilmesi gereken şahısların tespiti ve

davaya dâhil edilmeleri, yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılan tarafların

veraset ilamlarının dosyaya ibraz edilmesi hususunda taraflara süreler

verildiği, birçok defa keşif ara kararlarının müracaat yokluğu, hava şartları,

bilirkişi temin edilememesi, güvenlik gibi nedenlerle yerine getirilmediği ve

bu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da nazara alındığında yargılamanın

uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda

verilen bir kısım keşif ara kararlarından dönülerek tekrar taraf teşkili

sağlanmaya çalışıldığı görülmektedir.

46.

Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu yargılamanın gerek

taşınmaz sayısı gerekse taraf sayısı bakımından, keşif ve bilirkişi incelemesi

gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşık bir niteliğe sahip

olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde

Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayı hızlandırıcı niteliğe sahip

özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen ara kararların birçoğunda

taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usul hükümlerine aykırı şekilde

süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzun sürelerle, müracaat

yokluğu ve masraf ikmal edilmemesi gibi nedenlerle yerine getirilmediği

anlaşılmaktadır.

47.

Özellikle somut yargılama açısından dava malzemesinin taraflarca hazırlanması

ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında, yargılama makamlarının davayı

gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha dikkatli bir şekilde ele alınması

gerekmektedir (B. No: 2013/4687, 23/1/2014, § 47).

48.

Başvuru konusu yargılamada söz konusu olduğu gibi, verilen birleştirme

kararlarının adaletin daha iyi gerçekleştirilebilmesi için makul olduğu

değerlendirilebilirse de, bu tür kararların

yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğer

aşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özen

gösterilmesi gerektiği açıktır.

49.

Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı geciktirici yöndeki işlem

ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında taraf kusuru olarak kabul

edilmekte ise de yargılama makamlarının ilgili usuli

imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu

bulunmaktadır. Bu kapsamda, taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret

dilekçeleri sunulduğu görülmekle birlikte, başvurucuların tutumunun

yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.

50.

Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul

işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında yaklaşık otuz altı yıllık

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

51.

Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

52.

Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdan

yararlanamadıkları gibi taşınmazdan sağlanan gelir desteğinden de mahrum

kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet hakkının

ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

53.

Başvurucular, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyunca kullanamadıklarını ve

gelirlerinden istifade edemediklerini belirterek, maruz kaldıkları zarar

karşılığı 250.000,00 TL maddi tazminata, 150.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmişlerdir.

54.

Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların tazminat taleplerine ilişkin görüş

bildirilmemiştir.

55.

6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

56.

Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut

başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla

beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı

bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

57.

Başvurucuların tarafı oldukları uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık otuz altı yıllık

yargılama süresi nazara alındığında, başvurucuların yargılama faaliyetinin

uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında her bir başvurucuya takdiren

3.600,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

58.

Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen

198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL

yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

59.

Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık otuz altı yıl sürdüğü ve bu hususun makul

sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal

edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven

ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın

mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,

kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Makul sürede yargılanma

haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuların her birine 3.600,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE

C. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir ilgili Mahkemesine gönderilmesine,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : Emine SARIDAĞ Ahmet SARIDAĞ Fatma SARIDAĞ Adnan SARIDAĞ Mustafa SARIDAĞ Mahmut SARIDAĞ Hıdır SARIDAĞ Vekilleri : Av. Ali AYDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6044, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  12. Kaleli
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6044
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Abdullah Öcalan Başvurusu (B. No: 2013/409)
  • Fikret Tüfek Başvurusu (B. No: 2013/9768)
  • Mehmet Karadağ Başvurusu (B. No: 2013/2030)
  • Hüseyin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/7282)
  • Halkevleri Derneği ve İlknur Birol Başvurusu (B. No: 2013/577)
  • Yaşar Uyanık Başvurusu (B. No: 2013/1710)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.