İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Eyup Aksarı Başvurusu (B. No: 2014/767)

1. Başvurucu, 12/12/2003 tarihinde Antalya 1. İş

Başvuru No2014/767Tarih18 Haziran 2014Okuma19 dk · 3.807 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Eyup Aksarı Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2014/767
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.807 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 12/12/2003 tarihinde Antalya 1. İş

Mahkemesinde açtığı alacak davası sonunda davanın kısmen reddine karar

verildiğini, karara dayalı olarak yaptığı icra takibinde faizin yanlış

hesaplandığını, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/1/2014 tarihinde Antalya 7. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 14/2/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

Birinci Bölümün 13/3/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 8/4/2014

tarihinde, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiası dışında diğer ihlal

iddialarına yönelik olarak sunduğu görüş başvurucuya tebliğ edilmiş olup,

başvurucu vekili tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşı 22/4/2014 tarihli

beyan dilekçesi ibraz edilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 12/12/2003 tarihinde Antalya 1. İş

Mahkemesinde bir ticaret şirketi aleyhine açtığı davada, 12/7/2001 tarihinden

itibaren davalıya ait işyerinde çalıştığını, fazla çalışma ücretlerinin, aylık

ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek işçilik alacaklarının ve

tazminatlarının en yüksek mevduat faiziyle ödenmesini talep etmiştir.

8. Başvurucu, 1/3/2006 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini

artırmış, alacak ve tazminatların en yüksek mevduat faiziyle tahsilini

istemiştir.

9. Başvurucu, 5/5/2008 tarihinde, E.2008/321 sayılı

dosyasında açtığı ek davada, bakiye alacaklarının en yüksek mevduat faiziyle

ödenmesini talep etmiş, Mahkemece ek dava dosyası, asıl dava dosyası ile

birleştirilmiştir.

10. Mahkemece, 30/9/2010 tarih ve E.2003/1059, K.2010/359

sayılı kararla; davanın kısmen kabulüne, 2.400,00 TL aylık ücret alacağı,

2.079,00 TL fazla çalışma ücreti alacağı, 492,50 TL hafta tatili ücreti

alacağı, 133,33 TL bayram tatili ücreti alacağı ve 1.793,49 TL kıdem

tazminatının davalıdan tahsiline, alacak ve tazminatların tamamına dava

tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi yürütülmesine karar verilmiştir.

11. Tarafların temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin

4/11/2013 tarih ve E.2011/37341, K.2013/27913 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

12. Onama kararı, 16/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu, 5/8/2011 tarihinde Antalya 12. İcra

Müdürlüğünün E.2011/8052 sayılı takip dosyasında, Antalya 1. İş Mahkemesinin

kararına dayalı olarak, asıl alacaklar ve 13.679,86 TL işlemiş faizin tahsili

amacıyla ilamlı icra takibi başlatmıştır.

14. İcra takibine konu miktarın teminat altına alınmış olması

nedeniyle Yargıtay 9. Hukuk Dairesince 14/10/2011 tarihinde icranın geri

bırakılmasına karar verilmiştir.

15. Davalı şirket, 9/9/2011 tarihinde Antalya 2. İcra Hukuk

Mahkemesinde başvurucu aleyhine açtığı şikayet

davasında, icra takip talebinde alacakların T.C. Merkez Bankasının belirlediği

en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplama yapılarak tahsil talebinde

bulunulduğunu, bankalarca fiilen uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden

hesaplama yapılması gerektiğini, faiz oranının yüksek olduğunu ileri sürmüştür.

16. Mahkemece, 18/5/2012 tarih ve E.2011/936, K.2012/451

sayılı kararla; davanın kabulüne, Antalya 12. İcra Müdürlüğünün E.2011/8052

sayılı icra takibindeki faizin 9.929,43 TL olarak düzeltilmesine, kararın

tefhim tarihinden itibaren 10 gün içinde Yargıtayda

temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.

17. Temyiz üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 4/12/2012

tarih ve E.2012/11152, K.2012/11809 sayılı ilamıyla, uyuşmazlık konusu kısmın

4.870,00 TL’yi geçmediği ve bu kararın İcra ve İflas Kanunu’nun 363. maddesinin

birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre kesin olup, temyiz kabiliyetinin

bulunmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine, Yargıtay Daire ilamının

tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine

karar verilmiştir.

18. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 9/5/2013 tarih ve

E.2013/2205, K.2013/6906 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

19. Karar, başvurucuya 19/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

20. Başvurucu, 7/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

21. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

22. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili

hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf

yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri

uygulanır.”

23. 30/1/1950 tarih ve 5521

sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş Kanununa göre işçi sayılan

kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında

istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri

arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan

hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş

mahkemeleri kurulur.”

24. 5521 sayılı Kanun’un 7.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk

oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya

vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas

hakkında hüküm verilir.”

25. 5521 sayılı Kanun’un 15.

maddesi şöyledir:

I. “Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”

26. 22/5/2003 tarihli ve 4857

sayılı İş Kanunu’nun “İşçinin haklı nedenle

derhal fesih hakkı” kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:

“Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı

hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini

beklemeksizin feshedebilir:

…

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve

benzerleri:

…

e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya

sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 7/1/2014 tarih ve 2014/767 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

28. Başvurucu, 12/12/2003 tarihinde Antalya 1. İş

Mahkemesinde açtığı dava sonunda alacaklarının kısmen reddedildiğini ve en

yüksek mevduat faiziyle tahsile karar verildiğini, bir süre Almanya’da

çalıştığı için oradaki ücreti üzerinden ödeme yapılması gerektiği, ayrıca

ustabaşı olarak çalıştığı için buna göre ücretlerinin hesaplanması gerektiği

halde, Türkiye’deki diğer işçilere ödenen ücret üzerinden hesaplama yapılarak

karar verildiğini, faiz konusunda sadece mevduat faizine göre değerlendirme

yapıldığını, halbuki altın fiyatlarının da dikkate alınması gerektiğini, bu

şekilde işçi aleyhine, işveren lehine değerlendirme yapılarak eşitlik ilkesinin

bozulduğunu, kararın 4/11/2013 tarihinde Yargıtay tarafından onanarak

kesinleştiğini, İş Mahkemesi kararına dayalı olarak yaptığı icra takibi üzerine

Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan şikayet davası sonunda,

Kanun’da belirtilen faizin Merkez Bankası mevduat faizi olmasına rağmen,

alacakların tahsilinde, Merkez Bankası mevduat faizinin değil, özel bankaların

yıllık mevduata uyguladıkları mevduat faizi oranının uygulanması gerektiğinin

belirtildiğini, yanlış değerlendirme sonucu faiz kaybının meydana geldiğini,

Antalya 1. İş Mahkemesindeki yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

29. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Antalya 1. İş Mahkemesinde açtığı dava sonunda işçi aleyhine, işveren lehine

değerlendirme yapılarak karar verildiğini, bu şekilde eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürdüğü, ayrıca delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi

sonucu davanın kısmen reddine karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal

iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi

bizzat yapar. Anılan ihlal iddiaları, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ile Mahkemece verilen kararın adil olup olmamasına

ilişkin olduğundan, bu iddiaların tamamı yargılamanın sonucunun adil olmadığı

iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun, Antalya 1. İş

Mahkemesindeki davanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlali iddiası ile Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan

şikâyet davasının kabulüne karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlali iddiası ayrıca değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi Kararına

Yönelik Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası Yönünden

30. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

31. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

“Başvuru süresi ve mazeret”

başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

32. Bireysel başvurunun ön şartlarından

birisi de başvuru süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması

gereken bir usul hükmüdür.

33. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun'un 47.

maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt

dışı temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (B. No: 2012/1075,

12/2/2013, §§ 18-19).

34. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, İş Mahkemesi kararına dayalı olarak yaptığı icra takibi üzerine

Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan şikâyet davası sonunda,

Kanun'da belirtilen faizin Merkez Bankası mevduat faizi olmasına rağmen,

alacakların tahsilinde, Merkez Bankası mevduat faizinin değil, özel bankaların

yıllık mevduata uyguladıkları mevduat faizi oranının uygulanması gerektiğinin

belirtildiğini, yanlış değerlendirme sonucu faiz kaybının meydana geldiğini

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Başvurucu, Antalya 1. İş Mahkemesi kararına dayalı olarak

5/8/2011 tarihinde Antalya 12. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatmış ve

alacakların Merkez Bankasınca bildirilen en yüksek mevduat faiziyle tahsilini

talep etmiştir. Davalının, Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı şikâyet

davası üzerine Mahkemece, davanın kabulü ile asıl alacağa uygulanan faizin özel

bankalar tarafından uygulanan mevduat faizi olabileceği gerekçesiyle takip

talebindeki faizin düzeltilmesine, tefhimden itibaren 10 gün içinde Yargıtay

nezdinde temyiz kabil olmak üzere karar verilmiştir.

36. Temyiz üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 4/12/2012

tarihli ilamıyla, uyuşmazlık konusu kısmın 4.870,00 TL'yi geçmediği ve İcra ve

İflas Kanunu'nun 363/1. maddesine göre kesin olup, temyiz kabiliyetinin

bulunmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine, Yargıtay ilamına karşı

karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine karar verilmiştir. Karar düzeltme

istemi de aynı Dairenin 9/5/2013 tarihli ilamıyla reddedilmiştir. Ret kararı

başvurucuya 19/6/2013 tarihinde tebliğ edildiği halde, başvurucu, 7/1/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

37. Yukarıda anılan Kanun ve

İçtüzük hükümleri uyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.

38. Başvuru konusu olayda

başvurucu, ihlale neden olduğunu iddia ettiği kararı 19/6/2013 tarihinde

öğrendiği halde, bu tarihten itibaren otuz günlük başvuru süresinin geçmesinden

sonra, 7/1/2014 tarihinde bireysel bulunmuştur. Dolayısıyla başvuruda süre

aşımı bulunduğu sonucuna varılmaktadır.

39. Açıklanan nedenlerle, ihlale

neden olduğu ileri sürülen karara ilişkin olarak otuz gün geçtikten sonra

yapılan başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “süre aşımı”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Antalya 1. İş Mahkemesindeki Yargılamanın

Sonucunun Adil Olmadığı İddiası Yönünden

40. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

41. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

42. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

43. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz

takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No: 2012/1027,

12/2/2013, § 26).

44. Somut olayda başvurucu,

12/12/2003 tarihinde Antalya 1. İş Mahkemesinde açtığı dava sonunda

taleplerinin kısmen reddedildiğini ve en yüksek mevduat faiziyle tahsile karar

verildiğini, bir süre Almanya’da çalıştığı için oradaki ücreti üzerinden ödeme

yapılması gerektiğini, ayrıca ustabaşı olarak çalıştığı için buna göre

ücretlerinin hesaplanması gerektiği halde, Türkiye’deki diğer işçilere ödenen ücret

üzerinden hesaplama yapılarak karar verildiğini, faiz konusunda sadece mevduat

faizine göre değerlendirme yapıldığını, halbuki altın fiyatlarının da dikkate

alınması gerektiğini, bu şekilde işçi aleyhine, işveren lehine değerlendirme

yapılarak eşitlik ilkesinin bozulduğunu belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

45. Başvurucunun, Antalya 1. İş

Mahkemesinde açtığı davada, Mahkemece tarafların delilleri toplanmış,

başvurucunun tanıkları dinlenmiş, başvurucunun çalıştığı döneme ait sigorta

sicil kayıtları incelenmiş ve bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkeme, tüm

delilleri değerlendirerek, başvurucunun ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş

akdinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar

vermiştir.

46. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün derece mahkemeleri

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

47. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemeleri tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt

sunmadığı gibi Mahkeme kararlarında bariz takdir hatası oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilememiştir.

48. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu ve derece mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası içermediği

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

c. Antalya 1. İş Mahkemesindeki Yargılamanın

Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası Yönünden

49. Başvurucunun Antalya 1. İş Mahkemesindeki yargılamanın

uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet

için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu

nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

50. Başvurucu, 12/12/2003 tarihinde Antalya 1. İş

Mahkemesinde açtığı alacak ve tazminat davasının makul sürede tamamlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

51. Adalet Bakanlığı, makul sürede yargılanma hakkının ihlali

iddiasına ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

52. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

53. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

54. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

55. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

56. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

57. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

58. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda, işçi alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesi amacıyla açılan

bir dava bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik olarak 5521 ve 6100

sayılı Kanun’larda yer verilen usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

59. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §

40).

60. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

61. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §46).

62. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

63. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

12/12/2003 tarihidir.

64. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012

tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren

geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

65. Sürenin bitiş tarihi ise, yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/132/7/2013, § 52).

66. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.

maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili

arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından

doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına

alınmıştır.

67. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B.No:2013/4701,

23/1/2014, § 47).

68. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. İş akdinin haklı nedenle feshedildiği iddiasıyla açılan alacak ve

tazminat davasında derhal bir yargı kararı verilmesinde, çalışanın önemli bir

kişisel yararı bulunmaktadır. Bu nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle

çözülmesi hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekir (B.No: 2013/4701, 23/1/2014, § 48).

69. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğe

girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve

iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama usulü

getirilmiştir. Dolayısıyla işçi alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesi

amacıyla açılan davalarda takip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100 sayılı

Kanun’un yürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulü

olmuştur.

70. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda

uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa

bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile

sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

71. Başvuru konusu olayda, başvurucu, 12/12/2003 tarihinde

Antalya 1. İş Mahkemesinde alacak ve tazminat davası açmıştır. Mahkemece tensip

zaptının düzenlenmesinden sonra tarafların delilleri toplanmış, başvurucunun

sigorta sicil kayıtları incelenmiş ve tanıkları dinlenmiştir. Almanya

Başkonsolosluğu aracılığıyla başvurucunun Almanya’da çalıştığı işyeri

araştırılmıştır. 16/6/2005 tarihli duruşmada bilirkişi raporu alınmasına karar

verilmiş, 2/3/2006 tarihli duruşmada tek kişilik hesap bilirkişisi raporu

okunmuştur. Başvurucu, ıslah dilekçesi vererek dava değerini artırmıştır.

Rapora itiraz üzerine 2/5/2006 tarihli duruşmada iş hukuku uzmanı ve makine

mühendisi bilirkişiden rapor alınması için İstanbul Nöbetçi İş Mahkemesine

talimat yazılmasına karar verilmiş, 6/2/2008 tarihinde rapor okunmuştur.

Başvurucunun 5/5/2008 tarihinde aynı Mahkemede açtığı dava dosyası, 12/12/2003

tarihinde açtığı dava dosyası ile birleştirilmiştir. Birleştirme kararından

sonra taraflara, birleşen davaya ilişkin olarak tüm delillerini sunmaları için

süre verilmiş, başvurucunun tanıkları dinlenmiş ve 27/5/2009 tarihinde hesap

bilirkişisinden rapor alınmasına karar verilmiştir. 1/9/2010 tarihinde

bilirkişi raporu okunmuş ve taraflara rapora karşı beyanda bulunmaları için

süre verilmiştir.

72. Mahkemece 30/9/2010 tarihinde asıl ve birleşen davanın

kısmen kabulüne karar verilmiş, temyiz üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesince

4/11/2013 tarihinde hüküm onanmıştır. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm

anılan tarihte kesinleşmiştir.

73. Yargılama sürecinde Mahkemece yaklaşık üç ay aralıklarla

duruşmalar yapıldığı ve iki dereceli yargılama sisteminde davanın yaklaşık on

yıl sürdüğü belirlenmiştir.

74. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama

makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak

suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda,

başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu

tespit edilememiştir.

75. Başvuru konusu yargılamada söz konusu olduğu gibi,

verilen birleştirme kararının adaletin daha iyi gerçekleştirilebilmesi için

makul olduğu değerlendirilebilirse de, bu tür

kararların yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğer

aşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özen

gösterilmesi gerektiği açıktır.

76. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

iş akdinin haklı nedenle feshinden kaynaklandığı ileri sürülen tazminat ve

alacakların ödenmesi amacıyla açılan dava; hukuki meselenin çözümündeki güçlük,

maddi olayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller,

taraf sayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır.

Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usuli haklarını

kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep

olduğu da söylenemez.

77. Başvurunun konusu olan tazminat ve alacak davasında

yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde ve işçi alacağı

ile iş hukukuna dayalı tazminat davalarının niteliği, başvurucu açısından

taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında, yaklaşık

on yıllık yargılama sürenin makul olmadığı açıktır.

78. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

79. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğinin tespitini ve 20.000,00 TL manevi tazminat ödenmesini

talep etmiştir.

80. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, hakkaniyete uygun bir

tazminata karar verilmesinin yerinde olabileceğini belirtmiştir.

81. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemez.”

82. Başvurucunun açtığı tazminat davasının makul olmayan

yaklaşık on yıllık süreçte sonuçlandırılmış olması nedeniyle, başvurucuya

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında takdiren 10.800,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

83. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Antalya

2. İcra Hukuk Mahkemesi kararına yönelik adil yargılanma hakkının ihlali

iddiasının “süre aşımı” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Antalya 1. İş Mahkemesindeki yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki iddiasının“açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3.

Antalya 1. İş Mahkemesindeki yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı

yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya10.800,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Zehra Ayla PERKTAŞ

Burhan ÜSTÜN

Erdal TERCAN

Zühtü ARSLAN

Raportör

:

Murat AZAKLI

Başvurucu

:

Eyup

AKSARI

Vekili : Av. Nurullah AKSARI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/767, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. I. “Bu Kanunda sarahat bulunmıyan
  12. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve
  13. IV. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Kaleli
  19. Aksarı
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/767
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Abdülhamit Kaplan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2229)
  • Mehmet Erbek Başvurusu (B. No: 2013/6792)
  • Hüseyin Süral Başvurusu (B. No: 2013/7057)
  • Süleyman Öner ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9062)
  • Emine Sarıdağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6044)
  • Abdullah Öcalan Başvurusu (B. No: 2013/409)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.