İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Deniz Baytar Başvurusu (B. No: 2015/3614)

1. Başvuru, iki gün süreyle hizmet yerini terk etmeme disiplin

Başvuru No2015/3614Tarih26 Aralık 2018Okuma15 dk · 3.071 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Deniz Baytar Başvurusu

Karar tarihi
26 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/3614
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.071 kelime·15 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, iki gün süreyle hizmet yerini terk etmeme disiplin

cezasıyla hâkim kararı olmaksızın hürriyetten yoksun bırakılma nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; haksız olarak verilen bu cezanın iptali

istemiyle açılan davada itirazları dikkate alınmadan karar verilmesi nedeniyle

de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) subay statüsünde

görev yapmaktadır.

7. Başvurucu, ilçe jandarma komutanı olarak görevli iken İl Jandarma

Komutanlığının 13/7/2012 tarihli emrinde kritik malzemeler arasında sayılan ve

her an hizmete elverişli bulundurulması gereken araç şoförlerinden birini

-yedeğini teklif ve tedarik etmeden- izne, diğerini ise sakatlıkların çokça

yaşandığı halı saha futbol maçına gönderdiği, maçta şoförün ayağının kırıldığı

ve böylelikle söz konusu emrin gereğinin yerine getirilmediği iddiasıyla

savunması alınarak, disiplin amiri olan İl Jandarma Komutanı tarafından

13/11/2013 tarihinde emre itaatsizlik suçundan iki gün süreyle hizmet yerini

terk etmeme disiplin cezasıyla cezalandırılmıştır.

8. Başvurucu bu cezaya itiraz etmiş, üst disiplin amirince

itirazı reddedilmiş ve bu karar 12/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

9. Başvurucu, hizmet yerini terk etmeme disiplin cezasının

iptali istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM

Üçüncü Dairesinin 8/1/2015 tarihli kararı ile davanın kesin olarak reddine

karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Davacının komutanı olduğu Nazımiye

İlçe Jandarma Komutanlığına tertip edilen iki adet zırhlı aracın bakımlarını

zamanında yaptırdığı, araçları faal ve hizmete hazır halde bulundurduğu, ancak

yedeği olmayan araç şoförlerinden birini yerine başka bir şoför

görevlendirilmesi için yazılı olarak İl Jandarma Komutanlığına bildirim

yapmadan izne gönderdiği, böylece araçlardan birinin faal halde olmasına rağmen

kullanıcı personel olmadığından kullanılamadığı, yukarıda belirtilen emirler

bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının hizmete ilişkin emri tam

yapmadığı anlaşılmış, davacı hakkında idare tarafından tesis edilen iki gün

hizmet yerini terk etmeme disiplin cezasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı

sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır."

10. Nihai karar, başvurucuya 11/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiş

ve yasal süresi içinde 27/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu

anlaşılmıştır.

11. Dava, bireysel başvurunun incelenme tarihi itibarıyla kesin

hükümle sonuçlanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

12. 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri

Disiplin Kanunu'nun "Disiplin

cezaları" kenar başlıklı 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

(1)

''Subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve

erler hakkında verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre aşağıda

belirtilmiştir:

...

d) Hizmet yerini terk etmeme

...

(2) Uyarma,

kınama, hizmete kısmi süreli devam ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri

tarafından; hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezaları disiplin kurulları

ve disiplin amirleri tarafından; Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası yüksek

disiplin kurulları tarafından verilir...''

13. 6413 sayılı Kanun'un "Disiplin

cezalarının yerine getirilme şekilleri" kenar başlıklı 12.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

(5)

Hizmet yerini terk etmeme cezası; personelin mesai bitiminden sonra görev

yaptığı yerden ayrılmayıp resmî daire, kışla, eğitim alanları ile sair

yerlerdeki hizmetine devam etmesidir. Bu ceza disiplin amirleri tarafından ekli

(1) sayılı çizelgeye göre; disiplin kurulları tarafından dört ila on güne kadar

verilebilir. Ceza verilen personel için uygun bir yatma yeri tahsis edilir.

Tatil günlerinde cezanın yerine getirilmesine ara verilir. Cezanın yerine

getirilmesi sırasında, hizmete ilişkin hâller hariç, günde toplam bir saati

geçmemek üzere ziyaretçi kabul edilebilir.

..."

14. 6413 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1) Hizmet yerini terk etmeme cezasını

gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:

a) Emre itaatsizlik: Kasıtlı olarak hizmete

ilişkin bir emri tam yapmamak ya da değiştirerek veya sınırını aşmak suretiyle

yapmaktır.

..."

15. 6413 sayılı Kanun'un "Disiplin

amirleri tarafından verilen cezalara itiraz ve cezanın kesinleşmesi"

kenar başlıklı 41. maddesi şöyledir:

"(1) Disiplin amirleri tarafından verilen

disiplin cezalarına karşı, cezanın tebliğ edilmesinden itibaren üç iş günü

içinde itiraz edilebilir. İtiraz, bir üst disiplin amirine yazılı olarak

yapılır. Süresi içinde itiraz edilmez ise ceza kesinleşir."

(2)

Cezanın tebellüğünden kasıtlı olarak imtina edilmesi hâlinde bu durum en az iki

imzalı bir tutanakla tespit edilir. Tutanağın tutulduğu tarih tebliğ tarihi

sayılır.

(3)

İtiraz, yetkili üst disiplin amiri tarafından beş iş günü içinde karara

bağlanır. İlave inceleme yapılmasının gerekli olduğu durumlarda bu süre bir

katına kadar uzatılabilir.

(4)

İtiraz haklı görülürse, itirazı inceleyen üst disiplin amiri verilen cezayı

hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir. İtiraz haklı görülmez ise ret olunur.

Karar itiraz edene tebliğ edilerek kesinleşir."

16. 6413 sayılı Kanun'un "Yargı

denetimi" kenar başlıklı 43. maddesi şöyledir:

(1)

Yüksek disiplin kurulları tarafından verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma

cezaları ile subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş

ve erler hakkında disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından barış

zamanında verilmiş olan aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi

cezalarına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde iptal davası açılabilir.

(2)

Dava açma süresi, cezanın kesinleşmesinden itibaren başlar. Ancak Türk

karasuları dışındaki gemilerde verilen cezalarda, dava açma süresi karasuları

dışında işlemez."

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Metinleri

17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı"

kenar başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına

sahiptir."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin İçtihadı

18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 5.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında geçen "özgürlük"

kavramı, kişinin fiziksel özgürlüğünü kapsamaktadır (Engel ve diğerleri/Hollanda [GK], B. No: 5100/71...,

8/6/1976, § 58). AİHM, özgürlükten yoksun bırakmanın nesnel ve öznel iki

unsurunun bulunduğunu belirtmektedir. Buna göre nesnel unsur, kişinin göz ardı

edilemeyecek uzunlukta bir süre boyunca sınırları belli bir yere kapatılması;

öznel unsur ise bu kapatılmanın geçerli bir rızaya dayanmamasıdır (Storck/Almanya, B. No: 61603/00, 16/6/2005, §

74).

19. AİHM'e göre kişilerin fiziksel

özgürlüğünün konu edildiği Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

amacı hiç kimsenin özgürlüğünden keyfî bir biçimde mahrum bırakılmamasını

güvence altına almaktır. Yalnızca seyahat özgürlüğüne ilişkin kısıtlamalar ise

bu maddenin değil Sözleşme'ye ek 4 No.lu Protokol'ün

2. maddesinin kapsamına girmektedir. Bununla birlikte özgürlükten mahrum

bırakma ve özgürlüğün kısıtlanması arasındaki fark esasa ya da niteliğe ilişkin

olmayıp bir derece veya yoğunluk farkıdır. Bir kimsenin 5. madde anlamında

özgürlüğünden mahrum bırakılıp bırakılmadığının değerlendirilmesinde somut

olayın özelliklerinin yanı sıra uygulanan tedbirin türü, süresi, etkileri ve

uygulanma şekli gibi çeşitli faktörlerin dikkate alınması gerekir (Guzzardi/İtalya [GK], B. No: 7367/76, 6/11/1980,

§§ 92, 93).

20. Gözaltına alınıp nezarethanede tutulan, tutuklanan, hapis

cezasına mahkûm edilip ceza infaz kurumuna konulan kişilerin özgürlüklerinden

mahrum edildiklerinde kuşku bulunmamakla birlikte özgürlükten mahrum bırakma

çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabilmektedir ve bu kavramlar bütün özgürlükten

yoksun bırakma hâllerini kapsamaz. Özgürlükten mahrum bırakma çeşitleri, gerek yasalardaki ve gerekse de kamu gücünün

uygulamalarındaki değişimlerle artmaktadır (Guzzardi/İtalya, § 95).

21. Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında

Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrası ile paralel bir ifadeye yer

verildikten sonra aynı fıkranın (a) bendinde kişi özgürlüğü ve güvenliğinin

istisnası olarak yetkili bir mahkeme

tarafından verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulma

hâli düzenlenmiştir. Sözleşme’ye göre özgürlüğe

getirilen sınırlamanın meşru kabul edilebilmesi için mahkûmiyet kararı sonrası tutma hâli veya hapsedilmenin yetkili mahkeme kararına dayalı ve hukuka

(kanuna) uygun olması şartları aranmaktadır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı

yönünden tutma hâli, geniş

anlamda kullanılmakta olup gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet sonrası tutukluluk ve

hükümlülük hâllerini içine almaktadır. Sözleşme maddesindeki “yetkili mahkeme” vurgusu; kişinin

özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğuran ceza veya güvenlik tedbiri

uygulama konusunda kanun gereği yetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardan

bağımsız ve yeterli güvencelere sahip yargısal organı ifade etmektedir (benzer

yöndeki kararlar için bkz. De Wilde, Ooms And

Versyp/Belçika, B. No: 2832/66...,

18/6/1971, § 78; Engel ve diğerleri/Hollanda,

§ 68).

22. AİHM, askerî yaşamın gerekliliklerini gözardı

etmemiş ve ceza hukuku alanına girmeyecek kadar kısa olan bazı cezaların

Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamına girmediğini belirtmiştir (Engel ve diğerleri/Hollanda, §§ 57-59).AİHM'e göre üç dört günlük hafif

göz hapsi özgürlükten yoksun bırakma oluşturmaz. Çünkü bu cezayı alanların

mesai saatleri dışında askerî binalarda kalma zorunlulukları varsa da bu

kişiler kilit altında tutulmamakta ve görevlerini yapmaya devam etmektedir. Bu

kişiler askerî yaşamın olağan sistemi içinde -az veya çok- kalmayı

sürdürmektedir. Yine sıkı göz hapsi de kışla içinde belirlenmiş bir alanda

bulunma şeklinde uygulanmaktadır. Bu kişiler kantine, tesis içindeki sinemaya

veya gezinti yerlerine gidememekte, ancak kilit altında da bulunmamaktadır. Bu

bakımdan başvurucuya verilen on iki günlük sıkı göz hapsi de özgürlükten yoksun

bırakma sayılmaz (Engel ve

diğerleri/Hollanda, §§ 60, 61).

23. AİHM bu nedenlerle Ümit

Gül v./Türkiye kararında (B. No: 74161/11, 10/7/2012, §§ 20, 21),

başvurana uygulanan bir günlük göz hapsinin özgürlükten yoksun bırakma

sayılamayacağı sonucuna varmıştır. Aslında bu tür bir cezaya çarptırılan

askerlerin mesai saatleri dışında askerî binalarda veya başka bir kamusal

alanda kalma zorunlulukları varsa da bu kişiler bir yere kapatılmamakta ve

görevlerini yapmaya devam etmektedir. Bu kişiler, askerî yaşamın olağan sistemi

içinde kalmaya az çok devam ettiklerinden, bu belirtilen hususlar ışığında

AİHM, somut olayda belirtilen göz hapsi cezasının Sözleşme’nin 5. maddesinin 1.

paragrafı bakımından problem teşkil edecek nitelikte olmadığı sonucuna

varmaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 26/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1.Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; emre itaatsizlik disiplinsizliğini işlediği

gerekçesiyle disiplin amiri tarafından kendisine iki gün hizmet yerini terk

etmeme disiplin cezası verildiğini, yaptığı itirazın reddedilerek cezasının

kesinleştiğini ve söz konusu cezanın iptali için AYİM'de

açtığı iptal davasının reddedildiğini, hâkim kararı olmaksızın verilen bu

cezayla hürriyetinden yoksun bırakıldığını belirterek Anayasa'nın 19.

maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

26. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

27. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının

veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması

veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi;

usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır

dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya

tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim

kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan

yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde

yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

..."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki

iddiasının özü esas itibarıyla hâkim ve savcı sınıfından olmayan amiri

tarafından verilen disiplin cezasının infazı nedeniyle özgürlüğünün

kısıtlanmasına yönelik olduğundan başvurunun bu kısmının Anayasa’nın 19.

maddesi çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

a. Genel İlkeler

29. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, devletin bireylerin

özgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına alan temel bir

haktır (Erdem Gül ve Can Dündar

[GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 62).

30. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında

hürriyetten yoksun bırakma kavramını tanımlamıştır. Buna göre hürriyetten

yoksun bırakma, bir kimsenin kısıtlı bir alanda ihmal edilemeyecek bir süre

için tutulması ve bu kişinin söz konusu tutmaya rıza göstermemiş olması

şeklinde ifade edilebilecek iki unsuru içermektedir (Cüneyt Kartal, B. No: 2013/6572, 20/3/2014, § 17).

31. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek koşuluyla

kişilerin hürriyetlerinden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır (Murat Narman, B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 42). Devam eden fıkralarda ise hürriyetinden yoksun

bırakılan kişiler bakımından güvencelere yer verilmiştir. Bu bağlamda maddenin

dördüncü fıkrasında yakalama veya tutuklama sebepleri ile iddiaların

bildirilmesi, beşinci fıkrasında gözaltı süresi, altıncı fıkrasında yakalama

veya tutuklamanın yakınlara bildirilmesi, yedinci fıkrasında tutuklanan

kişilerin makul sürede yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında

serbest bırakılmayı isteme hakkı, sekizinci fıkrasında hürriyetten yoksun

bırakılmaya karşı yargı merciine başvurma hakkı, dokuzuncu fıkrasında tazminat

hakkı güvence altına alınmıştır.

32. Maddenin birinci fıkrasında geçen "hürriyet" sözcüğü, özgürlük ve

bağımsızlığın yanı sıra serbestlik anlamına da gelmektedir. Bu anlamda kişi

hürriyetine yönelik bir müdahalenin bulunduğunun söylenebilmesi için kişinin

hareket serbestisinin maddi olarak sınırlandırılmış olması gerekir. Buradaki

hareket serbestisine yönelik kısıtlama, Anayasa'nın 23. maddesinde güvence

altına alınan seyahat hürriyetine yönelik bir müdahaleye göre çok daha

yoğundur. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale için kişi,

rızası olmaksızın en azından rahatsızlık verecek uzunlukta bir süre boyunca

belirli bir yerde fiziki olarak tutulmalıdır (Engel

ve diğerleri/Hollanda, § 58; Storck/Almanya, § 74; Guzzardi/İtalya , §§ 92, 93).

33. Anayasa'nın 19. maddesinin metni bir bütün olarak

değerlendirildiğinde maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki sınırlama

sebeplerinin kişilerin fiziksel özgürlüklerine ilişkin olduğu, ayrıca devam

eden fıkralardaki güvencelerin de fiziki olarak hürriyetinden yoksun bırakılmış

kişiler bakımından getirildiği görülmektedir. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının güvence altına aldığı şey, bireylerin yalnızca fiziksel

özgürlüğüdür (Galip Öğüt [GK], B.

No: 2014/5863, 1/3/2017, § 35).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

34. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında

belirtilen sınırlama nedenleri kapsamında hizmet yerini terk etmeme disiplin

cezasıyla fiziksel özgürlüğün kısıtlanması hâlinde kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına yönelik bir müdahalenin oluşacağı açıktır.

35. Bu itibarla söz konusu disiplin cezasının anılan hakka

yönelik bir müdahale oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi gerekir.

36. 6413 sayılı Kanun'un 12. maddesine göre hizmet yerini terk

etmeme cezasının yerine getirilme şekli incelendiğinde; personelin mesai

bitiminden sonra görev yaptığı yerden ayrılmayıp resmî daire, kışla, eğitim

alanları ile sair yerlerdeki hizmetine devam edeceği, ceza verilen personel

için uygun bir yatma yeri tahsis edileceği, tatil günlerinde cezanın yerine getirilmesine

ara verileceği ve cezanın yerine getirilmesi sırasında -hizmete ilişkin hâller

hariç- günde toplam bir saati geçmemek üzere ziyaretçi kabul edilebileceğinin

belirtildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 13).

37. Diğer taraftan Anayasa’nın 38. maddesinin onuncu fıkrasında,

idarenin kişi hürriyetini kısıtlayacak biçimde bir yaptırım uygulayamayacağı

belirtildikten sonra TSK'nın iç düzeni

bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebileceği hususu düzenlenmiştir.

Böylece TSK'nın iç düzeni bakımından gerekli olması hâlinde idare tarafından

kişi hürriyetini bağlayıcı bazı yaptırımların uygulanabilmesine izin

verilmiştir. Ancak TSK'nın iç düzeni

bakımından kabul edilen bu istisna, sadece disiplini koruma ve bozulan

disiplini sağlama niteliğindeki yaptırımlar yönünden söz konusu olabilir. Bunun

ötesinde mevzuatta disiplin cezası olarak vasıflandırılmış olsa bile ceza

hukuku alanına girecek nitelikteki hürriyeti bağlayıcı yaptırımların idare

tarafından verilmesine demokratik bir toplumda izin verilemez.

38. Mevzuatta disiplin cezası olarak öngörülmüş olan oda hapsi

cezası, disiplin amiri tarafından verilir ve bu amaçla tahsis edilecek hapis

odasında yerine getirilir. Bu bakımdan oda hapsi, sonuçları itibarıyla kişi

özgürlüğünü kısıtlayan bir yaptırımdır. Dolayısıyla hürriyetten yoksun

bırakmanın bir yargı kararının sonucu olması ve bu kararın gerekli yetkiye

sahip, yürütmeden bağımsız ve uygun yargı teminatlarını sunan yetkili mahkeme

tarafından verilmesi gerekir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin de bu yönde verilmiş

birçok kararı mevcuttur (Yusuf Karabaş,

B. No:2013/1615, 15/4/2015, § 66; F.H.H.,

B. No: 2012/1419, 15/4/2015, §§ 34-50; Hasan

Baki Gülcan, B. No: 2013/760, 12/3/2015, §§ 36-49).

39. Hizmet yerini terk etmeme cezasında ise asker kişilerin mesai

saatleri dışında askerî bina ya da tesislerde kalma zorunlulukları olmakla

birlikte bu kişiler bir yere kapatılmamakta, görevlerini yapmaya ve askerî

yaşamın olağan sistemi içinde kalmaya devam etmektedirler. Ayrıca bu kapsamdaki

asker kişiler için uygun bir yatma yeri tahsis edileceği, tatil günlerinde

cezanın yerine getirilmesine ara verileceği ve cezanın yerine getirilmesi

sırasında belirtilen koşullarda ziyaretçi kabul edilebileceği belirtilmiştir.

40. Somut olayda başvurucuya emre itaatsizlik eylemi nedeniyle

disiplin amiri tarafından iki gün süreyle hizmet yerini terk etmeme cezası

verilmiştir. Hizmet yerini terk etmeme şeklinde verilen bu disiplin cezasının

yerine getirme şekli (bkz. §§ 13, 36) dikkate alındığında -belirlenen niteliği

itibarıyla- başvurucunun fiziksel olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması söz

konusu değildir. Sonuç olarak başvurucunun fiziksel özgürlüğü maddi olarak

kısıtlanmamış olduğundan, uygulanan ceza ile kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına yönelik bir müdahalede bulunulmamıştır.

41. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında görülemeyen

iddia karşısında bu yaptırım ya da kararın hâkim olmayan bir kimse tarafından

verildiğine ilişkin şikâyetin ayrıca incelenmesine de gerek bulunmamaktadır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddiasına ilişkin olarak

bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1.Başvurucunun İddiaları

43. Başvurucu; disiplin amiri tarafından kendisine haksız olarak

disiplin cezası verildiğini, emre itaatsizliğe ilişkin emirlerin kendisine tebliğ

edilmediğini, eyleminin emre itaatsizlik olarak değerlendirilemeyeceğini,

verilen bu cezanın iptali istemiyle açtığı davada itirazları dikkate alınmadan

karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

44. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

45. Adil yargılanma hakkı bireylere, dava sonucunda verilen

kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânını verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu süreçte karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler

hakkında bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme

fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi veya belge sunmuş

olması gerekir (Naci Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

46. Somut olayda başvurucu, 6413 sayılı Kanun'un hükümleri

uyarınca savunma hakkı tanınmak suretiyle disiplin cezasıyla cezalandırılmış;

kesinleşen disiplin cezasının iptali istemiyle açılan dava AYİM tarafından

gerekçesi ve kanuni dayanakları gösterilmek suretiyle reddedilmiştir. Buna göre

başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, derece mahkemesince delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup mahkeme

kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

26/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu

:

Deniz BAYTAR

Vekili

:

Av. Cihan

KOÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/3614, 26 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal
  11. B. No: 2012/1419, 15/4/2015, §§ 34-50; Hasan
  12. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Başpınar
  19. Koç
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/3614
Tarih
26 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Mustafa Remzi Caner Başvurusu (B. No: 2018/7199)
  • Ali Fuat Altuntaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7278)
  • Can Diken Başvurusu (B. No: 2015/12266)
  • K.a. ve N.a. Başvurusu (B. No: 2014/16577)
  • Adil Aktay Başvurusu (B. No: 2018/7011)
  • Yaman Akdeniz Başvurusu (B. No: 2015/6599)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.