İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Deniz Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/4042)

1. Başvuru, tutukluluğun uzun sürmesi ve yargılamanın makul sürede

Başvuru No2013/4042Tarih6 Ekim 2015Okuma19 dk · 3.818 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Deniz Yaşar Başvurusu

Karar tarihi
6 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/4042
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.818 kelime·19 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun uzun sürmesi ve yargılamanın makul sürede

sonuçlanmaması nedenleriyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde tanımlanan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 3/6/2013 tarihinde Bakırköy 10. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/12/2013 tarihinde yapılan

toplantıda kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Adalet Bakanlığına (Bakanlık), başvuru konusu olay ve olgular

bildirilmiş; başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.

Bakanlık, görüşlerini 24/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

5. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,

başvurucuya 13/3/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı 24/3/2014 tarihinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, “İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi Gazi mahallesinde

18/2/2007 tarihinde PKK/KONGR-GEL terör örgütü lehine molotof

kokteyilli korsan gösteride bulunduğu”

gerekçesiyle 6/3/2007 tarihinde yakalanmış ve 9/3/2007 tarihinde ifadesi

alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürülmüş ancak sorulan sorulara

cevap vermeyip susma hakkını kullanmıştır. Aynı tarihte İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığında ifade vererek suçlamaları kabul etmeyen başvurucu, yasa dışı

örgüt üyesi olmak ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından tutuklanması

talebiyle mahkemeye sevk edilmiştir.

8. Başvurucu, İstanbul 13. Ağır

Ceza Mahkemesinin 9/3/2007 tarihli ve 2007/13 sorgu numaralı kararı ile “PKK terör örgütüne yardım etmek suretiyle bu örgütün

üyesi olmak ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarını işlediğine dair kuvvetli

şüphe sebeplerinin bulunması, atılı örgüt üyeliği suçunun CMK.nın

100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması da dikkate alınarak CMK.nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca”

tutuklanmıştır.

9. Başvurucu ile birlikte dört

şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el

değiştirme, Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokma, Örgüt mensuplarına yardım

ederken veya propaganda yaparken bir başka suç oluşturmak, gösteri

yürüyüşlerine silah veya 23. madde belirtilen aletlerle katılma, silahlı örgüte

üye olma, mala zarar verme suçlarından cezalandırılmaları için TCK. nın 314/2, 174/1, 170/1-c,

152/l-a-2-a ve 2911 sayılı Kanun’un 33/a maddeleri uyarınca cezalandırması”

istemiyle 29/3/2007 tarihli ve E.2007/507 sayılı iddianame düzenlenmiştir.

10. İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesine açılan E.2007/215 sayılı kamu davasının 20/4/2007 tarihli tensiben yapılan incelemesinde başvurucu hakkında “atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini

gösteren bulguların varlığı, kaçma şüphesi, suçun yasal yaptırımı, suçun CMK.nın 100/3. fıkrada belirtilen suçlardan olması dikkate

alınarak tutukluluk hallerinin devamına” karar verilmiş ve yargılama

28/8/2007 tarihine ertelenmiştir.

11. İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesinde ilk duruşma 28/8/2007 tarihinde yapılmış ve başvurucunun “üzerine atılı suçun yasal yaptırımı ve kuvvetli suç

şüphesinin devam ettiğini gösteren mevcut bulgular dikkate alınarak tutukluluk

halinin devamına, koşullar oluşmadığından CMK 109. maddesi kapsamında koruma

tedbirlerinin uygulanmasına yer olmadığı” gerekçesiyle tutukluluk

hâlinin devamına karar verilmiştir.

12. İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesinde görülen E.2008/285 ve E.2009/58 sayılı dosyaların, hukuki ve fiilî

irtibat bulunması nedeniyle başvuruya konu E.2007/215 sayılı dosya ile

birleştirilmesine ve yargılamanın bu dosya üzerinden devamına karar

verilmiştir.

13. İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesinin 1/2/2011 tarihli kararı ile başvurucunun; terör örgütüne üye olmak

suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile, patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 5

yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve 1.500 TL adli para cezası ile, 18/2/2007

tarihli eylemi nedeniyle patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 5 yıl 7 ay 15

gün hapis cezası ve 1.500 TL adli para cezası ile, 18/2/2007 tarihli eylemi

nedeniyle patlayıcı madde atma suçundan 5 ay hapis cezası ile, 13/8/2007

tarihli eylemi nedeniyle patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 5 yıl 7 ay 15

gün hapis cezası ve 1.500 TL adli para cezası ile, 18/2/2007 tarihli eylemi

nedeni ile patlayıcı madde atma suçundan 5 ay hapis cezası ile, 27/11/2007

tarihli eylemi nedeniyle patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 5 yıl 7 ay 15

gün hapis cezası ve 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve

tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

14. İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesinin 1/2/2011 tarihinde verdiği ilk kararına kadar on bir celse duruşma

yapılmış ve başvurucunun benzer gerekçelerle tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir.

15. İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesinin 1/2/2011 tarihli kararı başvurucu tarafından temyiz edilmiştir.

16. Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığınca yapılan inceleme üzerine Başsavcılığın 7/9/2012 tarihli ve

9-2011/191083 sayılı yazısı ile başvurucunun hukuki durumunun 5/7/2012

tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun uyarınca yeniden değerlendirilmek

üzere yargılama dosyasını Derece Mahkemesine iade etmiştir.

17. Bozma sonrası yargılama

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/145 sayılı dosyasında görülmeye

başlanmış, 28/9/2012 tarihinde tensiben yapılan

incelemede mahkeme, “…. kuvvetli suç şüphesinin varlığının devam ediyor olması,

tutuklulukta geçen makul süreyi aşan bir durumun bulunmaması, serbest bırakma

halinde atılı suçların ağırlığı dikkate alındığında kaçma şüphesinin bulunduğu,

bu nedenle tutuklamaya alternatif tedbirlerin bu aşamada yetersiz kalacağı ve

tutuklamanın bu aşamada ölçülü olduğu…” gerekçeleriyle başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş ve yargılama 18/12/2012 tarihine

ertelenmiştir.

18. Başvurucu, 2/5/2013

tarihinde “dosya kapsamına göre, tutuklu

kaldığı süre” göz

önüne alınarak tahliye edilmiştir. Başvurucu hakkında tahliye kararı verilene

değin üç celse yapılmış ve Mahkeme benzer gerekçelerle tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir.

19. İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesinin 30/5/2013 tarihli ve E.2012/145 sayılı kararı ile başvurucunun

terör örgütüne üye olmak suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile, patlayıcı

madde muhafaza etme suçundan 4 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ve 1.100 TL adli

para cezası ile, 18/2/2007 tarihli eylemde patlayıcı madde muhafaza etme

suçundan 4 yıl 2 ay 55 gün hapis cezası ve 1.100 TL adli para cezası ile,

18/2/2007 tarihli eylemde patlayıcı madde atma suçundan 7 ay 15 gün hapis

cezası ile, 13/8/2007 tarihli eylemde patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 4

yıl 2 ay 55 gün hapis cezası ve 1.100 TL adli para cezası ile, 27/11/2007

tarihli eylemde patlayıcı madde muhafaza etme suçundan 4 yıl 2 ay 55 gün hapis

cezası ve 1.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, diğer suçlardan ise

beraatine karar verilmiştir.

20. Başvurucu 3/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Başvurucu hakkındaki dava Yargıtayda temyiz aşamasındadır.

B. İlgili

Hukuk

22. 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesi şöyledir:

“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan

suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş

yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.”

23. 12/4/1991 tarihli ve 3713

sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi şöyledir:

“3 ve 4 üncü maddelerde yazılı

suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları

veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin

olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi

ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis

cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:

“(1)

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin

bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.

İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması

halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli

veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut

olgular varsa.

b) Şüpheli

veya sanığın davranışları;

1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık,

mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin

varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli

ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar

(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

(4) Sadece adlî para

cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan

suçlarda tutuklama kararı verilemez.”

IV.

İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 6/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 3/6/2013 tarihli ve 2013/4042 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu, uzun süredir tutuklu bulunduğunu ve yargılamasının

makul olmayan bir süredir devam ettiğini ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36.

maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiş ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

27. Başvurucunun şikâyetinin özü, kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali ile makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın

19. maddesinin yedinci fıkrası ve 36. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde

değerlendirilmesi gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

28. Başvurucunun tutukluluk

süresinin makul süreyi aştığı ve yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetinin, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka bir

kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Tutukluluk Süresinin Makul Olmadığı İddiası

29. Başvurucu, tutukluluk

hâlinin makul süreyi aştığını ve 6 yıl 2 ayı aşan bir süre boyunca tutuklu

olarak yargılandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Bu nedenle temel şikâyetin yargılama sürecinde

devam eden tutukluluğa ilişkin olduğu, incelemenin bu kapsamda yapılması

gerektiği anlaşılmıştır.

30. Bakanlığın görüşünde

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiği yönündeki

şikâyetlerle ilgili iddialar değerlendirilirken Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) tutukluluk konusunda benimsediği ilkelere değinilmiş;

davanın kapsamı, dosyadaki deliller, sanıklara yüklenen suçların sayısı ve

niteliği, sanıkların sayısı gibi durumların tutukluluk süresinin makul olup

olmadığının tespitinde dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. AİHM’in, davanın karmaşık olması durumunu tutukluluk

süresinin makul olup olmadığının değerlendirmesinde dikkate aldığı, özellikle

organize suçlar bakımından dört yıl üç güne kadar uzayan tutukluluk sürelerini

makul olarak kabul ettiği belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun suçlu bulunması

hâlinde çarptırılacağı cezanın ağırlığının kaçma riskinin değerlendirilmesinde

AİHM tarafından dikkate alınan bir unsur olduğu dile getirilmiştir.

31. Bakanlık, somut olay

kapsamında başvurucunun 9/3/2007 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olmak,

patlayıcı madde bulundurmak ve atmak suçlarından tutuklandığını, İstanbul 9.

Ağır Ceza Mahkemesinin 26/2/2013 tarihli duruşmasında “sanığın üzerlerine atılı suçların niteliği, verilmesi

muhtemel ceza miktarları, katalog suçlardan olması, kuvvetli suç şüphesinin

devam ediyor olması, kaçma şüphesinin alacağı muhtemel cezanın miktarı dikkate

alındığına muhtemel olduğu, tutuklama tedbirine alternatif koruma tedbirlerin

yetersiz kalacağı” şeklindeki gerekçelerle tutukluluğun devamına

karar verildiğini belirtmektedir.

32. Başvurucu, başvurunun

esasına ilişkin Bakanlık görüşüne karşı başvuru dilekçesinde belirttiği

hususları tekrarlamıştır.

33. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi,

kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna

aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir

yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

34. Anayasa’nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası, bir ceza soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin

yargılamasının makul sürede bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma

sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğunu güvence altına

almıştır.

35. Tutukluluk süresinin makul

olup olmadığı konusunun genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün

değildir. Bir sanığın tutuklu bulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı her

davanın kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Tutukluluğun devamı

ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına

alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından daha ağır basan gerçek bir kamu

yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61).

36. Bir davada tutukluluğun

belli bir süreyi aşmamasını sağlamak, öncelikle derece mahkemelerinin

görevidir. Bu amaçla yukarıda belirtilen kamu yararı gereğini etkileyen tüm

olayların derece mahkemeleri tarafından incelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine

ilişkin kararlarında bu olgu ve olayların ortaya konması gerekir (Murat Narman, § 62).

37. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun

yolunda çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun

olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla

belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma

amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek

şartıyla kişinin tutukluluk hâli devam ettiği sürece yapılması mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

38. Tutuklama tedbirine,

kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasının yanı sıra bu

kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek

maksadıyla da başvurulabilir. Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir

süreye kadar tutukluluğun devamı için yeterli görülse de bu süre geçtikten

sonra uzatmaya ilişkin kararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam etmesinin,

gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve

“yeterli” görüldüğü takdirde yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği

de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı

veya sanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin

değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle

sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (Savaş Çetinkaya, B. No: 2012/1303,

21/11/2013, § 53).

39. Dolayısıyla Anayasa’nın 19.

maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde

esas olarak serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine

bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz

başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde kararların yeterince

gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun

olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönündeki kuvvetli belirti ve

tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye

kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir (Murat Narman, §§ 63, 64).

40. Makul sürenin

hesaplanmasında sürenin başlangıcı; başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına

alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama

tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk

derece mahkemesince hakkında hüküm verildiği tarihtir (Savaş Çetinkaya, § 56).

41. Tutukluluk

süresinin hesabında ilk derece mahkemesi önündeki yargılama aşamasında geçen

sürelerin dikkate alınması gerekir. Zira kişi yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse bu kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni ilk

derece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak tutma hâline dönüşmektedir.

Nitekim AİHM, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak

nitelendirmemekte ve temyiz aşamasında geçen süreyi tutukluluk süresinin

hesabında dikkate almamaktadır (Hamit

Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41). Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinin

değerlendirmesinde göz önünde bulundurulamaz. Ancak bozma kararı sonrasında

bireyin durumu tekrar suç isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece

mahkemesi önünde geçen süre değerlendirmede dikkate alınacaktır (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, §

67)

42. Somut olayda başvurucu, 6/3/2007

tarihinde gözaltına alınması ile İlk Derece Mahkemesinin 1/2/2011 tarihli

kararıyla hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi arasında 3 yıl 10

ay 25 gün “bir suç isnadına bağlı

olarak” tutulmuştur. Başvurucu,

Mahkemenin mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin

1/2/2011 tarihli kararı, Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesi

neticesinde 7/9/2012 tarihinde bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin karar

tarihi ile Yargıtayın bozma kararı tarihi arasında

geçen 1 yıl 7 ay 6 gün sürede başvurucu,

“ilk derece mahkemesince verilen hükme bağlı

olarak” tutulmuştur. Başvurucu, Yargıtayın bozma kararı ile hakkındaki tahliye kararının

verildiği 2/5/2013 tarihi arasında geçen 7 ay 25 gün sürede “bir suç

isnadına bağlı olarak” tutulmaya devam edilmiştir. Bu belirlemelere

göre başvurucunun toplam tutukluluk süresi 4 yıl 6 ay 20 gündür.

43. 28/8/2007 tarihli ilk

celseden ilk hükmün verildiği 1/2/2011 tarihleri arasında İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesi başvurucu hakkında “üzerine atılı

suçun yasal yaptırımı ve kuvvetli suç şüphesinin devam ettiğini gösteren mevcut

bulgular dikkate alınarak tutukluluk halinin devamına, koşullar oluşmadığından

CMK 109. maddesi kapsamında koruma tedbirlerinin uygulanmasına yer olmadığına”

karar vermiştir.

44. Bozma sonrası İstanbul 9.

Ağır Ceza Mahkemesi 28/9/2012 tarihinde ve 2/5/2013 tarihinde verilen tahliye

kararına kadar “…. kuvvetli suç şüphesinin varlığının devam ediyor olması,

tutuklulukta geçen makul süreyi aşan bir durumun bulunmaması, serbest bırakma

halinde atılı suçların ağırlığı dikkate alındığında kaçma şüphesinin bulunduğu,

bu nedenle tutuklamaya alternatif tedbirlerin bu aşamada yetersiz kalacağı ve

tutuklamanın bu aşamada ölçülü olduğu…” şeklindeki gerekçeyle

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

45. Kişinin suç işlediği yönünde

kuvvetli belirtinin ve tutuklama nedenlerinin varlığı devam ettiği sürece ilke

olarak tutukluluk belli bir süreye kadar makul kabul edilebilir ise de bu süre

geçtikten sonra tutuklamanın devamına karar verilirken davanın genel durumu

yanında serbest bırakılmayı talep eden kişinin özel durumunun dikkate alınması

ve bu anlamda tutukluluk gerekçelerinin kişiselleştirilmesi bir zorunluluktur.

46. Somut olayda başvurucunun tahliye

talepleri, Mahkemece sanığa verilmesi muhtemel ceza miktarı ve atılı suçu

işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı dikkate alınarak reddine karar

verilmiştir.

47. Mahkemece verilen

tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeleri incelendiğinde bu

gerekçelerin tutukluluğun devamını haklı gösterecek yeterlikte olmadığı ve aynı

hususların tekrarı niteliğinde olduğu görülmektedir. Tahliye tarihi itibarıyla

temyiz incelemesinde geçen süre hariç 4 yıl 6 ay 20 gün tutukluluk hâlinin

devamına ilişkin bu gerekçelerin “ilgili” ve “yeterli” olduğu söylenemez. Bu

çerçevede başvurucunun İlk Derece Mahkemesi önündeki yargılaması devam ederken

tutuklu bulunduğu süre makul olarak değerlendirilemez.

48. Açıklanan nedenlerle

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

b. Yargılamanın

Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası

49. Başvurucu, altı yıl iki ayı

aşkın bir süreden beri tutuklu olarak yargılanmakta olduğunu, 2/5/2013

tarihinde tahliye olduğunu, Mahkemenin 30/5/2013 tarihinde karar verdiğini ve

bu kararı temyiz ettiklerini, hakkındaki yargılamanın devam ettiğini ve bu

nedenle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

50. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından anlaşılan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt

ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı kapsamında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların

en az giderle ve mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 38, 39).

51. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

52. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin

6. maddeleri uyarınca kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların yanı sıra cezai alanda yöneltilen suç isnatlarının makul sürede

karara bağlanmasını talep etme hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç

işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi olup kişiye cezai

alanda yöneltilen iddianın suç isnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde,

iddia olunan suçun pozitif düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek

niteliğinin suç için öngörülen cezanın niteliği ile ağırlığının

değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç

olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları

uygulanmış ise fiilin ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın adil

yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B. E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

53. Başvuru konusu olayda

başvurucu 18/2/2007 tarihinde yasa

dışı suç örgütü lehine yapılan, molotof kokteyli

kullanılan korsan gösteriye katıldığı gerekçesiyle göz altına alınmış ve

9/3/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Hakkında terör örgütüne üye olma, değişik

tarihlerde patlayıcı madde muhafaza etme, değişik tarihlerde patlayıcı madde

atma suçlarından adli soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat

olunan bu suçlar 5237 sayılı Kanun’da hapis ve adli para cezasını gerektirir

şekilde tanımlanmıştır. Bu

çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.

maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. E., § 32).

54. Cezai alanda yöneltilen suç

isnatları ile ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde

sürenin başlangıcı, kural olarak kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama veya gözaltı

gibi tedbirlerin uygulandığı an olup somut başvuru açısından bu tarih,

başvurucuların bahse konu suçlar kapsamında gözaltına alındıkları ve böylece

isnattan haberdar oldukları anlaşılan

1/8/2008 tarihidir. Sürenin bitiş

tarihi ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir. Ancak devam

eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da

yapılabilmesi olanağı bulunduğundan değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş

anı, bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52; B.E., § 34). Bu kapsamda somut yargılama faaliyeti açısından

sürenin bitiş tarihi, yargılama devam ettiğinden inceleme tarihi olan 6/10/2015

tarihidir.

55. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde başvurucunun

gözaltına alındığı 6/3/2007 tarihinden İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin

1/2/2011 tarihli kararı arasında 3 yıl 10 ay 25 günlük bir süre olduğu

görülmektedir. Başvurucunun yargılandığı davada Mahkemece ilk savunma 28/8/2007

tarihli celsede alınmıştır. Yargılama, İlk Derece Mahkemesince bozmadan önce

toplam olarak on bir celsede tamamlanmıştır. Davanın kanun yolu (temyiz)

aşaması ise 1 yıl 7 ay 6 gün sürmüştür. Bozma sonrası yargılama süresi ise son

duruşma tarihi 30/5/2013 dikkate alındığında 8 ay 23 gündür. Yargılama

hâlihazırda temyiz aşamasında devam etmektedir.

56. 5271 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemelerdeki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde karar verilmiştir (B.E.,

§§ 23-44).

57. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası, gereken usul

işlemlerinin niteliği, başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte davaya bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir durum bulunmadığı, ayrıca

başvurucunun tutuklu olduğu ve söz konusu yaklaşık 6 yıl 3 ay devam eden yargılama sürecinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

58. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

59. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşmış olması

nedeniyle 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

60. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak

şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

61. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık 6 yıl 3 ay devam eden yargılama süresi dikkate

alındığında yargılama faaliyetinin uzunluğu ve tutukluluk sebebiyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya

net 9.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

62. Başvurucu tarafından

yatırılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harcın ve

1.500 TL vekâlet ücretinin ödenmesine karar verilmesi gerekir.

63. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık 6 yıl 3 ay devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını

ihlal ettiği gözetilerek anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 19. ve 36.

maddesinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 9.000 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan

198,35 TL başvuru harcı ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL

yargılama giderinin ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili

İstanbul (kapatılan) 9. Ağır Ceza Mahkemesine (CMK 250. Madde İle Görevli)

gönderilmesine

6/10/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucu : Deniz YAŞAR Vekili : Av. Mehmet ERBİL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4042, 6 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Başvurucuya net 9.000 TL
  12. C. Başvurucu tarafından yapılan
  13. D. Ödemelerin, kararın
  14. E. Kararın bir örneğinin ilgili
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4042
Tarih
6 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Ali Pala Başvurusu (B. No: 2013/3056)
  • Ergün Poyraz Başvurusu (B. No: 2013/8503)
  • Salih Tutal Başvurusu (B. No: 2014/11644)
  • İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya Başvurusu (B. No: 2013/3193)
  • Saadet Ergün ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4194)
  • Aligül Alkaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1138)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.