İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Doğan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/9831)

1. Başvurucu, 13/11/1996

Başvuru No2013/9831Tarih10 Mart 2015Okuma14 dk · 2.791 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Doğan Yıldırım Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/9831
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.791 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 13/11/1996

tarihinde Yeşilyurt (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve

tescil davasının reddedildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, tazminata hükmedilmesi veya yeniden yargılama yapılmasına karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 23/12/2013

tarihinde Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari

yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

5/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığı 15/9/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu, 13/11/1996

tarihinde Yeşilyurt (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada,

Malatya ili Yeşilyurt ilçesi Oluklu köyü sınırları içinde bulunan ve davalı

Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan bir kısım parsellerin miras yolu ile

kendisine intikal ettiğini belirtmiş, dolayısıyla kadastro çalışmaları

sırasında Maliye Hazinesi adına yapılan tescillerin hukuki dayanaktan yoksun ve

yolsuz olduğunu iddia ederek taşınmazların tapu kaydının iptalini ve adına

tescilini talep etmiştir.

8. Yeşilyurt (Kapatılan) Asliye

Hukuk Mahkemesi, 1/2/2002 tarih ve E.1996/246, K.2002/8 sayılı kararında, dava

dosyası takip edilmediği için 11/9/1998 ve 22/6/2001 tarihlerinde iki kez

dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, ardından yenilenen davanın

ise 1/2/2002 tarihinde yeniden takipsiz bırakıldığını belirterek, bu şekilde

ikiden fazla takip edilmeyen davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.

9. Başvurucu bu defa 11/3/2002

havale tarihli dilekçesi ile Yeşilyurt (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesinde

daha önce açtığı davada öne sürdüğü iddiaları tekrar ederek tapu iptali ve

tescil davası açmış, yargılamaya Mahkemenin E.2002/36 sayılı dosyasında

başlanmıştır.

10. Yeşilyurt Asliye Hukuk

Mahkemesinin kapatılması üzerine, Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin

E.2012/340 sayılı dava dosyasında yargılamaya devam edilmiştir.

11. Yargılamanın sonunda Malatya

4. Asliye Hukuk Mahkemesi, 9/1/2013 tarih ve E.2012/340, K.2013/6 sayılı

kararında, 9/7/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nda belirtilen on

yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını, ayrıca başvurucunun,

kendisine miras yolu ile intikal ettiğini ileri sürdüğü taşınmazlarda el

birliği halinde mülkiyet hükümlerinin mevcut olduğunu, dolayısıyla başvurucunun

tek başına böyle bir dava açma yetkisinin bulunmadığını belirterek davanın

reddine karar vermiştir.

12. Bu karara karşı temyiz

yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesi, 18/6/2013 tarih ve

E.2013/5694, K.2013/6884 sayılı ilâmı ile uyuşmazlık konusu parsellerin bir

kısmına ilişkin hak düşürücü sürenin geçtiğini, bu sürenin geçmemiş olduğu

parseller içinse başvurucunun tek başına dava açma ehliyetinin bulunmadığını

belirtmiş, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına

hükmetmiştir.

13. Aynı Daireye yapılan karar

düzeltme istemi de 22/11/2013 tarih ve E.2013/11907, K.2013/11303 sayılı ilâm

ile reddedilmiştir.

14. Karar düzeltme isteminin

reddine ilişkin ilam başvurucuya 11/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu, 23/12/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi başlıklı” 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve

düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla

yükümlüdür.”

17. 6100 sayılı Kanun’un “Mecburi dava arkadaşlığı” başlıklı 59.

maddesi şöyledir:

“Maddi

hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması

veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek

hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.”

18. 18/6/1927 tarih ve 1086

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesi şöyledir:

“Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri

gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde

dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.

…

Dava dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir

ay geçtikten sonra yenilenirse yeniden harç alınır. Bu harç yenileyen

tarafından ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek

yenilenen dava, yeni bir dava sayılmaz.

İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde

yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden

karar verilerek kayıt kapatılır.

Birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına

karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra bir

defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır.”

19. 9/7/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro müdürü tarafından onaylanarak

kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları;

kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay

içinde tapu kütüklerine kaydedilir.

Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere

ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra,

kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava

açılamaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 23/12/2013 tarih ve 2013/9831 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, 13/11/1996 tarihinde

Yeşilyurt (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptali ve tescil

davasında makul sürede yargılama yapılmadığını ve yargılama sonunda davanın

reddine karar verildiğini, ayrıca dava sonunda verilen kararın, yargılamanın

daha başında verilebilecekken uzun süren yargılama sonunda ortaya çıkmasının

telafisi olmayan zarara neden olduğunu belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yeşilyurt

(Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesindeki Yargılama Sürecine İlişkin İhlal

İddiaları

22. 30/3/2011 tarih 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler."

23. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup,

Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine

yapılan bireysel başvuruları inceleyebilir. Niteliği itibarıyla kamu düzenine

ilişkin olan bu başvuru şartını taşımayan bireysel başvuruların incelenebilmesi

mümkün değildir.

24. Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve

Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği

ilkesinin bir gereğidir (B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

25. Başvurucu, Yeşilyurt

(Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığı tarih olan 13/11/1996

tarihinden itibaren yargılamanın devam ettiğini belirterek, makul sürede

yargılama yapılmadığını, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

26. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun 13/11/1996 tarihinde açtığı davada, Yeşilyurt (Kapatılan) Asliye

Hukuk Mahkemesi, 1/2/2002 tarihinde verdiği kararda, daha önce iki kez takip

edilmediğinden işlemden kaldırılan dosyanın, yine takip edilmediğinin anlaşılması

üzerine, davanın açılmamış sayılmasına hükmetmiş ve anılan karar temyiz

incelemesine konu edilmeyerek kesinleşmiştir. Bu kapsamda başvuruya konu

yargılama sürecinin bu kısmı zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi

dışında kalmaktadır.

27. Açıklanan

nedenlerle, yargılama sürecinin bu kısmına ilişkin kararın 23/9/2012 tarihinden

önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin "zaman

bakımından yetkisizlik" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesindeki

Yargılama Sürecine İlişkin İhlal İddiaları

28. Başvuru dilekçesi ve ekleri

incelendiğinde, başvurucunun, açtığı davanın reddine hükmedildiğini, kararın

yargılamanın başında verilebilecekken uzun süren yargılama süreci sonunda

ortaya çıkması nedeniyle telafisi mümkün olmayan zarara uğradığını belirterek,

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Anılan ihlal iddiaları, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ile Mahkemece verilen

kararın adil olup olmamasına ilişkin olduğundan, bu iddiaların tamamı yargılama

sonucunun adil olmadığı iddiası kapsamında değerlendirilmiştir. Öte yandan

başvurucunun yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı iddiası ayrıca

değerlendirilmiştir.

aa. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

29. Anayasanın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel

başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

30. 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemezliğine karar verebilir.”

31. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

32. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz

takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez

(B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

33. Somut olayda başvurucu,

yargılama sonunda Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesince, dava açılabilmesi için

3402 sayılı Kanun’da öngörülen hak düşürücü sürenin geçmiş olması ve davanın

açılmasında başvurucunun tek başına ehliyetinin bulunmaması gerekçeleri ile

davanın reddine hükmedildiğini, kararın, yargılamanın başında verilebilecekken

uzun bir süreç sonrası verilmesinin kendisini telafisi imkânsız zarara

uğrattığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini sürmüştür.

34. Başvuru

konusu yargılamada, Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, 9/1/2013

tarihli kararında, tarafların iddia ve savunmalarını, dosyaya sundukları

delilleri değerlendirerek, ilgili hukuk kurallarını da yorumlanmak suretiyle

bir sonuca ulaşmıştır. Ardından İlk Derece Mahkemesinin bu kararı Yargıtay

tarafından onanmış, yapılan karar düzeltme talebi ise reddedilmiştir.

35. Mahkemenin gerekçesi ve

başvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

36. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece

Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı

gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

37. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de

içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

bb. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

38. Başvurucunun yargılamanın

uzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet

için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu

nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı

verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

39. Başvurucu, açtığı tapu iptal ve tescil davasının makul

süre içinde sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

40. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

41. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

42. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, Asliye Hukuk mahkemesi

nezdinde açılan tapu iptali ve tescil davasının söz konusu olduğu görülmekle,

1086 sayılı mülga Kanun ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

43. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,

11/3/2002 tarihidir.

44. Başvurucu her ne kadar

yargılamanın 13/11/1996 tarihinde başladığını ileri sürmüşse de anılan tarihte

başvurucu tarafından Yeşilyurt (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan

dava sonunda 1/2/2002 tarihinde, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği

ve söz konusu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği belirlenmiştir. Bu

nedenle belirtilen dava sürecinin Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

dışında kaldığı anlaşıldığından, yargılama sürecinin başlangıcı ikinci davanın

açıldığı 11/3/2002 tarihi olarak kabul edilmiştir.

45. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Bu kapsamda, somut yargılama

faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucunun karar düzeltme

talebinin Yargıtay 16. Hukuk Dairesince reddedildiği 22/11/2013 olduğu

anlaşılmaktadır.

46. Başvuruya konu yargılama

evrakının incelenmesinde, yargılamanın konusunun Maliye Hazinesi adına tapuda

kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve başvurucu adına tescili

talebine ilişkin olduğu, 11/3/2002 tarihinde açılan davanın yargılama sürecinde

İlk Derece Mahkemesi tarafından, resmi kurumlara müzekkereler yazıldığı ve

müzekkere cevaplarının beklenildiği, davaya yapılan müdahale taleplerinin

değerlendirildiği ve uzun süreler diğer eksikliklerin tamamlanmaya çalışıldığı,

9/1/2013 tarihli karar ile davanın bir kısım parseller yönünden hak düşürücü

sürenin geçmiş olması nedeniyle, bir kısım parseller yönünden ise ehliyet

yokluğu nedeniyle reddedildiği ve yargılamanın İlk Derece Mahkemesi aşamasının

tamamlandığı tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen kararın temyiz

ve karar düzeltme aşamalarından geçerek 22/11/2013 tarihinde kesinleştiği

anlaşılmıştır.

47. 6100 sayılı Kanun’un

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin

etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde

bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64).

48. Başvuruya konu davada yer

alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin

niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla

birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir

karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu on bir yıl

sekiz ay on bir günlük yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

50. Başvurucu, başvuru konusu

yaptığı yargılama sürecinde makul sürede yargılama yapılmadığını ve bu nedenle

de hak kaybına uğradığını dolayısıyla mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini belirterek, dava konusu taşınmazların değeri olan

15.750.000,00 TL’lik zararının tazmin edilmesine karar verilmesini veya yeniden

yargılama yapılmasına hükmedilmesini talep etmiştir.

51. 6216 sayılı Kanun’un "Kararlar" kenar başlıklı 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

52. 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedileceği belirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem

ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

53. Başvuru konusu olayda, başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, başvuruya konu

olan yargılama sürecinin kesinleşerek sona erdiği dikkate alındığında,

başvurucunun da manevi tazminat talebi bulunmaması nedeniyle ihlalin tespiti

dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus

bulunmadığı anlaşılmaktadır.

54. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

55. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Yeşilyurt (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılama sürecine ilişkin

ihlal iddialarının “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı yönündeki ihlal iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

3. Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesindeki yargılamanın makul

sürede sonuçlanmadığı yönündeki ihlal iddiasının

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucunun diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 10/3/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör Yrd. : İsmail Emrah PERDECİOĞLU Başvurucu : Doğan YILDIRIM Vekili : Av. Ali Kemal OĞUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9831, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9831
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Arif Durak Başvurusu (B. No: 2013/7597)
  • Veli Nazman ve Hıdır Nazman Başvurusu (B. No: 2013/7089)
  • Mehmet Nuri Kıran ve Sürmeli Memet Sezgin Başvurusu (B. No: 2013/3304)
  • Halil İbrahim Doğanay Başvurusu (B. No: 2013/6296)
  • Önder Ercan Başvurusu (B. No: 2013/9036)
  • Muhammet Demir Başvurusu (B. No: 2013/6399)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.