İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ebru Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3310)

1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan

Başvuru No2014/3310Tarih2 Şubat 2017Okuma25 dk · 4.901 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ebru Yaman Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
2 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/3310
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.901 kelime·25 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan

bahisle yükseköğretim kurumu ile ilişiğin kesilmesine ilişkin işlem nedeniyle

eğitim eğitim ve öğrenim hakkının ve yargılamanın uzun sürdüğünden bahisle de

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine İzmir

Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. 2014/3313, 2014/3775, 2014/3776, 2014/5797, 2014/6381 ve

2014/14567 numaralı bireysel başvuru dosyalarının konu yönünden hukuki

irtibatları nedeniyle 2014/3310 numaralı bireysel başvuru dosyası ile

birleştirilmesine, incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine karar

verilmiştir.

4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüş

bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP'tan elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan Ege

Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) 2011-2012

eğitim-öğretim yılı için açmış olduğu sınava girmişlerdir.

8. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)tarafından

yayımlanan "2011 Öğrenci Seçme ve

Yerleştirme Sistemi Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzun"da söz konusu üniversitenin Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği

Programı için 20'si bayan, 30'u erkek toplam 50 kontenjan bulunduğu ilan

edilmiştir.

9. Sınav sonucunda 1. başvurucu bayan adaylar arasında 7. yedek;

diğer başvurucular ise erkek adaylar arasında sırasıyla 15., 13., 8., 6., 5. ve

10. sırada yer alarak asıl listeye girememiştir.

10. Üniversitenin resmi internet sayfasında 2011-2012

eğitim-öğretim yılı kesin kayıt işlemleri ve kayıt tarihlerine ilişkin yapılan

duyuruda, asıl kayıt tarihinin 12/9/2011; yedek kayıt tarihinin ise 13/9/2011

olduğu açıklanmış; asıl ve yedek öğrencilerin kayıtlarının yapılmasından sonra

boş kontenjan olması durumunda 21/9/2011 tarihinde internetten boş

kontenjanların ilan edileceği ve kayıtların 23/9/2011 tarihinde yapılacağı

belirtilmiştir.

11. Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğü tarafından sınavı asıl

olarak kazanan 50 kişilik öğrenci listesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığına

gönderilmiştir.

12. Anılan bölümün öğrenci işlerince asıl listede sınavı kazanan

11 bayan ve 15 erkek adayın son kayıt tarihi olan 12/9/2011 tarihi itibarıyla

kayıt yaptırmadığının tespit edilmesi üzerine başarı sıralamasına göre

hazırlanan yedek liste üniversitenin resmi internet sitesinden ilan edilmiş ve

listede yer alan adaylardan başvuranların kaydı 13/9/2011 tarihinde yapılmıştır.

Başvurucular, anılan yedek listesinde isimlerinin yer alması üzerine çeşitli

üniversitelerin aynı ya da benzer programlarını asıl olarak kazanmış olmalarına

rağmen, bu programları tercih etmeyerek ya da buradaki kayıtlarını sildirerek

Ege Üniversitesi BESYO'ya anılan tarihte kayıt yaptırmışlardır.

13. Aynı gün kayıt işlemlerinin kontrolü sırasında asıl listede

olan 10 bayan ile 12 erkek öğrencinin kaydını yaptırdığı halde belgelerinin

personel hatası nedeniyle dikkate alınmadığı farkedilmiş ve aslındaasıl

listeden sadece 1 bayan ve 3 erkek öğrencinin kayıt yaptırmadığı anlaşılmıştır.

14. Hatanın fark edilmesi üzerine yedek listelerden kaydı

yapılan 18 öğrenci için 14/9/2011 tarih ve 6122 sayılı yazı ile Yükseköğretim

Kurulu'ndan (YÖK) 2011-2012 eğitim-öğretim yılına mahsus olmak üzere kontenjan

sayısının 68'e çıkarılması talebinde bulunulmuştur.

15. Öte yandan 21/9/2011 tarihli duyuru ile ikinci yedek liste

ilan edilerek 3 erkek ve 1 bayan öğrenci için daha kontenjan açıldığı

duyurulmuştur.

16. Bu arada, kontenjan artırım talebinin YÖK tarafından

22/9/2011 tarihli karar ile reddedildiği 27/9/2011 tarihinde idareye tebliğ

edilmiştir.

17. Bu gelişme üzerine,

Ege Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 19/10/2011 tarihli ve 7894

sayılı işlemiyle YÖK'ün kontenjan artırımı talebini reddettiğinden bahisle

yedek liste üzerinden kaydı yapılan 22 öğrencinin üniversite ile ilişikleri

kesilmiştir.

18. Başvurucuların, anılan işlemlerin iptali istemiyle açtıkları

iptal davalarında yürütmenin durdurulması istemlerinden bir kısmı İzmir 2.

İdare Mahkemesi tarafından kabul edilmiş, bir kısmı ise İzmir 1. İdare

Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bu kararlara itiraz edilmesi üzerine İzmir

Bölge İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulmasının reddi yönündeki

kararlara yapılan itirazlar 17/1/2012 tarihinde kabul edilmiş, diğerleri

yönünden yapılan itirazlar 31/1/2012 tarihinde reddedilmiştir. Böylece dava

konusu işlemlerin yürütülmesi durdurulmuştur.

19. Anılan kararlar üzerine başvurucular söz konusu okulda

öğrenci olarak eğitim almaya devam etmişlerdir.

20. İzmir 1. ve 2. İdare Mahkemeleri, Mayıs-Haziran-Temmuz 2012

tarihlerinde verdikleri kararlar ile başvurucuların davalarını reddetmiştir.

Karar gerekçelerinin ilgili kısımları şöyledir:

İzmir 1. İdare Mahkemesi:

"..., davacının idarenin personelinin açık hataya düşerek yaptığı

işlemler nedeniyle hukuka aykırı biçimde kontenjan fazlası olarak 23/9/2011

tarihinde yapılan kaydının, idari istikrar süreleri geçirilmeksizin dava konusu

19/10/2011 tarihli işlemle geri alınarak, okuluyla ilişiğinin kesilmesine

ilişkin işlemde, yasal ve hukuksal aykırılık bulunmamaktadır.

Diğer yandan, uyuşmazlığın maddi çerçevesinin

gereği olarak davacının idarenin hukuka aykırı işlemlerine dayanılarak yapılmış

olan kayıt ile davacının öznem kazanımı olan öğrencilik hakkının, yönetsel

süreklilik ve hukuk güvenliği ilkeleri uyarınca korunması gerekip

gerekmediğinin irdelenmesi ve dava konusu işlemin bu yönden hukuka uygunluk

denetiminin yapılması gerekmektedir.

Özellikle yönetim hukuku alanında daha çok

kamu görevlilerinin hukuka aykırı olarak idarece yapılan terfi ve

yükselmelerinin ya da parasal hakları yönünden yapılmış ödemelerinin geri

alınmasına ilişkin işlemlere yönelik uyuşmazlıklara ilişkin olarak Danıştay

İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararları ile oluşturulan ilkelerin, yönetsel yargı

yerlerince başkaca uyuşmazlıklarda özgülenerek uygulanageldiği bilinmektedir.

Bu ilkeler çerçevesinde, kural olarak bireyin hilesi ya da yanıltması olmadan

idarece hukuka aykırı olarak tesis edilen ve birey yönünden belli bir süre

uygulanarak öznel kazanımlar oluşturan işlemler ancak 'dava açma' süreleri

içinde idarelerce geri alınabilecektir. Ancak aykırılık, açık hata ya da

işlemin 'yok' sayılmasını gerektirecek derecede hukuksal sakatlıktan

kaynaklanıyor veya işlem bireyin kolayca anlayabileceği kadar açık aykırılıklar

taşıyor ise idarece her zaman geri alınabilecektir. Bu anlamda, mevzuat

hükmünün yoruma ihtiyaç göstermeyecek kadar açık olduğu, idare edenlerin kasıt

ya da ihmal içinde olmadıkları sürece, hükmü uygularken hataya düşmelerinin

beklenemeyeceği hallerde, maddi olaya ve mevzuatın açık hükmüne aykırı

davranılmış ve bu durum da işlemi yok denilecek kadar sakatlamış ise idarenin

açık hatasından söz edilebilir (Bu niteleme için Danıştay 10. Dairesinin

18/5/2005 gün, 2003/4745 E., 2005/2591 K. sayılı kararına bakılabilir.) Diğer

yandan, hukuka aykırı işlemlere dayanılarak elde edilen kazanımların

korunmasında önemli koşullardan biri de kazanımların salt öznel nitelikte

olması ve kamu yararı ile çelişmemesi koşulu olmaktadır.

Olayda, her ne kadar davacının kontenjan

fazlası olarak öğrencilik kaydının yapıldığı süreçte idarece hukuka aykırı

olarak tesis edildiği görülen işlemlerin tarafı olmadığı ve bu nedenle

işlemlerin tesis edilmesinde kişisel olarak idareyi yanıltması olanağı

bulunmadığı görülmekte ise de, Mahkememizce anayasal düzeyde koruma gören

eğitim hakkının kullanılmasında, ülkemizin olanaklarının kısıtlılığı nedeniyle

fırsat eşitliğini de sağlamak üzere getirilmiş olan kuralların getirdiği

sınırlamalar karşısında; bu kurallara aykırı olarak idarece 'açık hata'ya

düşülerek yapıldığı görülen öğrenci kaydının iptal edilmesinde hukuk güvenliği

ve idari istikrar ilkelerine aykırılık bulunmamaktadır.

Diğer yandan, davacının hata ya da hilesi

bulunmadan salt davalı idarenin açık hatasına dayanılarak elde edilen

öğrencilik hakkının korunmasının tek yolunun, davalı üniversitedeki öğrencilik

hakkının fiilen sürdürülmesi ya da fiili durumun hukuksallaştırılması

olmamalıdır. Hukuk sistemimizde, dava konusu işlem nedeniyle davacıların

özellikle başka alan ve üniversitelerde eğitim hakkının kullanılmasının

engellenmiş olması bakımından, varsa idarenin işlemlerinden kaynaklanan

hukuksal sorumlulukları nedeni ile kullanılabilecek başkaca hukuksal yolların

bulunduğu da açıktır.

..."

İzmir 2. İdare Mahkemesi:

"...

Bilindiği üzere, kazanılmış hakların korunması, idari istikrar, idareye

güven, haklı beklenti gibi ilkeler hukuk devletinin unsurları arasında yer

almakta olup, bu ilkeler genel olarak idarenin tesis ettiği işlemlere

güvenmeyi, onların hukuki ve geçerli sebepler olmadan geri alınıp

değiştirilmeyeceğine inancı ifade etmektedir. Nitekim, Danıştayın 1973 tarih ve

E:1968/8, K:1973/14 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre idare, hukuka

aykırı işlemlerini ancak idari dava açma süresi içinde geri alabilir. Bu süre

geçtikten sonra hukuka aykırı da olsa işlemini geri alması, idari istikrar ve

idareye güven ilkeleriyle bağdaşmaz. Ancak, işlemin yoklukla sakat olması, açık

hatanın bulunması, ve/veya, hatalı işlemin tesisinde

ilgilinin hilesi, yönlendirmesi ve yanıltması söz konusu ise, hatalı işlemlerin

her zaman geri alınabilmesi mümkündür.

Bunun yanında, haklı beklenti ve kazanılmış hak da hukuk devleti

ilkelerindendir. Ancak, haklı beklentiden söz edebilmek için, meşru zeminde

elde edilen bir statünün doğal sonuçlarının ve o statünün elde edildiği tarihte

bilinen getirilerinin sonradan idarece değiştirilmemesi gerekir. Burada, statü

için aranan koşulları meşru olarak yerine getirmiş olma kriteri belirleyicidir.

Yukarıda anılan hukuk ilkesi doğrultusunda ihtilaf ele alınacak olursa

öncelikle yapılan işlemin 'hukuka aykırı işlemin geri alınması' olduğunu

belirtmek ve bunun hukuki tahlilini yapmak gerekmektedir.

Olayda, davacı öğrenci, normal şartlarda kayıt hakkı olan bir öğrenci

olmayıp, memur hatasıyla kontenjan fazlası olarak kaydedilmiş, bir başka

deyişle, memur hatası sonucu öğrenci statüsünü elde etmiş, hukuka aykırı biçimde

kontenjan fazlası olarak yapılan kaydının ise, idari istikrar süreleri

geçirilmeksizin dava konusu işlemle geri alındığı görülmüş olduğundan, hatalı

olarak yapılan kayıt işleminin davacı için kazanılmış hak olarak kabulüne

olanak bulunmadığı gibi, haklı beklenti ve idareye güven ilkelerine

aykırılıktan da söz edilememektedir.

Bu durumda, kayıt hakkı kazanmadığı halde idarece hatalı olarak öğrenci

kaydı yapılan davacının üniversiteden kaydının silinmesine ilişkin dava konusu

işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

..."

21. Söz konusu kararlar gereğince başvurucuların okul kayıtları

idare tarafından silinmiştir.

22. Başvurucular tarafından temyiz edilen kararlar, Danıştay

Sekizinci Dairesinin sırasıyla 29/1/2013, 8/4/2013, 8/4/2013, 8/4/2013, 29/1/2013,

8/4/2013, 29/1/2013tarihlerinde vermiş olduğu kararlar ile onanmış,

başvurucuların karar düzeltme talepleri yine aynı Dairenin sırasıyla

19/12/2013, 19/12/2013, 19/12/2013, 19/12/2013, 23/1/2014, 23/1/2014 ve

24/6/2014 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir.

23. Anılan kararlar başvuruculara sırasıyla 12/2/2014,

12/2/2014, 17/2/2014,17/2/2014,24/3/2014, 7/4/2014 ve 4/8/2014 tarihlerinde

tebliğ edilmiştir.

24. Başvurucular sırasıyla 12/3/2014, 12/3/2014, 18/3/2014,

18/3/2014, 24/4/2014, 7/5/2014 ve 2/9/2014 tarihlerinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

25. Başvurucular, kayıt silme işlemi nedeniyle oluşan

zararlarının tazmini amacıyla iptal davasını müteakiben tam yargı davası

açmışlardır. İzmir İdare Mahkemelerinin, tazminat istemlerinin kısmen kabulü

kısmen reddi yolunda vermiş olduğu kararların bir kısmı Danıştay Sekizinci

Dairesi tarafından onanırken, bir kısmı ise miktar yönünden bozulmuştur. Anılan

kararlara karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuş olup dosyalar henüz

sonuçlandırılmamıştır.

26. Başvuruculardan Mustafa Çetin'in açtığı tam yargı davası ise

İzmir 3. İdare Mahkemesinin 10/6/2014 tarihli ve E.2014/813, K.2014/906 sayılı

kararıyla süre aşımından reddedilmiştir. Temyiz edilen bu karar, Danıştay

Sekizinci Dairesinin 4/12/2014 tarihli ve E.2014/9478, K.2014/9704 sayılı

kararıyla onanmış, karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin 9/7/2015 tarihli ve

E.2015/5285, K.2015/6699 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

B. İlgili Hukuk

27. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun

2880 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik "Yükseköğretim

Kurulunun görevleri" başlıklı 7. maddesinin (h) bendi şöyledir:

"Üniversitelerin

her eğitim - öğretim programına kabul edeceği öğrenci

sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü planlaması,

kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda

ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi

ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek"

28. Aynı Kanunun "Yükseköğretime

giriş ve yerleştirme" başlıklı ve 6287 sayılı Kanun'un 14.

maddesi ile değişik 45. maddesinin (a) bendi şöyledir:

"Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve

fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu

tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır."

29. Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2014 tarihli ve

E.2013/4561, K.2014/7192 sayılı kararı şöyledir:

"Dava, davacıların çocuğunun 14.06.2009

tarihinde girmiş olduğu ÖSS cevap anahtarının kaybolmuş olması nedeniyle

uğradıklarını öne sürdükleri toplam 25.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevi

zararın sınav tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini

istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince; baba tarafından çocuğun

eğitim ve öğretim giderleri için harcamalar yapılacağı açık olduğundan; son yıl

eğitim masrafı olan 1.000,00 TL ile yiyecek, giyecek, ulaşım vb. masraflar için

talep edilen ve koşullara uygun olduğu kanaat getirilen 3.600,00 TL zararın

davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak da tazminat

isteminin kısmen kabulü ile takdir olunan toplam 6.500,00 TL'nin ödenmesine

karar verilmiştir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen

kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına

bağlıdır.

İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin

kısmen kabulü, kısmen de reddi yönünde verilen karar vedayandığı gerekçe usul

ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından,kararın

bu kısımlarının onanması gerekmektedir.

Davacıların, İdare Mahkemesi kararının manevi

tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz istemine

gelince;

Manevi tazminat, mal varlığında (patrimuanda) meydana

gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin

aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi

amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın yaşanan manevi acı ile

orantılı olması gerekmektedir.

Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirken

ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu

elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka

aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın

belirlenmesi gerekmektedir.

Dava konusu olayda olduğu gibi, özellikle

üniversitelere giriş sınavlarının gelecek kaygısıyla gerek çocuk üzerinde

gerekse de veliler üzerinde çok ciddi bir stres ve endişe kaynağı olduğu

tartışmasızdır. Bu yönüyle kamu hizmeti gören idarelerin azami dikkatli

davranmaları önem arz etmektedir. Buna göre çocuğun en azından bir yıl

üniversiteye geç girmesine neden olan idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve

zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat

miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı

görülmektedir.

Bu durumda, anne-baba ve öğrenci için

mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi

tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre

Mahkemece yeniden belirlenmesigerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 3. İdare

Mahkemesi kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevi

tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden

karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,...

karar verildi"

30. Yine Danıştayın anılan Dairesinin 18/7/2005 tarihli ve

E.2005/410, K.2005/3559 sayılı karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararı

da şöyledir:

"Davacının mezun olduğu alanın ÖSYM'ye

yanlış bildirilmesi nedeniyle ÖSS puanının düşük hesaplanması sonucu uğradığını

öne sürdüğü 16.218.965.972 lira maddi, 5.000.000.000 lira manevi zararın yasal

faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının mezun olduğu

alanın okul idaresince ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle puanın düşük

olarak hesaplandığı ve bu sebeple İstanbul Bilgi Üniversitesinde okumak zorunda

kaldığının anlaşıldığı, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilen

işlemler nedeniyle davacının İstanbul Bilgi Üniversitesine yatırdığı döviz

karşılığı Türk lirasının tazmini gerekeceği, olayda ÖSYM' nin herhangi bir

kusuru bulunmadığı, kusur okul idaresinden kaynaklandığından bu paranın Milli

Eğitim Bakanlığınca maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği,

davacının manevi tazminat istemine gelince; idarenin açık hatası sonucu

davacının yanlış olarak yerleştirildiği okulda 1 yıl okumak zorunda kaldığı ve

öğrenim hayatının gereksiz yere bir yıl uzadığı için olaydan duyulan elem ve

ızdırabını kısmen de olsa hafifletmek amacıyla 3.000.000.000.-lira manevi

tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya ödenmesi

gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen

kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunan

Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindeki iptal davasının

açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, ÖSYM'nin dava

konusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden

davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile

3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, manevi tazminata

yasal faiz yürütülmemesine karar veren Ankara 6. İdare Mahkemesinin 18.09.2003

gün ve E:2002/1060, K:2003/1204 sayılı kararını temyizen inceleyerek; maddi

tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatın

olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindeki

iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminatistemininreddine,ÖSYM' nindava

konusuolaydahizmetkusurubulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden davacının

maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile

3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli EğitimBakanlığınca davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkinkısmının

onanmasına, manevi tazminata yasal faiz uygulanması isteminin reddine ilişkin

kısmının bozulmasına karar veren Dairemizin 21.9.2004 gün ve E:2004/1068,

K:2004/3367 sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarınca

düzeltilmesi istemi,

...

İstemde bulunanlar tarafından öne sürülen

düzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine

uymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme istemlerinin reddine,...

karar verildi."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 2/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

32. Başvurucular, Ege Üniversitesi BESYO Beden Eğitimi ve Spor

Öğretmenliği Bölümüne yedek listeden kayıt yaptırmaya hak kazandıklarını, bunun

üzerine, bir kısmının başka bir üniversitede kayıt yaptırmış olmasına rağmen,

resmi duyuruya itibar ederek diğer programdaki kayıtlarını sildirdiğini, bir

kısmının ise asıl listeden girmeye hak kazandıkları çeşitli üniversitelerdeki

aynı ya da benzer programlara kaydolmayıp Ege Üniversitesine kaydolduğunu

belirtmişlerdir. Başvurucular, eğitime devam etmekte iken Rektörlükçe

19/10/2011 tarihi itibarıyla okulla ilişiklerinin kesildiğinin bildirildiğini,

bu işlemin iptali istemiyle açtıkları davaların reddedildiğini ifade

etmektedir. Başvurucular ayrıca, idarenin hatası yüzünden, asıl olarak

kazandıkları üniversitelerde eğitim görme hakkını da kaybettiklerini,

yargılamaların uzun sürdüğünü belirterek, Anayasa’nın 5., 36., 42. ve 141.

maddelerinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkı ile makul sürede

yargılanma hakkının ihlâl edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespiti ile

yargılamanın yenilenmesini ve öğrenci statülerinin taraflarına iade edilmesini,

bu talebin uygun görülmemesi hâlinde maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini

talep etmişlerdir.

B. Değerlendirme

33. Başvurucuların, Anayasa’nın 5., 36., 42. ve 141.

maddelerinden bahisle eğitim ve öğrenim hakkı ile makul sürede yargılanma

haklarının ihlal edildiği yolundaki şikâyetlerinin, iki ayrıbaşlık altında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Eğitim ve Öğrenim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“Kimse, eğitim ve

öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir

ve düzenlenir.”

35. Sözleşme’ye ek Türkiye’nin taraf olduğu 1 No.lu Ek

Protokol’ün “Eğitim hakkı”

başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun

bırakılamaz. ...”

36. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinde kimsenin

eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı, öğretim hakkının

kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

37. Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde ise hiç

kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, bir başka anlatımla herkesin

eğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Eğitim hakkını düzenleyen

bu ek Protokol iki cümleden oluşmaktadır. Bu cümlelerden birincisinde eğitim

hakkına ilişkin temel kural, ikincisinde ise tamamlayıcı kural düzenlenmiştir.

Birinci cümledeki temel kuralın “eğitim

hakkından yoksun bırakılmama” hakkını içerdiği kuşkusuzdur.

38. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının, eğitim ve

öğrenim hakkını güvence altına aldığı ve dolayısıyla yükseköğrenim de dâhil

eğitim ve öğrenim hakkının, bireysel başvuru incelemesi bakımından Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde kaldığı konusunda tereddüt

bulunmamaktadır (Selçuk Taşdemir [GK],

B. No:2013/7860, 3/3/2016, § 53).

39. Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim hakkı,

kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif

ödevini yüklemekle birlikte ilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim ve

öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de yüklememektedir. Bununla

birlikte kamu otoriteleri, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkin

bir şekilde katılabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitim

ve öğrenim hakkı belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin

sağlanmasını güvence altına almaktadır (Selçuk

Taşdemir [GK], § 66).

40. İdarenin hatası ile de olsa yükseköğretim kurumuna resmi

kaydı yapılan ve burada eğitim görme hakkı elde eden başvurucunun söz konusu

kaydının silinerek yükseköğretim kurumundan ilişiğinin kesilmesinden

kaynaklanan ihlal iddiasının eğitim ve öğrenim hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerekmektedir (ayrıca,

üniversiteye giriş için gerekli koşulları taşımayan engelli bir kişinin

şikâyetinin eğitim hakkı kapsamında incelenmesine ilişkin AİHM kararı için

bkz. Lukach/Rusya, B.

No:48041/99, 16/11/1999).

41. Öte yandan, başvurucunun belli bir dönemde eriştiği eğitim

kurumundan kaydının silinmesi, anılan kurumdaki eğitimine son verilmesi

sonucunu doğurduğundan eğitim hakkına yönelik bir müdahaledir.

42. Bu değerlendirmelerden sonra, başvurunun kabul edilebilirlik

hususunun incelenmesi gerekmektedir.

43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

45. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği

belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin

gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar

(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

46. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuru

yollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde

olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna,

iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması çerçevesinde

giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun ikincillik

niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler

önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu

edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de

Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,

26/3/2013, B. No: 2012/946, §§ 16-20).

47. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl

Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

48. Başvuru konusu olayda, özel yetenek sınavı sonucunda 50

kişilik asıl listeye girerek 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ege Üniversitesi

BESYO'ya kaydolmaya hak kazanan öğrencilere tanınan kayıt süresinin dolmasının

ardından 50 kişilik asıl listede olup da kaydını süresinde yaptıran bazı

öğrencilerin kayıt belgelerinin sehven değerlendirmeye alınmaması nedeniyle

gerçekte olandan daha fazla bir kontenjan açığı saptanmış ve söz konusu

kontenjan açığı yedek listeler ile doldurulmaya çalışılmıştır. İdare daha sonra

yaptığı hatayı farkederek olması gerekenden çok sayıda öğrenci kaydı

yapıldığını ve kontenjanın bu şekilde aşıldığını belirlemiş ve yedek listeden

hataen kaydı yapılan öğrencilerin mağdur edilmemesi amacıyla YÖK'e yazı yazarak

kontenjan artırılması talebinde bulunmuştur. YÖK'ün bu talebi reddetmesi

üzerine yedek listelerden yanlışlıkla kaydı yapılan öğrencilerin kayıtları 19/10/2011

tarihli işlemle idarece silinmiştir. Başvurucular da bu kapsamda kaydı silinen

öğrenciler arasındadır.

49. Somut olayda idarece hata yapılmasa idi söz konusu okula

başvurucuların kaydının yapılmasının hukuken mümkün olmadığı hususunda bir

ihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucular da aksi yönde bir iddia ileri

sürmemektedirler. Başvurucular, idarenin yanlış yönlendirmesi neticesinde asıl

olarak girmeye hak kazandıkları bölümlerde öğrenim görme hakkını da

kaybettiklerinden bahisle kayıt silme işleminin hukuka aykırılığından ziyade bu

işlemin doğurduğu sonuçlardan şikâyet etmektedirler.

50. Somut uyuşmazlık ve benzeri uyuşmazlıkları temyiz mercii

olarak inceleyen Danıştay Sekizinci Dairesinin istikrar bulmuş kararlarında,

hatalı işlemlerin geri alınmasının, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun

22/12/1973 tarih ve E. 1968/8, K. 1973/14 sayılı kararı uyarınca hatalı işlemin

yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde mümkün olduğu, dava

açma süresi geçtikten sonra geri almanın mümkün olamayacağı kabul edilmektedir

(bkz. Danıştay 8.D.; 28/12/2007, E.2007/8916, K.2007/7436; 30/10/2008,

E.2008/6282, K.2008/6591; 28/6/2010, E.2010/2490, K.2010/3867; 23/11/2011,

E.2011/6161, K.2011/5928; 24/4/2012, E.2011/8585, K.2012/1862).

51. Somut olayda, başvurucular hakkında idarenin hatası

nedeniyle yapılan kayıt işlemleriyaklaşık bir aylık bir süreden sonra yani

altmış günlük dava açma süresi içerisinde idarece geri alınmıştır.

52. İdare mahkemeleri, olanakların kısıtlılığı nedeniyle eğitim

hakkının kullanılmasında getirilen kurallara aykırı şekilde idarece hataya

düşülerek yapıldığı görülen öğrenci kaydının idari istikrar süreleri içerisinde

geri alınmasında hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkelerine aykırılık

bulunmadığı gerekçesiyle iptal davalarını reddetmişlerdir.

53. Eğitim, niteliği gereği devlet tarafından düzenleme

yapılmasını gerektirdiğinden bazı kısıtlamalara tabi tutulması doğaldır.

Devletler bu konuda yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir

alanına sahiptirler. Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi

yükseldikçe artmakta, buna karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından

önemine bağlı olarak azalmaktadır (Yüksel

Baran, B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 37).

54. Sınırlı sayıda yükseköğretim kurumuna ulaşılabilir olduğu

durumlarda, devletin bunlara erişimi, akademik bir bakış açısıyla, sunulan

hizmetlerden en fazla yararlanabilecek öğrencilerle sınırlandırma yetkisi

vardır (İngrid Jordebo Foundation of

Christian Schools and İngrid Jordebo/İsveç [Komisyon], B. No:

11533/856/03/1987). Bu kapsamda, AİHM, uygun koşullarda asgari seviyede yeterli

eğitim vermek suretiyle yüksek seviyede uzmanlaşmayı sağlamak için üniversiteye

kabulün, buna ilişkin giriş sınavını kazanıp kurallara uyarak kaydolanlarla ve

belli bir kontenjanla sınırlandırılmasına 1 numaralı Protokolün ikinci

maddesinin izin verdiğini belirtmektedir. (Tarantino

ve Diğerleri/İtalya, B. No: 25851/09, 29284/09, 64090/09, 2/4/2013,

§ 46).

55. Bu bağlamda, üniversiteye giriş için kontenjan sınırlaması

ve sınavda başarılı olma koşulu getirilmesine izin veren eğitim hakkının bu

koşullar yerine getirilmeksizin hataen elde edilen öğrencilik statüsünün geri

alınmamasını talep etme hakkını verdiği söylenemez.

56. Somut olayda başvurucular, Ege Üniversitesi BESYO'ya giriş

hakkı elde etmek için yapılan özel yetenek sınavı sonucunda ÖSYM tarafından

belirlenen kontenjan içerisine girememişler ve dolayısıyla anılan okula kayıt

hakkı kazanamamışlardır. Ancak idarece yapılan bir hata üzerine başvurucular kaydedilmiş,

durumun anlaşılmasından yaklaşık bir ay sonra da kayıt işlemleri geri

alınmıştır.

57. Buna göre, somut olayın koşulları, başvurucuların

şikâyetleri, özellikle de kurallara uygun şekilde giriş hakkı kazandıkları

diğer okullarda eğitim görme hakkını da kaybetmiş olmaları ve eğitim hakkının

kapsamı dikkate alındığında, idarenin hatası nedeniyle elde edilen bir statünün

hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı bir iptal davasının iddia edilen ihlalin

giderimi için elverişli bir başvuru yolu olmadığı sonucuna varılmıştır.

58. Diğer taraftan, başvuruculara atfedilebilir bir kusurun

bulunmadığı somut olayda, eğitim hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden

idarenin sorumluluğundan hareketle zararların tazminine yönelik olarak açılacak

bir tam yargı davasının tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

59. İdare, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince kural olarak

yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle

yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku

kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği

tazmin edilmektedir.

60. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12. maddesinde "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem

dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam

yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi

ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki

kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği

veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden

itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de

ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."

hükmü yer almaktadır.

61. Bu düzenleme ile ilgililere, haklarını ihlal eden bir idari

işlem nedeniyle doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı

davasını birlikte açabilmelerinin yanısıra üçüncü bir yol olarak, ilk önce

iptal davası açarak bunun karara bağlanması üzerine tam yargı davası

açabilmeleri olanağı tanınmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere iptal

davasının karara bağlanmasından sonra tam yargı davası açabilmek için iptal

davasının ne şekilde sonuçlandığı önem arz etmemektedir. Dolayısıyla iptal

davasının reddedilmiş olması tam yargı davası açılmasına engel teşkil etmez.

62. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında da

değinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülen

mekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp bu mekanizmaların

özellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94,

8/7/1999, § 76).

63.İdarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan zararların tazminine

yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında açılmış tam yargı

davalarına ilişkin çok sayıda Danıştay kararı mevcut olup bunlardan başvuru

konusu uyuşmazlığın temyiz mercii olan Danıştay Sekizinci Dairesi kararlarının,

ilgililerin eğitim hakkına yönelik idarenin kusurundan kaynaklanan zararların

tazminini sağladığı anlaşılmaktadır (bkz. § 29-30).

64. Görüldüğü üzere 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde

düzenlenen tam yargı davası yolu, başvuruya benzer uyuşmazlıklar yönünden

idarenin kendi kusurundan kaynaklanan zararların tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle anılan hukuk yolu başvurucuların şikâyetleri

açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir

başarı imkânı sunmaktadır.

65. Somut olayda, Mustafa Çetin dışındaki başvurucuların idare

mahkemesi nezdinde açmış oldukları ve bakılan uyuşmazlık açısından etkili

giderim yolu olan tam yargı davasının karar düzeltme aşamasında olduğu ve henüz

kesinleşmediği dikkate alındığında söz konusu tam yargı davasının sonucu

beklenilmeden ikincil nitelikteki bireysel başvuru yoluna başvurulduğu

görülmektedir.

66. Öte yandan, başvuruculardan Mustafa Çetin'in ise diğer

başvurucular gibi iptal davasını müteakip daha etkili giderim yolu olan tam

yargı davası açtığı, ancak bu davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği ve bu

kararın temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır (bkz. § 26 ).

67. Bir kanun yoluna başvurulmuş olması tek başına bu yolun

tüketildiği anlamına gelmez. Etkili ve sonuç almaya yeterli görerek başvurulan

bir kanun yolunda, o kanun yolu için öngörülmüş olan yöntem, biçim, süre ve

diğer koşullara uygun hareket edilmesi gerekir (Halit Abdullah, B. No: 2012/26, 26/3/2013, § 21).

68. Bu durumda, başvurucu Mustafa Çetin'in dava açma süresinin

geçirilmesinden sonra tam yargı davası açmak suretiyle, bu süreci kendiliğinden

etkisiz kıldığı ve böylece olağan kanun yollarını usulüne uygun bir şekilde

tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu görülmektedir.

69. Açıklanan nedenlerle başvurunun eğitim ve öğretim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

70. Başvurucular, açmış oldukları iptal davalarının makul sürede

sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

71. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

72. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında Anayasa

Mahkemesince ortaya konulan ilkeler çerçevesinde medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir (bkz. Güher Ergun ve Diğerleri).

73. Anayasa Mahkemesi, davaların makul süre içerisinde

tamamlanıp tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü

ele alarak, bu sürenin makul olup olmadığıyla sınırlı bir inceleme yapmaktadır

(Kemal Vural, B. No: 2014/1512,

30/6/2014, § 48).

74. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulur (Güher Ergun ve Diğerleri, §§ 41-45).

75. Başvuruya konu yargılama süreçleri incelendiğinde; 4/11/2011

tarihinde açılan ve Danıştay Sekizinci Dairesinin sırasıyla 19/12/2013,

19/12/2013, 19/12/2013, 19/12/2013, 23/1/2014, 23/1/2014 ve 24/6/2014 tarihli

kararları ile karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilen davalarda

yargılamanın, iki dereceli bir yargılama sisteminde toplam 2 yıl 1 ay 15 gün

ile 2 yıl 7 ay 20 gün arasında sürdüğü, yargılamaların bütünü dikkate

alındığında yargılama sürelerinde başvurucuların haklarını ihlal edecek bir

gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

76. Açıklanan nedenlerle, makul sürede yargılanma hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

OYBİRLİĞİYLE 2/2/2017 tarihinde karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucular

:

1- Ebru

YAMAN

2- Okan

GÜLTEKİN

3- Muhammet

ALAGAŞ

4- Oğulcan

DAMAR

5-Mustafa

ÇETİN

6- Yasin

ÜNVER

7- Bora

Yaşar BAYRAK

Vekilleri

:

Av. İzzet

ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/3310, 2 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher
  12. B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl
  13. Kaleli
  14. Gökcan
  15. Yaman
  16. Gültekin
  17. Alagaş
  18. Damar
  19. Çetin
  20. Ünver
  21. Öztürk
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/3310
Tarih
2 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Serdar Erkek Başvurusu (B. No: 2014/5393)
  • Kemal Denk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17989)
  • Mahmut Koç Başvurusu (B. No: 2014/1724)
  • Dicle Seben Başvurusu (B. No: 2014/4961)
  • Aba Eksport Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2014/15313)
  • Metin Boran Başvurusu (B. No: 2014/16430)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.