İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ekrem Kayan Başvurusu (B. No: 2016/12031)

1. Başvuru, hizmetinden istifade edilememesi gerekçe

Başvuru No2016/12031Tarih11 Eylül 2019Okuma12 dk · 2.474 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ekrem Kayan Başvurusu

Karar tarihi
11 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2016/12031
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.474 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hizmetinden istifade edilememesi gerekçe

gösterilerek uzman erbaş sözleşmesinin yenilenmemesi nedeniyle özel hayatın

gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) 2011 yılında göreve başlayan

başvurucunun uzman erbaş sözleşme süresi 31/12/2014 tarihi itibarıyla sona

ermektedir. Başvurucunun sözleşmesinin yenilenmesi istemiyle yaptığı başvuru

görevde kendisinden istifade edilememesi nedeniyle 24/12/2014 tarihli işlemle

reddedilmiş ve 31/12/2014 tarihi itibarıyla ilişiği kesilmiştir.

8. Başvurucu sözleşmenin yenilenmemesi işleminin iptali

istemiyle 14/1/2015 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) Millî

Savunma Bakanlığı aleyhine dava açmıştır. Başvurucu dava ve cevap

dilekçelerinde özetle; hiçbir disiplin cezasının olmadığını, başarılı bir

meslek hayatı olduğunu, sözleşmesinin neden feshedildiğine dair kendisine bilgi

verilmediğini, eşinden boşandığı süreçte psikolojik sorunlarının bulunduğunu,

üstlerinin yönlendirmesi ile başvurduğu psikiyatri servisi tarafından elli beş

gün istirahat verildiğini, sağlık sorunlarının düzeldiği yönündeki tıbbi

raporun idarece dikkate alınmadığını, idarenin takdir yetkisini kullanırken

objektif kriterlere bağlı kalmadığını ifade etmiştir.

9. Davalı idare savunma dilekçesinde; başvurucunun ailevi

problemlerinden dolayı yaşadığı psikolojik sorunları nedeniyle olumsuz örnek

teşkil ettiğini, askerlik mesleğinin değerlerini özümseyemediğini, tüm ikazlara

ve rehberlik danışma tedbirlerine rağmen durumunda olumlu bir gelişme ya da

buna yönelik çabasının gözlenmediğini belirtmiştir. Dilekçede ayrıca

sorunlarını çözdüğünü beyan etse de başvurucunun kendisine, ailesine ve eşinin

daha önce ilişkisi olan kişilere zarar verebilecek psikolojide olmasının

tehlike arz ettiği, bu nedenle şahsi tabancasına el konulduğu, aldığı istirahat

raporları nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği kanaatine ulaşıldığı

ifade edilmiştir. Davalı idare son olarak 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk

Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun ayırma cezasını gerektiren

disiplinsizlik hâllerinin sayıldığı 20. Maddesinin birinci fıkrasının (g)

bendinde tanımlanan iffetsiz bir kimse ile

evlenmek veya böyle bir kimse ile yaşamak hükmünü de gözönünde bulundurarak başvurucunun durumu ve aile yapısı

itibarıyla TSK’nın disiplinini temelden sarsması ve askerlik mesleğinin

değerleriyle bağdaşmaması nedeniyle sözleşmenin yenilenmediğini ileri

sürmüştür.

10. AYİM Birinci Dairesi (Daire) 26/1/2016 tarihli kararıyla

davanın reddine karar vermiştir. Kararda, başvurucunun Gelibolu’da görev

yaparken 18/2/2014 tarihinde Birlik Komutanlığına verdiği dilekçesinde;

tatbikatlardan döndüğünde eşinin soğuk davrandığı, eşinin telefon konuşması

dökümünden başka erkeklerle konuştuğunu tespit ettiği, eşinin bu durumu itiraf

ettiğini belirterek atama talebinde bulunduğu, ayrıca başvurucunun şiddetli

geçimsizlik ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle 20/2/2014

tarihinde eşinden anlaşmalı olarak boşandığı, başvurucunun eşiyle ilgili durumu

dilekçeye yazmak suretiyle aleni hâle getirdiği ve eşinin ahlaki durumu

konusunda asker kişi olarak kendi çevresinde ve birliğinde bir kanaat

oluşturduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca, başvurucunun bu süreçte psikolojik

sorunlar yaşadığı, şahsi tabancasının kendisine ve ailesine zarar verebileceği

düşüncesiyle kendisinden alındığı, psikolojik sorunlarının devam etmesi üzerine

tedavi gördüğü, 2014 yılında toplam elli bir gün istirahat raporu aldığı,

yıllık iznini kullanmakta iken ayrıldığı eşiyle tekrar evlendiği, buna göre

sözleşmenin yenilenmesi gereken tarihte sözleşmenin feshi gerekçelerinden olan kendisinden istifade edilemeyeceği

koşulunun gerçekleştiği, sonuç olarak sözleşme yenilememe işleminde hukuka

aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.

11. Karar düzeltme talebi Dairenin 17/5/2016 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

12. Nihai karar 31/5/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 30/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

14. 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun “Hizmet süresi” kenar başlıklı 5. Maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

“Uzman erbaşlar; iki yıldan az, beş yıldan

fazla olmamak şartıyla sözleşme yaparak göreve başlar ve Türkiye Cumhuriyeti

Emekli Sandığı ile ilgilendirilirler. Bunlardan;

D)

İstihdam edildikleri

kadronun görev özelliklerine göre sınıf ve branşları ile ilgili sağlık

nitelikleri uygun olanların, …

müteakip sözleşmeleri, bir yıldan az, beş yıldan fazla olmamak şartıyla azami elliiki yaşına girdikleri yıla kadar uzatılabilir.”

15. 3269 sayılı Kanun’un “Başarı

gösteremeyenler ve ceza alanlar” kenar başlıklı 12. Maddesinin

ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Görevde başarısız olanlarla, atandıkları

kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya

eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan veya kendilerinden

istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine

bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri

kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar.

Görevde başarısız olma, intibak edememe ve

kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler,

çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.”

16. 20/9/2005 tarihli ve 25942 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) “Sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar” kenar

başlıklı 12. Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Uzman

erbaşlar, sözleşme süresinin bitiminde terhis edilirler. Bunlardan

sözleşmelerinin yenilenmesini isteyenlerin istekleri, müteakip sözleşme

süreleri bir yıldan az, beş yıldan fazla olmamak kaydıyla, aşağıdaki şartlar

altında kabul edilir:

a) Taahhüt ettiği sürenin bitimine en az üç ay

kala (yurt dışı geçici göreve gidecek uzman erbaşlar için altı ay kala) hizmet

süresini uzatmak istediğine dair bir dilekçe ile müracaat etmiş olmak,

b) Almış oldukları son sicil notu, sicil tam

notunun yüzde altmış (%60) ve daha yukarısında olmak,

c) Fiilî kadroda münhal bulunmak,

ç) İstihdam edildikleri veya edilecekleri kadronun görev özelliklerine

göre sınıf ve branşları ile ilgili 8/10/1986 tarihli ve 86/11092 sayılı

Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık

Yeteneği Yönetmeliğinde belirtilen sağlık niteliklerine sahip olmak.

…

Bu suretle işlemleri tamamlanan uzman

erbaşların sözleşmelerinin uzatılması, … tasdik edilir ve ilgili kuvvet

komutanlığına, Jandarma Genel Komutanlığına ve Sahil Güvenlik Komutanlığına

bildirilir. Bu şekilde sözleşmelerin uzatılması tasdik edilenler, yeni bir

taahhütname imzalayarak göreve devam ederler. Uzman çavuş ve uzman onbaşıların

sözleşmeleri azamî 45 yaşına girdikleri yıla kadar uzatılabilir.”

17. Yönetmelik’in “Görevde

başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi

sebepleri” kenar başlıklı 13. Maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Görevde

başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim,

operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında

askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye

ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her

türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde

yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro

görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime

gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta

sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri

kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; eşinden boşandığı dönemde psikolojik sorunlar

yaşadığını, sıkıntılarını paylaştığı komutanlarının önerileri doğrultusunda

hareket ettiğini, ayrıldığı eşiyle arasını düzelterek yeniden evlendiğini, bu

gelişmeler sonucunda psikolojisinin de düzeldiğini, bu durumun doktor raporuyla

sabit olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu ayrıca, mesleğinde başarılı olduğunu,

disiplinsizliğinin bulunmadığını, özel hayatına giren konular nedeniyle ihraç

edildiğini belirterek özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür. Başvurucu; ihlalin tespit edilmesi ile yargılamanın

yenilenmesine ve lehine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

20. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın

20. Maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes, özel hayatına … saygı gösterilmesini

isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın … gizliliğine dokunulamaz.”

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde;

başvurucunun temel iddiasını, özel hayat kapsamında kalan birtakım olaylar

nedeniyle uzman erbaş sözleşmesi yenilenmeyerek TSK’dan ayırma işlemi tesis

edilmesi oluşturmaktadır. Bu nedenle başvurunun, özel hayatın gizliliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

23. Özel hayatına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek

kendisinden istifade edilememesi nedeniyle başvurucu hakkında sözleşme

yenilememe işlemi tesis edilmesinin özel hayatının gizliliği hakkına bir

müdahale oluşturduğu açıktır (Bülent Polat

[GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 67; E.G.

[GK], B. No: 2014/12428, 13/10/2016, § 50).

24. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa’nın 13. Maddesinde

düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar

tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olma ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama ölçütlerine uygun olması gerekir.

25. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate

alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu,

askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu

itibarla millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması şeklinde meşru amaç

taşıdığı anlaşılmaktadır (Bülent Polat,

§§ 73-103; E.G., §§ 55-60).

26. Demokratik toplum

düzeninin gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik

olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı

karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çare niteliğinde değilse demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015,

§§ 44, 45; İ.F.A., B. No: 2013/8564,

17/2/2016, § 62).

27. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,

kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine herhangi bir

vatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumda

gerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının, faaliyetin niteliği ve

sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması

doğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizli

yönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bu

alanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamu

makamlarınca özellikle ciddi gerekçelerin gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri, § 47).

28. Ayrıca tesis edilen disiplin işlemlerinde ve bu işlemlerin

hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı mahkeme kararlarında, bireylerin özel

hayatlarına ilişkin tutum ve eylemlerinin mesleki hayatları üzerindeki

etkilerinin açıklanması, kamu hizmeti sunan ilgili kurumların işleyişi

üzerindeki etkilerinin ve risklerinin ortaya konulması ve bu hususlardaki

değerlendirmelerin yeterli ve ikna edici gerekçelerle desteklenmesi, ayrıca

tesis edilen işlemlerin bireylerin geçmiş mesleki sicilleri ve başarı durumları

dikkate alınarak ölçülülük yönünden irdelenmesi gerekir (G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016,

§ 60).

29. Somut olayda başvurucunun eşiyle yaşadığı sorunlardan dolayı

psikolojisinin bozulduğu, bu nedenle tedavi gördüğü ve dönem dönem istirahat raporu aldığı, ayrıca kendisine veya

başkalarına zarar verme ihtimaline karşı silahına tedbiren

el konulduğu anlaşılmıştır. Diğer taraftan başvurucu, psikolojisinin

bozulmasına ve eşinden boşanmasına sebep gösterdiği aldatma olayını

komutanlarına anlatmış, atama talep dilekçesinde de atanma sebebi olarak

göstermiştir. Başvurucunun eşiyle geçimsizliğine yol açan olayların

başvurucunun özel hayatına ilişkin olduğu, özel hayatın gizliliğinin ise

Anayasa ve kanunların koruması altında olduğu kuşkusuzdur. Ancak gerek

uyuşmazlık konusu edilen idari işlemde gerekse bu işlemin yargısal denetimi

sonucu verilen kararlarda başvurucunun, eşiyle yaşadığı sorunları sözlü ve

yazılı paylaşımlarıyla bizzat kendisinin mahrem olmaktan çıkarıp aleni hale

getirdiği, ayrıca söz konusu olayların başvurucunun mesleği üzerinde olumsuz

etkiler doğurduğu belirtilmiştir.

30. İncelenen başvuruya konu edilen işlemin sözleşmenin feshi

değil sözleşmenin yenilenmemesi işlemi olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. İdare,

sözleşme süresinin bitiminden sonra, personeli yeniden istihdam edip etmeme

konusunda değerlendirme yaparken sözleşme süresi içinde sicil, ödül ve ceza

durumu yanında personelin davranışlarında askerlik mesleği değerlerini

sergileyip sergilemediğini, netice itibarıyla personelin hizmetinden istifade

edip edemeyeceğini de esas almaktadır. Askerî disiplinin gerekleri açısından

daha sıkı kuralların geçerli olduğu bir statüde personel istihdam eden idareye,

sözleşmeyi yenileyip yenilememe hususunda geniş bir takdir alanı bırakılmıştır

(Bülent Polat, § 116).

31. Olayda idare, başvurucunun ailevi ve psikolojik sorunlar

yaşaması ve tedavi görmesi nedeniyle derhâl sözleşmeyi feshetme yoluna

gitmemiştir. İdare, sözleşme süresinin bitiminden sonra başvurucuyu yeniden

istihdam edip etmeme konusunda değerlendirme yaparken başvurucunun eşiyle

yaşadığı ve kendi beyanlarıyla aleniyet kazanan olayların sağlığı ve mesleği

üzerindeki etkilerini de dikkate alarak sonraki dönemde başvurucunun

hizmetinden istifade edilemeyeceği kanaatine ulaşmış, sahip olduğu takdir

yetkisini sözleşmeyi yenilememe yönünde kullanmıştır. Bu itibarla başvurucunun

yeniden istihdam edilmemesine yönelik işlemin demokratik toplumda gerekli ve

orantılı olmadığı söylenemeyeceğinden, somut başvuruda özel hayata saygı

hakkına yönelik bir ihlalde bulunulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. Maddesinde güvence

altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN ve Hicabi DURSUN

bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 20. Maddesinde güvence altına alınan özel hayatın

gizliliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Hasan Tahsin GÖKCAN ve Hicabi DURSUN’un karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

11/9/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Anayasa Mahkemesi benzer başvurularda verdiği kararlarda,

özel hayatına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek sözleşmenin yenilenmemesi

işlemi tesis edilmesinin özel hayatın gizliliği hakkına müdahale oluşturduğunu

kabul etmiş ve müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasanın 13. Maddesinde

belirtilen ölçütlere uygun gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Ayrıca bu kararlarda, söz konusu idari işlemin kanuni dayanağının bulunduğu ve

amacının askeri disiplinin ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesinin

sağlanması ve dolayısıyla milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşru

amaçlarının gözetildiğinin anlaşıldığına işaret etmiştir (bkz. Bülent Polat,

par. 67, 73-103).

2. Anayasa’nın 13. Maddesi uyarınca temel hakka ilişkin

sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerinden olması gerekmektedir. Bu

kavram Mahkememizce; “bir sınırlamanın demokratik toplumda zorlayıcı bir

toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade ettiği”

şeklinde anlaşılmaktadır (bkz. Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16.12.2015, par.

44-45). Bu açıdan askerlik gibi bir kamu hizmetinin yürütülmesinde personel

rejiminin daha sıkı bir disiplin anlayışı ve idareye geniş takdir alanı tanıyan

bir yaklaşım içerisinde düzenlenmesi hizmetin gereğine uygun

değerlendirilmelidir. Buna karşın özel hayatın gizliliği hakkı söz konusu

olduğunda idarenin bu alana müdahale yetkisinin sınırlı tutulması ve buna

ilişkin ciddi gerekçelerin bulunması gerekmektedir (bkz. Ata Türkeri, par. 47).

3. Anayasa Mahkemesi personel rejiminin uygulanmasına ilişkin

benzer idari işlemlere yönelik başvurularda özel hayatın gizliliği hakkına

yönelik müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi

için bazı ölçütler belirlemiştir. Temel hakkın ihlal edilmemesi için idari

işlem ve ilgili mahkeme kararlarında, ilgili personelin özel hayatına ilişkin

tutum ve davranışlarının mesleki hayatları üzerindeki etkilerinin açıklanması,

kurumların işleyişi üzerindeki etki ve risklerinin yeterli gerekçelerle ortaya

konulması ve kişinin geçmişteki mesleki sicili de dikkate alınarak yapılacak

müdahalenin ölçülülüğüne özen gösterilmesi gerekir (bkz. G.G. B. No:

2014/16701, par. 60).

4. İncelemeye konu başvuruda idare uzman erbaş sözleşmesinin

yenilenmemesi gerekçesini “kendisinden istifade edilememesi” biçiminde

açıklamış ise de dayanak gösterilen Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13. Maddesinde

sözü edilen nedenlerden birinin somut olayda ne şekilde gerçekleştiği

açıklanmamıştır. Buna karşın idarenin yargılama sırasında mahkemeye sunduğu

savunma dilekçesinde başvurucunun eşiyle ilgili sorunları ve boşanma sürecinde

yaşadığı olaylara dayanılmıştır. Başvurucunun davasını reddeden AYİM kararında

da davacının atama dilekçesinde eşiyle ilgili sorunları yazarak aleni hale

getirdiği ve böylece eşinin ahlaki durumu hakkında çevresi ve birliğinde

olumsuz kanaat oluşturduğu hususları gerekçe olarak gösterilmiştir.

5. Başvurucunun eşinden şüphe duyarak yaşadığı sorunlar

dolayısıyla psikolojisinin bozulduğu, bir süre tedavi gördüğü, fakat akabinde

sağlığına kavuşarak bir yıl daha görevini sürdürdüğü, mesleki geçmişine ilişkin

olumsuz bir tespitin de idare tarafından gösterilmediği anlaşılmaktadır. Bu

durumda Mahkememizin emsal kararlarında da belirtildiği üzere; sorunlarını

çözerek eşiyle tekrar evlenen başvurucunun yalnızca ilgili resmi makamların

görmesine açık olan atama dilekçesinde sorunlarından bahsetmesinin (ilgili

makamlarca mahrem bilgilerin korunması yükümlülüğüne karşın) kişinin aleyhine

yorumlanıp alenileştiğinden söz edilerek ve bu durumun başvurucunun mesleki

hayatına ve kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin etkileriyle bağlantı

kurulmadan, yine olumlu mesleki geçmişi de gözetilerek ölçülülük değerlendirilmesi

yapılmadan söz konusu işlemin tesis edilmesi ve dolayısıyla hakkındaki davanın

da benzer biçimde ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle reddedilmesi

nedenleriyle özel hayatın gizliliği hakkı ihlal edilmiştir. Belirtilen

gerekçelerle tarafımızca çoğunluk görüşünden farklı biçimde ve ihlal olduğu

yönünde oy kullanılmıştır.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Engin GÜNDÜZ

Başvurucu

:

Ekrem KAYAN

Vekili

:

Av. Güray

GÜNEŞ

KARŞIOY GEREKÇESİ

Sayın Hasan Tahsin GÖKCAN'ın karşıoyunda yazılı gerekçelerle çoğunluk görüşüne

katılmadım. Başkan Hasan Tahsin GÖKCAN Üye Hicabi DURSUN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/12031, 11 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. D)
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Gökcan
  15. Özgüldür
  16. Menteş
  17. Güneş
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/12031
Tarih
11 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Burcu Bardakcı ve Erdem Yinanç Başvurusu (B. No: 2016/13475)
  • Ömer Köse Başvurusu (B. No: 2017/10151)
  • Muammer Koçan Başvurusu (B. No: 2016/56282)
  • Harun Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/4644)
  • Hasan Kayran Başvurusu (B. No: 2016/68864)
  • Ahmet Köse Başvurusu (B. No: 2016/49152)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.