İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Köse Başvurusu (B. No: 2016/49152)

1. Başvuru, hâkim olarak görev yapan hakkında darbe teşebbüsüyle

Başvuru No2016/49152Tarih26 Eylül 2019Okuma24 dk · 4.810 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Köse Başvurusu

Karar tarihi
26 Eylül 2019
Başvuru Numarası
2016/49152
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.810 kelime·24 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hâkim olarak görev yapan hakkında darbe teşebbüsüyle

bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 26/9/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel Bilgiler

6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yeniden

uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı

Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak

isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan

ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında

soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-

üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu

iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı

ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).

8. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme

(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri

uygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya

kovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek Mahkeme

üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.

9. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda

FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul

etmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde

(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz

mercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde

verdiği kararlarda (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin

silahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.

10. FETÖ/PDY'nin (Genel özelliklerine

ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak

soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,

başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere

maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).

B. Başvurucuya İlişkin

Süreç

11. Hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu, Bursa Cumhuriyet

Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma

kapsamında 11/8/2016 tarihinde Bursa İl Emniyet Müdürlüğünce gözaltına

alınmıştır.

12. Başvurucu 12/8/2016 tarihinde Bursa Cumhuriyet

Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle

FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başvurucu müdafii, atılı suçları işlediğine dair dosyada delil

bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir.

13. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı 12/8/2016 tarihinde

tutuklanması istemiyle başvurucuyu Bursa Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

Başvurucunun sorgusu Bursa 3. Sulh Ceza Hâkimliğinde 12/8/2016 tarihinde

yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de

hazır bulunmuştur.

14. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:

"...Üzerime atılı suçlamayı kabul etmem

mümkün değildir. Bu suçlama ile ilgili şahsıma somut delil gösterilip

sunulmamıştır. Salt listede ismimin olması üzerime atılı suçu işlediğim ya da

işlediğim manasında kuvvetli suç şüphesi altında bulunduğum manasına gelmez.

Zira mevcut olan listenin hangi kriterlere göre hazırlanıp hazırlanmadığı

hususu malumunuz değildir. CMK'nun 100/1 .maddesinde tutuklama sebebi olarak kuvvetli suç şüphesine

konu somut delilin mevcut olması gerektiği ifade edilmiştir. Şahsıma atılı

suçla ilgili HSYK'nın hazırlamış olduğu liste dışında

başkaca herhangi bir somut delil ya da olgu veya sebep yoktur. Şahsımla ilgili

zan ve töhmet oluşmaması adına Bursa Cumhuriyet Başsavcılığında özellikle

ortaokul ve lisede okumuş olduğum okulu belirtmiştim. Savcılıktaki ifademde de

belirttiğim gibi bahsi geçen okula ve köy ilkokulunu bitirdikten sonra 12

yaşındayken rahmetli babam tarafından hiçbir bilgiye sahip olmaksızın kayıt

edilmiştir. Kayıt sebepleri de savcılıkta vermiş olduğum ifademde ayrıntılı bir

şekilde mevcuttur. Bu hususları özellikle açıklayayım istedim ki hakkımda ön

yargıya dayalı zanna dayalı herhangi bir değerlendirme yapılmasın. Bahsi geçen

okuldan mezun olduktan sonra mezun olmadan önce de mezun olduktan sonra da benim

FETÖ diye adlandırılan FETÖ/PDY denilen bu örgütle uzaktan yakından alakam ve

ilgim olmamıştır. Olması da mümkün değildir. Çünkü üniversiteyi kazandıktan

sonra kaydıma müteakiben bir trafik kazası neticesinde babam ve gelini

kaybetmiş olmamdan ötürü ailemin başında kalmam zorunda kaldım. Bahsi geçen

yapılanma ile örgütle herhangi bir bağım, bağlantım, ilgim, alakam olmamıştır.

Buna ilişkin herhangi bir delil hatta sebep ya da olgu da yoktur. Ben Hakimlik

mesleğini icra ederken hiç kimseden kesinlikle emir, talimat, direktif almadım.

Tamamen kendi vicdani kanaatime göre hiçbir etki altında kalmaksızın mesleğimi

kendimi yıpratırcasına özverili bir şekilde yapmaya çalıştım. Verdiğim

kararların sonucunu kime yarayacağı ya da kime yaramayacağı veya etkileri konusunu

kesinlikle düşünmedim. Kararımı verirken karara dayanak teşkil eden iç sahiflerimin dahi objektif, tarafsız olmasını azami itina

gösterdim. Çok sevdiğim devletimin bir hakimi olarak

ve hiçbir zaman mesleki hayatı boyunca iradesini neye mal olursa olsun ipotek

altına aldırmayan bir hakim olarak böyle bir itham ile karşı karşıya kalmak

şahsımı son derece derinden üzmüştür. Bu atıf nedeniyle görevden el çektirilip

gelecek ve ikbal hususu ağır yara almıştır. Üzerime atılı suçla ilgili öne

sürülmesi gereken herhangi bir somut delil olmamasına rağmen listede ismimin

neden ve nasıl yer aldığını kesinlikle anlayabilmiş değilim. Muhtemel ve

tahmini sebep olarak öne sürmüş olduğum hususa ilişkin Bursa Cumhuriyet

Başsavcılığında açıklama gereği duydum. Benim üzerime atılı suçlamayı kabul

etmem mümkün değildir. Üzerime atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum.

Varsa buna ilişkin tüm somut delillerin öne sürülmesini talep ediyorum. Ayrıca

tutuklama bir tedbirdir, cezalandırma sebebi olmamalıdır. CMK 100/1 maddesi

gereğince öncelikli şart kuvvetli suç şüphesine konu somut delil

bulunmamaktadır. Ayrıca kaçma şüphem ya da kaçacağıma ilişkin herhangi bir

somut delil, somut olgu yoktur, ayrıca kronik intlamatuvar

bağırsak “crhon” hastalığı mevcuttur. İçinde bulunmuş

olduğum durumuma ilişkin hususun da göz önüne alınarak hakkımdaki tutuklama

talebinin reddine karar verilmesini talep ediyorum, taktirlerinize arz

ediyorum."

15. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu 2.

Dairesinin' 15/7/2016 tarihli darbe girişiminde bulunan FETÖ/PDY terör örgütü

mensubu olan askerlerle birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden

aynı terör örgütüne mensup olduklarına dair kuvvetli delil ve şüphenin

bulunduğu, ilgililerin görevlerine devamlarının soruşturmanın selametine, yargı

erkinin nüfuz ve itibarına zarar vereceği' gerekçelerine dayalı kararı ile,

eylemle ilgili halen kaçak durumda olan terör örgütü elebaşısının

internet ortamından yaptığı tehdit ve çağrılar da gözetildiğinde mevcut ve

yakın tehlikenin devam etmekte olması birlikte değerlendirildiğinde CMK'nın 100/1. maddesi uyarınca kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu,

...Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun MK'nın 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması

nedeniyle tutuklama nedeninin yasal anlamda var sayıldığı, ayrıca bunun yanında

dosya içinde bulunan unsurlar itibariyle soruşturmanın aşaması gözetildiğinde

delillerin tam olarak toplanmamış olması, şüphelilerin delilleri yok etme,

gizleme veya değiştirme girişiminde bulunabilecekleri kanaatiyle (soruşturmanın

henüz başı olması nedeniyle bu aşamada kurumlarında FETÖ/PDY terör örgütü

mensupları olarak tespit edilen kişilerin görevlerine devam etmesinin

sakıncalarının önlenmesi için açığa alınmalarının dışında, eylemle ilgili halen

kaçak durumda olan terör örgütü elebaşısının

ortamından yaptığı tehdit ve çağrılar da gözetildiğinde mevcut ve yakın

tehlikenin devam etmekte olması itibariyle darbe girişiminin tüm unsurlar ile

sonlandırılıncaya kadar şüpheliler hakkında adli kontrol hükümlerinin de

yetersiz kalacağı, bu kapsamda ülke genelinde elde edilen deliller ve dijital veriler

üzerindeki incelemelerin tamamlanmamış olması, bağlantıların tüm unsurlarıyla

ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların devam etmekte olması

değerlendirilerek) CMK'nın 100/2. maddesindeki

tutuklama nedenin bulunduğu,

...üzerine atılı eylem itibariyle bu aşamada

toplanan delillere göre suç vasfına ve eylemin haksızlık-hukuka aykırılık

boyutu nazara alındığında, bu niteligi itibariyle

kamu davasına konu edilip kesinleşmiş hükümle sübut bulması halinde kişi ve

toplum için yaratmış olacağı tehlikenin büyüklüğü, soruşturma konusu eylem için

yasada öngörülen hapis cezasının miktarı gözetildiğinde, ayrıca Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin yüklenen suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe

sebeplerinin bulunması ve kişinin adaletin işleyişine müdahale etme riski olan

hallerde tutukluluk tedbirinin uygulanabileceğine ilişkin yerleşik karar ve

gerekçelerine göre de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin belirttiği tutuklama

tedbirine ilişkin kriter ve ölçütlerin mevcut olduğu, bu itibarla soruşturma

konusu suçun niteliği ve kamu davası açılması halinde şüphelilerin maruz

kalacağı ceza tehdidinin büyüklüğü dikkate alındığında tutuklama tedbirine

nazaran CMK'nın 109/3 maddesinde sayılan tedbirlerin

hiçbirinin soruşturmanın selametini sağlamak, delil karartılmasını engellemek

ve kaçma şüphesini ortadan kaldırmak için yeterli olamayacağı ve tutuklama

tedbirinin bu aşamada ölçülü olduğu kanaatine vanlmakla;

...somut olayda tutuklama tedbirinin

uygulanması bakımından yasal düzenleme dışında üst normlara da aykırılık

bulunmadığı ve tutuklama şartlarının tüm unsurlarıyla gerçekleştiği kabul

edilerek; CMK 100 maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA... [karar

verildi.]"

16. Başvurucu 16/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiş, Bursa 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 17/8/2016 tarihinde "...Anayasanın 19. maddesi, AİHS' nin 5. maddesi ve 5271 Sayılı CMK'nın

100. maddesinde belirtilen tutuklama nedenlerin var olup, özgürlükten yoksun

bırakmayı meşru kılacak kamu düzeninin bozulması tehlikesi olup bu nedenle

gerçek bir kamu yararı gerekliliğinin var olduğu, tutuk1uluğun hukuka aykırı

olmadığı, tutuklama ve tutukluluğun devamını haklı kılan sebeplerin bulunup, bu

sebeplerin meşru ve ölçülü olduğu, Ayrıca AİHS'nin 5/1 maddesi uyarınca

özgürlükten yoksun bırakınanın yasalara uygun olup,

5271 Sayılı CMK'nın 100. maddesinin de AİHS' nin tüm maddelerinin özünde varolan

hukukun üstünlüğü ilkesi ile uyumlu olduğu, bu itibarla tutuklama ve

tutukluluğun devamı koşulların halen var oldup,

itiraz nedenleri ve kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında Bursa 3.

Sulh Ceza Hakimliği'nin 12/08/2016 tarih ve 20]61266 Sorgu sayılı kararı ile

şüphelinin 5271 sayılı CMK 'nun 100. maddesi uyarınca

tutuklanmasına ilişkin kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği, kararın

usul ve yasa hükümlerine uygun olduğu ..." gerekçesiyle

itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

17. Başvurucuya anılan karar 1/9/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 26/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

19. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu hakkında yürüttüğü

soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir.

20. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 13/1/2017 tarihli kararıyla

başvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

21. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18/5/2017 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan

cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır.

22. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin

kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle

kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve

hangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Devamında ise

başvurucu yönünden değerlendirmeler yapılmıştır.

23. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekse

örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı

ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:

i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve

Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 2. Dairesinin 10/8/2016 tarihli ve 2016/9 tedbir

ve 2016/357 sayılı, HSYK Genel Kurulunun 31/8/2016 tarihli ve 2016/428 sayılı

kararı,

ii. Örgütün tabanında bulunan insanların dinî duygularını

kullanarak kaynak ve meşruiyet devşirmeye çalıştığı, öğrenci seçme ekipleri ile

köy ve semtlerden topladığı gençleri, bünyesindeki vakıf, ışıkevleri,

okul ve dershaneleri marifetiyle ideolojisi doğrultusunda yetiştirerek insan

gücü elde ettiği, devlet modeline paralel bir örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adliye, askeriye ve emniyet

olmak üzere devletin içine sızdığı, yurt, okul, dershane ve ışıkevlerinde,

beyin yıkama metotları ile sorgulamayan, düşünmeyen, mutlak itaati esas alan

yapıya bağlı insan tipi yetiştirdiği, bu gibi yöntem ve araçlarla örgütün nihai

amacına ulaşmaya çalıştığı, bu kapsamda şüphelinin -S.Y.nin

beyanında da belirtiği üzere- FETÖ/PDY'ye bağlı

okullarda ve dershanelerde eğitim aldığı yönündeki tespitler,

iii. FETÖ/PDY tarafından üyelerine hâkimlik ve savcılık

sınavlarına girmeleri konusunda telkinlerde bulunulduğu hatta mensuplarının

sırf hâkimlik ve savcılık sınavlarına hazırlanmaları için hukuk fakültesi

mezunları arasından çalışma evleri oluşturulduğu, büyük önem atfedilen hâkim ve

savcılık mesleğine örgüt mensuplarının yerleştirilmesi amacıyla sınav

sorularının yasal olmayan yollarla temin edilip sınavdan birkaç gün önce

abiler/ablalar tarafından cevapları işaretlenmiş kitapçıklar hâlinde

öğrencilere gösterilerek ezberlemelerinin ve bu şekilde sınavda başarılı

olmalarının sağlandığı, mensupları olan öğrencilere hâkimlik ve savcılık

sınavını kazanmaları hâlinde örgütün yargı içindeki bürokrat ve üst düzey

yöneticileri tarafından referans olunacağının söylendiği, mülakatı geçip staja

başlayan hâkim ve savcı adaylarının Adalet Akademisinde ve staj döneminde yine

örgüt tarafından koordine edildiği, bu kapsamda -S.Y.nin

beyanında da belirttiği gibi- şüphelinin üniversite eğitimi sırasında FETÖ/PDY'ye ait evlerde kaldığı yönündeki tespitler,

iv. FETÖ/PDY'nin yargı üzerinden

gerçekleştirdiği usulsüz yargılama işlemleri ile yaptığı haksızlıklara yargının kararı veya takdiri denilerek karşı çıkılmasının

engellendiği, operasyonlar karşısında "Bağımsız

yargı, inceleyip karar versin." denilerek haksızlığa meşruluk

kazandırıldığı, yıllarca süren yargılamalar sonucunda gerçeğin ortaya çıkması

hâlinde bile kimsenin yargı eliyle işlenen haksızlığın peşine düşmediği,

silahlı terör örgütünün yargının ne kadar büyük bir güç olduğunu, yargıyı

etkili ve operasyonel şekilde kullanmak suretiyle

yapılamayacak hiçbir şey olmadığını ve her şeyin sınırsızca yapılabileceğini

gördüğü, şüphelinin Yenişehir Sulh Ceza Mahkemesi hâkimi olarak görevli olması

nedeniyle Yenişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/1762 sayılı soruşturma

dosyasından FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan

tutuklanmaları talep edilen şüphelilerin 05/8/2016 tarihinde sorgularını

yaparak "15 Temmuz 2016 günü akşamı 16

Temmuz 2016 gecesinde meydana gelen, televizyon ekranlarında canlı olarak

görüntülenen olaylar, eylemler dikkate alındığında, TCK'nın 314. maddesinde

düzenlenen silahlı örgütün varlığına dair ciddi şüphe ve emarelerin mevcut

olduğu, ancak öncelikle bu örgütü kuranların, yönetenlerin, bu örgüte üye

olanların kimler olduğu, bu örgütün kim ya da kimlerden oluştuğu,

aidiyetlerinin, mensubiyetlerinin olup olmadığı, var ise aralarındaki

koordineli, organizeye dayalı ilişkisinin bağlantılarının neler olduğu, fikir

ve eylem birliği içinde olup olmadıkları hususlarının hukuki anlamda; hukukun

sonuç bağladığı deliller arasındaki hukuksal illiyet bağları kurularak

tespitinin yapılması gerektiğinin hukuki olarak elzem olduğu, bu hususların

tespiti yapılmadan hukuku temelden yoksun zan, ihtimal, varsayım, herhangi bir

delile dayanmayan kanaat üzerinden yorum ve değerlendirmelerin yapılmasının

hukuk güvenliğini ağır bir şekilde zedeleyeceği ve kutuplaşmalara yol açarak

toplumsal barışı ağır bir şekilde zarara uğratacağı, TCK'nın 314. maddesinde

belirtilen silahlı örgütün varlığına dair başlatılan adli soruşturmaların devam

ediyor olması tüm Türkiye Mahkemelerince verilmiş henüz bir terör örgütü

kararının olmadığı...." gerekçesiyle tutuklanma taleplerinin

reddine karar verdiği, benzer şekilde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından savunması

alınan C.K.nın ifadesinde de şüphelinin FETÖ/PDY'ye yönelik başka soruşturmalar sırasında da benzer

tutum sergilediği, bir nevi verdiği kararlarla FETÖ/PDY mensupları ile ilgili

yürütülecek soruşturmaları engelleyerek ya da geciktirerek anılan örgüt

mensupları ile dayanışma içinde, onların lehine hareket ettiği yönündeki

tespitler.

24. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak,

haklarında yapılan soruşturmalarda şüpheli sıfatıyla alınan tanık beyanlarının

ilgili kısımları şöyledir:

- S.Y. ifadesinde "...Fakültedeki

sınıfımızın mevcudu yaklaşık 70-75 kişiden oluşmaktaydı. Bu nedenle çoğu sınıf

arkadaşımla tanışıklığımız oldu, bunlardan M.G.P., H.N. ve İ.Ç. ile bana

yaklaşımları nedeniyle daha samimi oldum. Bu arkadaşlarım beni arada bir

kaldıkları Kocaeli Körfez ilçesi Hereke Beldesi'ndeki

eve davet ediyorlardı. Yemek yeme, çay içme gibi normal günlük uğraşlarımız söz

konusuydu. Yanlarında kalan ev arkadaşları da vardı, ancak ben ilk başlarda bu

evi normal öğrenci evi sanmıştım. Herhangi bir cemaate ait olabileceği yönünde

şüphe taşımamıştım. Zira herkesin yaptığı sıradan şeyler yapıyorduk. Bunlardan

M.G. benim en samimi arkadaşımdı ve benim Gülen Cemaati ile tanışmama sebep

olan kişiydi. Daha sonra ikinci sınıfın sonunda ya da üçüncü sınıfın başında M.

bana kendisinin cemaat evinde kaldığını, yani gittiğim evin Gülen Cemaati'ne

ait olduğunu söyledi. Ben çok şaşırdım, ancak samimiyet kurduğumuz için olumsuz

tepki vermedim. Bu şekilde okul bitene kadar arada bir evlerine beni davet ediyorlardı;

ancak cemaat faaliyeti ile ilgili benim yanımda pek bir şeyler yapmıyorlardı.

İlk başlarda sadece namaz kılıyorduk. Bahse konu arkadaşlarımın kaldıkları eve

Hukuk Fakültesinde okuyan kimi arkadaşlar da kalmaktaydı. Bu vesileyle bunlarla

da tanışmış oldum. Diğerlerini pek tanımıyorum. Fakültede benim bir üst

sınıfımda okuyan M.Ç., S.G., Y.G., S.T., M.T.B. isimli şahıslar da benim

gittiğim bahse konu cemaat evinde kalıyorlardı. Ev imamı, yani abisi olan kişi

M. idi. Daha sonra M.T ve ardından da M.G’nin

evin sorumlusu (ev abisi) sıfatı kazandığını, yani ev abiliği yaptığını

hatırlıyorum. Ben daha sonraki zamanlarda cemaat evlerinde kendisine 'abi' diye

hitap edilen kişinin ev abisi olduğunu anlamıştım. Yine cemaate ait bu eve

gidip geldiği için orada tanıştığım kişiler arasında Ahmet KÖSE, V.A. ve B.S.’yi de sayabilirim. İsmini belirttiğim tüm bu arkadaşlar

hukukçuydu ve mezun olduktan sonra hakim-savcı

oldular. Bunlardan M.G.P. 2005 yılı Kocaeli Ünv.

Hukuk Fakültesi mezunu olup en son Samsun'da ...sicil numarası ile hakimken

HSYK tarafından açığa alındı. H.N. 2005 yılı Kocaeli Hukuk Fakültesi mezunu

olup en son Konya'da ...sicil numarası ile Cumhuriyet savcısı olarak görev

yaparken ismi ByLock kullananlar listesinde çıktığı

için HSYK tarafından 13/10/2016 tarihinde açığa alındı. İ.Ç. 2005 yılı Kocaeli

Hukuk Fakültesi mezunu olup, en son Aksaray'da ...sicil numarası ile Cumhuriyet

savcısı iken açığa alındı. V.A. en son Elazığ ilinde

...sicil numarası ile İdare Mah. üyesiyken HSYK tarafından açığa alındı. M.Ç.

en son Niğde'de ...sicil numarası ile Cumhuriyet savcısı olarak görev

yapmaktayken açığa alındı. S.G. 2004 yılı Kocaeli Hukuk Fakültesi mezunu olup

en son Şanlıurfa'da ...sicil numarası ile Cumhuriyet savcısı olarak görevliyken

açığa alındı. Y.G. 2004 yılı Kocaeli Hukuk Fakültesi mezunu olup en son

Gaziosmanpaşa’da ...sicil numarasıyla Cumhuriyet savcısı olarak görev yaparken

açığa alındı. S.T. 2004 Kocaeli Hukuk Fakültesi mezunu olup, en son Uşak'ta

...sicil numarası ile görev yapmaktayken açığa alındı. M.T.B. 2005 Kocaeli

Hukuk Fakültesi mezunu olup, en son Diyarbakır’da ...sicil numarası ile hakim iken açığa alındı. Ahmet KÖSE'nin

hakim ve savcı olduğunu biliyorum, ancak diğer kimlik

bilgileri konusunda tam bilgi sahibi değilim. Memleketi Ege Bölgesinden bir il

(Manisa, Kütahya veya Aydın) idi. 2000 yılında Kocaeli Ünv.

Hukuk Fakültesine kayıt yaptırdığını, ancak babası veya annesinden biri vefat

ettiği için okulu uzattığını biliyorum. Bu nedenle mezuniyet yılının 2005

sonrası olması kuvvetle muhtemeldir. Sicili de 118000'den sonraki bir rakamdan

oluşmaktadır. HSYK'nın kararnamelerine baktığımızda

bu koşulları taşıyan tek bir isim bulunmaktadır ve o da 120735 sicil numarası

ile en son Gümüşhane'den Yenişehir’e tayinen giden hakim Ahmet KÖSE'dir. HSYK

tarafından yapılacak inceleme sonucu belirttiğin koşulları taşıyan başka hakim ve savcı yoksa sözünü ettiğim kişinin bu kişi olduğu

netlik kazanacaktır. Ancak bütün şüphelerden arınmış şekilde kişinin ortaya

çıkartılması isteniyor ise, bana resim teşhisi yaptırılabilir. Yukarıda

isimlerini zikrettiğim arkadaşlarımdan M., S., S., Y., Ahmet, V. ve B. ile daha

sonraki yıllarda irtibatım olmadı. Ancak Gülen Cemaati'ne ait evlerde

kaldıkları için cemaat mensubu oldukları hususunda şüphem bulunmamaktadır."

şeklinde beyanda bulunmuştur.

-C.K. ifadesinde “...2016

yılı başlarında Yenişehir Adliyesinde talimat savcısı olarak görev

yapmaktaydım. Bütün FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili talimatlara ilişkin

işlemleri ben yapıyordum. Yine aynı adliyede Sulh Ceza Hakimi

olarak görev yapan, 2015 yılı Haziran ayında atanan Ahmet Köse isimli hakimden

Bursa Tem Şube'nin FETÖ/PDY ile iltisaklı infaz koruma memurlarına yapacağı bir

operasyon sırasında talimat büro olarak sabah 09:00 civarında arama ve

bilgisayar kütüklerinde inceleme talebinde bulundum. Ancak hakim

Ahmet Köse adliyeye 11:00 civarında gelerek Tem Şube görevlilerine talebi

öğleden sonra inceleyeceğini söyleyerek saat 16:45 sıralarında tüm talepleri

reddetmiştir. Bunun üzerine ben hemen itirazda bulundum. Ertesi gün de İnegöl

Sulh Ceza Hakimliği talebimi kabul ederek gerekli işlemleri yaptı. 2016 yılı

içerisinde izinli olduğum bir dönemde benim yerime talimat büroya bakan B.M.V.

benzer bir FETÖ operasyonunda mahkemeden talepte bulununca [Başvurucu]

vicdani kanaat oluşmadığı ve FETÖ PDY'nin silahlı terör örgütü olduğuna dair verilmiş bir

mahkeme kararı olmadığından talebi reddettiğini öğrendim. Bu karar da itiraz

üzerine kaldırıldı...” şeklinde beyanda bulunmuştur.

25. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin

hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"...Şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör

örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde bilerek ve isteyerek yer aldığı,

yukarıda açıklandığı üzere bütün halindeki ve süreklilik arz eden eylemleri ile

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmıştır."

26. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 28/5/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiş ve E.2017/105 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

2/6/2017 tarihinde yapılan tensip

incelemesi ile başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.

27. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 5/10/2017

tarihinde yapılan ilk duruşmada yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Bursa

Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamına

karar verilmiştir.

28. Bursa 10. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip incelemesi

ile birlikte 15/11/2017 tarihinde karşı yetkisizlik kararı verilerek dosyanın

yetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi için Yargıtay 5. Ceza Dairesi

Başkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

29. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 15/1/2018 tarihli kararıyla İstanbul

14. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/10/2017 tarihli yetkisizlik kararının

kaldırılmasına karar vermiştir.

30. Yargılamaya İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/50

sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Başvurucunun 12/2/2018 tarihli

tensip incelemesinde tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.

31. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde 8/5/2018 tarihinde ilk

duruşma yapılmış ve başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

32. Devam eden yargılama sonunda Mahkeme 21/3/2019 tarihli

kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 1 ay 15

gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın ilgi kısmı

şöyledir:

" ...

Bu kapsamda sanığın hakim olarak görev yaptığı

esnada örgütsel aidiyetini ortaya koyan şekilde gerekçe tanzim ettiği, tanık

anlatımları ile örgütün hiyerarşik yapısına üniversite döneminde dahil olduğu

ve görevi esnasında da örgütsel aidiyeti ortaya koyar şekilde tutum ve

davranışlarda bulunduğu, bu suretle de süreklilik ve çeşitlilik sağlayacak

mahiyette eylemlerde bulunduğu, örgüt ile organik bağını devam ettirdiği ve

neticeten verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi

iradesini örgüt iradesine terk etmiş olması nedeniyle eyleminin örgüt üyeliği suçunu

oluşturduğu kabul edilmiştir."

33. Başvurucu hükme karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

34. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

35. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§

24-39.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu; suç işlediğine dair somut bir kanıt bulunmamasına

ve tutuklama tedbiri için mevzuatta öngörülen koşullar gerçekleşmemesine rağmen

tutuklandığını, hakkında somut bir delil gösterilmeden ve kişiselleştirme

yapılmaksızın söz konusu örgütle ilişkilendirilmesinin hukuksuz olduğunu

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

38. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

39. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

40. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

41. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

42. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama FETÖ/PDY'ye üye olma iddiasıdır. Anayasa

Mahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla

ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk

Özdemir, § 57; Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 237, 238).

43. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Genel İlkeler

44. Genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431,

28/11/2018, §§ 99-104.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

45. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

46. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

47. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında "Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu 2. Dairesinin

Teftiş Kurulu raporuna dayanarak verdiği görevden uzaklaştırma kararına"

atıf yapılarak başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden isnat

edilen suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin bulunduğu belirtilmiştir (bkz. § 15).

48. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucunun

FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran

tanık anlatımlarına, HSYK'nın 31/8/2016 tarihli

meslekten çıkarma kararına, FETÖ/PDY'ye irtibatlı/ilstisaklı okullarda öğrenim görmesine ve üniversite

yıllarında söz konusu örgüte ait eve gidip gelmesine dayanılmıştır (bkz. § 23).

49. Soruşturma dosyasında, hukuk fakültesinde okuduğu anlaşılan

ve FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan S.Y. hakkında yürütülen bir soruşturma

kapsamında S.Y.nin etkin pişmanlık hükümlerinden

yararlanmak istediğini belirterek verdiği ifadesinde hâkim olarak görev

yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya

mensup olduğuna yönelik anlatımlarda bulunduğu görülmektedir. Tanık S.Y., arkadaşı M.G. ile onun kaldığı örgüte ait

eve gidip geldiğini söyleyerek bu evde kalan kişilerin isimlerini verip yine bu

eve başvurucunun da gelip gittiğinden bahsederek sonradan hâkim-savcı olan bu

kişilerle birlikte başvurucunun da örgüt üyesi olduğunu beyan etmiştir (bkz. §

24). Yine şüpheli sıfatıyla ifade veren C.K. beyanında, Yenişehir Adliyesinde

Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı dönemde sulh ceza hâkimliği yapan

başvurunun FETÖ/PDY soruşturmalarında örgüt lehine değerlendirmeler yaparak

talepleri reddettiğini ifade etmiştir (bkz. § 24). Bu itibarla başvurucu

yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu

görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, Selçuk

Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı

şüphelilerin ifadelerinde hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun

FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik

anlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti

olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,

§ 75; benzer yöndeki karar için bkz. Metin

Evecen, § 58).

50. Başvurucu hakkındaki FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının

olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanık anlatımlarının somut olayın

koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak soruşturma

mercilerince kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.

51. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

52. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya

doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).

53. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 35) isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır (bkz. § 35; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

54. Somut olayda Bursa 3. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun suçunun vasıf ve mahiyetine, suçun

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog

suçlar arasında olmasına, suça ilişkin Kanun'da öngörülen yaptırımın ağırlığına

göre tutuklamanın ölçülü olmasına, kaçma ve delillerin karartılması

tehlikesine, adli kontrolün yetersiz kalacak olmasına dayanıldığı görülmektedir

(bkz. § 15).

55. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Bursa 3. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.

56. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

57. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize

olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini

aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme) de

dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

58. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Bursa 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 15) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

60. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Murat

BAŞPINAR

Başvurucu : Ahmet KÖSE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/49152, 26 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Genel Bilgiler
  7. B. Başvurucuya İlişkin
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Gökcan
  15. Özgüldür
  16. Menteş
  17. Başpınar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/49152
Tarih
26 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Mehmet Yalçın Başvurusu (B. No: 2016/9534)
  • Selahattin Kayaalp Başvurusu (B. No: 2016/77848)
  • Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.ş. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/17125)
  • A.o.c. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9777)
  • As Elmaslar Nak. Harf. İnş. Maden Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2016/5849)
  • İhsan Nuri Akpınar Başvurusu (B. No: 2017/35358)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.