İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Elif Erden Başvurusu (B. No: 2014/7325)

1. Başvuru, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim

Başvuru No2014/7325Tarih19 Temmuz 2017Okuma16 dk · 3.126 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Elif Erden Başvurusu

Karar tarihi
19 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/7325
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.126 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim

Fakültesinde daha önceden alınan derslerden muaf tutulma talebiyle idareye

yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine açılan iptal davasının süre aşımı

yönünden reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

8. Bakanlık tarafından sunulan görüş başvurucuya tebliğ

edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucu, Anadolu Üniversitesi Açıkoğretim

Fakültesi Halkla İlişkiler Ön Lisans Programından 1/6/2009 tarihinde mezun

olmuş ve 20/10/2009 tarihinde, aynı fakültenin Sosyoloji Lisans Programına

kayıt yaptırmıştır.

11. Başvurucu, Halka İlişkiler Bölümünde almış olduğu Atatürk

İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Türk Dili, Yabancı Dil ve Temel Bilgi Teknolojisi

derslerinden Sosyoloji Lisans Programında muaf tutulmuştur.

12. Başvurucunun tabi olduğu 19/6/2009 tarihli Öğretim ve Sınav

Yönetmeliği, başvurucu 3. sınıftayken yürürlükten kaldırılmış ve 9/9/2011

tarihli ve 28049 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat, İşletme

Fakülteleri Öğretim ve Sınav Yönetmeliği (Yönetmelik) 2011-2012 öğretim yılı

başında yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik kapsamında 2011-2012 öğretim

yılından itibaren Sosyoloji Lisans Programı kredili sisteme geçirilmiş ve

öğrencilerin daha önceden aldıkları ve başarılı oldukları dersler için transfer

talebinde bulunamayacakları öngörülmüştür. Başvurucu, muaf tutulduğu derslerin

durumunu etkileyen söz konusu Yönetmelik'in kendisine uygulanacağı yönünde

idare tarafından herhangi bir bildirim yapılmadığını belirtmiştir.

13. Başvurucu, 2011-2012 öğretim yılı başında kendisine

dağıtılan kitaplar arasında "İngilizce" ve "Türk Dili"

kitaplarının olduğunu görmüş; daha sonra 10/11/2011 tarihinde Üniversitenin

öğrenci temsilciliğiyle yaptığı görüşmede anılan derslerden muaf olmayacağı

kendisine bildirilmiştir.

14. Başvurucu, 22/12/2011 tarihinde anılan derslerden muaf

tutulması talebiyle Açıköğretim Fakültesi Dekanlığına

başvurmuştur.

15.Başvurucunun talebi, idarenin 6/1/2012 tarihli yazısıyla

reddedilmiştir. Bu yazı, başvurucuya 12/1/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu; önceden almış olduğu derslerden muaf

tutulmadığını 27/10/2011 tarihinde kitapları aldığı sırada öğrendiğini, bunun

üzerine idareye başvurduğunu fakat idarenin başvurusunu reddettiğini belirterek

8/3/2012 tarihli dilekçeyle Eskişehir 1. İdare Mahkemesinde iptal davası

açmıştır. Mahkeme 8/8/2012 tarihli ve E.2012/661, K.2012/626 sayılı kararıyla

davayı süre aşımı gerekçesiyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

aşağıdaki şekildedir:

"...dava dilekçesinde 27/10/2011

tarihinde öğrenildiği belirtilen muaf olmamaya ilişkin işlemin geri alınması

istemiyle 22.12.2011 gününde yapılan başvuruya kadar 2577 sayılı Kanun'un 7.

maddesinde yer alan dava açma süresi işlemiş; anılan Kanun'un 11. maddesi

uyarınca başvuru tarihinde durmuş ve başvurunun reddine ilişkin işlemin

öğrenildiği 12.01.2012 tarihinden itibaren de kaldığı yerden işlemeye devam

etmiştir.

Bu durumda; davacı tarafından, muaf olmamaya

ilişkin işleme karşı 56. günde başvurulduğu göz önünde bulundurulduğunda,

başvurunun reddine ilişkin işlemin öğrenildiği 12.01.2012 tarihinden itibaren

kalan 4 gün içinde, yani en son 16.01.2012 tarihinde dava açılması gerekirken,

bu süre geçirilerek 08.03.2012 tarihinde açılan davada süre aşımı

bulunduğundan, uyuşmazlığın esasının incelenmesine olanak

bulunmamaktadır."

17. Başvurucu, dava konusu işlemi 27/10/2011 tarihinde öğrenmesi

üzerine idareye başvurduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. Danıştay

Sekizinci Dairesinin 15/5/2013 tarihli ve E.2012/9905, K.2013/3906 sayılı

ilamıyla, temyize konu kararın usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını

gerektiren bir durum bulunmadığı belirtilerek karar onanmıştır.

18. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 20/1/2014 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

19. Anılan karar, başvurucuya 24/4/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 22/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Anayasa ve Kanun

Maddeleri

21. Anayasa’nın 125. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"İdari işlemlere karşı

açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar."

22. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Dava açma süresi,

özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda

ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin

yapıldığı,

…

Tarihi izleyen günden başlar.

3. ...

4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava

süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin

uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her

ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş

olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz."

23. 2577 sayılıKanun’un 10. maddesi

şöyledir:

"1. İlgililer, haklarında idari davaya

konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara

başvurabilirler.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren

dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya,

idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde

idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı,isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi,

kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme

süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya

davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra

yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış

gün içinde dava açabilirler."

24. 2577 sayılıKanun’un 11. maddesi

şöyledir:

“1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan

önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir

işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan,

idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan

idari dava açma süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse

istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş

sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine

kadar geçmiş süre de hesaba katılır.”

2. Danıştay İçtihadı

25. Danıştay Beşinci Dairesinin 26/5/2008 tarihli ve

E.2007/7800, K.2008/3033 sayılı kararında şöyle denilmiştir:

"... Anılan kural [2577

sayılı Kanun'un 11. maddesi], yönetilenlere menfaatlerini ihlal eder

nitelikteki işlemlerin idare tarafından açık ve anlaşılır bir biçimde duyurularak

bir yandan onlara bu işlemlere karşı idari yollara veya dava yoluna

başvurmaları konusunda inceleme ve düşünme olanağı sağlamak, öte yandan

gereksiz, belirsiz ve yinelenen başvurulara meydan vermemek amacını

taşımaktadır. Ancak bu kural idare mahkemesi hakiminin uygulamayı, uygulamanın

sonuçlarını, dosyada mevcut bilgi ve dava konusu işlemin ve bununla ilgili

diğer işlemlerin özelliğini değerlendirerek bunları yazılı bildirime karine

olarak almasına ve belli bir tarihi yazılı bildirimin yapıldığı en son tarih

olarak kabul etmesine engel değildir."

26. Danıştay Üçüncü Dairesinin 20/11/2012 tarihli ve

E.2010/6621, K.2012/3796 sayılı kararında şöyle denilmiştir:

" Kural olarak idari

işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlatılmaktadır.

Ancak, yazılı bildirim esas olmakla birlikte, bilgi edinilmesinin de (ıttıla)

yazılı bildirim sonuçlarını doğuracağı, dolayısıyla dava açma süresine

başlangıç olarak alınacağıDanıştay içtihatları ile

kabul edilmiştir. Bu istisnai durumun kabulü, idari işlemin niteliği ve

doğurduğu hukuki sonuç itibariyle davacılar tarafından öğrenildiğinin

kanıtlanması koşuluna bağlıdır.

Anayasa'nın 125 inci maddesinde idari işlemlere karşı açılacak

davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağının belirtilmesi

karşısında, usulüne uygun tebliğ olunan veya bütün unsurlarıyla ilgililer

tarafından öğrenilen idari işlemler üzerine, 2577 sayılı Kanunda açıkça

belirtilen ve ilgililerce de bilindiğinin kabulü gereken genel dava açma

sürelerinin işletilmesi zorunludur. "

27. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/1/2013 tarihli ve

E.2011/212, K.2013/221 sayılı kararında şöyle denilmiştir:

"... Anayasa ve 2577 sayılı Kanun hükümleri karşısında; özel

kanunlarında aksine bir hüküm bulunmadıkça, idariişlemlerde

dava açma süresinin başlamasında yazılı bildirimin esas olduğu,dava açma süresi hesabında ilân tarihinin,

ancak "ilanı gereken" düzenleyici niteliktekiişlemler

açısından dikkate alınacağı, bireysel nitelikteki işlemlere karşı ilgililerin,

bu işlemlerin kendilerine yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren dava

açabilecekleri kuşkusuzdur.

İdari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim

tarihinden başlayacağı kuralı, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere

açık ve anlaşılır bir biçimde duyurulması ve bu işlemlere karşı idari yollara

veya dava yoluna başvurmalarına olanak sağlama amacını taşımaktadır. Bununla

birlikte, idari işlemin niteliğinin ve hukuki sonuçlarının davacı tarafından

bütünüyle öğrenildiği kimi davalarda, bilgi edinmenin (ıttılanın)

yazılı bildirimin sonuçlarını doğuracağı ve dava açma süresine başlangıç

alınacağı Danıştay içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Ancak bu istisnai durumun

kabulü, bilgi edinmenin dava açma süresine başlangıç alınması da, idari işlemin niteliği ve doğurduğu hukuki sonuç

itibariyle davacılar tarafından öğrenildiğinin kanıtlanması koşuluna bağlı

olup; bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği açılan idari davada ancak idari

yargı merciince karara bağlanabilir. Bir başka deyişle, her tür bilgi edinmenin

(ıttılanın) idari dava açma süresine başlangıç

alınacağı şeklindeki genel bir kabul, Anayasa'nın 125. maddesi ve 2577 sayılıYasayla bağdaşmayacaktır."

B. Uluslararası Hukuk

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes

medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş

bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde,

hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir...”

29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarından

birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36).

Mahkemeye erişim hakkı, Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal

bir parçası olup (Lawyer Partners A.S./Slovakya, B.

No: 54252/07, 16/6/2009, § 52) bu kapsamda (1) numaralı fıkra, herkesin kişisel

hakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını bir mahkeme veya bir

yargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altına alır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

30. Mahkemeye erişim hakkı, niteliği gereği devlet tarafından

düzenleme yapılmayı gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp sınırlamalara

tabidir (Golder/Birleşik Krallık, § 38). Ayrıca bu

sınırlama, meşru bir amaç izlemeli ve kullanılan araçlarla gerçekleştirilmek

istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmalıdır; aksi

takdirde sınırlama 6. maddenin (1) numaralı fıkrasıyla bağdaşmaz (Ashingdane/Birleşik Krallık, B. No:

8225/78,28/5/1985, § 57).

31. Öte yandan bir kanuni düzenlemenin bireylerin davranışını

ona göre düzenleyebileceği kadar kesinlik içermesi, kişinin gerektiği takdirde

hukuki yardım almak suretiyle bu kanunun düzenlediği alanda belli bir eylem

nedeniyle ortaya çıkacak sonuçları makul bir düzeyde öngörebilmesi

gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak bir ölçüde olması gerekmez. Kanunun

açıklığı arzu edilir bir durum olmakla birlikte bazen aşırı bir katılığı da

beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan değişikliklere uyarlanabilmesi

gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği, yorumlanması ve uygulanması

pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formüllerdir (Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00 ve 76292/01, § 83).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

33. Başvurucu; Anayasa'nın 125. maddesinde idari işlemlere karşı

açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı

belirtilmesine rağmen açtığı davanın, dava konusu işlemin daha önceden

öğrenildiği gerekçesiyle süre aşımından reddedilmesinin Anayasa'nın 2., 36.,

42. ve 49. maddelerinde tanımlanan hukuk devleti ilkesini, adil yargılanma

hakkını ve eğitim ve öğretim hakkı ile çalışma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüş ve 2577 sayılı Kanun'un 7. ve 11. maddelerinin iptali ile tazminata

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

34. Bakanlık görüşünde, başvurunun şikâyetlerinin mahkemeye

erişim hakkıyla ilgili olduğu belirtilerek buna ilişkin Anayasa Mahkemesi ve

AİHM içtihadına yer verilmiştir. Buna göre AİHM içtihadında, mahkemeye erişim

hakkının mutlak olmayıp zımnen kabul edilmiş bazı sınırlamalara tabi olduğu,

Sözleşmeci devletlerin bu konuda belirli bir takdir payına sahip bulunduğu, AİHM’in iç hukuktaki mahkemelerin görevini ikame etme gibi

bir görevi olmayıp iç mevzuatı yorumlamanın birinci derecede ulusal makamlara

özellikle de mahkemelere ve yüksek yargı organlarına düştüğü; AİHM'in görevinin kişinin Sözleşme ile tanınmış olan haklarının

özü itibarıyla ihlal edilmesine neden olacak şekilde veya derecede müdahale

olup olmadığını denetlemek olduğu belirtilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca;

yazılı bildirim esasının anayasal kural olarak düzenlenmesinin temel amacının

idari işlemler karşısında kişilerin hak ve çıkarlarının yargısal yolla

korunması, bunun sağlanması için de dava açma hakkının kullanılmasının anayasal

güvence altına alınması olduğu, başka bir ifade ile yazılı bildirimin öneminin

özellikle kişilerin menfaatlerini ihlal eden idari işlemlere karşı dava açma

hakkının kullanılmasında ortaya çıktığı belirtilmiştir.

35. Başvurucu; bakanlık görüşüne verdiği cevap dilekçesinde

kendisine yazılı bildirim yapılmadığını, kitapları teslim almasının ya da

telefon görüşmesi yapmasının sürenin başlangıcı için yeterli olamayacağını,

dolayısıyla 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre açtığı davanın süresinde

olduğunu, 2577 sayılı Kanun'un7. ve 11. maddelerinin muğlak olup hak kaybına

yol açtığını ileri sürmüş ve başvuru dilekçesine ilaveten aleyhine 600 TL

vekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini iddia

etmiştir.

B. Değerlendirme

36. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun iddialarının özü

mahkemeye erişim hakkına ilişkin olduğundan başvuru adil yargılanma hakkı

kapsamında mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmiştir. Öte yandan başvurucu,

bakanlık görüşüne verdiği cevap dilekçesinde başvuruya konu davada aleyhine

vekâlet ücretine hükmedilmesinden de şikâyet etmiş ise de söz konusu şikâyetin

otuz günlük başvuru süresi içinde sunulan dilekçede herhangi bir şekilde ileri

sürülmediği görüldüğünden bu kısımla ilgili değerlendirme yapılmamıştır.

38.Diğer taraftan başvurucu 2577 sayılı Kanun'un7. ve 11.

maddelerinin muğlak olup hak kaybına yol açtığını, dolayısıyla iptal edilmesi

gerektiğini ileri sürmüş ise de bireysel başvuru yolu, bireylerin maruz kaldığı

temel hak ihlallerinin tespit edildiği ve tespit edilen ihlalin ortadan

kaldırılması için etkin araçları içeren anayasal bir güvencedir. Ancak Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yolu, kamusal bir düzenlemenin soyut biçimde

Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülmesini sağlayan bir yol olarak

düzenlenmemiştir. Bir yasama işlemi veya düzenleyici idari işlemin, temel hak

ve özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda bireysel başvuru yoluyla doğrudan

bu işlemlere değil ancak yasama veya düzenleyici idari işlemin uygulanması

mahiyetindeki işlem, eylem ve ihmallere karşı başvuru yapılabilecektir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 37). Buna göre başvuruya konu davada, 2577 sayılı Kanun'un 7. ve 11.

maddelerine istinaden davanın süre aşımı yönünden reddine karar verildiği ve

dolayısıyla bu Kanun hükümlerinin davaya uygulandığı anlaşılmış olup somut

başvurunun da bu açıdan değerlendirilmesi gerekir.

39. Anayasa’nın 36. maddesinin birici

fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

40. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre de bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biridir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52). Mahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılması

mümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın

13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir

(Murat Kara ve diğerleri, B. No:

2014/6042, 9/3/2017, § 59).

41. Buna göre uygulanacak sınırlandırmanın ihlale yol açmaması

için Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen

koşullardan kanuna dayanma, meşru amaç izleme ve ölçülü olma koşulları yerine

getirilmelidir.

42. Bu çerçevede dava açmayı imkânsız kılacak ya da aşırı

zorlaştıracak ölçüde kısa olmadıkça dava açma ya da kanun yollarına başvurma

için belli sürelerin öngörülmesi, hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve

tek başına bu durum mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013,

§ 27). Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın

hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği

gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde

aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

43. İdari işlemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi

altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma süresi kanunlarla

düzenlenmiş; Anayasa’nın 125. maddesi ve çeşitli usul kanunları uyarınca bu

sürelerin işlemeye başlaması idari işlemlerin yazılı bildirimine bağlanmıştır.

Yazılı bildirim esasının anayasal kural olarak düzenlenmesinin temel amacı,

idari işlemler karşısında kişilerin hak ve çıkarlarının yargısal yolla

korunması; bunun sağlanması için de dava açma hakkının kullanılmasının anayasal

güvence altına alınmasıdır. Başka bir ifade ile yazılı bildirimin önemi,

özellikle kişilerin menfaatlerini ihlal eden idari işlemlere karşı dava açma

hakkının kullanılmasında ortaya çıkmaktadır Usul kurallarının, hukuki

güvenliğin sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu

adaletin tecelli etmesine hizmet etmek yerine kişilerin davalarının yetkili bir

mahkeme tarafından görülmesi bakımından bir çeşit engel hâline gelmeleri

durumunda mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş olacaktır (Kamil Koç,§§ 66-68).

44. Bir kanuni düzenlemenin bireylerin davranışını ona göre

düzenleyebileceği kadar kesinlik içermesi, kişinin gerektiği takdirde hukuki

yardım almak suretiyle bu kanunun düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle

ortaya çıkacak sonuçları makul bir düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir.

Öngörülebilirliğin mutlak ölçüde olması gerekmez. Kanunun açıklığı arzu edilir

bir durum olmakla birlikte bazen aşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir.

Oysa hukukun ortaya çıkan değişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok

kanun -işin doğası gereği- yorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı

olan yoruma açık formüller içermektedir (Kamil Koç, § 71).

45. Danıştay içtihadında (bkz. §§25-27) idari işlemin niteliğinin

ve hukuki sonuçlarının davacı tarafından bütünüyle öğrenildiği kimi davalarda,

bilgi edinmenin (ıttılanın) yazılı bildirimin

sonuçlarını doğuracağı ve dava açma süresine başlangıç alınacağı kabul

edilmiştir. Bu istisnai durumun kabulüyle bilgi edinmenin dava açma süresine

başlangıç alınması ancak idari işlemin, niteliği ve doğurduğu hukuki sonuç

itibarıyla davacılar tarafından öğrenildiğinin kanıtlanması koşuluna bağlı olup

bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği açılan idari davada idari yargı merciince

karara bağlanabilir.

46. Başvuru konusu olayda, başvurucu -Derece Mahkemesi

aşamasında da belirttiği üzere- 2011-2012 öğretim yılında "İngilizce"

ve "Türk Dili" derslerinden muaf tutulmadığını 27/10/2011 tarihinde

öğrenmiş ve 22/12/2011 tarihinde anılan derslerden muaf tutulması talebiyle Açıköğretim Fakültesi Dekanlığına başvurmuştur.

Başvurucunun talebi, başvurucuya 12/1/2012 tarihinde tebliğ edilen işlemle reddedilmiştir.Başvurucu, önceden

almış olduğu derslerden muaf tutulmadığını 27/10/2011 tarihinde öğrendiğini

belirterek 8/3/2012 tarihli dilekçeyle iptal davası açmıştır. Eskişehir 1.

İdare Mahkemesi, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca başvurucunun kendi

ifade ettiği öğrenme tarihi olan 27/10/2011 tarihinde dava açma süresinin

başladığını, idari başvuruyla birlikte sürenin durduğunu, buna göre muaf

olmamaya ilişkin işleme karşı 56. günde idareye başvurulan başvurunun reddine

ilişkin işlemin öğrenildiği 12/1/2012 tarihinden itibaren kalan 4 gün içinde

yani en son 16/1/2012 tarihinde dava açılması gerekirken 8/3/2012 tarihinde

açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Karar,

Danıştay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

47. Olayda başvurucuya muafiyete ilişkin yazılı bir bildirim

olmamakla birlikte başvurucunun söz konusu derslerden muaf olmadığını

27/10/2011 tarihi itibarıyla bildiği (ıttıla sahibi olduğu) hususunda bir

tereddüt bulunmamaktadır. Başvurucu, olayda 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi

yerine Kanun'un 10. maddesinin uygulanmasının gerektiğini ileri sürmüş ise de

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediği temel yaklaşım

doğrultusunda kural olarak bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması bireysel başvuru

incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça bir keyfîlik

içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar

bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede derece mahkemelerinin

delilleri değerlendirmesinde açık ve bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

48. İlk Derece Mahkemesi, somut olayı yerleşik Danıştay

içtihadına uygun şekilde yorumlayarak idari işlemin öğrenildiği tarihi esas

almış ve 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesine göre dava açma süresinin olayda

geçirildiği sonucuna ulaşmıştır. Yapılan bu değerlendirme ve ulaşılan sonuç,

dava açmayı imkânsız kılacak nitelikte aşırı şekilci bir yaklaşım olmadığı gibi

belirtilen Kanun hükümlerine önceden öngörülmeyecek şekilde olağanın dışında

bir anlam verildiği şeklinde de değerlendirilmeyeceği; başvurucunun

gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle Derece Mahkemesinin somut olaya

ilişkin bu uygulamasını öngörebileceği anlaşılmaktadır.

49. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına

yönelik başvuru konusu olayda usul kuralları önceden öngörülmeyecek şekilde

olağanın dışında farklı yorumlanmadığı başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu : Elif ERDEN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7325, 19 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  14. Hakyemez
  15. Yamlı
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/7325
Tarih
19 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Reşit Orak Başvurusu (B. No: 2014/13609)
  • Mehmet Şentürk Başvurusu (B. No: 2014/13478)
  • Fikret Aydoğdu Başvurusu (B. No: 2014/18814)
  • H. E. Başvurusu (B. No: 2014/19220)
  • Nurten Kökcü Başvurusu (B. No: 2014/15241)
  • Selma Altundağ Başvurusu (B. No: 2014/14474)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.