İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Elif Kaya Başvurusu (B. No: 2014/266)

(Başvuru

Başvuru No2014/266Tarih6 Nisan 2017Okuma15 dk · 2.940 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Elif Kaya Başvurusu

Başvuru No
2014/266
Karar tarihi
6 Nisan 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.940 kelime·15 dk okuma·20 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/266)

Karar

Tarihi: 6/4/2017

BİRİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Burhan

ÜSTÜN

Üyeler : Nuri

NECİPOĞLU

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Kadir

ÖZKAYA

Yusuf

Şevki HAKYEMEZ

Raportör : Murat

ŞEN

Başvurucu : Elif

KAYA

Vekili : Av.

Ali AYDIN

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklunun ceza infaz

kurumuna yerleştirilmeden önce kurum personeli tarafından şiddet ve tacize

maruz bırakılarak zorla çıplak aranması nedeniyle işkence ve kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/12/2013 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği

bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü

sunmuştur.

8. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve ekleri ile

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisistemi (UYAP) aracılığıyla Aliağa Cumhuriyet

Başsavcılığından temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucu 20/6/2013 tarihinde

kolluk kuvvetlerince gözaltına alınmış vesilahlı terör örgütüne üye olmak

suçundan İzmir 2 No.lu Hâkimliğinin (TMK 10. madde ile görevli) 23/6/2013

tarihli kararı ile tutuklanmıştır.

11. Başvurucu, tutuklama kararı

üzerine İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu)

götürülmüştür. Ceza İnfaz Kurumuna kabulü sürecinde infaz koruma memurları

başvurucuyu aramak istemişler ve başvurucuyu arama odasına almışlardır.

12. İnfaz koruma memurlarının beyanı

kapsamında başvurucu, gözaltı esnasında kolluk tarafından arandığını belirterek

arama yapılmasına izin vermemiştir. Başvurucu ise infaz koruma memurlarının

çıplak arama yapmak istemesi üzerine bunun insanlık onuruna aykırı olduğunu

belirterek arama yapılmasına karşı çıkmıştır.

13. Başvurucunun karşı koyması üzerine

Kurum İkinci Müdürüne haber verilmiş ve Müdür sabaha karşı saat 05.00

sıralarında Ceza İnfaz Kurumuna gelmiştir. Başvurucunun arama yapılmasına karşı

olmasına rağmen mevzuat hükümleri gereğince araması yapılmıştır. İnfaz koruma

memurları aramanın çıplak olarak yapılmadığını ve zor kullanma yetkisinin

aşılmadığını belirtmişlerdir.

14. Başvurucu vekili, ertesi gün

başvurucuyu ziyarete gelmiş ve olaylar hakkında bilgi sahibi olmuştur.

Başvurucu vekili, başvurucunun çıplak aramaya karşı koyması üzerine infaz

koruma memurlarının tacize varacak tutum ve davranışlarla çıplak arama

yaptığını belirterek 5/8/2013 tarihinde Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığına

şikâyetçi olmuştur.

15. Öte yandan başvurucu hakkında

aramaya karşı çıktığından bahisle disiplin soruşturması açılmıştır.

16. Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığının

yürüttüğü soruşturma kapsamında olay günü aramaya katılan infaz koruma

memurlarının şüpheli sıfatıyla beyanları alınmış ve soruşturma sonucunda

11/10/2013 tarihinde müsnet suçun unsurlarının oluşmadığı belirtilerek

şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

17. Başsavcılık kararında ceza infaz

kurumuna alınan tutuklu ve hükümlülerin onuru rencide olmayacak şekilde mevzuat

uyarınca arama yapılması gerektiği, olayda da kadın başvurucunun kadın infaz

koruma memurları tarafından kapalı odada usule uygun şekilde arandığı, olayda çıplak

aramanın söz konusu olmadığı belirtilmiştir.

18. Kovuşturma yapılmasına yer

olmadığına dair karara yapılan itiraz, İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/3/2014

tarihli kararı ile reddedilmiştir.

19. Başvurucu hakkında yapılan

disiplin soruşturması sonucunda Disiplin Kurul Başkanlığının 1/7/2013 tarihli

kararı ile başvurucunun aramaya karşı çıktığından bahisle başvurucuya bir ay

süre ile ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası verilmiştir.

20. Başvurucu, Disiplin Kurulu

kararına karşı itirazda bulunmuş; Karşıyaka İnfaz Hâkimliğinin 25/10/2013

tarihli kararı ile 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 43. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi

uyarınca kurum görevlilerine karşı uygunsuz söz sarf etmek veya davranışta

bulunmak eylemi nedeni ile disiplin cezası verildiğinden bahisle itiraz istemi

reddedilmiştir.

21. Hâkimlik, duruşmalı olarak yaptığı

yargılamada başvurucunun ve tanık sıfatıylabazı infaz koruma memurlarının

beyanı alınmıştır. Bununla birlikte olaya ilişkin kamera kayıtları getirilerek

Hâkimlik tarafından incelenmiştir. Kararın gerekçesinde Hâkimlik, öncelikle

ceza infaz kurumlarında aramaya ilişkin mevzuatı incelemiştir. Buna göre ceza

infaz kurumlarında hükümlü ve tutukluların kuruma ilk geldiklerinde ya da

koğuştan çıkış ve girişlerinde aranmalarının bir zorunluluk olduğu, aksinin

kabulü hâlinde ceza infaz kurumuna sokulması yasak eşyaların sokulmasının

mümkün hâle geleceği ifade edilmiştir. Hâkimlik ayrıca yasak eşyaların

sokulması hâlinde de ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklular ile

infaz koruma memurlarının can güvenliklerinin ve sağlıklarının tehlikeye

gireceğini, kurumda disiplin ve düzeninin sağlanmasının imkânsız hâle

geleceğini vurgulamıştır.

22. Hâkimlik, gerekçesinin devamında

kamera kayıtlarının incelemesi sonucunda bazı tanıkların çelişkili beyanları

olsa da çıplak arama yapılmadığı kanaatine varmıştır. Özellikle başvurucunun

çıplak aranması için zor kullanılması hâlinde kıyafetlerinde olması beklenen

yırtıklık, yamukluk veya dağınıklık gibi durumların olmadığı belirtilmiştir.

23. İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı

başvurucu tarafından yapılan itiraz, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

8/11/2013 tarihli kararı ile reddedilmiş; karar, başvurucuya 19/11/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

24. 18/12/2013 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV.İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

25. 5275 sayılı Kanun'un 43. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Ziyaretçi kabulünden yoksun

bırakma cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne

çıkarılmamasıdır.

(2) Ziyaretçi kabulünden yoksun

bırakma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:

...

b) Aramaya karşı çıkmak.

...

(3) Resmî ve yetkili merciler ile

avukatlar ve yasal temsilcilerle görüşmelerde bu madde hükmü uygulanmaz."

26. 4/6/2006 tarihli ve 26131 sayılı

Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) “Arama,

güvenlik tatbikatı ve sayım” kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:

“…

(2) Hükümlünün üzerinde, kuruma

sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve

ciddi emarelerin varlığı ve kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde,

çıplak olarak veya beden çukurlarında aşağıda belirtilen usullere göre arama

yapılabilir.

a) Çıplak arama, hükümlünün utanma

duygusunu ihlal etmeyecek şekilde ve kimsenin görmemesini sağlayacak tedbirler

alınarak gerçekleştirilir,

b) Arama sırasında önce bedenin üst

kısmındaki giysiler çıkarttırılır, bedenin alt kısmındaki giysiler üst

kısmındaki giysiler giyildikten sonra çıkarttırılır. Bu giysiler de mutlaka

aranır,

c) Çıplak arama sırasında bedene

dokunulmaması için gerekli özen gösterilir. Aranan kişinin beden çukurlarında

bir şeyin bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin bulunması hâlinde

öncelikle, hükümlüden madde veya eşyanın kendisi tarafından çıkartılması

istenir, aksi hâlde bunun zor kullanılarak gerçekleştirileceği bildirilir.

Beden çukurlarındaki arama, cezaevi tabibi tarafından yerine getirilir,

d) Çıplak olarak arama, mümkün olan

en kısa süre içinde bitirilir.

(3) Beden ve üst aramaları aynı

cinsiyetten güvenlik ve gözetim görevlileri tarafından yapılır.

…

(9) Arama ve sayımlar sırasında insan

onuruna saygı esastır.”

B. Uluslararası Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

3. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.”

28. Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), tutuklu ve hükümlülerle ilgili olarak onların

korunmasız ve zayıf durumda olduklarını, en zor şartlarda dahi yetkililerin bu

kişilerin fiziksel esenliklerini korumakla sorumlu olduklarını belirtmiştir (Keenan/Birleşik

Krallık, B. No: 27229/95, 3/4/2001, § 91; Tarariyeva/Rusya, B. No:

4353/03, 14/12/2006, § 73; Vlademir/Romanov/Rusya, B. No: 41461/02,

24/7/2008, § 57).

29. AİHM,

cezaevi güvenliği sağlamak, suç işlenmesini ya da düzenin bozulmasını

engellemek amacıyla çıplak arama yapılmasının gerekli olabileceğini kabul

etmiştir (Van Der Ven/Hollanda, B. No: 50901/99, 4/2/2003, § 60)Ancak

somut olayın şartları açısından bu uygulamanın üzüntü ve aşağılama duygusunu

artırabileceği, bu yönüyle kamu otoritelerinin hükümlü/tutukluların onurunu

zedelemeyecek şekilde uygun davranmaları gerektiği değerlendirilmektedir (Van

Der Ven/Hollanda, §§ 61-62; Valašinas/Litvanya, B. No: 44558/98,

24/7/2001, § 117; Iwanczuk/Polonya, B. No: 25196/94, 15/11/2001, § 59; Frerot/Fransa,

B. No: 70204/01, 12/6/2007, §§ 38-47; Pawel Pawlak/Polonya, B. No:

13421/03, 30/10/2012, § 141).

30. AİHM;

tamamen duyusal yalıtma ile birlikte bütünüyle sosyal yalıtmanın kişiliği

tahrip edeceğini, güvenlik veya başka gerekçelerle haklı gösterilmeyecek bir

insanlık dışı muamele biçimi oluşturacağını belirtmiştir. Diğer taraftan

mahkûmların diğer mahkûmlarla görüşmesinin yasaklanmasının güvenlik, disiplin

veya önleyici tedbirlerin gerektirdiği koşullarda Sözleşme'nin 3. maddesinin

ihlali olarak değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. (Öcalan/Türkiye, B.

No: 46221/99, 12/5/2005, § 191). Ayrıca güvenliği sağlama, tutulan kişiyi diğer

tutulanlardan koruma, devam eden yargılamada sanıkların hileli iş birliği

yapmalarını veya tutulan kişinin dışarıdakilerle suç için iş birliği

yapmalarını önleme gibi amaçlarla tek başına tutma tedbirinin uygulanması da

mümkündür. Başka bir ifade ile sıkı güvenlik rejimine ilişkin bir tedbir olan

tek başına tutma kendiliğinden Sözleşme'nin 3. maddesine aykırı bir müdahale

sayılmaz (Van der Ven/Hollanda, § 50). Uzun süre başkalarından ayrı

tutmanın Sözleşme'nin 3. maddesi kapsamında bir ihlal oluşturup oluşturmayacağı

değerlendirirken olayın içinde bulunduğu özel koşullara, tedbirin

zorunluluğuna, süresine, izlenen amaca ve ilgili kişi üzerindeki etkilerine

bakılması gerekir (Rohde/Danimarka, B. No: 69332/01, 21/7/2005, § 93).

V. İNCELEME

VE GEREKÇE

31. Mahkemenin

6/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. İşkence

ve Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu;

tutuklanması üzerine sevk edildiği İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun

mahkûm kabul bölümünde Kurum personeli tarafından çıplak kalacak şekilde

soyularak arama yapılmasını reddetmesi üzerine şiddet ve tacize maruz kalarak

kendisinin zorla çıplak aramasının yapıldığını, çıplak aramanın insanlık

onuruna aykırı olduğunu, aramayı kabul etmediği için verilen disiplin cezasının

mahiyeti nedeniyle adeta tecrit içinde tecrit yaşadığını belirterek Anayasa’nın

17. ve 19. maddelerinde tanımlanan işkence ve kötü muamele yasağı ile kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, Anayasa'nın 19.

maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

şikâyetlerinin özünü aldığı disiplin cezası oluşturmaktadır. Başvurucunun bir

ay süre ile ziyaretçiden yoksun bırakılmasının -tutuklu olarak cezaevinde

bulunması nedeniyle kişi özgürlüğünün zaten kısıtlı olduğu gözetildiğinde-

Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında değil Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında düzenlenen kötü muamele yasağı çerçevesinde incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

34. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi

ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:

"Herkes, … maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

35. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Maddenin

üçüncü fıkrasında kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muamele”ye tabi tutulamayacağı

düzenlenmiştir. Anılan fıkrayla özel olarak insan onurunun korunması

amaçlanmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §

80).

36. Bu bağlamda Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında öngörülen işkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir

cezaya veya muameleye tabi tutulma yasağı mutlak bir nitelik taşımakta olup bu

kapsamda öncelikle kamusal yetkiyle güç kullanan görevlilerin hiçbir şekilde

kişilerin beden ve ruh bütünlüğüne zarar vermemelerini gerektirir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 81).

37. Anayasa’nın 17. maddesi

cezaevinde tutulan bir hükümlü veya tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan

onuruna yakışır bir şekilde olmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın

yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahkûmları, özgürlükten mahrum

kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı

veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir. Cezaevinde tutulmanın pratik

gerekleri çerçevesinde mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların

yeterli bir şekilde güvence altına alınması ve mahkûmlara gerekli tıbbi

yardımın sağlanması da insan onuruna yakışır koşulların sağlanması için

gereklidir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 39).

38. Bu bağlamda işkence ve kötü muamele

konusundaki iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların

gerçekliğini tespit etmek için her türlü şüpheden uzak, makul kanıtların

varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden

ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu

koşulların tespiti hâlinde kötü bir muamelenin varlığından bahsedilebilir (C.D.,

B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

39. Öte yandan bireysel başvurulara ilişkin şikâyetlerin

incelenmesinde Anayasa Mahkemesinin sahip olduğu rol ikincil niteliktedir.

Ancak Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve kötü

muamele yasağı ihlali ile ilgili iddialarda bulunulduğu zaman Anayasa

Mahkemesi, bu konu hakkında tam bir inceleme yapmalıdır. Soruşturma ve

kovuşturma aşamasında delilleri değerlendirmek kural olarak Cumhuriyet

savcıları ve derece mahkemelerin işi olduğundan Anayasa Mahkemesinin görevi, bu

makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi

değerlendirmesini koymak değildir. Bu nedenle öncelikle yapılması gereken

bireysel başvuru dosyasındaki iddiaların maddi boyutu açısından soruşturma

ve/veya kovuşturma dosyasındaki değerlendirmede ortaya konulan delillerin

yeterli olup olmadığını değerlendirmektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin

cezai sorumluluk bağlamında suça ya da masumiyete ilişkin bir bulguya ulaşma

görevi bulunmamaktadır. Diğer taraftan derece mahkemelerinin bulgularının

Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen normal şartlar altında bu mahkemelerin

maddi olaylara ilişkin yaptığı tespitlerden ayrılmak için de kuvvetli

nedenlerin var olması gerekir.

40. Çıplak arama yapılması, hükümlü ve

tutuklular açısından tek başına kötü muamele yasağını ihlal eden bir durum

olarak değerlendirilemez. Nitekim ceza infaz kurumlarının güvenliğinin

sağlanması, hükümlü ve tutukluların kurum içinde kendilerine, diğer

hükümlü/tutuklara ve infaz koruma memurlarına zarar verecek veya suç

oluşturacak uyuşturucu maddelerin, kesici ve delici aletlerin sokulmasının

engellenmesini amaçlamaktadır. Nitekim İnfaz Tüzüğü'nün 46. maddesinde de bu

husus düzenlenerek çıplak aramanın hukuki dayanağı ortaya konmuştur.

41. Öte yandan çıplak arama usulü ve

sıklığı kötü muamele yasağının ihlali sonucunu doğurabilir. Özellikle ceza

infaz kurumunda güvenlik, düzenin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi

amacını aşacak ve hükümlü/tutuklular yönünden insan onurunu zedeleyecek

nitelikte bir uygulamaya dönüşmesi kötü muamele yasağı yönünden gözönünde

bulundurulması gereken hususlardır. Bu bağlamda hükümlü/tutukluların aynı

cinsiyetten personel tarafından aranması, çok sık arama yapılarak aramanın

rencide etme uygulamasına dönüşmemesi, başkalarının karşısında yapılmaması

gerekmektedir.

42. Somut olayda başvurucunun şiddet

ve tacize varan bir çıplak arama olduğu iddialarına yönelik olarak başvurucunun

savunulabilir ve her türlü makul şüpheden uzak bir delili bulunmamaktadır.

Başvurucu, şiddete maruz kaldığına dair herhangi bir sağlık raporu sunmadığı

gibi buna ilişkin bir talebi olduğundan da bahsetmemiştir. Başvurucu vekilinin

olayın ertesi günü ziyarette bulunduğu gözetildiğinde başvurucu vekilinin de

şiddete yönelik iddiaları delillendirmek için sağlık raporu talep etme

imkânının olduğu açıktır. Ancak başvurucu vekilinin de bu yönde bir talebi

olmamıştır. İnfaz Hâkimliğinin kamera kayıtlarında yaptığı incelemede de

başvurucunun görüntülerinde herhangi bir zorlama tespit edilmemiştir.

Dolayısıyla başvurucunun çıplak aranmaya yönelik iddialarının dayanağı olduğu

söylenemez (Turan Günana (5), B. No: 2013/5545, 15/12/2015, §§ 64-66).

43. Öte yandan başvurucu, çıplak arama

yapılmasına yönelik olarak çıplak aramanın sıklığı, uygulanması açısından

mevzuatta beliritilen standartlar dışında onurunu zedeleyecek bir usulde yapıldığına

yönelik bir iddia dile getirmemiştir.

44. Başvurucunun verilen disiplin

cezası nedeniyle tecrit edildiğine ilişkin iddiaları yönünden ise tek başına

tutma veya tecrit olarak adlandırılabilecek bir yalnızlaştırmadan bahsedebilmek

için kişin ziyaretten yoksun bırakılmasından öte mahkûmun diğer tüm iletişim

imkânlarının da elinden alınması gereklidir. Dolayısıyla diğer

hükümlü/tutuklularla görüşme, haberleşme araçlarından yararlanma ve sadece bir

ay süre ile ziyaretçiden yoksun bırakılma gözetildiğinde başvurucunun uzun süre

veya süresiz bir şekilde tek başına tutulma veya sosyal yalnızlaştırılmaya

maruz kaldığından bahsetmek mümkün değildir (Turan Günana, B. No:

2013/3550, 19/11/2014, §§ 39-49).

45. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

46. Başvurucu; cezaevinde bir hükümlü

ile kavga ettiğinden bahisle beş gün hücre cezası ile tecziyesine karar verildiğini,

kamera kayıtlarının incelenmesi sonucu çıplak aramanın yapıldığının açıkça

görülebilir olmasına ve tanık beyanlarının birbiri ile çelişkili olmasına

rağmen disiplin cezasına karşı yapmış olduğu itirazda İnfaz Hâkimliğinin

vakıaları ve delilleri yanlış değerlendirdiğini, sanık pozisyonunda yer alan

kişilerin tanık sıfatı ile dinlenildiğini, kamera kayıtlarının yer aldığı

görüntülerde dokuz gardiyanın fiile iştirak ettiğinin açık olmasına rağmen

sadece tutanak mümzileri dinlenmek suretiyle eksik incelemeye dayalı olarak

karar verildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

47. Başvurucu hakkındaki hücre hapsi

cezası, haberleşme veya iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun

bırakılma sonucunu ortaya çıkaracağından ve bu durumda başvurucunun kişisel

hakları etkilendiğinden bu bağlamdadisiplin cezasına ilişkin uyuşmazlığın

“medeni hak" ile ilgili olduğu kabul edilmelidir (Cihan Yeşil, B.

No: 2013/8635, 6/5/2015). Dolayısıyla başvurucunun disiplin cezasına

çarptırılmasından dolayı yaptığı şikâyetin İnfaz Hâkimliği tarafından

incelenmesinin "medeni hak" kapsamında kaldığının ve Anayasa'nın 36.

maddesinin uygulanmasının mümkün olduğunun kabul edilmesi gerekir. Başvurucunun

tanık dinlenmemesi ve bilirkişi raporu alınmamasına ilişkin şikâyetleri

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlali iddiası

kapsamında değerlendirilmiştir.

48. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme

hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi, adil

yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği

ilkesi kapsamında kabul edilmektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 38). Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının

usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan

birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve

savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip

olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §

32).

49. Delilleri değerlendirme ve gösterilmek istenen

delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisinin esasen derece

mahkemelerine ait olduğu, derece mahkemelerinin dava konusuna, elde edilen

delillerin ağırlığına ve iddia ilesavunmalara göre tanık beyanı, keşif icrası

ve bilirkişi incelemesi gibi delilleri toplamama veya incelememe konusunda

takdir yetkisine sahip olduğu dikkate alındığında (İlker Erdoğan, § 25),

tanık dinlenmemesine ve bilirkişi incelemesi yaptırılmamasına ilişkin ileri

sürülen hususun silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal

etmediği sonucuna varılmıştır.

50. Öte yandan Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda

ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların

kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel

başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere

müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren tespit ve

sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351,

18/9/2013, § 42).

51. Başvurucu tarafından ileri sürülen diğer

iddialar, Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk

kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası

veya açık bir keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında

ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

52. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Özel Hayatın Gizliliği

ve Haberleşme Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

53. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda çıplak

aranması nedeniyle bir ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılmasına

dair disiplin cezası verildiğini, verilen disiplin cezasının mahiyeti nedeni

ile haberleşme özgürlüğü ve ailesi ile ilişki kurma hakkının kısıtlandığını

belirterek Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde tanımlanan özel hayatın

gizliliği ve haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

54. Başvurucunun disiplin cezasının süresi,

ailesiyle haberleşmesinin tamamen kesilmemesi, ziyaret dışındaki haberleşme

imkânlarının kısıtlandığına dair bir iddiasının olmaması nedeniyle açık ve

görünür bir ihlalin olmadığı değerlendirilmiştir.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. İşkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Özel hayatın gizliliği ve haberleşme

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil

edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini

ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 6/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/266, 6 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. Üstün
  7. Necipoğlu
  8. Özkaya
  9. Şen
  10. Kaya
  11. I. Başvurunun Konusu
  12. II. Başvuru Süreci
  13. III. Olay Ve Olgular
  14. Iv.ilgili Hukuk
  15. A. Ulusal Hukuk
  16. B. Uluslararası Hukuk
  17. V. İnceleme
  18. Ve Gerekçe
  19. A. İşkence
  20. B. Adil Yargılanma Hakkının
  21. C. Özel Hayatın Gizliliği
  22. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/266
Tarih
6 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Ahmet Fetullahoğlu Başvurusu (B. No: 2014/19484)
  • Aytaç Cebesoy Başvurusu (B. No: 2014/19491)
  • Abdulkadir Karadeniz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7724)
  • Abdulkerim Kavak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12431)
  • Öykü Özen Başvurusu (B. No: 2014/12737)
  • Özlem Yavuz Başvurusu (B. No: 2014/11044)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.