İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emrah Yayla Başvurusu (B. No: 2017/34742)

1. Başvuru, infaz hâkimliğince yapılan incelemede

Başvuru No2017/34742Tarih13 Ekim 2020Okuma18 dk · 3.674 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Emrah Yayla Başvurusu (2)

Karar tarihi
13 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/34742
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.674 kelime·18 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, infaz hâkimliğince yapılan incelemede

şikâyette bulunanın duruşmada hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü

aktarımı suretiyle duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılması ve müdafi

yardımından yoksun bırakılma nedenleriyle adil yargılanma hakkının; ceza infaz

kurumundaki birtakım uygulamalar ve bazı haklardan disiplin cezasının yerine

getirilmesi sürecinde mahrum bırakılma sebebiyle de kötü muamele yasağının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/9/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

10. 1981 doğumlu olan başvurucu, başvuru tarihi

itibarıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçu ile başka suçlardan aldığı

cezaların infazı kapsamında Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.

11. Başvurucunun 1/11/2016 tarihinde hastaneden dönüşü

sırasında yüksek sesle slogan atması, ayrıca ring aracı içindeki kamerayı

araçta bulunan diğer iki hükümlü ile beraber yanlarında temizlik ihtiyacı için

bulundurdukları peçete ile kapatması nedeniyle hakkında disiplin soruşturması

başlatılmıştır.

12. Disiplin soruşturmasına konu belgelerden başvurucunun

sözlü savunma verdiği anlaşılmaktadır. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu

Başkanlığınca 11/11/2016 tarihinde başvurucu hakkında ring aracı içindeki

kamerayı kapatması nedeniyle sevke, nakle veya bunlarla ilgili olarak alınacak

tedbirlere karşı çıkma disiplin suçundan beş gün hücreye koyma cezası ile

cezalandırılmasına, hastanedeki tedavisinin bitiminden sonra yüksek sesle

slogan attığı gerekçesiyle de gereksiz yere marş söyleme veya slogan atma

disiplin suçundan iki ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasına karar

verilmiştir.

13. Başvurucu, süresi içinde İnfaz Hâkimliğine başvuruda

bulunmuştur. İnfaz Hâkimliğinin 20/2/2017 tarihinde düzenlediği tensip

zaptında, 23/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu'nun 6.

maddesinin ikinci fıkrasına 22/7/2010 tarihli ve 6008 sayılı Kanun'un 5.

maddesiyle eklenen cümle gereğince başvurucunun disiplin cezasına karşı

savunmasının alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun

savunmasının alınması için duruşmada hazır edilmesine, Disiplin Kurulu kararı

ile ilgili savunmasını vekâletnamesini ibraz etmesi suretiyle avukatı ile

birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabileceği hususunun başvurucuya

bildirilmesine karar verilmiştir. Aynı gün İnfaz Kurumuna gönderilen

müzekkerede ise başvurucunun beyanının Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS)

ile alınacağı belirtilmiştir.

14. 27/4/2017 tarihli duruşmada SEGBİS odasında hazır

bulundurulan başvurucu; mahkeme huzurunda avukatının da hazır bulunmasıyla

savunma yapmak istediğini beyan etmiştir. Hâkimlik; duruşmanın SEGBİS aracılığı

ile yapılmasının ceza muhakemesi ilkelerinden yüz yüzelik ilkesine uygun

olduğunu, bu yönde Anayasa Mahkemesi kararı bulunduğunu ve SEGBİS ile yapılan

duruşmanın duruşma salonundakinden farklı olmadığını bildirmiştir.

15. Başvurucunun duruşma salonunda bulunma talebi

Hâkimlikçe reddedilerek duruşmaya SEGBİS ile devam edilmiştir. Duruşma sonunda

başvurucunun avukatı ile beraber ifade vermek için istediği sürenin

verilmesine, ilgili tanıkların dinlenilmesine ve başvurucunun bir sonraki

duruşmada SEGBİS aracılığı ile hazır edilmesine karar verilmiştir.

16. Bir sonraki duruşmada SEGBİS odasında hazır

bulundurulan başvurucu; arkadaşlarıyla beraber İnfaz Kurumunda işkence

gördüğünü, baskı altında tutulduğu bir ortamda savunma yapamayacağını

belirterek mahkeme huzurunda avukatı eşliğinde savunma yapmak istediğini

belirtmiş; tekrar süre verilmesini talep etmiştir. Hâkimlik, başvurucunun

yeniden süre istemini reddetmiştir.

17. Hâkimliğin 11/7/2017 tarihli kararı ile başvurucunun

Disiplin Kurulu kararına yaptığı itiraz reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde;

Cumhuriyet savcısı mütalaası ile başvurucunun dosya kapsamındaki dilekçesinin

içeriği, başvurucunun İnfaz Hâkimliği nezdinde vermiş olduğu beyan, olayın

meydana geldiğine ilişkin tutanak ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak

başvurucunun eylemleri nedeniyle hakkında verilen disiplin cezalarının kanuna

uygun olduğu belirtilmiştir.

18. Başvurucu 14/8/2017 tarihli dilekçesi ile duruşma

salonunda bizzat hazır bulunarak ifade vermek istediği hâlde SEGBİS ile

duruşmaya katılmaya zorlandığını, duruşma salonunda savunma yapma hakkını

kullanmasına izin verilmediğini, tanıklara soru soramadığını belirterek karara

itiraz etmiştir.

19. Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/8/2017 tarihli

kararıyla "Ceza İnfaz Kurumunda, ring aracında ve sevk edilen hastanede

uyulması gerekli düzene aykırı davranışın yaptırımının olması gerektiği,

cezanın niteliğinin ve süresinin makul ve orantılı olduğu vicdani kanaatine [varıldığı]"

belirtilerek başvurucunun itirazı reddedilmiştir.

20. Başvurucu 18/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

21. İlgili hukuk kaynakları için bkz. Emrah Yayla, [GK],

B. No: 2017/38732, 6/2/2020, §§ 28 - 42.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Duruşmada

Hazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucu; duruşma salonunda bizzat hazır bulunarak

savunma yapmak istediği hâlde SEGBİS ile duruşmaya katılmaya zorlandığını,

duruşma salonunda bizzat savunma yapma hakkını kullanmasına izin verilmediğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

24. Bakanlık görüşünde; SEGBİS ile ilgili mevzuat

hakkında açıklamalarda bulunularak SEGBİS yönteminin hangi durumlarda

uygulanabileceğinin, hangi mercinin bu yöntemin kullanılmasına karar verme

yetkisine sahip olduğunun ve ses-görüntü bağlantısı için gerekli olan teknik

altyapıya ilişkin koşulların ilgili mevzuatta açık bir şekilde düzenlendiği

belirtilmiştir. Görüş yazısında; SEGBİS ile ifadesi alınanların duruşma

salonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilme imkânı olduğu, yargılama

makamının ve duruşmada hazır bulunan diğer kişilerin de aynı şekilde ifade

alma, beyanda bulunma ve soru yöneltme gibi yargısal işlemleri karşılıklı

olarak gerçekleştirebilme imkânına sahip oldukları, başka bir ifadeyle

SEGBİS'in içerdiği bu özellikler sayesinde yargılamanın unsurlarından biri olan

yüz yüzelik ilkesinin gerçekleştiği belirtilmiştir.

25. Bakanlık görüşünde ayrıca somut olayın özellikleri,

davanın niteliği, dava konusunun karmaşık olup olmadığı, başvurucunun içinde

bulunduğu durum ve yargılamanın aşaması ile birlikte yargılama faaliyetinin

bütünü gözönüne alındığında başvurucuya savunmasını hazırlaması ve itirazlarını

mahkeme önünde etkili bir şekilde ileri sürebilmesi için makul bir süre

tanındığı, gerekli olan tüm bilgilere ulaşma imkânı verildiği belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa'nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında duruşmada hazır

bulunma hakkı yönünden incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

28. Başvuruya benzer olaylarda kabul edilebilirlik

kriterleri kapsamında uygulanacak ilkeler, Anayasa Mahkemesinin Emrah Yayla

(aynı kararda bkz. §§ 53-56) kararında ortaya konmuştur. Somut olayda da

başvurucu hakkında uygulanan disiplin cezaları nedeniyle yaptığı şikâyetin

infaz hâkimliği tarafından incelenmesinin medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin uyuşmazlık kapsamında kaldığı ve dolayısıyla Anayasa’nın 36.

maddesinin uygulanmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir.

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

30. Anayasa Mahkemesi aynı mahiyetteki şikâyetleri Emrah

Yayla (aynı kararda bkz. §§ 58-86) kararında incelemiş olup anılan

karardaki ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı

anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi anılan kararda, medeni hak ve yükümlülüklere

ilişkin uyuşmazlıklarda tarafların SEGBİS aracılığı ile duruşmaya

katılımlarının sağlanmasının duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik bir

müdahale oluşturduğunu tespit ederek bu müdahalenin ihlal oluşturup

oluşturmadığına ilişkin değerlendirmenin ise kanunilik, meşru amaca

dayalı olma ve ölçülülük ilkeleri yönünden yapılacak inceleme

sonucunda belirlenebileceğini ifade etmiştir. Buna göre medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda tarafların SEGBİS aracılığıyla duruşmaya

katılımlarının sağlanması şeklindeki müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi

için kanuni bir temelinin bulunması, meşru bir amaca dayalı ve ölçülü olması

gerekir (Emrah Yayla, §§ 62 - 67).

31. Anayasa Mahkemesi, Emrah Yayla kararında söz

konusu müdahalenin ölçülü bir müdahale olarak kabul edilebilmesi için gerekli

olan genel ilkeleri de ortaya koymuştur (Emrah Yayla, §§ 68-75). Bu

genel ilkelere göre medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda

duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin ölçülü bir müdahale olup

olmadığı ölçülülük ilkesinin alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik

ve orantılılık ilkeleri yönünden yapılacak değerlendirmenin sonucuna

göre belirlenebilecektir. Buna göre duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması,

ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olduğunun gösterilmesi ve

orantılılık yönünden bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen

amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede

özellikle gereklilik ilkesi uyarınca uyuşmazlığın tarafının duruşmada

hazır bulunmasını zorunlu kılan bir olgunun yokluğu derece mahkemelerince somut

ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır. Bu gerekliliğin ortaya

konulması bağlamında kişilerin duruşmada bizzat hazır bulunmayı talep

etmelerine rağmen SEGBİS yoluyla katılımlarının neden yeterli görüldüğünün ve

duruşmada bizzat hazır bulunmayı imkânsız hâle getiren veya büyük ölçüde

zorlaştıran koşulların neler olduğunun ifade edilmesi gerekir (Emrah Yayla,

§ 73).

32. Somut olayda ceza infaz kurumunda hükümlü olarak

bulunan başvurucunun İnfaz Hâkimliğince açılan duruşmada bizzat hazır bulunma

taleplerinin reddedilmesi 4675 sayılı Kanun'un 6. maddesinin yollamasıyla

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 196. maddesinin (4)

numaralı fıkrasına dayandığından anılan müdahale kanunilik ölçütünü

karşılamaktadır. Ayrıca hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonuna

transferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamaların

hızlandırılması sebebiyle duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin

usul ekonomisinin gerçekleştirilmesine yönelik meşru bir amaca dayandığı

anlaşılmaktadır.

33. Başvuru konusu olayda Hâkimlikçe duruşmalı inceleme

yapılmasına karar verilmiş; duruşma tarihinde başvurucunun İnfaz Kurumunda

bulunan SEGBİS odasında hazır edilerek duruşmaya video konferans bağlantısı

üzerinden katılması istenmiştir. Başvurucunun anılan yöntemle savunma yapmak

istemediğini bildirmesi üzerine Hâkimlikçe aşağıdaki şekilde bir ara kararı

verilmiştir:

"Anayasa Mahkemesinin 20/01/2017

tarih ve 2016/12905 başvuru numaralı kararında segbis yoluyla alınan beyanların

yüz yüzelik ilkesinin sağladığı yönündeki kararı okundu, segbis'in duruşma

salonunda gibi olduğu ifade edildi."

34. Hâkimlikçe daha sonra başka bir işlem yapılmaksızın,

dosyadaki mevcut yazılı bilgi ve belgeler değerlendirilerek bir sonuca

ulaşılmış ve başvurucunun disiplin cezalarına karşı itirazı reddedilmiştir.

35. Başvurucunun davranışı sebebiyle uygulanan bir disiplin

cezasının şikâyet konusu edildiği uyuşmazlık kapsamındaki duruşmada hazır

bulunmanın gerekli görülmemesinin sebepleri somut olarak açıklanmamıştır.

Hâkimliğin yukarıda aktarılan gerekçesi aslında başvurucunun duruşmada

bulunma talebinin somut yargılamayla bağlantılı olmayan genel bir sebeple ve

kategorik olarak reddedildiğini göstermektedir. Anılan gerekçe her durumda

duruşmada bulunma talebinin reddedilmesi gerektiğini belirtmektedir. Somut

olayda başvurucunun duruşmaya katılması yönünde hiçbir çaba gösterilmemiş, aynı

şehir merkezinde bulunan bir ceza infaz kurumundan duruşmaya katılamamanın

niçin gerekli görüldüğü açıklanmamıştır. Bu çerçevede Hâkimlikçe hiçbir

alternatif değerlendirilmeden ve olaya özgü somut gerekçeler de sunulmadan

-genel ve kategorik bir yaklaşımla- başvurucunun duruşmada hazır bulunma

talepleri reddedilmiştir. Uyuşmazlığın bizzat duruşmada bulunmayı gerektiren

bir nitelik taşıyıp taşımadığı hususunda Hâkimlikçe herhangi bir değerlendirme

yapılmadan genel ve kategorik bir sebeple başvurucunun yokluğunda duruşma

yapılması ve duruşmada hazır bulunma hakkına müdahale için en uygun aracın

seçilmemesi müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna yol açmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır

bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ ve Yıldız SEFERİNOĞLU ek

gerekçeyle bu sonuca katılmışlardır.

M. Emin KUZ farklı gerekçeyle bu sonuca katılmıştır.

B. Diğer İhlal

İddiaları

37. Başvurucu adil yargılanma hakkı kapsamında, hakkında

verilen disiplin cezalarına karşı yaptığı şikâyetin değerlendirilmesi sürecinde

avukatının hazır bulunmasıyla savunma yapması için kendisine yeterli süre

tanınmadığını belirterek müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Bunun yanında başvurucu; hükümlü olarak tutulduğu

Ceza İnfaz Kurumunun İdaresince verilen hücre disiplin cezasının sonucu olarak

ziyaretçi kabulüne izin verilmediğini ve tek başına hücrede tutulduğunu, ayrıca

ring aracının kamerasıyla gözetlenmesinin gerekli olmadığını, kanuna aykırı bu

uygulama nedeniyle psikolojik olarak baskı altında tutulduğunu, bu hususun kötü

muamele yasağını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

38. Başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal

edildiğine karar verildiğinden, disiplin cezalarına karşı yaptığı şikâyetin

değerlendirilmesi sürecinde avukatının hazır bulunmasıyla savunma yapması için

kendisine yeterli süre tanınmadığı ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği

yönündeki diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden

ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesi talebinde

bulunmuş, ayrıca Anayasa Mahkemesince uygun görülecek bir tazminata karar

verilmesini talep etmiştir.

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir

(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

44. İncelenen başvuruda duruşmada hazır bulunma hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

45. Bu durumda duruşmada hazır bulunma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

46. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi

duruşmada hazır bulunma hakkının ihlalinin sonuçlarını giderme bakımından

yeterli görüldüğünden başvurucunun tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır

bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK

BULUNMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine (E.2017/33, K.2017/1110) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

EK GEREKÇE

Başvurucu, ring aracı içindeki kamerayı kapatma nedeniyle

sevke, nakle veya bunlarla ilgili olarak alınacak tedbirlere karşı çıkma

disiplin suçundan beş gün hücreye koyma ve hastanedeki tedavisinin bitiminden

sonra yüksek sesle slogan atma gerekçesiyle de gereksiz yere marş söyleme veya

slogan atma disiplin suçundan iki ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılma

cezasıyla cezalandırılmıştır.

Hakkında tesis edilen disiplin cezalarına karşı infaz

hâkimliğine yaptığı itirazının incelenip karara bağlanması sürecinde

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek

bireysel başvuruda bulunmuştur.

Aynı başvurucu tarafından yapılan ve aynı nitelikte olan

2017/38732 sayılı başvuruda Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nca 6.2.2020 tarihli

ihlal kararı verilmiş idi. Bizler de söz konusu kararda karşı oy kullanmış

idik.

Vaka bu olmakla birlikte, eldeki başvurunun incelenip

karara bağlandığı tarih itibarıyla, aynı veya benzer konulara ilişkin olarak

yapılan başvurularda Anayasa Mahkemesince istikrarlı bir biçimde ihlal

kararları verildiği görülmektedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin bu

konudaki görüşü yerleşik hale gelmiş bulunmaktadır. Hal böyle olunca anılan

karşı oy görüşümüz hilafına, iş bu başvuruda başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada

hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar vermek gerektiğini

değerlendiriyoruz.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M.Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız SEFERİNOĞLU

Basri BAĞCI

Raportör

:

Hikmet Murat AKKAYA

Başvurucu

:

Emrah YAYLA

FARKLIGEREKÇE

İnfaz hâkimliğince yapılan incelemede başvurucunun

duruşmada hazır bulunarak savunma yapmak istemesine rağmen bunun kabul

edilmemesi sebebiyle adil yargılanma hakkı kapsamında duruşmada hazır bulunma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Kararın gerekçesinde; infaz hâkimliğinin duruşmalı

inceleme yapmaya ve başvurucunun duruşmaya video konferans yoluyla katılmasına

karar verdiği, başvurucunun bu usulle savunma yapmak istemediğini belirtmesi

üzerine dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle disiplin

cezalarına yönelik şikâyetin reddedildiği, ancak somut olayda infaz

hâkimliğinin başvurucunun duruşmaya katılması için hiçbir çabaya girmeden, aynı

şehirde olmasına rağmen duruşmaya getirilememesinin nedenlerini açıklamadan ve

olaya özgü somut gerekçeleri belirtmeden duruşmada hazır bulunma talebini

reddetmesi sebebiyle anılan hakka yapılan müdahalenin gerekli olmadığı

belirtilerek Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamında duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Bilindiği gibi, 4675 sayılı Kanunun 3. maddesine göre

hükümlü ve tutuklular hakkındaki disiplin tedbirleri ile cezalarına ilişkin

şikâyetleri inceleyerek karara bağlamakla görevli olan infaz hâkimlerinin, aynı

Kanunun 6. maddesine göre bu şikâyetleri “duruşma yapmaksızın dosya üzerinden

bir hafta içinde” karara bağlayacakları; disiplin cezalarına karşı yapılan

şikâyetlerde hükümlü veya tutukluların savunmalarını aldıktan ve talep edilen

diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra karar verecekleri hükme

bağlanmıştır. Böylece, söz konusu şikâyetlerin incelenmesinde öngörülen usûl

Kanunda açık olarak düzenlenmiş ve infaz hâkimlerine duruşma yapma hususunda

bir takdir yetkisi tanınmamıştır.

Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasında, disiplin

cezalarına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkiminin hükümlü veya

tutuklunun savunmasını alması ve hükümlü veya tutuklu savunmasını hazır

bulunmak ve avukatıyla birlikte yapma istiyorsa bu şekilde; gerekli görülmesi

hâlinde de ceza infaz kurumunda alabilmesi öngörülmüştür. Buna göre infaz

hâkiminin söz konusu savunmayı odasında veya duruşma salonunda yahut ceza infaz

kurumunda alması mümkündür. Ancak infaz hâkiminin, disiplin cezasına karşı

şikâyet üzerine hükümlü veya tutuklunun savunmasını alma zorunluluğu duruşma

yapmasını gerektirmediği gibi buna imkân da vermemekte; bu düzenleme, duruşma

yapılmadan dosya üzerinden bir hafta içinde karar verilmesini öngören hükmün

istisnasını oluşturmamakta ve şikâyetçi duruşma salonunda dinlenildiyse bu da

duruşma yapıldığı anlamına gelmemektedir. Anılan hüküm, esas olarak, disiplin

cezalarına yönelik şikâyetlerin karara bağlanmasından önce ilgilinin

savunmasının infaz hâkimi tarafından dinlenilmesini ve talep edilen diğer

delillerin toplanıp değerlendirilmesini gerektirmektedir.

5271 sayılı Kanunun “Kovuşturma Evresi” başlıklı Üçüncü

Kitabının “Kamu Davasının Yürütülmesi” başlıklı Birinci Kısmının “Duruşma”

başlıklı İkinci Bölümünde düzenlenen ve ceza muhakemesinde kendisinden sonra

gelen sonuç çıkarma devresine geçmeyi mümkün kılan duruşma, Kanunda öngörülen

belirli şartların yerine getirilmesini gerektiren ve aleniyet, sözlülük, yüze

karşılık ve vasıtasızlık gibi özellikleri bulunan bir yargılama evresidir. Bu

itibarla, söz konusu şikâyetler bakımından bir suç isnadı altında olmayan ve

hakkında bir kamu davası da yürütülmeyen hükümlü ve tutuklunun 4675 sayılı

Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasına göre savunmasının alınmasının zorunlu

olmasından ve bunu hazır bulunmak suretiyle yapmak isteyen hükümlü veya

tutuklunun varsa avukatıyla birlikte hazır bulunarak yapabilme imkânından

hareketle, savunmanın infaz hâkimi tarafından sözlü olarak alındığı safha

duruşma olarak değerlendirilemez.

Bu nedenle, 4675 sayılı Kanunun 6. maddesinin ikinci

fıkrasında yer verilen “infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden …

karar verir” şeklindeki emredici hükme rağmen, hâkimin başvurucunun duruşmaya

bizzat katılması için çaba göstermesi yahut duruşmaya katılmamasının niçin

gerekli görüldüğünün açıklanmasının zorunlu olduğu yönündeki değerlendirmelere

katılmak da mümkün değildir. Mezkûr emredici hüküm infaz hâkiminin duruşma

açmasına imkân vermediği gibi, aynı maddenin dördüncü fıkrasındaki “İnfaz

hâkimi, Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza

Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre inceleme ve işlemlerini yürütür ve

kararını verir” hükmü de ancak 4675 sayılı Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde

uygulama alanı bulacağından, ikinci fıkradaki açık hüküm sebebiyle duruşma ile

ilgili hükümler uygulanamaz ve söz konusu şikâyetlerin incelenmesinde duruşma

yapılamaz.

Kısaca 4675 sayılı Kanunda, hükümlü ve tutukluların

disiplin cezalarına karşı yaptıkları şikâyetlerin duruşmalı olarak incelenmesini

değil, infaz hâkimi tarafından dinlenilmelerini güvence altına alan bir

düzenleme tercih edildiğinden, kanunla duruşmada bulunma hakkı tanındığından

söz edilemez. Kanunun 6. maddesinin ikinci fıkrasında, duruşma yapılmadan dosya

üzerinden inceleme yapılarak bir hafta içinde karar verilmesini öngören hüküm

-devamındaki savunma alınması zorunluluğu gibi- esasen söz konusu şikâyetlerin

anlamsız hâle gelmeden ivedilikle karara bağlanmasını sağlayacak bir adil

yargılanma güvencesi olarak öngörülmüştür. İnfaz hâkimi tarafından hükümlü ve

tutuklunun savunmasının alınmasını zorunlu kılan hükümden duruşma yapılması

imkânı veya zorunluluğunun çıkarılması ise, disiplin cezalarına karşı yapılan

itirazların -kabul edilmeleri hâlinde bile- çoğu zaman anlamsız hâle gelmesine

ve söz konusu güvencenin etkisiz kalmasına yol açabilecek niteliktedir.

Nitekim başvuru konusu olayda infaz hâkimi, 20/2/2017

tarihinde, başvurucunun savunmasının alınması gerektiğini belirterek duruşma

yapmaya karar vermiş ve başvurucuya iki ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma

ile beş gün hücreye koyma cezası verilmesine ilişkin 11/11/2016 tarihli

Disiplin Kurulu kararına karşı yapılan şikâyetin 27/4/2017 tarihinde yapılacak

duruşmada inceleneceğini bildirmiştir. Böylece -anılan disiplin cezalarının

süreleri de dikkate alındığında- başvurucunun şikâyetinin duruşma yapılmadan

dosya üzerinden bir hafta içinde karara bağlanacağına ve savunması alındıktan

ve talep edilen deliller toplanarak değerlendirildikten sonra karar

verileceğine ilişkin kanun hükmü etkisiz kılınmıştır.

Başka bir anlatımla, adil yargılanma hakkının kapsamında

bulunan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olan duruşma(da

hazır bulunma) hakkının kabulüne ilişkin yorum, şikâyetin etkili bir şekilde

incelenmesini engellemiş ve başvurucunun duruşma yapılmadan herhangi bir

şekilde dinlenilmesini gerektiren mezkûr hükmü etkisiz hâle getirmiştir. Bu

nedenle -aynı başvurucunun ilk başvurusunda verilen ihlal kararına ilişkin

farklı gerekçemde de belirttiğim üzere- öncelikle incelenmesi gereken husus

adil yargılanma hakkının kapsamında olan ve mahkeme önündeki bir uyuşmazlığın

makul bir sürede karara bağlanmasını güvence altına alan mahkeme hakkının ihlal

edilip edilmediği olmalıdır (bkz. Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732,

6/7/2020).

Somut olayda, başvurucuya verilen disiplin cezaları

konusundaki şikâyetin -verilen cezaların süreleri de dikkate alınarak- Kanunun

6. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen usûle uygun şekilde başvurucunun

savunması alındıktan, talep ettiği deliller de toplanıp değerlendirildikten

sonra ve beş günlük hücreye koyma cezası ile iki ay ziyaretçi kabulünden yoksun

bırakma cezasının infaz edilmesinden ve şikâyeti kabul edilecekse de bu kararın

anlamsız hâle gelmesinden önce karara bağlanması gerekirken, şikâyetin

duruşmalı olarak incelenmesine ve duruşmanın şikâyet başvurusundan yaklaşık

beşbuçuk ay sonra yapılmasına karar verilmiş; sekiz ay sonra da şikâyet

reddedilmiştir.

Bu itibarla, başvurucunun, mahkeme önündeki uyuşmazlığın

makul bir sürede karara bağlanmasını güvence altına alan mahkeme hakkı ihlal

edilmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle, başvurucunun adil

yargılanma hakkının, duruşmada hazır bulunma hakkı yönünden değil mahkeme hakkı

yönünden ihlal edildiği düşüncesiyle ihlal kararına farklı gerekçeyle

katılıyorum.

Başkan

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Yıldız SEFERİNOĞLU

Üye

M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/34742, 13 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Duruşmada
  13. B. Diğer İhlal
  14. C. 6216 Sayılı
  15. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır
  16. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  17. C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK
  18. D. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkının
  19. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Ek Gerekçe
  21. Farklıgerekçe
  22. M. Emin KUZ
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/34742
Tarih
13 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Ahmet Turgut Başvurusu (B. No: 2018/29409)
  • Melek Altun Başvurusu (B. No: 2019/19673)
  • Saniye Özçelik Başvurusu (B. No: 2019/20289)
  • Kürşat Durmuş Başvurusu (B. No: 2019/25369)
  • Cenk Çelik Başvurusu (B. No: 2018/13456)
  • Aladdin Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/36426)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.