İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emre Kartal Başvurusu (B. No: 2014/5020)

1. Başvuru, askerliğe elverişli

Başvuru No2014/5020Tarih6 Ekim 2015Okuma15 dk · 3.093 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emre Kartal Başvurusu

Karar tarihi
6 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2014/5020
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.093 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, askerliğe elverişli

olmadığı hâlde idare tarafından yeterli muayene yapılmayarak kendisine askerlik

yaptırılması nedeniyle uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararların

tazmini istemiyle açılan davanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)

tarafından süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucu Anayasa’nın 35. maddesinde

düzenlenen mülkiyet ve 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma haklarının

ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/4/2014 tarihinde

Vezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

1/12/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir

örneği görüş için gönderilmiş; Bakanlık, yazılı görüşünü 14/1/2015 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık görüş yazısı,

başvurucuya 28/1/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne

karşı cevaplarını içeren dilekçesini 2/2/2015 tarihinde sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu olan yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvurucu, 21/2/2012

tarihinde askerlik görevini yapmak üzere askere sevk edilmiş, İstanbul Boğaz

Komutanlığı Güvenlik Tabur Komutanlığında görevliyken GATA Haydarpaşa Eğitim

Hastanesince düzenlenen 30/1/2013 tarihli raporla askerliğe elverişli

olmadığına karar verilip aynı tarihte terhis edilmiştir.

9. Söz konusu rapor 6/3/2013

tarihinde onaylanarak kesinleşmiş, başvurucu bu raporun 30/4/2013 tarihinde

kendisine tebliğ edildiğini belirtmiştir.

10. Başvurucu, 25/4/2013

tarihinde Vezirköprü PTT Şubesinde kayda giren tazminat talepli dilekçesiyle

idareye başvurmuş; başvurunun zımnen reddi üzerine 9/9/2013 tarihinde açtığı

dava ile 5.000 TL maddi, 1.500 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.

11. AYİM İkinci Dairesi,

25/9/2013 tarihli ve E.2013/1261, K.2013/1111 sayılı kararıyla davayı

reddetmiştir. Karar oyçokluğu ile alınmış olup kararın ilgili kısmı şöyledir:

“… davacının durumu değerlendirildiğinde; 21.02.2012

tarihinde askere sevk edilen davacının İstanbul Boğaz K.lığı

Güvenlik Tabur Komutanlığında görevli iken sevk edildiği GATA Haydarpaşa Eğitim

Hastanesince düzenlenen 30.01.2013 tarih ve 1317 sayılı raporu ile “hidronefroz, ürteropelvik bileşke

obstürksiyonu ile birlikte (sağ hidronefroz)”

tanısıyla askerliğe elverişli olmadığına karar verildiği, bu rapora binaen aynı

tarihte (30.01.2013) terhis edildiği, söz konusu raporun 06.03.2013 tarihinde

onaylanarak kesinleştiği, Mahkememizin yerleşik içtihatlarında da benimsendiği

üzere davacının lehine yorum yapılarak zarardan raporun onay tarihi itibariyle

(06.03.2013) haberdar olduğunun kabulü gerektiği, zararın rapor onay tarihinde

kesin bir biçimde öğrenilmiş olması sebebi ile sonradan bu kesinliği teyid eder mahiyetteki yeni bir takım işlemlerin yapılmış

ve/veya muhatabına bildirilmiş olmasının başvuru süresini ve dolayısıyla da

dava açma süresini etkilemeyeceği, bu nedenle fiili terhis tarihinden itibaren

veya lehe kabulle raporun onay tarihinden itibaren 60 günlük yasal dava açma

süresi içinde doğrudan dava açılması veya ihtiyari müracaatta bulunulması

üzerine ihtiyari müracaat tarihine kadar geçen dava süresi de dikkate alınarak

dava açma süresi içerisinde iş bu davanın açılması gerekirken, davacı vekilinin

25.04.2013 tarihinde Vezirköprü PTT Şubesinde kayda giren tazminat talepli

dilekçesi ile davalı idareye müracaat bulunulduğu, davalı idarece bu müracaata herhangi

bir cevap verilmemesi üzerine 60 günlük idari dava açma süresi geçtikten sonra

09.09.2013 tarihinde dava açtığı, böylelikle işbu davanın 1602 sayılı AYİM

Kanununun 42 ve 35. Maddelerinde öngörülen 60 günlük dava açma süresi içinde

yapılmadığı anlaşılmış ve süreaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır.”

12. Karşıoy gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Bu değerlendirme kapsamında işlemden doğan tam yargı

davasına konu olan olayda, davacının askerliğe elverişli olmadığına ilişkin

kesinleşen sağlık kurulu raporunun davacıya tebliğinden önce 24.04.2013 tarihli

dilekçeyle ihtiyari idari müracaatta bulunduğundan zararı bu tarihte öğrendiği

kabul edilerek 60 günlük dava açma süresinin başlatılması gerektiği, davacının

müracaatına cevap verilmediğinden 60 günlük cevap verme süresinin (müracaatın

idareye ulaştığı 25.04.2013 veya 29.04.2013 tarihinden başlatılması durumunda)

24.06.2013 veya 28.06.2013 tarihinde zımni olarak reddedildiğinin kabul

edilmesi gerektiği, anılan tarihlerden itibaren 60 günlük dava açma süresinin

çalışmaya ara verme süresi (20.07.2013-31.08.2013) içinde sona erdiği, 1602

sayılı Yasanın 86'ncı maddesine göre de; ara vermenin sona erdiği 06 Eylülden

itibaren yedi gün sürenin uzatılmış sayıldığı ve sürenin son günü tatil gününe

rastlarsa sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar

uzayacağı, bu durumda 06 Eylül 2013 tarihinden itibaren sürenin 7 gün uzamış

olduğu, davanın da bu süre içerisinde 09.09.2013 tarihinde (pazartesi) açılmış

olması sebebiyle davada süre aşımı bulunmadığı ve bu nedenle davanın esastan

görülmesi düşüncesinde olduğumdan, davanın süre aşımı yönünden reddine karar

veren sayın çoğunluk görüşüne katılamadım.”

13. Başvurucunun karar düzeltme

istemi de aynı Dairenin 26/2/2014 tarihli ve E.2014/343, K.2014/257 sayılı

kararıyla reddedilmiştir.

14. Karar başvurucuya 21/3/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu tarafından

7/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

16. Anayasa’nın 125. maddesinin

son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle

yükümlüdür.”

17. 4/7/1972 tarihli ve 1602

sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “İhtiyari müracaat” başlıklı 35. maddesinin (a) bendi

şöyledir:

“Kesin işlem yapmaya

yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması,

değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış

olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu

müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde

cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açma

süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.”

18. 1602 sayılı Kanun’un “Dava açma süresi” başlıklı 40. maddesinin

birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

“Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma

süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı

süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür.”

19. 1602 sayılı Kanun’un “İptal ve tam yargı davaları” başlıklı

42. maddesi şöyledir:

“İlgililer, haklarını

ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde

doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte

açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması

üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde

verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan

dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası

açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurma

hakları saklıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 6/10/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/4/2014 tarihli ve 2014/5020

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, askerlik

öncesinde var olan rahatsızlığı tespit edilmeyerek askere alındığını; askerlik

hizmetini yerine getirirken adına düzenlenen 30/1/2013 tarihli ön raporda, kesin

sağlık kurulu raporunun üst onay makamınca onaylanmasından sonra kendisine

gönderileceğinin bildirildiğini, bu nedenle eldeki ön rapor ile kesin işlem

yapılamayacağını, kati raporun ise yazılı talebe binaen 30/4/2013 tarihinde

tebliğ edildiğini, bu durumda yapılan idari başvuruya cevap verilmemesi üzerine

9/9/2013 tarihinde açılan davanın süresinde kabul edilmesi gerekirken davanın

süre yönünden reddedildiğini, diğer yandan karar düzeltme talebinin reddi

üzerine para cezasına mahkûm edildiğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde

düzenlenen mülkiyet ve 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş; maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmeye bağlı olmaksızın olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Buna göre başvurucunun şikâyetinin özü,

açtığı tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle esasının

incelenememesi ve karar düzeltme talebi üzerine para cezasına mahkûm edilmesi

dolayısıyla adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye

erişim hakkına ilişkindir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

23. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

24. Başvurucu, askerliğe

elverişli olmadığı hâlde idare tarafından yeterli muayene yapılmayarak

kendisine askerlik yaptırılması nedeniyle uğradığını öne sürdüğü zararlarının

tazmini istemiyle açtığı davanın, süre aşımı nedeniyle reddedildiğini ve karar

düzeltme talebi üzerine para cezasına mahkûm edildiğini belirterek adil

yargılanma hakkının alt güvencelerinden olan mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

25. Bakanlık görüş yazısında,

mahkemeye erişimin bir unsuru olan mahkeme hakkının mutlak bir hak olmadığı ve

özellikle bir davanın açılabilirliğine ilişkin bazı

sınırlamalar ve niteliği gereği bu konuda düzenleyici işlemlere konu

olabileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte görüş yazısında bu sınırlamaların

dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek

seviyeye ulaşmaması gerektiği; başvurucunun, askere elverişli olmadığını terhis

tarihi itibarıyla biliyor olduğu ve lehine yorum yaparak rapor tarihini dava

açma süresi başlangıcı olarak esas aldığı AYİM tarafından belirtildiği ve

başvurucunun iddiaları incelenirken bu hususların göz önünde bulundurulması

gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.

26. Başvurucu cevap

dilekçesinde, sağlık raporunun kesinleşmesinin ardından tebliğin yapılmasının

mevzuat gereği olduğunu ve kesin raporun tebliğinin ardından, süresi içinde

dava açtığını belirtmiştir.

27. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması”

kenar başlıklı 40. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen

herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme

hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde,

ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmek zorundadır.

Kişinin, resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu

uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin

edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”

29. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

30. Adil yargılanma hakkının en

temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. (Özkan

Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM), mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel unsurlarından biri olarak

kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda

tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye

ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade

etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki

belirsizliklerin, tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu

hakkın ihlal edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).

31. Hukuki güvenlik ile

belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki

güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının

öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven

duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici

yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve

kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını

ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini

ifade etmektedir (AYM., E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013).

32. Mahkemeye erişim hakkı,

kural olarak mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla

birlikte getirilecek sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması,

meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir

yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine

ilişkin olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu

davalar niteliği gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte

bu sınırlamalar dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,

11/10/2001, § 22).

33. Mahkemeye ulaşmayı aşırı

derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim

hakkını ihlal edebilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına

başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız

kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve

mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre

koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış

hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını

kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya,

B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§ 36-40).

34. Belli bir hakkın mahkemede

ileri sürülebilmesi ya da hak arama hürriyeti kapsamında bir davanın

açılabilmesi için öngörülecek süreler hukuk güvenliği ilkesi gereği olup adil

yargılanma hakkının ihlali olarak değerlendirilemez. Anılan süreler,

mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan, eksik ya da

ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar

hakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne

geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli ve meşru amaçlara hizmet

ederler. Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler, devletin takdir yetkisi

içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı oldukça ve hakkın özünü

zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetini engellemiş sayılmazlar

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22083/93, 22095/93, 22/10/1996, § 51).

35. Bunun yanında bir mahkemeye

başvuru hakkının yasal birtakım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa

da mahkemeler usul kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını

ihlal edebilecek aşırı şekilcilikten diğer yandan da yasalar tarafından

düzenlenen usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı

gevşeklikten kaçınmalıdırlar (Walchli/Fransa,

B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

36. Somut olayda başvurucu,

Vezirköprü Askerlik Şubesi Başkanlığınca yapılan kontrollerin ardından askerlik

hizmetini yapmaya elverişli olduğu gerekçesiyle 21/2/2012 tarihinde askere sevk

edilmiştir. İstanbul Boğaz Komutanlığı Güvenlik Tabur Komutanlığında

görevliyken GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesince düzenlenen 30/1/2013 tarihli

raporla sevk işlemi öncesinde var olan rahatsızlığının askerlik yapmaya engel

olduğu tespit edilmiş ve aynı gün başvurucunun terhis işlemi yapılmıştır.

Başvurucunun hastalığına ilişkin rapor 6/3/2013 tarihinde onaylanmış ve 30/4/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, askerliğe elverişli

olmadığı hâlde askerlik hizmeti yaptırıldığından bahisle 25/4/2013 tarihinde

Millî Savunma Bakanlığına başvuru yaparak maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuş, Bakanlık tarafından altmış gün içinde cevap verilmemesi üzerine

9/9/2013 tarihinde aynı istemle AYİM’de dava

açmıştır.

37. AYİM İkinci Dairesi ise

başvurucunun 30/1/2013 tarihli rapora istinaden aynı tarihte terhis edildiği,

söz konusu raporun 6/3/2013 tarihinde onaylandığı, başvurucunun terhis tarihi

itibarıyla askere elverişli olmadığı hâlde askerlik hizmetine tabi tutulduğunu

öğrendiğini ve bu tarihten itibaren dava açma süresinin başlamasına rağmen lehe

yorum yapılarak askerlik hizmetine tabi tutulmasından dolayı uğradığı zarar

nedeniyle en geç, raporun onay tarihinden itibaren dava açma süresinin

başlaması gerektiği, bu tarihten itibaren altmış günlük yasal dava açma süresi

içinde doğrudan dava açılması veya ihtiyari müracaatta bulunulup o tarihe kadar

işleyen dava süresi de dikkate alınarak kalan dava açma süresi içinde davanın

açılması gerekirken 25/4/2013 tarihinde idareye başvurulup herhangi bir cevap

verilmemesi üzerine 9/9/2013 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı

gerekçesiyle süre aşımı yönünden reddine karar vermiştir.

38. AİHM; Sözleşme sisteminin,

bazı durumlarda Sözleşmeci Devletlerin Sözleşme’nin 6. maddesiyle güvence

altına alınan haklardan etkili olarak yararlanılmasını sağlamak için gerekli

tedbirleri almasını gerektirdiğini (Vaudelle/Fransa, B. No: 35683/97, 3/1/2001, § 52), bunun her şeyden

önce hakkında dava açılan kişinin durumdan haberdar edilmesini gerektirdiğini

ifade etmektedir (Dilipak ve

Karakaya/Türkiye, B. No: 7942/05, 24838/05, 4/3/2014, § 77).

39. Bu bağlamda, mahkemelerin

usul kurallarını uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek

kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının

ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınmaları

gereklidir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

40. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği mevzuatın yorumlanması ve uygulanması, derece

mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu yorum ve uygulamaların etkilerinin

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle

bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa Mahkemesince incelenebileceği tabiidir.

Mahkemeye erişim hakkı yönünden yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın

koşulları çerçevesinde olacaktır.

41. İdari işlemlerin sürekli bir

biçimde dava açılma tehdidi altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı

ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılma

süresi kanunlarla düzenlenmiştir. 1602 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca

dava açma süresinin işlemin yazılı bildirim tarihinden itibaren altmış gün

olduğu 42. maddesinde, bir idari işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan

dolayı ilgililerin icra tarihinden itibaren altmış gün içinde Askeri Yüksek

İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası açabilecekleri, bu durumda

olanların Kanun’un 35. maddesi uyarınca idareye başvuru haklarının saklı olduğu

belirtilmiş, Kanun’un 35. maddesinin (a) bendinde ise dava açma süresi içinde

idareye başvuru yapılabileceği, yapılan bu başvurunun dava açma süresini

durduracağı, altmış gün içinde idare tarafından cevap verilmez ise kalan dava

açma süresi içinde davanın açılabileceği düzenlenmiştir.

42. Başvurucu, 1602 sayılı

Kanun’da belirtilen dava açma süresinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği

yönünde bir şikâyeti bulunmayıp anılan sürenin başlangıç tarihinin esas

itibarıyla terhis tarihi olarak ve lehine yorum yapılarak hakkında düzenlenen

sağlık raporunun kesinleşme tarihinin esas alınarak belirlenmesinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

43. Somut olayda, başvurucu

askere elverişli olmadığı hâlde askere alındığını, sağlık muayenesinin ardından

yapılan erken terhis işlemi ile öğrenmiştir. Burada başvurucunun askere

alınması zararı doğuran icrai nitelikte bir işlem

olup sağlık koşulları nedeniyle askere elverişli olmadığı hâlde askerlik

hizmetine tabi tutulmasının mümkün olmadığının sağlık raporu ile tespitinin

yapılmasının ardından tesis edilen erken terhis işlemi ise başvurucunun

elverişli olmadığı hâlde askere alınması işlemi nedeniyle zarara uğradığını

öğrendiği ve değerlendirebildiği tarih olup AYİM yorumu uyarınca sağlık

raporunun onayı ile de idari başvuru ve dava açma süreleri başlamış olmaktadır.

Erken terhis işleminden sonra hakkında düzenlenen sağlık raporunun

onaylanmasının ardından bu raporun başvurucuya tebliğ edilmesi ise ancak açılan

tazminat davasında rahatsızlığın seviyesine göre talep edilecek olan tazminat

tutarının hesaplanmasına etki edecek bir faktör olarak göz önünde

bulundurulabilir.

44. Anayasa Mahkemesi, bir

temyiz incelemesi yapmamakla birlikte adil yargılanma hakkı çerçevesinde

mahkemeye erişim hakkına yönelik sınırlamaların veya mevzuat yorumlamalarının,

dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne zarar verecek

seviyeye ulaşmaması gerektiği, bu yönden başvuru konusu olaya bakıldığında

askerlik hizmetine alınmadan önceki rahatsızlığı nedeniyle askerlik hizmeti

yükümlüsü olmaması gereken başvurucunun, elverişli olmadığı hâlde askere alınması

işlemi nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemiyle açtığı davada, AYİM

tarafından dava açma süresinin, başvurucunun bu durumundan terhis tarihi

itibarıyla haberdar olduğu, bunun yanında başvurucu lehine yorum yapılarak

sağlık raporunun onaylandığı tarihten itibaren dava açma süresinin başladığı

şekilde değerlendirme yapılarak 1602 sayılı Kanun’da öngörülen sürelerden sonra

başvurucunun açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinde yapılan yorum,

başvurucunun askere elverişsiz olduğunu terhis ile öğrendiği ve hangi nedenle

elverişsiz olduğuna ilişkin sağlık kurulu raporuna bu tarih itibarıyla

ulaşabileceği göz önünde bulundurulduğunda mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede

zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren nitelikte olmadığından başvurucunun

mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.

45. Bunun yanında başvurucu,

karar düzeltme talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine aleyhine para

cezasına hükmedilmiş olmasının da mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

46. Anılan şikâyet konusu, daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesince hükmolunan bu

miktarın, gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı

olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı dolayısıyla söz konusu

yaptırımın mahkemeye erişim hakkına bir engel teşkil etmediği kabul edilerek bu

iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir (Mustafa Kemal Sungur, B.

No: 2013/2507, 6/3/2014, §§ 36-42; Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§§ 38, 39; Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Maillard/Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005, §§ 35, 37; Topaloğlu/Türkiye, B. No: 38388/04,

3/7/2012; Dalar/Türkiye, B. No:

35957/05, 21/2/2012, § 52). Somut başvuru açısından farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön bulunmamaktadır.

47. Yukarıdaki açıklamalar

çerçevesinde, başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği sonucuna

ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Mahkemeye erişim hakkının ihlali iddiasına yönelik şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

2.

Mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

B. Yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde bırakılmasına

6/10/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Emre KARTAL Vekili : Av. Sezai DEMİRKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5020, 6 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5020
Tarih
6 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Ayşe Zengin Başvurusu (B. No: 2014/13014)
  • Ahmet Özışık Başvurusu (B. No: 2013/2714)
  • İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2013/5573)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2014/1416)
  • Erdal Korkmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2653)
  • Turan Günana Başvurusu (B. No: 2013/8554)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.