İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İlhan Cihaner Başvurusu (B. No: 2013/5573)

1. Başvuru, ulusal düzeyde yayın yapan Zaman gazetesinde

Başvuru No2013/5573Tarih6 Ekim 2015Okuma18 dk · 3.668 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İlhan Cihaner Başvurusu (6)

Karar tarihi
6 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/5573
R.G. Tarih-Sayı
21/11/2015-29539
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.668 kelime·18 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal düzeyde yayın yapan Zaman gazetesinde

yayımlanan bir haberde kullanılan ifadelerin kişilik haklarını zedelediği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 25/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/12/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Ulusal düzeyde yayın yapan Zaman gazetesinin 3/3/2011

tarihli nüshasında, başvurucunun Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde

Erzincan Adliyesinde yaşanan bazı yolsuzluk iddialarına yer verilerek başvurucu

hakkında “Erzincan’daki reçete yolsuzluğundan da kurtarılmış” başlıklı bir

haber yayımlanmıştır.

6. Gazetede yayımlanan haber şöyledir:

“Cihaner'in başsavcı

olduğu dönemi kapsayan Nisan 2008 dönemi reçetelerinde 11

bin 249 liralık yolsuzluk yapıldığı öne sürüldü. Bilirkişi raporları ve

Sayıştay ilamlarında, Erzincan Adliyesi'nde bazı çalışanlar ve yakınlarına

reçetede yazılan 3 kutu ilaç yerine 23 kutunun fatura edildiği, boş reçeteler

karşılığı ilaç verildiği, Tenzile Yayla isimli hastaya kırmızı reçeteyle

verilebilen bir reçetede var olan miktarların bin katı miktarda faturalandırma

yapıldığı tespitleri yer aldı. Usulsüz ödeme ve reçete yolsuzluğunun eczane

sorumlularına dava açılarak kapatıldığı da ortaya çıktı. Erzincan Eczanesi'nin

yetkilisi ve çalışanları hakkında kamu kurum ve kuruluşunu dolandırmak suçundan

5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Bu dönemde harcama

yetkilisi olan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner

hakkında herhangi bir adlî ve idarî bir işlem yapılmaması dikkat çekti.

Usulsüzlüğün gerçekleştirme görevlisi Özdemir Korkmaz'a ise idarî soruşturma

kapsamında verilen göstermelik bir uyarı cezası verilerek dosyanın kapatıldığı

vurgulandı.”

7. Başvurucu, söz konusu haber nedeniyle kişilik haklarına

saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek 10/3/2011 tarihinde, Ankara 13. Asliye

Hukuk Mahkemesinde ilgililer aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.

8. Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi 3/4/2012 tarihli

kararla davanın reddine karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir:

“...

Manevi tazminata karar verilebilmesi için

kişilik haklarına bir saldırı bulunması, bunun hukuka aykırı bir şeklide

gerçekleştirilmesi şarttır. Kişilik hakkı zedelenen kişinin rızası, daha üstün

nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması,

eylemi haklı kılan ve manevi tazminat sorumluluğunu ortadan kaldıran birer

hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmektedir.

Anayasa ile tanınmış olan basın özgürlüğünün

amacı kamuyu ilgilendiren konularda doğru ve gerçeğe uygun haber vermeyi

sağlamak, zamanında, gereken ayrıntıları ile ve doğru olarak kamu yararı

bulunan haberleri toplayarak halka ulaştırmak, böylece toplumun düşünce ve

kanaatlere ulaşmasını sağlayarak toplumun denetimine aracı olmaktır. Basının

haber verme yanında aynı sınırlar içinde kullanılmak kaydı ile eleştiri hakkı

da bulunmaktadır. Bu hakkın kullanılması nedeniyle kişilik hakları zarara

uğrasa dahi, basın özgürlüğü üstün bir hak olarak hukuka uygunluk nedeni

sayıldığından bundan zarar gören kişilerin tazminat hakkının doğmayacağı

açıktır. Ancak basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, gerçeklik, güncellik, kamu

yararı, toplumsal ilgi ve konu ile düşünce arasında düşünsel bağlılık temel

kuralları ile sınırlıdır. Yapılan yayında bu unsurlardan herhangi birinin bulunmaması

hukuka uygunluk nedenini ortadan kaldıracağından tazminat sorumluluğunun

doğması kaçınılmazdır.

Davaya konu yazının olayın özellikle

değerlendirildiğinde davaya konu haberin verildiği andaki durum ve iddialara

uygun olarak yansıtıldığı güncel görünürdeki durumun belirtilmiş olduğu,

davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetini taşımadığı, haber verme ve halkı

bilgilendirme sınırlarının da aşılmadığı kanaat ve sonucuna varılmakla genel

anlatımına bakıldığında davaya konu haberde reçete işleminin konu edildiği ve

eleştirildiği görülmektedir.

Toplanılan delillere, açıklanan gerekçeye göre

gazetedeki yazının basın özgürlüğü kapsamında kaleme alınmış ve eleştiri

sınırları içerisinde olduğu, hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği

kanısına varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.”

9. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin 27/5/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır.

10. Anılan karar 9/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

11. Başvurucu 25/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. Anayasa'nın 9. maddesi şöyledir:

"Yargı yetkisi, Türk Milleti adına

bağımsız mahkemelerce kullanılır."

13. Anayasa'nın 28. maddesi şöyledir:

"Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi

kurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.

(İkinci fıkra mülga: 3.10.2001-4709/10 md.)

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır.

…"

14. Anayasa'nın 138. maddesi şöyledir:

"Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar;

Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm

verirler.

Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı

yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez;

genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.

…"

15. Anayasa'nın 140. maddesi şöyledir:

"Hâkimler ve savcılar adlî ve idarî yargı

hâkim ve savcıları olarak görev yaparlar. Bu görevler meslekten hâkim ve

savcılar eliyle yürütülür.

Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve

hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.

Hâkim ve savcıların nitelikleri, atanmaları,

hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin

ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında

disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle

ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma

yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren

suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük

işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla

düzenlenir.

…

Hâkimler ve savcılar, kanunda belirtilenlerden

başka, resmî ve özel hiçbir görev alamazlar.

Hâkimler ve savcılar idarî görevleri yönünden

Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.

…"

16. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun

58. maddesi şöyledir:

“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören,

uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para

ödenmesini isteyebilir.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 6/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 25/7/2013 tarihli ve 2013/5573 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde

bir gazete sahibinin de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında ceza

soruşturması yürüttüğünü, bu sebeple birtakım medya organları tarafından

kendisi aleyhine mesleki itibarını ve kişilik haklarını hedef alan yayınlar

yapıldığını, Zaman gazetesinde yer alan söz konusu haberin de kişilik haklarını

hedef aldığını, haberde Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde yürütülen

soruşturmaların ve yapılan idari işlerin hukuka aykırıymış gibi gösterilmeye

çalışıldığını ve haberin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür.

19. Başvurucu ayrıca 12/9/2010 tarihinde yapılan Anayasa

değişikliği referandumundan sonra Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK)

değişiklikler yapıldığını, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığının zarar

gördüğünü iddia etmiştir. Başvurucu, Zaman gazetesi aleyhine açtığı manevi tazminat

davasının, etkin olmayan bir yargılama sonucunda ve Yargıtayın

emsal nitelikteki kararlarına aykırı olarak reddedildiğini, Yargıtay 4. Hukuk

Dairesince de kararın onandığını, derece mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız

olmadıklarını belirtmiştir.

20. Başvurucu; Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan adil

yargılanma hakkının, anılan gazetede yayımlanan haber nedeniyle Anayasa’nın 38.

maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin, Derece Mahkemeleri

tarafından verilen kararların gerekçelerinin yetersiz olması nedeniyle

Anayasa'nın 141. maddesinin, gazetede yayımlanan haberin kişilik haklarına

zarar vermesi nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğini iddia

etmiş; ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesi veya 10.000 TL manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Başvuru dilekçesinde başvurucu, tahkir içeren sözler

nedeniyle şeref ve itibarın korunması hakkının, Derece Mahkemelerinin

değerlendirmelerinin kendisini korumaması nedeniyle ihlal edildiğini belirterek

Anayasa’nın 17., 25., 26., 28., 36., 38., 40., 90. ve 141. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun

şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerini dile getirme biçimi dikkate alınarak

bu şikâyetlerin Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında incelenmesi uygun

görülmüştür. Başvurucunun adil yargılanma hakkının, etkili başvuru hakkının ve

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerinin özü, Derece

Mahkemelerinde yapılan yargılamaların ve verilen kararların kendisinin şeref ve

itibarını korumakta yetersiz kaldıkları iddiasıdır.

23. Başvurucu ayrıca şikâyete konu haber nedeniyle masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bununla birlikte söz konusu

yayının yapılması nedeniyle herhangi bir kamu gücünü kullanan organ veya

yetkili hakkında şikâyetçi olmamış, genel olarak yayının yapılması sırasında ve

daha sonra Derece Mahkemelerinde yapılan yargılama sırasında devletin itibarını

korumadığından şikâyetçi olmuştur.

24. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair

kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence

altına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu

ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti

yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama

makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez; suçlu

muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

25. Başvuruya konu haberde yer alan bazı ifadelerden,

suçluluğu ilgili Mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun bu eylemleri

işlediği ve suçlu olduğu inancı ortaya çıkmış olsa bile başvurucunun söz konusu

haberin devlet yetkililerin açıklamalarına dayandığı veya bunların söz konusu

haberin yapılmasına neden oldukları yönünde bir şikâyette de bulunulmadığı göz

önüne alındığında başvuruya konu şikâyetin Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında

incelenmesi gerekmektedir.

26. Başvurucunun, başvuruya

konu kararları veren İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtayın

ilgili Dairesinin bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlali iddiası ayrıca incelenmiştir.

1. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma

Hakkının İhlali İddiası Yönünden

27. Başvurucu, başvuruya konu kararları

veren Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bağımsız ve tarafsız olmadığını ileri

sürmüştür.

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47.

maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Başvuru dilekçesinde… işlem, eylem ya da

ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan

Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin..., belirtilmesi gerekir..."

29. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

30. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen 59. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

"…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer

alır:

…

ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da

ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere

ait özlü açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel

hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

..."

31. Başvurucu, adı geçen gazetede yayımlanan haberde Erzincan

Cumhuriyet Başsavcısı sıfatı ile yürüttüğü mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef

hâline getirildiğini, 2010 yılı Anayasa değişiklikleri ile yeni bir HSYK’nın oluşturulduğunu, yargıda kadrolaşmaya gidilmesi

nedeniyle davasının bağımsız ve tarafsızlıktan uzak biçimde incelendiğini ileri

sürmüştür.

32. Başvurucunun iddialarına dayanak yaptığı HSYK seçimleri,

Anayasa'nın 159. maddesinin 7/5/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun'un 22.

maddesi ile değiştirilmesinden ve söz konusu değişikliğin 12/9/2010 tarihinde

yapılan referandum ile kabul edilmesinden sonra yapılmıştır.

33. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda

başvurucular, ihlal edildiğini iddia ettikleri Anayasa hükmünün hangi nedenle

ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle iddialarını

kanıtlamak zorundadır. Başvurucu tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine

atıfta bulunulması iddiaların ispatlandığı anlamına gelmez.

34. Somut başvuru dosyasında, söz konusu HSYK seçimleri ve HSYK'nın işlemleri ile İlk Derece Mahkemesinin ve Yargıtayın ilgili Dairesinin bağımsız ve tarafsız olmadığı

iddiaları arasında bir ilişki kurulamamış, subjektif

veya objektif esaslar doğrultusunda İlk Derece Mahkemesinin ve Yargıtayın ilgili Dairesinin bağımsızlığını ve

tarafsızlığını kuşkulu hâle getirecek bir durum tespit edilmemiş, yargılamanın

bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin herhangi bir husus da saptanmamıştır.

35. Açıklanan nedenlerle ileri sürülen ihlal iddialarının

başvurucu tarafından kanıtlanamamış olması gerekçesiyle başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma

Hakkının İhlali İddiası Yönünden

36. Başvurucu, tahkir içeren sözler karşısında Derece

Mahkemelerinin değerlendirmelerinin kendisini korumaması nedeniyle şeref ve

itibarın korunması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

ilk olarak İlhan Cihaner

kararında (İlhan Cihaner, B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74)

ortaya konmuştur. Daha sonra aynı ilkeler Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu

tarafından benimsenmiş (Kadir Sağdıç [GK],

B. No: 2013/6617, 8/4/2015 §§ 35-66; Nihat

Özdemir [GK], B. No: 2013/1997, 8/4/2015, §§ 29-61) ve Bölümler bu

tür şikâyetlerde sözü geçen ilkeleri uygulamışlardır (Ali Suat Ertosun, B. No: 2013/1047,

15/4/2015, §§ 21-52; Ali Suat Ertosun (2), B.

No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 19-50).

38. Başvuruya konu sözler ve iddialar (bkz. § 6) nedeniyle

başvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiği kabul

edilmelidir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun, Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını isteme

hakkı ile ulusal günlük gazetenin ve şikâyet konusu haberin yazarı olan gazetecinin

Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve bu

özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan

ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekmektedir.

39. Bireyin şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde yer

alan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır. Devletin, bireyin manevi

varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek

şeklinde negatif yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde

pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır (Abdullah

Doğtaş, B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Şeref ve itibarı

etkileyen sözlü saldırılar veya basın ve yayın yolu ile yapılan yayınlara karşı

bireyin korunmaması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası ihlal

edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç, §

36; İlhan Cihaner,

§ 42). Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasına aykırı olarak yapılan saldırının, başvurucunun kişisel itibarına

saygı gösterilmesini isteme hakkından yararlanmasına zarar verecek şekilde

yapılıp yapılmadığını olayın şartlarına göre değerlendirir (Kadir Sağdıç, § 39; İlhan Cihaner, §

45).

40. Öte yandan ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelini

oluşturan ana unsurlardan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrası saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından

kabul gören veya zararsız ya da ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için

değil; incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi ve düşünceler için de

geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğu hâlinde “demokratik bir

toplum”dan söz edilemeyen çoğulculuğun, hoşgörünün,

açık fikirliliğin bir gereğidir ve bazı istisnalara tabi ise de bu istisnaların

dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna edici olması gerekir (Kadir Sağdıç, § 48; İlhan Cihaner, §

55; Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49).

41. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu;

prensip olarak başvurunun, ihtilaflı yazı ve sözlerin sahibi tarafından

Anayasa’nın 26. maddesine dayanılarak yapılmış olması ile bu yazıya veya

sözlere konu olan kişi tarafından Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına

dayanılarak yapılmış olmasına göre değişmez. Aksi hâlde Anayasa’nın anılan

maddelerinde korunan hakların dengelenmesinde, benzer olaylarda çelişkili

sonuçlar ortaya çıkabilir. Yargı mercilerinin bu iki maddede düzenlenen haklar

arasında Anayasa Mahkemesi içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir şekilde

denge kurmaları gerekir.

42. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıp

sağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya

sıradan birey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi); haber, köşe yazısı veya

makalenin konusu, ilgili kişinin önceki davranışları; yayımın içeriği, şekli ve

sonuçları ile haber, köşe yazısı veya makalenin yayımlanma şartları (İlhan Cihaner, §§

66-73; Kadir Sağdıç, §§ 58-66; Nihat Özdemir, §§ 54-61; Ali Suat Ertosun, §§ 44-52; Ali Suat Ertosun (2), §§ 42-50).

43. Somut davanın kendine has koşullarında mahkemelerin

başvurucuyu eleştiri sınırını aşan bir müdahaleden korumakta yetersiz kalıp

kalmadıkları incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflar arasındaki

ihtilaf -büyük ölçüde- dava konusu haberin maddi olguların açıklanması veya

değer yargısı olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bu noktada maddi olgular

ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular

ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı

hatırda tutulmalıdır (Kadir Sağdıç,

§ 57; İlhan Cihaner,

§ 64; Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, §

46). Yine de yeterli bir olgusal temele sahip olması beklenmekle birlikte

yargılamaya konu bir haberin bir bütün olarak ele alındığında kamu yararını

ilgilendirmesi, değer yargısı kavramının geniş yorumlanması gerekliliğini ortaya

koymaktadır. Bir suç isnadının sağlam bir nedene dayandığının ortaya

konulmasında aranan kesinlik derecesinin, kamu yararı ile ilgili bir konuda,

gazetecilerin değer yargısı içeren ifadeleri bakımından da aranmasını beklemek

basın özgürlüğünün amacı ile bağdaşmaz (Benzer yönde AHİM kararı için bkz. Scharsach ve News Verlagsgesellschaft

GmbH/Avusturya, B. No: 39394/98,

13/2/2004, §§ 39-43).

44. Başvurucu, Zaman gazetesinde yayımlanan haberin kişilik

haklarına zarar vermesi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğini

iddia etmiştir. Başvurucuya göre Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde

bir gazete sahibinin de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında yürüttüğü

ceza soruşturması sebebiyle birtakım medya organları tarafından mesleki itibarını

ve kişilik haklarını hedef alan yayınlar yapılmış; bu yayınlar aracılığıyla “İrticayla Mücadele Eylem Planı” olarak

nitelendirilen hükûmete yönelik darbe planını Erzincan'da uygulamaya koyan kişi

olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Başvurucu ayrıca başsavcılık yaptığı dönemde

yürütülen diğer soruşturmaların ve yapılan idari işlerin de hukuka aykırıymış

gibi gösterildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, Erzincan Adliyesi

çalışanlarının da aralarında bulunduğu kişiler tarafından sağlık reçetelerinde

yapılan yolsuzlukları kendisi ortaya çıkardığı hâlde Zaman gazetesinde yer alan

haber ile kurumun zarara uğratılmasındaki sorumluluğun kendisine yüklenmeye

çalışıldığını iddia etmiştir. Buna karşın İlk Derece Mahkemesine göre söz

konusu haber, basın özgürlüğü sınırlarını aşmayan eleştirel nitelikte bir

yazıdır.

45. Başvurucunun, davalının sözlerinin şahsiyet haklarına

yönelik bir saldırı olduğu yönündeki değerlendirmelerine karşı davalı, haberin

basın özgürlüğü sınırları içerisinde bulunduğunu

iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, dava konusu haberde reçete

işlemleri ile ilgili yolsuzluk iddialarına yer verildiği, haberin yayımlandığı

dönemdeki durum ve iddialara uygun olarak yansıtıldığı, başvurucunun kişilik

haklarına saldırı mahiyeti taşımadığı, haber verme ve halkı bilgilendirme

sınırlarının da aşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

46. Başvurucu, dava konusu haberin, yürüttüğü bir ceza

soruşturması nedeniyle hakkında başlatılan karalama kampanyası kapsamında

yapıldığını ileri sürmüştür. Başvurucuya göre kendisi, yargısal faaliyetleri

nedeniyle hedef hâline getirilmiş; Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu

dönemde Erzincan Adliyesi çalışanlarının da aralarında bulunduğu kişiler

tarafından sağlık reçetelerinde yapılan yolsuzluklara ilişkin yürüttüğü

soruşturmada da Kurumun zarara uğratılmasındaki sorumluluk kendisine yüklenmeye

çalışılarak kişilik hakları ihlal edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davalının

kullandığı şikâyet konusu sözlerin davacı tarafın kişisel haklarına herhangi

bir saldırı oluşturmadığını kabul ederek davayı reddetmiştir. Somut davada İlk Derece Mahkemesi, davalının

kullandığı sert sözlere onun verdiği anlamın ötesinde anlam yüklemeyi

reddetmiştir.

47. Başvurucunun bireysel başvuru dilekçesine eklediği bilgi

ve belgelere göre İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılamada başvurucu, söz

konusu gazete haberinde verilen olayların gerçek dışı ve kendisine yönelik

karalama kampanyasının bir parçası olduğu yönündeki değerlendirmelerine karşı

davalı, söz konusu haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığını ileri

sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi de başvurucunun talebini, söz konusu haberin

bir bütün olarak görünür gerçeğe uygun olduğu ve özle biçim arasındaki dengenin

bozulmadığı yönünde değerlendirme yaparak reddetmiştir.

48. Davalının başvuruya konu haberde dile getirdiği

düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı ve

içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip geçmediği

sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda bir haber, köşe yazısı veya

makalenin kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu

haber, köşe yazısı veya makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması

gerekir. Aksine yazının bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan

çıkarına da o kadar çok üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner,§ 74).

Basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir

yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri alma hakkının eklendiği

hatırlanmalıdır.

49. Başvurucu hakkında, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu

dönemde yürütülen soruşturmalarda ve yapılan idari işlerde hukuka aykırı

davranıldığı ve usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin Adalet müfettişleri

tarafından inceleme yapılmış; 17/7/2009 tarihli soruşturma raporu düzenlenmiştir.

Başvurucunun, denetimine özen göstermeyerek ita amirliğini yaptığı Erzincan

Adliyesinin ilaç ödemelerinde Kurumun zarara uğramasına neden olduğu iddiaları

da bu soruşturma kapsamındaki iddialardan biridir. HSYK İkinci Dairesince,

anılan rapor ve başvurucunun savunması değerlendirilerek 14/7/2011 tarihinde

başvurucu hakkındaki iddialara ilişkin karar verilmiştir.

50. Başvuruya konu 3/3/2011 tarihli haberde, başvurucunun

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde Erzincan Adliyesinde sağlık reçetelerinde yolsuzluk yapıldığı,

usulsüz ödeme ve reçete yolsuzluğunun eczane sorumlularına dava açılarak ve

gerçekleştirme görevlisine göstermelik bir uyarı cezası verilerek kapatıldığı,

bu dönemde harcama yetkilisi olan Başsavcı İlhan Cihaner

hakkında ise herhangi bir adli veya idari işlem yapılmadığı iddialarına yer

verilmiştir. Şikâyet konusu haberde dile getirilen iddialar ile haberin

yayımlandığı dönemdeki olaylar ve başvurucunun beyanları birlikte

değerlendirildiğinde söz konusu haberde sarf edilen sözlerin ve iddiaların bir

ölçüde genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı sunduğu kabul edilebilir.

51. Ayrıca olayların geçtiği zaman diliminde Erzincan

Cumhuriyet Başsavcısı olan başvurucunun üst düzey bir kamu görevlisi olduğu ve

tanınmışlık derecesi dikkate alındığında az bilinen bir kişi olduğu iddia

edilemez.

52. Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamu

görevlileri hâkim ve savcılarla yüksek mahkeme üyeleri de diğer kamu

görevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdırlar (Benzer yönde AİHM kararı

için bkz. Saday/Türkiye, B. No: 32458/96, 30/3/2006, §

33). Bu sebeple adalet sisteminde görev alan hâkimler ve savcılarla birlikte

diğer yargı çalışanlarını asılsız suçlamalardan korumak devletin

görevlerindendir. Demokratik bir toplumda bireylere, yargı sistemi ve ona dâhil

olan kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorum yapma hakkı tanınmış

olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin şeref ve itibarlarının korunmasını

isteme haklarını ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir (İlhan Cihaner, §

85).

53. Somut başvuruya konu haber, başvurucu hakkında Erzincan

Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde yürütülen soruşturmalarda ve yapılan idari

işlerde hukuka aykırı davranıldığı ve usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla ilgili yürütülen

soruşturmaya ilişkin bir haber yazısıdır ve ne başvurucunun şahsına hakaret

içermekte ve ne de ona karşı şiddeti teşvik etmektedir.

54. Son olarak basın özgürlüğünün kapsamının, demokrasi ile

yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak bir dereceye kadar abartıya hatta

kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (Kadir Sağdıç, § 76; Radio France ve

diğerleri/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004, §

37).

55. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini

belirleyemez. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle aktarılacağına

bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamda Anayasa’nın 26.

maddesinin, sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini değil, aynı

zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu hatırda tutulmalıdır (Ali Suat Ertosun,§ 66; Oberschlick/Avusturya, B. No: 11662/85, 23/5/1991, §

57).

56. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın

özgürlüğü ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının

korunması hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk Derece

Mahkemesi, söz konusu haber ve yazının genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya

katkı sunup sunmadığı sorusuna özel bir önem vermiş ayrıca haberin yapıldığı

şartları da değerlendirmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davaya konu haberde geçen

olayların gerçekliği meselesine eğilmiş ve yayının yapıldığı tarihte meydana

gelen olaylarla yayının içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin bozulmadığı,

başvuruya konu haberde geçen olayların “görünür gerçekliğe uygun” olduğu

yönünde değerlendirme yapmıştır.

57. Diğer taraftan hakkında dava açılan haberde yer alan

iddia ve olgulara dayalı ithamlar şeklinde de değerlendirilse değer yargıları

olarak da kabul edilse İlk Derece Mahkemesi, anılan haberde yer alan iddiaların

yayının yapıldığı tarihte meydana gelen olaylar ışığında olgusal temelden

tümüyle yoksun olmadığı yönünde değerlendirme yapmıştır.

58. Açıklanan nedenlerle -yukarıdaki değerlendirmelerin

tamamı ve yargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları

takdir payları da dikkate alındığında- Anayasa’nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında yer alan pozitif yükümlülüklere uyulduğu, Derece Mahkemelerince

tarafların haklarının değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve

bu kapsamda bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlali yönündeki iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması,

2.

Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlali yönündeki iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına

6/10/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucu : İlhan CİHANER Vekili : Av. Mustafa GÜLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5573, 6 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/6617, 8/4/2015 §§ 35-66; Nihat
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5573
Tarih
6 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2014/1416)
  • Erdal Korkmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2653)
  • Turan Günana Başvurusu (B. No: 2013/8554)
  • M. M. E. ve T. E. Başvurusu (B. No: 2013/2910)
  • Mükerrem Yıldız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1111)
  • Tahir Laçin Başvurusu (B. No: 2013/7011)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.