İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Enver Oktay Babatürk Başvurusu (B. No: 2016/15355)

1. Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle

Başvuru No2016/15355Tarih9 Ekim 2019Okuma20 dk · 4.071 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Enver Oktay Babatürk Başvurusu

Karar tarihi
9 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2016/15355
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.071 kelime·20 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; savunma hazırlamak için gerekli

kolaylıklardan faydalanılmaması ve soruşturma aşamasında lehe olan delillerin

toplanmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış; bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve

yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında

Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 51; Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Başvurucu olay tarihinde 16 yaşındadır.

11. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından darbe teşebbüsüne karşı

camilerde sela okunması talimatı verilmesi üzerine

16/7/2016 tarihinde saat 01.50 civarında cami imamı olan müşteki A.H.Y., görev

yaptığı camide sela okuduktan sonra evine döndüğü

sırada başvurucunun -babası olan diğer şüpheli ile birlikte- müştekinin yolunu

keserek müştekiye, Cumhurbaşkanı'na ve Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelik sinkaflı küfürler içeren sözler sarfettiğine

ve müştekiyi tehdit ettiğine dair görüntüleri içeren -cep telefonuyla

kaydettiği- video kaydını sunarak şikâyette bulunması üzerine Küçükçekmece

Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından başlatılan soruşturma kapsamında

19/7/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucu 30/7/2016 tarihinde Savcılıkta

ifade vermiştir. İfadenin ilgili bölümü şöyledir:

"Ben üzerime atılı suçlamayı anladım.

Babamın ilk kez cami hocası sela okurken ki

karşılaşmasında ve aralarında geçen diyalogta ben

yoktum. Bu olaydan haberimde yoktu. Daha sonra ben arkadaşım E.P. ile Atatürk

Havalimanına askere engel olmak için gideceğimiz sırada babam R.B.nin cami imamıyla tartıştığını gördüm, karşılıklı

olarak birbirlerine bağırıyorlardı. Ben babama 'Dön eve gidelim' dedim, ancak

babamın sinir krizi geçirip fenalaştığını görünce bende önceki rahatsızlığımdan

dolayı geçirmiş olduğum ameliyat nedeniyle sinir krizleri yaşadığımdan bende

sinir krizine girdim ve amaçsızca ortalığa bağırıp çağırmaya başladım. Neler

dediğimi hatırlamıyorum, ancak daha sonradan dosya kapsamından ettiğim tehdit

ve hakaretleri görerek hatırladım. Bunları dediğimi kabul ediyorum, ancak ben

bunları söylerken kendimde değildim. Amaçsızca söyledim suç işleme kastım

yoktur. E.P. isimli arkadaşım bu olayların hiçbirisine karışmamıştır, E. benim

mahalleden arkadaşımdır, E.nin açık adresini

bilmiyorum. Suçlamayı bu haliyle kabul ederim. Ben kimseyi darp etmedim, üstünede yürümedim."

12. Savcılık 20/7/2016 tarihinde başvurucuyu Cumhurbaşkanı'na

hakaret, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etme,

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanda bulunma (yardım etme) ve

görevi yaptırmamak için direnme suçlarından

tutuklanması istemiyle Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk

etmiştir.

13. Başvurucunun sorgudaki ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ben, Savcılıkta ifade vermiştim. Bu

ifadelerimi tekrar ederim. Ben, babamla müşteki arasında oluşan ilk tartışmaya

şahit olmadım, daha sonra tartıştıklarını görünce ve babamın da fenalaştığını

görünce benim de daha önceden rahatsızlığımın olması sebebiyle sinir krizine

girdim, amaçsızca bağırmaya başladım, bu sırada ne söylediğimi hatırlamıyorum

çünkü kriz halinde idim, kasıtlı olarak bir şey söylemedim, suçlamaları kabul

etmiyorum, ben neler söylediğimi hatırlamıyorum, video kaydını izleyince neler

söylediğimi gördüm. Çok pişmanım."

14. Hâkimlik 20/7/2016 tarihinde Cumhurbaşkanı'na hakaret,

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etme, Türkiye

Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyanda bulunma (yardım etme) ve görevi

yaptırmamak için direnme suçlarından başvurucunun tutuklanmasına karar

vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"S.S.Çocuğun

üzerine atılı suçların vasıf ve

mahiyeti, S.S.çocuğun üzerine atılı suçları işlediği

hususunda müşteki beyanı, dosya kapsamındaki 19.07.2016 tarihli ses kaydı

dinleme ve görüntü izleme tutanağı dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesini

içeren somut olguların bulunması, üzerine atılı eylemlerin Kanunda öngörülen

ceza miktarları yine üzerine atılı TCK.nun 313

maddesinde yer alan eylemin CMK.nun 100/3.maddesinde

yer alan katalog suçlardan olması hususları gözetildiğinde Adli Kontrol

tedbirlerinin yeterli denetim sağlamayacağı, tutuklama tedbirinin bu aşamada

orantılı olabileceği değerlendirilerek S.S.Çocuğun

her bir suçtan ayrı ayrı CMK'nun 100 ve devamı

maddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [karar verildi.]"

15.Başvurucu Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu bakımından tutuklama

kararına itiraz etmiş, Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hâkimliği 28/7/2016 tarihli

kararıyla, tutuklama kararındakine benzer gerekçelerle başvurucunun itirazını

reddetmiştir.

16. Savcılık 27/7/2016 tarihinde, Cumhurbaşkanı'na hakaret ve

Türk milletini, Cumhuriyeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılama

suçları bakımından soruşturma usulünün farklı olması gerekçesiyle soruşturma

dosyasının tefrik edilmesine karar vermiştir.

17. Savcılık 16/8/2016 tarihinde, başvurucunun Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etmek, terör amaçlı olarak

kamu görevini yaptırmamak için birden fazla kişiyle birlikte tehdit ederek

direnme ve kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçlarını

işlediğinden bahisle hakkında kamu davası açılması için fezleke düzenleyerek

dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

18. Başvurucunun tahliye talebi üzerine tutukluluk durumunu

değerlendiren Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hâkimliği 11/8/2016 tarihinde tahliye

talebinin reddi ile tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu 17/8/2016

tarihinde anılan karara itiraz etmiş, İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 25/8/2016

tarihinde başvurucunun itirazını yeniden tahliye talebi olarak değerlendirerek

talebin reddine karar vermiştir.

19. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Suçları Soruşturma

Bürosu, 26/8/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı

silahlı isyana tahrik etmek, terör amaçlı olarak kamu görevini yaptırmamak için

birden fazla kişiyle birlikte tehdit ederek direnme ve kamu görevlisine

görevinden dolayı alenen hakaret suçlarını

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer çocuk ağır ceza

mahkemesinde kamu davası açmıştır.

20. İddianamede özetle; 15 Temmuz 2016 tarihinde

gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün yaşandığı saatlerde Diyanet İşleri

Başkanlığı tarafından darbe teşebbüsüne karşı camilerde sela

okunması talimatı verilmesi üzerine 16/7/2016 tarihinde saat 01.50 civarında

cami imamı olan müşteki A.H.Y, görev yaptığı camide sela

okuduktan sonra evine döndüğü sırada başvurucunun -babası olan diğer şüpheli

ile birlikte- müştekinin yolunu keserek müştekiye, Cumhurbaşkanı'na ve Türkiye

Cumhuriyeti devletine yönelik sinkaflı küfürler

içeren sözler sarfettiği, müştekiyi tehdit ettiği ve

Atatürk Havalimanını işgal eden bir kısım FETÖ silahlı terör örgütü üyesi

askere destek olmak için oturduğu mahallede arkadaşlarını toplamaya çalıştığı

belirtilmiştir.

21. İddianamede başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair

temel olarak müşteki beyanı ve olaya ilişkin olarak cep telefonuyla kaydettiği

ses ve görüntü kaydına dayanılmıştır.

22. 19/7/2016 tarihli ses kaydı dinleme ve görüntü izleme

tutanağında başvurucunun müştekinin üzerine yürüyerek "... seni

öldürürüm, kafana sıkarım, bir daha sela okuma,

polisler gelsin polislere de sıkarım .. Polisi ara

polis gelsin onlara da sıkacağım ben, o askerlere karşı gelen hepsine

sıkacağım... niye askere vuruyorsunuz lan....niye sela okuyorsun, ölün mü var sela

okuyorsun ... hadi kafanıza dayar sıkarım olum ..." şeklinde

sözler sarf ettiği ayrıca sinkaflı şekilde hakarette

bulunduğu tespit edilmiştir.

23. Başvurucu 29/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 9/9/2016

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2016/259 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

25. Mahkeme 20/1/2017 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun

tahliyesine ve adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu hakkında sadece Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanda bulunma suçundan düzenlenen

tutuklama müzekkeresi 20/7/2016 ile 20/1/2017 tarihleri arasında infaz

görmüştür.

26. Başvurucu hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan açılan

kamu davasının 6/3/2018 tarihinde; Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti

devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama suçundan açılan kamu

davasının ise 15/3/2018 tarihinde Mahkemenin E.2016/259 sayılı dosyası ile

birleştirilmesine karar verilmiştir.

27. Mahkeme 12/2/2019 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun

birden fazla kişiyle birlikte görevi yaptırmamak için direnme ve kamu

görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından toplamda 17 ay 40 gün

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

(HAGB); Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etmek, Türk

milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama

ve Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlarından ise beraatına kararı vermiştir.

28. HAGB kararına karşı başvurucunun itirazı, İstanbul 1. Çocuk

Ağır Ceza Mahkemesinin 7/5/2019 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Beraat kararı

yönünden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının istinaf istemi nedeniyle dava

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

29. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar

başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki

suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,

tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

...

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),

..."

30. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

31. 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun "Tanımlar" kenar başlıklı 3.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi,

.. .

İfade eder."

32. 5395 sayılı Kanun'un "Hükmün

açıklanmasının geri bırakılması" kenar başlıklı 23. maddesi

şöyledir:

"(1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı

yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı

halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır."

33. 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin (5), (6), (10), (11) ve

(12) numaralı fıkraları şöyledir:

“(5) … Hükmün

açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç

doğurmamasını ifade eder.

(6) …

Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmez.”

…

Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

(10)

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik

tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri

bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

(11)

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik

tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü

açıklar. …

(12)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.”

34. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Yaş küçüklüğü" kenar başlıklı

31. maddesinin (3) numarası fıkraları şöyledir:

"(3) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz

yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını

gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği

takdirde oniki yıldan onbeş

yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu

hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan

fazla olamaz."

35. 5237 sayılı Kanun'un

"Görevi yaptırmamak için direnme" kenar başlıklı 265.

maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Kamu görevlisine karşı görevini

yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç

yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

...

(3)

Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla

kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında

artırılır.

..."

36. 5237 sayılı Kanun'un "Cumhurbaşkanına

hakaret" kenar başlıklı 299. maddesi şöyledir:

"(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi,

bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2)

Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.

(3) Bu

suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır."

37. 5237 sayılı Kanun'un

"Anayasayı ihlal" kenar başlıklı 309. maddesinin (1) ve

(2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye

Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen

yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye

teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.

(2) Bu

suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan

dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur."

38. 5237 sayılı Kanun'un

"Türkiye Cumhuriyeti Hükumetine karşı silahlı isyan" kenar

başlıklı 313. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Halkı, Türkiye Cumhuriyeti

Hükumetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş

yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik

eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar

hapis cezasına hükmolunur.

(2)

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyanı idare eden kişi,

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. İsyana katılan diğer

kişilere altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

40. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın tutuklandığını,

olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını ve tutuklamanın ölçüsüz bir tedbir

olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

41. Bakanlık görüşünde, kabul edilebilirlik yönünden 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği ileri

sürülmüştür. Esas yönünden yapılan değerlendirmede ise tutuklama kararına ve

iddianamedeki delillere atıf yapılarak somut olayda suç işlendiğine ilişkin

kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

42. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

43. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

44. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

45. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması

kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen

güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

46. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsü ile bağlantılı suç işlemiş olduğu

iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli

kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

47. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki

olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.

Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı

olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.

maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242).

b. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

i. Genel İlkeler

48. Genel İlkeler için bkz. Furkan

Omurtag (B. No: 2014/18179, 25/10/2017, §§

70-82) başvurusu hakkında verilen karar.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

49. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni

dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe teşebbüsü

ile bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma (bkz. § 11) kapsamında

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahla isyana tahrik etme suçundan 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır (bkz

§ 14). Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni

dayanağı bulunmaktadır.

50. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

51. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında

isnat edilen suçlamaya ilişkin olarak müşteki beyanına ve 19/7/2016 tarihli ses

kaydı dinleme ve görüntü izleme tutanağına

değinilerek kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna varılmıştır (bkz. §14).

52. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı

silahla isyana tahrik etme suçunu

işlediğine yönelik müşteki beyanı ve olay anında müşteki tarafından cep

telefonuyla kaydedilen ses ve görüntülere ilişkin CD inceleme tutanağına

dayanılmıştır (bkz. § 21).

53. Bu bağlamda müşteki, başvurucunun -babası olan diğer şüpheli

ile birlikte- yolunu keserek kendisine, Cumhurbaşkanı'na ve Türkiye Cumhuriyeti

devletine yönelik sinkaflı küfürler içeren sözler sarfettiğini ve sela okumasını

engellemek amacıyla kendisini tehdit ettiğini belirterek şikâyette bulunmuş ve

olaya ilişkin olarak cep telefonuyla kaydettiği ses ve görüntü kaydını

sunmuştur. Anılan kayıtta başvurucunun darbe teşebbüsünün yaşandığı sırada

Diyanet İşleri Başkanlığının talimatıyla -darbeye karşı koymak amacıyla

insanları teşvik etmek üzere- sela okuyan din

görevlisini öldürmekle tehdit ettiği ve ayrıca sinkaflı

sözlerle hakarette bulunduğu görülmektedir (bkz. § 22).

54. Buna göre tutuklama kararında atıf yapılan ve içeriği

iddianamede gösterilen delillerin suç işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak

kabul edilmesinin temelsiz olduğu söylenemez.

55. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç

şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardı

edilmemelidir.

56. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya

doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271-272; Selçuk Özdemir,§§ 78-79).

57. Somut olayda darbe teşebbüsünün yaşandığı sırada teşebbüse

destek verdiği ve teşebbüse karşı koyanlara tepki gösterdiği şeklinde

değerlendirilebilecek şekilde ağır sözler kullanarak bir din görevlisine karşı

-sela okuması dolaysısıyla- ağır şekilde tehditte

bulunduğu belirtilen başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği

iddia olunan suçun vasıf ve mahiyetine, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına,

suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına, delillerin toplanmamış

olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).

58. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Hâkimlik

tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu

yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklama nedenlerinin

olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.

59. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü

olup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın

13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151). Bu bağlamda başvurucunun suç tarihinde çocuk olduğunun

ayrıca gözönüne alınması gerekir.

60. Çocuklar hakkında tutuklama tedbirinin uygulandığı

durumlarda tutuklamanın çocuklar bakımından başvurulacak en son yol olduğu,

eğer tutukluluk bir zorunluluksa bunun mümkün olan en kısa sürede

sonlandırılması gerektiği dikkate alınmalıdır. Ancak bu durum, çocuklar hakkında

hiçbir şekilde tutuklama tedbirinin uygulanamayacağı şeklinde anlaşılmamalıdır.

Anayasa Mahkemesinin de belirttiği gibi çocuklar tarafından işlenmiş olan çok

ciddi suçlara ilişkin istisnai olaylarda tutuklama tedbirinin uygulanması

mümkündür (Furkan Omurtag,

§ 82).

61. Furkan Omurtag kararında başvurucunun hırsızlığa

teşebbüs suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi

tutuklamaya konu hırsızlığa teşebbüs suçunun somut olayın koşullarında ne denli

ciddi bir suç olduğunun ortaya konulamadığını, ayrıca başvurucuya isnat edilen

suçun cezası itibarıyla da ağır bir suç olduğunun söylenmeyeceğini belirterek

tutuklamanın ölçülü olmadığı sonucuna varmıştır. (Furkan Omurtag, § 88).

62. Somut olayda ise on altı yaşında olan başvurucunun darbe

teşebbüsü sırasında bu teşebbüsle -dolaylı bir şekilde de olsa- bağlantılı

olduğu ileri sürülebilecek bir eylem nedeniyle (bkz. § 38) tutuklanmasının

ölçülü olmadığı söylenemeyecektir. Ayrıca

başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulması sürecinde gözaltına alındığı ve

sonrasında tutuklandığı dikkate alındığında soruşturma süreci bakımından

tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarak gerekli olmadığı sonucuna

varılması için herhangi bir nedenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

64. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

65. Başvurucu; soruşturma evresinde lehine olan delillerin

toplanmadığını, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanmadığını, suçlamalara ve

bunların dayanaklarına karşı savunma yapma imkânının kısıtlandığını, belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Birden Fazla Kişiyle

Birlikte Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Kamu Görevlisine Karşı Görevinden

Dolayı Hakaret Suçları Yönünden

66. HAGB, sanığa yüklenen suça ilişkin yargılama sonunda cezaya

hükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesine

bağlı olarak ertelenmesi anlamına gelmektedir. Kanunda belirtilen koşulların

gerçekleşmesine karşın sanığın kabul etmemesi hâlinde HAGB'ye

karar verilemeyeceği 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı

fıkrasının son cümlesinde ifade edilmektedir. Bu kapsamda sanığın yargılamanın

hukuki kesinliği ifade eden bir hükümle sonuçlanmasını ya da cezaya

hükmedilmesi durumunda HAGB'yi tercih etme imkânı

bulunmaktadır (Ali Gürsoy, B. No:

2012/833, 26/3/2013, § 19).

67. HAGB kararı, yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar

niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden

biridir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (10) ve (11) numaralı

fıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içinde kasıtlı bir suç

işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun

davranıldığı takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak

davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi veya

denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması

hâlinde de hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali

Gürsoy, § 21).

68. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (12) numaralı

fıkrasında HAGB kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceği

düzenlenmiştir. Bununla birlikte denetim süresi içinde kasıtlı bir suç

işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı

davranılması hâlinde hükmün açıklanmasıyla ya da bu süre içinde kasıtlı bir suç

işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun

davranıldığı takdirde düşme kararıyla yargılama nihai olarak sona erdiğinde

hüküm niteliği olan bu kararlara karşı kanun yoluna başvurulabilir ve esasa

ilişkin itirazlar bu aşamada ileri sürülebilir (Ali Gürsoy, § 22).

69. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasına

göre sanık kabul etmediği takdirde HAGB kararı verilmez. Bu durumda ilk derece

mahkemesinin kararı temyizi kabil hâle gelebilecektir. Başka bir deyişle haklarında

HAGB kararı verilmesini kabul eden sanıklar, verilen kararın Yargıtayda yapılacak esas ve usul incelemesini talep etme

hakkından vazgeçmişlerdir. Somut olayda başvurucu 9/12/2016 tarihli oturumda

hakkında HAGB kararı verilmesine rıza gösterdiğini beyan etmiştir. Dolayısıyla

başvurucu, söz konusu karar ile ortaya çıkan menfaatlerden yararlanmayı tercih

etmiştir (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Adnan

Erkuş/Türkiye (k.k.), B. No: 61196/11,

4/12/2012, § 22).

70. Başvuru konusu olayda, yargılama sonunda verilen kararların

temel hakları ihlal ettiği iddiası -somut olayın özelliği de nazara

alındığında- temyiz incelemesinde de ileri sürülebilecek iddialardandır. Bu

bakımdan hatalı değerlendirme sonucu verilen kararların temel hakları ihlal

ettiği iddiası, HAGB kararı verilmiş olması ve başvurucunun HAGB kararının

verilmesini talep etmediğini belirtmemesi dikkate alındığında dayanaktan yoksun

görünmektedir.

71. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetine Karşı Silahlı İsyana Tahrik Etmek, Türk Milletini, Türkiye

Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama ve

Cumhurbaşkanı'na Hakaret Suçları Yönünden

72. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

73. Somut olayda başvurucu hakkında yapılan yargılama

neticesinde beraat kararı verildiği, yargılamanın istinaf aşamasında derdest

olduğu, başvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

74. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

A. 1. Tutuklama hukuki olmadığı için kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetinin birden

fazla kişiyle birlikte görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine

karşı görevinden dolayı hakaret suçları

yönünden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile ilgili

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetinin Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etmek, Türk milletini,

Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama ve

Cumhurbaşkanı'na hakaret suçları

yönünden verilen beraat kararı ile ilgili kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin

MENTEŞ

Raportör

:

Abdullah

UÇAR

Başvurucu

:

Enver Oktay

BABATÜRK

Vekili

:

Av. Selin

KURT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/15355, 9 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Adil Yargılanma
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Gökcan
  12. Özgüldür
  13. Menteş
  14. Uçar
  15. Babatürk
  16. Kurt
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/15355
Tarih
9 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Mustafa Kupal Başvurusu (B. No: 2015/4303)
  • Hüseyin Sezen Gül Başvurusu (B. No: 2017/33449)
  • Murat Baran Başvurusu (B. No: 2016/12354)
  • Gıta Khoshnıyat Başvurusu (B. No: 2017/6265)
  • Rasim Babatürk Başvurusu (B. No: 2016/15356)
  • Bercan Aktaş Başvurusu (B. No: 2015/15860)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.