İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ercan Gün Başvurusu (B. No: 2017/36164)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun

Başvuru No2017/36164Tarih10 Şubat 2021Okuma43 dk · 8.506 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ercan Gün Başvurusu

Karar tarihi
10 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/36164
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.506 kelime·43 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun

makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;

tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti kapsamındaki

eylemlere ilişkin olması nedeniyle de ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 6/10/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun tutuklamanın hukuki olmadığı ve

makul süreyi aştığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik

kararı verilmiş, anılan iddialar yönünden ise kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Agos gazetesinin kurucusu ve genel yayın yönetmeni

olan Hrant Dink 19/1/2007 tarihinde İstanbul'da uğradığı silahlı saldırı sonucu

hayatını kaybetmiştir.

10. Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması

(FETÖ/PDY) ile bağlantılı olması nedeniyle kapatılan Zaman gazetesinde 1996

yılında muhabirliğe başlayan başvurucu, cinayetin gerçekleştiği 19/1/2007

tarihinde FOX TV (TGRT FOX) muhabiri iken soruşturma işlemlerinin başlatıldığı

tarihte FOX TV haber müdürü olarak görev yapmıştır.

11. Hrant Dink cinayeti ile ilgili olarak bir kısım kamu

görevlisinin eylemi gerçekleştirecek potansiyel şüphelileri ve sonrasında

eylemi gerçekleştirenleri bildikleri hâlde FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda

öldürme eylemini engellemedikleri, aksine suça iştirak ettikleri, cinayet

sonrasında yine örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda kamuoyu algısı

oluşturmak için saldırganın/failin elinde Türk bayrağı varken fotoğraf ve

görüntülerini alarak medyadaki işbirlikçileri aracılığıyla yayınladıkları

iddiasıyla başvurucu ile birlikte 51 kişi hakkında İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır.

12. Anılan soruşturma kapsamında başvurucu hakkında

2/8/2016 tarihinde gözaltı tedbiri uygulanmış; 23/8/2016 tarihinde başvurucunun

müdafi eşliğinde emniyette ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle 1996

yılından 2007 yılına kadar Zaman gazetesinde çalışmakta iken İstanbul Emniyet

Müdürlüğünde şube muhabiri olarak görev aldığını, 2007 yılında FOX TV (TGRT

FOX) haber editörü olarak göreve başladığını ve gözaltı tarihi itibarıyla haber

müdürü olarak meslek hayatına devam ettiğini, şube müdürleri de dâhil birçok

emniyet personelini gazeteci olduğu için tanıdığını, benzer şekilde dosyanın

diğer şüphelilerinden E.D. ve B.K. gibi pek çok kişiyi de gazetecilik geçmişi

nedeniyle tanıdığını beyan etmiştir. Başvurucu devamla emniyet muhabirliği

yaptığı dönemde gazetecilere ayrılan büroda emniyet görevlileri tarafından

kendilerine bilgi aktarımında bulunulduğunu, kendilerinin de zaman zaman

randevu alıp şube müdürleriyle ve emniyet amirleriyle görüşmeler yaptıklarını

belirtmiştir. Cinayetin gerçekleştiği gün bütün ekiple birlikte TGRT FOX TV'nin

Yenibosna'daki hizmet binasında olduğunu ifade eden başvurucu; diğer bütün

gazeteciler gibi kendisinin de pek çok kişiyle telefon görüşmesi yaptığını,

bunların arasında muhtemelen Hürriyet, Sabah, Bugün, Show TV, Zaman, Kanal D

vb. kuruluşlarda görev alan onlarca kişinin yer aldığını, görüşmelerin

araştırma ve bilgi alma amaçlı yapıldığını, sonrasında canlı yayın ekibi ile

birlikte cinayetin gerçekleştiği Şişli ilçesine gittiklerini, bütün yayını

cinayete ayırdıklarını ve yayından sonra da ikametgâhına geçtiğini ifade

etmiştir.

13. Başvurucu ifadesinde ayrıca 22/1/2007 tarihinde,

cinayet zanlısı O.S.nin Samsun Emniyet Müdürlüğünde Türk bayrağı önünde ve

yanında emniyet personeli varken çekilen ve Doğan Haber Ajansına (DHA) bağlı

gazetede yayımlanan fotoğrafı ile ilgili olarak DHA'nın bu fotoğrafı kimden ne

şekilde temin ettiğini bilmediğini, kendisinin bu fotoğrafı ilk defa 23/1/2007

tarihinde Star gazetesinde yayımlandığında gördüğünü, fotoğrafın DHA'dan temin

edildiğini ise sonradan öğrendiğini dile getirmiştir. Başvurucu, O.S.nin bayrak

önünde çekilen görüntülerine ilişkin olarak söz konusu görüntülerin TGRT FOX TV

hizmet binasına kargo aracılığıyla ve kendi adına geldiğini, göndericiye

ilişkin hiçbir bilginin olmadığını, bunun aslında normal bir durum olduğunu,

nitekim Hürriyet gazetesi yazarı E.Ö.nün de köşesinde bu görüntülerin kendisine

geldiğini ifade ettiğini belirtmiştir. Başvurucu; bu tip büyük haberlerde bazı

gazetecilerin seçildiğini, mesela E.Ö.nün, S.Ö.nün de bunlar arasında olduğunu,

bu kapsamda kendisinin de öncesinde yaptığı haberler ses getirdiği için bu

klasmanda bir gazeteci olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, görüntüye ait haber

metnini yazarken yanında yayın yönetmeni, editörler ve haber koordinatörünün de

bulunduğunu hatta haber metninin bu kişiler tarafından kaleme alındığını,

görüntülerin jandarmada değil de emniyette çekildiği bilgisine sahip

olmadıklarını, bu nedenle haber metninde görüntülerin jandarmada çekildiği

bilgisinin verildiğini ancak bunun bir hatadan kaynaklandığını, kasıtlı olarak

yapılmadığını, nitekim sonrasında da haberde bu doğrultuda düzeltme yapıldığını

söylemiştir. Başvurucu, DHA'nın basına servis ettiği fotoğraf karesinin,

kendisinin ana haber bülteninde yayımladığı video görüntüsünden alıntı olduğunu

sonradan öğrendiğini, DHA'nın bu görüntüyü nereden temin ettiğini bilmediğini

ifade etmiştir.

14. Söz konusu görüntülerin kendisine gelmesinin akabinde

ertesi gün kameraman arkadaşıyla birlikte O.S.nin bahsi geçen fotoğrafı ile

alakalı haber yapmak amacıyla Samsun'a gittiklerini de ifade eden başvurucu,

Samsun'a gitmek için herhangi bir kişiden talimat almadığını, Samsun'a

gittiğinde TGRT FOX TV tarafından daha önceden ayarlanan bir otelde

konakladığını, O.S.nin yakalandığı Samsun Otogarı'nda ve Samsun İl Emniyet

Müdürlüğünde çekim yapmayı planladıkları için öncesinde kameraman arkadaşıyla

birlikte buraları keşfe çıktıklarını belirtmiştir. Başvurucu -Samsun'da

bulunduğu esnada Samsun İl Jandarma Komutanlığı ile yaptığı görüşmeye ilişkin

olarak sorulan bir soruya cevaben- esasında Samsun İl Emniyet Müdürlüğü ile

görüşmek için randevu talep ettiğini ancak talebinin kabul edilmediğini, bu

sebeple jandarmadan bu görüntüleri temin ettiği algısı oluşturarak polisin

kendisini araştırmasını ve kendisiyle irtibata geçmesini istediği için aramayı

gerçekleştirdiğini, göstermelik olarak arama yaptığı, nitekim İstanbul'a

döndüğünde de istihbarat şubede o dönem çalışan emniyet amirinin kendisine

"Sen kendini akıllı mı zannediyorsun, niçin jandarmayı aradığını

biliyoruz." dediğini, kendisinin de cevap olarak "Gazetecinin

faaliyetlerini araştıracağınıza cinayeti çözün." dediğini, bu konuşma

gerçekleştiğinde yanında gazeteciler T.A. ve E.K.nın da olduğunu söylemiş;

bunun dışında jandarmadan herhangi bir bilgi belge, fotoğraf ya da görüntü

almadığını, jandarmayı araması konusunda da kimseden talimat almadığını ifade

etmiştir. Başvurucu, bahse konu video ve fotoğrafların Samsun İl Emniyet

Müdürlüğünde çekildiğini ve bu çekimin hem polis hem de jandarma tarafından yapıldığını

sonradan çekim basına yansıyınca öğrendiğini, çekim yapan kolluk görevlilerinin

ismini bilmediğini belirtmiştir.

15. Başvurucu son olarak örgüte (FETÖ/PDY) karşı bakış

açısının ODA TV soruşturmalarından sonra değişmeye başladığını, kumpas

operasyonların yapıldığını ve bu yapının illegal bir nitelik taşıdığını böylece

anlamaya başladığını hatta alakasız birçok kişinin ve dâhi gazeteci

arkadaşlarının Ergenekon soruşturması adı altında gözaltına alınmak

istendiği durumlarda bu operasyonları yapan T.E. ve A.F.Y. gibi şahıslarla

tartışmalar yaşadığını, bu yüzden operasyonları yapan bir kısım emniyet

personelinin kendisini dışladığını ifade etmiştir. Başvurucu FETÖ/PDY ile

herhangi bir bağlantısının olmadığını, illegal yapılanma içinde bulunmadığını,

darbe girişiminde bulunan TSK mensupları ile de hiçbir bağlantısının

olmadığını, darbe girişiminde bulunulduğu gece evinde olduğunu, askerî bir

hareketlilik olduğunu sosyal medyadan öğrendiğini, istihbarat şefini arayıp

muhabirleri hazırlayıp yayın için havalimanı, köprü vb. yerlere gitmelerini

söylediğini, haber spikeri G.T.ye özellikle siyah bir elbise giydirdiklerini,

sonra da Cumhurbaşkanı'nın ve diğer siyasilerin açıklamalarını yayına

verdiklerini, bu arada santralin askerî şahıslar tarafından aranarak korsan

bildirinin yayımlanmasının talep edildiğini ancak bu talebi kesinlikle kabul

etmediklerini, nitekim o gece de sosyal medya hesabından bu alçaklığı Yunan

askerinin bile yapmayacağını belirterek bunu yapanlara hitaben "Allah

belanızı versin" şeklinde paylaşımlarda bulunduğunu belirtmiştir.

16. Başvurucu, Başsavcılık tarafından silahlı terör

örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 24/8/2016 tarihinde İstanbul

3. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, sorgu sırasında müdafii

huzurunda yaptığı savunmasında emniyetteki anlatımlarına benzer beyanlarda

bulunmuştur.

17. Başvurucu, İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgusunun ardından 25/8/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...şüpheli Ercan GÜN'ün olay

tarihinde cinayetin faili olarak yakalanan O.S.nin görüntülerini cinayetle

askeri ilişkilendirmeye yönelik algı oluşturulacak şekilde yayınladığı, bu

doğrultuda şüpheli O.S.nin bahse konu fotoğrafları verdiği olay mahalline

gitmesine rağmen Ergenekon yargılamalarına yönelik algı oluşturmaya matuf

olarak maksatlı bir şekilde fotoğrafın çekildiği yerin Jandarma olduğunu

belirtmesi, firari olan ve tutuklu bulunan birçok FETÖ-PDY terör örgütü

mensuplarıyla irtibatları ve bu irtibatların FETÖ-PDY terör örgütü

mensuplarınca oluşturulan 17- 25 Aralık kumpas soruşturmaları, MİT tırlarının

durdurulmasıyla Türkiye Cumhuriyetinin ve Hükümetinin uluslararası alanda

teröre yardım ettiği algısını oluşturmaya yönelik, sonuçları 15 Temmuz darbe

girişiminde de görülen ihanet hareketinden sonra devam ettirmesi, dosya

arasında bulunan HTS raporları, baz ve sinyal bilgileri değerlendirme

raporları, cinayetin öncesinde ve sonrasındaki hareket tarzları göz önüne

alındığında müsnet silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlendiklerine dair

kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve şüphelilerin üzerine atılı Silahlı Terör

Örgütüne Üye Olma suçu yönünden CMK.100 ve devamı maddeleri uyarınca AYRI

AYRI TUTUKLANMALARINA... [karar

verildi.]"

18. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13/4/2017 tarihli

iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamenin başvurucu ile

ilgili kısmı şöyledir:

"Terör örgütünün amaçları

doğrultusunda;

Samsun Terörle Mücadele Şube

Müdürlüğünde 20/01/2007 tarihinde göz altına alınan O.S.nın eline, Samsun İl

Jandarma Komutanlığı görevlilerince deyim yerindeyse zorla, ısrarla Türk

Bayrağı tutuşturularak görüntülerinin kayda alındığı, görüntülerin bir kısmının

terör örgütüyle iltisaklı şüpheli Ercan GÜN tarafından terör örgütünün amaçları

doğrultusunda yine terör örgütü ile iltisaklı medya kuruluşlarınca servis

edildiği anlaşılmıştır.

O.S.nın; 'Yapılan plan gereği öldürülen

Hrant DİNK'in cesedinin başında Türk Bayrağı açacaktım, çevrenin kalabalık

olması ve öldürülmekten korktuğum için üzerimde taşıdığım Türk Bayrağını

açamadan kaçmak zorunda kaldım' şeklindeki ifadesi dikkate alındığında, kamuoyu

etkisi ve algısı yaratabilmek amacıyla O.S.nın maktulün başında korkusundan

açamadığı Türk Bayrağı Samsun TEM Şube Müdürlüğünde eline tutuşturularak zorla

açtırılmıştır.

Samsun TEM Şube Müdürlüğünde O.S.nın

fotoğraf ve video kamera çekimleri Samsun İl Emniyet Müdürlüğü ve Samsun İl

Jandarma Komutanlığı görevlilerince yapılmış, görevlilerce tetikçi O.S.ye zorla

Türk Bayrağı açtırılmış, ayrıca Atatürk'ün vatan toprağı kutsaldır, kaderine

terkedilemez sözünün yer aldığı üzerinde Türk Bayrağı bulunan poster önünde de

fotoğrafları çekilmiş, bu fotoğraflar daha sonra FETÖ/PDY Terör örgütünce Hrant

DİNK cinayeti ile hedeflenen algının yaratılabilmesi amacıyla medya

kuruluşlarına servis edilmiştir.

Hedeflenen algının oluşturulmasından

sonra FETÖ/PDY Terör örgütünün amacı doğrultusunda asker ve emniyet

bürokrasisini hedef alan tasfiyeye dönük soruşturmalara başlanmıştır.

...

1996 yılında FETÖ/PDY Terör örgütü ile

iltisaklı olduğu nedeniyle kapatılan Zaman gazetesinde 1996 yılında muhabirliğe

başlayan şüpheli Ercan GÜN halen Foks TV Haber müdürü olarak çalışmaktadır.

Şüphelinin Hrant DİNK cinayetinin

işlendiği 19/01/2007 günü FETÖ/PDY Terör örgütü üyeleri A.Y., M.F.M. ve E.D.

ile cinayet sonrası yoğun telefon irtibatları bulunmaktadır.

Şüpheli Ercan GÜN, 31/01/2007 tarihinde

yukarıda isimleri belirtilen irtibatlı olduğu FETÖ/PDY Terör örgütü

mensuplarınca Samsun iline gönderilmiş, Samsun ilinde bulunduğu sırada

kullanımındaki cep telefonundan Samsun İl Jandarma Komutanlığı santral

numarasını aramış, bir süre görüştükten sonra cep telefonunu kapatarak Jandarma

görevlileri ile gizli bir buluşma gerçekleştirdiği algısını yaratmış, daha

sonra tekrar İstanbul iline dönmüştür.

O.S.nın beyanına göre 'Hrant DİNK'in

cesedi başında öldürülmekten korktuğu için açamadığı Türk Bayrağı', Terörle

Mücadele Şube Müdürlüğünde Jandarma ve Emniyet görevlilerince zorla eline

tutuşturularak açtırılmış görüntüler alınmıştır.

Sonradan savcılığa teslim edilen

görüntüler 10 dakika 20 saniye olmasına rağmen, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü

İstihbarat Şube Müdürlüğünce, Network üzerinden başında A.F.Y.'nin bulunduğu

İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğüne gönderilen görüntüler 44

saniyedir.

Soruşturmanın tutuklu şüphelisi Ercan

GÜN 30/01/2007 tarihinde Zaman Gazetesinde halen yurt dışında kaçak olarak

bulunan FETÖ/PDY'nin medya tetikçileri E.D., A.Y. ve M.F.M. ile FETÖ/PDY içinde

emniyet mensuplarının örgütsel konumda 'abi'liğini yapan halen yurt dışında

kaçak olarak bulunan Av. H.İ.K. ile buluşmuş, kendisine haber olarak

yayınlayacağı görüntüler burada verilmesine rağmen, görüntülerin Samsun İl

Jandarma Komutanlığında çekildiği algısı yaratılması için 31/01/2007 tarihinde

Samsun iline gönderilmiştir.

Kendi beyanına göre; Samsun ilinde

bulunduğu sırada kullanımındaki cep telefonundan, Samsun İl Jandarma

Komutanlığı santral numarasını aramış, bir süre görüştükten sonra cep

telefonunu kapatarak Jandarma görevlileri ile gizli bir buluşma yaptığı,

görüntüleri jandarma görevlilerinden aldığı algısını oluşturmuş, daha sonra

İstanbul'a geri dönmüştür.

Tutuklu şüpheli Ercan GÜN'ün

yayınlandığı görüntüler Samsun İl Emniyet Müdürlüğünün İstihbarat Daire

Başkanlığı C Şube Müdürlüğüne network üzerinden gönderdiği 44 saniyelik

görüntülerdir.

Samsun İl Jandarma Komutanlığı ve

Jandarma Genel Komutanlığınca Hrant DİNK cinayeti tetikçisi O.S.nın fotoğraf ve

görüntüye alma işlemlerinin Samsun İl Jandarma Komutanlığına bağlı birimlerde

yapılmadığının 24/01/2007 tarihinde kamu oyuna açıklanmasına rağmen;

Bu görüntülerin Samsun İl Jandarma

Komutanlığında çekilmiş gibi şüpheli Ercan GÜN tarafından 01/02/2007 tarihinde

yayınlanmasıyla, Hrant DİNK cinayetinin arkasında ulusalcılar olduğu algısı

yaratılarak Ergenekon operasyonlarının zemini oluşturulmuş, Hrant DİNK

cinayetinin medya tetikçiliği oluşturulan kumpasla başarıyla yerine

getirilmiştir.

...

Şüpheli Ercan GÜN C.Başsavcılığımızda

alınan ifadesinde;

Soruşturmaya konu, 01/02/2007 tarihinde

yayınladığı görüntülerin kendisine çalıştığı TGRT-FOX TV hizmet binasına

30/01/2007 tarihinde kargo ile geldiği,

31/01/2007 tarihinde Zaman hizmet

binasında E.D., A.Y., M.F.M. ile yaptığı görüşmenin, 07/01/2007 tarihinde Zaman

gazetesindeki işinden ayrılması nedeniyle oluşan kıdem tazminatı alacağı ile

ilgili olduğu yolunda savunmada bulunmuştur.

Kayyuma devredilen Feza Gazetecilik

Anonim Şirketinden şüphelinin savunmasına esas Kıdem tazminatı bordrosu, ilişik

kesme formu, sigortalı işe giriş ve işten ayrılma bildirgesi soruşturma dosyasına

getirilmiştir.

12/01/2007 tarihli, şüpheli Ercan GÜN,

İnsan Kaynakları direktörü İ.Y. ve Mali İşler Genel Müdür yardımcısı Ş.K.nın

imzalarını taşıyan kıdem tazminatı bordrosu içeriğine göre 17.578,23 TL olarak

hesaplanan net kıdem tazminatının 12/01/2007 tarihi itibariyle şüpheli Ercan

GÜN'ün nakten aldığı, tazminat miktarına ve alacağının bulunduğuna dair itirazı

kayıt şerh düşmediği tespit edilmiştir.

Dolayısıyla şüpheli Ercan GÜN'ün,

30/01/2007 tarihinde, Samsun iline gönderilmeden 1 gün önce Zaman gazetesi

hizmet binasında E.D., M.F.M., A. Y. ile tazminat alacağına dair görüşme

yaptığı yolundaki savunmasının da gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiştir.

Şüpheli Ercan Gün'ün soruşturmaya konu

44 saniyelik görüntü kargo ile bana gönderildiği, bu konuyu genel yayın

toplantısında D.Ş., K.T., Ö.V., E.E. ve K.Y. ile görüştük yolundaki savunmasına

elde edilen delil durumuna göre gerçeği yansıtmaması nedeniyle itibar

edilmemiş, isimleri geçen şahıslar bu aşamada dinlenmemiştir.

Suç tarihinde Samsun İl Emniyet

Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü olan...F.Y., Başsavcılığımızda alınan

10/04/2007 tarihli ifadesinde; 25/01/2017 Star gazetesinde Atatürk'ün 'Vatan

toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez' sözü önünde O.S.nın çekilmiş tek

kare fotoğrafı yayınlandıktan sonra, 27/01/2007 tarihinde aynı zamanda devrem

olan İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü A.F.Y. beni telefonla

arayarak 'devrem bu yakalamayla ilgili elinizde bilgi, belge, görüntü ne varsa

gönderin' dedi. Network üzerinden İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube

Müdürlüğüne bizim kendi görüntümüzü ve o ana kadar temin ettiğimiz bilgi ve

belgeleri üst yazı ile gönderdik.

01/02/2007 tarihinde Fox tv de akşam ana

haber bülteninde bizim şubemizden İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube

Müdürlüğüne gönderilen 44 sn'lik görüntünün Ercan Gün tarafından Samsun

otogarda Jandarma tarafından çekilen görüntüler anonsuyla yayınlandığını

gördük.

Fox tv de görüntüler yayınlandıktan bir

kaç gün sonra İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü A.F.Y. beni network

üzerinden telefonla arayarak bana 'devrem görüntülerde sivil olan kişinin

bizden olduğunu neden söylemedin' diyerek sitem etti. Bahsettiği kişi Güvenlik

Şube Müdürlüğü vekili Y.K.dı. Ben de kendisine görüntülerde polis var mı yok mu

sormadın, ben de böyle bir şey söyleme gereği duymadım dedim' şeklinde beyanda

bulunmuştur."

19. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/112 sayılı

dosyası üzerinde görülmekte olan yargılamanın yine aynı Mahkemedeki E.2016/32

sayılı dosya ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle 2/6/2017 tarihinde

birleştirilmesine karar verilmiş, yargılamanın E.2016/32 sayılı dosya üzerinden

devamına hükmedilmiştir.

20. Devam eden kovuşturma sürecinde başvurucu hakkında

3/8/2017 tarihli karar ile tutukluluğun devamına hükmedilmiş, başvurucu tarafından

bu karara karşı yapılan itiraz ise İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin

23/8/2017 tarihli kararı ile kesin olmak üzere reddedilmiştir. Nihai karar

başvurucuya 6/9/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu 6/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

22. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından başvurucu hakkında 2015/48932 sayılı soruşturmanın akıbetine yönelik

olarak Mahkeme tarafından araştırma yapılmıştır. Bu araştırmanın neticesinde

7/12/2017 tarihli duruşmaya gelen evraklarda, başvurucunun ByLock programını

kullananlar listesinde olduğunun tespit edildiği, ayrıca aleyhine tanık beyanı

bulunduğu belirtilmiş ve söz konusu belgeler başvurucuya okunarak başvurucunun

savunması alınmıştır.

23. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 14/3/2019 tarihli

duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Sanık hakkında cezalandırılması

talep edilen iddianameye konu sevk maddesi (TCK 220/7 del. 314/2) ve sanığın

tutuklulukta geçirdiği süre nazara alınarak, CMK 102/2 fıkrasında belirtilen

olağan tutukluluk süresinin tamamlanmış olması, ayrıca İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının 2015/48932 Soruşturma sayılı dosyasından da 'TCK 314/2 -

Silahlı Terör Örgütü Üyeliği' suçundan 02/11/2017 tarihinden beri tutuklu

olması nedeniyle bu aşamadan sonra dosyamız nezdinde tutukluluk süresinin

uzatılmasında zorunlu bir halin bulunmaması gözetilerek, sanığın tutuklu

bulunduğu suçtan TAHLİYESİNE... [karar verildi.]"

24. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tahliye

kararına itiraz edilmiş, itirazı değerlendiren İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi

18/3/2019 tarihli kararıyla itirazın kabulüne ve başvurucunun silahlı terör

örgütüne üye olma suçu yanında Anayasa'yı ihlal suçundan da tutuklanmasına

karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...Ercan GÜN hakkında 309/1-2,

220/7 delaletiyle 314/2 ve TMK 5/1 maddelerinden dava açıldığı, sanık Muharrem

DEMİRKALE hakkındaki soruşturma dosyasında 93 ve 94 numaralı klasörde HTS

tespit ve değerlendirme tutanağı, diğer sanıklarla telefon irtibatının

bulunduğuna ilişkin tespit ve değerlendirme tutanağı ve sanık Ercan GÜN

hakkındaki soruşturma dosyasında bulunan 82 numaralı klasörde tespit ve

değerlendirme tutanağı, HTS kayıtları, baz istasyonu iletişim ve inceleme

tutanakları değerlendirildiğinde, atılı suçların CMK.nın 100 ve devamı

maddelerinde belirtilen katalog suçlardan bulunması, atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, delilleri karartma tehlikelerinin devam ettiği anlaşılmakla

TUTUKLANMALARINA... [karar

verildi.]"

25. 18/3/2019 tarihli tutuklama kararının UYAP'a

işlenmediği ve başvurucunun müdafi yokluğunda tutuklanmasına karar verildiği

gerekçesiyle 12/4/2019 tarihinde müdafi eşliğinde beyanlarının alındığı ve

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin tutuklama müzekkerelerinden başvurucunun

tahliyesine, sadece silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına

karar verildiği anlaşılmıştır. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...itiraz mercii olan İstanbul 15.

Ağır Ceza Mahkemesince tahliye öncesindeki tutukluluk durumları adı geçen

sanıklar aleyhine genişletilerek, itirazın kapsamı dışına taşar nitelikte bir

kabul yapıldığı (daha evvel tutuksuz bulundukları ve itiraza konu edilmeyen

suçlarla ilgili de tutuklama kararı verildiği), tutuklama müzekkerelerinin UYAP

sistemine işlenmediği ve tutuklama kararının müdafii yokluğunda yapılan sorgu

neticesinde verildiği anlaşılmakla... İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin

18.03.2019 tarihli 2019/341 D. İş sayılı kararı uyarınca tutuklu bulundukları

tüm suçlardan TAHLİYELERİNE,

...Ercan GÜN hakkındaki soruşturma

dosyasında bulunan 82 numaralı klasörde tespit ve değerlendirme tutanağı, HTS

kayıtları, baz istasyonu iletişim ve inceleme tutanakları değerlendirildiğinde,

atılı suçların CMK.nın 100 ve devamı maddelerinde belirtilen katalog suçlardan

bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, delilleri karartma tehlikelerinin

devam ettiği

Şeklinde izah olunan tutuklama

gerekçeleri, İstanbul C.Başsavcılığının Ercan Gün ile ilgili soruşturmasına

yansımış ve dosyaya gönderilmiş olan bylock tespit ve değerlendirme tutanağı

ile ... kesinleşen itiraz mercii karar içeriğine göre tutuklama tedbirinin

atılı suçlara ilişkin bu aşamada zorunluluk teşkil ettiği gözetilerek,

...yalnızca 'Silahlı Terör Örgütüne Üye

Olma' suçundan (5237 sayılı TCK'nın 314/2) ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA... [karar verildi.]"

26. Başvurucu hakkında ayrıca İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından 2015/48932 sayılı dosya üzerinden yürütülen soruşturma

kapsamında da işlem başlatılmış ve İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/11/2017

tarihli kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...7 Şubat MİT Krizi' olarak

konuyla ilgili tanık olarak ifadesine başvurulan kumpasın yaşandığı 2012 yılı

İstanbul güvenlik şube müdürü olan Y.D.nin verdiği beyanında; 'Ben 7 Şubat MİT

Kumpası olayının yaşandığı dönemde İstanbul il Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube

Müdürü olarak görev yapmaktaydım. 7 Şubat kumpası yaşanıp dönemin MİT Müsteşarı

ifadeye çağrıldıktan sonra ben durumdan rahatsız oldum, geçmişten tanıdığım

Zaman gazetesi Emniyet Muhabirliği yapan ve daha sonra Fox TV haber muhabiri

olan FETÖ üyesi olduğunu bildiğim Ercan GÜN'e bu durumu sordum, kendisi de bana

'MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması olayının Amerika'da FETÖ Lideri Fetullah

GÜLEN'in de dahil olduğu 12 kişilik bir istişare heyetinden geçtikten sonra,

Fethullah GÜLEN'in talimatı ile bizzat gerçekleştiğini söyledi, yine bu

konuşmamızda Ercan GÜN bana söz konusu istişarede 3 kişinin MİT Müsteşarının

ifadeye çağrılmaması yönünde oy kullandığını, Fetullah GÜLEN'in de içerisinde

yer aldığı 9 kişinin ise MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması yönünde oy

kullandığını söyledi, ben bu 12 kişilik heyette kimlerin yer aldığını

bilmiyorum. Ercan GÜN ile aramızda geçen bu konuşmadan sonra aklımdaki soru

işaretlerini gidermek amacıyla o dönem FETÖ terör örgütünün Marmara Emniyet

İmamı olan gerçek ismini bilmediğim ancak görsem teşhis edebileceğim ARİF Kod

adlı kişi ile görüştüm ve bu durumu kendisine sordum, o da bana Ercan GÜN'ün

söylediklerini doğrulayarak, Fethullah GÜLEN'in önce kararsız kaldığını, daha

sonra dosya sağlam mı? diye sorduğunu, sağlam denilmesi üzerine ise kumpas

operasyonuna onay verdiğini söyledi. Benim bildiğim kadarıyla Arif Kod adlı

şahıs avukattı, ancak gerçekte avukatlık yapıp yapmadığını bilmiyorum, bu şahıs

bütün Marmara Bölgesinin Emniyet İmamıydı. Benim Bu konuda talimatın bizzat Fethullah

GÜLEN tarafından gönderildiğine ilişkin bilgilerim Ercan GÜN ile ve yine Arif

Kod adlı şahıs ile yapmış olduğum görüşmelerde kendilerinin bana

söylediklerinden ibarettir, başka herhangi bir yerde bu konu hakkında bana

gelen bir bilgi olmadı, benim MİT Kumpasının FETÖ tarafından

gerçekleştirildiğini düşünmeme sebep olan şey o dönem FETÖ'nün MİT'e kurumsal

olarak soğuk bakmasıyla ilgiliydi. Ben örgütün bu kuruma soğuk baktığını

bildiğim için olayı öğrenir öğrenmez bu işi gerçekleştirenlerin FETÖ terör örgütü

olduğunu anladım ve bu nedenle Ercan GÜN ile görüştüm' şeklinde beyanlarda

bulunduğu, şüphelinin kardeşi M.G. adına kayıtlı ... numaranın ... 2014/8/11

ilk tespit tarihi ... ALLIANCE YAPIM LTD. ŞTİ. adına kayıtlı ... numaranın ...

2014/12/31 ilk tespit tarihli olarak FETÖ/PDY Silahlı Terör örgütü

mensuplarının kullandığı bylock programı kullandığı, bylock hts verilerinde

2521 Adet Bylock sunucuları erişim log kaydının bulunduğu, log kayıtlarının

1213 Tanesinin Baz İstasyonu Bilgisinin şüphelinin eski haber müdürü olarak

çalıştığı FOX TV Stüdyoları civarı olduğu, şüphelinin Bank Asya hesabında 15

Temmuz 2014 itibarıyla (109.266,12 TL) ... artış olduğu, ayrıca eşi adına

bulunan hesabında 15 eylül 2014 itibarıyla 40 ila 50 bin TL artış olduğu,

kardeşi H.G. adına 28 Şubat 2014 itibarıyla 50 bin TL civarında artış olduğu,

şüphelinin kullanımında bulunan ... numaralı hattın HTS incelemesinde; toplamda

71 adet Bylock kaydı bulunan telefon numarası ve (40) adet FETÖ PDY şüphelisi

olarak işlem görmüş kişi ile irtibatlı olduğunun tespit edildiği ... şüphelinin

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kullandığı 'bylock' isimli programı

kullandığı, bu program üzerinden gelen emir ve talimatları uyguladığı,

hiyerarşik yapı içerisinde yer aldığı ... Bylock isimli programı aktif ve yoğun

bir şekilde kullandığının tespit edildiği, tüm dosya kapsamında anlaşıldığı

üzere şüphelinin FETÖ/PDY üyesi olduğu hususunda kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğu, FETÖ/PDY örgütünün bilindiği üzere 15.07.2016 tarihinde kanlı bir

darbe teşebbüsünde bulunduğu ... buna göre şüphelinin eylemleri ve bağlantıları

dikkate alındığında FETÖ/PDY örgütü üyesi olduğu hususunda kuvvetli suç şüphesi

ve delillerin bulunduğu, şüpheli hakkında uygulanması talep olunan tutuklama

tedbirinin ölçülü ve orantılı bir tedbir olduğu, adli kontrol hükümlerinin

uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından şüphelinin CMK'nun 100. Ve

devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde

hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçeye

istinaden;

1-) Şüpheli ERCAN GÜN'ün üzerine atılı

Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan; atılı suçun niteliği, mevcut delil

durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin varlığı, atılı

suçun yasada öngörülen cezasının üst sınırı, atılı suçun katalog suçlardan

olması nazara alınarak bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının

yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca

şüphelinin TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]"

27. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 10/5/2019 tarihinde

soruşturma dosyasının başvurucu yönünden tefrikine ve 2019/83738 numarasına

kaydedilmesine karar vermiştir.

28. Başsavcılığın 2019/83738 numarasına kayden devam eden

soruşturmanın neticesinde 14/5/2019 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası

açılması ve açılan davanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2016/32 sayılı

dosyası ile birleştirilmesi talep edilmiştir. İddianamede bu suçlamaya esas

alınan olgular şöyle özetlenebilir:

- Başvurucu tarafından kullanıldığı iddia edilen

telefonda ByLock tespit edilmiştir. Tespitin yapıldığı GSM numarasının Bank

Asyaya, kolluk birimlerine ve bir kısım özel firmaya başvurucu tarafından

iletişim bilgisi olarak beyan edildiği, program içeriklerinde yapılan

incelemede başvurucunun bu programı 8/11/2014 ile 4/7/2015 tarihleri arasında

kullandığı, mesaj içeriklerinde de örgütsel jargonla bu yöndeki faaliyetlere

dair mesajlaşmaların mevcut olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca başvurucunun alınan

savunmasında kendisinin kullandığını beyan ettiği ancak kardeşi M.G. adına

kayıtlı GSM hattı üzerinden de ByLock isimli programı İD tespit edilemeyen

biçimde 11/8/2014 ile 24/9/2014 tarihleri arasında kullandığı, yine bu GSM

numarasının da kolluk birimlerine iletişim bilgisi olarak beyan edildiği tespit

edilmiştir.

- HTS kayıtlarına göre 2008-2015 yılları arasında örgütün

üst düzey yönetiminde bulunan kişilerle başvurucunun irtibatının olduğu tespit

edilmiştir.

- Başvurucunun Bank Asya hesabında Temmuz 2014 itibarıyla

109.000 TL kadar artışın olduğu tespit edilmiştir.

- Kamuoyunda 7 Şubat MİT krizi dosyası olarak

bilinen soruşturma dosyası kapsamında bilgisine başvurulan Y.D., MİT

Müsteşarı'nın ifadeye çağrılması olayına yönelik olarak örgütün tepe

yönetiminde yer alan kişilerin toplantı yaptıkları bilgisini ve yine bu

toplantının detaylarına ilişkin bilgiyi başvurucudan öğrendiğini belirtmiştir.

29. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 17/5/2019 tarihinde

iddianamenin kabulüne, davanın E.2019/109 sayılı dosyaya kaydına ve yine aynı

Mahkemenin E.2016/32 sayılı dosyasında birleştirilmesine karar vermiştir.

30. E.2016/32 ve E.2019/109 sayılı dosyaların

birleştirilmesinden sonra 24/5/2019 tarihinde yapılan değerlendirmede,

başvurucunun her iki dosyada da aynı suçtan (silahlı terör örgütüne üye olma)

tutuklu olduğu değerlendirilerek bu nedenle 12/4/2019 tarihli tutuklama

müzekkeresinden tahliyesine karar verilmiştir.

31. Başvurucu hâlen İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin

2/11/2017 tarihli ve 2017/483 Sorgu sayılı tutuklama müzekkeresine istinaden

tutuklu olarak yargılanmaktadır.

32. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 7/7/2017,

8/12/2017, 3/8/2017, 6/10/2017, 8/12/2017, 2/2/2018, 16/3/2018, 17/5/2018,

12/6/2018 tarihli duruşmalarda başvurucunun tahliye talepleri incelenmiş ve

tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. Kararların gerekçesinin ilgili

kısmı şu şekildedir:

"Mevcut delil durumu, iletişim

kayıtları, güvenlik kamerası kayıtları, kolluk görevlilerince düzenlenen HTS

kayıtları ve görüntü kayıtlarına ilişkin tespit tutanakları, Trabzon İl

Jandarma Komutanlığının 05/05/2016 tarihli yazısı ekinde gönderilen 20/01/2007

tarihli ihbar evrakı ve görev sonuç raporu, Trabzon İl Jandarma Komutanlığı ve

İstanbul İl Jandarma Komutanlığına ait personel ve araç görevlendirilmesine

dair kayıtlar Samsun İl Jandarma Komutanlığı ve Samsun İl Emniyet Müdürlüğünün

personel görevlendirmesine dair kayıtları, BYLOCK kullanımına dair tespit

yazısı (...), Feza Gazetecilik AŞ. kayıtları (Ercan Gün), tanık anlatımları ve

sanık savunmaları itibariyle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir

olguların bulunması, sanıkların üzerilerine atılı suçların tutuklama

nedenlerinin yasal karine olarak varsayıldığı suçlardan oluşu, sanıklara

yüklenen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma

kuşkusunu somutlaştırması, yüklenen eylemlerin niteliği ve yoğunluğu da dikkate

alındığında suçlarının sübutu halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya

güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, yüklenen bir kısım

suçların ağır cezalık işlerden oluşu, sürdürülen tutuklama tedbirinin orantılı

oluşu, tutuklama koşullarında değişiklik bulunmaması, tüm bu nedenlerle

sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim

sağlanamayacak oluşu hususlarına nazaran CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince

....TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA...[karar verildi.]"

33. Mahkemenin 24/5/2019, 13/6/2019, 6/9/2019,

28/11/2019, 20/2/2020, 12/5/2020, 9/7/2020, 16/9/2020, 8/1/2021, 20/1/2021 tarihli

duruşmalarında da başvurucunun tutukluluk durumu incelenmiş ve tahliye

taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararların gerekçesinin ilgili kısmı şu

şekildedir:

"Tutuklu sanıklar ... ve Ercan Gün

hakkında yapılan incelemede; sanık Ercan Gün'ün silahlı terör örgütüne üye olma

(TCK 314/2) suçu yönünden dosya içerisinde bulunan ByLock tespitine ilişkin

evraklar, Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin tespitler, tanık Y.D.nin aleyhe

beyan ve ifadeleri .... UYAP bilgi havuzundan tespit edilerek dosyaya birer

örneği alınmış aleyhe ortaya konan ifadeler ... sanıkların tutuklu bulundukları

suçların cezalarının ağırlığı ve tutuklama nedeni kanunen var sayılan katalog

suçlardan olması ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak kuvvetli suç şüphesini

ortaya koyan somut olguların mevcudiyetini sürdürmesi, bir kısım tanık

beyanlarının halen tamamlanamamış olması sebebiyle tanıklar üzerinde baskı

kurulması riskinin bertaraf edilebilmesi, sanıkların hukuki durumlarında

değişiklik olmaması, yargılamanın geldiği aşama ve isnat olunan suçların

ağırlığı gereği adli kontrol tedbirlerinin yeterli olmayacağı ve tutuklama

tedbirinin atılı suçlara ilişkin uzatılmasının bu aşamada ölçülü olduğu

değerlendirildiğinden sanıkların 5271 sayılı CMK'nın 100, 101, 102 maddeleri

uyarınca TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA...[karar verildi.]"

34. Yargılamaya ilişkin olarak 14/12/2020 tarihli

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkındaki mütalaası dosyaya ibraz

edilmiştir. Savcılığın mütalaasının başvurucu ile ilgili kısmı şu şekildedir:

"Sanık, Hrant Dink cinayetinin

işlendiği süreç öncesinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün yayın organı Zaman

gazetesinde, sonrasında TGRT-FOX kanalı muhabir olarak görev yaptığı,

Samsun Terörle Mücadele Şube

Müdürlüğünde 20.01.2007 tarihinde göz altına alınan O.S.nin eline, Samsun İl

Jandarma Komutanlığı görevlilerince Türk Bayrağı tutuşturularak görüntülerinin

kayda alındığı, görüntülerin bir kısmının sanık Ercan Gün tarafından FETÖ/PDY

Silahlı Terör Örgütü'nün amaçları doğrultusunda medya kuruluşlarınca servis

edildiği,

Sonradan teslim edilen görüntüler 10:20

dk olmasına rağmen, Sanık Ercan Gün'ün yayınlandığı görüntüler Samsun İl

Emniyet Müdürlüğü'nün, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı C

Şube Müdürlüğü'ne network üzerinden gönderdiği 44 saniyelik görüntüler olduğu,

görüntülerin network üzerinden gönderildiği dönemde sanık A.F.Y.nin Emniyet

Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü olduğu, sanık Ercan

Gün'ün 30.01.2007 tarihinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yöneticileri sanıklar

E.D., A.Y. ve M.F.M. ile görüştüğü, sonrasında görüntüler Samsun İl Jandarma

Komutanlığında çekildiği algısı yaratılması için 31.01.2007 tarihinde Samsun

iline gittiği, döndükten sonra FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün amaçları

doğrultusunda söz konusu görüntüleri 01/02/2007 tarihinde yayınlayarak, Hrant

Dink cinayetinin arkasında ulusalcılar olduğu algısı yaratılarak Ergenekon

operasyonlarının zemini oluşturulmuş,

Sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör

Örgütü'nün üst yönetiminde yer alan şahıslarla 2008-2015 yılları arasında yüzün

üzerinde görüşmesinin olduğu tespit edilmiş,

Y.D.nin Cumhuriyet Başsavcılığı'mızda

vermiş olduğu 22.09.2017 tarihli ifadesinde özetle; FETÖ üyesi olduğunu bildiği

Ercan Gün'e bu durumu sorduğunu, Ercan Gün'ün kendisine 'MİT Müsteşarının

ifadeye çağrılması olayının Amerika'da FETÖ Lideri Fetullah Gülen'in de dahil

olduğu 12 kişilik bir istişare heyetinden geçtikten sonra, Fetullah Gülen'in

talimatı ile bizzat gerçekleştiğini' söylediğini, yine bu konuşmalarında Ercan

Gün'ün kendisine 'söz konusu istişarede 3 kişinin MİT Müsteşarının ifadeye

çağrılmaması yönünde oy kullandığını, Fetullah Gülen'in de içerisinde yer

aldığı 9 kişinin ise MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması yönünde oy

kullandığını' söylediğini' beyan etmiş,

Sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün

gizli haberleşme programı (bkz. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/443 Esas,

2017/4758 sayılı ilamı) olan Bylock isimli programı kullandığı tespit edilmiş,

Sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün

finansal amaçları için kurduğu ve kullandığı BankAsya bankasında hesabının

bulunduğu görülmüş,

Sanığın yargılanan tüm eylemleri

neticesinde;

Her ne kadar üzerine atılı suçlamaları

yargılama aşamasında kabul etmemiş ise de sanığın beyanının üzerine atılı

suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiş, sanığın FETÖ/PDY Silahlı

Terör Örgütü'nün amaçları doğrultusunda O.S.'ın Samsun İl Emniyet Müdürlüğü TEM

Şube Müdürlüğünde çekilen görüntülerini yayınlayarak, FETÖ/PDY Silahlı Terör

Örgütü'nün cinayet üzerinde ki amacını gerçekleştirmeye çalıştığı ve üzerine

atılı suçları işlemiş olduğu anlaşılmakla,

Sanığın 5237 sayılı TCK'nın 309/2,

314/2, 53/1, 58, 220/3 yollamasıyla 3713 sayılı kanunun 3/1 delaletiyle 5/1

maddelerince AYRI AYRI CEZALANDIRILMASINA,

...

Kamu adına talep ve mütalaa

olunur."

35. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

36. İlgili hukuk için bkz. Şahin Alpay [GK], B.

No: 2016/16092, 11/1/2018, §§ 55-64.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

37. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi

Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

38. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

deliller bulunmadan gazetecilik faaliyetleri ve temel hakların kullanımı

niteliğinde olan eylemleri nedeniyle tutuklandığını, tutuklama kararında

tutuklama nedenlerinin gösterilmediğini, tutuklamaya dayanak kuvvetli şüpheye

neden olacak bir delilin dosya kapsamında yer almadığını, soyut ithamlar içeren

fiillerin dosyaya delil olarak girdiğini ileri sürmüştür.

39. Bakanlık görüşünde; başvurucunun tutuklandığı suçlar

bakımından, tutuklama kararını veren mahkemelerce kuvvetli suç şüphesini

gösteren ve somut delil olarak kabul edilen hususların tutuklama gerekçesinde

açıkça gösterildiği, bu gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî

olduğunun savunulamayacağı ifade edilmiştir.

40. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı genel olarak

başvuru formunda ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.

b. Değerlendirme

41. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

42. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik veya olağanüstü

hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,

durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya

tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı

tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya

kadar kimse suçlu sayılamaz."

43. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetinin özü, tutuklamanın hukuki olmadığına

ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu kısımdaki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

45. Anayasa Mahkemesi (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],

B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 187-191) kararında, olağanüstü yönetim

usullerinin uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel

başvuruları incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve

özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre

olağanüstü bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel

başvuruya konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin

olağanüstü durumla bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi

uyarınca yapılacaktır.

46. Anayasa Mahkemesi darbe teşebbüsüyle bağlantılı

suçlardan uygulanan tutuklama tedbirlerinin ve -doğrudan teşebbüsle bağlantılı

olmasa bile- teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY ile bağlantılı

suçlardan uygulanan tutuklama tedbirlerinin hukukiliğinin incelenmesinde

Anayasa'nın 15. maddesinin dikkat alınacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 237-241; Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,

26/7/2017, §§ 56, 57).

47. Somut olayda başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirine konu suçlamaların bu kapsamda olması nedeniyle bu tedbirlerin hukuki

olup olmadığının incelenmesi de Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında

yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan

güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde

ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı

değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242).

ii. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı

anlaşılan bu iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Esas

Yönünden

(1) Genel

İlkeler

49. Genel ilkeler için bkz. Zafer Özer, B. No:

2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

50. Somut olayda başvurucu, darbe teşebbüsünün

arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla

İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğince yürütülen soruşturma kapsamında silahlı

terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca 25/8/2016 tarihinde tutuklanmıştır.

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

51. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

52. Başvurucu hakkında tutuklama kararı verilirken Hrant

Dink cinayetinin faili olarak yakalanan O.S.nin görüntülerini, cinayet ile

askerî makamları ilişkili göstermek amacıyla kasıtlı olarak yayımladığı ve

haberi bilinçli olarak yanlış aktardığı, FETÖ/PDY mensubu olduğu

değerlendirilen birçok kişiyle irtibatının bulunduğu ve bu irtibatını darbe

teşebbüsünün sonrasında da devam ettirdiği hususlarına dayanılmıştır. Nitekim

iddianamede de benzer iddialara değinilmiş ve basına "Dink Jandarma"

soruşturması olarak yansıyan soruşturma kapsamında söz konusu görüntülerin

örgüt tarafından başvurucuya sızdırıldığı, örgütün emir ve talimatları

doğrultusunda başvurucu tarafından organize ve kasıtlı bir şekilde jandarmaya

mal edilmek suretiyle haberleştirildiği hususlarına yer verilmiştir.

53. Başvurucu bu iddiaları reddederek kasıtlı bir durumun

bulunmadığını ileri sürmektedir. Buna karşılık soruşturma mercilerinin

tespitlerine göre basına yansıyan O.S.ye ait görüntüler, başvurucu adına posta

yoluyla kanalın hizmet binasına gelmiş, bunun akabinde ertesi gün başvurucu

Zaman Gazetesinde örgütün üst düzey yönetiminde bulunan kişilerle görüşmüş,

sonrasında da Samsun'a geçerek burada jandarmadaki bir kısım yetkililerle gizli

bir görüşme gerçekleştirmiş ve yaklaşık bir hafta öncesinde Samsun İl Jandarma

Komutanlığı tarafından fotoğrafın emniyette çekildiği açıklaması yapıldığı

halde aksi yönde haber metni oluşturmak suretiyle yayın gerçekleştirmiştir.

Soruşturma mercilerinin Hrant Dink cinayetinin FETÖ/PDY ile bağlantısına dair

iddia, tespit ve değerlendirmeleri de dikkate alındığında başvurunun cinayet

sonrasında yaptığı haberler ile bu haberlerin hazırlanışı ve kurgulanışına

yönelik belirlemelerin tutuklamaya karar veren yargı mercilerince anılan terör

örgütüyle bağlantılı bir suçlama bakımından kuvvetli suç belirtisi olarak kabul

edilmesinin keyfi ve temelsiz olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir.

54. Ayrıca soruşturma mercilerince ifadesi alınan ve

ilgili dönemde İstanbul il emniyet müdürlüğü güvenlik şube müdürü olarak görev

yapmakta olan tanık Y.D.; 2012 yılında gerçekleşen MİT Müsteşarı'nın ifadeye

çağrılması olayını FETÖ/PDY üyesi olduğunu bildiği başvurucuya sorduğunu,

başvurucunun kendisine bu olayın Amerika'da FETÖ Lideri Fetullah Gülen'in de

dahil olduğu 12 kişilik bir istişare heyetinden geçtikten sonra bizzat Fetullah

Gülen'in talimatıyla gerçekleştiğini söylediğini, başvurucunun ayrıca söz konusu

istişarede 3 kişinin MİT Müsteşarı'nın ifadeye çağrılmaması yönünde oy

kullandığını, Fetullah Gülen'in de içerisinde yer aldığı 9 kişinin ise MİT

Müsteşar'ın ifadeye çağrılması yönünde oy kullandığını belirttiğini, bu

bilginin söz konusu dönemde FETÖ/PDY'nin Marmara Emniyet İmamı olan Arif Kod

adlı kişi tarafından da doğrulandığını söylemiştir. Bu bağlamda anılan tanık

beyanının da başvurucu ile FETÖ/PDY arasındaki örgütsel ilişkiye işaret eden

bir olgu olarak kabulü gerekir.

55. Öte yandan devam eden kovuşturma sürecinde dosyaya

giren tutanaklardan başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğu da tespit

edilmiştir. Anayasa Mahkemesi ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne

alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzere

elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY

ile olan ilgi bakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğini

belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267; M.T. [GK],

2018/10424, 4/6/2020). Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine

karar veren hâkimliklerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock

uygulamasını kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri

itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk

Selçuk Özdemir, § 74, Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,

26/12/2017, § 57). Nitekim Anayasa Mahkemesi M.T. kararında ByLock ile

ilgili içtihadını geliştirmiş ve sonuç olarak ByLock uygulamasının

oluşturulması, kullanım şekli ve yöntemi, içindeki şifreleme teknikleri,

program içindeki kullanıcı ve grup adlarının niteliği, bu uygulama vasıtasıyla

yapılan iletişimin içeriği gibi hususlarla ilgili olarak kolluk birimleri ve

kamu makamları tarafından yapılan -ve yargı organlarınca da kabul edilen-

tespitler, bu bağlamda ByLock'a ilişkin ulaşılan bilgi ve belgeler ile

programın özelliklerinin FETÖ/PDY'nin örgütlenme biçimiyle neredeyse tümüyle

örtüşmesi, bir kısım ByLock kullanıcısının ifadeleri, söz konusu programı

kullandığı tespit edilen kişilerin önemli bir bölümünün FETÖ/PDY ile

bağlantılarının bulunduğuna işaret eden diğer olgu ve delillerin bulunması,

kişilerin bu uygulamayı kullanıp kullanmadıklarının tam bir hukuki kesinlik

içinde belirlenmesine yönelik olarak yargı makamlarınca inceleme ve

araştırmalar yapılması gibi olgular bir bütün olarak dikkate alındığında Aydın

Yavuz ve diğerleri kararında ifade edilen değerlendirmelerden ve ulaşılan

sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığını ifade etmiştir (ayrıntı

için bkz. M.T., §§ 97-116).

56. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir.

57. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasında

teşebbüsle bağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu

olabileceğini ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesi ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı

kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânının ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimalinin normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazla olduğuna dikkat

çekmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,

§§ 78, 79).

58. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

59. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği

birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına

atfen- kaçma şüphesine ilişkin tutuklama nedenlerinin mevcut olduğu

söylenebilir.

60. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

61. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve

niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her

kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet

temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer

ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

62. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri ve isnat

edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi de

gözönüne alındığından başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü

olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının

keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.

63. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrası kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

64. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin, bu hakka dair Anayasa'da (13. ve

19. maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

2. Tutukluluğun

Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

65. Başvurucu; tutukluluk süresinin makul olmadığını,

tahliye talebi ve itiraz dilekçelerinde ileri sürülen iddiaları incelenmeden,

ilgisiz ve yetersiz gerekçelerle taleplerinin reddedildiğini belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

66. Bakanlık görüşünde; bireysel başvuru tarihinden sonra

başvurucu hakkında kimi suçlara ilişkin tahliye kararı verildiği, dolayısıyla

tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesi kapsamında açılacak davada incelenebileceği belirtilmiştir.

67. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında ilk

tutukluluk ve buna bağlı devam eden tutukluluk durumunun yanı sıra ayrı bir

soruşturma kapsamında hakkında tesis edilen 2/11/2017 tarihli tutukluluk

kararını da dosyaya dâhil etmiş ve tutukluluğun bu karar üzerinden devam etmesi

nedeniyle makul süreyi aştığını beyan etmiştir.

b. Değerlendirme

68. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Buna göre somut olayda

başvurucunun iddialarının özünün ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle

tutukluluğun devam ettirilmesine ve tutukluluğun makul süreyi aşmasına ilişkin

olduğu değerlendirilmiş, bu şikâyet Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası

kapsamında incelenmiştir.

i. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

69. Başvuruya konu olayda, başvurucu İstanbul 3. Sulh

Ceza Hâkimliğinin 25/8/2016 tarihli kararı ile tutuklanmış, İstanbul 14. Ağır

Ceza Mahkemesinin 14/3/2019 tarihli duruşmasında ise bu karardan tahliyesine

karar verilmiş ancak tahliye kararına İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından yapılan itirazın neticesinde İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesince

18/3/2019 tarihinde itirazın kabulüne ve başvurucunun silahlı terör örgütüne

üye olma suçu dışında Anayasa'yı ihlal suçundan da tutuklanmasına karar

verilmiştir. Ayrıca 18/3/2019 tarihli tutuklama kararının UYAP'a işlenmediği ve

müdafi yokluğunda başvurucunun tutuklanmasına karar verildiği gerekçesiyle 12/4/2019

tarihinde müdafi eşliğinde beyanlarının alındığı ve İstanbul 15. Ağır Ceza

Mahkemesinin tutuklama müzekkerelerinden başvurucunun tahliyesine, sadece

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verildiği

anlaşılmıştır. Bireysel başvuru tarihinden yaklaşık bir ay sonra başvurucu

hakkında ayrıca yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul 5. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 2/11/2017 tarihli ve 2017/483 Sorgu sayılı kararı ile silahlı

terör örgütüne üye olma suçundan başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin birleştirme kararından sonra 24/5/2019

tarihinde yapılan değerlendirmede, başvurucunun her iki dosyadan da aynı suçtan

(silahlı terör örgütüne üye olma) tutuklu olduğu değerlendirilerek bu nedenle

12/4/2019 tarihli tutuklama müzekkeresinden tahliyesine karar verilmiştir.

Başvurucu hâlen İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/11/2017 tarihli ve

2017/483 Sorgu sayılı tutuklama müzekkeresine istinaden tutuklu olarak

yargılanmaktadır.

70. Başvurucunun başvuruya konu yaptığı İstanbul 3. Sulh

Ceza Hâkimliğinin 25/8/2016 tarihli kararından tahliye edildiği anlaşılmış ise

de anılan tahliye kararının aynı yargılamada iki tutuklama kararının varlığı

nedeniyle verildiği, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutukluluğunun devam ettiği, dosyanın ilk derece mahkemesi önünde derdest

olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla bireysel başvuruya konu suç bakımından

başvurucunun tutukluluğunun devam ettiği sonucuna varılmış ve 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açılması yolunun somut

olayın koşullarında bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gerekmediği

değerlendirilmiştir.

71. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

ii. Esas

Yönünden

(1) Genel

İlkeler

72. Genel ilkeler için bkz. Erdal Tercan [GK],

2016/15637, 12/4/2018, §§ 190-200.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

73. Başvurucu, 2/8/2016 tarihinde gözaltına alınmış

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 25/8/2016 tarihinde tutuklanmıştır.

Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucunun tutukluluk durumu

devam etmektedir. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla tutukluluğu

devam eden başvurucunun suç isnadına bağlı tutulma süresi 4 yıl 6 ay 8 gündür.

74. 5271 sayılı Kanun'un 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresinin

en çok iki yıl olduğu belirlendikten sonra zorunlu hâllerde gerekçesi

gösterilerek bu sürenin uzatılabileceği belirtilmiştir. Kanun'da bu uzatma

süresinin toplam üç yılı geçemeyeceği ifade edilmiştir. Böylelikle uzatma

süreleri dâhil toplam tutukluluk süresi azami beş yıl olabilecektir (Hamit

Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 40). Bununla birlikte 15/8/2017 tarihli

ve 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında

Kanun Hükmünde Kararname'nin 141. maddesiyle -1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı

Kanun'un 136. maddesiyle de aynen kabul edilerek yasalaşmıştır- anılan fıkraya

eklenen son cümle ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

İkinci Kitap, Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümü'nde

tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu

kapsamına giren suçlarda uzatma süresinin beş yılı geçemeyeceği düzenlenmiştir.

Anılan suçlara ilişkin olarak kanun koyucu azami tutukluluk süresini 7 yıla

çıkarmıştır. Dolayısıyla bu tutukluluk bakımından kanunda öngörülen azami

tutukluluk süresinin aşıldığının kabulü mümkün değildir (Metin Güneş (2),

B. No: 2018/17593, 10/3/2020, § 34).

75. Başvurucu, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün arkasındaki

yapılanma olduğu bilinen FETÖ/PDY üyesi olduğu suçlaması ile İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanmıştır.

Soruşturma mercileri bu örgütün Hrant Dink cinayetiyle de bağlantılı olduğuna

dair bazı olgular tespit etmişlerdir. Başvurucu da bu olayla ilgili soruşturma

kapsamında örgütsel ilişki çerçevesinde bazı eylemlerde bulunmakla

suçlanmaktadır. Anayasa Mahkemesi tutuklamanın hukukiliği bağlamında yaptığı

incelemede başvurucu yönünden anılan örgütle bağlantılı suçlamalar için

kuvvetli suç belirtisinin mevcut olduğu sonucuna varmıştır. Başvurucunun isnat

edilen suç yönünden kuvvetli suç şüphesi altında olduğu sulh ceza hâkimlikleri

ve ağır ceza mahkemesi tarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkça

belirtilmiştir. Buna göre başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğun devamı

kararlarında atıf yapılan ve/veya soruşturma/kovuşturma dosyasında bulunduğu

ifade edilen delillerin içeriği dikkate alındığında tutukluluğun ön şartı olan

suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğuna ilişkin olarak anılan

kararların ilgili ve yeterli olduğu değerlendirilmiştir.

76. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır ceza

mahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alan

tutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde

başvurucu hakkında dosyaya giren delillere, bu kapsamda kaçma şüphesine,

delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun 5271 sayılı

Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği

tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında olmasına, suça göre tutuklama

tedbirinin ölçülü/orantılı olmasına, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz

kalacağına dayandığı görülmektedir.

77. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen

askerî bir darbe teşebbüsünün akabinde teşebbüsün arkasında yer aldığı ileri

sürülen FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçlamasıyla tutuklanmıştır. Bu

durumda başvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin devam edip etmediğinin

değerlendirilmesinde FETÖ/PDY'nin özelliklerinden kaynaklanan etkenlerin yanı

sıra 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında ortaya çıkan koşulların da gözardı

edilmemesi gerekir.

78. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olayların

toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin

örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler

kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suç

oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı

sıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında

doğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle

ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında

soruşturma/kovuşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve adli süreçlerin güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir

(Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §

271; Selçuk Özdemir, § 78).

79. Öte yandan bu durumun, doğrudan darbe teşebbüsü ile

bağlantılı olmasa dahi FETÖ/PDY ile bağlantılı diğer suçlara ilişkin soruşturma

ve kovuşturmalar için de geçerli olduğu söylenebilecektir. Zira FETÖ/PDY'nin

yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede uluslararası

ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak

soruşturmaya/kovuşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt

dışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk

Özdemir, §§ 78, 79).

80. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen

soruşturma sonunda başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan cezalandırılması istemiyle iki farklı soruşturma yürütülmüş ve kamu

davası açılmıştır. Başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen örgütün

özellikleri, bu örgütün yapılanmasının boyutu ve faaliyetlerinin niteliği, bu

türdeki soruşturmaların yürütülmesinin diğer soruşturmalara göre zorluğu da

dikkate alındığında soruşturmalardan birinin yaklaşık dokuz ayda, diğerinin ise

yaklaşık bir buçuk yılda tamamlandığı ve ardından kamu davası açıldığı

anlaşılmıştır. Yargılamayı yapan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucuya

atılı suç ile bağlantısı olduğu değerlendirilen yargılamalar yönünden birçok

defa birleştirme kararı verildiği, 78 sanıklı yargılamada düzenli aralıklarla

toplam 110 duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda sanıkların, katılanların ve

tanıkların dinlendiği, diğer delillerin toplandığı görülmektedir. Bu itibarla

genel olarak soruşturmanın ve davanın yürütülmesinde savcılık ve derece

mahkemelerince hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibi yargılamada

özensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir.

81. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkin

kararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru nedenlerinin

belirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması, soruşturma/kovuşturma

sürecinin zor ve karmaşık olması, soruşturma/kovuşturmanın yürütülmesinde bir

özensizliğin tespit edilmemiş olması dikkate alındığında yaklaşık 4 yıl 6 aylık

tutukluluk süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

82. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer nitelikteki

başvurulardan Ömer Köse (B. No: 2017/34237, 23/10/2019, § 76)

başvurusunda 5 yıl 2 ay 3 günlük tutukluluk süresinin, Metin Güneş (B.

No: 2018/17593, 10/3/2020, § 46) başvurusunda 4 yıl 11 aylık tutukluluk

süresinin ve Erkan Ünal (B. No: 2019/39894, 8/7/2020, § 53) başvurusunda

ise 5 yıl 11 aylık tutukluluk süresinin makul olduğu sonucuna varmıştır.

83. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

B. İfade ve

Basın Özgürlüklerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

84. Başvurucu, gazetecilik faaliyeti kapsamında kalan

eylemleri nedeniyle tutuklanmasının ifade ve basın özgürlüklerini ihlal

ettiğini iddia etmiştir.

85. Bakanlık görüşünde, başvurucunun ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olduğu

belirtilmiştir.

86. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundakine benzer açıklamalarda bulunmuştur.

2. Değerlendirme

a. Uygulanabilirlik

Yönünden

87. Başvurucun tutuklanmasına neden olan suçlama

olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu itibarla

tutuklama tedbirinin ifade ve basın özgürlükleri üzerindeki etkisinin

incelenmesi, Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme

sırasında müdahalenin başta Anayasa'nın 13., 26. ve 28. maddeleri olmak üzere

diğer maddelerde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242).

b. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

88. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

c. Esas

Yönünden

89. Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ifade ve

basın özgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma

hakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerken

öncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyi

aşıp aşmadığını değerlendirmekte; daha sonra tutuklamanın hukukiliğine ya da

tutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarak

diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir (Erdem

Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, §§ 92-100; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 111-117; Mehmet

Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 157-164; Günay Dağ

ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 191-203; Mehmet

Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 105-116; Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, §§ 120-134; Kemal

Aktaş ve Selma Irmak, B. No: 2014/85, 3/1/2014, §§ 61-75; Faysal

Sarıyıldız, B. No: 2014/9, 3/1/2014, §§ 61-75; İbrahim Ayhan,

B. No: 2013/9895, 2/1/2014, §§ 60-74; Gülser Yıldırım, B. No: 2013/9894,

2/1/2014, §§ 60-74).

90. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasının hukuki

olmadığı iddiası incelendiğinde başvurucunun suç işlemiş olabileceğinden

şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu, ayrıca olayda tutuklama

nedenlerinin mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun söylenebileceği

sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate

alındığında başvurucunun yalnızca ifade özgürlüğü kapsamında kalan eylemleri

nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiası yönünden farklı

bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.

91. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. ve 28.

maddeleri bağlamındaki ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

92. Buna göre başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (26. ve 28.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. 1. Tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin

olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

2. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin

olarak Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

3. Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına

alınan ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Duygu KALUKÇU Başvurucu : Ercan GÜN Vekili : Av. Ahmet Köksal BAYRAKTAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/36164, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. Hüküm
  10. IV. İlgili
  11. Hukuk
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Kişi
  15. B. İfade ve
  16. A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi
  17. B. 1. Tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin
  18. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  19. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/36164
Tarih
10 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Asiye Karaaslan Başvurusu (B. No: 2017/36555)
  • Ahmet Önder ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/23929)
  • Emin Demirel ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/5536)
  • Diana Kutlar Başvurusu (B. No: 2017/33788)
  • Önder Acer Başvurusu (B. No: 2018/10564)
  • Eyyup Gül Başvurusu (B. No: 2018/10186)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.