İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Önder Acer Başvurusu (B. No: 2018/10564)

1. Başvuru, emniyet mensubu iken başka bir kuruma memur

Başvuru No2018/10564Tarih25 Şubat 2021Okuma14 dk · 2.795 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Önder Acer Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/10564
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.795 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, emniyet mensubu iken başka bir kuruma memur

olarak atanmaya ilişkin işlemin dayanağı olan yasal düzenlemenin daha sonra

yapılmış olması nedeniyle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 11/4/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, polis memuru olarak görev yapakta iken 2011

yılında sosyal paylaşım sitelerine yazdıkları nedeniyle siyasal partilere

üye olmak veya bunların yararına veya zararına çalışmak veya siyasal eylemlerde

bulunmak suçunu işlediği gerekçesiyle dört defa meslekten çıkarma cezası

ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

10. Başvurucu hakkındaki meslekten çıkarma cezalarının

zamanaşımına uğradığı belirtilerek 21/4/2014 tarihli disiplin kurulu kararıyla

meslekten çıkarma cezalarının işlemden kaldırılmasına, bu şekilde

uygulanmamasına karar verilmiştir.

11. Başvurucu 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet

Teşkilatı Kanunu’nun (27/3/2015 sayılı Kanun ile değişik) geçici 28. maddesi

uyarınca bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri

Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilmiş, 5/5/2015 tarihli

işlemle Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkanlığı Aydın ili emrine memur olarak

atanmıştır.

12. Başvurucu, memur olarak atanmasına ilişkin işleminin

iptali istemiyle Yozgat İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme

18/5/2017 tarihli kararıyla dava konusu işlemde yetki yönünden hukuka aykırılık

bulunduğunu belirterek işlemin iptaline karar vermiştir. Kararda başvurucu

hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması nedeniyle dava konusu

atama işleminin hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.

13. Davalı idarelerin istinaf başvurusunda bulunması

üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi (Daire) 13/12/2017

tarihli kararıyla istinaf talebinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına

ve davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde meslekten çıkarma

cezasını verme yetkisinin zamanaşımına uğraması nedeniyle dosyanın işlemden

kaldırıldığı belirtilmiş ve bu karar esas alınarak 3201 sayılı Kanun'un Geçici

28. maddesi uyarınca tesis edilen atama işleminin hukuka uygun olduğu

ifade edilmiştir.

14. Nihai karar 12/3/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 11/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 3201 sayılı Kanun'un geçici 28. maddesi şöyledir:

“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten

önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet

memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı

Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için

cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve

kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel

Başkanlığına bildirilir.

Bu personelin, Devlet Personel

Başkanlığınca 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları

Hakkında Kanunun 22 nci maddesinin ikinci, üçüncü, beşinci ve altıncı

fıkralarında belirtilen esas ve usuller çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına,

Devlet Personel Başkanlığına bildirim tarihinden itibaren kırk beş gün içinde

atama teklifleri yapılır. Bunlardan müdür ve üstü kadrolarda olanlar

araştırmacı unvanlı kadrolara, diğerleri ise Devlet Personel Başkanlığınca

tespit edilen kadrolara atanırlar. Personel nakledildiği kurumda göreve

başlayıncaya kadar eski kurumunda çalışmaya devam eder ve bu personelin her

türlü mali ve sosyal hakları çalıştıkları kurum tarafından karşılanır.

Bu madde kapsamında yer alan personele

ilişkin kadrolar; atama teklifi gerçekleştirilen kamu kurum ve kuruluşları

tarafından ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih itibarıyla diğer

kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın

ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. İhdas edilmiş sayılan memur kadroları,

13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde

Kararnameye ekli cetvellerin ilgili bölümüne eklenmiş sayılır. Atama işlemi

yapılan personele ilişkin bilgiler ve bu bilgilerdeki değişiklikler, en geç on

beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.”

17. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu'nun "Zamanaşımı" kenar başlıklı 127. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan

fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin

öğrenildiği tarihten itibaren;

a) ...

b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay

içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme

yetkisi zamanaşımına uğrar.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve

hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası

verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”

B. Uluslararası

Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"1. Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde

görülmesini isteme hakkına sahiptir...

2. Bir suç ile itham edilen herkes,

suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır."

19. Sözleşme'nin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"1. Hiç kimse, işlendiği zaman

ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden

dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan

cezadan daha ağır bir ceza verilemez."

20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin

7. maddesinde yer alan "suç oluşturmayan eylem" ifadesinden ne

anlaşılması gerektiğini de Sözleşme'nin 6. maddesinde yer alan "suç ile

itham edilme" kavramına ilişkin ortaya koyduğu üç kıstas ile

açıklamaktadır.

21. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında yer bulan "suç ile itham edilme" kavramının taraf

devletlerin iç hukuklarındaki karşılıklarından bağımsız, otonom bir yapıya sahip

olduğunu vurgulamaktadır (Adolf/Avusturya, B. No: 8269/78, 26/3/1982, §

30). Yine AİHM'e göre tek başına "itham" kavramı da

Sözleşme'nin anlamı dâhilinde anlaşılmalıdır. Bu kapsamda "itham"

kavramı yetkili makamlarca bir kişiye suç işlediği iddiasının resmî olarak

bildirimi şeklinde açıklanabilir. Böyle bir tanım aynı zamanda şüpheli

kişilerin sonuçlarından büyük ölçüde etkilendikleri durumları da içine alır (Deweer/Belçika,

B. No: 6903/75, 27/2/1980, §§ 42-46; Eckle/Almanya, B. No: 8130/78,

15/7/1982, § 73).

22. AİHM, suç isnadını değerlendirirken üç kriter dikkate

almaktadır. Bunlar iç hukuktaki sınıflandırma, suçun türü ve cezanın

türü ile ağırlığıdır (Engel ve diğerleri/Hollanda [GK], B. No:

5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72, 5370/72, 8/6/1976, §§ 82, 83).

23. AİHM'e göre birinci kriterin diğer kriterlere göre

göreceli olarak ağırlığı olsa da değerlendirme için birinci kriter ancak bir

başlangıç noktası oluşturur. Şöyle ki eğer taraf devletin iç hukuku bir eylemi

suç olarak nitelendirmiş ise bu, 6. maddenin kapsamının uygulanması bakımından

belirleyicidir. Ancak eğer ulusal hukukta böyle bir nitelendirme yok ise AİHM

yine de başvuru konusu edilen cezai sürecin ulusal sınıflandırmasının ötesine

bakacak ve maddi gerçeği inceleyecektir (Engel ve diğerleri/Hollanda, §

81).

24. Sözleşme'nin 6. maddesinin kapsamının uygulanmasını

belirleyecek daha önemli bir kriter olarak değerlendirilen (Jussila/Finlandiya

[BD], B. No: 73053/01, 23/11/2006) suçun türü kriteri ise şu

faktörlerin hesaba katılmasını gerektirmektedir:

i. Başvuruya konu cezai sürecin doğrudan -örneğin bir

meslek grubu gibi- belirli bir gruba mı yönelik olduğu yoksa herkes için

bağlayıcılığı olan genel bir etki mi yarattığı (Bendenoun/Fransa, B. No:

12547/86, 24/2/1994, § 47)

ii. Cezai sürecin kamu gücünü kullanan bir kamu otoritesi

tarafından yürütülüp yürütülmediği (Benham/Birleşik Krallık [BD], B. No:

19380/92, 10/6/1996, § 56)

iii. Cezai sürecin cezalandırıcı ya da caydırıcı bir

amacının bulunup bulunmadığı (Öztürk/Almanya [GK], B. No: 8544/79,

21/2/1984, § 53; Bendenoun/Fransa, § 47)

iv. Cezai sürecin sonunda öngörülen cezanın

uygulanmasının bir suç tespitine bağlı olup olmadığı (Benham/Birleşik Krallık,

§ 56)

v. Benzer cezai süreçlerin diğer taraf devletlerin

hukuklarında nasıl sınıflandırıldığı (Öztürk/Almanya, § 53)

25. Üçüncü ve son kriter cezanın türü ve ağırlığı

ise 6. maddenin uygulanma kapsamının belirlenmesinde cezai sürecin sonunda

öngörülen cezanın olası en yüksek miktarının da dikkate alındığını ortaya

koymaktadır (Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, B. No: 7819/77, 7878/77,

28/6/1984, § 72; Demicoli/Malta, B. No: 13057/87, 27/8/1991, § 34).

26. AİHM'e göre Sözleşme'nin 6. maddesinin cezai süreçler

bakımından kapsamının belirlenmesinde Engel ve diğerleri/Hollanda başvurusuna

ilişkin kararda altı çizilen ikinci ve üçüncü kriterlerin birlikte uygulanması

gerekli değildir. Yine de her bir kriterin ayrı ayrı analizi üzerinden sonuca

varılamayan durumlarda kriterlerin kümülatif olarak değerlendirilmesine ilişkin

bir yaklaşım da benimsenebilir (Bendenoun/Fransa, § 47).

27. AİHM, söz konusu üç kriteri uygulayarak sonuca

ulaştığı disiplin işlemine karşı yapılan bir başvuruda (Çelikateş ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 45824/99, 7/11/2000), kamu görevine giriş

ile kamu görevine son verilmesi şartlarına karşı yapılan bir başvuruda (Sidabras

ve Džiautas/Litvanya (k.k.), B. No: 55480/00 ve 59330/00, 1/7/2003) ve

anayasa ihlalleri nedeniyle cumhurbaşkanı aleyhine başlatılan itham sürecine

karşı yapılan bir başvuruda (Paksas/Litvanya [BD], B. No: 34932/04,

6/1/2011, §§ 64-69) şikâyetlerin Sözleşme'nin 6. ve 7. maddelerinin kapsamı

dışında kaldığı sonucuna varmıştır.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

29. Başvurucu; memur olarak atanmasına ilişkin işlemin

dayanağı olan yasal değişikliğin meslekten çıkarılma cezalarının zamanaşımına

uğradığına ilişkin karardan sonra yapıldığını, daha önce tesis edilmiş

işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama

tasarrufunda bulunulduğunu, bunun hukuk güvenliği ilkesiyle bağdaşmadığını

belirterek suçta ve cezada kanunilik ile cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmektedir. Öte yandan başvurucu özel hayata saygı hakkı ve

çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde; başvurucunun 22/11/2016 tarihli

ve 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun

Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarıldığı, bu şekilde

memuriyetle ilişiğinin kesildiği, yürürlükteki mevzuat uyarınca bir daha kamu

görevi üstlenmesi hukuken mümkün olmadığından memuriyet görevini sürdürdüğü

sırada kamu personel hukuku ile ilgili hakkında tesis edilmiş bir işleme

ilişkin mahkemelerce iptal veya ret kararı verilmesinin hukuki statüsünde

herhangi bir değişikliğe yol açmayacağı vurgulanmıştır. Somut başvuru açısından

başvurucunun kişi yönünden yetkisinin bulunup bulunmadığının

değerlendirilmesinde bu hususun dikkate alınmasının uygun olacağı

bildirilmiştir. Diğer yandan 3201 sayılı Kanun'a eklenen geçici 28. madde ile

belirli koşulları taşıyan polis memurlarının başka bir kuruma naklen

atanmalarının öngörüldüğü, anılan düzenlemenin amacının başvurucunun

cezalandırılması olmadığı, idarenin takdir yetkisi dâhilinde kamu yararı ve

kamu hizmetinin gerekliliklerinin sağlanması olduğu, bu sebeple konunun

Anayasa'nın 38. ve Sözleşme'nin 7. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği

belirtilmiştir. Bahsedilen düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olup olmadığı

sorununu Anayasa Mahkemesinin 4/5/2017 tarihli ve E.2015/41, K.2017/98 sayılı

kararıyla değerlendirdiği ve aykırılık olmadığı sonucuna vardığı ifade

edilmiştir. Emniyet mensuplarının yürüttüğü görevlerin gerek kamu güvenliğinin

gerekse kişilerin bireysel güvenliklerinin sağlanması yönünden son derece

önemli görevler olduğu, dolayısıyla devletin bu görevi yürütecek personelle

çalışma ilişkisinin aynı mahiyette işler yapmayan diğer personelle çalışma

ilişkisinden farklı mahiyette olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu yönüyle

kanun koyucunun anılan kişiler yönünden daha sıkı sadakat ilişkisine dayalı bir

personel çalıştırma rejimi öngörerek meslekten veya memuriyetten atılmayı

gerektirecek ağırlıkta görevle bağdaşmayan fiiller işleyen kişilerin başka kamu

kurum ve kuruluşlarına naklini hükme bağlamasında kamu yararının bulunmadığı ve

söz konusu ölçütün objektif olmadığı veya adalet ve hakkaniyetle bağdaşmadığının

söylenemeyeceği bildirilmiştir.

31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında

hakkındaki ceza yargılamasında beraat kararı verilmesi üzerine ihraç kararına

karşı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurduğunu, Bakanlık

görüşünde yer alan "...bir daha kamu görevi üstlenmesi hukuken mümkün

olmadığı..." ifadesinin talihsiz bir açıklama olduğunu belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesinin anılan kararının gerekçesinde kamu yararının gözetilmesine

ve objektif kriterlerin uygulanmasına vurgu yapıldığına ancak dava konusu

ettiği işlem tesis edilirken bu hususların gözetilmediğine dikkat çekmiştir.

B. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucu her ne kadar cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş ise de şikâyetin özü işlemin kanuni dayanaktan yoksun olduğu iddiasına

yönelik olduğundan değerlendirmenin suçta ve cezada kanunilik ilkesi kapsamda

yapılması uygun görülmüştür. Başvurucu, özel hayata saygı hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşse de başvurucunun iddiasının ilk bakışta

temellendirilmemiş olduğunun anlaşılması nedeniyle anılan iddia için ayrıca

değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca

başvurucu her ne kadar çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadı (Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013) uyarınca çalışma hakkı Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerin ortak koruma alanına

girmediğinden bu iddia yönünden de ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

33. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel

başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia

edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra

Sözleşme'nin ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek protokoller kapsamına

da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan

hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun kapsamında değildir

(Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

34. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru

bağlamında Anayasa'nın 38. maddesine ilişkin inceleme yetkisi, anılan maddenin

norm alanına dâhil olan her türlü yaptırımı kapsayacak şekilde geniş olmayıp

Sözleşme çerçevesinde suç isnadı olarak nitelenebilen yaptırımlarla

sınırlı tutulmuştur. Diğer bir ifadeyle Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda

Anayasa'nın 38. maddesi kapsamına giren her türlü yaptırımın değil sadece

Anayasa ile Sözleşme'nin ortak koruma alanına giren suç isnadı sayılan

yaptırımların anılan maddedeki güvenceleri ihlal edip etmediğini denetleme

yetkisini haizdir (D.M.Ç, B. No: 2014/16941, 24/1/2018, § 33).

35. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kimse, işlendiği zaman yürürlükte

bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu

işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza

verilemez."

36. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında "Kimse,

... kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz."

denilerek suçun kanuniliği, üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza

yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." ifadesine yer

verilerek cezanın kanuniliği ilkesi getirilmiştir. Anayasa'nın 38.

maddesinde yer alan "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi

uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecek

cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi buna

ilişkin Kanunun açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekir (D.M.Ç,

§ 35).

37. Uyuşmazlığın suç ve cezalara ilişkin olması, ihlal

iddiasının Sözleşme'nin 7. ve Anayasa'nın 38. maddesinin ortak koruma alanı

kapsamında değerlendirilebilmesinin ön şartıdır. Bu durumda bireysel başvuruya

konu somut olayda, disiplin cezasının ve sonuçlarının -suçlarda ve cezalarda

kanunilik ilkesine yönelik ihlal iddiası açısından- Anayasa ve Sözleşme'nin

ortak koruma alanı içinde yer alıp almadığı belirlenmelidir.

38. Anayasa'nın 38. maddesi uyarınca kanunun suç

saymadığı bir fiilden dolayı bir kimsenin cezalandırılamayacağına ilişkin kural

bağlamında "kanunun suç saymadığı bir fiil" ifadesiyle

kastedilenin Sözleşme'nin 6. maddesinde yer alan "suç ile itham

edilme" kavramına ilişkin ortaya konulan kıstaslar ile uyumlu olarak

açıklanması gerekmektedir.

39. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinden inceleme

yapılabilmesi için bir suç isnadının varlığı gerekir. Suç isnadının özerk bir

kavram olması nedeniyle bir isnadın Anayasa'nın 38. ve Sözleşme'nin 7. maddesi

kapsamında olup olmadığının tespiti amacıyla üç ayrı kriter kullanılmaktadır.

İlk olarak isnadın ulusal ceza mevzuatında suç olarak düzenlenip

düzenlenmediğine bakılmalı ve isnat edilen eylem, ulusal ceza mevzuatında suç

addedilmişse yapılan isnat diğer kriterlerin uygulanmasına gerek kalmadan suç isnadı

olarak kabul edilmelidir (B.Y.Ç., B. No: 2013/4554, 15/12/2015, § 31).

40. İsnada konu eylemin ulusal mevzuatta suç

addedilmediği durumlarda ise eylemin suç karakteri ve özelliği taşıyıp

taşımadığı ile eylem için öngörülen cezanın ağırlığı ve amacı dikkate

alınacaktır. Bu bağlamda, disiplin hukuku çerçevesinde yapılan bir isnadın

cezai anlamda bir suç isnadı olup olmadığının belirlenmesinde disiplin

cezasının belirli bir grubu mu yoksa herkesi mi bağladığı, caydırma ve

cezalandırma amacı içerip içermediği, ilgili suçun ceza hukukunda yer alan

suçlarla benzerlik taşıyıp taşımadığı, uygulanan usullerin ceza hukuku

alanındaki yargısal usullere benzeyip benzemediği gibi faktörler dikkate

alınacaktır (B.Y.Ç., § 32).

41. Buna göre ceza hukuku anlamında suçun herkes

tarafından işlenebilmesi mümkün iken genellikle bir kurumun iç işleyişiyle veya

bir meslek grubunun faaliyetleriyle ilgili olan disiplin suçları, belli sıfata,

mesleki unvana sahip kişiler tarafından işlenebildiğinden yalnızca belirli bir

grubu bağlamakta ve bu nedenle cezai anlamda suç niteliği taşımamaktadırlar.

Diğer taraftan disiplin hukuku kapsamında uygulanan bir yaptırımın ciddi

şekilde caydırıcı olması veya yaptırımın sonucunun belirli şartlar dahilinde

-para cezasının ödenmemesi durumunda- hürriyeti bağlayıcı ceza ile

ilintilendirilmesi halinde mevzuatta disiplin suçu olarak düzenlenmiş olmasına

rağmen cezai anlamda bir suçun mevcut olduğu kabul edilebilir (B.Y.Ç., §

33).

42. Somut olayda başvurucu işlemiş olduğu eylemler

nedeniyle 4 defa meslekten çıkarılması cezası ile cezalandırılmıştır. Daha

sonra ise meslekten çıkarma cezasını verme yetkisinin zamanaşımına uğraması

nedeniyle dosyası işlemden kaldırılmıştır. Söz konusu durumun ise 3201 sayılı

Kanun'un Geçici 28. maddesinde özel olarak düzenlenmesine bağlı olarak

başvurucu Türkiye Halk Sağlığı Kurumu nezdinde memur olarak atanmıştır. Derece

mahkemelerince tartışılan verilen cezanın niteliğinden ziyade atama işleminin

hukuka uygun olup olmadığıdır. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut

başvuru değerlendirildiğinde başvurucuya isnat edilen siyasal partilere üye

olmak veya bunların yararına veya zararına çalışmak veya siyasal eylemlerde

bulunmak eylemi 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ve

ceza hukuku mevzuatında suç olarak düzenlenmediği görülmektedir. Başvurucu

polis memuru olarak görev yapmaktayken belirtilen eylem nedeniyle meslekten

çıkarma cezası almıştır. Başvurucuya uygulanan disiplin yaptırımının mesleğin

yerine getirilmesine dair edimlere ilişkin bulunduğu açıktır. İsnat edilen

eylemin belirli bir meslek grubu tarafından gerçekleştirilmesinin mümkün

olduğu, bu meslek grubunda yer almayan kişileri ilgilendirmediği ve disiplin

yaptırımının hürriyeti bağlayıcı ceza sonucu doğurmadığı anlaşılmaktadır. Bu

nedenlerle başvurucuya yöneltilen isnadın disiplin hukuku alanında kaldığı ve

başvurunun bir suç isnadının karara bağlanmasına ilişkin bir uyuşmazlığı konu

edinmediği açıktır.

43. Bu durumda başvurucunun meslekten çıkarma cezası ile

cezalandırılması işlemi ve bu işleme bağlı olarak tesis edilen atama işleminin

Anayasa'nın 38. maddesi ile Sözleşme'nin 7. maddesinin ortak koruma alanı

kapsamında dikkate alınabilecek nitelikte olmadığının kabul edilmesi

gerekmektedir.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 25/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucu : Önder ACER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/10564, 25 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. IV. İlgili
  9. Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası
  12. V. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/10564
Tarih
25 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Eyyup Gül Başvurusu (B. No: 2018/10186)
  • R.ç. Başvurusu (B. No: 2018/6238)
  • Esra Ünlü Başvurusu (B. No: 2018/4144)
  • Dağistan Koçak Başvurusu (B. No: 2018/5489)
  • Umut Çamlıbel Başvurusu (B. No: 2018/24929)
  • Kamil Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/6656)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.