İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

R.ç. Başvurusu (B. No: 2018/6238)

1. Başvuru, işe iade davasında dava açma süresinin hatalı

Başvuru No2018/6238Tarih25 Şubat 2021Okuma14 dk · 2.839 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm R.Ç. Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/6238
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.839 kelime·14 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, işe iade davasında dava açma süresinin hatalı

tespit edilmesi üzerine davanın reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 1/3/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Bağlar Kaymakamlığına bağlı Bağlar Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığında sosyal yardım ve inceleme

personeli olarak belirsiz süreli iş sözleşmesiyle 17/5/2012 tarihinde çalışmaya

başlamıştır.

10. Başvurucunun iş sözleşmesi, başvurucunun 23/7/2016

tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 Sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 2.

maddesinin 1. fıkrasında millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) aidiyeti,

iltisakı ve bu örgütle irtibatı olduğu kanaatiyle 15/8/2016 tarihinde Mütevelli

Heyeti kararıyla feshedilmiştir.

11. Başvurucu, iş sözleşmesinin geçerli bir neden

olmaksızın feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe

iadesine karar verilmesi talebiyle 16/9/2016 tarihinde Diyarbakır 1. İş

Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

12. Mahkemenin 16/1/2017 tarihli kararında; iş

sözleşmesinin Mütevelli Heyeti kararı ile başvurucunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti,

iltisakı veya bu örgütle irtibatı olduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK uyarınca

feshedildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

13. Başvurucu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk

Dairesine (Bölge Mahkemesi) istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Mahkemesi

21/5/2017 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. Karar

gerekçesinde; başvurucunun iş sözleşmesinin 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi

kapsamında feshedildiği, söz konusu KHK uyarınca başvurucunun bir daha kamu

hizmetinde doğrudan veya dolaylı olarak istihdam edilemeyeceği, feshin

geçerlilik denetiminin yapılamayacağı ve Kaymakamlık açısından husumet

şartlarının oluşmadığı ifade edilmiştir. Kararda, davanın esasına girilmeksizin

bu gerekçelerle reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar

verilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir.

14. Başvurucunun temyiz talebi üzerine Yargıtay 22. Hukuk

Dairesi (Daire) 25/9/2017 tarihli kararında başvurucunun sözleşmesinin

15/8/2016 tarihinde feshedildiği konusunda ihtilaf bulunmadığını, feshin aynı

gün öğrenildiğinin başvurucunun kabulünde olduğunu açıklamıştır. Daire; davanın

bir aylık hak düşürücü sürenin son günü olan 15/9/2016 tarihine kadar açılması

gerekirken bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra 16/9/2016 tarihinde

açıldığı gerekçesiyle temyize konu kararın hatalı olduğuna, kararın bozularak

ortadan kaldırılması ile davanın reddine kesin olarak karar vermiştir.

15. Nihai karar başvurucuya 21/2/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 1/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili

Mevzuat

17. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20.

maddesinin 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile yapılan

değişiklikten önceki halinin ilgili kısmı şöyledir:

"İş sözleşmesi feshedilen işçi,

fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir

sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir

ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (...) taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık

aynı sürede özel hakeme götürülür.

..."

18. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı mülga İş Mahkemeleri

Kanunu’nun 15. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır."

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 118. maddesi şöyledir:

"(1) Dava, dava dilekçesinin

kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar

örnek eklenir.

(2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin

usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir."

20. 6100 sayılı Kanun’un 93. maddesi şöyledir:

"(1) Resmî tatil günleri, süreye

dâhildir. Sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süre

tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter."

2. Yargıtay

Kararları

21. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2/11/2017 tarihli ve

E.2016/27441, K.2017/17328 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"... 6100 sayılı HMK'nun 90. ve devamı

maddelerinde sürelerin belirlenmesi, başlaması ve bitimi hususları

düzenlenmiştir. Kanun koyucu tarafından işe iade davasının açılabilmesi için

öngörülen hak düşürücü süre ay olarak belirlenmiştir. HMK'nun 92. maddesinde ay

olarak belirlenmiş sürelerde, son aya karşılık gelen günün tatil saatinde

sürenin biteceği açıkça ifade edilmiştir. Buna göre, iş sözleşmesinin

27.01.2016 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında, 1 aylık hak düşürücü süre

27.02.2016 tarihi mesai saati bitiminde sona erecektir. Bu tarihte yani

27.02.2016 tarihi de (cumartesi günü) resmi tatil gününe denk geldiğinden,

HMK’nun 93. maddesi uyarınca eldeki işe iade davasının süresinde açıldığı

açıkça ortadadır. Mahkemece davanın süresinde açılmadığı gerekçesi ile davanın

reddine karar verilmesi hatalıdır.

..."

22. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14/3/2016 tarihli ve

E.2015/41083, K.2016/6152 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Öncelikle mahkemenin süre

yönünden değerlendirmesi hatalıdır. Dava 21.10.2013 tarihinde açılmış olup

fesih bildirimi ise 18.09.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yani 1 aylık dava

açma süresi 18.09.2013 tarihinde başlamış olup sürenin son günü de 18.10.2013

günü mesai bitimidir. Sürenin son günü olan 18.10.2013 tarihi resmi tatil günü

olan Kurban Bayramının 4.günüdür. Aynı zamanda Cuma gününe denk gelmiş olup

takip eden günler ( Cumartesi-Pazar) hafta sonu olup mesai günü değildir.

Dolayısıyla resmi tatil günü ve hafta sonunun takiben ilk mesai günü 21.10.2013

Pazartesi günüdür. Böylece 21.10.2013 tarihinde açılan işe iade davası

süresindedir.

..."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir

mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarından

birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir (Golder/Birleşik

Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36). Mahkemeye erişim hakkı,

Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olup (Lawyer

Partners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07, 16/6/2009, § 52) bu kapsamda (1)

numaralı fıkra, herkesin kişisel hakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü

iddiasını bir mahkeme veya bir yargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altına

alır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).

25. Mahkemeye erişim hakkı, niteliği gereği devlet

tarafından düzenleme yapılmayı gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp

sınırlamalara tabidir. AİHM'e göre bu hak, Sözleşme'nin tanımlamaksızın kabul ettiği

bir hak olduğundan bir hakkın kapsamını belirleyen (çerçevesini çizen)

sınırlardan başka sınırlamalara da tabi olabilir. Ancak hiçbir durumda bu

sınırlamalar hakkın özünü zedelememelidir (Golder/Birleşik Krallık, §

38).

26. Ayrıca bu sınırlama, meşru bir amaç izlemeli ve

kullanılan araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir

orantılılık ilişkisi bulunmalıdır, aksi takdirde bu sınırlama 6. maddenin (1)

numaralı fıkrasıyla bağdaşmaz (Ashingdane/Birleşik Krallık, B.

No: 8225/78,28/5/1985, § 57).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye

Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

iddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu, dava açma süresi olan bir aylık hak

düşürücü sürenin son günü olan 15/9/2016 tarihinin resmî tatil günü olan Kurban

Bayramı'na denk gelmesi sebebiyle davanın 16/9/2016 tarihinde açıldığını,

davanın süresinde açılmasına rağmen süresinde açılmadığı gerekçesiyle

reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

29. Bakanlık; mahkemeye erişim hakkının

sınırlandırılabilen bir hak olduğunu, başvurucu hakkındaki tedbirlerin

olağanüstü hâl (OHAL) döneminde alınması nedeniyle yapılacak incelemede

Anayasa'nın 15. maddesinin de dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak

alınacak "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Hakkın

Kapsamı ve Müdahalenin Varlığı

32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini

belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

33. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık

kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde

karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (AYM, E.2013/40,

K.2013/139, 28/11/2013).

34. Somut olayda davanın süre aşımından reddedilmesi

nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin

bulunduğu görülmektedir.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

35. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının

incelenmesi gerekir.

37. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin

ve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfî

müdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletinin

en önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,

6/2/2014, § 60).

38. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî

manada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük

Millet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun

adı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere

müdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan

düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına

bağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün

bulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (Ali

Hıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).

39. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının

da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği ölçüde hukuki belirlilik

taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun

sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve

diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı

olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir

kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],

B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilik unsuru yönünden değerlendirme

yapılırken derece mahkemelerince müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerinin

yorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariz takdir hatası ya da açık

keyfîlik içermediği sürece bu alanda bir inceleme yapılması bireysel başvurunun

amacıyla bağdaşmaz. Ancak derece mahkemelerinin müdahaleye imkân tanıyan kanun

hükmünü açık bir biçimde hatalı yorumladıkları ve uyguladıklarının tespiti

hâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksun olduğu sonucuna ulaşılabilir (Ramazan

Atay, B. No: 2017/26048, 29/1/2020, § 29).

40. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinde, iş sözleşmesi

feshedilen işçinin fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen

sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiasıyla fesih bildiriminin tebliği

tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabileceği belirtilmiştir.

41. 6100 sayılı Kanun'un 92. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında; süre hafta, ay, yıl olarak belirtilmiş ise başladığı güne son

hafta, ay veya yıl içinde karşılık gelen günün tatil saatinde biteceği, 93.

maddesinde de sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde,

sürenin tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biteceği

düzenlenmiştir.

42. Başvurucu işe iade talebiyle açtığı davada Bölge

Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararını temyiz etmiştir. Daire

25/9/2017 tarihli ilamında belirtilen "...davanın 1 aylık hak düşürücü

sürenin son günü olan 15/09/2016 tarihine kadar açılması gerekirken bir aylık

dava açma süresi geçtikten sonra 16/09/2016 tarihinde açıldığı" gerekçesi

ile davanın esasına girmeden reddine karar vermiştir.

43. Somut olayda başvurucunun fesih bildiriminden iş

sözleşmesinin feshedildiği 15/8/2016 tarihinde haberdar olduğu tespit

edildiğinden bir aylık dava açma süresinin bu tarihten itibaren başlatılması

gerektiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucu bir aylık hak düşürücü

sürenin son günü olan 15/9/2016 tarihinin resmî tatil olan Kurban Bayramı'nın

son gününe rastlaması sebebiyle tatili takip eden ilk iş günü olan 16/9/2016

tarihinde dava açmıştır. Dairenin, dava açma süresini hesaplarken hak düşürücü

sürenin son günü olan 15/9/2016 tarihini iş günü olarak tespit ve kabul ettiği

anlaşılmaktadır. Dairenin söz konusu kabulünün sürenin son gününün resmî tatil

gününe rastlaması hâlinde, sürenin tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati

sonunda biteceğini belirten düzenlemeye açıkça aykırı olduğu görülmektedir. Bu

durumda Dairenin temyiz başvurusunu incelemeksizin reddetmesinin kanuni

dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

44. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucunun

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B. Diğer İhlal

İddiaları

1. Başvurucunun

İddiaları

45. Başvurucu; hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı

olmamasına rağmen ömür boyu kamu görevinden yasaklandığını, terörist gibi

yaşamaya mahkûm edildiğini, hakkındaki suçlamaların somut delile dayanmadığını,

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinde işine son verilme nedeni olarak "OHAL/KHK"

kaydı düşülmek suretiyle ayrıca fişlendiğini belirterek adil yargılanma,

mülkiyet, özel hayata ve aile hayatına saygı hakları ile masumiyet karinesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

46. Mahkemeye erişim hakkı yönünden verilen ihlal kararı

nedeniyle yargılamanın yenilenmesine karar verildiğinden diğer ihlal

iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

48. Başvurucu, ihlalin tespit ile maddi ve manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

49. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

50. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

51. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

52. Başvuruda, temyiz başvurusunun davanın süresinde

açılmadığı gerekçesiyle incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Daire kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

53. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak amacıyla Yargıtay 22. Hukuk Dairesine gönderilmesini

sağlamak üzere Diyarbakır 1. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

54. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Diğer hak ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK

OLMADIĞINA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

amacıyla Yargıtay 22. Hukuk Dairesine gönderilmesini sağlamak üzere Diyarbakır

1. İş Mahkemesine (E.2016/1338, K.2017/13) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 25/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Tuğba TUNA IŞIK Başvurucu : R.Ç. Vekili : Av. Cafer KOLUMAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/6238, 25 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Mahkemeye
  16. B. Diğer İhlal
  17. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  18. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  19. B. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  20. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  21. D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  22. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  23. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/6238
Tarih
25 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Esra Ünlü Başvurusu (B. No: 2018/4144)
  • Dağistan Koçak Başvurusu (B. No: 2018/5489)
  • Umut Çamlıbel Başvurusu (B. No: 2018/24929)
  • Kamil Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/6656)
  • Eyüp Toy ve Saadet Toy Başvurusu (B. No: 2017/34841)
  • Enver Erarslan ve İsmail Ceylan Başvurusu (B. No: 2018/10601)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.