İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Enver Erarslan ve İsmail Ceylan Başvurusu (B. No: 2018/10601)

1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla

Başvuru No2018/10601Tarih25 Şubat 2021Okuma15 dk · 3.062 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Enver Erarslan Ve İsmail Ceylan Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/10601
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.062 kelime·15 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla

açılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıyla

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 9/4/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2018/10806 numaralı başvuru dosyasının hukuki ve fiilî

irtibat nedeniyle 2018/10601 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,

incelemenin 2018/10601 numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve diğer dosyanın

kapatılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular; Başkent Ulaşım Doğalgaz Hizmetleri Proje

Taahhüt San. Tic. A.Ş.den (BUGSAŞ) 19/2/1998 tarihinde emekli olmuş, 27/7/2016

tarihine kadar aynı Şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışmaya devam

etmiştir.

10. Başvurucular, BUGSAŞ'taki görevlerinin sona

ermesinden sonra belediyelerde çalışan personelin işçi vasfında olması

nedeniyle 4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde

Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık

çalışma süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye

alacağının ödenmesi amacıyla BUGSAŞ aleyhine 23/11/2016 tarihinde ayrı ayrı

dava açmıştır.

11. Ankara 34. İş Mahkemesi (Mahkeme) 14/9/2017 tarihli

kararlarla başvurucuların davalarının kabulüne karar vermiştir. Gerekçeli

kararlarda, BUGSAŞ'ın yarısından fazlasına Ankara Büyükşehir Belediyesine ait

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğünün sahip olduğu

belirtilmiştir. Maliye Bakanlığının BUGSAŞ'ın sermayesinin yarısından fazlasına

Ankara Büyükşehir Belediyesine ait teşekküllerin sahip olması nedeniyle

BUGSAŞ'ın 6772 sayılı Kanun kapsamında olduğu gerekçesiyle işçi olarak

çalışanlarına ilave tediye ödenmesi gerektiği görüşünde olduğu ifade edildikten

sonra başvurucuların anılan alacağa hak kazandıkları sonucuna varılmıştır.

12. Davalı BUGSAŞ, kararları istinaf etmiştir. Ankara

Bölge Adliye Mahkemesi (Ankara BAM) 7. Hukuk Dairesi 7/2/2018 tarihli

kararlarıyla istinaf istemini kabul etmiş ve ilk derece mahkemesi kararlarını

ortadan kaldırarak davaların reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararların

gerekçesinde, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin emsal kararlarına göre muvazaalı

alt işverenlik ilişkileri kapsamı dışında, belediye şirketlerinde çalışanların

ilave tediye hakkı bulunmadığı belirtilmiş ve belediyelerin hissedarı olduğu

şirketlerin 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı ifade edilmiştir.

13. Nihai kararlar başvuruculara 9/3/2018 tarihinde

tebliğ edilmiştir. Başvurucular 9/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun

Hükümleri

14. 6772 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Umumi, mülhak ve hususi bütçeli

dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası

Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller,

3460 ve 3659 sayılı kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve

diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan

İş Kanununun şümulüne giren veya girmiyen yerlerde çalışmakta olan ve İş

Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan

kimselere, ücret sistemleri ne olursa olsun, her yıl için birer aylık

istihkakları tutarında ilave tediye yapılır.''

15. 6772 sayılı Kanun’un 2. maddesi şu şekildedir:

"Birinci maddede sözü geçen

işçilerden maden işletmelerinin munhasıran yeraltı işlerinde çalışanlarına bu

işlerde çalıştıkları müddetle mütenasip olarak her yıl için ayrıca birer aylık

istihkakları tutarında bir ilave tediye daha yapılır.''

16. 6772 sayılı Kanun’un 3. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Birinci ve ikinci maddelerde

yazılı olan işçilere mezkür maddeler gereğince yapılan tediyelerden ayrı olarak

her yıl için bir aylık istihkakları tutarını geçmemek üzere Cumhurbaşkanı

karariyle aynı nispette bir ilave tediye daha yapılabilir.''

17. 6772 sayılı Kanun’un 7. maddesi şöyledir:

"Bu kanun neşri tarihinden itibaren

mer'idir.''

2. Yargıtay

Kararları

18. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 23/1/2020 tarihli ve

E.2017/25846, K.2020/1088 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

''6772 sayılı Kanun’un 1. maddesindeki

düzenleme uyarınca, 'belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller' kanun

kapsamındadır. Belediyelerin hissedarı olduğu şirketler ise, Ticaret Kanunu

hükümlerine tabi, belediyeden ayrı ve bağımsız özel hukuk tüzel kişiliğine

sahip olduğundan, bu şirketlerin belediyeye bağlı teşekkül sayılması mümkün

değildir. Anılan maddede, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan

şirketlerin kanun kapsamında olduğu açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, madde

metninde sermayesi belediyeye ait olan şirketlere yer verilmemesi kanun

koyucunun tercihidir. Keza, 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun, 15.07.1934

tarihinde yürürlüğe giren 2571 sayılı Kanun’la değişik 19. maddesi hükmünde,

belediyelerin iştirak edecekleri şirketler ifadesine açıkça yer verilmiş olduğu

halde, bu tarihten sonraki bir tarih olan 11.07.1956 tarihinde yürürlüğe giren

6772 sayılı Kanun’da, belediyelerin hissedarı olduğu şirketlerden bahsedilmemiş

olması da bu durumun bir göstergesidir. Dolayısıyla, 6772 sayılı Kanun’un 1.

maddesindeki, belediyeye bağlı teşekkül ifadesinden, kanun koyucunun,

belediyelerin hissedarı olduğu şirketleri kastettiği söylenemez.

Anılan sebeplerle, belediyelerin

hissedarı olduğu şirketler 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunmadıklarından,

davalı şirket ilave tediye ödemekle yükümlü değildir. Bu halde, ilave tediye

alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi

hatalı olmuştur.

Yukarıda yazılı sebeplerden kararın

bozulması gerekmiştir."

19. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 13/1/2020 tarihli ve

E.2017/25655, K.2020/106 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı da yukarıda

anılan karar gerekçesi (§ 18) ile benzer mahiyettedir.

20. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 5/2/2020 tarihli ve

E.2017/13347, K.2020/1420 sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Belediye tarafından ortak olarak

Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olarak kurulan şirketlerin 6772 Sayılı

Kanun’un kapsamındaki konumuna gelince;

Yukarıda belirtildiği gibi yasal

düzenlemelerden ilave tediyenin, devlet tarafından yasa ve yasanın verdiği

yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan

kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı kuruşlarda iş sözleşmesi ile

çalışanlara uygulanacağı görülmektedir. Söz konusu düzenlemelerde Belediyeler

ve Belediyelere bağlı kuruluşlardan söz edilmiştir

Bağlı kuruluşlardan söz edilebilmesi

için, Belediye'nin bazı hizmetlerinin Belediye dışında özel bir kanunla

kurulan, genel bütçe içinde ayrı bütçeli ya da katma bütçeli kuruluş olması

gerekir. Genel Müdürlük biçiminde özel bir kanunla kurulmuş ve belediye ana

hizmetlerinin bir kısmını yürüten bu kuruluşlara bağlı kuruluş denmektedir. Bu

nedenle Belediye tarafından ortak olarak Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi

olarak kurulan şirketler bağlı kuruluş olarak nitelenemez. Bu nedenle Belediye

Başkanlığı'nın ortak olduğu şirket bağlı kuruluş olmadığından 6772 sayılı kanun

kapsamında kalmaz ve işçisi de ilave tediyeden yararlanmaz.

Her ne kadar, aynı davalıya karşı ilave

tediye alacak talebiyle açılmış ve bu talebin kabul edildiği bir kısım yerel

mahkeme kararları Dairemizce onanmış ve ayrıca yine ilk derece ve bölge adliye

mahkemelerinin gerekçeli kararlarında söz edildiği üzere, Yargıtay 7. Hukuk

Dairesinin davalı şirketin 6772 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi

gerektiği yönünde kararları bulunmakta ise de, Yargıtay 7. 9. ve 22. Hukuk

Daireleri arasında bu yönde oluşan içtihat farklılığın giderilmesi için

Yargıtay 1. Başkanlık Makamına İçtihadı Birleştirme amacıyla 22. Hukuk

Dairesince yapılan başvuru üzerine, Dairemizce Yargıtay 1. Başkanlığına yazılan

30/09/2016 tarihli görüş yazısında; Belediye Başkanlıklarının ortak olduğu

şirketlerin bağlı kuruluş olmadığından, bu şirketlerin 6772 sayılı kanun

kapsamında kalmadıkları ve işçilerinin de ilave tediyeden yararlanamayacakları

ve hukuk dairelerinin kendi içinde verdiği çelişkili kararlara karşı içtihat

birleştirmesi yolu bulunmadığı ve içtihat birleştirilmesinin mümkün olmadığı

yönünde görüş bildirilmiştir. Yargıtay Daireleri arasında bu hususta görüş

farklılığı bulunmaması nedeniyle de, bu hususta içtihat birleştirme yoluna da

gidilmemiştir.

Bu durumda Yargıtay Dairelerince

benimsenen ortak görüşe göre, Belediyelerin hissedarı olduğu özel hukuk

hükümlerine tabi şirketler 6772 sayılı Kanun kapsamında kabul edilmemektedir.

Dolayısıyla bu şirketlerin işçilerine ilave tediye ödeme yükümlülüğü

bulunmamaktadır.

Somut uyuşmazlıkta da, davacı devlet

tarafından yasa ve yasanın verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal

yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı

kuruşlardan olmayan Bursa Belediyesinin hissedarı olduğu, özel hukuk

hükümlerine tabi şirket işçisi olduğundan ilave tediyeden yararlanma hakkı

bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davacının ilave tediye alacak talebinin reddine

karar verilmesi gerekirken, kabulü isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.''

21. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 19/6/2019 tarihli ve

E.2016/8643, K.2019/13775 sayılı kararının ilgili kısmı da yukarıda anılan

karar gerekçesi (§ 20) ile benzer mahiyettedir.

B. Uluslararası

Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes davasının medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde,

görülmesini isteme hakkına sahiptir...”

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanma

hakkının hukukun üstünlüğünün Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu

belirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini

belirtmektedir. Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki

durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere

olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısal

sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen

birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni

azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir (Nejdet

Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).

24. Diğer yandan hukuki güvenlik ilkesinin gerekleri ve

bireylerin meşru beklentilerinin korunması, içtihadın değişmezliği şeklinde bir

hak bahşetmemektedir (Unédic/Fransa, B. No: 20153/04, 18/12/2008, § 74; Nejdet

Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 58). Mahkemelerin yorumlarında dinamik ve

evrilen bir yaklaşımın sürdürülememesi reform ya da gelişimi engelleyeceğinden

kararlardaki değişim, adaletin iyi idaresine aykırılık teşkil etmez (Atanasovski/Makedonya

Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38).

25. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol, tam da

yargı kararları arasında doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm

getirmektir. Bununla birlikte yeni kabul edilmiş bir kanunun yorumlanmasında

olduğu gibi bazı hâllerde içtihadın müstakar hâle gelmesinin belirli bir zamana

ihtiyaç duyacağı açıktır (Zielinski ve Pradal ve Gonzalez ve

digerleri/Fransa [BD], B. No: 24846/94, ...34173/96, 28/10/1999, §

59; Schwarzkopf ve Taussik/Çek Cumhuriyeti (k.k.), B. No: 42162/02,

2/12/2008).

26. AİHM, açık bir keyfîlik bulunan durumlar hariç ulusal

mahkemelerin iç hukuku yorumlama şeklini sorgulamanın kendi görevi olmadığına

dikkat çekmektedir. Benzer şekilde bu konuda -görünüşe göre benzer davalarda

verilmiş olsalar bile- ulusal mahkemelerin farklı kararlarını karşılaştırmak da

prensipte AİHM'in görevi değildir. AİHM, söz konusu mahkemelerin bağımsızlığına

saygı göstermek durumundadır (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §

50).

27. AİHM, iki ihtilafa farklı muamele yapılmasının

incelenen gerçek olayların farklılığından kaynaklanmış olması hâlinde çelişkili

içtihatlardan bahsedilmesinin mümkün olmadığını belirtmektedir (Ucar/

Türkiye (k.k.) B. No: 12960/05, 29/9/2009).

28. AİHM, mahkeme kararlarının çatışma ihtimalinin her

biri kendi yargı alanında yetkili olan yargılama ve temyiz mahkemeleri ağına

dayalı yargı sistemlerinin doğal bir özelliği olduğunu kabul etmiştir. Bu tip

uyuşmazlıklar aynı mahkeme içinde de ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, kendi

içinde Sözleşme'ye aykırı olarak değerlendirilemez (Santos Pinto /Portekiz, B.

No: 39005/04, 20/5/2008, § 41; Tudor Tudor/Romanya, B. No: 21911/03,

24/3/2009, § 29; Remuszko/Polonya, B. No: 1562/10, 16/7/2013, § 92; Nejdet

Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 51).

29. AİHM, bu konuda hüküm verirken değerlendirmesinin

dayandığı kriterleri açıklamıştır. Söz konusu kriterler yüksek mahkemenin

içtihadında derin ve süregelen farklılıklar olup olmadığının, iç hukukta

bu tutarsızlıkların üstesinden gelmek için bir mekanizma bulunup

bulunmadığının, bu mekanizmanın uygulanıp uygulanmadığının ve uygulandı ise ne

ile sonuçlandığının tespitine dayanmaktadır (Beian/Romanya, B. No:

30658/05, 6/12/2007, §§ 37, 39; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §

53).

30. AİHM, bu bağlamda mahkemelerin uygulamalarında

tutarlılığın ve içtihatlarında yeknesaklığın sağlanması için mekanizmalar

oluşturulmasının önemini birçok defa hatırlatmış; yargı sistemlerini birbirine

zıt kararlar verilmesini önleyecek şekilde yapılandırmanın devletlerin

sorumluluğunda olduğunu ifade etmiştir. Ne var ki bu ilkelerin AİHM'in

incelemek durumunda kaldığı çelişen yorumların bir yüksek mahkemenin

birleştirici yetkisini uygulayabileceği yasal hükümlerle bağlantılı olarak

yargı sisteminin aynı dalında meydana gelen davalar için öngörüldüğü

belirtilmelidir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §§ 55, 80).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

31. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

32. Başvurucular; Dairelerinin benzer davalarda ilave

tediye ödenmesi gerektiği yönünde kararlar verdiğini, benzer uyuşmazlıkların

farklı şekilde sonuçlanmasının daha önce bu uyuşmazlıkların temyiz incelemesini

yapan Yargıtay daireleri arasındaki görüş ayrılığından kaynaklandığını

belirtmiştir. Bu bağlamda Yargıtayın 9. Hukuk Dairesinin kendileri ile aynı

durumda olanlara ilişkin 6772 sayılı Kanun kapsamında olması nedeniyle tediye

alacağı ödenmesi gerektiğine ilişkin kararları bulunmasına karşın Yargıtayın

22. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu kararlar nedeniyle BAM tarafından

davalarının reddine karar verildiğini ifade etmiştir. Başvurucular içtihat

farklılığı nedeniyle yargıya olan güvenin zedelendiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

33. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

''Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların içtihat farklılığı nedeniyle adil yargılanma hakkının ve

eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarının özünün adil yargılanma hakkının

güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu

ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

36. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında;

herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal

sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36.

maddesinin birinci fıkrasına "adil yargılanma" ibaresinin

eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre "değişiklikle

Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınmış olan adil yargılama hakkı metne dahil" edilmiştir.

Dolayısıyla Anayasa'nın 36. maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip

olduğu ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma

hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54).

37. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların

çözümlenmesinde hukuk devleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde Cumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk

devleti ilkesi, Anayasa'nın tüm maddelerinin yorumlanması ve uygulanmasında

gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedir.

38. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de

hukuk güvenliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010;

E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012). Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı

amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,

bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de

yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını

gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de

idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,

net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî

uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM,

E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).

39. Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya

birden fazla yorumunun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin

benimseneceği derece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan

birine üstünlük tanıması veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukuk

kurallarını yorumlaması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Anayasa

Mahkemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevi, hukuk kurallarının birden

fazla yorumunun varlığının hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği etkileyip

etkilemediğini tespit etmektir (Mehmet Arif Madenci, B. No: 2014/13916,

12/1/2017, § 81).

40. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun

dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama

kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği

sağlaması beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer

davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşması,

bir kararın belirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire

tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine

zıt sonuçları ortaya çıkarır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik

ilkelerine ters düşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi

hâlinde bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen

güven zarar görebilir (Türkan Bal [GK], B. No: 2013/6932, 6/1/2015, §

64).

41. Anayasa Mahkemesi; bu noktada derece mahkemelerinin

hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklanan içtihat farkının süregelen bir

hâl aldığı, başka bir anlatımla kısa sayılamayacak bir zaman dilimi içinde

uygulamada birliğin sağlanamadığı durumlarda uygulamadaki tutarsızlıkları

ortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaret etmektedir.

42. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği yargı sistemine olan

güveni sağlamak ve korumakla yükümlü olan devlet, aynı yargı koluna dâhil

mahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadan

kaldırabilecek nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin bir

şekilde işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük,

adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olarak kabul edilmelidir. (Engin

Selek, B. No: 2015/19816, 8/11/2017, § 58).

43. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, içtihat farklılığını

değerlendirdiği bir kararında Yargıtayın istikrarlı olarak uygulanan içtihattan

ayrılarak yeni bir yaklaşımı benimsemesi hâlinde kamuoyu nezdinde yargıya olan

güvenin muhafaza edilmesi bakımından yeni yaklaşımın istikrarlı bir şekilde

uygulanması gerektiğine dikkat çekmiş ve içtihat değişikliği sonucunda

benimsenen yaklaşımın uygulamada birliği sağlamakla görevli yüksek mahkemeler

tarafından istikrarlı olarak uygulanmamasının adil yargılanma hakkını ihlal

edebileceğine karar vermiştir (Hakan Altıncan [GK], B. No: 2016/13021,

17/5/2018, § 48).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Başvuruya konu somut davanın niteliği aslında tediye

alacağına ilişkindir. Derece mahkemesi hisselerinin yarısından fazlasının

belediyelere ait olan şirketlerin 6772 sayılı Kanun kapsamında olduğunu

belirterek işçilere ilave tediye alacağı ödenmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Ankara BAM ise Yargıtay kararlarını emsal göstererek belediye şirketlerinin

6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığından ilave tediye alacağı ödenmeyeceğini

söylemiştir. Belediyelerin hissedarı olduğu şirketlerde çalışanların ilave

tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususu Yargıtay kararlarına da konu

olmuştur. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi belediyelerin hissedarı olduğu şirketlerin

belediyelerden ayrı bir tüzel kişiliği olduğu ve bu şirketlerin belediyelere

bağlı teşekkül sayılamayacağını ifade etmiştir. 6772 sayılı Kanun'da

sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan şirketlerin kanun kapsamında

olduğu açıkça belirtildiği, madde metninde sermayesi belediyeye ait olan

şirketlere yer verilmediğini ifade etmiştir. Bu sebeple belediyelerin hissedarı

olduğu şirketler 6772 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı sonucuna varmıştır

(bkz. §§ 18, 19). Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de belediyelerin hissedarı olduğu

özel hukuk hükümlerine tabi şirketler 6772 sayılı Kanun kapsamında kabul

etmemekte ve bu şirketlerin işçilerine ilave tediye ödeme yükümlülüğü

bulunmadığını ifade etmektedir (bkz. §§ 20, 21). Sonuç olarak Yargıtay

Daireleri arasında belediyenin hissedarı olduğu şirketlerin 6772 sayılı Kanun

kapsamında olmadığı konusunda görüş ayrılığı bulunmamaktadır.

45. Somut olaya gelince derece mahkemesi başvurucuların

çalıştığı Şirketin hisselerinin yarısından fazlasının belediyeye ait olması

nedeniyle 6772 sayılı Kanun kapsamında olduğunu ve bu nedenle de başvuruculara

ilave tediye alacağı ödenmesine karar vermiştir. Ankara BAM ise belediyelere

ait şirketlerin belediyelerden ayrı bir özel hukuk tüzel kişiliği bulunduğu, bu

nedenle 6772 sayılı Kanun kapsamına alınamayacağını belirterek davaları

reddetmiştir.

46. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, Yargıtayın ilgili

Daireleri tarafından istikrarlı olarak uygulanan bir içtihattan ayrılma söz

konusu olmadığından somut olayın Yasemin Bodur (B. No: 2017/29896,

25/12/2018) başvurusundan farklı olduğuna işaret etmektedir.

47. Yargıtay dairelerinin vermiş oldukları kararlarda

vardıkları sonuca hangi nedenle ulaşıldığını başvurucu ve üçüncü kişiler

tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçeler

sunulmaktadır.

48. Somut olaya konu belediyelerin hissedarı olduğu

şirketlerde çalışan personelin ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı

hususunda derin ve süregelen içtihat farklılığı bulunmamaktadır. Aksine

Daireler belediyelerin hissedarı olduğu şirketlerin 6772 sayılı Kanun

kapsamında olmadığına ilişkin görüş birliğine sahiptirler. Ankara BAM 7. Hukuk

Dairesi de belediyenin hissedarı olduğu Şirketin 6772 sayılı Kanun kapsamında

bulunmadığından başvurucuların ilave tediye alacağından faydalanamayacakları

sonucuna varmıştır. Sonuç itibarıyla yapılan tespit ve varılan sonucun

öngörülemez olmadığı gibi bu hususun yargılamanın hakkaniyetini zedelemediği

sonucuna ulaşılmıştır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 25/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucular : 1. Enver ERARSLAN 2. İsmail CEYLAN Başvurucular Vekili : Av. Devran GÜMÜŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/10601, 25 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucuların
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  18. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  19. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  20. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/10601
Tarih
25 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • İlknur Üstün Başvurusu (B. No: 2017/34570)
  • İbrahim Akan Başvurusu (B. No: 2017/32078)
  • Metin Bayram Başvurusu (B. No: 2018/21996)
  • Tevfik Demir Başvurusu (B. No: 2018/9684)
  • Yücel Çelik Başvurusu (B. No: 2018/37359)
  • Alp Altınörs Başvurusu (B. No: 2018/2790)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.