İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İlknur Üstün Başvurusu (B. No: 2017/34570)

1. Başvuru; yakalamanın, gözaltının hukuki olmaması ve

Başvuru No2017/34570Tarih25 Şubat 2021Okuma16 dk · 3.155 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İlknur Üstün Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/34570
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.155 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; yakalamanın, gözaltının hukuki olmaması ve

gözaltı süresinin makul süreyi aşması, tutuklamanın hukuki olmaması, soruşturma

dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının,

yargılama sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının, kamu

görevlilerinin soruşturma sürecindeki açıklamaları nedeniyle masumiyet

karinesinin, basın yayın organlarının soruşturma sürecindeki yayınları

nedeniyle de şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 13/9/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar vermiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından silahlı

terör örgütlerine (FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C) yardım etme suçunu işlediği

değerlendirilen başvurucunun da aralarında bulunduğu on kişi hakkında

soruşturma başlatılmıştır.

10. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 119. maddesi uyarınca gecikmesinde sakınca bulunan hâl kapsamında

Cumhuriyet savcısının emri ile arama ve elkoyma kararı verilmiş olup anılan

soruşturma kapsamında başvurucu İstanbul Büyükada'da bir otelde yapılan

toplantı sırasında 5/7/2017 tarihinde gözaltına alınmıştır.

11. Adalar Sulh Ceza Hâkimliği 5/7/2017 tarihli kararı

ile başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak "soruşturmanın

amacını tehlikeye düşürebileceği" gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un

153. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvurucunun müdafiinin dosya içeriğini

incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına karar vermiştir.

12. Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma

işlemlerinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) yürütülmesi

gerektiğini belirterek soruşturma dosyasını 6/7/2017 tarihli fezleke ile anılan

Başsavcılığa göndermiştir.

13. Başvurucu, soruşturma işlemlerinin yürütüldüğü

İstanbul Emniyet Müdürlüğüne getirilerek ilk ifadesinin alındığı 16/7/2017

tarihine kadar burada gözaltında tutulmuştur.

14. Başvurucu ifadesi alınmak üzere 17/7/2017 tarihinde

Başsavcılıkta hazır edilmiştir. İfade alma tutanağında, başvurucuya isnat

edilen suçların okunup anlatıldığı belirtilmiştir. Bu sırada başvurucunun

müdafileri de hazır bulunmuştur.

15. Başsavcılık aynı tarihte silahlı terör

örgütüne üye olmamakla beraber örgüt adına faaliyette bulunarak yardım etme

suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğine

(Hâkimlik) sevk etmiştir.

16. Başsavcılığın talep yazısı, sorgu işlemi öncesinde

Hâkimlik tarafından başvurucuya okunmuştur. Ayrıca sorgu tutanağında,

başvurucuya isnat edilen suçların okunup anlatıldığı da belirtilmiştir. Sorgu

sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.

17. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 18/7/2017 tarihli

kararıyla başvurucunun tutuklanma talebinin reddine karar vermiştir.

18. Başsavcılığın tutuklama talebinin reddi kararına

itiraz etmesi üzerine İstanbul 11. Sulh Ceza Hâkimliği 21/7/2017 tarihinde

itirazı kabul etmiş ve başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar

vermiştir.

19. Yakalama emri sonucu yakalanan başvurucu 23/7/2017

tarihinde İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği huzuruna çıkarılmış ve sorgusunun

ardından silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan başvurucunun

tutuklanmasına karar verilmiştir.

20. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiştir.

İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğince 9/8/2017 tarihinde itirazın kesin olarak

reddine karar verilmiştir. Anılan karar 16/8/2017 tarihinde başvurucu tarafından

öğrenilmiştir.

21. Başvurucu 13/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

22. Başsavcılığın 4/10/2017 tarihli iddianamesi ile

başvurucunun silahlı terör örgütlerine (FETÖ/PDY, PKK/KCK ve DHKP/C) yardım

etme suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza

mahkemesinde dava açılmıştır.

23. İddianamede; şüphelilerle ilgili terörizmin

finansmanı ve casusluk suçları yönünden tefrik kararı verildiği (Daha sonra bu

soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir.), başka bir

soruşturma evrakı üzerinden bu soruşturmaya devam edildiği, müsnet suç

açısından delillerin toplanmış olması ve şüphelilerin bu suçtan tutuklu

bulunması, tutuklu bulundukları suç yönünden usul ekonomisi ile makul sürede

yargılanma haklarını teminen kamu davası açılması cihetine gidildiği

belirtilmiştir.

24. İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 17/10/2017

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/100 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma başlamıştır.

25. Mahkeme 3/7/2020 tarihinde yaptığı duruşmada

başvurucunun beraatine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca beraat eden başvurucuya

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca tazminat davası açabileceği yönünde

bilgilendirmede bulunmuştur. Anılan karar 14/7/2020 tarihinde istinaf edilmeden

kesinleşmiştir.

26. Öte yandan başvurucu tahliyesinin ardından 23/1/2018

tarihinde, haksız olarak yakalanması, gözaltına alınması ve tutuklanması

iddiasıyla ağır ceza mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Söz konusu dava Ankara

9. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/2/2019 tarihli kararıyla başvurucu hakkındaki

davanın derdest durumda bulunması ve bu nedenle 5271 sayılı Kanun'un 141. ve

devamı maddelerindeki yasal şartları taşımadığından bahisle reddedilmiştir. Bu

kararın istinaf incelemesi Ankara Bölge Adliyesi 12. Ceza Dairesinde devam

etmektedir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

27. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi"

kenar başlıklı 141. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar

dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan

veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya

beraatlerine karar verilen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler.

(2) Birinci fıkranın (e) ve (f)

bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları

bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir."

28. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin

koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya

hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

29. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Yakalama ve

Gözaltına Alma İşleminin Hukuka Aykırı Olduğuna, Gözaltı Süresinin Makul

Olmadığına İlişkin İddialar

a. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

30. Başvurucu; yakalama ve gözaltına alma işlemlerinin

hukuka aykırı olduğunu, kendisine yöneltilen suçlamayla ilgili bilgilendirilmediğini,

yakalama ve gözaltı işleminin yakınlarına bildirilmediğini, gözaltı kararının

uzatılmasının ise yakınlarına, avukatlarına ve kendisine bildirilmediğini,

gözaltı süresinin makul olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık; başvurucunun gözaltı süresinde yapılan

uzatmanın 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan

Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6/1-a) maddesi kapsamında

yapıldığını, gözaltı kararında bu sürenin neden uzatıldığına ilişkin somut

gerekçelerin ortaya konulduğunu, olağanüstü hâl döneminde uygulamaya konulan

düzenlemeler ve Başsavcılıkça yapılan uygulama karşısında başvurucunun gözaltı

süresinin makul olduğunu belirtmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

dilekçesindeki iddialarını yinelemiştir.

b. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı

süresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu

iddiaları ile olağanüstü hâl şartları altında geçici bir süre için azami olarak

30 güne kadar uygulanan gözaltı süresinin uzunluğunun makul olup olmadığı

şikâyetlerine ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061,

8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§

53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§

141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015,

§§ 34-47; Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 30-37).

Dolayısıyla başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından anılan

kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.

34. Başvurucu; gözaltı kararının uzatılmasının

yakınlarına, avukatlarına ve kendisine bildirilmediğini ileri sürmüştür.

Başvurucunun bu şikâyetini gözaltı kararına etkili itiraz edebilmesi bağlamında

dile getirdiği anlaşılmaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve

tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları

durumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine

imkân sağlamaktadır. Dolayısıyla gözaltı kararına itiraz imkânından

yararlandırılmamaya ilişkin şikâyet yönünden de anılan tazminat yolunun

tüketilmesi gerekir.

35. Başvurucu ayrıca yakalama ve gözaltı işleminin

yakınlarına bildirilmediğinden de şikâyetçi olmuştur. 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendi yakalanmaları veya tutuklanmaları

yakınlarına bildirilmeyen kişilere maddi ve manevi her türlü zararlarının

tazminini isteyebilmelerine imkân sağlamaktadır. Dolayısıyla bu şikâyet

yönünden de anılan tazminat yolunun tüketilmesi gerekmektedir.

36. Başvurucu son olarak gözaltı sürecinde özgürlükten

yoksun bırakılmasına sebep olan suçlamalar hakkında bilgilendirilmediğini ileri

sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, yakalama nedenlerinin ve suçlamaların

bildirilmemesine yönelik iddialara ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) bendinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Deniz

Özfırat, B. No: 2013/7929, 01/12/2015, §§ 52, 53). Bu şikâyet yönünden de

anılan tazminat yolunun tüketilmesi gerekmektedir.

37. Nitekim başvurucunun bu şikâyetlerini dile getirdiği

tazminat davası istinaf aşamasında derdest durumdadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

39. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama

nedenleri olmaksızın tutuklandığını, tutuklanmasının ölçüsüz olduğunu

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

40. Bakanlık görüşünde, tutuklamaya dair verilen

kararlara ilişkin gerekçeler ve iddianamede ortaya konulan deliller kapsamında

başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağı

değerlendirilmiştir. Bakanlık ayrıca başvurucunun bu şikâyetiyle ilgili olarak

öncelikle tazminat davası yolunun tüketilmesi gerektiğini belirtmiştir.

41. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

dilekçesindeki iddialarını yinelemiştir.

b. Değerlendirme

42. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin olağan başvuru yollarında düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulabilmesi için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:

2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

43. Anayasa Mahkemesi, yakalandıktan veya tutuklandıktan

sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen

kişilerin tutuklanmalarının hukuki olmadığı iddialarına ilişkin olarak

-bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla verilen kararların

kesinleşmiş olması kaydıyla- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu

sonucuna varmıştır (Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§

39-42, Hüseyin Hançer, B. No: 2013/8319, 7/1/2016, §§ 38-40).

44. Somut olayda, başvurucu hakkında açılan davada

yargılama sonunda başvurucunun beraatine karar verilmiş ve anılan karar

kesinleşmiştir (bkz. § 25). Bu bağlamda başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde öngörülen tazminat davasının da derdest olduğu görülmektedir (bkz. §

26). Dolayısıyla başvurucu yönünden tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin

iddiasıyla ilgili olarak yukarıda anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Soruşturma

Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

46. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararının

bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları ve bu suçlamaların delillerini

öğrenemediğini, bu nedenle tutuklamaya etkin bir şekilde itirazda

bulunamadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

47. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası

şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun,

hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

49. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime

yönelik olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin

özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki

etkisini birçok kararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya

tutuklanan kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki

iddiaların bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat

edilen suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda

başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip

bilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; Hidayet

Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:

2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257).

50. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa

ilişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa

ilişkin dilekçeler, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde

başvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdar

olduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutukluluk

durumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığı

görülmektedir.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

52. Başvurucu, savunma hakkını etkili ve adil bir biçimde

kullanamadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel

başvuru yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre

bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel

ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar başvurucunun kamu

gücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı "güncel bir

hakkının ihlal edildiği" iddiasında bulunması, iddia edilen ihlalden

kişinin kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması ve bunların

sonucunda başvurucunun mağdur olduğunu iddia etmesidir (Fetih Ahmet

Özer, B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

54. Diğer yandan bir şüpheli hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veya

açılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatine

hükmedilmesi hâlinde -makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halel

gelmemek şartıyla- bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

mağdur olduklarının kabulü mümkün değildir. Ancak bu durum, soruşturma veya kovuşturmaların

yukarıda belirtilen sonuçlarının adil yargılanma hakkı dışındaki haklara

etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil Uzuner ve Mustafa

Kadir Gül, B. No: 2013/3371, 9/3/2016, § 52).

55. Başvuru konusu olayda başvurucunun beraatine karar

verildiğinden başvurucunun mağdur sıfatı bulunmamaktadır.

56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Masumiyet

Karinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

57. Başvurucu; gözaltı sürecinde kısıtlılık kararına

rağmen devlet yetkilerinin yaptıkları açıklamalar nedeniyle masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların

kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

59. İçtüzük'ün bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen

“Bireysel başvuru formu ve ekleri” kenar başlıklı 59. maddesinin (2) ve (3)

numaralı fıkralarının bireysel başvurunun yapıldığı tarihteki ilgili kısmı

şöyledir:

"(2) Başvuru formunda aşağıdaki

hususlar yer alır:

...

ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu

iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların ... özeti.

d) Bireysel başvuru kapsamındaki

haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve

delillere ait özlü açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir

temel hakkının doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

...

h) Başvurucunun talepleri.

(3)Başvuru formuna aşağıdaki belgeler

ya da onaylı örnekleri eklenir:

...

e) Dayanılan belgelerin asılları ya da

onaylı örnekleri.

...

(4) Başvurucu ihlal iddiasına dayanak

gösterdiği üçüncü fıkradaki belgelere herhangi bir nedenle erişememesi hâlinde

bunun gerekçelerini belirtir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bu bilgi ve

belgeleri resen toplar."

60. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda karmaşık veya zorlama şikâyetler,

kanun yolu şikâyeti niteliğindeki şikâyetler, başvurucunun ihlal iddialarını

temellendiremediği şikâyetler ile temel haklara yönelik bir ihlalin olmadığı

açık olan şikâyetler açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Cemal Günsel

[GK], B. No: 2016/12900, 21/1/2021, § 21).

61. Görüldüğü üzere Anayasa Mahkemesi ancak

temellendirilebilmiş bir bireysel başvuruyu inceler. Başvurucuların

şikâyetlerini hem maddi hem hukuki olarak temellendirme zorunluluğu bulunmaktadır.

Maddi dayanaklar yönünden başvurucuların yükümlülüğü şikâyetlerine konu temel

olay ve olguları açıklamak, bunlara ilişkin delilleri Anayasa Mahkemesine

sunmak, hukuki dayanak yönünden yükümlülüğü ise bireysel başvuruya konu temel

hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini özü itibarıyla

açıklamaktır (Cemal Günsel, § 22).

62. Nitekim 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına ilave olarak İçtüzük'ün 59. maddesinde de başvurucuların

yükümlülükleri kapsamında şikâyetin maddi ve hukuki temellerine başvuru

formu ve eklerinde yer verilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş (bkz. § 59)

böylece başvuru koşullarının öngörülebilirliği kuvvetlendirilmiştir (Cemal

Günsel, § 23).

63. Bireysel başvuru incelemesinde Anayasa Mahkemesi,

kamu gücü eylem ve işlemleri ile mahkeme kararlarının Anayasa'ya uygunluğunun

ve müdahale gerekçelerinin denetimini kendiliğinden yapmaz. Bu sebeple

başvurucunun başvurusunun esasını ve bu kapsamda kamu makamları tarafından

ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını Anayasa

Mahkemesine inceletebilmesi için öncelikle kendisinin ihlal

iddialarını gerekçelendirmesi, buna ilişkin olay ve olguları açıklaması

ve delillerini sunması zorunludur (Cemal Günsel, § 24).

64. Anayasa Mahkemesinin başvurucunun yerine geçerek

ihlal iddialarını gerekçelendirme, olay ve olguları ortaya koyma ve delil

toplama görev ve yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu yükümlülükler

başvurucuya aittir (Cemal Günsel, § 25).

65. Başvurucuların anılan yükümlülüklere uymamaları

hâlinde şikâyetlerini temellendiremedikleri için başvuruları açıkça dayanaktan

yoksun bulunabilir. Anayasa Mahkemesi temellendirmeye ilişkin incelemesini her

başvurunun somut koşullarında yapar. Kuşkusuz başvurucuların bu yükümlülüklere

ellerinde olmayan nedenlerle uymamalarının ikna edici gerekçelerini Anayasa

Mahkemesine sunmaları ya da Anayasa Mahkemesinin bu durumu işin niteliğinden

anlaması hâli müstesnadır (Cemal Günsel, § 26).

66. Somut olayda başvurucu ihlal iddialarını soyut ve genel

ifadelerle ileri sürmüş, kamu görevlilerinin hangi açıklamalarının ne suretle

ve hangi sebeplerle masumiyet karinesini ihlal ettiğine ilişkin gerekçeleri

açıklamamıştır. Sonuç olarak başvurucu, şikâyetlerine konu temel olay ve

olguları açıklamak ve bireysel başvuruya konu ettiği temel hak ve

özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini açıklamak yönündeki

yükümlülüğünü yerine getirmemiş; bu bağlamda ileri sürdüğü ihlal iddialarını

temellendirememiştir.

67. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

D. Şeref ve İtibar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucunun İddiaları

68. Başvurucu; gözaltı sürecinde kısıtlılık kararına

rağmen basın yayın organlarının soruşturma dosyasından haberdar olarak

yaptıkları açıklamalar, haberler, yazdıkları yazılar ve küçük düşürücü ifadeler

nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

69. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucunun hakkında

yapılan haberlerin gerçeği yansıtmadığı yönündeki şikâyetinin özü, şeref ve

itibar hakkına ilişkindir. Bu nedenle şikâyetin bir bütün olarak şeref ve

itibar hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

70. Öte yandan masumiyet karinesi, kişinin suçluluğu

hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından

suçlu olarak nitelendirilmemesini ve suçlu muamelesine tabi tutulmamasını

güvence altına alır. Anayasa Mahkemesi, yargılama makamları veya diğer devlet

görevlilerinin ifadeleri veya kışkırtmasına dayanmayan basın ve yayın

organlarındaki yazılar veya bazı küçük düşürücü haberlerle ilgili şikâyetleri

bir bütün olarak şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı kapsamında

değerlendirmektedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26; Kadir

Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 31).

71. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma

altına alınan şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına

yönelik uyuşmazlıklar açısından hukuki tazmin yolu daha yüksek başarı şansı

sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yoludur (S.S.A., B.

No: 2013/2355, 7/11/2013, § 31; Halkevleri Derneği ve İlknur Birol, B.

No: 2013/577, 30/6/2014, § 29).

72. Üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan müdahaleler

ile ilgili olarak etkili bir giderim yolu olan hukuk davası açma imkânı

kullanılmaksızın bireysel başvuruda bulunulduğu nazara alındığında başvuru

yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği söylenemez.

73. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yakalama ve gözaltına alma işleminin hukuka aykırı

olması, gözaltı süresinin makul olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Şeref ve itibar hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 25/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : İlknur ÜSTÜN Vekili : Av. Oya AYDIN GÖKTAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/34570, 25 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine
  14. B. Adil
  15. C. Masumiyet
  16. D. Şeref ve İtibar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/34570
Tarih
25 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • İbrahim Akan Başvurusu (B. No: 2017/32078)
  • Metin Bayram Başvurusu (B. No: 2018/21996)
  • Tevfik Demir Başvurusu (B. No: 2018/9684)
  • Yücel Çelik Başvurusu (B. No: 2018/37359)
  • Alp Altınörs Başvurusu (B. No: 2018/2790)
  • Ahmet Teyit Keşli Başvurusu (B. No: 2018/4502)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.