İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yücel Çelik Başvurusu (B. No: 2018/37359)

1. Başvuru, hükümlünün üç kişilik ziyaretçi listesi

Başvuru No2018/37359Tarih25 Şubat 2021Okuma12 dk · 2.461 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Yücel Çelik Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2018/37359
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.461 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, hükümlünün üç kişilik ziyaretçi listesi

oluşturma talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 17/12/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, muhtelif suçlardan hükümlü olarak Kayseri 2

No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) kalmaktadır.

9. Başvurucuya ailesi, yasal temsilcisi ve üçüncü

dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının yanı sıra bu kişilerin dışında

kendisinin belirleyeceği üç kişi tarafından ziyaret edilme hakkı tanınmış;

başvurucu İnfaz Kurumuna geldiği sırada ziyaretçi ismi bildirmemiştir.

10. Başvurucu 20/11/2018 tarihinde İnfaz Kurumuna

başvurarak belirlediği üç kişinin ziyaretçi listesine eklenmesini talep

etmiştir. İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı 23/11/2018 tarihinde

talebin reddine karar vermiştir. Kararda ilgili mevzuat hükümleri

hatırlatıldıktan sonra, başvurucuya ziyaret listesini düzenlemesi hususunun

6/11/2017 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen başvurucunun altmış günlük yasal

süre geçtikten sonra 20/11/2018 tarihinde talepte bulunduğu belirtilmiştir.

11. Başvurucunun anılan karara itirazını, Kayseri 1.

İnfaz Hâkimliği 29/11/2018 tarihli kararıyla reddetmiştir. Kararın

gerekçesinde; ziyaretçi listesinin İnfaz Kurumuna kabulden itibaren altmış gün

içinde Kuruma bildirilmesi gerektiği hususunun başvurucuya 6/11/2017 tarihinde

tebliğ edildiği, başvurucunun ise ziyaretçi listesini altmış günlük yasal süre

geçtikten sonra verdiği vurgulanarak itiraza konu kararın usul ve yasaya uygun

olduğu ifade edilmiştir.

12. Başvurucunun anılan karar itirazını, Kayseri 1. Ağır

Ceza Mahkemesi 7/12/2018 tarihinde İnfaz Hâkimliği kararının usul ve kanuna

uygun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.

13. Nihai karar karar, başvurucuya 14/12/2018 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 17/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

15. İlgili hukuk için bkz. Mehmet Zahit Şahin, B.

No: 2013/4708, 20/4/2016, §§ 18-25, 34-37; Ethem Zariç, B. No:

2014/4137, 9/11/2017, §§ 15-18; Mehmet Sevik, B. No: 2017/24068,

18/7/2018, §§14, 15)

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

17. Başvurucu, yargılama giderlerini ödeme gücünden

yoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden

yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli

yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Özel Hayata

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu; daha önce kaldığı ceza infaz kurumunda

ziyaretçi listesinin mevcut olduğunu, nakledildiği İnfaz Kurumuna geldiğinde bu

listedeki isimleri değiştirmek istemediği için yeni liste vermediğini

belirtmiştir. Ancak yeni geldiği İnfaz Kurumunda eski ziyaretçi listesi sisteme

kayıtlı olmasına rağmen uygulamada aksaklıklar olabildiğini, bu nedenle mağdur

olmamak için yeni bir liste verdiğini, mevzuatta belirtilen sürenin geçtiği

gerekçesiyle talebinin reddedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını

belirtmiştir. Ziyaretçi listesinin reddi nedeniyle dış dünya ile iletişim

kurmasının engellendiğini vurgulayan başvurucu haberleşme hürriyeti ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde; müdahalenin kanuni dayanağının ve

meşru amacının olduğu tespitleri yapıldıktan sonra başvurucunun İnfaz Kurumuna

geldikten bir yıl sonra ziyaretçi listesini verdiği, ziyaretçi listesini

değiştirme talebini hangi zorunlu ihtiyaca dayandırdığını gerek idareye gerek

de yargısal mercilere yeterli gerekçelerle sunmadığı belirtilmiştir. Demokratik

bir toplumda güvenliğin ve disiplinin sağlanması amacıyla ceza infaz

kurumlarına gelebilecek ziyaretçi sayısının sınırlandırılmasının mümkün olduğu,

disiplini bozacak faaliyetleri önlemeye yönelik hukuki düzenlemeler olmadan bir

ceza infaz kurumunda düzenin sağlanamayacağı vurgulanmıştır. Ayrıca

başvurucunun hak ihlaline ilişkin itirazlarının yargı makamlarınca incelendiği,

ilgili ve yeterli gerekçeler sunularak reddedildiği ifade edilmiştir.

21. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; İnfaz

Kurumuna nakledildikten sonra bir yıl boyunca ziyaretçilerinin gelemediğini, bu

nedenle ziyaretçi listesini değiştirmek istediğini, Bakanlığın Anayasa

Mahkemesinin içtihatlarını görmezden geldiğini, mevzuatta belirtilen altmış

günlük sürenin hak düşürücü süre olmadığını belirtmiştir.

2. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma isteminin reddedilmesi

nedeniyle görüşme hakkının kısıtlandığı ve bu suretle dış dünya ile sağlıklı

bir ilişki kurmasının engellendiği yolundaki iddiası Anayasa'nın 20. maddesinde

düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (Mehmet Zahit

Şahin, § 28, Yasemin Kaymaklı, B. No:2016/4898,12/9/2019, §

19, Mehmet Sevik, § 23).

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

24. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile

hayatının gizliliğine dokunulamaz."

25. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu

idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam

ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, §

36).

26. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken

ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi

gerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile özel

hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir denge

sağlanmalıdır. Ancak ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak

idarenin tutuklu ve hükümlülerin özel ve aile hayatına müdahale konusunda

takdir yetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (Mehmet Zahit Şahin,

§ 37).

i. Müdahalenin

Varlığı

27. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği kararlarında,

ceza infaz kurumlarında ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebinin

reddi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasını

incelemiştir. Anayasa Mahkemesi ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması

talebinin reddedilmesinin infaz kurumunda bulunan başvurucunun dış dünya ile

iletişim kurması ve sosyal ilişkilerinin sınırlandırılması yönünde etkiler

doğurması nedeniyle özel hayata saygı hakkına müdahale edeceği sonucuna

varmıştır (Mehmet Zahit Şahin, § 42; Yasemin Kaymaklı, § 25; Mehmet

Sevik,§ 26).

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

28. Anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlal edecektir. Bu

sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya

uygun düşen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma, demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

29. Başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma talebinin

reddi işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığında

müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu

değerlendirilmiştir (Mehmet Zahit Şahin, §§ 47-56; Yasemin Kaymaklı,

§ 27; Mehmet Sevik, § 29).

(2) Meşru Amaç

30. Müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi

genel amacı çerçevesinde ceza infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplinin

sağlanması şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin,

§ 57; Yasemin Kaymaklı, § 28; Mehmet Sevik,§ 30).

(3) Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve

Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

31. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz

kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve

tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu

idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam

ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, §

36; Yasemin Kaymaklı, § 29; Mehmet Sevik, § 31).

32. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkı

değerlendirilirken ceza infaz kurumunun güvenliğinin ve düzeninin sağlanması

ile hükümlü ve tutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları ve sosyalleşmeleri

suretiyle iyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulması

gerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62; Yasemin Kaymaklı, § 30;

Mehmet Sevik,§ 32).

33. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan

müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tüm

koşulları çerçevesi dâhilinde, olaya özgü olgu ve bilgilerle

gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede

kişinin itham edildiği suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması

gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63). Bu bağlamda başvuru konusu

olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden

olan idari makamlar ve derece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları

gerekçelerin özel hayata saygı hakkının kısıtlanması bakımından demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Mehmet

Zahit Şahin, § 64; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, § 68; Yasemin

Kaymaklı, § 31; Mehmet Sevik, § 33).

34. Demokratik bir toplumda, güvenliğin ve disiplinin

sağlanması amacıyla ceza infaz kurumlarına gelebilecek ziyaretçi sayısının

sınırlandırılması mümkün olmakla birlikte hükümlü ve tutukluların öznel

durumlarının da dikkate alınması ve bu hususta somut olayın koşullarının

gerektirdiği esnekliğin temin edilmesi gerekir. Bu anlamda ceza infaz

kurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasındaki kamu yararı ile tutuklu

ve hükümlülerin sosyal ilişkiler kurabilmelerindeki bireysel yarar arasında

makul bir denge gözetilmelidir (Mehmet Sevik, § 34; Yasemin Kaymaklı,

§ 32).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

35. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve

özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da ziyaretçi isim

listesinin bildirilmesi için bir süre belirlenmiş ise de bu sürenin hak

düşürücü süre olduğu öngörülmemiştir. Ziyaret Yönetmeliği'nde ziyaretçi

isimlerinin, ziyaretle ilgili bu hususun tebliğ edildiği tarihten itibaren

altmış gün içinde bildirilmesi öngörülmüş ancak bildirim için tanınan sürenin

niteliği belirtilmemiştir. Ayrıca Ziyaret Yönetmeliği'nde sürenin geçmesinden sonra

bildirimde bulunulmasına engel oluşturan bir kurala da rastlanmamaktadır. Bu

durumda Ziyaret Yönetmeliği'nde belirtilen sürenin hak düşürücü değil

düzenleyici süre olarak yorumlanması gerektiği anlaşılmaktadır (Yasemin

Kaymaklı, § 31; Mehmet Sevik, § 36).

36. İnfaz Kurumunun ve yargı makamlarının Ziyaret

Yönetmeliği'nde belirtilen altmış günlük süreyi hak düşürücü süre olarak kabul

ederek anılan süre içinde ziyaretçi listesi sunulmadığı gerekçesiyle

başvurucunun talebini reddettikleri anlaşılmaktadır. Olayda derece

mahkemelerinin Ziyaret Yönetmeliği'ndeki altmış günlük sürenin hak düşürücü

olduğu şeklindeki yorumları başvurucunun ceza infaz kurumunda kaldığı süre

boyunca ziyaretçi belirleme ve kabul etme hakkından yararlanamaması sonucunu

doğurmaktadır. Bu şekilde ziyaret hakkına getirilen kısıtlamanın hükümlü ve

tutukluların dış dünyayla iletişim kurması ve sosyalleşmesi suretiyle

iyileştirilmesi ilkelerine uygun düştüğü söylenemez.

37. Ayrıca Ziyaret Yönetmeliği'nin 9. maddesine göre kamu

makamlarının başvurucunun ziyaretçi olarak görüşmek istediği kişiler hakkında

kolluk vasıtasıyla araştırma yaptırma ve kurumun güvenliği ve disiplini

bakımından uygun görülmeyenlere ziyaret izni vermeme yetkisi bulunduğu ancak

somut olayda böyle bir araştırma yapılmadan süre aşımı nedeniyle talebin

reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumla birlikte derece mahkemelerinin somut

olayın özelliklerini ve ziyaretçi görüşüyle ilgili değişen koşulları tamamen

gözardı ederek Ziyaret Yönetmeliği hükümlerini katı bir yaklaşımla yorumladıkları

gözetildiğinde özel hayata saygı hakkı ile kamu güvenliği amacı arasında adil

denge bir kurulduğu söylenemez. Bu durumda başvurucunun üç kişilik ziyaretçi

listesi oluşturma talebinin reddedilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına

yapılan müdahalenin ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığı ve

müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli bir müdahale olmadığı sonucuna

varılmıştır (benzer değerlendirmeler için bkz. Mehmet Sevik, §§ 36-37; Yasemin

Kaymaklı, §§ 32-34).

38. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 20.

maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve

105.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından

söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama

sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

44. Başvuru konusu olayda Ceza İnfaz Kurumu idaresinin

mevzuat hükümlerini katı bir şekilde yorumlaması nedeniyle başvurucunun özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla ihlalin

idarenin işleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Mahkeme de

ihlali giderememiştir.

45. Bu durumda özel hayata saygı hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

46. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için özel hayta saygı hakkının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlaya

ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğin özel hayata saygı hakkına yönelik

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Kayseri 1. İnfaz Hâkimliğine (E.2018/5408; K.2018/5340) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 4.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine

ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Kayseri 1. Ağır Ceza

Mahkemesine (E.2018/2352 D. İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 25/2/2021

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Ali KOZAN Başvurucu : Yücel ÇELİK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/37359, 25 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adli Yardım
  14. B. Özel Hayata
  15. B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  16. C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  17. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/37359
Tarih
25 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Alp Altınörs Başvurusu (B. No: 2018/2790)
  • Ahmet Teyit Keşli Başvurusu (B. No: 2018/4502)
  • Famiye Beğim ve Mehmet Tahir Beğim Başvurusu (B. No: 2017/21882)
  • Bülent Özer Başvurusu (B. No: 2018/36896)
  • Sever Makina ve Petrol Otomotiv İnşaat Hafriyat Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/27296)
  • Mehmet Demir Başvurusu (B. No: 2018/34092)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.