İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Famiye Beğim ve Mehmet Tahir Beğim Başvurusu (B. No: 2017/21882)

1. Başvuru, adli yardım talebi reddedilen başvurucuların

Başvuru No2017/21882Tarih10 Şubat 2021Okuma19 dk · 3.829 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Famiye Beğim Ve Mehmet Tahir Beğim Başvurusu

Karar tarihi
10 Şubat 2021
Başvuru Numarası
2017/21882
R.G. Tarih ve Sayı
19/3/2021-31428
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.829 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, adli yardım talebi reddedilen başvurucuların

yargılama giderlerini ödememesi üzerine davanın usulden reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 28/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Başvurucular, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Bireysel Başvuru

Tarihinden Önceki Süreç

9. Başvurucular T. Beğim'in mirasçıları (eşi ve oğlu)

olup Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) zilyetliğe dayalı tapu

iptali ve tescili davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucular, davaya konu

gayrimenkulün değerini 50.000 TL olarak göstermiştir.

10. Başvurucular, dava dilekçelerinde adli yardım talep

etmiştir. Başvurucular, harç ve gider avansını ödeme güçlerinin bulunmadığını

ispat etmek için dava dilekçesi ekinde ekonomik ve sosyal durumlarını gösteren

fakirlik belgesi, birlikte yaşadıklarına dair hane belgesi, sigorta tescil

kayıtları, kira sözleşmesi, taşınmaz ve araç tescil kayıtları, ticari

mükellefiyet kayıtları ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarını sunmuştur. Bu

belgelere göre başvurucular kiracı olarak (aylık 400 TL) aynı evde birlikte

yaşamaktadır. Adlarına kayıtlı gayrimenkul veya araç bulunmamaktadır.

Başvurucuların vergi dairesine kayıtlı ticari faaliyetleri olmayıp ikinci

başvurucu asgari ücretli olarak çalışmaktadır.

11. Mahkeme 8/3/2017 tarihli tensip ara kararında,

başvurucuların ücretli avukattan yararlandıkları, dolayısıyla yargı harçlarını

karşılayabilecek durumda oldukları gerekçesiyle adli yardım taleplerini

reddetmiş; 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120.

maddesi uyarınca 31,40 TL başvuru harcı, 853,87 TL peşin karar harcı ve 165 TL

gider avansı, 250 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.300,27 TL'yi yatırma

konusunda davacı tarafa iki haftalık kesin süre vermiştir.

12. Başvurucular söz konusu karara itiraz etmiştir.

20/3/2017 tarihli itiraz dilekçesinde başvurucular, diğer iddialarının yanında

taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesine göre davayı kazandıkları takdirde

tesciline hükmolunan taşınmaz değerinin %10'u oranında avukatlık ücretinin

kararlaştırıldığını, dolayısıyla dava açılırken herhangi bir ücret ödenmediğini

belirtmiştir. İtiraz dilekçesinde ayrıca, ikinci başvurucunun asgari ücretli

olarak annesinin yanı sıra eşinin ve bir çocuğunun da geçimini sağladığına

dikkat çekilmiştir.

13. İtirazı inceleyen Diyarbakır 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi 27/3/2017 tarihli kararında Mahkemeyle aynı gerekçeyle itirazı kesin

olarak reddetmiştir.

14. Ret kararı 11/4/2017 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiş, başvurucular 28/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. Bireysel

Başvuru Tarihinden Sonraki Süreç

15. Adli yardım talebinin reddi kararının ardından

başvurucuların harç ve gider avansını yatırmadığı gerekçesiyle Mahkeme 2/5/2017

tarihinde 6100 sayılı Kanun'un 114. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g)

bendi ve 115. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca davayı usulden

reddetmiştir.

16. Başvurucuların istinaf talebi, Gaziantep Bölge Adliye

Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 9/10/2017 tarihli kararı ile kesin olarak

reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartları"

kenar başlıklı 114. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Dava şartları şunlardır:

...

g) Davacının yatırması gereken gider

avansının yatırılmış olması.

..."

18. 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartlarının

incelenmesi" kenar başlıklı 115. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Mahkeme, dava şartı

noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava

şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre

verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı

yokluğu sebebiyle usulden reddeder."

19. 6100 sayılı Kanun'un "Harç ve gider avansının

ödenmesi" kenar başlıklı 120. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

"(1) Davacı, yargılama harçları

ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde

belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.

(2) Avansın yeterli olmadığının dava

sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için

davacıya iki haftalık kesin süre verilir."

20. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardımdan

yararlanacak kişiler" kenar başlıklı 334. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

''Kendisi ve ailesinin geçimini önemli

ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini

kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve

savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde,

taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan

yararlanabilirler.''

21. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardımın

kapsamı" kenar başlıklı 335. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"Adli yardım kararı, ilgiliye,

aşağıdaki hususları sağlar:

a) Yapılacak tüm yargılama ve takip

giderlerinden geçici olarak muafiyet.

..."

22. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardım talebi"

kenar başlıklı 336. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Adli yardım, asıl talep

veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise takibin

yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir.

(2) Talepte bulunan kişi, iddiasının

özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini

karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri

mahkemeye sunmak zorundadır."

23. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardım talebinin

incelenmesi" kenar başlıklı 337. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

"(1) Mahkeme, adli yardım talebi

hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. Ancak, talep hâlinde inceleme

duruşmalı olarak yapılır. Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme

kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça

belirtilir.

(2) Adli yardım talebinin reddine

ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren

mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen

mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan

hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak

kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde

adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise

aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi

neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme

gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte

bulunulabilir."

24. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardım talebinin

kaldırılması" kenar başlıklı 338. maddesi şöyledir:

"(1) Adli yardımdan yararlanan

kişinin mali durumu hakkında kasten veya ağır kusuru sonucu yanlış bilgi

verdiği ortaya çıkar veya sonradan mali durumunun yeteri derecede iyileştiği

anlaşılırsa adli yardım kararı kaldırılır."

25. 6100 sayılı Kanun'un "Adli yardımla ertelenen

yargılama giderlerinin tahsili" kenar başlıklı 339. maddesi şöyledir:

"(1) Adli yardım kararından dolayı

ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip

sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin

haksız çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl

içinde aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.

(2) Adli yardım kararından dolayı

Devletçe ödenen veya muaf tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli

yardımdan yararlananın mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça

anlaşılırsa, mahkeme, hükümde tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına

karar verebilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 10/2/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talepleri Yönünden

27. Başvurucular, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılayacak gelirleri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

28. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

29. Başvurucular; tescil davasında dava harcını ödeme

güçleri olmadığı hâlde Mahkemece adli yardım taleplerinin kabul edilmemesi

nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğini, dava harcını ödeme

güçlerinin bulunmadığına dair her türlü belgeyi sunmalarına rağmen Mahkemece

kabul edilebilir bir değerlendirme yapılmadan taleplerinin reddedilmesinin hak

arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle davanın

usulden reddine karar verilmesi çerçevesinde dile getirdikleri ihlal iddiaları

adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı başlığı altında

değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. 6100 sayılı Kanun'un 334. ila 340. maddelerinde

ayrıntılı olarak düzenlenen adli yardım kurumu yargılama masraflarından geçici

muafiyet sağlamaktadır. Söz konusu talebin kabul edilmesi hâlinde yargılama

masraflarının ödenmesi davanın sonuna kadar ertelenmektedir. Davanın adli

yardımdan yararlanan taraf lehine sonuçlanması hâlinde tahsili ertelenen

yargılama giderleri kural olarak karşı tarafa yüklenmektedir. Adli yardımdan

yararlanan tarafın davayı kaybetmesi hâlinde ise mahkemeler tahsilini

erteledikleri yargılama masraflarının adli yardımdan yararlanan taraftan

alınmasına karar verebilecektir. Bu aşamada söz konusu ödemenin taksitler

hâlinde yapılmasına karar verilebileceği gibi şartların varlığı hâlinde tamamen

veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına da karar verilebilmektedir.

33. Diğer taraftan adli yardım talebinin reddi hâlinde

kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle ret kararına itiraz edilebilir.

Kararına itiraz edilen mahkeme; itirazı incelemesi için dosyayı itiraz merciine

gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım

talebinin reddi kararının kesinleşmesinden sonra öngörülen sürede yargılama

masrafları ödenmezse dava usulden reddedilir.

34. Mahkeme ara kararları kural olarak esas hüküm ile

birlikte temyiz/istinaf konusu edilebilir. Dolayısıyla kural olarak ilgili

yargısal süreç tüketilmeden ara kararlarına karşı doğrudan bireysel başvuruda

bulunulamaz. Ancak bunun istisnaları söz konusu olabilir. Ara kararına karşı

doğrudan bireysel başvuruda bulunulmamasının temel hak ve hürriyetlere karşı

yapılan ihlalin sonuçlarının ağırlaşmasına yol açabileceği durumlarda ara

kararının verildiği davadaki yargısal süreç tamamlanmadan bireysel başvuruda

bulunabilmesi mümkün olabilir.

35. Adli yardım talebinin reddi üzerine başvurucuların

Mahkemenin kararına 6100 sayılı Kanun'un 337. maddesinin (2) numaralı fıkrası

hükmü uyarınca itiraz ettiği, itirazı inceleyen Diyarbakır 1. Asliye Hukuk

Mahkemesinin 27/3/2017 tarihli ret kararı üzerine bireysel başvuruda

bulundukları anlaşılmıştır. Buna göre somut olay açısından adli yardım

talebiyle ilgili verilen ara kararına karşı başvurucuların itiraz yolunu

tükettikleri, bireysel başvuru tarihinden sonraki süreçte de bu ara kararının

sonucu olarak verilen usulden ret kararının istinaf denetiminden geçerek

kesinleştiği, dolayısıyla başvuru yollarının tüketildiği sonucuna ulaşılmıştır.

36. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi neticesinde

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek

başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı ve Hakkın Kapsamı

37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını

içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic.

Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

38. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen

mahkemeye erişim hakkı mutlak bir hak olmayıp sınırlandırılabilir.

39. Adli yardım talebinin reddedilmesi üzerine gerekli

harç ve gider avansının yatırılmaması gerekçesiyle davanın usulden reddi

suretiyle başvurucuların mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulduğu

açıktır.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

40. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel

hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.

Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve

lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

41. Yukarıda açıklanan müdahale Anayasa’nın 13.

maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlalini teşkil edecektir.

42. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru bir

amaç taşıma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

43. Somut olayda mahkemenin davayı usulden reddetmesinin

6100 sayılı Kanun'un 114., 115. ve 334. ila 340. maddelerine dayandığı

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla yargılama giderlerinin yatırılmaması nedeniyle

davanın usulden reddedilmesinin kanuni dayanağının bulunduğu görülmektedir.

(2) Meşru Amaç

44. Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasını, ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesinde

gösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır.

Anayasa’nın 36. maddesinde özel sınırlama nedeni düzenlenmemiştir. Anayasa’nın

36. maddesinde, adil yargılanma hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni

öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün

olmayan mutlak bir hak olduğu düşünülemez. Anayasa Mahkemesi kararlarında,

Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen

ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil

edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014; AYM,

E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).

45. Yargı harçları, yargı hizmetinden yararlanılması

karşılığında devlete ödenen katkı payını ifade etmektedir. Yargı harcı ödeme

yükümlülüğü getirilmesiyle, bölünebilen bir kamu hizmeti olan yargı hizmetinden

yararlananların bu hizmetin maliyetinin bir kısmına katlanması

hedeflenmektedir. Bunun yanında yargı harcının abartılı, zorlama veya

ciddiyetten yoksun taleplerin disipline edilmesi ve gereksiz başvuruların önüne

geçilerek mahkemelerin meşgul edilmesinin önlenmesi amacına hizmet ettiği de

açıktır. Öte yandan başvurucuların harç dışındaki yargılama giderleri

karşılığında avans yatırmakla yükümlü kılınmasının amacı ise yargılama

sırasında yapılması zorunlu giderleri finanse etmektir. Bu giderlerin yargı hizmeti

talep eden kişi tarafından karşılanması işin doğası gereğidir. Dolayısıyla

başvurucuların harç ve diğer yargılama giderlerini ödemekle yükümlü

kılınmasının mahkemeye erişim hakkının doğasından kaynaklanan ve anayasal

açıdan meşru amaçlara dayandığı sonucuna ulaşılmıştır.

(3) Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

46. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukuk

devleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumun

gerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.

Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla

sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına

geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

47. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi

elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır.

Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha

hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin

hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin

gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56,

11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,

B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38; Emrah Yayla [GK], B. No: 2017/38732,

6/2/2020, § 68).

48. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının

azaltılması ve mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkların

makul sürede bitirebilmesi amacıyla belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu

yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi

içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya da aşırı

derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 39).

49. Öte yandan temel hak ve özgürlükleri korumak

öncelikle derece mahkemelerinin görevi olduğundan ve maddi olguları

değerlendirmek noktasında Anayasa Mahkemesine göre daha elverişli konumda

bulunduklarından derece mahkemelerinin kararlarında gösterdikleri gerekçeler

ölçülülük incelemesinde büyük önem taşır.

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

50. Somut olayda başvurucular tarafından açılan dava,

yargılamanın başında yatırılması gereken harç ve diğer yargılama giderlerinin

Mahkemece belirlenen sürede ödenmemesi nedeniyle esası incelenmeksizin

reddedilmiştir. Mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü

bağlamında ilk değerlendirilmesi gereken husus elverişlilik kriteridir.

Başvurucuların harç ve yargılama gideri ödemekle yükümlü kılınmasının gereksiz

yere dava açılmasını önleme amacına ulaşılması yönünden elverişli bir araç

olduğu açıktır.

51. İkinci olarak müdahalenin gereklilik kriterini

sağlayıp sağlamadığı incelenmelidir. Gereklilik, mahkemeye erişim hakkını en az

zedeleyen aracın seçilmesini ifade etmektedir. Yargısal başvurularda

ilgililerin harç ve diğer yargılama giderleri ödemekle yükümlü kılınmasının

mahkemeye erişim hakkını kısıtladığı tartışmasızdır. Bununla birlikte harç ve

yargılama giderlerini ödeme yükümlülüğünün doğduğu ana göre müdahalenin

derecesi değişebilmektedir. İlgilinin daha yargılamanın başında yargılama

giderlerini ödemekle yükümlü kılınması ile yargılamanın sonunda yargılama

giderlerini ödemeye mahkûm edilmesi arasında müdahalenin ağırlığı bakımından

önemli farklılık bulunmaktadır. Yargılama giderlerinin davanın esasının

incelenebilmesi şartı olarak öngörülmesinin davanın esası karara bağlandıktan

sonra kişinin yargılama gideri ödemekle yükümlü kılınmasına nazaran mahkemeye

erişim hakkına daha ağır bir müdahale teşkil edeceği kuşkusuzdur. Bu sebeple

yargılama giderleri ödeme yükümlülüğünün yargılamanın sonuna ötelenmesinin

hakka daha hafif bir müdahale teşkil etmesi sebebiyle tercihe şayan bir yöntem

olduğu söylenebilir.

52. Bununla birlikte yargılama giderlerinin yargılamanın

sonunda ödenmesinin harç yükümlülüğünü anlamsız hâle getirmesi riskini

taşıdığının altı çizilmelidir. Harcın yargılamanın sonunda ödenmesi ile başında

ödenmesi arasında gereksiz davaların açılmasından caydırma bakımından fark bulunmaktadır.

Harcın yargılamanın sonucunda ödeneceği düşüncesi, kişinin gereksiz yere dava

açma isteğini kırma özelliğini belli ölçüde zayıflatabilir. Bu husus

gözetildiğinde kamu makamlarının harcın ödenmesinin yargılamanın sonuna

ertelenmesi biçiminde bir aracı tercih etme yükümlülüğü altında oldukları

söylenemez. Kanun koyucunun harç ödeme yükümlülüğünün doğduğu safhayı belirleme

konusunda belli ölçüde takdir yetkisine sahip bulunduğu kabul edilmelidir.

Nitekim kanunda başvuru ve nispi karar harcının dörtte birinin peşin olarak,

nispi karar harcının kalan kısmının ise yargılamanın sonunda ödenmesi

öngörülmek suretiyle kamu yararı ile mahkemeye erişim hakkı arasında adil bir

denge kurulmaya çalışılmıştır.

53. Ne var ki mali imkânları elverişli olmaya kişilerin

başvuru harcını ve nispi karar harcının dörtte birini ödeme gücünden yoksun

olmaları söz konusu olabilir. Bu kişilerin sözü edilen harçları davanın başında

ödeme yükümlülüğü altına sokulması mahkemeye erişimlerini imkânsız hâle

getirebilir veya önemli ölçüde zorlaştırabilir. Kanun koyucu ödeme gücü

bulunmayan bu gibi kişilerin mahkemeye erişebilmelerini temin etmek için adli

yardım mekanizması öngörmüştür. Buna göre mali gücü bulunmayan kişilerin bu

durumlarını belgelendirmeleri ve davalarının açıkça temelsiz bulunmaması

hâlinde bunların yargılamanın sonuna kadar yargılama gideri ödemekten muaf

tutulmaları öngörülmüştür. Ayrıca bu kişilerin yargılamanın sonucunda haksız

bulunması sebebiyle yargılama giderinin aleyhlerine hükmedilmesi hâlinde

yargılama giderlerini taksitle ödemelerine imkân sağlanmıştır. Son olarak

haksız çıksalar bile aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmesinin

mağduriyetlerine neden olacağının açıkça anlaşılması hâlinde bunların yargılama

gideri ödemekten tamamen muaf tutulmasına da hükmedilebilir. Tüm sayılan bu

imkânlar mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleyi hafifleten araçlardır.

54. Yargılama giderlerini ödeme gücünün bulunmadığını

iddia eden kişilerin yargılama giderlerinden geçici muafiyet sağlanması

imkânını ifade eden adli yardımdan faydalandırılmaları mahkemeye erişim

hakkından yararlanılabilmesi için oldukça önemlidir. Ödeme gücü zayıf olan

kişilerin yargılamanın sonuçlanmasından sonra yargılama giderlerini ödemeye

mahkûm edilmeleri gibi daha hafif bir müdahale aracı yerine yargılamanın

başında harç ve diğer yargılama giderini ödemekle yükümlü kılınmaları en az

zedeleyici aracın seçilmesi yükümlülüğünün ihlaline yol açabilir.

55. Somut olayda başvurucular mali güçlerinin

bulunmadığını ileri sürerek adli yardım talebinde bulunmuş, fakirlik

durumlarını tevsik etme yükümlülüklerini ifa etmek amacıyla bazı belgeleri

mahkemeye sunmuştur. Ancak Mahkeme başvurucuların davayı avukatla takip

ettiğini gözeterek fakirlik durumlarının araştırılmasına yönelik bir çabaya

girmeden adli yardım taleplerini reddetmiştir. Mahkemenin başvurucuların davayı

avukat aracılığıyla takip etmelerini mali güçlerinin bir göstergesi olarak

yorumladığı anlaşılmaktadır. Oysa başvurucular avukata peşin ücret

ödemediklerini iddia etmiştir. Nitekim başvurucular vekili müvekkillerinden

peşin ücret almadığını, davanın kazanılması hâlinde tesciline hükmolunan

taşınmaz değerinin %10'u oranında avukatlık ücretinin kararlaştırıldığını

Mahkemeye bildirmiştir. Mahkemenin başvurucuların bu iddiasının aksine yanlış bilgi

verdiklerine ilişkin bir tespiti de bulunmamaktadır.

56. Başvurucuların bir avukatla temsil edilmiş olmaları

adli yardım talebinin reddi için tek başına yeterli bir gerekçe olamaz. Bu

şekildeki kategorik yaklaşım ilgililerin gerçek mali durumlarını hesaba

katılmasını önlemektedir. Başvurucular ile avukatları arasındaki anlaşmanın ve

avukatlık ücretinin davanın sonucunda elde edilmesi muhtemel hüküm üzerinden

tespit edilmesinin avukatlık mevzuatına uygun olup olmadığı bu davanın konusunu

oluşturmamaktadır. Başvurucuların sırf avukat tutmalarından hareketle -avukata

ücret ödediklerine dair bir tespit de yapılmadan- mali güçlerinin yargılama

giderlerini karşılayacak düzeyde olduğu sonucu çıkarılamaz. Mahkemenin bu

yaklaşımı başvurucuları, fakirlik durumlarını kanıtlayarak kanunla tanınan

yargılama giderlerini ödemekten geçici muafiyetten yararlanma imkânından mahrum

bırakmıştır. Somut olayın koşullarında başvurucuların mahkemeye erişim hakkına

en az müdahale teşkil eden aracın seçildiği konusunda ikna olunamamıştır.

Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin gereklilik kriterini

taşıdığı Mahkemece gösterilememiştir.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

59. Başvurucular ihlalin tespitine ve yeniden yargılama

yapılması ile 50.000 TL maddi tazminat ve 100.000 TL manevi tazminata karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.

No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl

ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi

diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine

getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına

geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret

etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından

söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani

ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle

ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan

karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,

varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu

bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet

Doğan, §§ 55, 57).

62. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,

usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan

kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya

özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi

tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde

usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili

mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir

takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine

ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden

ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet

Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

63. İncelenen başvuruda, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme

kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

64. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

65. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

66. 3.600 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

amacıyla Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2017/510, K.2017/92)

GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin

başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Fatma Burcu NACAR YÜCE Başvurucular : 1. Famiye BEĞİM 2. Mehmet Tahir BEĞİM Başvurucular Vekili : Av. Yusuf AKNAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/21882, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve Olgular
  7. A. Bireysel Başvuru
  8. B. Bireysel
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Adli Yardım Talepleri Yönünden
  12. B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  13. C. 6216 Sayılı
  14. B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  15. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  16. D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının
  17. F. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin
  18. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  19. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/21882
Tarih
10 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Bülent Özer Başvurusu (B. No: 2018/36896)
  • Sever Makina ve Petrol Otomotiv İnşaat Hafriyat Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/27296)
  • Mehmet Demir Başvurusu (B. No: 2018/34092)
  • Hatice Akgül Başvurusu (B. No: 2018/35900)
  • M.s. Başvurusu (B. No: 2018/25505)
  • S.z. Başvurusu (B. No: 2017/5934)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.