İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erhan Urak Başvurusu (B. No: 2016/10657)

1. Başvuru, başvurucunun katıldığı bazı toplantı ve

Başvuru No2016/10657Tarih9 Haziran 2021Okuma28 dk · 5.673 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Erhan Urak Başvurusu

Karar tarihi
9 Haziran 2021
Başvuru Numarası
2016/10657
R.G. Tarih ve Sayı
22/9/2021-31606
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.673 kelime·28 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, başvurucunun katıldığı bazı toplantı ve

gösteri yürüyüşlerinde marş eşliğinde halay çekmesi ve sloganlar atması

nedeniyle terör örgütünün propagandasını yapma suçundan cezalandırılmasının

ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 27/5/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1989 doğumlu olup olayların meydana geldiği

tarihte Gaziantep Üniversitesinde öğrencidir.

10. 7/3/2012 tarihinde saat 21.30 sıralarında, Gaziantep

Üniversitesi Yerleşkesi içindeki bir yurtta aynı odada bulunan iki öğrenci

arasında karşılıklı darp olayı meydana gelmiştir. Darp olayı, elinde sarı,

kırmızı, yeşil renklerden oluşan bir tespih çeken E.A.nın diğer öğrenci H.T.nin

“O hangi takımın renkleri?” şeklindeki sorusuna “Kürdistan bayrağının

renkleri.” şeklinde cevap vermesi üzerine başlamıştır. Bu olay nedeniyle

her iki öğrenci hakkında da adli işlem yapılmıştır.

11. Aynı gün saat 22.45 sıralarında E.A.ya destek vermek

amacıyla yaklaşık 200 kişilik bir grup Gaziantep Üniversitesi Yerleşkesi

içindeki yurdun önünde toplanmıştır. Söz konusu öğrenci grubu yine yurt önünde

toplanan ve “Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber” şeklinde slogan atan

yaklaşık 30 kişilik öğrenci grubuna karşı taşlı saldırı girişiminde bulunmuş

ancak bu girişim güvenlik güçlerince engellenmiştir.

12. Bu olayın ardından silahlı terör örgütü PKK'nın

güdümünde yayın yapan internet sitelerinden Fırat Haber Ajansı 8/3/2012

tarihinde sabah erken saatlerde “...Kürt yurtsever öğrenciler yaşanan

saldırıları protesto etmek amacıyla İnşaat Mühendisliği Fakültesi önünde saat:

11.00'de kitlesel bir basın açıklaması yapacaklar.” şeklinde bir haber

yayımlamıştır.

13. Anılan haberdeki çağrıya uygun olarak 8/3/2012

tarihinde saat 11.00’de Gaziantep Üniversitesi Yerleşkesi'nde başvurucunun da

aralarında bulunduğu yaklaşık 250 kişilik bir grup toplanmıştır. Grup “Katil

Polis Üniversiteden Defol, Faşizme Karşı Omuz Omuza, Kürt Halkı Uyuma Onuruna

Sahip Çık, Baskılar Bizi Yıldıramaz, Direne Direne Kazanacağız, Kahrolsun

Faşizm, Antep Faşizme Mezar Olacak, Biji Serok Apo (yaşasın Başkan Apo), Be

Serok Jiyan Nabe (Başkansız Yaşam Olmaz), Jin Jiyan Azadi (Kadın Yaşam

Özgürlük)” şeklinde sloganlar atmıştır.

14. Protesto sırasında topluluğa doğru kimliği tespit

edilemeyen bir kişinin eliyle bozkurt işareti olarak tabir edilen

işareti yapması üzerine grup bu şahsı yuhalayarak kendisine fiziki saldırıda

bulunmaya çalışmış ise de güvenlik güçleri bunu engellemiştir. Başvurucu

hakkında bahse konu toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak "Biji

Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo)" ve "Be Serok Jiyan Nabe (Başkansız

Yaşam Olmaz)" şeklinde sloganlar attığı ve grubu yönlendirdiği

iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.

15. 20/3/2012 tarihinde Gaziantep Üniversitesi

Yerleşkesi'nde 100 öğrencinin katılımıyla "Alternatif 21 Mart Nevruz

Etkinlikleri" adıyla bir etkinlik düzenlenmiştir. Grup tarafından

müzik, marş, slogan ve halay eşliğinde “Be Serok Jiyan Nabe (Başkansız Yaşam

Olmaz), Biji Nevroz, Nevroz Piroz Be, Şehit Namırın (Şehitler Ölmez)” şeklinde

sloganlar atılmış; on üç askerin şehit olduğu Dağlıca Karakolu baskınını

anlattığı ve PKK/KCK terör örgütü tarafından klip hâline getirildiği belirtilen

"Oramar (Dağlıca)" isimli marş söylenmiştir. Marş içinde geçen

"PKK saflarında direnişe davet var" bölümünde karşıt

görüşten grubun ıslıklarla tepki gösterdiği ifade edilmiştir. Başvurucu

hakkında bahse konu toplantıda grupla birlikte halay çekerek grubu

yönlendirdiği gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır.

16. 19/4/2012 tarihinde Gaziantep Üniversitesi

Yerleşkesi'nde müzikli bir etkinlik düzenlenmiş, etkinlikte on üç askerin şehit

olduğu Dağlıca Karakolu baskınını anlattığı ve PKK/KCK terör örgütü tarafından

klip hâline getirildiği belirtilen "Oramar (Dağlıca)" ve

"Delila ü Arges (Halkımın Umudu)" isimli marşlar da

söylenmiştir. Başvurucu hakkında bahse konu toplantıda "Delila ü Arges

(Halkımın Umudu)" isimli marşı söyleyerek halay çektiği gerekçesiyle

soruşturma başlatılmıştır.

17. 29/4/2012 tarihinde Gaziantep Üniversitesi

Yerleşkesi'nde bir öğrenci derneği tarafından yaklaşık altmış öğrencinin katılımıyla

müzikli bir etkinlik düzenlenmiş, etkinlikte on üç askerin şehit olduğu Dağlıca

Karakolu baskınını anlattığı ve PKK/KCK terör örgütü tarafından klip hâline

getirildiği belirtilen "Oramar (Dağlıca)" isimli marş da

söylenmiştir. Başvurucu hakkında bahse konu toplantıda grupla birlikte halay

çektiği gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır.

18. Başvurucu hakkında yukarıda belirtilen soruşturmalar

neticesinde Cumhuriyet savcısı 28/1/2013 tarihli iddianamesiyle başvurucunun

terör örgütüne üye olma ve dört kez terör örgütünün propagandasını yapma

suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Yargılamayı yürüten (kapatılan)

Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 28/1/2013 tarihinde başvurucunun terör

örgütünün propagandasını yapma suçundan ayrı ayrı dört kez 1 yıl 8 ay, terör

örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan ise 4 yıl 2 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir.

19. Mahkemenin terör örgütünün propagandasını yapma

suçuna ilişkin değerlendirmeleri şu şekildedir:

"[-] 08.03.2012 Tarihinde Meydana Gelen Olayla İlgili

Olarak... Bilirkişi C.K. düzenlediği 28.11.2012 tarihli raporda; sanığın grupla

birlikte hareket ettiğini, zafer işareti yaparak 'Biji serok APO (Yaşasın

Başkan Apo) ve Be serok jiyan nabe (Başkansız Yaşam Olmaz)' şeklinde sloganlar

attığını ve grubu yönlendirdiğini belirtmiştir.

Sanık savunmasında, '1. Olay nedeni ile

08/03/2012 tarihinde üniversite içinde düzenlenen yürüyüşe katıldım bu yürüyüşe

arkadaşlarım katıldığı için ben katıldım, sebebinin ne olduğunu ben olaydan

sonra öğrendim, bir kavga olayını protesto etmek amacı ile bu yürüyüş ve

toplantı yapılmış ancak iddia edildiği gibi yasa dışı slogan atmadım' şeklinde

beyanda bulunmuştur.

Sanık savunması, dosya içerisinde

bulunan izleme tespit tutanağı ve bilirkişi raporu birlikte

değerlendirildiğinde; sanığın terör örgütünün yaptığı eylem çağrısı üzerine

08.03.2012 tarihinde gerçekleştirilen eylemlere aktif olarak katıldığı, eylem

sırasında grubu yönlendirdiği ve kendisinin de grupla birlikte 'Biji serok APO

(Yaşasın Başkan Apo) ve Be serok jiyan nabe (Başkansız Yaşam Olmaz)' şeklinde

sloganlar attığı, bu suretle üzerine atılı PKK/KONGRA-GEL Terör Örgütünün

Propagandasını Yapmak suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 3713

sayılı TMK'nın 7/2-son maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.

[-] 20.03.2012 Tarihinde Meydana

Gelen Olayla İlgili Olarak... Bilirkişi C.K. düzenlediği 28.11.2012 tarihli

raporda; sanığın grupla birlikte halay çektiğini, başkaca bir eyleminin tespit

edilemediğini belirtmiştir.

Sanık savunmasında, '2. Olay olarak

belirtilen 20/03/2012 tarihindeki gösteriye katıldım, alternatif nevroz

etkinliği olduğu için buna katıldım ayrıca ben gösteri sırasında oramar marşını

söylemedim ve grubu yönlendirmedim' şeklinde beyanda bulunmuştur.

Sanık savunması, dosya içerisinde

bulunan izleme tespit tutanağı ve bilirkişi raporu birlikte

değerlendirildiğinde; sanığın 20.03.2012 günü saat: 18.30 sıralarında Gaziantep

Üniversitesi Kampüs alanı içerisinde bulunan AKM Atatürk Kültür Merkezi önünde

bulunan park alanında, PKK/KCK terör örgütü sempatizanı kişilerin organizesinde

yaklaşık (100) kadar öğrencinin katılımı ile alternatif 21 Mart Nevruz

Etkinlikleri adı altında mevcut grubu motive etmek ve sempatizan kazanmak

amacıyla düzenlenen, ateş yakarak etrafında Kürtçe müzik, marş, slogan ve halay

eşliğinde 'BE SEROK JİYAN NABE (BAŞKANSIZ YAŞAM OLMAZ), BİJİ NEVROZ, NEVROZ

PİROZ BE, ŞEHİT NAMIRIN (ŞEHİTLER ÖLMEZ)' şeklinde sloganların atıldığı terör

örgütünün propagandasına dönüştürülen etkinliğe katıldığı, terör örgütü

tarafından klip haline getirilerek yayın organlarında devamlı suretle

yayınlanan ve terör örgütünün (13) askerimizin şehit olduğu Dağlıca Karakol

baskınını anlatan, ORAMAR (DAĞLICA) isimli marşı eşliğinde halay çekerek grubu yönlendirdiği,

sanığın eylem sırasında şiddet yöntemlerini benimsemiş silahlı terör örgütünün

fikirlerini etkinliğe katılan kişilere benimsetmeye çalışıp, örgüte sempatizan

kazandırmayı hedeflediği ve sanığın bu suretle üzerine atılı PKK/KONGRA-GEL

Terör Örgütünün Propagandasını Yapmak suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine

uyan 3713 sayılı TMK'nın 7/2-son maddesi gereğince cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

[-] 19.04.2012 Tarihinde Meydana

Gelen Olayla İlgili Olarak... Bilirkişi C.K. düzenlediği 28.11.2012 tarihli

raporda; sanığın grupla birlikte Halkımın Umudu isimli marş eşliğinde halay

çektiğini belirtmiştir.

Sanık savunmasında, '3. Olayla ilgili

olarak 19/04/2012 tarihindeki gösteriye ben vizelerimiz bittiği için stres

atmak amacı ile katıldım. Oramar marşını söylemedim ancak halay çekmedim'

şeklinde beyanda bulunmuştur.

Sanık savunması, dosya içerisinde

bulunan izleme tespit tutanağı ve bilirkişi raporu birlikte

değerlendirildiğinde; 19.04.2012 günü saat:18.30 sıralarında, Gaziantep Üniversitesi

(öğretim kurumu içerisinde) Kredi ve Yurtlar Kurumu karşısında bulunan çayırlık

alanda, PKK/KCK terör örgütüne eleman temin etmek, sempatizan kazanmak, mevcut

gurubu motive etmek ve terör örgütünü benimsemeyen diğer öğrencileri tahrik

etmek amacı ile kaynaşma adı altında müzikli etkinlik düzenlendiği, sanığın da

terör örgütünün propagandasına dönüştürülen etkinliğe katıldığı, terör örgütü

tarafından klip haline getirilerek yayın organlarında devamlı suretle

yayınlanan ve terör örgütünün (13) askerimizin şehit olduğu Dağlıca Karakol

baskınını anlatan, ORAMAR (DAĞLICA) isimli marş eşliğinde halay çekerek grubu

yönlendirdiği, sanığın eylem sırasında şiddet yöntemlerini benimsemiş silahlı

terör örgütünün fikirlerini etkinliğe katılan kişilere benimsetmeye çalışıp,

örgüte sempatizan kazandırmayı hedeflediği ve sanığın bu suretle üzerine atılı

PKK/KONGRA-GEL Terör Örgütünün Propagandasını Yapmak suçunu işlediği sabit

olduğundan eylemine uyan 3713 sayılı TMK'nın 7/2-son maddesi gereğince

cezalandırılmasına karar verilmiştir.

[-] 29.04.2012 Tarihinde Meydana

Gelen Olayla İlgili Olarak... Bilirkişi C.K. düzenlediği 28.11.2012 tarihli

raporda; sanığın grupla birlikte halay çektiğini belirtmiştir.

Sanık savunmasında, '4. Olayla ilgili

olarak 29/04/2012 tarihindeki gösteriye ben katılmadım, o tarihte ben

Diyarbakır'da idim' şeklinde beyanda bulunmuştur.

Sanık savunması, dosya içerisinde

bulunan izleme tespit tutanağı ve bilirkişi raporu birlikte

değerlendirildiğinde; 29/04/2012 günü saat:18.30 sıralarında, Gaziantep

Üniversitesi Kampüs alanı içerisinde bulunan (öğretim kurumu içerisinde) Kredi

Yurtlar kurumu Yurt Müdürlüğü karşısında bulunan çayırlık alanında, PKK/KCK

terör örgütüne eleman temin etmek, sempatizan kazanmak, mevcut grubu motive

etmek ve terör örgütünü benimsemeyen diğer öğrencileri tahrik ve provoke

amacıyla Antep Demokratik Öğrenci Derneği (ADÖDER) bünyesinde faaliyet gösteren

kişilerin organizesinde (60) kadar öğrenci grubunun katılımı ile düzenlenen

etkinliğe sanığın da katıldığı, etkinlik sırasında Kürtçe müzik, marş, halaylar

eşliğinde; terör örgütü tarafından klip haline getirilerek yayın organlarında

devamlı yayınlanan ve terör örgütünün Dağlıca Karakol baskınını anlatan ORAMAR

(DAĞLICA) isimli marş eşliğinde halay çektiği, sanığın eylem sırasında şiddet

yöntemlerini benimsemiş silahlı terör örgütünün fikirlerini etkinliğe katılan

kişilere benimsetmeye çalışıp, örgüte sempatizan kazandırmayı hedeflediği ve

sanığın bu suretle üzerine atılı PKK/KONGRA-GEL Terör Örgütünün Propagandasını

Yapmak suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 3713 sayılı TMK'nın

7/2-son maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir."

20. Kararın başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine 12/1/2016 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi

(Daire) terör örgütünün propagandasını yapma suçundan verilen mahkûmiyetlerin

onanmasına karar vermiştir. Daire, terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt

adına suç işleme suçu bakımından hükmü bozmuştur.

21. Daire kararının terör örgütünün propagandasını yapma

suçundan onamaya ilişkin kısmı şöyledir:

"07. 03.2012 tarihinde üniversite

kampüsünde farklı siyasi görüşlere mensup iki öğrence arasında kavga olayı

yaşandığı, bu hadise nedeniyle bölücü terör örgütünün internet sitelerindeki

çağrı üzerine 08.03.2012 tarihinde 250-300 kişilik grubun toplanarak basın

açıklaması yapmak istedikleri sırada, karşıt görüşlü bir öğrenciye saldırı

girişimlerinin güvenlik güçleri tarafından önlendiği, grubun PKK - KCK terör

örgütü lehine dolaylı ve doğrudan şiddete çağrı niteliğindeki slogan attığı,

sanığın da 'biji serok Apo' ve 'be serok jiyan nabe' (başkansız yaşam olmaz)

şeklinde atmış olduğu sloganların, olayın oluş biçimi iki farklı siyasi görüşe

mensup öğrenci grubu arasındaki süregelen cebir şiddete teşvik edici olması,

kamu düzeni ve güvenliğinin bozulması için açık ve yakın tehlike oluşturması

gözetildiğinde atılan sloganların ifade özgürlüğü kapsamında

değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen

düşünceye iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya,

toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına

uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık

müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna

uygun olan hükümlerin ONANMASINA..."

22. Başvurucu, karardan 29/4/2016 tarihinde haberdar

olduğunu belirtmiş; 27/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanunu'nun "Terör örgütleri" kenar başlıklı 7. maddesinin

ilgili kısmının olay tarihinde yürürlükte olan hâli şöyledir:

"Terör örgütünün propagandasını

yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..."

24. 3713 sayılı Kanun'un "Terör örgütleri"

kenar başlıklı 7. maddesinin yürürlükte olan son hâlinin ilgili kısmı şöyledir:

"(Değişik ikinci fıkra:

11/4/2013-6459/8 md.) Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren

yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik

edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılır..."

B. Uluslararası

Hukuk

25. 16/5/2005 tarihli Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi

Sözleşmesi'nin (Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi) giriş bölümünde aşağıdaki

ifadeler yer almaktadır:

"Avrupa Konseyi'nin üye devletleri

ve imzacılar olarak;

Terörizmi önlemek için etkin önlemler

almayı ve özellikle, terör suçlarını işlemeyi alenen tahrike, terörist saflara

katmaya ve eğitime karşı mukabelede bulunmayı arzu ederek;

...

Bu Sözleşmenin mevcut ifade özgürlüğü ve

örgütlenme özgürlüğüne ilişkin ilkeleri değiştirme niyetinde olmadığını kabul

ederek;

Terörist eylemlerin doğası veya

koşulların gereği olarak, halkı sindirmek veya bir hükümeti veya uluslararası

örgütü bir eylemi yerine getirmeye veya yerine getirmekten kaçınmaya haksız

olarak zorlamak veya bir ülkeyi veya uluslararası bir örgütü ciddi biçimde

istikrarsız hale getirmek veya temel siyasal, anayasal, ekonomik ve toplumsal

yapılarını yıkmak amacını güttüklerini hatırda bulundurarak;

Aşağıdaki hususlarda

anlaşmışlardır."

26. Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi'nin "Terminoloji"

kenar başlıklı 1. maddesinin (1) numaralı fıkrası şu şekildedir:

"(1) Bu

Sözleşmenin amaçları açısından, 'terör suçu' Ek'te sıralanan antlaşmalardan

birinin kapsamına giren ve bu antlaşmalarda tanımlanan suçlar anlamına

gelir."

27. Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi'nin "Terör

suçunun işlenmesine alenen teşvik" kenar başlıklı 5. maddesi şu

şekildedir:

"1) Bu Sözleşmenin amaçları

açısından, 'bir terör eylemini işlemeye alenen teşvik', terör suçunun

işlenmesini kışkırtmak niyetiyle, böyle bir eylemin dolaylı olsun veya olmasın

terör suçlarını savunarak, bir veya birden fazla suçun işlenmesi tehlikesine

yol açacak bir mesajın kamuoyuna yayılması veya başka bir şekilde erişilebilir

hale getirilmesi anlamına gelir.

2) Her bir taraf, 1. paragrafta

tanımlandığı şekilde, yasadışı olarak ve kasten işlendiği durumlarda, terörizm

suçunu işlemeyi alenen teşviki ulusal mevzuatı açısından cezai suç olarak ihdas

etmek üzere gerekli olabilecek tedbirleri alacaktır."

28. Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi'nin "Terörist

saflara katma" kenar başlıklı 6. maddesi şu şekildedir:

"1) Bu Sözleşmenin amaçları

açısından, 'terörist saflara katma' bir başka kişiyi terörist bir eylemi

işlemeye veya bu eylemin işlenmesine katılmaya veya bir veya daha fazla suçun

bir dernek veya grup tarafından işlenmesine katkıda bulunmak amacıyla bir

dernek veya gruba katılmaya teşvik etmek anlamına gelmektedir.

2) Her bir taraf, 1. paragrafta

tanımlandığı şekilde, yasadışı olarak ve kasten bir suç işlendiği durumda,

terörist saflara katmayı ulusal mevzuatı açısından cezai suç olarak ihdas etmek

üzere gerekli olabilecek tedbirleri alacaktır."

29. Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi'nin "Terör

suçunun işlenip işlenmemesi arasında fark bulunmaması" kenar başlıklı

8. maddesi şu şekildedir:

"Bir eylemin Sözleşmenin 5 ila 7.

maddelerinde belirtilen suçlardan birini teşkil etmesi için, bu eylemin bilfiil

gerçekleşmiş olması gerekmeyecektir."

30. Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi'nin "Koşullar

ve güvenceler" kenar başlıklı 12. maddesi şu şekildedir:

"l) Her bir Taraf, İnsan Hakları ve

Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Sözleşme, Uluslararası Medeni ve Siyasi

Haklar Sözleşmesi ve uluslararası hukuk uyarınca diğer yükümlülüklerinde yer

aldığı şekilde ve o Tarafa uygulanabildiği durumlarda, insan hakları

yükümlülüklerine, özellikle ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve din

özgürlüğüne saygı göstererek bu Sözleşmenin 5 ila 7 ve 9. maddelerde yer alan

konuların suç haline getirilmesinin ihdasını, uygulanmasını ve yerine

getirilmesini sağlayacaktır.

2) Bu Sözleşmenin 5 ila 7 ve 9.

maddelerde yer alan konuların suç haline getirilmesinin ihdası, uygulanması ve

yerine getirilmesinde ayrıca, izlenen meşru amaçlar ve demokratik toplum

açısından gereklilik göz önünde bulundurularak orantılılık ilkesine bağlı

kalınacak ve her türlü keyfilik, ayrımcılık veya ırkçı muamele dışında

tutulacaktır."

31. Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi'nin açıklayıcı

raporunda, şiddet içeren terör suçlarına doğrudan veya dolaylı teşvik

oluşturacak mesajlara yönelik belirli sınırlamaların Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) uygun olduğu hatırlatılmıştır (açıklayıcı rapor, §

91). Açıklayıcı raporda, daha sonra terör suçlarının işlenmesine dolaylı teşvik

ile meşru eleştiri hakkı arasındaki sınırın nerede olduğu meselesinin önemine

değinilmiştir:

"95. Bu hükmü [Terör Suçunun

İşlenmesine Alenen Tahrik (Madde 5)] kaleme alırken, CODEXTER [Sözleşme’nin

uygulanmasının değerlendirmesi mekanizması olan Terörizmle Mücadelede Uzmanlar

Komitesi], Parlamenter Asamblenin (Görüş no. 255 (2005), paragraf 3 vii ve

devamı) ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserinin (doküman BcommDH (2005) 1,

paragraf 30 sonu) bu hükmün, terör şiddetine dolaylı tahrik oluşturabilecek

'bir eylemin failini öven mesajları veya mağdurların aşağılanması, terörist

örgütlere mali kaynak isteyen veya diğer benzeri davranışları' kapsayabileceği

hususundaki görüşlerini dikkate almıştır.

96. Daha kazuistik olana göre bu hüküm

daha genel nitelikte bir formül kullanmakta ve Tarafların terör suçlarını

savunan mesajların yayılmasını veya farklı bir şekilde kamuya sunulmasını

cezalandırmasını gerektirmektedir. Bu hükmün uygulanması bakımından, bunun

doğrudan veya dolaylı yollardan yapılıp yapılmadığı önem taşımamaktadır.

97. Doğrudan tahrik, çoğu hukuk

sisteminde bir şekilde suç teşkil ettiğinden özel bir soruna yol açmamaktadır.

Dolaylı tahriki bir suç haline getirmenin amacı uluslararası hukukta veya

eylemde mevcut olan boşluğu bu alanda hükümler ekleyerek telafi etmektir.

98. Bu hüküm, suçun tanımı ve uygulaması

bakımından Taraflara belirli miktarda takdir yetkisi tanımaktadır. Örneğin, bir

terör suçunu gerekli ve haklı göstermek dolaylı teşvik suçunu oluşturabilir.

99. Ancak, uygulanmasında iki şartın

karşılanmasını gerektirmektedir: ilk olarak, bir terör suçunun işlenmesi

hususunda özel bir kastın varlığı gerekir, aşağıda verilen 2. paragraftaki

diğer bir gerekliliğe göre de tahrik hukuka aykırı bir şekilde ve kasten

işlenmelidir.

100. İkinci olarak, böyle bir eylemin

sonucu, bu tip bir suçun işlenmesi tehlikesine neden olmalıdır. Böyle bir

tehlikeye neden olup olmadığı değerlendirilirken, yazarın ve mesajın

muhatabının niteliği yanında suçun hangi bağlamda işlendiği AİHM’nin

oluşturduğu içtihat anlamında dikkate alınacaktır. Tehlikenin önemi ve

inandırıcılığı iç hukukun gereklerine uygun olarak ele alınmalıdır.

…

104. Kamuya bir mesajın sunulması için,

çeşitli araçlar ve teknikler kullanılabilir. Örneğin, basılı yayınlar veya

diğerlerinin erişebileceği yerlerde yapılan konuşmalar, kitle iletişim araçları

veya elektronik imkânların, özellikle, mesajların e-posta ile yayılması veya

sohbet odalarında, haber grupları veya tartışma ortamında materyallerin

değişimi gibi imkânları sunan internetin kullanımı.

105. AİHM içtihatları ilave rehberlik

sunmaktadır. Bu bağlamda, CODEXTER (doküman CODEXTER (2004)19) için hazırlanan

AİHM’nin ilgili içtihatlarının derlemesine müracaat edilmelidir."

32. Ulusal ve uluslararası hukuka ilişkin daha fazla

kaynak için bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri [GK], B. No:

2018/17635, 26/7/2019, §§ 46-59; Meki Katar [GK], B. No: 2015/4916,

3/10/2019, §§ 18-35; Sırrı Süreyya Önder [GK], B. No: 2018/38143,

3/10/2019, §§ 23-39.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

33. Mahkemenin 9/6/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

34. Başvurucu; cezalandırılmasına neden olan üç terör

örgütü propagandası eyleminin halay çekme olarak bilirkişi raporunda

tespit edildiğini, sadece bu eylemleri nedeniyle dört kez 1 yıl 8 ay olmak

üzere toplam 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasının hukuk ve adalete

uygun olmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca halay çekme fiilinin suçun

kanuni tanımındaki unsurlara karşılık gelmediğini, bu nedenle kanunsuz suç ve

ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiğini, yargılama sonucu hapis cezası aldığını

ve cezanın infaz aşamasına geldiğini, bu nedenle de özgürlük hakkının

sınırlandırıldığını belirtmiştir. Son olarak başvurucu, cezalandırılmasına

neden olan bir eylemde kullandığı iddia edilen "Biji Serok Apo, Direne

Direne Kazanacağız" şeklindeki ifadelerin ise Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) içtihatları gereği terör örgütünün propagandası suçunu

oluşturmayacağını ileri sürmüştür.

35. Bakanlık görüşünde; somut olayda ifade özgürlüğüne

yönelik müdahalenin kanunilik unsurunun ve meşru amacının bulunduğu, ilk derece

mahkemesi ve Yargıtayın kararlarında yeterli gerekçelendirmenin yapıldığı,

başvurucunun eylemlerinin açık bir şekilde terör örgütü PKK'nın propagandası

niteliğinde olduğu, dolayısıyla ifade özgürlüğü olarak değerlendirilemeyeceği

ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının ifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

37. Anayasa’nın "Düşünceyi açıklama ve yayma

hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini

söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve

yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın

haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamu

düzeni[nin], ...

korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…"

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

39. Başvurucu, katıldığı bazı toplantı ve gösteri

yürüyüşlerinde marş eşliğinde halay çekmesi ve slogan atması nedeniyle

Mahkemece terör örgütünün propagandasını yapma suçundan ayrı ayrı dört kez 1

yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Dolayısıyla söz konusu mahkeme

kararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahalede bulunulduğunun

kabul edilmesi gerekir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

40. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

41. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi

gerekir.

i. Kanunilik

42. 3713 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasının kanunla

sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

43. Başvurucunun cezalandırılmasına ilişkin kararın terör

örgütü ve terörizmle mücadele kapsamında kamu düzeninin korunmasına yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Demokratik

Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

44. İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere,

başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden

dolayı kınanmaması, bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli

yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi ifade

özgürlüğünün demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemde olduğunu daha önce pek

çok kararında açıklamıştır (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015,

§§ 42, 43; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(2) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

45. İfade özgürlüğüne yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (Bekir Coşkun,

§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81,

18/10/2007).

46. Derece mahkemeleri, bireylerin fikirlerini ifade

özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir denge sağlamalıdır (Bekir

Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017, §§

58, 61, 66). Derece mahkemeleri söz konusu dengelemeyi yaparken ve ifade

özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp

karşılamadığını değerlendirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir.

Şüphesiz kullanılan sözlerin bireylere, bir kamu görevlisine ya da toplumun bir

kesimine karşı şiddete teşvik mahiyetinde olması durumunda kamu otoritelerinin

ifade özgürlüğüne müdahale konusunda takdir marjları çok daha geniştir. Ancak

bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir (Kemal Kılıçdaroğlu,

B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 57).

47. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine

getirirken derece mahkemelerinin yerini almak değil onların takdir yetkilerini

kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi açısından uygunluğunu

denetlemektir. Anayasa Mahkemesi bunu yaparken eldeki başvurunun koşulları ile

beraber özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları da gözönüne almaktadır (Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri, § 76; Candar Şafak Dönmez [GK], B. No:

2015/15672, 5/11/2020, § 50).

(3) Müdahalenin

Zorunlu Bir Toplumsal İhtiyacı Karşılaması

48. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir

Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).

49. Somut olayda kendisini ifade şekillerinin kişileri

terör suçlarını işlemeye teşvik ettiğinin ortaya konulması hâlinde başvurucunun

ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığı kabul edilebilir. O hâlde çözümlenmesi gereken mesele, derece

mahkemelerinin başvurucunun açıkladığı düşüncelerle kişileri terör suçlarının

işlenmesine teşvik ettiğini ikna edici bir biçimde ortaya koyup koymadığı

olacaktır.

(4) Somut

Olayın Değerlendirilmesi

(a) 8/3/2012

Tarihli Eylem Bakımından

50. Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın 26. maddesine

ilişkin içtihadında ortaya konan ilkeler aynı zamanda kamu düzenini sağlamak

amacıyla terörle mücadele kapsamında kamu gücünü kullanan organlar tarafından

alınan tedbirlere de uygulanacaktır (Candar Şafak Dönmez, § 54).

51. Somut olayda ilk derece mahkemesi 8/3/2012 tarihli

toplantı ve gösteri yürüyüşü öncesinde karşıt siyasi görüşlü gruplar arasında

yaşanan şiddet eylemlerini gözönünde bulundurarak başvurucunun bu yürüyüş

sırasında "Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo)" ve "Be

Serok Jiyan Nabe (Başkansız Yaşam Olmaz)" şeklinde sloganlar atmasının

terör örgütünün propagandasını yapma suçunu oluşturduğunu kabul etmiş ve

başvurucuyu 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla mahkûm etmiştir (bkz. § 19).

52. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, somut

olayın koşullarında başvurucunun katıldığı bir toplantı ve gösteri yürüyüşünde

slogan atması nedeniyle terör örgütünün propagandasını yapma suçundan

mahkûmiyetinin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığının

belirlenmesidir.

53. Anayasa Mahkemesi, eldeki başvurunun koşulları ile

beraber özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları da gözönüne alacaktır.

Terörizm olgusu insanlık tarihi kadar eskidir ve bugün ulusal sınırları aşarak

toplum ve devlet hayatının üzerinde sosyal ve ekonomik bakımdan büyük çapta

tahribatlara sebep olmaktadır. Herhangi bir amaca ulaşmak için propagandaya

yönelik ses getirici eylemlerle insanların öldürülmesi, insanlara korku ve

dehşet salınması olan terör; bireylerin temel hak ve özgürlüklerini ve

özellikle temel bir hak olan yaşam hakkını ciddi bir şekilde tehdit etmektedir

(Meki Katar, § 59; Candar Şafak Dönmez, § 59).

54. Terörizmin hukuksal bir tanımının yapılmasında kimi

zorluklar bulunmakla birlikte Anayasa Mahkemesinin asıl görevi bir başvuruya

konu olayın terör suçu kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirmek

değildir. PKK örgütünün hâlen son derece tehlikeli, güvenlik güçleri ile

çatışmalara giren bir terör örgütü ve adı geçen Abdullah Öcalan'ın da (A.Ö.) bu

örgütün kurucusu ve çok sayıda terör eyleminin sorumlusu olduğu konusunda

herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.

55. Terör örgütleri ve destekçileri, görüşlerinin toplum

içinde yayılmasını ve fikirlerinin kökleşmesini hedefler ve bu amacın

gerçekleşmesine yönelik her türlü vasıtaya başvurabilir. Terörün veya terör

örgütlerinin propagandasının da söz konusu vasıtalardan biri olduğunda kuşku

yoktur. Terör, başta ifade özgürlüğü olmak üzere demokratik toplumun tüm

değerlerine düşmandır. Bu nedenle terörizmi, terörü ve şiddeti meşrulaştıran,

öven ya da bunlara teşvik eden sözler ifade özgürlüğü kapsamında görülemez (Zübeyde

Füsun Üstel ve diğerleri, § 79; Ayşe Çelik, B. No: 2017/36722,

9/5/2019, § 43; Sırrı Süreyya Önder, § 61; Candar Şafak

Dönmez, § 61).

56. Anayasa Mahkemesi daha önce Zübeyde Füsun Üstel ve

diğerleri (aynı karada bkz. §§ 115-118) kararında terör örgütünün

propagandasını yapma suçunun Türk hukukundaki görünümüne ilişkin bazı

tespitlerde bulunmuştur. İlk olarak 3713 sayılı Kanun'un 7. maddesinde yapılan

değişiklik ile terör örgütünün propagandasını yapma suçu çok sayıda ve her

türde ifadeyi kapsayacak şekilde geniş yorumlanabilecek bir fiil olmaktan

çıkarılmaya, terör örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterme veya

övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etme şeklinde tanımlanarak suça

hukuki belirlilik kazandırılmaya çalışılmıştır. İkinci olarak Yargıtay da Türk

hukukunda terör ile bağlantılı her tür düşünce açıklamasının değil yalnızca

terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru

gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde

propagandasının yapılmasının suç olarak kabul edildiğini pek çok kez ifade

etmiştir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, §§ 54-57).

57. İçinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler

yer almayan, terör suçlarının işlenmesi tehlikesine yol açmayan çeşitli

grupların şiddete başvurmaksızın ulaşmayı düşündükleri toplumsal veya siyasal

hedeflere, siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin görüşleri gibi düşünce

açıklamaları, ideolojik ve katı olarak nitelendirilse bile terörizmin

propagandası olarak kabul edilemez. Dolayısıyla sağ veya sol ideolojilere,

anarşist ve nihilist akımlara, toplumsal ve siyasal ortama veya sosyoekonomik

dengesizliklere, etnik sorunlara, ülke nüfusundaki farklılıklara, daha fazla

özgürlük talebine veya ülke yönetim biçiminin eleştirisine yönelik düşüncelerin

-devlet yetkilileri veya toplumun önemli bir bölümü için rahatsız edici olsa

bile- açıklanması, yayılması, aktif, sistemli ve inandırıcı bir şekilde

başkalarına aşılanması, telkin ve tavsiye edilmesi ifade özgürlüğünün koruması

altındadır (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 81; Ayşe Çelik, §

44; Candar Şafak Dönmez, § 63).

58. Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi’nin 5. maddesinin

birinci paragrafında, terör suçunun işlenmesi için alenen teşvik

düzenlenmiştir. Buna göre doğrudan veya dolaylı yollardan terör suçunun

işlenmesi tehlikesine yol açacak bir mesajın kamuoyuna yayılmasının cezalandırılması

hedeflenmektedir. Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi’nin açıklayıcı raporuna

göre Sözleşme’nin temel özgürlüklerinin sınırlandırılması yönündeki muhtemel

riskin dikkatli bir şekilde analiz edilmesi için AİHM'in Sözleşme’nin 10.

maddesinin uygulamasına ilişkin içtihatlarına ve terörizmi övme ve terörizme

teşvike ilişkin ulusal hükümlerin uygulanması hususunda devletlerin

deneyimlerine özel bir dikkat göstermek gerekmektedir (açıklayıcı rapor, § 88).

Açıklayıcı raporda şiddet içeren terör suçlarına doğrudan veya dolaylı teşvik

teşkil edecek mesajlara yönelik belirli sınırlamaların Sözleşme’ye uygun olduğu

hatırlatılmıştır (açıklayıcı rapor, § 91).

59. Açıklayıcı raporda ayrıca terör suçlarının

işlenmesine dolaylı teşvik ile meşru eleştiri hakkı arasındaki sınırın nerede

olduğu meselesinin önemine de değinilmiştir. Açıklayıcı raporda dolaylı

teşvikin belirlenmesinde devletlerin belirli bir takdir yetkisi olduğu ifade

edilmiş ancak bir eylemin terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren

yöntemlerine başvurmayı teşvik etme olarak kabul edilebilmesi için eylem ile

iletilmek istenen mesajın terör suçlarının işlenmesine kışkırtmak niyetiyle ve

terör suçlarının işlenmesini savunarak bir veya birden fazla suçun işlenmesi

tehlikesine yol açacak şekilde kamuoyuna yayılmasının amaçlanması gerektiği

ifade edilmiştir (açıklayıcı rapor, §§ 97-100). Terör örgütünün propagandasını

yapma suçunda örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri belirli bir

yoğunlukta savunularak başkalarınca aynı davranışın gerçekleştirilmesi amaç

edinilmektedir (Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 119; Sırrı

Süreyya Önder, § 63).

60. Anayasa Mahkemesi, daha önce pek çok kararında

propaganda suçunun soyut tehlike suçu olarak kabul edilmesinin başta ifade

özgürlüğü olmak üzere anayasal hak ve özgürlükler üzerinde bir baskı oluşturma

potansiyeli olduğuna dikkat çekmiştir. Bu sebeple Terörizmin Önlenmesi

Sözleşmesi'nin açıklayıcı raporunun 100. maddesinde ifade edildiği gibi bir

propaganda faaliyetinin cezalandırılabilmesi için olayın somut koşullarında

belirli oranda tehlikeye neden olduğunun gösterilmesi uygun olacaktır

(diğerleri arasından bkz. Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 84; Ayşe

Çelik, § 47; Sırrı Süreyya Önder, § 64; Meki Katar, §

53).

61. Nitekim yukarıda verilen açıklamaları takip eden

Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği iki kararında Türkiye’nin her bölgesinde

yaşanan ve yaşanmakta olan ağır şiddet hareketlerinin faili, PKK'nın kurucusu

ve söz konusu şiddet eylemlerinin birincil elden sorumlusu olan A.Ö.yü politik

bir lider ve toplumsal sorunların demokratik yollarla çözümünde meşru bir aktör

olarak ilan eden söylemleri terör eylemlerinin failini öven ve dolayısıyla

terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik

eden mesajlar olarak değerlendirmemiştir (Sırrı Süreyya Önder §§ 69-87; Meki

Katar, §§ 59-73). Bununla beraber çatışma ortamının bulunduğu bir

durumda A.Ö.nün lider olarak benimsendiğini gösteren sloganların örgütün

korkutucu gücünden faydalanmak, kişileri ve toplumu sindirmek amacıyla

atıldığını değerlendirmiş; bu tür açıklamaların terör suçlarının işlenmesi

tehlikesine yol açtığı ve başkalarını terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit

içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik ettiği sonucuna ulaşmıştır (M.M.B.,

B. No: 2015/15088, 8/1/2020, § 58; Baver Mızrak, B. No: 2015/19280,

9/1/2020, §§ 48-53).

62. Terörle mücadelenin zorlukları ile birlikte terör

bağlamında yapılan açıklamaların karmaşıklığı ve muğlaklığı söz konusu

olduğunda düşünce açıklamalarının şiddete teşvik mahiyetinde olup olmadığı

yönündeki değerlendirmenin ancak açıklamanın yapıldığı bağlama, açıklamada

bulunan kişinin kimliğine, açıklamanın zamanına ve muhtemel etkilerine,

açıklamadaki diğer ifadelerin tamamına bir bütün olarak bakılarak yapılması

gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır (Sırrı Süreyya Önder, § 67).

63. Bu itibarla somut olay, başvuruya konu gösterinin ve

şiddet olaylarının yaşandığı bağlam, başvurucunun attığı sloganların (bkz. §

19) nesnel anlamı, yaşanan ve önüne geçilen şiddet eylemleri bir bütün olarak

ele alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. Önemle hatırda tutulmalıdır ki

başvuruya konu sloganların atıldığı toplantıdan bir gün önce PKK'nın bir

sembolünü taşıyan bir öğrenci ile karşıt görüşlü başka bir öğrencinin

tartışması kavgaya dönüşmüş, diğer öğrenciler arasında yayılan kavga haberi

nedeniyle kısa süre içinde ayrılıkçı eğilimleri olan 200 kişilik bir grup ile

30 kişilik başka bir grup karşı karşıya gelmiştir. Gruplar arası çatışma,

polisin araya girmesi ve geniş güvenlik önlemleri alması ile önlenmiştir. Bahsi

geçen olaylardan bir gün sonra PKK terör örgütünü destekleyen yayınlar yapan

bir haber ajansı "Kürt yurtsever" öğrencilerin üniversitede

bir araya gelmesi için çağrıda bulunmuş ve başvurucunun da aralarında yer

aldığı yaklaşık 250 kişi söz konusu çağrıya uyarak toplanmıştır.

64. Geniş güvenlik önlemleri altında yapılan toplantıda

PKK'nın kurucusu A.Ö.nün lider olarak benimsendiğine ilişkin sloganlar ile dışa

vurulan düşünce açıklamasının zamansal açıdan şiddet tehlikesine neden olduğu

değerlendirilmiştir. Şöyle ki somut olayda çatışma ortamının bulunduğu bir

durumda başka bazı sloganlar (bkz. § 13) yanında PKK terör örgütünün kurucusu

ve örgütün eylemlerinin birinci dereceden sorumlusu olan A.Ö.nün lider olarak

gören sloganların atılması ile örgütün korkutucu gücünden faydalanılarak

kişiler ve toplum sindirilmeye çalışılmıştır. Cezalandırmaya neden olan

ifadelerin içeriğinde ne A.Ö.nün demokratik süreçlerin meşru bir aktörü olduğu

ne de toplumsal sorunların çözümüne ilişkin demokratik görüşleri bulunduğu

ifade edilmektedir (bkz. § 61). Dolayısıyla somut olayın koşullarında terör

örgütünün veya liderinin benimsendiğini gösteren övgü dolu sözlerin terör

suçlarının işlenmesi tehlikesine yol açtığı ve başkalarını terör örgütünün

cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik ettiği sonucuna

ulaşılmıştır. Söz konusu koşullar dikkate alındığında mahkûmiyete konu ifadenin

ulusal güvenlik ve kamu düzeni üzerinde bir etkiye sebep olmadığı söylenemez.

65. Sonuç olarak başvurucunun cezalandırılmasına sebep

olan ifadeleriyle yarattığı tehlike, bir soyut tehlike olarak görülmemiş (bkz.

§ 60), somut olayın şartlarında Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi'nin açıklayıcı

raporunun 95. maddesinde ifade edilen terör eylemlerini ve bu eylemlerin

faillerini öven mesajlardan olduğu kanaatine ulaşılmıştır.

66. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında başvurucunun 8/3/2012

tarihli eylemi nedeniyle mahkûmiyetinin -derece mahkemelerinin farklı

çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payı da gözetildiğinde- zorunlu

toplumsal bir ihtiyaca karşılık geldiği ve orantılı olduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

(b) 20/3/2012,

19/4/2012 ve 29/4/2012 Tarihli Eylemler Bakımından

67. Somut olayda ilk derece mahkemesi başvurucunun

20/3/2012 ve 19/4/2012 tarihlerinde "Oramar

(Dağlıca) isimli marş eşliğinde halay çekerek grubu yönlendirdiğini" ve

29/4/2012 tarihinde "Oramar (Dağlıca) isimli marş eşliğinde halay

çektiğini" kabul etmiş ve bu nedenlerle başvurucuyu terör örgütünün

propagandasını yapma suçundan üç kez cezalandırmıştır (bkz. § 19).

68. Başvuruya konu eylemlerin nevruz veya kaynaşma

adı altında düzenlenen etkinliklerde marş formunda bir müzik sırasında halay

çekilerek gerçekleştirilen bir davranış olduğu gözetildiğinde

Anayasa’nın 26. maddesinin yalnızca ifade edilen fikir ve bilgilerin içeriğini

değil bunların ifade edilme biçimlerini de koruma altına aldığı

unutulmamalıdır (Meki Katar, § 63; bazı değişikliklerle birlikte bkz.

Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 105; İrfan Sancı, B.

No: 2014/20168, 26/10/2017, § 56; Mehmet Aksoy [GK], B. No: 2014/5433,

11/7/2019, § 62). Nitekim açıklayıcı raporda da kamuya bir mesajın sunulması

için çeşitli davranışlar, araçlar veya tekniklerin kullanılabileceği

belirtilmiştir (açıklayıcı rapor, §§ 95, 104).

69. Anayasa Mahkemesi, çok sayıdaki kararında ifade

özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan

kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerin Anayasa'nın 26.

maddesini ihlal edeceğini ifade etmiştir. İfade özgürlüğüne yapılan bir

müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi

için kamu makamları tarafından ortaya konulan gerekçelerin ilgili ve yeterli

olması gerekir (diğerleri arasından bkz. Kemal Kılıçdaroğlu, § 58; Bekir

Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan, § 56; Zübeyde Füsun Üstel ve

diğerleri, § 120; Sırrı Süreyya Önder, § 60).

70. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi önündeki mesele,

derece mahkemelerinin somut olayın koşullarında başvurucunun 20/3/2012,

19/4/2012 ve 29/4/2012 tarihli davranışları nedeniyle kişileri terör

suçlarının işlenmesine teşvik ettiğini ikna edici bir biçimde ortaya koyup

koymadığının belirlenmesidir.

71. İlk derece mahkemesinin kararı incelendiğinde

başvurucunun Oramar (Dağlıca) isimli marş eşliğinde arasında bulunduğu grubu

yönlendirdiğinden bahisle terör örgütünün propagandasını yapma suçundan

cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, somut olayda ismi geçen Oramar

(Dağlıca) isimli marşın on üç askerin şehit olduğu Dağlıca Karakolu

baskınını anlattığına, PKK/KCK terör örgütü tarafından klip hâline

getirildiğine ve marş içinde "PKK saflarında direnişe davet var"

şeklinde bir bölüm olduğuna vurgu yapıldığı görülmektedir (bkz. §§ 15-19).

Bunun yanında derece mahkemeleri başvurucunun söz konusu toplantılarda, bahsi

geçen marş eşliğinde içinde bulunduğu grubu yönlendirdiğini kabul etmiştir.

Başvurucunun katıldığı birden çok toplantıda terör örgütünün yüceltilmesine,

çatışmalara doğrudan katılan güvenlik gücü mensuplarına karşı özellikle bir

nefret aşılanmasına ve güvenlik güçlerine karşı şiddete başvurmayı

cesaretlendirildiği (Ayşe Çelik, § 57; Zübeyde Füsun Üstel ve

diğerleri, § 127; ayrıca ilgili olduğu ölçüde bkz. Abdullah Öcalan

[GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, §§ 105-108; Mehmet Ali Aydın, §§

81-84) kabul edilmiştir. Sonuç olarak başvurucunun davranışlarının bir bütün

olarak terör örgütünün şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterdiğine

veya övdüğüne ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik ettiğine kanaat

getirilmiştir (Sırrı Süreyya Önder, § 85).

72. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında ilk derece

mahkemesinin başvurucunun 20/3/2012, 19/4/2012 ve 29/4/2012 tarihli eylemleri

nedeniyle mahkûmiyetinin -derece mahkemelerinin farklı çıkarları dengelerken

sahip oldukları takdir payı da gözetildiğinde- zorunlu toplumsal bir

ihtiyaca karşılık geldiği ve orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

73. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 9/6/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ İrfan FİDAN Raportör : Denizhan HOROZGİL Başvurucu : Erhan URAK Vekili : Av. Hüseyin GÖKOT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/10657, 9 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  18. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  19. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/10657
Tarih
9 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • H.k. Başvurusu (B. No: 2019/42944)
  • Ferit Kurt ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/9957)
  • Özgür Sağlam Başvurusu (B. No: 2016/9076)
  • Nuriye Arpa Başvurusu (B. No: 2018/18505)
  • D.c. Başvurusu (B. No: 2018/13863)
  • Zekeriya Sevim Başvurusu (B. No: 2018/18989)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.