İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erol Balcı Başvurusu (B. No: 2015/7325)

1. Başvuru, bir siyasetçiye yönelik eleştirilerden dolayı

Başvuru No2015/7325Tarih10 Mayıs 2018Okuma15 dk · 3.058 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Erol Balcı Başvurusu

Karar tarihi
10 Mayıs 2018
Başvuru Numarası
2015/7325
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.058 kelime·15 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir siyasetçiye yönelik eleştirilerden dolayı

verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ifade özgürlüğünü

ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1963 doğumlu olup olaylar tarihinde İstanbul'da

ikamet etmektedir.

10. Başvurucu 30/12/2013 tarihinde sosyal paylaşım sitesi Twitter

üzerinden, olay tarihinde Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak'ın

(müşteki) Başbakan'a yönelik bazı sözleri sonrasında yazıldığı anlaşılan şu

paylaşımları yapmıştır:

"Saadet Partisi Kamalaktan

kurtulmalı"

"Mustafa Kamalak başörtülü öğrencileri

dersten atan ödlek! Sen Başbakan hakkında ağzını açacak son şeysin!..."

"Mustafa Kamalak başörtülü öğrencileri

dersten atan ödlek! Sen Başbakan hakkında ağzını açacak son şeysin. Sus!"

"Mustafa Kamalak başörtülü öğrencileri

dersten atan ödlek! Sen Başbakan hakkında ağzını açacak son şeysin. Utanmadın

mı?"

"Mustafa Kamalak "şer ittifak üyesi

mi oldu? Oluuur! O zaten başörtülü öğrencileri

sınıftan atmasıyla meşhur idi."

"Mustafa Kamalak benim Atatürk

Üniversitesinde hocamdı ve başörtülü kızları dersten atardı. Beni de onlar adına

protesto yaptığım için atmıştı!"

"Madem bana müfteri dediniz internette bu

hususu paylaşayımo da itiraz etsin bende ispat edeyim

o sınıftaki arkadaşlarım şahit"

"Saadet Partisinin Genel Başkanı

başörtülü kızları dersten attığı günleri unutmuş. Hocam ben Erol

...Hatırladınız mı ?

"Bu olay benim sınıfımda ve ben oradayken

oldu. Bilmeden konuşuyorsunuz"

"Ben itiraz edip namaz kılan bir insanın

böyle bir tutum içinde olmasını kınıyorum dedim beni de dışarı çıkarmak

istedi."

"Ben de siz beni atamazsınız fakat ben

sizi protesto ediyor ve çıkıyorum dedim..Arkamdan

bir çok arkadaş da çıktı."

"Sonra beni odasına çağırdı konuşmak için

ben de bayanlardan özür dilemez ise benim konuşacak bir şeyim yok dedim."

11. Müşteki bu paylaşımlara karşı, kişilik haklarına saldırıda

bulunulduğu gerekçesiyle ve başvurucunun hakaret ve iftira suçlarından

cezalandırılması istemiyle şikâyette bulunmuştur. Şikâyet sonucunda düzenenlenen iddianamede paylaşımlarda geçen "ödlek" ve "şer ittifakı üyesi" ifadelerinin

müştekiye yönelik hakaret teşkil ettiği gerekçesiyle başvurucunun hakaret

suçundan cezalandırılması istenmiştir.

12. Yargılamayı yapan Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi 26/2/2015

tarihinde başvurucunun hakaret suçundan 1.500 TL para cezası ile cezalandırılması

ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı vermiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısımları şu şekildedir:

"... sanığın müştekiye karşı twetter hesabı üzerinden; "şer ittifakı üyesi" ve

"ödlek" şeklinde paylaşımda bulunmak suretiyle; müştekinin şeref ve

saygınlığına saldırdığı kanaatine ulaşılmıştır.

Sanık ve müdafisince; müştekinin siyasetçi

olması sebebiyle eleştirilere daha fazla tahammül etmesi gerektiği hususu

savunulmuştur. Bu husus genel olarak doğru ise de;

eleştiriye tahammül edilmesi gerektiği hususu tüm hakaretlerin sineye çekilmesi

gibi genel bir sonuç doğurmamaktadır. Diğer yandan müştekinin iddianameye konu

olan kelimeleri twetter içeriklerinin tümü dikkate

alındığında da yine; sanıktaki hakaret kastını ortaya koyucu mahiyette

görülmüştür."

13. Başvurucunun bu karara itirazı Ankara 7. Ağır Ceza

Mahkemesince 10/4/2015 tarihinde reddedilmiştir. Red

kararı 22/4/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 28/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

"Hakaret" kenar başlıklı 125. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir::

“(1) Bir kimseye onur, şeref

ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat

eden (...) (1) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına

saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile

cezalandırılır...

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir

iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.”

B. Uluslararası Hukuk

16. İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu

verildiği bir karar için Koray Çalışkan

(B. No: 2014/4548, 5/12/2017, §§ 17-23) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 10/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu; bir siyasetçiye yönelik eleştiri mahiyetindeki

paylaşımlarından dolayı verilen HAGB kararının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini

ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, eksik inceleme yapılması, lehe olan

delillerin dikkate alınmaması, kullandığı ifadelerin cımbızlama yöntemiyle

seçilmesi ve iddianamede yer verilmeyen hususların derece mahkemelerince

değerlendirme konusu yapılması nedenleriyle adil yargılanma hakkının;emsal nitelikteki kararlara aykırı karar

verilmesi nedeniyle de eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

19. Bakanlık görüşünde;

i. Anayasa Mahkemesi ve

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) konuya ilişkin içtihatlarından

hareketle somut başvuruda değerlendirilmesi gereken hususun başvurucunun ifade

özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibar hakkı arasında adilbir

dengenin gözetilip gözetilmediği olduğunu,

ii. Öte yandan kişinin

“belli bir olay temelinde, somut argümanlar kullanılarak ve belli bir disiplin

çerçevesinde” eleştirilmesi ile “hiçbir somut argüman ve illiyet unsuru

bulunmaksızın hakaret içeren söz ve eylemlere muhatap olması” arasındaki

ayırımı sağlıklı oluşturmak gerektiğini, bu ayırım oluşturulurken

uygulayıcıların kullanacakları temel ölçütlerin “somut, rasyonel, ölçülebilir

ve denetlenebilir” olmasına özen göstermek gerektiğini, toplumda hâkim olan

örf, gelenek, ahlak, estetik gibi değer yargılarının da bu ölçme ve

değerlendirme mekanizmasında dikkate alınması gerektiğini,

iii. Bir söz veya

davranışın “bağlamı” önemli olmakla birlikte “toplumdaki karşılığı”nın

da hukuki yorum ve değerlendirmelerde gözönünde

bulundurulması gerektiğini, bu ayırım doğru bir şekilde yapılmaz ise sosyal ve

siyasal hayatta hiçbir karşılığı bulunmayan, kabul edilebilir eleştiri

sınırlarını aşan, hakarete varan ifadelerin hukuki koruma şemsiyesi altında

meşruiyet kazanma tehlikesi bulunduğunu,

iv. Siyasal hayatta rol

alan kişilere yöneltilen eleştiri daha geniş olmakla birlikte bu durumun

eleştiri sınırlarını aşarak hakaret içeren söz ve ifadelerin kullanılabileceği

şeklinde asla yorumlanamayacağını, dolayısıyla siyasetçilerin veya kamuoyu

önünde daha fazla olan tanınmış ve meşhur kişilerin kişisel şeref ve itibar

haklarını yok edecek veya anlamsız kılacak söz veya davranışların adil denge

kurulurken ifade özgürlüğü bağlamında daha fazla korumayı hak edeceği şeklinde

kesin bir kanaatin önyargılı bir değerlendirme olacağını,

v. Bununla birlikte somut

başvuru kapsamında derece mahkemelerince başvurucu tarafından sarf edilen

sözlerin bir değer yargısı mı yoksa somut bir vaka mı olduğu konusunda

değerlendirme yapılmadığını, hâlbuki başvurucunun somut bir olayla ilgili bazı

hususlar ileri sürerek bir siyasi parti genel başkanı olan müşteki hakkında

bazı değerlendirmelerde bulunduğunu, sarf edilen sözler nedeniyle uygulanan

müeyyidenin demokratik toplumda gerekliliği değerlendirilirken söylenen

sözlerin dile getirildiği ortam, söyleniş gayesi, söylenmesine sebep olan

vakıalar, bir siyasetçi olan müştekinin siyasi görüşleri doğrultusunda dile

getirdiği politik duruşu ve bu kapsamda kendi yaptığı fiiller gibi hususların

tamamının dikkate alınması gerektiğini,

vi. Ayrıca mevcut

başvuruda şikâyete konu yaptırım kararının orantılılık açısından da incelenmesi

gerektiğini ifade etmiştir.

20. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, bireysel

başvuru formundaki beyanlarını yinelemiş ve Bakanlığın kendi aleyhindeki

değerlendirmelerini kabul etmediğini belirtmiştir. İlave olarak; Ankara 13.

Asliye Hukuk Mahkemesinin, başvuru konusu sosyal medya paylaşımları hakkında

müşteki tarafından açılmış olan tazminat davasını, anılan paylaşımların ifade

özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle reddettiğini ve bu karara karşı

müşteki tarafından yapılan istinaf başvurusunun da reddedildiğini ifade

etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun adil yargılanma hakkı ve eşitlik

ilkesi kapsamındaki iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 26. maddesi

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

22. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini

söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve

yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın

haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

24. Başvurucu hakkında bir siyasetçiye yönelik paylaşımları

nedeniyle 1.500 TL para cezasına hükmedilmiş ve HAGB kararı verilmiştir. Söz

konusu Mahkeme kararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale

yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

25. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik

toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

26. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

27. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin “kanunla sınırlama”

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

28. Başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin

kararın "başkalarının şöhret veya haklarının korunması"na

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

(a) Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri

Kavramı

29. Anayasa Mahkemesi "demokratik toplum düzeninin

gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, toplumsal

bir ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde olmalıdır.

Bu koşulları taşımayan bir tedbir, demokratik toplum düzeninin gereklerine

uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir

Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343,

4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan,

B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin böyle bir ihtiyacın

bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir yetkisi bulunmaktadır.

Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin denetimindedir.

(b) Ölçülülük

30. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir(AYM, E.2007/4,

K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK],

B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir

Coşkun, §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için

ayrıca bkz. Tansel Çölaşan, §§

54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§

70-72). Bu sebeple mevcut başvuruda hükmedilen tazminatın davacının maruz

kaldığı düşünülen zararıyla makul bir ölçülülük ilişkisi içinde olması gerekir.

(c) İfade Özgürlüğünün

Kapsamı

31. Öte yandan Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası, ifade

özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfade özgürlüğü;

siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaat açıklamaları gibi her

türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015,

§ 37; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017; § 40).

(d)Temel Hak ve

Özgürlüklerin Kullanımında Ödev ve Sorumluluklar

32. Demokratik bir toplumda siyasetçileri eleştirme ve onlar

hakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa'nın 26. maddesi

tamamen sınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Somut başvuruyla

bağlantılı olarak söylenecek olursa siyasetçilere yönelik eleştirilerin

kişilerin itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu, kişilerin

temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara

gönderme yapan "Temel hak ve

hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12.

maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26. maddenin

ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğünün

kullanımına herkes için geçerli olan bazı "görev ve sorumluluklar"

getirmektedir (Örnek kararlar için bkz. Erdem

Gül ve Can Dündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, §

35; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67;Önder Balıkçı, § 43). Söz konusu

sorumlulukların kapsamı, başvurucunun koşullarına ve ifade özgürlüğünü

kullandığı vasıtalara göre değişir. Anayasa Mahkemesi, bir cezanın

"demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığını incelerken

meselenin bu yönünü görmezlikten gelmeyecektir.

(e) Başkalarının Şöhret veya Haklarının

Korunması

33. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü

kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarının

şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel

kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), B.

No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44)

Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü

kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün

Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan

Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, § 44). Bununla beraber

elbette siyasetçilerin de şöhretlerini koruma hakları vardır.

34. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,

kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri

işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve

bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zaman

vurgulamıştır(Siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), § 58; kamusal yetki kullanan görevlilerle

ilgili olarak bkz. Nilgün Halloran, § 45; tanınan bir Cumhuriyet

başsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner (2), § 82; tanınan ve siyasete

hazırlanan bir kamu görevlisi ile ilgili olarak bkz. Önder Balıkçı, § 42).

(f) İfade Özgürlüğü ile İtibarın Korunmasını

İsteme Hakkı Arasında Adil Denge

35. Anayasa Mahkemesi, önceki kararlarında başvurucunun müdahale

edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle davacının müdahale

edilen şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengenin gözetilip

gözetilmediğini değerlendirmiştir. (Nilgün Halloran, § 27; İlhan

Cihaner (2), § 49). Bu, soyut bir

değerlendirme değildir. Çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için

başvurucunun kullandığı ifadelerin türünün, kamusal tartışmalara katkı sunma

kapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının,

ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime yöneldiğinin, tarafların

ünlülük derecelerinin ile ilgili kişilerin önceki davranışlarının ve kamuoyu

ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları hakların

ağırlığının değerlendirilmesi gerekir (Nilgün

Halloran, § 44; Ergün Poyraz (2), § 56; Kadir

Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§

66-73). Bunun için başvurucu tarafından kullanılan ifadelerin bağlamından

kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, §

52; Önder Balıkçı, § 45).

36. Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirli

bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir “kısıtlama”nın

ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığı hususuna karar vermede yetki sahibi

olan iç hukuktaki son mercidir.

37. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken

derece mahkemelerinin yerini almak değil fakat söz konusu yargı mercilerinin

takdir yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesi ile

uyumlu olup olmadığını denetlemektir. Anayasa Mahkemesi, başvuru konusu olan

müdahalenin “gözetilen meşru amaçla orantılı” olup olmadığını ve bunu haklı

göstermek için ulusal makamlar tarafından ortaya konan gerekçelerin “ilgili ve

yeterli” görünüp görünmediğini tespit edebilmek amacıyla söz konusu müdahaleyi

davanın bütününe bakarak değerlendirecektir.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

38. Başvuru konusu olayda sade bir vatandaş olan başvurucu, bir

siyasi parti genel başkanı olan müştekiye yönelik ifadeleri nedeniyle adli para

cezası ile cezalandırılmış ve başvurucunun hakkında HAGB kararı verilmiştir.

39. Eldeki başvurunun çözümlenmesinde gözönünde

tutulması gereken ilk hususmüştekinin toplumsal

konumudur. Müşteki, kamuoyu tarafından yakından tanınan ve takip edilen bir

siyasetçi olup aynı zamanda olay tarihinde Saadet Partisi genel başkanı

konumundadır. Başvurucu da, başvuruya konu

paylaşımlarını ülkeyi yönetmeye talip olan müştekiyi eleştirmek amacıyla

yaptığını ileri sürmektedir.

40. Bu sebeple eldeki başvuruya konu olayın taraflarından biri

olan müştekinin kendisine yönelik eleştirilere sade vatandaşlara göre daha

fazla hoşgörü göstermesi gerekir.

41. Öte yandan başvuruya konu olay, tarafların yaşamının diğer

bireylere kapalı ve mahrem alanına ilişkin değildir. Başvuruya konu paylaşım,

müştekinin siyasi duruşuna yönelik eleştiriler kapsamında yapılmıştır.

Başvurucu, cezalandırılmasına neden olan paylaşımlarında müştekinin

-Başbakan'dan farklı yönde olduğu anlaşılan- siyasi tutumunu eleştirmiştir.

Başvurucu; müştekinin siyasi pozisyonunu, geçmişte kendisiyle müşteki arasında

yaşandığını ileri sürdüğü bir olaya dayanarak "ödlek"

kelimesiyle nitelendirmiş, ayrıca eleştirilerini yaparken "şer ittifakı üyesi" ifadesini

de kullanmıştır.

42. Başka bir ifadeyle yapılan paylaşımın tamamı ve olayın

koşulları da gözönünde bulundurulduğunda

başvurucunun, müştekinin, Atatürk Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev

yaptığı dönemde yaşandığı ileri sürülen başörtülü öğrencilerin sınıftan

çıkarılması olayında olduğu gibi, hâlihazırda da iktidar partisi karşıtı

partilerle birlikte hareket etmek suretiyle cesur davranmadığını ifade etmek

için "ödlek" kelimesini

kullandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca farklı politik gruplar ve toplumsal kesimler

arasında iktidar partisine karşı oluşan birlikteliği ülkenin menfaatlerine

aykırı gördüğü için bu birlikteliği şer ittifakı olarak, bu oluşumda bulunmayı

da şer ittifakı üyeliği olarak nitelemiştir. Bu bağlamda başvurucunun "şer ittifakı üyesi" ifadesiyle

kendi bakış açısından şer ittifakı olarak değerlendirdiği birlikteliğe

müştekinin katılımını eleştirmeyi amaçladığı görülmektedir.

43. Yukarıdaki tespitlere karşın ilk derece mahkemesi,

başvurucunun paylaşımının yapıldığı koşullara ve paylaşımda yer verilen diğer

ifadelere temas etmeksizin başvurucunun paylaşımında geçen "şer ittifakı üyesi" ve "ödlek" sözcüklerinin

hakaret suçunu oluşturduğu sonucuna varmış ve başvurucuyu mahkûm etmiştir. İlk

derece mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelerde başvurucunun paylaşımı

olayın koşulları gözetilmeksizin ve bağlamından koparılarak değerlendirme

konusu yapılmıştır.

44. İlk derece mahkemesi kararında, müştekinin siyasetçi

olmasının tüm hakaretlerin sineye çekilmesi gibi genel bir sonuç doğurmadığı ve

paylaşım içeriklerinin tümü dikkate alındığında da yine başvurucunun hakaret

kastının görüldüğü yönünde değerlendirmelere yer verilmiştir (bkz. § 12). Ancak

Anayasa Mahkemesinin yukarıdaki tespitleri (bkz. §§ 39-42) dikkate alındığında

ilk derece mahkemesinin başvurucunun mahkûmiyeti bakımından ileri sürdüğü

gerekçeler, başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için ilgili

ve yeterli bir gerekçelendirme sayılamaz.

45. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında derece mahkemelerinin

müştekinin şeref ve itibar hakkını koruma amacının başvurucunun Anayasa'nın 26.

maddesi kapsamındaki ifade özgürlüğü hakkına uygulanan sınırlamaların haklı

çıkarılması için yeterli olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Başvurucu hakkında

HAGB kararı verilmesi suretiyle, derece mahkemelerince ifade özgürlüğünün

korunması ile özel hayatın bir unsuru olan şeref ve itibar hakkının korunması

arasında adil bir denge kurulamamıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

48. Başvurucu; ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılama

yapılmasını istemiştir.

49. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

50. Başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 11. Asliye Ceza

Mahkemesi gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 11. Asliye Ceza

Mahkemesine (E.2014/782, K.2015/162) GÖNDERİLMESİNE,

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90

TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Erol BALCI

Vekili

:

Av. Murat

BOZKURT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/7325, 10 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir
  13. VI. Hüküm
  14. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Gökcan
  18. Hakyemez
  19. Bozkurt
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/7325
Tarih
10 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • Fahri Çalışkan Başvurusu (B. No: 2015/2119)
  • Cemal Şaliş Başvurusu (B. No: 2014/3316)
  • Halil Bayık Başvurusu (B. No: 2015/19539)
  • Abbas Akçay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2790)
  • Hasan Polat Başvurusu (B. No: 2015/18879)
  • Ali Saraç Başvurusu (B. No: 2015/18525)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.