İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Esat Çetinkaya Başvurusu (B. No: 2015/12881)

1. Başvuru, özlük haklarının ödenmesi talebinin reddine dair

Başvuru No2015/12881Tarih6 Mart 2019Okuma14 dk · 2.730 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Esat Çetinkaya Başvurusu

Karar tarihi
6 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/12881
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.730 kelime·14 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, özlük haklarının ödenmesi talebinin reddine dair

işlemin iptali için açılan davanın süre aşımı yönünden reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Jandarma Astsubay Temel Kursu'na (kurs) katılmak

için başvuruda bulunmuş ve yapılan sınavda başarılı olmuştur. Güvenlik

soruşturmasının olumsuz sonuçlanması nedeniyle başvurucu, kursa kabul

edilmemiştir.

7. Başvurucu, kursa kabul edilmemesine ilişkin 9/3/2011 tarihli

Jandarma Genel Komutanlığı işlemine karşı Ankara 7. İdare Mahkemesi nezdinde

iptal davası açmıştır.

8. Ankara 7. İdare Mahkemesi söz konusu işlemi 31/10/2011

tarihli kararıyla iptal etmiştir. İptal gerekçesinde başvurucunun kursa kabul edilmemesine sebep olarak gösterilen yasa dışı

siyasi faaliyete ilişkin somut bir tespitin bulunmadığı vurgulanmış ve salt

bilgi notu esas alınarak tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı

ifade edilmiştir.Karar

temyiz edilmeden 21/2/2012 tarihinde kesinleşmiştir.

9. Başvurucu bu sürecin ardından yargı kararı gereği kursa kabul

edilmiş ve 30/8/2012 tarihinde astsubay olarak atanmıştır.

10. Başvurucu 12/9/2012 tarihinde, yargı kararı ile hukuka

aykırılığı saptanan işlem sonucu yoksun kaldığı parasal hakların tarafına

ödenmesi için idari başvuruda bulunmuş ancak talep zımnen reddedilmiştir.

11. Başvurucu söz konusu ret işleminin iptali için Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır.

12. AYİM Üçüncü Dairesi 7/1/2013 tarihli kararıyla davayı görev

yönünden reddetmiştir. Ret gerekçesinde başvurucunun tazminat istemine dayanak

olan kursa alınmama işleminin iptali davasına Ankara 7. İdare Mahkemesi

tarafından bakıldığı ve istemin bu davanın sonucuna dayandığı vurgulanarak

uyuşmazlığın idari yargının görev alanı içinde kaldığı ifade edilmiştir.

13. Bu karar üzerine başvurucu, özlük haklarının tazmini

talebinin reddine yönelik işlem için açtığı davayı Ankara 7. İdare Mahkemesi

nezdinde yinelemiştir.

14. Ankara 7. İdare Mahkemesi 14/2/2013 tarihli kararıyla davayı

süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

15. Ret gerekçesinde öncelikle 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun dava açma süresine ilişkin hükümleri

hatırlatılmıştır. Davanın iptal davası olarak açılmış ise de aslında 2577

sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca iptal davası üzerine açılan tam yargı

davası niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda başvurucunun kursa

alınmama işleminin iptali yönünde verilen kararın kesinleştiği 21/2/2012

tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açması ya da bu süre içinde idareye

başvurarak verilecek ret cevabı üzerine dava açması gerekirken bu sürelerin

geçirilmesinin ardından 12/9/2012 tarihinde yaptığı başvuru üzerine açtığı

davanın süre aşımına uğradığı ifade edilmiştir.

16. Ret kararı Danıştay Onikinci

Dairesinin 25/12/2013 tarihli hükmüyle onanmış ve karar düzeltme istemi aynı

Dairenin 9/6/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

17. Başvurucu nihai kararı 27/7/2015 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 31/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

18. 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen

hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve

vergi mahkemelerinde otuz gündür. "

19. 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi şöyledir:

" 1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem

veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde,

konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine

dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse

ilgili bu cevabı,isteminin

reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde

dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren

altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış

günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse,

cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler. "

20. 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi şöyledir:

"1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin

kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst

makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi

içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma

süresini durdurur.

2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma

süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba

katılır. "

21. 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi şöyledir:

"İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya

tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri

gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu

husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın

tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra

tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde

de ilgililerin 11 nci madde

uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da

cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,

kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul

bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına

sahiptir...”

23. Dava açma hakkını kullanmak yasal birtakım şartlara bağlansa

da mahkemelerin usul kurallarını uygularken hem yargılamanın adil olmasına

halel getirecek aşırı şekilcilikten hem de yasalar tarafından konulan usul

kurallarını ortadan kaldırma sonucunu doğuracak aşırı esneklikten kaçınmaları

gerekir (Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, §

29).

24. Süre koşulu gibi dava açmaya ilişkin usul koşulları birden

fazla yoruma neden olabilecek nitelikte ise mahkemeye erişim hakkı kapsamında o

yorumlardan birinin davayı açmak isteyen kişileri engelleyecek şekilde katı bir

şekilde kullanılmaması veya söz konusu koşulların katı bir uygulamaya tabi

olmaması gerekir (Běleš ve diğerleri/Çek Cumhuriyeti, B. No:

47273/99, 12/11/2002, § 51).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 6/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; yargılama sürecinde hatalı yorum yapıldığını,

benzer davaların esasının incelendiğini, zararın astsubay olarak atanması

sonucu oluştuğunu ve bu durumu takiben süresinde başvuru yaparak dava açtığını

belirterek Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyeti, Mahkemenin dava açma

süresine dair hukuk kurallarını katı bir yorumla hatalı değerlendirdiği

iddiasına müteallik olduğundan başvuru mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur.

Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "... ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin

gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır.

Sözleşme'yi yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim

hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

31. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

32. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

33. Somut olayda davanın süre aşımından reddedilerek esasının

incelenmemesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir

müdahalenin bulunduğu görülmektedir.

b.Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

34. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve

hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

35. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

36. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

37. Başvurucunun açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle

reddedilmesine ilişkin mahkeme kararının 2577 sayılı Kanun'un 7., 10., 11.

ve12. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun

mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

38. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limitet Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1)

Genel İlkeler

39. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

40. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını

kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).

41.Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili

derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut

olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava hakkının

doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun

kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava

hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar

Çoban, § 66).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Başvurucu; idareden zararını talep etmek için yargı kararı

uyarınca kursa geri dönmesi ve eğitimi tamamlayarak atanması gerektiğini,

ataması yapılmadan zararın oluşmayacağını belirterek mahkemenin iptal kararının

ardından dava süresi içinde tazminat için yargı yoluna başvurulması gerektiği

yönündeki yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet

etmektedir.

43. Başvurucunun kursa kabul edilmemesine ilişkin işlemin Ankara

7. İdare Mahkemesinin 31/10/2011 tarihli kararıyla iptal edilmesi üzerine yargı

kararı uyarınca kursa kabul edilip eğitimini tamamladığı ve astsubay kadrosuna

30/8/2012 tarihinde atandığı görülmektedir.Başvurucu

12/9/2012 tarihinde idareye başvurarak hukuka aykırılığı yargı kararı ile

saptanmış işlem sonucu bir yıl mesleğe geç başlaması nedeniyle uğradığı zararı

talep etmiştir.

44. Başvurucunun yargı kararı uyarınca kursa kabul edilip

eğitimini tamamlaması ve atanması, uğradığını ileri sürdüğü zararın ortaya

çıktığının anlaşılması adına açık bir gerekliliktir. Dolayısıyla kursa kabul

edilmeme işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla başvurucunun talep ettiği

zararı doğuran bir niteliği haiz değildir. İşlemin yol açtığı ileri sürülen

zarar işlemin tesis edilme tarihinden sonra belirli koşulların (eğitimin

tamamlanması ve atanma) gerçekleşmesine bağlı olarak doğmuştur. Dolayısıyla

başvurucunun geç atanmadan kaynaklı zararı, kursa kabul edilmeme işleminin

iptali ile henüz atama olmadan öğrenmesi ve değerlendirmesi beklenemez.

45. Bu bağlamda mahkemenin kursa kabul edilmeme işlemini/işlemin

iptalini temel alan ve işlemin iptalinden sonra henüz zararı oluşturan koşullar

gerçekleşmeden dava süresinin başladığını kabul eden yorumunun başvurucuya

aşırı/orantısız külfet yüklediği değerlendirilmiştir.

46. Bu hâle göre mahkemenin dava açma süresi belirlemesine

ilişkin yorumunun başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik katı bir yorum

olduğu ve bu yorumun başvurucunun mahkemeye erişim hakkını aşırı derecede

güçleştirerek neredeyse imkânsız hâle getirdiği değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla bu yorumdan hareketle davanın süre aşımından reddedilmesi suretiyle

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu

sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

49. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

50. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

51. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

52. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

53. Anayasa Mahkemesi 2577 sayılı Kanun'un katı bir şekilde

yorumlanması sonucu davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

54.

Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

55. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

7. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE (Karar, Mahkemenin 14/2/2013 tarihli ve

E.2013/194, K.2013/237 sayılı kararıyla ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Esat

ÇETİNKAYA

Vekili

:

Av. Cihan

KOÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/12881, 6 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  13. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Özgüldür
  18. Gökcan
  19. Çakmak
  20. Çetinkaya
  21. Koç
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/12881
Tarih
6 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Hatice Foster Başvurusu (B. No: 2015/6774)
  • Nevin Akın Başvurusu (B. No: 2015/12719)
  • Şeyhmus Erdoğan ve Ümit Serkan Ekmekçiler Başvurusu (B. No: 2016/2877)
  • Bünyamin Kaçmaz Başvurusu (B. No: 2015/19038)
  • F.h.a. Başvurusu (B. No: 2018/30441)
  • İrfan Kaygusuz Başvurusu (B. No: 2016/76282)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.