İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

F. N. G. Başvurusu (B. No: 2014/11928)

(Başvuru Numarası: 2014/11928)

Başvuru No2014/11928Tarih21 Haziran 2017Okuma19 dk · 3.760 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm

Başvuru No
2014/11928
Karar tarihi
21 Haziran 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.760 kelime·19 dk okuma·22 bölüm

F. N. G. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11928)

Karar Tarihi: 21/6/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, trafik idari para cezasının iptaline ilişkin başvuru

sürecinde delillerin sunulması ve inceletilmesi noktasında aleyhe dezavantaj

oluşturulması ve kararın gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Beşiktaş Bölge Trafik Ekipler Amirliğince düzenlenen ve 25/4/2014 tarihinde kırmızı ışık ihlali yapıldığı

gerekçesiyle 172 TL idari para cezası uygulanmasını öngörentutanak

25/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

10. Başvurucu özetle kendisinin kırmızı

ışık ihlali yapmadığını, trafik idari para cezasına konu kırmızı ışık ihlalinin

gerçekleştiği iddia edilen bölgede Elektronik Denetleme Sistemi (EDS) ve

kameraların bulunduğunu, kırmızı ışık ihlali yapıp yapmadığının anılan EDS

kayıtları ve kamera görüntüleri ile tespit edilebileceğini, bu delillerin

mahkemeye ibraz edilmesini talep ederek trafik idari para cezasının iptali

istemiyle (kapatılan) İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesine başvurmuştur.

11. (Kapatılan) İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi 16/5/2014 tarihli ve 2014/2805 Değişik İş sayılı kararıyla "...[b]aşvuru

dilekçesi ve ekli dosyadaki belgeler ile başvuruya konu edilen eylemin gerçekleştiği,

başvuranın dilekçesinde idari yaptırım kararının aksine hiçbir delil ve belge

bulunmadığı ve idari yaptırım kararının hukuka uygun olduğu..."

gerekçesiyle başvurunun kesin olarak reddine karar vermiştir.

12. Bu karar başvurucuya 12/6/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Bireysel başvuru 14/7/2014

tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı

Karayolları Trafik Kanunu'nun 47. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Karayollarından faydalananlar aşağıdaki

sıralamaya göre;

...

b) Trafik ışıklarına,

...

Uymak zorundadırlar.

... ışıklı trafik

işaretlerinden kırmızı renkli olanına veya sesli işaretlere uymayan sürücüler,

... lira, ... para cezası ile

cezalandırılırlar."

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Hükmü ve

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 1/6/2010 tarihinden geçerli olmak üzere 14. Protokol'le

değişik 35. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Aşağıdaki hallerde Mahkeme, 34. madde uyarınca sunulan bireysel

başvuruları kabul edilemez bulur:

a) Başvurunun konu bakımından Sözleşme veya Protokollerinin

hükümleriyle bağdaşmaması, açıkça dayanaktan yoksun veya bireysel başvuru

hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olması veya;

b) Başvurucunun önemli bir zarar görmemiş olması; meğer

ki Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına

saygı ilkesi başvurunun esastan incelenmesini gerektirsin. Ancak ulusal bir

mahkeme tarafından gereği gibi incelenmemiş hiçbir dava bu gerekçe ile

reddedilemez."

16. 1/6/2010 tarihinde yürürlüğe giren

14 No.lu Protokol'ün 20. maddesiyle Sözleşme’nin 35. maddesine "önemli bir zarar görmemiş olma"

kabul edilemezlik kriteri olarak eklenmiştir. Bu ilkeye göre Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM), önüne gelen başvuruda başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığını tespit ederse bu başvuruyu kabul edilemez bulabilecektir. Fakat bu

kriterin uygulanmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar

doğurmasını önleme amacına dönük iki koruyucu unsur kabul edilmiştir. Bu

unsurlar, insan haklarına saygı ilkesinin başvurunun esastan incelenmesini

gerektirmesi ile davanın ulusal bir mahkeme tarafından gereği gibi incelenmiş

olmasıdır.

17. AİHM, bu yeni kriterin Sözleşme ve protokolleri ile güvence

altına alınan hakların Avrupa düzeyinde korunmasını sağlama yönündeki temel

görevine yoğunlaşması için oluşturulduğunu belirtmiştir (Stefanescu/Romanya (k.k.),

B. No: 11774/04, 12/4/2011, § 35). De minimis non curat praetor

(Hâkim önemsiz ve küçük işlerle uğraşmaz.) ilkesinden doğan bu yeni

kabul edilebilirlik şartı, bir hak ihlalinin ne denli gerçek olursa olsun

uluslararası bir mahkeme tarafından incelenmeyi gerektirecek asgari bir ağırlık

düzeyine ulaşması gerektiği görüşüne dayanır (Korolev/Rusya (k.k.), B. No: 25551/05, 1/7/2010). Bu seviyenin değerlendirilmesinde ise ihlal

edildiği iddia edilen hakkın doğası, ihlal iddiasının ciddiyeti ve ihlalin

başvurucunun kişisel durumu üzerinde oluşturacağı olası sonuçlar gözönünde bulundurulur (Giusti/İtalya, B. No: 13175/03, 18/10/2011,

§ 34).

18. AİHM; bu kriteri uygularken (i) başvurucunun önemli bir

zarar görüp görmediğini, (ii) Sözleşme ve eki protokollerinde tanımlandığı

şekliyle insan haklarına saygı hususunun şikâyetin esası bakımından bir

inceleme gerektirip gerektirmediğini, (iii) davanın, ulusal mahkeme tarafından

gereği gibi incelenip incelenmediğini ele almaktadır (Tayfun Görgün/Türkiye (k.k.),

B. No: 42978/06, 16/9/2014).

19. Başvurucunun önemli bir zarar görüp görmediğinin tespitinde

kendi özel şartları içinde başvurucunun yaşadığı dezavantajın gözönünde bulundurulması gerekir. Bu noktada parasal tutar

önemli olmakla birlikte her zaman tek ölçüt değildir. Ayrıca olayda başvurucu

için önemli bir prensip meselesi söz konusu olabilir ancak bu durum AİHM

açısından başvurucunun önemli bir zarar gördüğü sonucuna varmak için yeterli

olmayıp başvurucunun subjektif düşüncesinin objektif

unsurlarla da haklılaştırılması gerekir (Korolev/Rusya).

20. Sözleşme ve protokollerinin güvence altına aldığı insan

haklarına saygının başvurunun esastan incelenmesini gerektirip gerektirmediği

hususuyla ilgili olarak AİHM,başvurunun

davalı devletin Sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünün netleştirilmesi veya

davalı devletin yapısal bir eksikliği gidermeye teşvik edilmesi ihtiyacının

olduğu durumlar gibi Sözleşme gerekliliklerinin yerine getirilmesini etkileyen

genel nitelikte bir konuyu gündeme getirdiği durumlarda başvurunun esastan

incelenmesi gerekeceğini belirtmiştir (Zwinkels/Hollanda (k.k.), B. No: 16593/10,

9/10/2012, § 28).

21. Bu kapsamda AİHM, söz konusu kriter

getirilmeden önce de önüne gelmiş olan Sözleşme’yle

ilgili hususlarda açık ve çokça uygulanmış olan bir içtihadın bulunması

durumunda bu incelemenin yapılmasının gerekli olmadığına hükmettiğini (Van Houten/Hollanda

(kayıttan düşürme), B. No: 25149/03; CEDH

2005-IX ve Kavak/Türkiye

(k.k.), B. No: 34719/04, 37472/05, 19/5/2009)

hatırlatarak Mahkeme içtihatlarını genişletebilecek veya bunlara katkı sağlayabilecek

nitelikteolmayan başvuruları incelemediğini

belirtmektedir (Tayfun Görgün/Türkiye).

22. Ayrıca AİHM'e göre "önemli bir zarar görmemiş

olma" kabul edilebilirlik kriterinin Sözleşme kapsamında güvenceye alınan

herhangi bir hakka uygulanması kısıtlanmamıştır (Sylka/Polonya (k.k.), B. No: 19219/07, 03/06/2014).

2. Karşılaştırmalı Hukuk

23. Federal Almanya Anayasa Mahkemesine (FAYM) yapılan bireysel

başvurularda meydana gelen artışın Mahkemenin anayasal hakları koruma işlevini

yerine getiremez hâle getireceği endişesiyle FAYM Kanunu'nda 1993 yılında

değişiklik yapılmıştır. Değişiklik sonrası FAYM Kanunu'na göre iki nedenden

birinin bulunması hâlinde bir başvuru kabul edilebilir bulunmaktadır. Bunlar,

başvurunun temel anayasal öneme sahip olması ve olası bir kabul edilemezlik

kararının başvurucu açısından ağır sonuçlar meydana getirecek olmasıdır.

24. FAYM'a göre başvurunun temel

haklarla ilgili esaslı bir soruna temas ettiğinin yani "temel anayasal önemi"nin başvurucu tarafından ortaya konması gerekmektedir.

FAYM, bir kararında bireysel başvurunun subjektif

işlevinin geri plana itildiğini ve objektif işleve yerini bıraktığını açıkça

göstermiştir. FAYM anılan kararda bir anayasa şikâyeti açısından esaslı

anayasal önemin ancak anayasadan doğrudan çıkarılamayan ve anayasa yargısı

tarafından henüz yanıtlanmamış ya da değişen koşullar nedeniyle yeniden

açıklanması gereken anayasal bir sorunu ortaya çıkarması hâlinde söz konusu

olduğunu belirtmiştir. Bunun yanı sıra sorunun açıklığa kavuşturulmasında somut

olayı aşan bir yarar olmalıdır. Göz ardı edilemez sayıdaki anlaşmazlıklar için

anlamlı olması ya da gelecekteki durumlar için de çözüm oluşturabilecek önemde

bir sorunla ilgili olması hâlinde böyle bir yarardan söz edilebilir (BVerfGE 90, 24-25, 8/2/1994).

25. İspanya Anayasa Mahkemesinin Teşkilat Kanunu'nda (AYMTK)

2007 yılında yapılan değişiklikle Mahkemeye yapılacak başvuruların (amparo başvurusu) özel anayasal önem taşıması koşulu

getirilmiştir. İspanya AYMTK, başvurunun anayasal öneminden bahsetmiş ancak

onun başvurucu açısından oluşturduğu zarara değinmemiştir. Başvurucunun

uğradığı zararın ağırlığının bir kriter olarak kabul

edilmemiş olması, ilgili başvuruların subjektif

niteliğini dışlayarak söz konusu başvurulara münhasıran objektif bir anlam

yüklemiştir. İspanya Anayasa Mahkemesinin, özel anayasal önemi başvurucunun subjektif zararının ağırlık derecesinden bağımsız olarak

ele alması İspanya örneğini Türkiye, Federal Almanya ve AİHM uygulamasından

ayırmaktadır. Diğer yandan İspanya AYMTK'ya göre başvuru

dilekçesinde söz konusu başvurunun anayasal açıdan özel öneminin ortaya

konulması gerekmektedir. İspanya Anayasa Mahkemesi, özel anayasal önem kriterinin başvuru dilekçesinde sadece belirtilmesini

yeterli bulmamakta, bunun kanıtlanmasını da beklemektedir. Başvurucunun bu

konuda bir açıklama getirmemesi hâlinde Mahkemenin dilekçeyi resen inceleyerek

bu hususları gözetme imkânı bulunmamaktadır. Mahkeme anayasal önem ile ilgili

üç kıstası gözönüne alarak inceleme yapmakta olup

bunlar (i) anayasanın yorumlanması açısından önemi, (ii) anayasanın uygulanması

ve genel etkinliği açısından önemi, (ii) temel hakların içeriğinin ve

kapsamının belirlenmesi açısından önem kıstaslarıdır (İspanya Anayasa Mahkemesi

Kararı, 155/2009, 25/6/2009).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 21/6/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu, trafik idari para cezasına konu kırmızı ışık

ihlalinin gerçekleştiği iddia edilen bölgede EDS ve kameraların bulunduğunu,

kırmızı ışık ihlalinin anılan EDS kayıtları ve kamera görüntüleri ile tespit

edilebileceğini, zorunlu olduğu hâlde ceza tutanağı ile birlikte kırmızı ışık

ihlaline ilişkin herhangi bir fotoğraf tebliğ edilmediğini, bu delillerin Mahkemece

ceza tutanağını düzenleyen kurumdan istenmesi gerekirken anılan belgeler

-talebine rağmen- istenmeden ve somut olaya ilişkin kuşkular giderilmeden

yeterli gerekçeden yoksun bir kararla başvurusunun reddedildiğini belirterek

Anayasa’nın 36., 37. ve 38. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden yargılama talebinde

bulunmuştur.

28. Bakanlık, başvurucunun iddialarını silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkeleri ile gerekçeli karar hakkı kapsamında

değerlendirmiş; anılan ilkeler ve hakka ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarına atıfta bulunmuştur. Bakanlık iddia makamının sahip olduğu

bilgilerden ve delil durumundan diğer tarafında da aynı şekilde haberdar olma

imkânının sağlanması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüş

yazısına karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

B. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun

iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve

çelişmeli yargılama ilkeleri ile gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Mahkeme, Anayasanın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara

uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir."

31. Somut olayda başvurucu, 172 TL tutarındaki idari para cezasınıpeşin ödeme indiriminden yararlanarak 129 TL olarak

ödediğini belirtmektedir. Dolayısıyla başvurucunun ileri sürdüğü ihlal

iddiaları nedeniyle uğradığı maddi zarar 129 TL olup başvurunun kabul

edilebilirlik kriterlerinden olan anayasal ve kişisel

önemden yoksun olma kriteri yönünden incelenmesi gerekir.

1. Anayasal ve Kişisel

Önemden Yoksun Olma Kriterine İlişkin Genel İlkeler

32. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasında herkesin

bireysel başvuru hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Buna karşın yukarıda yer

verilen Kanun maddesinde (bkz. § 29) anayasal ve kişisel önemi düşük olan veya

bulunmayan başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altına

alınmıştır. Anılan düzenlemenin kaynağı, hâkimin küçük/önemsiz işlerle

uğraşmaması gerektiğini ifade eden kadim De minimis non curat

praetor ilkesidir. Bu ilkenin temelinde

yatan düşüncelerden biri mahkemelerin asıl işlevlerine odaklanmalarını sağlamak

ve buna engel teşkil edecek olan önem derecesi düşük davaların ve başvuruların

iş yükü oluşturmasını önlemektir (K.V. [GK],

B. No: 2014/2293, 1/12/2016, § 47).

33. Karşılaştırmalı hukukta mahkemeler, farklı hukuk alanlarında

ortaya çıkan uyuşmazlıklar yönünden De minimis non curat

praetor ilkesini öteden beri

uygulamaktadır. Anılan ilke, bireysel başvuruları ya da anayasa şikâyetlerini

incelemekle görevli uluslararası mahkemeler ile anayasa mahkemelerinin

karşılaştıkları ağır iş yükü ve buna bağlı olarak asıl işlevlerini yerine

getirmekte zorlanmaları nedenleriyle insan hakları hukuku alanında da

uygulanmaya başlanmıştır. Nitekim Sözleşme’nin yanı sıra Federal Almanya ve

İspanya Anayasa Mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenleyen kanunlarda bu

yönde düzenlemelere gidilmiştir (bkz.

§§ 16-25).

34. Hukukumuzda da önem derecesi düşük olan bazı uyuşmazlıklara

ilişkin kararlara karşı kanun yollarına başvurma imkânı tanımayan düzenlemeler

öteden beri bulunmaktadır. Bu düzenlemeler Anayasa Mahkemesi kararlarına da

konu olmuştur. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, belli miktarın altındaki adli

para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı kanun yoluna başvurulamayacağını

öngören bir kuralı Anayasa’ya aykırı bulmamıştır. Mahkeme, anılan kararında

kuralın kanun yolu mercilerinin iş yükünü azaltma amacına dikkat çekmiş;

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının,

davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını öngören Anayasa’nın 141.

maddesiyle sınırlandırılabileceğini belirterek "önem derecesi az suçlar"

yönünden kanun yollarına başvurma imkânının tanınmamasının hukuk devleti

ilkesini ve adil yargılanma hakkını zedelemeyeceği sonucuna varmıştır (AYM,

E.2011/64, K.2012/168, 1/11/2012).

35. Nihayet 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasıyla Anayasa Mahkemesinin asıl işlevlerine odaklanmasını sağlamak, buna

engel teşkil edecek olan anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların

Mahkemenin iş yükünü artırmasını önlemek amacıyla Mahkemeye, anayasal ve

kişisel önemden yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verme yetkisi

tanınmıştır. Nitekim 6216 sayılı Kanun’un alt Komisyondaki görüşmelerinde;

benzer düzenlemelerin uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukukta yer aldığı,

amacının mahkemeleri iş yükünden kurtarmak olduğu belirtilmiştir (K.V.,

§ 50).

36. Anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterinin uygulanma

koşulları yorumlanırken kuralın amacının dikkate alınması ve bu kapsamda

öncelikle bireysel başvuru yönünden Anayasa Mahkemesinin işlevlerinin ortaya

konması gerekir(K.V., § 51).

37. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında objektif ve

subjektif olmak üzere iki temel işlevi bulunmaktadır.

Mahkemenin objektif işlevi Anayasa’nın temel hak ve özgürlükleri düzenleyen

hükümlerini yorumlamak ve bunların uygulanmasını gözetmektir. Subjektif yönü ise bireysel başvuru yoluyla önüne gelen

somut olayda anılan hükümlerin ihlal edilip edilmediğini incelemek,

gerektiğinde başvurucu lehine giderime hükmetmektir(K.V.,

§ 52).

38. Mahkemenin Anayasa’yı yorumlama ve uygulama şeklinde ortaya

çıkan objektif işlevinin subjektif işlevine göre ön

planda olduğu kabul edilmelidir. Zira bireysel başvuru yolunun temel

ilkelerinden ikincillik ilkesi ile bunun yansıması olarak Anayasa’nın 148.

maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen bireysel başvuruda bulunmadan önce

başvuru yollarının tüketilmesi koşulu dikkate alındığında temel hak ve

özgürlüklerin korunmasında öncelikle kamu makamları ve derece mahkemelerinin,

sonrasında ise Anayasa Mahkemesinin rolü bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

temel hak ve özgürlüklerin ilk elden kamu makamları ve derece mahkemeleri

tarafından korunması gerekir. Belli bir meselede bu merciler tarafından

Anayasa’ya uygun korumanın sağlanmadığının ileri sürülmesi hâlinde bireysel

başvuru yapılabilir. Bu durumda Anayasa Mahkemesi, o meseleye ilişkin olarak

Anayasa’yı yorumlar ve bir karar verir. Bundan sonra kamu makamları ve derece

mahkemelerinin aynı meseleye ilişkin uygulamalarını bu yorum çerçevesinde

gerçekleştirmeleri beklenir. Aksi durum, aynı meseleye ilişkin tüm uyuşmazlıkların

Anayasa Mahkemesi önüne taşınması sonucunu doğurur. Bu şekilde işleyen bir

bireysel başvuru yolunun sürdürülebilmesi ise imkânsızdır. Söz konusu yolun

işlerliğini devam ettirmesinde Mahkemenin Anayasa’yı yorumlaması kritik öneme

sahiptir. Bu işlevini en iyi şekilde yerine getirebilmesi ise -her bir

başvuruda adaleti sağlamaktan ziyade- Mahkemenin daha önce Anayasa’yı

yorumlamadığı meselelere odaklanmasına bağlıdır(K.V.,

§ 53).

2. Kriterin Uygulama Koşulları

39. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan,

başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvuruların kabul edilemezliğine karar

verebilir.

40. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksun

başvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlik kriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul

edilebilirlik kriterlerini taşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde

ihlal kararı verilebilecek nitelikte olsa bile Kanun’da belirtilen nitelikteki

bir başvuru kabul edilemez bulunabilecektir (K.V., § 55).

41. Diğer taraftan temel hak ve özgürlüklerin herhangi biri, bu

kabul edilebilirlik kriterinin kapsamı dışında

bırakılmamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlüklerden herhangi birinin ihlal

edildiğine ilişkin başvurunun bu kriter uygulanarak

kabul edilemez bulunması mümkündür. Bununla birlikte ihlal edildiği ileri

sürülen hak ve özgürlüğün niteliğinin anılan kriterin koşullarına ilişkin

değerlendirme yapılırken dikkate alınması gerekir (K.V.,

§ 56).

42. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların

kabul edilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: “Anayasal önem”

olarak adlandırılabilecek olan birinci koşul "başvurunun Anayasa’nın

uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının

belirlenmesi açısından önem taşımaması”, “kişisel önem” olarak

adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise “başvurucunun önemli bir zarara uğramaması”dır Kanun metninde iki koşul arasında “ve”

bağlacının kullanılmış olması nedeniyle anayasal ve kişisel önemden yoksunluk

kriteri uygulanarak bir başvurunun kabul edilemez bulunabilmesi için somut

olayda anılan iki koşulun birlikte bulunması gerekir (K.V.,

§§ 57-58).

43. “Anayasal önem” ve “kişisel önem” koşullarının neyi ifade

ettiği Kanun'da açıkça düzenlenmemiş, bu husus Anayasa Mahkemesinin takdirine

bırakılmıştır. Dolayısıyla anılan koşullara ilişkin ilkeleri Mahkeme, anayasal

ve kişisel önemden yoksunluk kriterini uyguladığı

başvurularda verdiği kararlarla belirleyecektir. Nitekim 6216 sayılı Kanun’un

alt Komisyondaki görüşmelerinde; söz konusu koşulların Kanun’da “müphem” olarak

düzenlendiği, uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukuktaki örneklerinde

olduğu gibi Anayasa Mahkemesinin içtihadıyla somutlaşacağı ifade edilmiştir (K.V.,

§ 59).

44. Her somut olayda kriterin uygulama

koşullarının bulunup bulunmadığı Anayasa Mahkemesinin takdirine bırakılmış

olmakla birlikte başvurucuların anayasal önem ve kişisel önemin varlığını

gösterme konusunda göstereceği özen, Mahkemenin yapacağı değerlendirmede etkili

olacaktır.

45. Anayasal önem koşulunun

uygulanmasıyla ilgili olarak kanun koyucu “Anayasa’nın uygulanması açısından

önem taşıma”, “Anayasa’nın yorumlanması açısından önem taşıma” ve “temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıma”

şeklinde üç unsur belirlemiş olmakla birlikte temel hak ve özgürlüklerle ilgili

Anayasa hükümlerinin yorumlanması işin doğası gereği temel hak ve özgürlüklerin

kapsamının ve sınırlarının belirlenmesini de içermektedir. Bu nedenle anayasal önemin, temel

hak ve özgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin “yorumlanması” ve

“uygulanması” açısından önem taşıma şeklinde ifade edilebilecek iki unsurunun

bulunduğunu kabul etmek gerekir (K.V., § 61).

46. İşin doğası ve kanun metni dikkate alındığında bir

başvurunun anayasal öneminin bulunduğu sonucuna varılabilmesi için onun bu iki

unsurdan biri açısından önem taşımasının yeterli olduğu anlaşılmaktadır (K.V.,

§ 62).

47. Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşıma

unsurunun başta Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce

yorumlamadığı meseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte

Mahkeme, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili hükümlerini

yorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden yorumlama

ihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun anayasal

öneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir. Sosyal ve ekonomik koşulların

değişmesi, temel hak ve özgürlüklerle ilgili mevzuatın yeniden düzenlenmesi ya

da belli bir meseleye ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin yorumları arasında

Anayasa’nın uygulanması bakımından tereddüte neden

olabilecek bir farklılığın ortaya çıkması gibi durumlar Anayasa’nın yeniden

yorumlanması ihtiyacını ortaya çıkarabilir(K.V., § 63).

48. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsuru ise

özellikle Mahkemenin Anayasa hükümleriyle ilgili yorumu ile kamu makamları ve

derece mahkemelerinin uygulamaları arasındaki farklılıkta kendisini gösterir.

Ancak her uygulama farklılığı, başvurunun Anayasa’nın uygulanması açısından

“önemli” olduğu anlamına gelmez. Anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterinin getirilmesinin amacı da gözetilerek temel hak ve

özgürlüklere ilişkin Anayasa hükümlerinin uygulanması açısından başvurunun önem

taşıdığının söylenebilmesi için kamu makamları ve derece mahkemelerinin belli

bir meseleye ilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı

olması ve bu farklılığın da önemli olması gerekir. Bir başka ifadeyle bu ölçüt

Anayasa'ya saygı gösterilmesiyle doğrudan bağlantılı olduğu için Anayasa

Mahkemesinin yorumu ile kamu makamları ve derece mahkemelerinin uygulamaları

arasında ortaya çıkan her türden faklılık değil

yalnızca Anayasa'ya saygıyı zedeleyecek farklılıklar önemli kabul edilmelidir (K.V.,

§ 64).

49. Bir başvurunun Anayasa Mahkemesinin yorumlarından farklı ve

yaygın bir uygulamaya ilişkin olması Anayasa’nın uygulanması bakımından önemli

olduğu anlamına gelir. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin yorumundan farklı

olan bir uygulama yaygın olmasa bile Anayasa’ya saygı ilkesiyle açıkça

bağdaşmaz nitelikteyse buna ilişkin başvurunun da Anayasa’nın uygulanması

bakımından önemli olduğu kabul edilmelidir. Böyle durumlarda Anayasa’nın

uygulanmasından açıkça kaçınma hatta bazen ona bir meydan okuma söz konusu olur

(K.V., § 65).

50. Kişisel önem koşulu, başvurucunun önemli bir zarara

uğramamış olmasını ifade eder. Bu koşul, somut olayın başvurucunun kişisel durumu

üzerindeki olumsuz etkisinin derecesiyle ilgilidir. Somut olayda ortaya çıkan

kişisel zararın önemli olup olmadığını başvurucunun subjektif

algısı belirlemez. Bu husus başvurucunun içinde bulunduğu koşullar da dâhil

olmak üzere her olayın kendine özgü koşulları dikkate alınarak ve objektif

verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilir (K.V.,

§§ 66, 67).

51. Zararın parayla ölçüp ölçülememesi, onun önemini

değerlendirme bakımından belirleyici değildir. Parayla ölçülmesi mümkün olmayan

zararlar yönünden de anayasal ve kişisel önemden yoksun olma kriterinin

uygulanması mümkündür. Öte yandan parayla ölçülebilen zararlar yönünden her

başvurucu yönünden geçerli olacak ve kişisel önem koşulunun belirlenmesinde

esas alınacak belli bir meblağ belirlenmesi mümkün değildir. Belli bir meblağ,

başvurucuların içinde bulundukları kişisel koşullara göre farklı önem

derecesine sahip olabilir (K.V., § 68).

3. İlkelerin Olaya

Uygulanması

52. Başvurucu, somut olaya ilişkin nihai kararı ciddi surette

etkileyecek nitelikteki EDS kayıtları ve kamera görüntülerini kendisinin bu

konudaki istemine rağmen ilgili kurumdan talep edilip getirtilmeden idarenin

sunduğu delillerle karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu iddiası, adil yargılanma hakkı

kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine ilişkindir.

53. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen iddialara ilişkin birçok

başvuruda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin kapsam ve

içeriğini belirlemiştir. Bu kapsamda (Yaşasın

Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §§ 32-37; Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, §§

42-48; Ramazan Tosun, B. No:

2012/998, 7/11/2013, §§ 34-42; Muharrem

Keserci, B. No: 2012/575, 8/5/2014, §§ 43-55; Ahmet Teyit Keşli, B. No: 2013/2237,

18/9/2014, §§ 55-65; Abdulselam Tunç, B. No: 2013/6986, 5/11/2014, §

56-66; Gürhan Nerse,

B. No: 2013/5957, 30/12/2014, §§ 33-40; Aziz

Ağırlı, B. No: 2013/1377, 25/3/2015, §§

32-43; Düzgit Yalova Gemi İnşa Sanayi A.Ş.,

B. No: 2013/8756, 15/4/2015, §§ 37-48; Targan Tolga Yungul, B. No: 2013/1386,

16/4/2015, §§ 23-31; Durmaz Oto. Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic. Ltd.

Şti.,

B. No: 2013/1020, 7/5/2015, §§ 22-35; Fahri

Gösteriş, B. No:2013/1297, 13/4/2016, §§ 27-37; Zekayi Çelebi, B. No: 2014/5633,

18/5/2016, §§ 25-30; Özgür Murat Engin, B.

No: 2014/7806, 21/9/2016, §§

38-44; Laleş Çeliker,

B. No: 2013/8413, 21/9/2016,

§§ 24-31) silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal

edildiğine ilişkin şikayetlerin Anayasa Mahkemesi tarafından incelendiği,

başvuruculara delillerini sunma ve inceletme noktasında mahkemelerce uygun

imkânların tanınması gerektiği, tarafların dinlenilmemesi ve taraflara delillere

karşı çıkma imkânı verilmemesinin yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı

hâle gelmesine neden olabileceği vurgulanmak suretiyle ilgili Anayasa

kurallarının yorumlandığı anlaşılmaktadır.

54. Başvurucu ayrıca, karar sonucunu değiştirebilecek esaslı

iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının da ihlal

edildiğini şikâyet etmektedir.

55. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli

karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Mahkeme, içtihadında insan

haklarına ilişkin güvencelerin soyut ve teorik olarak değil uygulamada ve

etkili bir şekilde sağlanması amacının gerçekleşmesi için derece mahkemelerinin

ileri sürülen iddia ve savunmalara şeklen cevap vermiş olmalarının yeterli

olmadığına, iddia ve savunmalara verilen cevapların dayanaksız olmaması,

tutarlı ve makul olması gerektiğine vurgu yapmıştır. Mahkeme özellikle açık ve

somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili

olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması

hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir

gerekçe ile yanıt verilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§

33, 34; Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Sencer

Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata, B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§

37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri,

B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59;Şah

Tarım İnş. Tur. Ltd. Şti., B. No:

2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48).

56. Buna göre Mahkemenin sıklıkla uygulanmış açık içtihatlarının

bulunduğu silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ile gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun genel bir soruna işaret

etmediği gibi Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların

kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından da önem taşıdığının ortaya

konulamadığı sonucuna varılmıştır.

57. Somut olayda başvurucu, maddi zararının 129 TL olarak

ödediği idari para cezası olduğunu ifade etmektedir.

58. Başvurucu, manevi bir zarara uğradığından bahsetmemiş ve

manevi tazminat istememiş; yalnızca yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi

ile bireysel başvuru harcının iadesini talep etmiştir.

59. Başvurucunun maddi zarar olarak belirttiği miktarın avukat

olarak görev yapan başvurucunun mali durumuna ciddi anlamda zarar verdiği ve

kendisi için ne denli önemli olduğu hususunda herhangi bir açıklamasının

olmadığı da gözetildiğinde başvuru konusu miktarın başvurucu açısından önemli

bir zarar olduğu kanaatine ulaşılamamıştır. Başvurucunun dile getirdiği,

ileride ceza puanlarının birikmesinin sürücü belgesinin iptaline sebep

olabileceği olasılığının ise bu aşamada önemli bir zarar olarak

değerlendirilmesi mümkün değildir.

60. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurunun Anayasa'nın

yorumlanması ve uygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da

önemli bir zarara uğramadığı sonucuna varılmaktadır.

61. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemden yoksun

olduğu anlaşılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Başvurunun anayasal ve

kişisel önemden yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu : F. N. G.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11928, 21 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. F. N. G. Başvurusu
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun
  16. B. No: 2013/5957, 30/12/2014, §§ 33-40; Aziz
  17. B. No: 2013/1020, 7/5/2015, §§ 22-35; Fahri
  18. B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59;Şah
  19. A. Başvurucunun kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli
  20. B. Başvurunun anayasal ve
  21. Yıldırım
  22. Özgüldür
  23. Kömürcü
  24. Yıldırım
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/11928
Tarih
21 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Osman Hilmi Özdil Başvurusu (B. No: 2014/14934)
  • Halil Erdoğan Başvurusu (B. No: 2014/7059)
  • Levent Baş Başvurusu (B. No: 2014/15887)
  • Yalçın Çakar Başvurusu (B. No: 2014/4864)
  • Fetullah Ağyürek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3452)
  • Aydın Akbulut Başvurusu (B. No: 2014/15060)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.