İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Hilmi Özdil Başvurusu (B. No: 2014/14934)

1. Başvuru, şeref ve itibara zarar veren yayınlarla ilgili

Başvuru No2014/14934Tarih22 Haziran 2017Okuma13 dk · 2.608 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Osman Hilmi Özdil Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2017
Başvuru Numarası
2014/14934
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.608 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, şeref ve itibara zarar veren yayınlarla ilgili

sorumluluğu olduğu ileri sürülen kişilerin cezalandırılması için yapılan

şikâyet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verilmesiyle şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜECİ

2. Başvuru 15/9/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Ulusal düzeyde yayımlanan Takvim gazetesinin internet

sitesinde 1/2/2014 tarihinde ''Hedef 24

Aralık'ta İktidarı Yıkmaktı'' ve3/2/2014 tarihinde ''Kozanlı Ömer'in Sırları'' başlıklı iki

haber yayımlanmıştır.

7. Başvuruya konu edilen 1/2/2014 tarihli haber metni şöyledir:

"Hedef 24 Aralık'ta İktidarı Yıkmaktı...

'Emniyet İmamı' O.H.Ö.'nün

24 Aralık Hayali Suya Düştü!

PARALEL Yapı'nın 'Emniyet İmamı' O.H.Ö. ile

bir bomba daha ortaya çıktı. Buna göre O.H.Ö., 17 Aralık Operasyonundan iki gün

sonra İstanbul Emniyeti'nden sorumlu imam M.K.'yı

aradı '24 Aralıkta hükümet düşecek görevlerinize döneceksiniz' dedi. Böylece

görevden alınan polislere güvence verdi. Ancak O.H.Ö., 24 aralıkta beklediği

gelişme olmayınca bu kez de 'Plan sekteye uğradı. Himmet fişlerini kaybedin'

dedi."

8. Başvuruya konu edilen 3/2/2014 tarihli haber metni ise

şöyledir:

"KOZANLI ÖMER'İN SIRLARI

Kozanlı ömer olarak

tanınan ve cemaatin emniyet imamı olduğu ortaya çıkan O.H.Ö.'nün

Dubai ve Erbil'e giderek önemli iş anlaşmaları yaptığı iddia edildi. İddialara

göre cemaate yakın işadamı A.İ.'nin özel uçağıyla

yurt dışına giden Kozanlı Ömer, bu seyahatlerde Türkiye'den çıkışta başka

yabancı ülkeye girerken başka pasaport kullanıyordu. Böylelikle Kozanlı'nın

takip edilmesi imkansız hale geliyordu ."

9. Başvurucu 10/2/2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığına verdiği şikâyet dilekçesinde özetle 1/2/2014 tarihli ''Hedef 24 Aralık'ta İktidarı Yıkmaktı''

ve3/2/2014 tarihli ''Kozanlı Ömer'in Sırları''

başlıklı haberlerin yer aldığı Takvim gazetesinin genel yayın yönetmeni ve

muhabirleri hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile (3) numaralı fıkrasının (b) bendi,

267. maddesi, 285. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi, 135.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları, 136. maddelerinde düzenlenen hakaret,

iftira, özel hayatın gizliliğinin ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı

kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme, gizli bilgileri ele

geçirme ve açıklama iddiaları ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunmuştur.

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 22/5/2014 tarihli ve

2014/35793 sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

11. Kararın gerekçe kısmı şöyledir:

"... Anayasamızın 28-32. Maddeleriyle 5187 sayılı Yasanın 3 ve

taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. Maddesinde basın

özgürlüğünün tarif edilip, hüküm altına alındığı, basın özgürlüğünün, ifade

özgürlüğünün ayrılmaz bir cüz'ü olduğu, genel olarak

basın özgürlüğünün doktirinde ve uygulamadaki amacı

hakkında, ülke gündemini oluşturan politik konular, kamuoyunu oluşturan

fikirler hakkında yorum yapma ve yayma, kamuoyunun önünde olan kişiler ile

ilgili haber verme ve yorum yapma, eleştirme ve aynı zamanda bunları basın ve

yayın araçları ile kitle iletişimine sunma, diğer yandan da yönetsel konular ile

ilgili fikir oluşturma haklarını içerdiği anlatılmakta ve benimsenmektedir.

Bu anlamda, eleştirin sert bir üslupla yapılmasının ve bazen nezaket

sınırlarını zorlamasının, eleştiri yapanın amacına eğitim ve kültür düzeyine

bağlı bir olgu olarak ortaya çıktığı, ancak, basın özgürlüğünün belli ölçülerde

abartmayı hatta kışkırtmayı da içerdiğinin kabul edilmesinin gerektiği,

gazetecilerin zaman zaman yazılarında kullandıkları kelime ve cümlelerin

polemik niteliğinde de olabileceğinin, bunların kişisel saldırı olarak

görülmemesi gerektiği, toplum önünde olan veya kamu görevinde bulunan kişilerin

veya buna talip olanların, toplumun diğer bir kısmına göre sert eleştiriye

muhatap olmasının da doğal karşılanmasının gerektiği, AİHM ve Yargıtay

kararlarında sıkça değinildiği,

Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi ile ilgili olarak,

yurt dışı kaynaklı internet sitelerinde yasal olmayan şekilde elde edilen

müştekinin konuşmalarının konulmasından sonra, mevcut konuşmaların

alenileştiği, basın mensubu olan şüphelilerin bu konuşmalar üzerinden ülke

gündemini ve toplumun genelini ilgilendiren, haber yapılmasında ve kamuoyu

tarafından tartışılmasında fayda gördüğü, değerlendirme ve eleştiri yapmanın

demokratik hukuk devletlerinin olmazsa olmazı olduğu, bu konuda Yargıtay ve AİHM'in bu özgürlüğü çok geniş olarak yorumladığı, şöyleki Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.7.2006 tarih

2006/181 sayılı kararında da belirtildiği gibi; "eleştirinin, ancak

toplumu irkiltmesi ve yanılgıları çarpıcı bir biçimde ortaya koyabilmesi için

yapılması ve bir ölçüde saldırı içermesi doğaldır. Bunun sonucu olarak onurları ve saygınlıkları örselenecek kadar

şiddetli olsa bile eğer eleştiri hakkının kullanılması söz konusu ise, suçta

hukuka aykırılık öğesi oluşmayacaktır" denildiği,

Özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçları

açısından da , toplumun bütününü ilgilendiren kişilerin özel hayatın gizliliği

anlamında, normal standartlarda yaşayan vatandaşlara göreözel

hayatın topluma yansıyan kısımlarının hukuka uygunluk sebebi olarak Yargıtay ve

AİHM içtihatlarında belirtildiği,

Yapılan iki haberin tümü bir bütün olarak incelendiğinde, daha önce

müşteki ile ilgili çeşitli kitap ve yazılarda haberlerin çıktığı, kamuoyunun ve

devlet yetkililerinin bir kısmının paralel yapı olarak vasıflandırdıkları bir

yapının içinde yer aldığı iddia edilen müşteki hakkında, toplumun bir kısmı

tarafından ve bu bir kısmın içinde yer alan gazeteciler tarafından sert ve

kırıcı bir üslupla yapılan haberlerin yukarıda bahsedilen AİHM ve Yargıtay

içtihatları doğrultusunda basın özgürlüğü kapsamında kaldığı

değerlendirildiğinden,

Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheliler hakkında kamu adına

kovuşturmaya yer olmadığına,..."

12. Anılan karara itiraz edilmesi üzerine Bakırköy 15. Ağır Ceza

Mahkemesi, 4/7/2014 tarihli ve 2014/538 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın

reddine dair karar vermiş; kanun yolları tüketilmiştir.

13. Karar, başvurucu vekiline 15/8/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 15/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. İlgili hukuk için bkz. Fetullah Gülen [GK], B. No: 2014/12225, 14/7/2015, §§ 11-24.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 22/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu; ulusal bir gazetenin 1/2/2014 ile 3/2/2014

tarihli basılı nüshalarında ve İnternet sitesinde yayımlanan haberlerde haksız

ve mesnetsiz olarak suçlandığını, masumiyet karinesinin çiğnendiğini, ayrıca yazıda

kullanılan söylem tarzının nefret söylemi boyutunda olduğunu, bunun ifade

özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, söz konusu iddiaların doğru

olmaması ve engellenmesi gerektiği açık olmasına rağmen kişilik haklarının

saldırıya uğradığı iddiasıyla ilgililer hakkında yapmış olduğu şikâyetin

Cumhuriyet Savcılığı ve itiraz mercii tarafından söz konusu yayının basın

özgürlüğü kapsamında olduğu gerekçesi ile reddedildiğini belirterek Anayasa’nın

36. maddesinde tanımlanan “adil yargılanma hakkı” ile 38. maddesinde güvence

altına alınan “Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.” ve “Ceza sorumluluğu şahsidir.” ilkelerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

18. Başvurucu ayrıca, 97(20) sayılı Avrupa Konseyinin Bakanlar

Komitesi Kararı, Birleşmiş Milletler (BM) Kişisel ve Siyasal Haklar

Uluslararası Sözleşmesi'nin 20. maddesi ve 12/2/2004 tarihli Avrupa Konseyi

Bakanlar Komitesi Deklarasyonu'nda ifade edilen siyasi tartışma özgürlüğünün,

ırkçı fikirleri veya nefreti, yabancı düşmanlığını, herhangi bir hoşgörüsüzlük

biçimini kışkırtan görüşleri kapsamadığının ifade edilmesi suretiyle nefret

söyleminin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüş;

hak ihlalinin tespitine ve ihlalin giderilmesine karar verilmesini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucu, kişilik haklarının saldırıya

uğradığı iddiasıyla ilgililer hakkında yapmış olduğu şikâyetin Cumhuriyet

Savcılığı ve itiraz mercii tarafından reddedilmesinin Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan “adil yargılanma hakkı” ile 38. maddesinde güvence altına

alınan “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya

kadar kimse suçlu sayılamaz.” ve “Ceza

sorumluluğu şahsidir.” ilkelerinin ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Başvurucunun bu şikâyetlerinin özü, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi

ile devletin, kendisinin şeref ve itibarına saygıyı etkili bir şekilde

sağlamaya yönelik tedbirleri almadığı iddiasıdır. Bu itibarla söz konusu

şikâyetin Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında incelenmesi gerekmektedir.

20. Somut olayda başvurucu, başvuruya konu haberlerde masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Buna karşın başvurucu, bu şekilde

yayınlar yapılması nedeniyle kamu gücünü kullanan herhangi bir organ veya

yetkili hakkında şikâyetçi olmamıştır. Başvurucu genel olarak yayınların

yapılması sırasında ve daha sonra devletin, itibarını korumadığından şikâyetçi

olmuştur. Bu çerçevede başvuruya konu haberlerde dile getirilen iddialar ve

kullanılan üslup nedeniyle başvurucunun suçlu olduğu inancı yansıtılmış olsa

bile söz konusu haber ve yorumların devlet yetkililerinin açıklamalarına

dayandığı veya bunların söz konusu haber ve yorumların yapılmasına neden olduğu

yönünde bir şikâyette de bulunulmadığı gözönüne

alınmalıdır. Bu itibarla masumiyet karinesinin ihlal edildiği yönündeki

şikâyetin de Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında incelenmesi gerekmektedir (Fetullah Gülen [GK], § 32 ).

21. Bu kapsamda bireyin şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17.

maddesinde yer alan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır. Devlet,

bireylerin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfî olarak

müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür. Ancak

devletin, bireylerin maddi ve manevi varlığına yönelik olarak üçüncü kişilerce

yapılan müdahalelere karşı etkili mekanizmalar kurma çerçevesindeki pozitif

yükümlülüğü, mutlaka cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz.

Üçüncü kişilerin haksız müdahalelerine karşı bireyin korunması hukuk muhakemesi

yoluyla da mümkündür. Nitekim üçüncü kişilerce şeref ve itibara yapılan

müdahaleler için ülkemizde hem cezai hem de hukuki koruma öngörülmüştür.

Hakaret, ceza hukuku anlamında suç, özel hukuk anlamında ise haksız fiil olarak

nitelendirilmekte ve tazminat davasına konu edilebilmektedir. Dolayısıyla

bireyin, üçüncü kişilerce şeref ve itibarına müdahale edildiği iddiasıyla hukuk

davası açarak da bir giderim sağlaması mümkündür (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 35; Fetullah Gülen, § 33).

22. Bir ihlal iddiasına ilişkin olarak başvurulabilecek birden

fazla etkili başvuru yolunun bulunması durumunda, kural olarak başvurucunun

aynı amacı taşıyan başvuru yollarının tamamını tüketmesi beklenemez (bkz. S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 30;

Halkevleri Derneği ve İlknur Birol,

B. No: 2013/577, 30/6/2014, § 28). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin,

yerleşik hâle gelen içtihatları uyarınca üçüncü kişilerce şeref ve itibara

yapılan müdahalelerle ilgili olarak yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulmuş

olması Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için şart olan tüm

başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği anlamına gelmez (Adnan Oktar (3), § 36; Fetullah Gülen, § 34).

23. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına

alınan şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına yönelik

uyuşmazlıklar açısından hukuki tazmin yolu; daha yüksek başarı şansı

sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yoludur (Fetullah Gülen, § 35).

24. Öte yandan hoşgörünün ve bütün insanların onuruna aynı

düzeyde saygının; demokratik, çoğulcu bir toplumun temellerini oluşturduğu

gerçeğinden hareketle “formaliteleri”, “koşulları”, “kısıtlamaları” veya

“müeyyideleri” izlenen meşru amaçla orantılı olmak kaydıyla hoşgörüsüzlük

temelinde nefreti yayan, teşvik eden, yücelten veya haklı gösteren tüm ifade

çeşitlerini önlemek ve hatta bunları cezalandırmak gerekli görülebilir (Sinem Hun, B. No: 2013/5356, 8/5/2014, §

32, § 40; Fetullah Gülen, § 36).

25. Bu nedenle nefret söylemi kullanılarak hakaret edildiği

iddiasını içeren başvurular açısından -başvuruya konu olayın kendine özgü

koşulları da dikkate alınmak kaydıyla- bireysel başvuru öncesinde hukuk yoluna

gidilmeksizin sadece ceza muhakemesi yolunun tamamlanmış olması yeterli

görülebilir (Sinem Hun, § 32). O

hâlde mevcut başvuruda yapılması gereken ilk iş, başvuru yollarının tüketilip

tüketilmediğinin tespiti için başvurucunun şikâyet ettiği haberlerde yer alan

ve kendisine yönelik olarak dile getirilen sözlerin nefret söylemi oluşturup

oluşturmadığını tespit etmektir (Fetullah Gülen,

§ 37).

26. “Nefret söylemi” ifadesinin genel kabul görmüş bir tanımı

bulunmamaktadır. Nefret söylemi olarak sınıflandırılabilecek düşünce

açıklamalarının tespit edilmesi, bu tür açıklamaların sadece “nefret” ifadeleri

veya duygusu aracılığıyla dışa vurulmaması nedeniyle oldukça zor görünmektedir.

Nefret söylemi, ilk bakışta mantıklı veya normal görünebilecek ifadelerde de

saklı olabilmektedir. Bununla birlikte onur kırıcı nitelikte olsalar bile ifade

özgürlüğü hakkının tümüyle koruması altında bulunan ifadelerin, nefret söylemi

sayılabilecek ve bu sebeple böylesi bir korumadan faydalanmayan ifadelerden

ayırt edilmesini sağlayacak ölçütlerin, konuyla ilgili olarak yürürlükte

bulunan uluslararası metinlerden ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)

veya diğer mahkemelerin içtihatlarından hareketle ortaya konması mümkündür (Fetullah Gülen, § 38).

27. “Nefret söylemi” kavramının çok sayıda durumu kapsadığı

söylenebilir. Bununla birlikte ilk olarak ırkçı nefretin veya başka bir deyişle

kişilere veya gruplara yönelik nefretin belirli bir ırka ait olmaları nedeniyle

kışkırtılmasının nefret söylemi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

İkinci olarak dinsel nedenlerle nefretin ve inananlar ile inanmayanlar

arasındaki ayrıma dayalı nefretin kışkırtılması da aynı şekilde nefret söylemi

kabul edilmelidir. Bunlardan başka, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin “nefret

söylemi” üzerine tavsiye kararındaki ifadelerine odaklanılırsa “saldırgan

milliyetçilik ve etnik merkezcilik” şeklinde ifadesini bulan hoşgörüsüzlüğe

dayalı başka nefret türlerinin kışkırtılması da nefret söylemi kapsamında

sayılmalıdır (Fetullah Gülen, § 39).

28. Bu kapsamda ten rengi ve etnik köken, toplumsal cinsiyet,

cinsel kimlik, cinsel yönelim, engellilik, siyasal aidiyet veya yaş

kategorileri ile mülteci, göçmen, yabancı veya başka dezavantajlı gruplara

yönelik nefret saikli ifadeler de nefret söylemi

türlerinden kabul edilmelidir. Sonuç olarak henüz uluslararası belgelerde ve

mahkeme içtihatlarında yeterince ele alınmamış olsa bile cinsel yönelim temelli

söylem gibi “hoşgörüsüzlüğe dayalı nefreti yayan, kışkırtan, teşvik eden veya

meşrulaştıran her türlü ifade biçimi” nefret söylemi olarak

değerlendirilmelidir (Fetullah Gülen, § 40).

29. Bu anlamda “nefret söylemi” muhakkak belirli bir kişiye veya

gruba yönlendirilmiş yorumları kapsamaktadır. Nefret söyleminin saikinin ise salt o kişiye ilişkin bir aidiyet olgusundan

ibaret bulunması gerekir. Bir gruba veya bir grubun üyelerine yönelik ifade,

nefreti teşvik ediyorsa ve bu teşvikin sözde geçerli nedeni o gruba isnat

edilen özelliklerse, bir grubun üyeleri sırf bu gruba üye oldukları için

aşağılanıyor, genel çoğunluktan farklı görülüyor, toplumsal olumsuzlukların

faili sayılıyorsa ya da bu grupların veya üyelerinin aşağılanmaları ve

haklarından mahrum edilmeleri, maruz kaldıkları dışlama, baskı veya şiddet

meşru gösteriliyor ise söz konusu düşünce açıklamasının nefret söylemi içerdiği

kabul edilebilir. Nefret söyleminde, belirli bir gruba ait bulunduğu için hedef

seçilmek suretiyle esasında kendisini o grupta tanımlayan tüm bireyler yönünden

barış ve huzur içinde yaşama hakkına müdahale edilmektedir (Fetullah Gülen, § 41).

30. Somut olayda başvurucu, ulusal ölçekte yayın yapan bir

gazetenin İnternet sitesinde yer alan haberlerde kendisi hakkında ayrımcı ve

nefrete dayalı hakaret içerikli ifadelerle kişilik haklarına saldırıda

bulunulduğu ve zedelenen hakları nedeniyle devletin etkili soruşturma

yapmayarak failleri cezasız bıraktığı iddiasıyla bireysel başvuruda

bulunmaktadır. Başvurucu, bir bütün olarak haberlerde yer alan sözlerin ve

söylem tarzının nefret söylemi olduğunu ileri sürmüştür.

31. Söz konusu haberler incelendiğinde (bkz. § 8, 9) haberlerin,

yapıldığı tarihler itibarıyla Türkiye'nin gündemini doğrudan etkileyen

"17-25 Aralık" sürecinin sonunda yaşanan ve toplumun ilgisinin mutlak

anlamda celbeden olaylara ilişkin olduğu görülmüştür. Bu bağlamda başvurucunun

adı anılan süreçte yaşanan olaylarla alakalı olarak sıkça zikredildiği

düşünüldüğünde başvurucu hakkında yapılan haberlerin onun aidiyetine ilişkin

bir motivasyondan kaynaklanmadığı sonucuna varılmıştır.

32. Bu kapsamda yapılan haberlerin ırkçı nefreti, yabancı

düşmanlığını veya azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara yönelik

saldırgan milliyetçilik ve etnik merkezcilik, engellilik, ayrımcılık ve düşmanlık

şeklinde ifadesini bulan İslamofobi, antisemitizim gibi dinsel hoşgörüsüzlük dâhil olmak üzere

hoşgörüsüzlüğe dayalı başka nefret biçimlerini yayan, kışkırtan, teşvik eden

veya meşrulaştıran ifadeler olmadığı gibi başvurucu hakkında yapılan haberlerin

de yalnızca belirli bir grubun üyesi olması nedeniyle söylenmediği dolayısıyla

“nefret söylemi” olarak nitelendirilemeyeceği değerlendirilmiştir.

33. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 19-20; Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26; Fetullah Gülen [GK], § 46).

34. Bu kapsamda başvuruya konu olayda başvurucu tarafından,

ulusal bir gazetenin internet sitesinde yayımlanan haberler nedeniyle basın

yoluyla hakaret, iftira, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin

kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme, gizli belgeleri ele

geçirme ve açıklama suçlarından ilgililer hakkında işlem yapılması talebiyle

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunulmuştur. Yürütülen

soruşturma sonucunda ilgililer hakkında bu suçlar yönünden kovuşturmaya yer

olmadığına karar verildiği ancak başvurucunun, somut başvuru açısından daha

etkili bir giderim yolu olan hukuk davası açma yoluna gitmediği

anlaşılmaktadır.

35. Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde üçüncü kişilerce

şeref ve itibara yapılan müdahaleler ile ilgili olarak başvurucu tarafından

yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulmuş olduğu ve somut başvuru açısından

daha etkili bir giderim yolu olan hukuk davası açma imkânı kullanılmaksızın

bireysel başvuruda bulunulduğu nazara alındığında Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunabilmek için tüm başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine

getirildiği söylenemez (Halkevleri Derneği

ve İlknur Birol, § 32; Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 19, 20; Fetullah Gülen, § 48).

36. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru yollarının

tüketilmemesi nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu/başvurucular üzerinde

bırakılmasına 22/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Osman

SARIASLAN

Başvurucu

:

Osman Hilmi

ÖZDİL

Vekili

:

Av. Orhan

KARAKUŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/14934, 22 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süeci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. "Kozanlı Ömer'in Sırları
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 19-20; Güher
  12. A. Başvurunun başvuru yollarının
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu/başvurucular üzerinde
  14. Necipoğlu
  15. Hakyemez
  16. Sarıaslan
  17. Özdil
  18. Karakuş
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/14934
Tarih
22 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Halil Erdoğan Başvurusu (B. No: 2014/7059)
  • Levent Baş Başvurusu (B. No: 2014/15887)
  • Yalçın Çakar Başvurusu (B. No: 2014/4864)
  • Fetullah Ağyürek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3452)
  • Aydın Akbulut Başvurusu (B. No: 2014/15060)
  • Mustafa Karaca Başvurusu (B. No: 2014/11657)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.