İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

F.y. Başvurusu (B. No: 2013/1798)

(Başvuru

Başvuru No2013/1798Tarih22 Ocak 2015Okuma15 dk · 3.017 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm F.Y. Başvurusu

Başvuru No
2013/1798
Karar tarihi
22 Ocak 2015
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.017 kelime·15 dk okuma·17 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2013/1798)

Karar

Tarihi: 22/1/2015

İKİNCİ

BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, Hizbullah Terör Örgütü üyesi olmak suçundan

yargılanarak mahkûm olduğunu, isnat edilen suçu işlemediğini, Mahkemece

delillerin yeterince değerlendirilmeyerek gerekçesiz bir şekilde karar

verildiğini, yargılamanın yaklaşık 13 yıl sürdüğünü, bu nedenle gerekçeli karar

hakkı ve makul sürede yargılanma hakkına bağlı olarak Anayasa’nın 36. ve 141.

maddelerinin ihlal edildiğini belirterek, yeniden yargılanma ve infazın

durdurulması talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 7/3/2013 tarihinde Anayasa

Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 29/3/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından, 26/6/2013 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve

bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2013

tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 26/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı görüşü başvurucuya 5/8/2013

tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu, karşı görüşlerini sunmamıştır.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Muş Cumhuriyet Başsavcılığının 9/2/2000

tarihli fezlekesi üzerine Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen

soruşturma kapsamında “Hizbullah İsimli

Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak, Terör Örgütü Propagandası Yapmak ve Terör

Örgütüne Yardım ve Yataklık Etmek” iddiasıyla 23/9/2000 tarihinde

gözaltına alınmış, 25/9/2000 tarihinde tutuklanmış ve 19/7/2001 tarihinde

tahliye edilmiştir.

9. Başvurucu hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığının 5/10//2000

tarihli iddianamesiyle “Hizbullah Terör

Örgütüne üye olmak” suçundan Van Devlet Güvenlik Mahkemesine dava

açılmıştır. Açılan bu dava, aynı örgüte yönelik açılmış olan ve 10 kadar

davanın birleşmiş olduğu Mahkemenin E.2000/82 sayılı dosyası ile 11/9/2001 tarihinde birleştirilerek, bu dosya üzerinde

yürütülmüştür.

10. Başvurucu hakkında, anılan suçtan Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

(5271 sayılı CMK’nın 250. Maddesi ile Yetkili) 13/1/2011 tarih ve E.2000/82, K.2011/5 sayılı kararı ile 6

yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilmiştir.

11. 10 iddianame kapsamında açılmış olan ve 48 sanığın yargılandığı

davanın 199 sayfadan oluşan kararın başvurucu ile ilgili olan kısmındaki

gerekçesi şöyledir:

“Sanığın süresi içerisinde 4959 sayılı topluma kazandırma

yasasından faydalanma talebine ilişkin İç İşleri Bakanlığı Emniyet Genel

Müdürlüğünün 13.09.2004 tarihli yazısında; Şüphelinin Hizbullah Terör Örgütüne

katıldığı, bu örgüt adına Muş ilinde faaliyetlerde bulunduğu, şahsın 23.09.2000

tarihinde yakalandığı, örgütte kaldığı süre içerisinde örgüt mensubu,

İstihbarat birim elemanı olarak görevler üstlendiği anlaşılmış olup örgütün

içindeki konum ve faaliyetleri ile uyumlu şekilde katıldığı faaliyetler

hakkında vermiş olduğu bilgileri mevcut bilgiler ile örtüştüğü ancak bu

bilgilerin örgütün dağılmasına veya meydana çıkarılmasına neden olacak

mahiyette olmadığı değerlendirilmektedir. Şeklinde

görüş bildirilmiştir (gerekçe s. 129-130).

Sanık F.'nin 1995 - 2000 yılları arası Hizbullah adlı silahlı terör

örgütünün üyesi olduğu, mülkiyeti kendisine ait ancak plakasını dahi bilmediği 34 … plakalı aracı örgüt mensubu A.

C.’ye verdiği, bazı şahıslar hakkında örgüte rapor

sunduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup… (gerekçe s. 129-130).

…Hizbullah

adlı silahlı terör örgütünün sair efradı olmak suçundan aranan sanık F. Y.

23.09.2000 günü Muş Emniyet Müdürlüğünce yakalanmış (gerekçe s. 129-130). Sanık

ifadelerinde örgüt üyesi olmadığını, kendisine iftira edildiğini belirtmiş,

Hizbullah terör örgütü üyesi olmaktan yakalanan ve Van DGM’de yargılanan sanık A.C.’den ele geçen 34 … plakalı aracın mülkiyeti sanık F. Y.’ye

ait olduğu halde sanık F.’in kendisine ait olan

aracın plakasını dahi bilmediğini, örgütün üyesi olmaktan daha önce yakalanan

A. B.’nin, ‘sanık F.’nin

kendi evinde kiracı olduğunu, bu evde ilk önce E.A.’nın

oturduğunu daha sonra eve M. R. Y.’nin taşındığını,

M. R. Y.’nin de evi F.’ye

devrettiğini, kirayı M. R. Y.’nin ödediğini...’ beyan

etmiştir.

…Sanık E.’nin 17.01.2000 günü İstanbul ili Beykoz ilçesindeki

operasyon neticesi ele geçen diktelerde örgüte köyde bulunan N. T., M. K., F. Y. ve M. Ş. K. hakkında rapor verdiği

anlaşılmıştır.

Mic.Word. mus1

Muş-şahıs bilgileri – MİT, MART 1996 belgesinde çok sayıda şahıs hakkında

kişisel değerlendirmelerin yapıldığı, değerlendirme yapanlar arasında M. U., M. R. Y., H. D., F. Y. isimlerinin yer aldığı

anlaşılmıştır.

Sanık A.

C. kolluktaki ifadesinde; ‘… F. Y., B… Köyü sorumlusu

olduğunu’ beyan etmiştir.

M. S. A.

ve A. C., F. Y. adına kayıtlı olan 34 … plaka sayılı araç içerisinde 30.01.2000 tarihinde

yakalanmışlardır.

Hizbullah

üyesi M. A. 6.3.2000 tarihli kolluk ifadesinde, sanık F. ile ilgili olarak; ‘A.

L.’nin evinde ders yaparken bizim gruba S. M. Ö. ve

F. Y. geldiler.’

Hizbullah

üyesi E. H. 18.02.2000 tarihli kolluk ifadesinde F. ile ilgili olarak; ‘F. Y.’nin oturduğu evde daha önce Muş Bölge sorumlusu E. A.’nın oturduğunu, E.’nin talimatı

ile eve giderek odunluktan silahları çıkardığını, ... F. Y.’nin

Muş B… Köyü sorumlusu olduğunu, …A. L.’ye bağlı iki

grup olduğunu, bunların bir grubunda da F. Y.’nin

olduğunu, kişinin serbest meslek sahibi olduğunu belirtmiştir.

A. B., F. ile ilgili olarak kollukta; ‘M. R. Y.’den

kirayı istediğini, kendisinin buradan taşındığını söylediğini ve yerine F. Y.’nin taşındığını, ancak kirayı ondan değil kendisinden

almasını söylediğini’ belirtmiştir.

Sanık F.

Y.’nin ‘MUŞ /PKK/KONGRA-GEL terör örgütü

BİLGİLERİ/NİSAN 1996’ adı altında örgüte bilgiler verdiği ve bunların İstanbul

operasyonunda ortaya çıktığı anlaşılmıştır.

Her ne

kadar dosya kapsamında sanığın özgeçmiş raporuna rastlanmamış ise de, diğer

örgüt üyelerinin hakkındaki beyanları ve sanık tarafından düzenlendiği

anlaşılan notlar bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde, belirli bir eğitim

ve tebliğ sürecinden geçen sanığın örgüt üyeliği konumu hiç kuşkusuz

gerçekleşmiştir (gerekçe s. 189-190).”

12. Başvurucunun temyiz istemi, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20/12/2012 gün ve E.2012/7970, K.2012/15259 sayılı kararı

ile reddedilerek, başvurucu hakkındaki hüküm onanmış ve aynı tarihte kesinleşen

bu karar 28/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup, karar gerekçesi

şöyledir:

“İlk derece mahkemesinde 19.04.2007 tarihli duruşmada

verilen ve daha sonra başka bir mütalaa verilmiş olması nedeniyle CMK'nın 230/1-a maddesi kapsamında görüş niteliğinde

bulunmayan mütalaayı hazırlayan Cumhuriyet savcısının temyiz aşamasında dosyayı

Yargıtay Cumhuriyet savcısı olarak inceleyip tebliğname

düzenlemesine yasal bir engel bulunmadığı gibi, dosya kapsamına göre;

tarafsızlığını şüpheye düşürecek bir nedenin de tespit edilemediği anlaşıldığından,

duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen bu hususa ilişkin temyiz itirazları

yerinde bulunmamış; … Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller

karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve

kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin

niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar …hakkında 4959 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış,

incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş

olduğundan, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme

sırasında sanıklar …müdafilerinin ileri sürdüğü ve yerinde görülmeyen temyiz

itirazlarının reddiyle hükümlerin onanmasına…”

13. Başvurucu, 7/3/2013 tarihli dilekçesi

ile süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Silahlı örgüt” kenar başlıklı 314.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye

olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.”

15. 12/4/1991 tarih ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“3 ve 4

üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin

edilecek hapis cezaları veya adli para cezaları yarı oranında arttırılarak

hükmolunur. Bu suretler tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her

nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet

hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 22/1/2015 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda, başvurucunun 7/3/2013 tarih ve 2013/1798 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, Hizbullah Terör Örgütü üyesi olmak suçundan

yargılanarak mahkûm olduğunu, isnat edilen suçu işlemediğini, Mahkemece

delillerin yeterince değerlendirilmeyerek gerekçesiz bir şekilde karar

verildiğini, gerekçenin hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğunu, suçun maddi

ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğini, yargılamanın yaklaşık 13 yıl

sürdüğünü, bu nedenle gerekçeli karar hakkı ve makul sürede yargılanma hakkına

bağlı olarak Anayasa’nın 36. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini belirterek,

yeniden yargılanma ve infazın durdurulması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

18. Başvurucu her ne kadar “gerekçeli

karar hakkı”nın

da ihlal edildiğini belirtmiş ise de başvuru dilekçesinin tümü dikkate

alındığında, şikâyetin özünün “yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı” ve “makul

sürede yargılanma hakkı”nın

ihlal edildiği iddiaları ile ilgili olduğu kabul edilerek, başvuru anılan bu

ihlal iddiaları kapsamında ayrı ayrı incelenmiştir.

a.

Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

19. Başvurucu, yüklenen suçu işlemediği halde maddi ve hukuki

dayanaktan yoksun gerekçe ile mahkûm edilerek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde özet olarak, Anayasa Mahkemesinin yerel

mahkeme kararlarını gözden geçiren dördüncü derece bir yargı organı olmadığı,

delillerin kabul edilebilirliği veya değerlendirilmesi gibi konuların öncelikle

yerel mahkemeleri ilgilendirdiği, başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet

hükmünün gerekçelendirildiği, ortaya konulan delillerin tartışıldığı ve

iddiaların Mahkeme tarafından dinlenip incelendiğinin anlaşıldığı, bu konuda

takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.

21. Başvurucunun, Bakanlık görüşüne karşı herhangi bir beyanı

olmamıştır.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel

başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

23. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme,

… açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un “Esas

hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin,

bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri,

bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

25. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir.

26. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece

mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen başvuruların

açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi

kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır. Bu kapsamda,

bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri

tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru

incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdir hatası veya açık bir

keyfilik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki

hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece

mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası veya açık keyfilik

bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B.

No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 25-26).

27. Somut olayda Mahkeme, başvurucu hakkında, dosya kapsamında

bulunan sanık ve tanık anlatımları ile diğer bilgi ve belgelerden yararlanmak

suretiyle ilgili mevzuat kapsamında bir sonuca varmış ve mevcut deliller

çerçevesinde başvurucunun isnat edilen suçu işlediğini kabul etmiş, bu kabulünü

makul gerekçelerle ortaya koymuş ve Yargıtay da bu kararın usul ve yasaya uygun

olduğunu belirterek kararı onamıştır (§ 11-12).

28. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararın

değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânını

verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin

incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı

gösterilmediği, bu süreçte karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi

sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından

dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna

sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık

keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B. No:

2013/2767, 2/10/2013, § 22).

29. Başvuru konusu olayda, başvurucunun, yargılama sürecinin

hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmadığı, Mahkemece

delillerin değerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil olmadığı,

gerekçenin yetersiz olduğu şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır. Buna

göre, başvurucunun iddialarının esas itibarıyla Derece Mahkemesince verilen

kararın yanlış olduğuna, delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

uygulanmasında isabet bulunmadığına ve dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin

olduğu görülmektedir. Yapılan incelemede, Derece Mahkemesince

yürütülen yargılama sırasında başvurucunun, karşı tarafın sunduğu deliller ve

görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve bunlara karşı etkili bir şekilde itiraz

etme ve kendi delillerini ve iddialarını sunma konularında bir sorunla

karşılaştığına dair bir bulguya rastlanılmadığı gibi, somut olayda dosyadaki

bilgi ve belgeler dikkate alınarak yapılan yargılama ve kurulan hükümde ve

kararın gerekçesinde herhangi bir bariz takdir hatası veya açıkça keyfi bir

durum da tespit edilmemiştir.

30. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

31. Yapılan incelemede, başvurucunun bu şikâyetinin açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

32. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın makul

süre içinde sonuçlanmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

33. Bakanlık görüş yazısında, AİHM kararlarına atıf yapılarak, yaklaşık

13 yılı bulan yargılama sürecinin makul olup olmadığı konusundaki takdirin

Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.

34. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer

verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

35. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§

41–45).

36. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere,

medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alanda

yöneltilen suç isnatlarının makul sürede karara bağlanmasını talep hakkı

tanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirilmesi olup, kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suç

isnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun pozitif

düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülen

cezanın niteliği ile ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan

fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza

hukukunun kuralları uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi

yapılmaksızın, adil yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B.

No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

37. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “Hizbullah Terör Örgütüne üye olmak” suçundan

9/2/2000 tarihinde soruşturma başlatılmıştır. İsnat

olunan suç 5237 ve 3713 sayılı Kanun hükümleri kapsamında hapis cezasını

gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç

isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına

girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014,

§ 32).

38. Cezai alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, kişiye

bir suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veya

isnattan ilk olarak etkilendiği arama veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı

an olup, somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun bahse konu suç

kapsamında gözaltına alındığı anlaşılan 23/9/2000

tarihidir. Sürenin bitiş tarihi ise, suç isnadına ilişkin nihai kararın

verildiği tarihtir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama

faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan,

değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 34;

B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32). Bu kapsamda, somut yargılama faaliyeti

açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucu hakkındaki suç isnadına ilişkin

olarak verilen onama kararının tarihi olan 20/12/2012

tarihi olduğu anlaşılmaktadır.

39. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, yargılamanın

konusunun devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı

oluşan silahlı terör örgütü üyeliği olduğu, ayrı ayrı 10 iddianame ile açılmış

ve 48 sanığı kapsayan birleştirilmiş davada başvurucu hakkındaki iddianamenin

ise 5/10/2000 tarihinde düzenlendiği, başvurucunun,

soruşturma kapsamında 23/9/2000 tarihinde gözaltına alındığı, 25/9/2000

tarihinde tutuklandığı ve 19/7/2001 tarihinde tahliye edildiği, davanın

yargılaması sonucunda 13/1/2011 tarihinde verilen kararın temyiz edildiği ve

Yargıtay tarafından 20/12/2012 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.

40. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir

(B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 22-45).

41. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti

nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın

karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında,

somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön

bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık 12 yıl 3 aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanunun 50. Maddesi Yönünden

43. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemeye

gönderilmesini talep etmiş olup, herhangi bir tazminat isteminde bulunmamıştır

44. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki

iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine,

C. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

22/1/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Özcan ÖZBEY Başvurucu : F. Y. Vekili : Av. Çetin KAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1798, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İkinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olaylar Ve Olgular
  9. A. Olaylar
  10. A. B.’nin, ‘sanık F.’nin
  11. M. R. Y.’nin de evi F.’ye
  12. F. Y. geldiler.’
  13. B. İlgili
  14. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. B. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca
  18. C. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  19. M. Emin KUZ
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1798
Tarih
22 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • Dilek Kaya Çakır Başvurusu (B. No: 2014/1949)
  • Yasemin Çongar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7054)
  • Abdulkadir Güneşdoğdu Başvurusu (B. No: 2013/6590)
  • C.s. Başvurusu (B. No: 2013/599)
  • Semihat Karakaya Başvurusu (B. No: 2014/941)
  • Kanber Geçer Başvurusu (B. No: 2013/8757)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.